İş hayatında en sık yapılan yanılgılardan biri, kurumsallığı unvanlarla karıştırmaktır. Kartvizitte yazan pozisyonun, masanın büyüklüğünün ya da imzanın altındaki sıfatların kişiyi kurumsal kıldığı düşünülür. Oysa kurumsallık; yazıyla değil, davranışla ölçülür.
Bir insanın hangi pozisyonda olduğu değil, o pozisyonu nasıl taşıdığı önemlidir.
Ünvan Geçicidir, Duruş Kalıcıdır
Ünvanlar gelir, değişir, bazen tamamen ortadan kalkar. Ancak duruş, insanın yanında yürür. Zor bir anda sergilenen tavır, kriz anında kurulan cümle, yetki varken gösterilen ölçü… İşte gerçek kurumsallık tam olarak burada görünür.
Kurumsal duruş;
– sorumluluk almaktan kaçmamaktır,
– hatayı başkasına yüklememektir,
– yetkiyi güç gösterisine dönüştürmemektir.
Bunların hiçbiri bir görev tanımında yazmaz. Ama hepsi, iş hayatında insanı tanımlar.
Profesyonellik Nerede Başlar?
Profesyonellik çoğu zaman dış görünüşle ilişkilendirilir. Oysa asıl mesele, tutarlılıktır. Aynı insanı her ortamda görebilmek, aynı dili farklı şartlarda da koruyabilmektir.
Kurum içinde saygılı olup, dışarıda farklı davranmak…
Güçlüyle yakın, zayıfla mesafeli olmak…
Yetki artınca üslubu sertleştirmek…
Bunlar profesyonellik değildir. Bunlar, duruş eksikliğinin işaretleridir.
Güven, Sessiz Bir Sözleşmedir
İş hayatında güven; imzalanan sözleşmelerden önce kurulur. İnsanlar sizinle çalışırken sadece bilginize değil, tavrınıza bakar. Çünkü bilgi geliştirilebilir ama duruş, zamanla ortaya çıkar.
Kurumsal duruş;
– sözle değil, davranışla,
– vaatle değil, süreklilikle,
– gösterişle değil, tutarlılıkla inşa edilir.
Ve bir kez kaybedildiğinde, geri kazanılması en zor şeydir.
Son Söz
Kurumsallık bir ünvan meselesi değildir. Bir duruş meselesidir.
Herkes yönetici olabilir; ama herkes yönetici gibi davranamaz.
İş hayatında iz bırakanlar; unvanlarıyla değil,
arkalarında bıraktıkları güvenle hatırlanır.
✍️ Mesut Aydeniz
www.mesutaydeniz.com
