19 Mayıs’ta Gençliğe Sesleniş

Bugün sadece bir bayram değil. Bugün, yükün genç omuzlara emanet edildiği bir hatırlatma günüdür. 19 Mayıs; hızın değil yönün, enerjinin değil sorumluluğun konuşulması gereken gündür.

Bize sık sık “gençsiniz, enerjiniz var” deniyor. Ama kimse sormuyor: Bu enerjiyi nereye koyacağız?

Tecrüben yok diyorlar, işe almıyorlar. İşe alınmadığın için tecrübe kazanamıyorsun. Sonra yine aynı cümle: “Biraz daha tecrübeli olmalısın.” Bu bir bahane değil; yaşanan bir gerçeklik. Ve evet, bu döngü yoruyor. Umudu törpülüyor. İnsanı kendinden şüphe ettiriyor.

Ama şunu açıkça söyleyelim: Bu serzeniş tembellikten değil. Bu haykırış, sorumluluktan kaçan bir yerden hiç değil.

Bugünün gençliği yalnızca iş aramıyor; bir gelecek, bir istikamet, bir karşılık arıyor. “Çalışırım” diyor, “öğrenirim” diyor, “yük alırım” diyor… Ama karşısında kapalı kapılar, otomatik reddiyeler, ezber cümleler buluyor.

19 Mayıs’ın ruhu şunu fısıldar: Gençlik ciddiye alınmak ister. Deneme hakkı ister. Hata yapma payıyla birlikte sorumluluk almayı talep eder.

Bizler hazır paket başarı hikâyeleri değiliz. Henüz tamamlanmamış ama gelişmeye açık insanlarız. Hata yapma ihtimali olan ama bu hataların bedelini çalışarak ödemeye hazır bireyleriz.

Evet, gelecek kaygısı gerçek. Evet, şartlar zor. Ama gençlik; zor zamanlarda kenara çekilme lüksü olan bir dönem değildir. Gençlik, tüm bu adaletsizliğe rağmen kendini inşa etme cesaretidir. Kimsenin fırsat vermediği yerde bile hazır olma disiplinidir.

Haklıyız; çünkü sistem eksik. Adiliz; çünkü bahane değil, imkân istiyoruz.

Bugün görmezden gelinen bu gençlik, yarın bu ülkenin yükünü taşıyacak olan aynı gençliktir. O yüzden talebimiz nettir: Bizi övmeyin, sorumluluk verin. Bizi bekletmeyin, dahil edin. Bizi yargılamayın, yetiştirin.

19 Mayıs, bir başlangıcın hatırlatmasıdır. Gençliğin yalnızca umut edilen değil, güvenilen ve görev verilen bir güç olduğunu hatırlatır.

Ve biz, bu sorumluluğu taşımaya hazırız.