Seçtiğimiz kariyerin seçemediğimiz durumları…  

Ülkemizde çok sık kullanılan ifadelerden biride şu bölümü okudum ama, mesleğimi yapamıyorum cümlesidir.  Neden eğitim alamadığımızı sorguladığımızda bunun tek sebebi torpil yandaşlık ve adam kayırma dışında pek bir şey duymadım ki, tanıdık eş dost muhabbeti dolayısıyla kendi işini yapamayanlardan biri de bizahit kendim olarak, durumu oldukça sorguladım. 

Tek sebep Dayımın Amcamın Kuzenimin olmaması mıydı ? Merak edenler, yüce TDK dan sosyal mesajımı sorgulayabilirler.

Gençler olarak iş hayatına girdiğimizde eğer, aile zihniyeti uygunsa ve maddi imkanlarımız müsaitse yurt dışında eğitim alabildiysek ya da  tamamen özel nitelik ve entel bakış açısı sahibi ailede büyüyerek çocukluktan iyi bir eğitim almamızı sağlayarak ülkemizin adı duyulan büyük üniversitelerine yerleşmemize katkı sağlayacak maddi manevi imkanlardan mahrum kaldıysak, bundan sonraki hayatımızın iyi geçebilmesi akrabalık ilişkilerine kalmış demektir.   

Tabii Anadolu üniversitelerinde İngilizce hazırlık eğitimi alarak tabii bilinçli aile ve çevre yönlendirmesi ile desteklenerek te yapabiliriz ki, üniversite ek tercihleri denilen bir şeyin olduğunu ikinci kez sınava girdiğim yıl karşı komşumun bildiği halde söylemediğini yanlışlıkla itiraf etmesiyle   öğrenmiştim.  

Bazen Başarılı olabilecek olmanız yeterli değildir, doğru yönlendirme ve bilinçli bir gelecek planı çizmenize yardım edecek vizyona ve misyona desteği verecek bir mentora ihtiyacınız vardır.  

Bir şekilde herhangi bir üniversitenin  herhangi  bir bölümüne yerleştiniz ve 2 veya 4 yılın sonunda A4 büyüklüğünde kuşe kağıdı basılı bir kağıt parçası ve bir kullanımlık atımlık türde bir kepinizle vedanızı gerçekleştirdiniz.  

Üniversitenin kapısında standartlar da size iş  vermek isteyen şirket yetkilileri beklemiyor olacak. Hayal bile edemediniz değil mi ?    

İşte iş hayatının başı böyle başlayıp, sizi asgari ücretin bile altında stajyer çalışan adı altında sömürüp, sonrasında da balık istiyoruz ama uçabilsin aynı zamanda konuşabilsin özellikleriyle donatılmış ama bunu yapmak istemeyen modern köleler olarak tanımlamaya başlıyorlar.  

Her halükarda bir başlama ve bitiş için Veli Efendide Gazi Koşusuyla birlikte kendimize yer ediniyoruz. Bitiş  vefat başlangıç staj ne güzel ironi değil mi oldukça da ahenk ve uyuma sahip… 

İşte bunları fark etmeniz benim gibi 30’ lu yaşlarda olduysa, 30 yaşından sonra seçmediğimiz bir kariyeri değiştirebilir miyiz bunu konuşacağız.  

Her şeye yeniden başlarken bazı detayları boğulmasak ta yüzerken su yutmak şeklinde tadarak tecrübe edinebiliriz.   

Geçmişten bugüne hangi konuda iyi idin, nerelerde zayıftın geliştirmek için ne yaptın  ? 

Kendini nereye hangi konum ve sınıfa ve de şartlara ait hissediyorsun. 

Yeteneklerin arasında beceriksiz, iyi ve çok iyi olarak bir sıralama yaparak, yapmaktan keyif aldığın tecrübelerini yeniden değerlendirebilirsin. 

Planlarınla ilgili sektörün geleceği, iş olanakları ve senin bu meslek ile işlere uygunluğunu alternatifler ile ortaya koyabilmen gerekir. Elbette sorunlar yaşayacaksın bunlar içinde mentor desteği alman gerekeceğini unutmaman gerekiyor.  

Değişmeyen tek şey değişimdir !!!  

Yeniliklere katılım için algıda seçici ve açık algıda olmalısın her şey den ilham almalı gerektiğinde başkasının hatasından ders çıkarabilmelisin. 

Her kariyer yolculuğu birbirine eskizli ama, bir o kadar da benzersiz duyguların karmaşasında adım adım kararlardan oluşur. Doğru veya yanlış bir karar olmasından öte size ne hissettirdiği nereye götürdüğü daha etkili bir sonuç sunacaktır.  

Seçtiğimiz yol bize marjinal fayda / Marjinal zaman = Harkulade sonuç bile verse, elimizdeki kazı değil komşudaki tavuğun tüylerinin güzelliğine hasret kalıp tavus kuşuna hasetlik çekeriz. Bu bir soygun değil bu bir iç çatışmadır. Peki nasıl çözümleriz ?  

Belli bir yola girdik mesela Finans sektöründe çalışarak bir kariyer hedefledik ama işin genel muhasebe kısmındayız, artık bir değişim gerekiyor ama  ne yapacağız ?  

Hiçbir şey yapamasak bile tecrübelerimizi birleştirip, finansal muhasebe bile yapabiliyorken neden işletme branşında bir kariyere doğru evrilmiyoruz ? 

Bu süreçte hobilerimiz ve ilgi alanlarımızı da ekleyerek belki de finanstan öte global piyasalar veya borsacılıkta yeni bir kariyer oluşturabiliriz. Görülüyor ki insan sahip olduğunun nankörü sahip olamadığının esiri olarak yaşamaya çalışacak. Büyük şehirlerde trafik ve diğer katlanılan tüm eziyetler   para için çalışmak değil çalışmak için çalışmak haline dönüşürken kariyer yolculuğuna nasıl bir anlam ve verim katabiliriz ?  

Hayvanları seven birisi veteriner olamamış olabilir ama eğer sosyal destek rehberlik gibi branşlarda çalışma imkanını bulduysa hayvan sevgisi ile insanların ruhlarına dokunabilir sevgi ve huzur aşılayabilir.   

Satış- pazarlama alanında kariyeri olan bir çalışan seyahatler esnasında edindiği izlenimleri yazarak veya sosyal medyada anlatarak yeni bir medya içeriği oluşturabilir. 

Veya benim gibi çalıştığı işindeki aksaklıkları veya yaşadığı tüm olumlu olumsuz olayları anektodlarla blog sitesinde yazarak yayınlayabilir.  

Daha basitçe her çalışan bir süper kahraman olabilir yeter ki gizli yeteneklerini ortaya çıkarabilsin ve gizlilik kararını kaldırabilsin.  

Hayatımızdaki kontrol aslında hiçbir zaman bizim elimizde değildir. Ama ince tellerle şekillendiremiyor da değiliz.  

Mesela size değer vermeyen bir insana değer vermemek sizin elinizdedir ama siz yapmayı kendinize yediremediyseniz ve o zat- ı muhterem size aynı davranmasına rağmen siz davranışınıza güncelleme indiremediyseniz bundan sonra o size ne yaparsa yapsın HAKLIDIR ! 

Tüm bunları bir araya getirdiğimizde anlatmak istediğim aslında, hayatımızdaki prangalar bizleriz, mesela ben yemek yapamayacağıma inandığım için hala ailem ile yaşıyorum.  

Aslında denediğimde çok ta güzel yemekler yapabiliyorum ama hiçbir zaman içime kendi yaptığım yemeği yemek sinmiyor.  Bunlar bizim kendimize uydurduğumuz bahaneler ve kendimizi ikna için belirlediğimiz mega kent yaftalarıdır.  

Yaptığımız işlerde her ne yaparsak yapalım, temizlikte yapsak atomu da parçalasak 2+2 yi toplasak en iyi işi kendimize yakışan şekilde kendi usulümüzce ve kendi mantığımızda yeni bir tarz ile şekillendirelim. 

Böylelikle, zoraki olduğumuz bir kariyer yolculuğunda geçmişteki istek ve gayelerimizi de hedefleyerek bir sonraki adım için yeni bir pozisyon geliştirme için ön adımları atabiliriz. 

Üniversiteler neden nitelikli bireyler yetiştiremiyor ?

Peki neden böyle söyledim acaba ?

Ben zati muhterem Türkiye’ de akademik eğitime eleştiri getirenlerden birisiyim ki ; 

Yeni tamamladığımı düşündüğüm ve de henüz senesini doldurmayan, ülkemde “Yüksek Lisans” dünya’ da “Master“  adını verdiğimiz bir olay söz konusu. Hazır bitmişken sıcaklığı ile birkaç konuda fikir beyan etmeden geçemeyeceğim.

Kısadan hisse, yaşanılan tecrübeler ışığında aynı hataların tekerrür etme yarışmasını yapmadan, bir soluk almak yanlısıyım.  

Tabii bu işin doktora kısmı da var hatta, bütünleşik doktora denilen sosyal bilimlerde ağırlık kazanan bir türü dahi var olsa da, ben henüz tecrübe etmeye fırsat bulamadım. 

Gelelim akademik eğitimin başlangıcına, ama önce Türkiye’ de akademik eğitimin başlamadan bittiği nokta üniversitelerdeki uygulamanın yanlış olduğu bilinen ama üşendiği için kimsenin düzeltmediği ve milli iradeye kasıt olan eğitim sistemine, evet milli irade dedim sebebi şudur ki ; 

Her şey de yerli ve milli olmamız gerektiği gibi eğitimde de yerli ve milli olmalıyız nasıl mı ? 

3,200 civarı ön lisans bölümü var. Bilindiği gibi meslek yüksek okullarında verilen bu eğitimde yüksek öğretim kurumu veya ölçme, seçme ve yerleştirme merkezinden başkanları ve yetkilisi kim varsa sorunuz bu bölümleri süre sınırlaması olmaksızın 50′ den fazlasını sayamaz. Evet doğru okudunuz 50 adet üniversite bölümünden bahsediyorum.

Bir ara süt ve ürünleri teknolojisi bölümü görmüştüm. Bu bölüm mezunu arkadaşlar acaba ne yapıyor diye merak ederken bölümün ülke genelinde bir çok üniversitemizde olmasına rağmen, tercih edilmediği de ortaya çıkmıştı.

Ya da aynı işi yapan ama harf farklılığı olduğu için farklı kodu olan bölümlere ne demeli ? 

Veya çağımızın teknolojisi üzerinden bir örnekleme yapalım. 

Fen bilimlerinden örnek verelim. 

Bilgisayar Operastörlüğü

Bilgisayar Operastörlüğü ve teknikerliği

Bilgisayar programcılığı

Bilgisayar Programlama

Bilgisayar teknolojileri ve bilişim sistemleri

Bilgisayar teknolojileri ve yönetimi

Bilgisayar teknolojisi

Bilgisayar teknolojisi ve programlama

Bilgisayar ve enformasyon sistemleri

Bilişim sistemleri ve teknolojileri

Bilişim ve iletişim teknolojisi

Yönetim bişilim bölümü

Yukarıda adı geçen bölümler aynı işi yapan farklı isme tabii bölümlerden sadece bir branşa örnek sayılabilinir. Ve bunların hiçbiri denk değil. sadece ismi farklı ama hiçbirinin içeriği yok.

Sosyal bilimlerden de bir örnek vermek gerekirse. 

Büro hizmetleri ve yönetici asistanlığı

Büro yönetimi

Büro yönetimi ve sekreterlik

Büro yönetimi ve yönetici asistanlığı

Veya ; 

Kamu yönetimi 

Kamu yönetimi ve siyaset bilimi  

Siyaset bilimi 

Yani ayrı ayrı tutmanın ne anlamı var ? 

Hepsi bir yana Ön lisans bölümlerinden mezun olan arkadaşlar dikey geçiş sınavı ile yerleştikleri lisans bölümlerinde kendi üniversitelerine gitseler bile dersleri sayılmıyor ve 6 – 7 yıl Lisans eğitimi alarak, ülkemize ve geleceklerine ömürden bekleyerek ölümü bekleyen bir canlı gibi sürümceli bir hayat sürüyorlar. 

 Peki Çözüm ne olmalı ? 

Bir kaç ay önce yüksek öğretim kurumu’ nun aldığı kararlar gereği aynı iş yapan bölümler konusunda bir çalışma yapılacağını duydum. 

Umarım  devamı gelir ve DGS mağduru gençlerimiz yani “ülkemizin gerçek milli servetlerinin” ömürlerini heba etmeyiz, ve hem ön lisans hem de lisans sonrası ve öncesi bu nedenlerle ülkemizden göçüp giden gençlerimizi tekrar kazanırız. 

Akıp giden su değil ömür ve zaman ve geri sar yeniden izle maalesef olmuyor. 

TİVİBU ile karıştırmayınız. 

Çeşitli lisans ve ön lisans bölümleri mevcut bende lisans “kamu yönetimi” olarak, kendi bölümümden örnek vermek istiyorum.  

Var sayalım sadece “Kamu Yönetimi” bölümü 30 farklı üniversitemizde var.  

Uygulamada 30 farklı üniversitede 30 farklı içerikte ders işleniyor. 

Başka bir değişle;  

Örnekleme olarak, Kütahya Dumlupınar üniversitesinde kamu yönetimi bölümünde olan bir ders olan “yerel yönetimler 1” adlı ders Muğla Sıtkı Koçman üniversitesinde hem AKTS hem de kredi puanı olarak karşılanmıyor.

Böylece öğrenciler çok farklı içeriklerde niteliksiz yetersiz ve  de sadece dört yıllık bir süreçte sadece bir kağıt parçası ile üniversite bitirmiş oluyorlar. 

Sonrası malum ülkemiz neden gelişmiyor diye televizyon programlarında tartışıyoruz ? 

Not : Bu yazımı Afet Haberleşme operatörü ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği bölümü öğrencisi TB3DNA “Necdet AKDENİZ ” den aldığım bilgiler ışığında güncelleyerek yazmış bulunmaktayım. Kendisine teşekkür ederim.

Yazının sözü Uygulaması:

Geleceğimiz geçmişimizde yaptığımız hatalar oranında bize fayda sağlar.