Problemli durumu lehinize çevirmenin yolları

Uzakta da olsa o köy de yolda bizim önemli olan uzakları yakınlaştırabilmek, uzun virajlı yollar dalgalı denizler uçurumların kenarları hepimiz için uygun olmasa da bazılarımız kenardan kuytudan geçmek konusun da biraz daha yetenekli olabiliyorlar.  Her zorluğun bir kolaylığı daha doğrusu doğru bakış açısı ile kazançlı çıkabiliyoruz. Zorluklar farklı çözümleri geliştirebilmek için önümüze sunulmuş imkanlardır. Alman filozof Friedrich Nietzsche’ nin çok güzel bir sözü var. Der ki Hacı Nietzsche “ Seni öldürmeyen şey güçlendirir. Kendimce edindiğim tecrübeler de hata yanlış ve hatalarımızda bunun bir bedeli olduğunda canımız yandığı için aynı hatayı tekrar etme ihtimalimizin neredeyse hiç olmadığını görebiliyoruz.  Veya bir işletme de yaşanan bir kriz de anlık olarak sürece müdahale edildiği vakit problemin en kısa sürede çözüldüğünü zararın en aza indirildiği hatta hatadan fayda sağlandığını görebiliriz. Fanta’ nın hikayesi  buna bir örnek olabilir. Merak edenler için bilihare yazarım. Her alanda ve konuda krizler olabilir önemli olan krizden kazançlı çıkarak fırsatı değerlendirmektir. CORONA geldiyse maske ve dezenfektan ihtiyacının zirve yapması kadar doğal bir durum yoktur. 

Önce önünüze çıkan engeli tanıyacak ve onu anlayacaksınız onun yöntemine göre ilerleyeceksiniz. Aklınızdan geçen çözüm önerilerinde ön yargısız ve tarafsız, özverili ve sizin gücünüzün ve de etkinizin dışında gerçekleşen ve değiştiremeyeceğiniz olayları olduğu gibi kabul edin. Bu başka bir deyimle önünüze çıkan setlerin size açılan kapılar olduğudur.  

Krizleri fırsata çevirmenin bilge adımları 

  • Sakin ve öfke, telaş ve de soğukkanlı olmak zorunda olduğunuzu unutmayın. Ahlamak vah- lamak yerine başkasının ettiği zarar sayesinde edindiği tecrübeyi nasıl değerlendirebileceğinizi hesaplayın. 
Fırsatçı bir arkadaşı görmüş olduk.
  • Daha önce yapılanın “TEKRAR ETMEK” herkesin yapabileceği en basit çözümdür. Düşünce yapınız “ zor başarılır, imkansız zaman alır” şeklinde olmalıdır. Eğer şartlar yapacağınız işe uygun değilse şartları değiştirin. Mesela bahçesinde ağaçların altında  çay içmek isteyen biriyseniz, önce o bahçenin olacağı evi satın almalı ve oraya ağaçlar dikmelisiniz.  
  • Herkes işine geldiği gibi günlük menfaatini haklı haksız ayrıt etmeden sunmaya ve dayatmaya çalışıyor. Bu sanıyorum ingilizler’ den dünyaya yayılan bir gelenek halini aldı.  Kendi eksik ve hatalarından kaynaklanan sorunlarda sizi muhatap ederler. Ülkemizde de genellikle 3. kişinin sorunlarını konuyla alakası olmayan kişi ile paylaşıp onu da sorunun ana paydaşı ilan eder alakasız kişi sürece müdahil olmayınca da düşman ilan edilir. Tüm dünyada böyledir. Bu nedenle başkalarının istemediği bir işi yaparken kurallara ve yasalara uygun kılıflar bulmalısınız. Bizim muhteşem bir atasözümüz var.  

            Der ki ; “minareyi çalan kılıfını hazırlar. Aklıma işyerinde bir iş arkadaşımın mantığı geldi. Başka bir bölgedeki şubemize göndereceğimiz koli’ li ürünleri, hiç ihtiyacımız olmasa da paletlere dizmişti. İlk başta anlam veremedik ve erken düşünüp herhalde düzenli olması için yaptığını zannettik. Aslında durum çok farklıydı. Elimizde ihtiyacımızın  çok üstünde palet vardı ve onlardan kurtulmak için resmi olarak ürünlerin altına yerleştirip çıkışlarını da yaparak paletlerden kurtulmaktı. Çok zekice ve kılıfına uygun bir hamleydi.  

İşte bu olaylara stratejik bakışın pratizmin sürrealizim ile kaynaştığı noktaydı. Gözümüzün önündeki fazlalık olan palet sorunu ile göndermemiz gereken transfer ürünlerin bizden çıkışını beraber yaparak, krize ve probleme çözümü aleyhten leyh’e çevirmeyi başarmış olduk.  

Yazının Sözü Uygulaması :  

Problemler çözümünü, kendisiyle beraber getirir. 

15 Temmuz 2016 Hain Cunta girişiminde haberleşmenin önemi

Hain ve kahpe Cunta girişiminin üzerinden dört yıl geçmiş ve vatansızlara karşı operasyonlar tüm hızıyla sürerken, ülkemiz bir çok badire ve faciaların merkezi haline dönüşmüştü. Kesintisiz demokrasi deneyimi bir asırlık genç Türkiye Cumhuriyeti’nin hayali olmaktan öteye gidememişti. ‘Demokrasi ve Adalet’in karşısında, Türk Milleti’nin düşmanları çeşitli isimler altında ülkemizin bağımsızlığını işgal ve engelleme faaliyetleri içine daha fazla girdiler. Bunlardan bir kısmı hain ve kahpece Türk Milleti’nin kanını dökerek, amaçlarına ulaşmaya çalıştılar. Oysa dün olduğu gibi bundan sonra da bu tür girişimlerini deneseler de, milletçe dik duruşumuza çarparak yok olacaklardır.

Ancak, çeşitli “kumpaslarla sivilleştirdikleri” Kahraman ve Asil Türk Ordusu’nun, herşey rağmen gönüllü neferleri ile daha da güçlendiğini, “ordusu olan bir millet değil, milleti olan bir ordu” olduğumuzu sürekli görüyorlar. Söz konusu “vatan” olunca, yaşamın bir önemi olmadığının bilincinde, nice adlı ve atsız kahramanlar gerektiğinde hep karşılarına çıkıyorlar…

Asil Milletimiz;

İyi ki varsın Eren! dediğimiz genç evlatlarını, kınalı kuzularını, Türk vatanı toprağı için şehit olmadı diye, evlatlıktan red eden analarını, tarihin hiç bir zamanında unutmayacaktır.

İYİ Kİ VARSIN EREN !

Onlar hiç vazgeçmedi, biz de ülkemizi korumaktan hiç vazgeçmeyeceğiz.

Değil Temmuz Haziran, yılın on iki ayı gelseler Türkiye Cumhuriyeti Milleti olarak; yani Türkmeni, Kürdü, Lazı, Çerkesi, Doğulusu, Batılısı, Karadenizlisi, Egelisi ile tek vücud bir Türk Milleti olarak, devletimizin yanında ordumuzun içindeyiz. Üniforma çıkınca askerlik biter sananlar; (üniformasını çıkarmak zorunda kalsa dahi) her daim Türk vatanı için son damla kanına ve son nefesine kadar asker kalanları görüyorlar, görecekler de…

Onlar hiç vazgeçmedi, biz de ülkemizi korumaktan hiç vazgeçmeyeceğiz. Değil Temmuz Haziran, yılın on iki ayı gelseler Türkiye Cumhuriyeti milleti olarak; Türkü, Kürdü, Karadeniz’lisi, Egelisi ile, devletimizin yanında ordumuzun içindeyiz. Üniforma çıkınca askerlik biter sananlara, üniformasını çıkarmak zorunda kalsa da her daim Türk vatanı için son damla kana kadar asker kalanlara…

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.

(Hüseyin Nihal ATSIZ, Kahramanlık şiiri 1. dörtlük).

İşte Kahramanlığın ete kemiğe bürünmüş hali ;

Ve hepsinden de öte, Türk Milleti’nin “Asker Millet” olduğunu, 15 Temmuz hain Cunta girişiminde olduğu gibi milletçe daima hatırlatacak ve devletimiz için daima set olacağız.

Gelelim “hain cunta girişiminde haberleşme” konusuna;

Haberleşme kelimesi İletişim terimi olarak bilgiyi elektriksel yollarla göndermeye, almaya, işlemeye verilen isimdir. Hain Cunta girişiminde en kritik hususlardan birisi de haberleşme idi.

Bilindiği üzere hainler; halkımızın haber, almasını engellemek amacıyla, ilk önce TRT ve TÜRKSAT gibi stratejik kurumları kendilerince ele geçirip, halkın haber almasını engellemek istediler. Ancak, unuttukları bazı şeyler vardı. Memleketin her kurumunda hainler olduğu kadar kahramanları da vardı. Örneğin, Özel Kuvvetler komutanlığında, Bir HALİSDEMİR çıktı. Adaleti sağladı.

Şehit Astsubay kıdemli Baş Çavuş ÖMER HALİSDEMİR / ÖZEL KUVVETLER KOMUTANLIĞI

ŞEHADET TARİHİ 16 TEMMUZ 2016
Rahmet minnet ve saygıyla önünde eğilerek…

Ve milyonlarca vatan evladı can siperhane biçimde sokaklardaydı. Çatışmalar bittiğinde, zafer Asil Türk Milleti’nin idi.. İşte o gece anlatılmayan, destansı görev yapan, sesleri çıkmayan, yıllardır var olan ama hiç kimsenin görmediği, komşularının garip biri olarak değerlendirdiği ve deli gömleği giydirdiği bir avuç vatanperverden bahsedeceğim.

