Çalışırken iş zorbalığına maruz kalmak.

Hepimiz iş hayatına farklı pozizyonlar ve farklı ücretlerde başlasakta hepimizin ortak bir ismi var. Söylemeyin ben diyeceğim “ iŞÇİ” çalışabilmek için iş bulabilmek, sonra bir çok silsile ile  başladığımız işyerinde, sayısız zorluklar bizi kapının girişinde bekliyorlar.  

Her yeni doğuş yeniden başlangıç yeni kolaylıklar barındırmadan önce zorluğun zirvesini tattırır.  

Zafere giden yoldaki çetin zorluklar olarak kendimizi bu süreci sıradanmış gibi görmek alışkanlığımız maalesef daha iyisini görmediğimizdendir. İki önceki işimde asgari ücretten 500 – 600 Tl fazla kazandığım için insanlar nasıl geçiniyor. Çok iyi durumdayım diyordum. Fakat şuan ki işimdeki maaşım bu işin çok çok ötesinde diyebilirim. Hayatımda sayısız şey değişti ama ben size bu yazıyı yazarken tesadüfen fark ettim. Haliyle mevcut şartlarımızın her zaman en iyisi olmadığını söylemek istiyorum.  

Yaşamın her kesiminde olduğu gibi, İş hayatında da, arkadaş çevresinde de hatta aile ortamında bile ihtiraslar gücün iktidarın yetkinin şanın şöhretin güzelliğin yakışıklılığın paranın güç sayıldığı ve maalesef sanıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Birbirimizi kıskanıyor hatta çekemiyoruz. Her insan Türkcell kalitesi ile çekemiyor ne yapalım. İşte burada devreye daha önce bahsettiğim “duygusal zeka”  söz konusu giriyor. Normalinde ekip liderinin yapması gereken şeydir bu. Ama burada çalışansanız direnç gösterme zamanı size geldi demektir. Bununda yolu çelik ile güçlendirilen sinir sistemiyle hayatın gelgitleri, stres ve yaşanan bin bir aksilikleri olduğu gibi kabul ederek sıradanlaştıran bir düşünce sistemi olan “Duygusal Çevikliktir”. 

Yapılan her davranışın her zaman kasıtlı olmadığını düşünebiliriz, bazen iş ve sosyal arkadaş çevremiz iç dünyasındaki bir problemi hırçınlaştığını fark etmeden yansıtabiliyor. Çalıştığım kuruluşu Alman ama sonradan çok uluslu bir işletmede, işletme müdürünün benim hakkımdaki olumlu sözlerini hazmedemeyen kategori yöneticisi hanımefendi üzerime saldırarak başımıza müdür mü olacaksın ? 10 senedir buradayım benim hakkım demişti. Eğer işinizi düzgün yapıyorsanız bu çok sık karşılaştığınız bir durum olabilir. Bu tür durumlarda amaçlarınızı aklınıza kazımalı size yöneleceğine emin olduğunuz mobing unsuru olan baskıların neler olabileceğini ne tür duygusallıklar yapabileceklerini kurmacalar yerine tahmin ederek stratejiler geliştirmelisiniz. Zorluklar amacınıza ulaşmada birer açık kapıdır. Tecrübedir. Genellikle işyeri zorbalıklarında sizi muhatap alabilecek bir yönetici bulmanız zordur. Kurumsallamayı tamamlayarak hazmetmiş işletmeler ülkemizde oldukça azdır. Bunlardan başlıcaları Koç , Sabancı holdingleri ve alt şirketlerine bağlı işletmelerdir.Bu tür kurumsal yapılar değerler disiplinini çok iyi anlamış ve analiz ettiklerine inanıyorum. Ve gözlemliyorum.  

Asıl mesela olaylara bakış açımızdır. 

Duygusal gelgitlere uğramadan belli sorulara yanıtlar vererek, iş yaşamlarına belli bir aşamaya kadar,  bu tür olayları ciddiye almadan devam edebilirler. 

  • Ne oldu da bana böyle söyledi / davrandı  
  • Ben bu durumda ne hissettim Duygusal hissetmek.  
  •  Ne düşündüm  / olayın bana verdiği etki ve gelişimi  
  • Mobing hissiyatı beni nasıl etkiledi Huzursuz ve isteksizlik motivasyon düşüklüğü oldu mu?  
  • Davranışsal etki / Duygu hali beni nasıl yönlendirdi.  
  • Tüm bu yaşananları belirleyebilseydim ne olurdu Sonuçları değişebilir miydim ?   

Tüm bu sorular ve soru kalıpları bizim duygusal boşluğumuzu olaylardan etkilenmemizi, verim düşüklüğünü ve bununla nasıl mücadele edeceğimize dair ipuçlarını bulmak amacıyla sorulacak sorular ve sorgulardır. Olumsuz duyguları dinamik duyguyla karşılayabilirsek, daha etkin ve mantıklı sonuçları ortaya çıkarabiliriz. Her şey bizim elimizde değildir, keza planlıda değildir. Direnç ve dayanma sınırlarımızı yaşayarak tecrübe ederiz zamanla kendisine yeni bir kabuk bağlayan bu duygular, artık olaylar karşısında etkilenmekten öte etkileyici unsur olurlar. Zorlu ve stresli anlarda sergilenilen bu performans bir sonraki hayalimize ileri ya da geri adım atmamızı belirleyecek nihai hedeftir.  

Göstereceğimiz bu direnç, aslında pek istenmeyen bir yöntemle kazanılan stratejik bir güçten ibaret. Çok travmatik ve zorlu süreçler ile yaşanılan acı tecrübelerin sonucunda edindiğimiz birikimlerin mevcut gelişecek duruma göre analiz edilmesi ile oluşan bir farkındalık. Bu duygusal direnç mekanizmasının uygulanmasıyla artık birer “ hacı yatmaz” misali ayakta duracak ve zorluklara gögüs gerebileceğiz.  

Bu soruların elbet bir cevabı ve de bir sonucu vardır, baskı halinde baskıyı uygulayan kişinin bunu neden yapmak istediğini iyi anlamalı. Buna yönelik stratejiler geliştirerek, duygusal direncimizi yüksek tutmalıyız.  

Çünkü; amacımız yolumuz sonuç noktamız belli. Zafere giden yolda dikenli yollar, mıcır taşlı yollar hep olmuştur olacaktır. Mobing uygulayıcıları mevcut kurulu düzeni devam ettirmek isteyen şahsi amaç ve gayesine yönelik davranan ve de kendisinden daha iyi becerikli insanları hazmedemeyen amacına ulaşamayacağını fark ettiğinde başkalarının da aynı acizlikte olacağını sanan zavallılardır. 

Bizlere düşen de yılmadan bıkmadan yorulmadan hedefimize ilerlemektir. 

Yazının Sözü uygulaması :  

Başarı dikenli yolların sonunda bizi bekleyen kaktüstür. 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın