Çalışırken iş değiştirenlerin mülakatlarında sıkça sorulan klişeler… 

İş hayatı başlı başına bir girdap olsa da ender nezihlerde var. Dışarıda pazarlamasını harikulade yapıp mali bilançosu görünmez kahramanlara emanet, kofti işletmelerde… Senede iki defa kendi belirlediği yerlerde ücretsiz izne gönderende hak edişin yıllık iznin olmasına rağmen eksik personel, iş yetişmesi önceliktir biz aileyiz diyerek aileni sana öteleten de… 

Her kriz bir fırsattır denilse de bazen, fırsatlar da kriz olarak hayatın olağan akışında kendine yer edinebiliyor.  Cennet ülkemizde Türk milleti olarak genellikle, belediyede temizlik işçisi olarak bir işe girmek için dahi başta mahalle muhtarı olmak üzere bir çok kişiye yüz görümlülüğü vermek gerekse de, başlanılan o işte eskiden yıllarca kalınır, emekli olunurdu.  

Şimdinin genç jenerasyonu dinamik bir çalışma biçimi benimsiyor. En son 90’  lı yıllarda doğanlarla (Y kuşağının mirasçıları aslında bana göre kara kuşak) hatıralaşan disiplin ve ben bu işi ne olursa olsun başarmalı ve direnerek, çalışıp emek ve alın teri ile kazancımı kazanmalıyım. İstisnalar harici, zihniyetinden kolay para, kolay iş değiştirme, arkadaşım işten ayrıldı bende ayrılmalıyım mantığına dönüştüğü ama az  fakat öz bir Z kuşağı neslinin de daha özgür iş hayatının çok yönlü personel algısına rağmen, benim istediğim olmazsa çalışmam nazımcılardan oluşan, en ufak iş yoğunluğunda işyerine istifa ediyorum bile diyemeden giderek tanıdığımız yiten milenyumcularımız… 

Gençliğe güvenen liderin gençliğin heva ve fırsatlara açık halleri bir dönem yaşı ilerledi daha genç kadrolara yer açmak için işinden edilen emekli olan tecrübeli kadrolara ihtiyacın ne kadar anlamlı olduğunu bir kez daha gösterime girmesine vesile oldu.  

Her iş devam etmelidir, aksi hali olağan her akışa aykırıdır ve yahut imitasyon ile devamı gerekir. Olmayışı doğal akışına aykırıdır. İş değişikliği veya pozisyon değişikliği dahi olsa, her boşluk kan değişimi gerektirir. Bu da bir sonraki iş mülakatında size yeni bir pozisyonun açılışını ifade eder. 

  • Sizi tanımak istiyoruz, neleri ne için hangi isimlerle yaptınız ? İş dışında anlatmak istediğiniz sizi diğer adaylardan ayıran bir niteliğiniz var mı ?  

Malumun ilanı yeni mezunuz veya staj dışında 2 – 3 farklı noktada lise aşkları gibi kısa süreli tecrübe edindik. Ve asıl olan geleceğimizi şekillendirecek kariyer adımlarımızı attığımız yeni işinize kavuşmanızdır.  

İşte burada halk arasında CV olarak bilinen öz gelmişiniz ve geçmişiniz  devreye giriyor. Bugünden önce neler yaptınız geldiğiniz nokta, öz geçmişiniz ise, bugüne kadar kendinize yaptığınız akademik eğitimler kurslar haricinde kalan iş tecrübelerinizdir. 

Görüşmeyi yapan insanlar farklı deneyimleri, hobileri duymayı hikayeleri tanımayı yaşanan tecrübeleri duymayı çok severler. Benim yazılarım gibi bol virgüllü bir görüşme yapmadığınız sürece kısa net anlaşılır ama bir o kadar da açıklayıcı oluşunuz size kazanım olarak geri dönecektir.  

Başlangıçta, sempatizim inancıyla başlayıp neden burada olduğunuzu doğru kodlamanız, orta şeritlerde ise mesleki deneyimlerinizi anlatmalısınız. Burada yapılan en ciddi iletişim kazası sayfalarca süslü kelime ve sosyal medya içerik uzmanı gibi uzun uzun açıklanan sizi mülakata dahi davet etmeleri için gerekli merak ve fırsatın oluşmasına izin vermeyen çok detaylı ÖZ GEÇİŞLERİ anlattığınız destansı CV’ lerinizdir. 

Patronun ve sizin harika sonlu bir iş görüşmesinde bulunmak istiyorsanız, doğru vurguyu doğru yerde yapmalı. Başvurduğunuz şirketin varsa yan şirketleri dahil, tüm süreçlerini misyon ve de vizyonunu da hatim etmelisiniz.  

 Eğer kobi ise, ne iş olsa yaparım abi derken, kurumsal bir organizasyon ise başvurulan pozisyona göre  öz geçmiş hazırlanmalıdır. Geçmişte yaptığınız işe göre başvuru yapmanız her zaman önemlidir. Bunun için SGK da doğru meslek kodlarının verilmiş olması sizin açınızdan çok ciddi bir avantaj ve tecrübe kanıtlama aracıdır. 

Bir iş görüşmesi için çeşitli aşamalar vardır fakat, canım ülkemde insan kaynakları müdürü ünvanı’ nın kartvizit dışında kalan kısmını personel sayısı ile doldurulmaya çalışıldığı bir iş kariyer sisteminde ön görüşme sonrası ender de olsa, çevrimiçi bir sınav uygulaması ile evrak toparlama maratonuna katıldığımız bir macera olarak nitelendirebiliriz. Maalesef sizi değerlendirmesini bekledikleriniz sizden daha az niteliklere sahip olduğunda ama kendilerini “dük, Marki, kont, vikont ve baron” olarak tanımladıklarında iletişin ana ögesi olan dönüte cevap alınamamaktadır.  

Ama siz yine de sancağınızı şahlandırın, onbaşı gibi sizi dinleyenlere karşı yaptığınız mesleğe olan inancınızı ve ilgi duymanızdaki sizi bu görüşme odasına getiren olaylar ve bu yolda aldığınız eğitimlerden bahsedin. Hikayeleştirme yapılarak anlatılan bu anlatım türünde, eğitiminizin ve eski şirketinizin uzmanlaştığı konularda kendinizi nasıl geliştirdiğinizi yeni şirketinizde farklı olarak kendinizi nasıl geliştirmek istediğinizi konu sektör ikileminin tek bir uçta uzanan bir doğrultu gibi kariyer çizginizdeki anlamlandırarak aranan aday benim diyebilendir şeklinde noktayı altın sembollerle bezeyin. 

Eğitime olan açlığınızı hangi okullar için hangi çabalar verdiğinizi en güncel verilerle en verimli eğitimi nasıl sağladığınızı meslek konusunda geçilen aşamaları gruplandırarak ama çok fazla detaya girmeden tüm ana başlıklar üzerinden sunabilirsiniz.  

Ülkemizde bir çok şirket bir çalışanının önerdiği beraber farklı bir şirket kültüründe çalıştığı kişi ile çalışmak ister. Çünkü kontrol edilebilir çalışan neyi nasıl yapacağı bilinen personel eski köye yeni adet getirerek  bu iş aslında böylede yapılabilir diyerek omurgası oturduğu zannedilen işletme sistemini angarya ünvanlar’dan çok uygulanabilirlik düzeyine kademe atlatmayı denemez. Yine de bazı noktalarda REFERANS HAMİLİ KART YAKININIZ olabilir. İşte adını söylediğiniz kişi var olduğu sürece sizde var olabilirsiniz.  Ve daha da önemlisi sizi öneren kişinin adından öte, NASIL BİLİRDİNİZ ? Sorusuna cevap alabilmeleridir. 

Malumunuz NASIL BİLİRDİNİZ BİLİRSİNİZ ? 

İki yerde sorulur oldu birisi bu Dünya mülakatı ve  öteki Dünya mülakatı…  

İyi bilmekten öte iyi tanıyın ve gerçekten ortak bir bağlantıdan öte geçmişiniz olsun. Üniversitede hocanız, eski şirkette çalışma arkadaşınız veya stajlarınızdaki yan departmandaki ilişik departman yetkilisi bağ  olduğu kadar bağlantı da çok önemli bir hal alıyor.  

Söz konusu işte sizi buna başvurmanıza ikna eden detay ayrıntıda gizli olan bilinmezlik neydi ?  

Şirketin vizyon ve misyonunu hatmederek gideceğiniz görüşmede bu vizyonlarla sizin amaçlarınız kelime dansları ile örtüşebilmeli.   