Amatör telsizciler; Öncelikle amatör telsizcilik nedir diyerek kısaca özet geçeyim. Ulaştırma ve Altyapı bakanlığının gözünde hem var hemde yok olan, Kıyı emniyeti genel müdürlüğünce belgelendirilen ama yasal yönetmeliği dahi uygulamadan kaldırılan, hiçbir menfaat gözetmeden gönüllülerden oluşan, haberleşme operatörlerinin icra ettiği vazife uğraşıdır.

O karanlık ve bir o kadarda puslu gece yaşananların sadece haberleşme boyutundaki, kısımlarına dair özet geçmenin faydalı olacağına inanıyorum.

Teknoloji, sanayi çağının başlangıcından itibaren hızla gelişti. Savaşların da en önemli kısmı muhabere halk dilindeki sözcüğü ile, haberleşme’ dir. 1. ve 2. Dünya savaşlarının ülkemizin yaptığı her işin temelinde haberleşmenin güvenliği stratejik bir anlam ifade etmekteydi. Araya girerek yanlış iletilebilen bir haber binlerce masum insanın hayatına, hatta ülkelerin geleceğine şekil vermesine sebep olmaktaydı. İşte öyle bir gün 15 Temmuz 2016 Cuma. Yeryüzünün mahşeri Türklerindi. O gece bir avuç vatan evladı her zaman hobi olarak QSO (iletişim konuşması) yaptıkları, çeşitli frekanslarda ve bir çok rölede de milli Kuvvetlerin haberleşmesi amacıyla frekanslarını kamu hizmeti için hazır tuttular. O gün bu kadar hainlik ve kahpeliğe karşı “Onurlu Millet Başı Dik Devlet” sloganını en gür şekilde söyleyen birileri vardı.

TB1MAD- Amatör telsizci, Mesut Aydeniz

“Biz buradayız” mesajını en sosyal biçimde vermiş oldular. 15 Temmuz 2020 olarak, Cunta girişiminden dört yıl sonra tekrar hatırlamak ve hatırlatmak istedim. Bir kaç kupona alınmadı bu vatan!

Bundan sonra ne yapmalı nasıl yapmalı? Öncelikle üç tarafı denizlerle ve dört bir yanı hainlerle çevrili ATA VATAN Türkiye’nin, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı içeriğinde bir bakanlık kurarak “Sivil Haberleşme”yi destekleyen ve yöneten / yönlendiren bir pozisyona geçmesi gerekir. Bunun yanı sıra, tüm vatandaşların eşit olduğu, her işin istişare ile kararlar aldığı koordinatör bir kabine ile devlet sisteminin dengelenerek, kuvvetler ayrılığının da eşitlenmesi sağlanmalıdır. Kalabalık nüfusu ve oy oranları olduğu düşünüldüğü için, hiçbir gruba, zümreye, cemaate ve tarikata, üniter yapımızı bozmak amaçlı (küresel güçlerce oluşturulan) gruplara, gençlerimizi kaptırmamak ve devlet kadrolarında onları barındırmamak önemlidir.

Halkımızın böyle durumlarda iletişimi güçlü ve sağlıklı kurulması için gerek okullarda, gerekse camilerde ve üniversitelerde dersler verilmeli. Ana akım iletişim kanalları kapalıyken, devlet ile millet iletişimi asla kesilmemeli. Liselerde “Milli Güvenlik” dersleri yeniden ders programlarına eklenmeli, asker halk arasındaki yakınlık arttırılmalıdır. Demokrasiye yapılan saldırıları, dün olduğu gibi devlet ve millet el ele verip bertaraf etmelidir. Bunun da yolu öncelikle eğitim iledir. Ülkemizin gençlerinin eğitimine teknik alt yapılarımıza Ar- Ge projelerine süratle önem vermeli. Ülkemizi katma değerli ürünler ile zenginleştirmeliyiz. Yani “Bilim ve irfan yolunda birer mücahit olmalıyız..” Gençlerimize “MİLLİ SERVET” gözüyle bakmalı; Gençliğe hitabenin neden yazıldığını her an düşünmeli ve eğer ipin ucunu kaçırırsak, tekrar istiklal marşı yazacak şairi aramak zorunda kalacağımızı unutmamalıyız.

Milli bir devletin temeli, milli ve manevi duyguları yüksek vatan evlatlarının omzunda yükselecektir.

Bedeli ödendi ve tekrar kazanıldı. 

Bu vesile ile Gazilerimizi saygıyla, Şehitlerimizi de minnetle anıyorum.

Yaşasın Vatan ve Yaşasın Türk Milleti !

TB1MAD Amatör Telsizci, Mesut Aydeniz.

Azerbaycan Türkü olduğum için bizim lehçeden bir muzik eklemek istedim.

Yazının Sözü Uygulaması :

” MUHABERESİZ MUHAREBE OLMAZ ” Mustafa Kemal ATATÜRK