Neden  bu pozisyonda başka şirketlerde varken siz bu işletmeyi tercih etmek istediniz ?  

Öldürücü ve yaşatıcı noktada budur işte… 

İşe alınmış gibi rolün sizin ilerlemek istediğiniz doğrultuya uygunluğu ve gelecek eğitimlerinize vereceğiniz haritalandırmada topoğrafik olarak size yol gösterebileceğine aşina olmasanız da hevesiniz ile izlemek istediğiniz yolda samimiyetinizi gösterin.  

Neyi neden istediğiniz buradaki asıl etken madde yoksa iksirin tadına bir de kurbağa bacağı karışıyor. Sonra trake solunum ile fotosentez yapma hayali ile kurum kültürüne 3 yerli 3 yabancı kelimede kendinize yer beğenirsiniz.   

Örneğin ben, organizasyon yapısına çalışana verdiği sosyal haklara izin ve çalışma sürelerine şirket içi iletişime önem veririm bununda temel sebebi çalıştığım işletmelerde bunların olmayışıdır. 

Yani insan ne yoksa onu arar var olanı gördüğünde varlığının bile farkına varamaz.  

Nasıl çalışmak istediğinizi bildiğiniz kadar bilmeliler, siz de onların ne beklentisi olduğunu görerek kendinize sorun kriz anında ne yapacağım ? Kendinizdeki eksiklikleri nasıl tamamladınız ? 

Hala hangi konuda kendinizi geliştirmek istiyorsunuz ? Ekiple mi tek başınıza mı daha iyi performans sergileyeceğinize inanıyorsunuz ?  Aynı anda birden fazla işe kanalize olabilecek, proje yönetebilecek ekibi eğitebilecek kadar altyapınız sağlam mı ?  

Eğer yol, su elektrik kısmını hallettiysek en önemli ödeme kalemi olan vergiler yani maaş ödentisi kariyer sitelerinin bazılarında ortalama maaş oranları tabii kıdem tecrübeye borçludur mantığıyla, görebileceğiniz oranlar sektörel cevaplar bulunmakta. Ama bunu belirtirken sonucun ardından nedeninizi haklı oran orantıya ve mücbir sebeplere dayandırmanız gerekiyor.  

Her zaman eli sonradan değil önceden yükseltmek gerek. Ama bilinmelidir ki ince çizgide teklifi önceden öğrenmeniz size yeni bir hamili kart yakınımdır olmadan kariyer imkanı sunacaktır.  

Önce kendinize sonra karşınızdakine dürüst olun, dürüstlük nedenli kaybederseniz günün sonunda gerçek kaybeden siz olmayacaksınız. Sektöre göre eğitim dahi olsa verilen iki yıllık bir mola dahi olsa, sektör güncelleme aldıkça sizin de güncellenmeniz gerekir. Neredeyse her hafta bir mevzuat değişen Gümrükleme işleminde 6 aylık bir ara bile 10 yıllık bir ara gibi kabul edilir. 

Böylelikle iş değişirken,  hangi detayların nasıl söylenebileceğine yönelik bir kaç söz dizimini sıralamış olduk.  

Cümlenin sonunda ekleyebilirim ki… 

En iyi yatırım kendinize yaptığınız bilgi zamanla da oluşan tecrübe yatırımıdır.  Neyi neden istediğiniz hedefiniz doğrultusunda ilerlediğiniz yollar bütünü size gelecek sunacak, her yolda şerit değişmek zorunda kalsanız bile en iyi işi siz başarmış olacaksınız.  

Unutmayınız ki ; hepimizin bildiği ve bize inanan bir liderin güvendiği gençler olarak aşağıdaki sözü her zaman aklınızda satır aralarında virgül sonrası cümle sonucunu her zaman hatırlayın. 

“Bütün ümidim gençliktedir.” Mustafa Kemal Atatürk 

HERKES İLE ANLADIĞI DİLDEN KONUŞABİLMEK… 

Hayatın anlamı anlamak kadar, hayatın tanımını içeriğini ve ne işlevi olduğunu bilmekte gerekir. Peki anlamını anlatmakta nedir ? Hayatı anlamak her anı dolu dolu pişmanlık olmadan yaşamaktır.  

        Asıl yaşam, soruların cevapsız olduğu anda başlar. Her aradığımızda yanıt bulursak bir süre sonra sıkılırız. İnsan düşünen ve bundan dolayı sorgulayan bir varlıktır. İnsanların psikolojik gücünü ve etkisini burada görebiliriz.  

İnsan yaşar mı yaşarsa ne için yaşar ?  Sorusu burada aklımıza geliyor. Yaşamak dolu ve keşkesiz bir hayattır.   

Ama unutulmamalıdır ki, siz öldüğünüzde dahi yapılacaklar listesi hep dolu olacaktır. Bunun için her anı yaşamayı bilmeliyiz. İnsanlar ilk dünyaya geldiklerinden beri her zaman bir hedef seçmişlerdir. Tabii dolayısıyla da kendiside hedef olmuştur. İlk hedefler insanın yaşayabilmesine yönelikti. 

 Zamanla bu hedefler yerleşik hayata geçtikçe devlet kavramı ortaya çıkmaya başladı.  Ortaya çıkan çıkar ilişkileri, düşmanlığı gücü ve ihtirasın ( rekabet) ‘ in ortaya çıkarak taraftar bulmasını sağladı. İnsanlar bu güç ile kendilerini haklı görerek adaletsizliklere neden oldular.  

Ve artık insanın ortaya çıkış ve yaşama savaşının sebebi belli olmuştu. Gücü elinde bulunduranlar her istediklerini yapabiliyordu. İşte aranılan bahane de bulunmuştu. İnsan güç için yaşıyordu. Güçlendikçe doymak bilmiyordu.  

Günümüzde güç demek kılıç kalkan değil, Akıl işidir. Mücadelenin şekli sıcak ve gayri nizami değil, psikolojik ve soğuk savaştır. Bu savaşın kurallarını aklını daha iyi kullanabilenler koyar. En sık kullanılan yöntemlerden birisi düşünceyi kontrol sanatıdır.  

Peki nedir düşünceyi kontrol ? 

Düşünen varlıkları ve cisimleri kendi isteğimize göre hareket ettirebilmektir. Sıcak savaş döneminde ABD Afganistan’ da ve ırakta Çok verimli bir şekilde kullanmıştı. Çok melankoli olan bir insanı iyimser yapabildiği gibi çok masum bir insanı’ da canavara çevirebilir, sağlık açısından kullanılsaydı çok olumlu sonuçlarda verebilirdi.  

Ancak çıkar ve menfaatler dünyasında bu durum pekte münkün olmuyor. Biraz daha geniş çerçeveden bakacak olursak, kötünün iyi ve iyiliğin kötü olabildiğini görebiliriz. Böyle durumlarda onlarda mücadelenin onların yöntemlerini bilmekten geçtiğini anlamalı ve kabullenmeliyiz.  

İnsan hayatı da böyledir, Okulda, işte her yerde düşmanımız olmasa da rakiplerimiz vardır. Onları engellemenin yolu onlardan daha iyi olmaktır. Daha iyi olmak fark yaratmaktır.  

Bir süre sonra size güçlü bir muhalefet geldiyse, bu sizin iktidar olmanızı sağlayan güç olarak sizin en yakın yardımcınız olacaktır. 

İhtiras kalbin önüne geçerse… 

İhtiras istek ve arzulardan vazgeçememektir, kalp ise duygu ve düşünceleri ifade eder.  

Mantıklı insan her ikisini de bir arada yürütebilendir. Mantık insana doğuştan gelir. Ancak zamanla kendisini şekillendirir. Var olanı nitelikler… 

Her şey eşit verilmiştir, Ancak önemli olan bu nitelikleri doğru bir şekilde ortaya çıkarabilmektir.  

Nesne yüklemsiz, özne eylemsiz olmaz. Beynelmilel bilinmelidir ki, bedavaya sadece güneş doğar keza bunun içinde yanarak bir bedel öderiz. Aklı işlemek gerekir.  

Popülarite yaratmak !  

İnsanlarla insan arasında fark vardır. Bu fark kendiliğinden gelir. Ama var olmaz. Ünlü tanınmış insanlara dikkat ederseniz, onları bilinir yapan farklı oluşları değil.  

FARKINDALIKTIR ! 

Rahmetli NEWTON kafasına elma düşmeseydi, ( Bu ağaç hala durur ülkemizde olsa çoktan şöminede kendisine yer bulmuştu.)  Yerçekimini bulamazdı.  Hayatta böyledir… 

Tesadüfler her şeyi değiştirebilir. Ancak, tesadüfleri sınırlandırmayı da bilmeliyiz. 

  1. Olağan ihtimaller (Hayatta var olduğu için gerçekleşenler, dünyada olduğumuz için nefes almamız gibi sıradanlaşan meseleler) 
  1. Şans eseri yaşanan sebepsiz olaylar. 
  1. Farkında olmadan yaptıklarımız… 
  1. Farkındalık yeteneğimizle görebildiklerimiz… 

Başarılı olmanın adımları  

Başarılı olmak verilen görevi yerine getirmek veya istenilen hedefe ulaşmaktır. İnsanların her zaman istediği güç, başarılı olmayı hedeflemek için yapılan hal ve hareketlerdir.  

Başarı için adımlar çok önemlidir. 

Ancak ; büyük adımlar ilk başta başarı getiriyor gibi gözükse de tamamen geçicidir. 

Doğru yol : küçük adımlarla büyük başarılardır. 

Unutulmamalıdır ki ; en büyük başarılar küçük adımlarla gerçekleşir. 

İnsanı var eden yaşama sevinci katan yine insanın kendisidir. Ve başarının sebebi insan olduğu kadar başarısızlıkta insanın eseridir.  

Önemli olan ortaya çıkan bu sonuçtan, dersleri doğru çıkararak bireysel başarısızlık olarak gördüğümüz bazı şeylerin nasıl başarıya dönüştüğünü görebiliriz. 

Bir ideali olan birey birilerinin kamçılamasını beklemez. Nerede hareket orada bereket inancıyla yapacaklarını yapar. 

Düşünceyi kontrol etme güdüsü 

Her şeyi kontrol etme güdüsü her şeyden öte olduğu zaman, insanı durduracak güç bulunamaz.  Olaylarda hoşgörü ve sabrın bittiği noktada düşünceyi kontrol sanatı ortaya çıkmıştır. Klasik savaşlarda büyük maddi kayıpların yanı sıra büyük oranda beşeri kayıplarda olmaktadır. Bunun için ortaya çıktığı gibi gelişen düşünceyi kontrol sanatı akıl ve zekanın her şeyin ötesinde, olduğunu ve mantık kurallarıyla istenileni yapabileceğini gösterdi.  

Düşünce nasıl kontrol edilir ? 

Zihin kontrol aşamalara ayrılır. 

  • Kişinin kendini kontrolü. 

Birey öncelikle kendisini iyi eğitmelidir, her alanda profesör olamayacak olsa bile, uzman olmalıdır. Topluma ve toplumu oluşturan bireylere karşı hoşgörülü toplumu oluşturan bireylere karşı sabırlı ve de her insanı olduğu gibi kabul eden iyimser bir bakış açısıyla görmelidir.  

Kişi duygularını kontrol edebilirse her şeyi kontrol eder. Zihin kontrol kısaca duygusal kaygıların yönetimidir. 

Olduğu gibi görmek her şeyi bireye bırakmak değil. Gerektiği yerde müdahale edebilmektir. Tıpkı bacadaki dumanı izlediği için çalışmadığı sanılan genel müdür gibi… 

  • Kendi ekibini oluşturmaları. 

Lider kişi yapacaklarını yaparken, iş bölümü yapmak zorundadır. Bunun için çevresinde yapılacak niteliğe uygun ekip arkadaşları seçmelidir.   

Eğer, hedefi başka grupları kontrol altına almaksa oluşturacağı ortamda buna müsaitse teferruatlar önem arz etmeyecektir. 

Peki ya istenilen şartlar uygun değilse… 

Tek adam oyunu oynanmalıdır, yani ilk önce tek başına bulunularak tarafsız görünerek tüm kesimlerde bir kişi dahi taraftar kazanabilirse, farklı karma ekiplerin yeteneklerini kazanması daha kolay olacaktır.  

Firmanızda tecrübeli iş bilen insanları çekebilmek için attığınız adımları bir tekrar düşünün…  

Gerekirse suni muhalefetler ile psikolojik harpında etkisi ile dost kazanmak için düşmanlara karşı birlik stratejisi daha iyi dişli bir rakibi gösterip daha altındaki segmentteki ile mücadeleye başlayabilirsiniz.  

Böylelikle insanların rahatlıkla ilgisini çekerek ulaşılmaz gözükerek, bazen de gerektiğinde güçsüz imaj görüntüsü vererek aslında başka bir nesnenin gücünü kendi çekim gücünüze dönüştürebilirsiniz.  

Üstelik bununla birlikte, hiçbir rakibinizin de kısa vadede hedefi haline gelmezsiniz. ! 

Ancak unutulmamalıdır ki,  SÜ (Asker) Uyur Düşman Uyumaz.  

  • Toplumlu oluşturması ve yönetmesi. 
  •  

Ekiptekilerin zihnine hükmetme yöntemlerini incelediğimizde… 

  1. Ekip az ama öz sayıda kişilerden nitelikleriyle oluşmalı. 
  1. Her biri farklı niteliklere sahip olmalı. 
  1. Konu gündem denkleminde başlangıç için en az temel seviye de genel kültür düzeyinde bilgi sahibi olmalı ve eğitilmeli eğitime harcanan hiçbir harcırah masraf kalemine girmez. 
  1. Modelleyin örnek ekip profilleri çıkarın. 
  1. Ekipte kişisel ve kültürel gelişime önem verin. 
  1. Ekip içi iletişim ve haberleşme ağı kurun ve bir aile ortamı oluşturun ama, biz aileyiz diyerek çalışanların hakkını gasp etmeyin.  

Ailenin lideri siz olsanız da asla atama ile gelmeyin. Hak ederek geldiğinizi bilgi tecrübe ve yeteneklerinizle her zaman gösterin. Lider denilen Alfa Kurt Beta Kurtlara liderlik etmeye karar verdiyse, onlardan daha iyi olduğunu liyakatıyla gösterebilmelidir. 

Ekip kurulduktan sonraki aşama taraftar toplamaktır. Taraftar toplamanın belli başlı yöntemleri vardır, en önemlisi psikolojik harptır. 

Bölgenin konumuna göre ekip parçalara ayrılarak çekirdek hücre misali RNA görünüp DNA gibi organize edilerek nüfuz edilecek gruplara dağılır.  

Her grupta ortalama elli kişi olduğunu varsayarsak, elli kişiye iki kişi yeterlidir. Geleneksel yapımız Musevilerin ifade ettiği gibi, iki Musevi bir araya geldiğinde şirket iki Türk bir araya geldiğinde teşkilat kurar.  

Birisi yapılacak işlemlerin ön ayağıdır. Hep ortada gözükür diğeri ise, arka ayaklardır. Haliyle bu sistem dört ayaklı bir saç sistemi gibidir.  

Ekibinizi bu şekilde, parçalara ayırarak dahi koordine ve kontrol ile organizasyonel yönetim sağlayabilirsiniz. Aslında ön ve arka ayak liderliği Alfa ve Beta’ yı temsil ederken, sürü psikolojisinin etkisi ile aslında işletme ekibinizde farkında olmadan dahi olsa şirketinize verim katmaya devam edecektir.  

                Önemli olan doğru taşı doğru zamanda gedikte yerleştirebilmektir.  

Sizse hem var ve yok arasında kalacaksınız. İnsan varlığı merakla oluşur ve merak insanın yenemediği tek duygudur. Süreç ilerledikçe propaganda ile kitle psikolojisi ile iş çevreniz sizi fark eder ve topluma egemen otorite olursunuz. 

Toplumun ilgisi azaldığında ne yapmalı ? , 

Artık insanlar sizinle iletişimi sürdürmüyorsa yaptığınız eylem ve faaliyetlerde insanlarda eski heyecan ve coşkuyu tekrar ortaya çıkaramıyorsanız ve bununla birlikte herşey bitmiş gibi gözükse de aslında herşey yeniden başlayabilir. 

Önemli olan geri sayım noktasını kavrama noktası ile doğru hedefte seçebilmenizdir.  

Sizi rakiplerinizden farklı kılan farkındalığınızdır. Özellikle iş hayatında, sizi istemeyecek görünen görünmeyen bedbahtlar olacağı aşikardır. Siz onların düşüncelerinin davranış modellenmesine geçişini fark ettiğinizde, onların bir sonraki hamlesini ya da yapabilecekleri senaryoları noktası virgülüne tahmin ederek strateji geliştirebilecek böylelikle rakiplerin düşüncelerini ve eylemlerine çaprazlama olarak onların düşüncelerinin evrileceği yönü belirleyebileceksiniz.  

Basit bir örneklem ile, eğer sizi küçümsüyor veya horluyorlarsa, bu sizi anlayamadıkları içindir. Anlayamayan insan korkar ve rakibi kendi aklında küçümseyerek korkularından kendi mantığında kaçar.   

Üzülmeyin işin iyi tarafı sizin onlardan daha yetenekli ve çalışkan olduğunuzu onlarda bilecek, sizi terfi ettirmeyecekler şirketten ayrılmanız için ciddi emek verecek şirkette etik olan her şeyi siz olmasanız bile sizden bilecekler. Artık onlar farklı şirketlere geçmiş olsalar dahi, sizin psikolojik etkiniz nedeniyle yasal usule aykırı iş ve eylem yapamayacaklar. 

  • Onlar yokken hayatınız nasıl bir terazide ise, onlarla birlikte de aynı teraziye ağırlık merkezi koyarak devam edebilmelisiniz. 
  • Topluluklar yada otorite sahipleri nasıl düşünmek isterse düşünsün, siz FARKINDALIĞINIZ ile onlara farkınızı ve kalitenizi her gün hatırlatacak. Onlarda bizden iyisi var ama bizim gibi değil aramıza da alamayız dışımızda da tutamayız ikileminde kalarak size, farkında olmadan çözemeyecekleri tüm işleri getirerek çözdüğünüzü gördüklerinde işlerde çözüldü mantığında sevindiklerin de istemeden size tecrübe ve birikim ve de başarı kazandırdıklarını anladıklarında çok geç olmuş olacak. 

Hepsinden de önemlisi, bu ilginin neden azaldığını doğru analiz etmelisiniz. Muhtemel sebebi orta ve uzun vadede gelişen ihtiyaçlara göre ihtiyaçların doğru analiz edilememesidir. Böylece insanlar verilen hizmet ve faydalardan sıkılmış olabilir. Sıkılmanın temel nedeni iphone gibi her telefonunda farklı bir görüntü veya şekil değişikliğiylede çözülebilinir. Daha elle tutulur motivasyon havuçlarıyla da, kimisi takdir kimisi muhatap edilme kimisi de maddi veya terfi ile öenmli olan işlevi doğru anlamak ve anladığını FARKINDALIK ile hissettirebilmektir.  

FARKINDALIKLA FARKLI KALIN…

O tren kaçtı mı makinist bile olsanız anlam ifade etmez.

Hayatta her işte bir kez doğru trene binme hakkınız vardır. O tren kaçtı mı makinist bile olsanız bir anlam ifade etmez. İş hayattı’ nın kariyer imkanları da böyledir. İlk çalıştığım şirket kurumsal bir holdingin alt holding şirketiydi. Oldukça da iyi imkanları vardı ve terfi almak oldukça zordu.  

En son umudumu kaybedip bari askerlik vazifesini aradan çıkarayım diye başvurumu yaptığımın ertesi günü beni bir üst pozisyon için mülakata davet etmişlerdi. İşte o treni orada kaçırmıştım ve oraya alınan arkadaşım şimdi Üst düzey bölge müdürü olarak çalışıyor.  

Bazen hayat sen bitti dediğin yerde yeşeren bir çiçektir.  

İşyerinde çalışırken beni artık kovarlar diye beklerken, kim bilir belki farklı bir şirkete geçmeye kendin karar verirsin.  

İşte burada çalışırken nasıl iş aranacağını konuşalım. 

Ana nokta bir yerde çalışırken başka bir yerde iş aramaktır. Yoksa istifa edin, iş arayın demiyorum.  

Çünkü aklınızda deli sorular olacaktır.  

Belirsiz süreli işsizlik, kredi kartı borcu ve psikolojik bunalım yani her halükarda stres ve gerilim… 

Zaten bu durumdan dolayı iş değiştirmeyecek miydiniz ?  

En azından burada stresinizin sebebi nedeni ve çözümü belli…  

Kendi stresiniz elin stresinden daha iyidir. Desek te, elinizde varken elde bir daha rahat düşünebilirsiniz. 

Görüşmeleri mesai dışına alın ki, görüşmenizi şirketiniz öğrenerek sözleşmenize istinaden sizi kovamasın. Gerekiyorsa işlerinizi tek güne toplayın ve o güne özel izin alın ama doktora diyerek joleli saç ile çıkmayın ???? 

Söz konusu firmaya şuanda başka bir işte çalıştığınızı bu şekilde görüşmeye geldiğinizi açıkça paylaşın. İtirazı olan firma ile zaten çalışmaya başlasanız bile uzun sürmeyecektir. 

Görüşmeler bazen birkaç defa olabiliyor, bu esnada yeni işiniz garanti olsa bile, mevcut işinizde disiplini asla düşürmeyin. Ne yapıyorsanız en iyisi siz olun. 

Özgeçmişinizde şahsi mail ve şahsi cep telefonu gibi tamamen size özel bilgiler olmasına önem gösterin. 

Evinizdeki tavuğun kıymetini bilin, en yakın iş arkadaşınız bile istemeden yeni iş arayışınızı genel müdürünüze kadar mail gönderebilir.  

Referans göstermeniz gerekiyorsa mevcut işinizden önceki işinizi gösterin, şuan çalıştığınız için aranıp bilgi edinilmesi şirketinizin bu süreçlerden haberdar olması iyi sonuçlar doğurmayabilir.  

Son olarak, Özgeçmişiniz gibi şahsi bilgilerinizi içeren iş aradığınızı belgeleyen hiçbir evrak şirket telefonu veya bilgisayarının herhangi bir yerinde olmamalı. Şirkete getirilmemeli. Yazıcıdan çıktı dahi alsanız yerin kulağı sizi duyabilir. 

Görüşmeye giderken ;  

Görsellik ve intibanın etkisini anlatmaya gerek yok artık bu konuda hepimiz hatim indirebiliyoruz.  

İlk 4 saniye sizin gelecek 25 yılınızı belirleyecektir. Geri kalan 26 saniyede de kendi yargılarını değerlendiren kararların alındığı süre görüşmede geçen kalan 9 dakika 30 saniye de, şirketin kendisini tanıtmasıdır.  

Oturmanız, yürümeniz, özgüveniniz, ses tonunuz, jest ve mimikler de birer yol olarak size doğru açılır. Giyim sektöründe iş arıyorsanız Madonna gibi giyinmeniz garipsenmeyecektir.  

Bu geçici hafızaya alınan sizin 5. saniyeden sonra ağzınızda kuş tutsanız bir anlam ifade etmeyen süreçte, hissiyatta karşıdaki kişi hakkında görüş bildirilir. Bire bir yaptığım bir çok görüşmede 4 saniyeye önem versem de son kararı 20 dakika’ dan sonraki 24 saatte veriyorum.  

Çünkü, bizler insanız ve duygularımız ile mantığımız birbiriyle savaşabilir.  

Bazen bir bakış duruş yada dokunuş size sıcak gelebilir. Evet ben bu insanın şirketime katacağı etkilerin önemli olabileceğine inanıyorum denilebilinir.  

Önce içgüdüsel olarak hissederiz ve bu buna minareyi çalarak kılıf uydururuz. Havadan kuş geçtiği için evinize muhabbet kuşu almak bile size o anda mantıklı gelebilir.  

Genellikle aldığım kararları incelediğimde en az tereddütle kısa sürede aldığım kararların sonuçlarının daha faydalı olduğunu düşünerek hareket ettiğim sürecin olgunlaşmasını beklediğim durumlarda istenilen sonuçları alamadığımı yaşayarak gördüm.  

Hepsini harmanladığımızda kararlarımızın bizim kariyer hayatımızda eğer mutlu değilsek nereden dönersek dönelim doğru yolda olduğumuzu, ama işten ayrılacağım diye işi elimizdeki bulguru da kurtlandırmamak gerekir. 

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere… 

BEN BİTTİ DEMEDEN BU TOPLANTI BİTMEZ !   

Patronların en sevdiği işlerden biri de toplantı düzenletip her yere talimatlar yağdırmaktır. Tabii KOBİ lerde patron varken, büyük şirketlerde patrondan öte patronlar vardır. Bunlar üst yöneticilerdir. Çalışanları SAT, SAS, Bordo Bereli sanarak, onlardan zorlu parkur içeren hedefler ister ve nasıl yapılacağınıda ben söylersem size ne gerek var diyerek çekilirler. Düzenli toplantılar uzarda uzar.

Aslında konuşulacak 2-3 konu vardır ama, bu konular  10-15 konuya çıkar ve falımda dahi böyle sakız yoktur. 10’ lu naneli paket size bu ferahlığı veremez. Aslında toplantıdan ne anladığımızda çok önemli,  en az iki kişilik saklambacı andıran bu olayda iki veya daha fazla ekip üyesinin genel durumu bildikleri halde, görüş paylaşmasının adıdır. Üst yönetici veya patron çıkar ve der arkadaşlar bu işler yapılacak bizde deriz ki, anlaşıldı Efenim.

Sonra bize grafikler anlatır ki, o grafikleri zaten biz hazırlamış ve bizim çalışmalarımızla oluşmuştur ve tereciye tere satılır. Kısacası ortak fayda amaçlı bir araya toplanma olayına toplantı adını verenler, toplantının birifingten farklı bir mecra olduğunu iş dünyasına anlatamamışlar. Bu sözlü ve görüntülü toplantıların en önemli özelliği içine su katılmadan dahi sakıza dönüştürülerek aynı konuların tekrarı sureti ile uzatılmasıdır. Ve sonunda bir sonraki toplantı gündemindede aynı maddeler olur ve tekrarının tekrarını izleriz. Böylelikle, çalışanların çalışma azim ve istekleri şirkete yönelik her türlü güvenin dibindeki kırıntılarıda yok edebiliyor.

Üstelik işyerinde üretim veya satış benzeri asıl gayeden uzaklaştırdığı gibi verimsizleştiriyor.  Toplantıda ne konuşulacağı ana grafiklerle kısa net anlaşılır ve sade olarak anlatılabilirse, zaman ve iş gücü konusunda tasarruf edinilebilinir.  

Gözlemlerim öğlen saatleri ve sonrasında olan toplantıların hele birde online ise, bir süre sonra işyerinde işin yerini iş dışı bir çok şeye istemedende olsa bırakabiliyor. Ve uzadıkça uzayan bu çam sakızı çoban armaganı gibi duran toplantıların üst yönetime ve yönetimsel sürece karşı bir antipati oluşturmakta.  Unutmadan eklemeliyim ki, en etkili toplantılar çokoprensle yani sabah erkenden yapılan toplantılardır. Böylelikle hala beyin hala uyku modunda olduğu için kısa net ve sadece ihtiyacı olan konular anlaşılır biçimde ifade edilebiliyor. 

Genellikle öğlen ve sonrası toplantılarda tekrarlarla da olsa verim alınamıyor. 

Çünkü ; toplantılar uzun sürüyor ve bir karar alınamıyor.  Konu hakkında muhatabına emin alamayıp tüm ekibi toplantıya çagırmak gibi bir gaflete asla düşmeyin. 

Hem sosyal hemde iş hayatı ile sıkışan mega şehirlerin kariyerim için buna katlanmalıyım duygusallığınıda eklediğimizde normalde bize kutagu Bilig dışında her şeyi yaşatan duygusal çöküntülerle istediğimiz verimi ne alabiliyor ne de verebiliyoruz.

Ve bunlar da bu da olsun programımızda diye eklediğimiz büyükşehir kargaşaları ile aklımızda bir çok madde ile aynı anda zihnimize yaşattığımız bir tahribatı bir düşünün. Hele birde o toplantılarla iş ve özel hayat dengesinin iyice akrabalaştığı, mesainizin bitmesine veya izin gününüz olmasına rağmen katıldığınız toplantılar, bizi bizden alıp sizleştiriyor.

Sonrasında o muhteşem toplantılara mesaide olsa bile girmemek için üretilen etkileyici bahaneler, toplantının kaybettirdiği süreçte yapılması gereken işlerin bitmesi için yapılan fazla çalışmalar, planlanan zamanda yapılamayan işler, dedikoducu bir düzeneyin ve bıtkınlığında etkisiyle kendimizin dahi anlamlandıramadığı yorgunluk, bezmişlik ile gelen istifalarında etkisiyle, merdivenin basamaklarının birbirinden haberdar olamaması zincir halkalarının arasına başka zincirden öte ip gerilmesi gibi, sebeplerden şirket içi şirketleşmeler yani gruplar oluşmasına yol açacaktır.

Tabii bunlar fark edilmeyecek şeyler değil, ancak fark edildiğinde şirketlerin katma değeri olan çalışanları kaybetmiş olabiliyoruz.  

Toplantılarda, çalışma arkadaşlarınıza verdiğiniz işlerde kısa zamanda büyük işler bekliyorsanız bunu birkaç kez tekrarladıktan sonra bıtkınlık oluşacaktır. Fakat, aynı işi daha uygun zaman diliminde verdiğinizde verilen görevi daha etkin ve verimli yapabilmenin yollarını arayacaklardır.  

Bu sebeple, tüm yazıda uzata uzata dediğim gibi ne yapmak istediğinizi ana konununuzu bilerek toplantıya başlayın tüm katılımcılar konuları önceden öğrensinler ve ana konu bitince işin gıybet kısmı mahşere kalsın.  

Toplantıları soru cevap şeklinde açık oturum gibi yaparsanız daha kısa ve net sonuçlara ulaşırsınız.  

Toplantı planlanırken bazı sorular sormak gerekir. 

  •  Gerçekten çözülecek bir sorunumuz varmı ? Bu problem nedir ?  
  • Sorunu kaynağında çözmek için hangi donanımda ve deneyimde bilgi sahibi personeller ve ihtiyaçlar listesine ihtiyaç var ?  
  • Sorunun önceliği nedir ? Başka nasıl çözüm yolları deneyebilriz. 
  • Doğru kişilere doğru bilgiler doğru kanaldan iletilerek, toplantının gündemi ve planı eksiksiz biçimde hazırlandı mı ? 

Tüm bu sorulara verilecek dürüst cevaplar iş verimliliğini etkileyecektir. Toplantının içerik ve düzeni sizin şirket içi her alanda başarınızı etkileyecektir.  

Bazen doğru sorular yanlış yollardan daha erken dönülmesini sağlayabilir.  

  • Amacımız neydi ? Nasıl bir yola evrildi ?  
  • İçerik neydi nasıl olmalıydı ? Aslında kimleri ilgilendiriyordu ? 
  • Amaç karar almak mı yoksa bilgi vermek veya bir konunun sonuçlarının istişaresi mi ? 
  • Toplantının asli katılımcılarına gerekli bilgilendirme, hazırlık yapabilecek kadar önceden sunuldu mu ? 
  • Hangi yolla yapılmalı ? Online mi yoksa yüz yüze mi daha etkili ve verimli olur ?  
  • Ne beklendiği ne istendiği ve genel amaçların toplantı misyona uygunluğu iyice düşünülmeli ve toplantı esnasında olumlu veya olumsuz görüş bildirecek kişilerin belirlenerek riski en aza indirerek, farklı düşünce tarzlarını da engellemeden bağımsız bir fikir telakisi ortamı sunulabilir mi ?  
  • Etkili ve verimli zaman yönetimini en iyi nasıl yapabiliriz ? Toplantıların sekreteryasını yapacak olan bir modoratörden destek alınabilir. İşler bir bilgisayar oyunu gibi amaç ve görevlere bölünerek iş bölümleriyle organize edilebilir. 
  • Not tutmanın ve her nevi kayıt almanın önemi çok büyüktür. En son bu notlar üzerinden çalışmaya son şekil yine “çekirdek ekipçe” verilebilinir.  

Bu ve benzeri basit ve etkili adımlarla toplantılar bir daha toplanmama andı içme mekanizmasını dönüşmeyecek, çalışma arkadaşlarımız kendilerine güvenerek neyi neden yaptıklarının anlamını daha iyi anlayacak ve yine mi aynı şeyi konuşuyoruz icraat olmayacak yine gibi olumsuz intibalardan uzaklaşacaklardır. Böylelikle toplantıları zaman kaybı olarak görmek yerine kurumlarının işlerini yürütmek için, domino taşı olduğunu görerek daha iyi bir ruh haliyle katılım sağlayacaklardır.

Ayrıca belirtmeliyim ki, toplantı öncesi hafif eğlence içerikli çalışma ortamında bulunmak katılımcıların oldukça üretken olmasında etkili oluyor. Bu konuda Google şirketi inanılmaz derecede iyi bir çalışma şartı sunuyor işi eve değil, evi işe getirerek ev konforunda dinlenerek esnek çalışma şartları ile çalışmayı dah eğlenceli ve renkli bir hale getirebilirsiniz.  

Yıllar önce üniversitede yönettiğim proje ekibinde, kapalı alana fobisi olan iki arkadaşımız vardı, oldukça negatif ve isteksizdi. Bir gün şaka yapmak isterken çözümü kazara buldum. Ona dedim ki ; ne istersin istersen dışarda yeşillikte banklar var orada oturup termusla çay servisi ile kurabiye eşliğinde yapalım mı demiştim. 

Cevap : Aslında iyi fikir demişti. Beni yanlış anlamıştı ama, iyi ki de öyle olmuştu. Hep beraber banklarda toplanmış ve oldukça keyifli bir ortam oluşmuştu ve hepimiz bunun çok faydasını görmüştük. Ne var ki Leptoplarımızın şarzı çok fazla dayanmadığı için araba aküsü ile enerjiyi dönüştürerek üç günlük kamp yapmıştık.  

Koşarak ve yürüyerekte olaylara farklı bakabiliyoruz. Her zaman oturup düşün düşün zordur işin ile olmuyor. Sorular ile cevapları birbirinin ardına koymak yerine cevaplara göre sorular sorsaydık mesela, nasıl olurdu ?  

O Toplantı ben bitti demeden bitmez diyen yöneticilerimize inat, şampuanı bitirmemek için su katan bir milletin evlatları olarak, o toplantıları bu yöntemlerle bitireceğiz…. 

Tekrarı olmayan toplantılarda görüşmek üzere…. 

Her vazgeçiş bir başlangıcın ayak sesidir.

Kaybederken kazanmak eylemiyle başlayan bir hayat, aslında gelen bebeğin yanındaki yoldaşına da anne rahminde bakılıyor, büyütülüyor ama doğum sonrası o bir et parçası olarak toprağa gömülen tıbbi bir atık iken, bebek ise zamanla büyüyen geleceğin çocuğu tanımıyla başlayıp, neslin devamı olarak kendisini gösteriyor. İşte hayatta böyledir yaptıklarımız veya yapmadıklarımız bize yeni yollar veya kavşakların açılış noktasında döndürür durur..

Bizlerin önünde iki seçenek vardır. Ya başarmak ya da başarıya giden yolda umutsuz vaka adındaki umut olmak…

Ben kendi adıma sözüme başlarken ulusum adına yani sizler adına “Ulusun korkma!.. medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar..” diyerek, sosyal mesajımı vermek istiyorum.

Bizlere hiçbir zaman vazgeçmemeyi öğrettiler; tabii uçurumdan aşağı düşerken ben gidersem sende aşağı düşersin düşüncesini aklımıza destur koyarak değil. Vazgeçmemeyi yorulmamayı ve çalışmayı öğrendik. Amerikan cenaplarının kendi kullanmadığı, zararlı dediği süt tozu, margarin gibi ürünleri tüketmeye başlayarak, tarımsal üretimi, hayvancılığı kısıtlayana kadar çok çalışkan bir millet idik. Sonrasında ne mi oldu? Tarım arazileri ekilemediği için işsizlik oldu, hayvancılık yapılamadığı için et sadece bayramlarda halkın gramlarla alabildiği bir gıda haline dönüştü. Çünkü biz milletçe vazgeçmemeyi öğrenmiş ama “hazırı var ne de olsa” diyerek hazıra konmuştuk da, ona da dağlar dayanmadı.  

783.562 km² toprak hepimize yeterdi ve artardı da malum. Çevreci insanlarız, her yıl “Kıbrıs” toprağımız kadar toprak parçası denize karışmakta haberdar bile olamamaktayız. Yanlışıyla doğrusuyla biz vazgeçmemeyi öğrendik sonucunu düşünmeden adsız kahramanlıklar yaptık. “Vazgeçmek pes etmektir yenilmeyi baştan kabul etmektir” dedik? Ne oldu bize ?

Yıl 2020.. Post modern tekniklerle yönetilen dünya’da kendimize bir yol aldık, ilerledik. Kimimiz çok iyi eğitimler alamadık, eğitim alanlarımız ise, İŞKUR kurumunun günlük 89.40 kuruş ile insani yaşam düzeyi olan asgari ücretinin altında yaşam savaşına dahil olmaya çalışarak hayatta kalmayı nefes almak zannı ile devam ettiriyor. Bazıları genç yaşta evlenebilirken, bazıları hiçbir zaman bu hayaline ulaşamıyor. Bazılarının inandıkları, gördükleri, yaşadıkları ve yaptıkları birbirine hiç benzemiyor. Halbuki birebir aynısını kopya etmişlerdi..

Bazen başardık bazen de başardığımızı sandık, belki de hiç başlayamadık bile..

Bazen bir yerden sonra bir dönüm hatta medyatik ismiyle PİK noktası bularak durup, “bundan sonra ben yokum” diyebilmeliydik. Her şeyi bir köşeye bırakmak, kendimize dur diyebilmek, “artık yeter yoruldum” diyebilmek hiç mi olamazdı. “Ya sonrası?..” dedik sevdiğimiz insana.. O kadar alışmıştık ki ya benim ya da kara toprağın dedik ve öldürdük o aşkları.

Sevgi ne zamandan beri ölüm getirir olmuştu? Ne zaman bu kadar garip insanlar olduk? Düşünmeden sorgulamadan konuşan harcayan davranan canlılar olduk. Belki de “tamam işte bu kadar” diyebilmek tüm dertlerimizin panzehiriydi…

Neden yapamadık, halbuki çok istiyorduk, hem de her şeyden çok.. Bunu geçen yıl yaşadığım bir “muhabbet” ile kısaca özetleyeyim.

Bir genç üniversite sınavı için tercih yapacak süreçte, sordum ne yapacaksın?

El cevap; “Kuzenime söyledim sen geçen yıl üniversiteye yerleştin, benim tercihi de sen yap”

Peki dedim ne yazacak?

“Bilmediğini ama sağlık içerikli bir bölüm yazabileceğini konuştuk” dedi.

Ve orada durdum ne diyeceğimi bilemedim. Çünkü, yirmili yaşlarda bir gencin okuyacağı bölümün olasılıklarını bilmeden geleceğini şekillendiren kendisi hariç herkes olduğunu gördüm. İşte bunun nedeni, vazgeçmek de vazgeçmemek de, bırakmak da devam etmek de sadece bir tercih meselesiydi.. Önemli olan neden yaptığını bilebilmekti..

Bu tercihin sonuçları zahmetli olacaktı mesela tarlada çalışarak, mahsulü satmak zorunda kalıp sonra toparlamak sonrası anızını yakmak vs. bir sürü işi var. Hele ki devlet tarafından çok karşı olunmasına rağmen başka cenaplara beğenilme kaygısı ile yasaklanan, bir çok ilaçta da kullandığımız “haşhaş” gibi tarımsal ürünlerin yasaklanmasıyla, oldukça zorlu bir süreç bizi bekliyordu.

Biz ülke olarak vazgeçtik; bu tercihimizin zahmetli sonuçlarına kısa ve orta vadede katlanamadık. Ama uzun vadede dünün torunları olan biz yeni nesil bunun bedelini ödüyoruz, bizlerden sonrakiler de ödeyecekler. “Milli” tarım ve hayvancılık politikalarına geri dönülmezse ödemeye devam edeceğiz. İşte bunların hepsi bir tercih meselesi. Bu dönem nesli o günün şartlarında en rahat çözümleri seçerek tembelliğe alıştılar. Eğer yapabilseydik neler kazanırdık siz düşünedurun. Ben size vazgeçebilmenin de nasıl bir bağımsızlık mücadelesi türü olduğunu anlatayım. Neyden nasıl hangi şartlarda vazgeçilmiş, sizler de tarafsız yazılan tarih kitaplarından analiz edersiniz….

Bazen vazgeçersiniz ama bazen yine kim olduğunuzu hatırlarsınız.

Sevmediğin kişi ile birlikte olmak onunla zaman geçirmek, iş yerinde veya sosyal alanlarda onlarla aynı “Kare” yi paylaşmak, ifade-i meram tezahürünü etmek bir yana dursun, insanı kürek mahkumu eder. Bunun sonunda mutsuzluk ve verim düşüşü ile başlayan süreç, bir çivi’nin önce nalı, sonra atı, sonra bahadırı ve sonunda “Vatanı” nasıl uçuruma sürüklediğini geçmişten bugüne yaşadık, gördük ve maalesef yaşamaya devam etmekteyiz.

O çivi disiplinsiz bir nalbant’ın görevini tam ifa etmemesi ile çıkmaya başlamış olacak. Ancak, bu durumda ülkemizdeki kişiler iş ortamını bırakmak istemez. Makam mevki sıcak sebzeler tatlı gelmekte.. Nasıl ve neden mi? İş sahibi olmanın ve her ay düzenli maaş almanın psikolojik rahatlığını, güven dolu bir yaşamı neden bırakmak istesin?

Mutsuz iken yaptığı ile devam etmesi kadar, işi bırakması ve sevdiği işi yapabilmek için yaptığı girişimlere yönelmesi de risktir. Bu nedenle, küresel şirketler çalışanlarına çok iyi maaş ve sosyal haklar verirler ki onlara daha çok kazandırsın ve hayallerini ötelesinler…

Riski alabildiğinizde, aslında bu rahatınızda konfor alanınızdan uzaklaşmayı göze aldığınızda, gözleriniz kapalı uçurum kenarında yürürken, ÖZGÜRLEŞİYORSUNUZ !

Ağız tadıyla da vazgeçemiyoruz gerçekten de öyle mi ?

Aslında her vazgeçiş pes etmek değildir. Mesela hedefinizdeki noktaya yükseldiğinizde daha iyi bir noktayı kaçırabilmeniz söz konusu olabilir. Bunun geçmişten bir örneğimi yok sanki, on iki ada meselesi yıllardır tartışıla durur. Yunana verdiler vs vs. 4,000 askerle komutanı olarak Kars gibi kritik illere üsteğmen bile koyamadığımız hatta bazı yerlerde çavuş rütbesi ile alay komutanlığı vekili atadığımız, yiyeceğin giyeceğin yakacağın olmadığı bir dönemde neden savaşmadınız da on iki adaya otel odası gibi yunanlılar yerleşti yorumları var, yorumlayanlar arasında umarım bir gün tarihçiler de katılır. Bir zamanlar terörle mücadele programına manken Tuğçe Kazaz’ı çıkardıklarını hiç unutamam.

Ülkemizin son yıllarda neden dinlemeyen, sorgulamayan, soru sorup cevabını dinlemeden yola çıktığının cevabı işte burada; kimse kendi uzmanlık alanında konuşmuyor. Sağlık konuşulacaksa bunu doktorlar konuşmalıdır.

Siz bunu mühendise anlattırırsanız halk bir süre sonra artık benden bu kadar der ve

 VAZGEÇER….

Vazgeçmek bazen daha çok şey kaybetmenizin yolunu açar; bugün bir şeylerden vazgeçemezseniz yarın paranızı biriktirip daha iyi bir araba alamazsınız. İstemenin de reddetmenin de, hatta vazgeçebilmenin de bir zamanı vardır. Hali hazır durumun tüm harikuladeliği ve gösterişi ile vazgeçebilmek. adsızlığı nam ederek giden cesaretin namzedidir. Hiçbir zaman ben vazgeçmiyorum diyenler aslında o andan itibaren vazgeçebilmek hakkından vazgeçerek her şeye başlamışlardır. Önce bir yalan bulmuş sonra ona kendilerini ikna etmişlerdir. Bilinmelidir ki ikna edilmişlerle değil, inanmışlarla çıkılan yollar zafere doğru giden adımlardır.

Menfaatimize hizmet eden her yol mübah değildir. Ki her kişinin, kurumun ve olayın alternatifi vardır. O giderse kurum çökmez yerine yenisi gelir.

Aslında sokağa çıkarak, ekmek almaya giderken bile birkaç alternatif vardır. Belki de ekmeği çaprazda duran bakkal amcadan alacaktık. Fırına gitmeye gerek duymadık. Olamaz mı?

Aynı çözümü farklı zaman ve şartlarda denemek yerine, güncel yeni stratejilerle uzun vadeli planlarla kendimize yeni yollar çizmeliyiz ki, milli tarım ve hayvancılık gibi politikalardan vazgeçtiğimiz antlaşmaların bedelllerini, torunlarımızın çocuklarıyla beraber ödemeye devam etmeyelim. Eğer tek hedef üzerinden, sorgulamadan ilerlersek, tabii tek hedef o olur. Ama, o plan gerçekleşmez de doğru seçenek başka ihtimallerde saklıysa? Günümüzde insanlar at gözlüğünü taktıklarını hayal ederek, alternatifsiz hayatı diretiyorlar. Aslında elindeki sonucu zaten elde edebileceğini bilerek, kaybetmeyi göze alıp daha iyisini başarmak için alternatif üretmektir. Unutulmamalıdır ki hazır ve mevcut olandan vazgeçmek veya ertelemek asla kaybetmek değildir.

Bugün her şeyi kaybettiğim günlerin başlangıcı kim olduğumu ne olduğumu nereden nereye gelip giden kendini han zanneden yolcu olduğumu anladığım gün…

DİPNOT :

*07.08.2020 Tarihli yayından kaldırdığım eski bir yazımı her şeyi yeniden kurmanın vakti geldiği için, tekrar yayınladım.*

Gençlere özel 50 öğüt, hatalarımdan derlenmiştir.

1- Yaşamak için çalışan herkese saygı duyun; İster belediyenin temizlik işçisi isterse de, devlet başkanı olsun. Kişinin makamı değil, karakteri kalacaktır. Kimin gelecekte kim olacağını bilemezsiniz.

2- İnsanlarla konuşurken gözlerinin içine bakın. Böylece karşıdaki kişiye verdiğiniz değeri hissettirebileceksiniz.

3- Şarkı söylemek, mutlu olmak ve duyguları en yüksek düzeyde hissetmek için etkin bir anlama sahiptir.

4- Müzik dinleyebilmek ve filim izleyebilmek için, güzel bir ses sistemi edinin. Zaman, “harca harca bitmez” değildir.

5- Kavga hiçbir zaman iyi değildir. Ancak, kavgadan kaçamıyorsan ilk sen vur ve yerinden kalkamayacağı kadar sert vurun. Mesajı verin fakat sakat bırakmayın. (Fiziki kavga kast ve tavsiye edilmemektedir.)

6- Ketumiyet en büyük gücündür. Sır saklayarak en güvenilir ve sözü dinlenir kişi olabilirsin. Kendi sırrını da, dostunun ve düşmanının sırrını da saklamayı unutma. Dostunun sadakatini düşmanının hayranlığını kazanır ve saygınlığını arttırabilirsin. Büyük sırlar saklayanlar, genellikle gevezelerdir.

7- Düşmanını dahi harcama, hiç kimseden vazgeçme, her gün yeni bir mucize gerçekleşebilir.

8- Uzatılan eli, kim olursa olsun tokalaşmadan bırakma… Covit-19 sonrası, uzaktan selamlaşma modelleri geliştirebilirsiniz.

9- Cesur ol, korkuyorsan bile rol yap. Herkes korktuğu için fark edilme ihtimalin düşüktür.

10- Islık çalmayı öğren, ihtiyacın olacağı günler olacak.

11- Yerine göre gülümsemeyi de ciddiyeti de kullan. Asla kimseye karşı alaycı olma..

12- Sıkı bir tokalaşma edin ve bununla markalaş.

13- Eşini düzgün seç, bu ömrün boyunca yaşayabileceğin mutluluk oranını, %90 etkileyecek.

14- İyi şeyler yapmayı alışkanlık haline getir.

15- Bir daha görmek istemediğin kitapları ödünç ver, görmek istemediğin insanları da telefon rehberinden silerek çalışmalara başla.

16- Kimseyi umutsuz bırakma. Bu son inandıkları şey olabilir. Dipten zirveyi bu şekilde görebilirsin.

17- Çocuklarla oynadığında bırak onlar kazansın; bunu çalışma ekibinin yeni üyeleri içinde uygula. Bir şeyler başarabildiklerini, ufak beceri kazanımlarıyla fark ettirip, öz güvenlerinin artmasını sağlayabilirsin. Bu da verimliliği yükseltir.

18- Tüm insanlara ve kendine ikinci şansı tanı, ama üçüncü şansı vermek çoğu kez aptallık olur.

19- Romantik ol, şiir ve klasik eserleri fırsat buldukça oku.

20- Tanıdığın en içten ve neşeli insan olmaya çalış, çözüm aradığında cevap sensin.

21- Özgür ol, rahatla, bağımsız düşün. Çevrendeki arkadaşlarına da bunu aşıla.

22- Susmayan telefonlar ile hayatının bölünmesine izin verme. Telefonu sen satın aldın, telefon seni satın almadı, bu nedenle sadece gerektiğinde ve ölçülü kullan.

23- Sosyal medyada geçireceğin süre, eğer sosyal medyadan para kazanan bir meslek icra etmiyorsan, günlük 15 ile 30 dakikayı aşmasın.  Daha fazla vakit geçirmekle, kendine yapabileceğin kötülükler listesine +1 eklemiş olursun.

24- Para kazanırken edep ve saygı ile kazan; kaybederken de edebinle kaybet. Yaptığın her işte sosyal bir sonuç olduğunu unutma.

25- Bir arkadaşına çok önemli bir sır söyleyeceğinde, iki kere düşün; çünkü bu onun da taşıyacağı bir yük olacaktır.

26- Mütevazi ve samimi ol. Büyüklerine saygı duy, küçüklerine sevgi duy. Saygın değerini, sevgin sana gelecekteki kadroları sunacaktır.

27- Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan birine karşı dikkatli davran. Bir gün senin de her şeyi kaybedebileceğini unutma.

28- Aniden olan her adım zarar getirir. Ani kararlarla hareket etme, köprüleri hemen yıkma, o köprüden daha kaç kez geçmen gerektiğini bilmiyorsun.

29- Keşkelerle ömür geçiremezsin, hayatı “keşke” demeden yaşa.

30- Komşularına saygı ve sevgi duy. Onlar açken sen tok olma.

31- Cesur ve güvenilir ol. Hayatta geriye doğru baktığında kendinle gurur duyacak biri ol.

32- Hiçbir zaman birine ‘seni seviyorum’ deme fırsatını kaçırma.

33- Davranışlarını sorgula, onlara dikkat et. Başkalarının senin davranış biçimini belirlemesine izin verme.

34-Telefonu açtığında daima enerjik ve hazır kıta ol.

35- Hep bir not defteri tut. Aklına gelen milyon liralık fikirlerin uçup gitmesine izin verme.

36- Senin geleceğin ve adımlarınla ilgili her icraatın ‘karar vericisi’ sen ol.

37- Sevdiğin herkese çiçek yolla. Sebebini sonra düşün.

38- En az bir kişinin kahramanı ol. Bunu da sadece o bilsin.

39- Evlenmek için bir hakkın var, hata yaparsan geri dönüşün yok. Bu nedenle doğru kadını 25 yaşından önce seç ve evlen.

40- Her sabah kalkabildiğin ve hala nefes alabildiğin hatta tövbe edebileceğin bir zamana ulaşabildiğin için Yaradan’a minnetini bildirmelisin. Sağlık en büyük nimetlerden birisidir. Kaybetmeden çoğu şeyin daha önce var olduğunu bilemeyiz. Mesela yürüyemeyen biri olana kadar, bacaklarımız olduğunu bile unuturuz. Gözlerinizi bağlayın ve trafiğe açık bir caddede yürüyün, ne hissettiniz? İşte bunu bir ömür yaşayan kulakları ile gören insanlar var.

41- Misafirliğe gittiğinde her ne olursa olsun, ikram edilen yemekler için iltifat et.

42- Kendine değerli olduğunu sık sık hatırlat; asıl hazinenin senin kalbinde rafine olarak bulunduğunu sakın unutma. Hayatı Otizimli bir birey gibi görmeye çalış.

43- Yanında senden küçükler varken de yokken de, tanımasan dahi insanları selamlamayı unutma. Unutma Dünyanın en güzel ülkesinde yaşama şerefi bize ait.

44- Hiçbir zaman umut bitmez. Her karanlık gece aydınlık bir sabaha bekçidir. Umut bir isimdir ve hiç kaybetmez.

45- Sana güvenen insanları bedeli ne olursa olsun aldatma. Kazanacağın imkanlar kaybedilen güveni sonsuza denk yok eder.

46- Bir işin başarısı %80 oranında ekip ve ekip içi motivasyonunun gücü ile sağlanır.

47- Hayat, gözleri bağlı elinde terazi olan Amerikan “kadın adalet” anıtı gibidir. Gözlerini bağlarlar ki kaçınılmazı görmesin.

48- Kalbini her zaman temiz tut, çevren kimlerden oluşuyorsa onlara benzersin. Bu duruma ben ‘bukalemun etkisi’ adını veriyorum. Çevrende ar edep ve ahlak abidesi olan, etik değerlere sahip, görgülü insanlardan bir çember oluştur.

49- Tüm dinlerin kutsal kitaplarında yazılı olduğu gibi “Yalan Söyleme”.. Böylece kalbini tamir edeceğim diye düşünerek daha da hayatını çıkmaza sürükleme.

50- Kimsenin kalbini kırma! Kırılan kalp düzelmez, bir de yiten güven yenilenmez. Yılanda kuyruk acısı, sende de evlat acısı hep sürer.

İnsanların sana, avucunun içinde hep onların hizmetinde olduğunu sanmaları sebebiyle, kendinden verdiğin her ödün için “Yine suçlu olduk” değil;  “neden bu fırsatı veriyorum” diye düşünmelisin.

Yazının sözü Uygulaması :

Kelam-ı kibar sözlerin, ağır anlamları vardır. Yeter ki onları anlayabilecek samimiyet kapasitesinde olmak isteyelim.

Hedeflere adım adım yürürken 

İlk kez ilkokul üçüncü sınıfta gelecekte olduğum yere nasıl geldiğimi hangi zorluklarla dolu kaf dağlarının eteklerinden geçerek geldiğimi unutmamak için ajanda şeklinde günlük tutmaya başlayarak hedeflerimi ortaya çıkarmıştım. Daha sonraları hedef listelerimi güncellerken, bazılarına gerek kalmadığını bazılarını gerçekleştirmenin asli hedeflerimle çeliştiğini fark ederek, listelerimi hedef kartımı tamamladıkça güncellemeye başlıyordum. Benimle aynı doğrultuda ilerleyen bir çok insanın neredeyse 100 kişiden 92 ‘sinin hedeflerine ulaşamadığını hem gözlemlerim hem de okuduğum araştırma yazılarından öğrendim.  

Peki neden başarısız oldular ?  

Çok basit ;  

1) Hedeflerini yazarak gözlerinin önüne koymadılar. 

2) Uykuyu ve dinlenmeyi temel ihtiyaçlar menüsünden hiç çıkarmadılar. 

3) Konfor alan kelimesinin sınırlarını en kalın çizgilerle çizdiler. 

4) Sosyalliği cafeteryalar da gezmek, sinama ve eğlence merkezlerinde sahte yapmacık insanlarla paranın getirdiği adına kültür dedikleri olgu ile dibine kadar yaşadılar. 

5) Eğitimlerine ve kariyerlerine yatırım yapmadılar. 

6) Bedel ödemeyi sadece sınavlarda yüksek not almak olarak görüp kandan korkan doktor misali, makineden korkan mühendis misali tozpembe hayaller ile sadece diploma için üniversite okudular. 

7) İyi bir iş imkanının A4 büyüklüğündeki bir kağıt parçası veya rulo olarak sunulan diploma adlı teoriyi asla uygulamaya dökemeyen bir zihniyetinin ürününe, başka bir değişle sermayeyi kediye yüklediler. 

8) Şimdi yerine, yaparız, akşam, yarın, haftaya kelimeleriyle plan yaptılar. 

9)  Manevra, Strateji, Taktik, kelimelerinden bir haber Çok çalışmayı tercih edip akıllı çalışmaktan uzak durdular. 

10) Yapamadıkları noktada vazgeçtiler hiç bakış açısını değiştirmeyi düşünmediler. 

Bunlar gibi yüzlerce madde yazılabilir, fakat bu kadar uzun bahane yazabilecek kadar bol vaktim yok. Olsaydı sizlerden gelen binlerce bahaneyi ciltlere çok rahat ve ah bu bende var demenizi izleyerek listelerdim. 

Peki başarabilenler nasıl yapıyorlar ?  

Kötülükte iyilikte başarı da başarısızlıkta aslında bir alışkanlıktan geçiyor. Bir kereden bir şey olmaz dedikçe bir kereden binlerce kere başarı veya başarısızlık ortaya çıkıyor. Deniyoruz en azından istediğimize ulaşamamış olsak bile, Edison dayımın dediği gibi, “Başarısız olmadım. İşe yaramayacak 10.000 yöntem buldum.” Demeyi bilmemiz gerekir. Ampulü icat ederken yardımcısının başında saç tellerini teker teker yolduğu esnada söylediği bir söz olduğu söylenir. Bulmasaydın daha aydınlık olabilirdik. Mum neyimize yetmiyordu. Garibimin kafasında saç cebinde kuruş bırakmadın. Körolası Edison dayı… 

  • Hedefine ulaşanlar niçin bu yola çıktığını, bu yolda neleri kaybedeceğini, ne bedelleri hangi sırayla kaybedeceğini nelere ihtiyaç duyduğunu hedef yolunda neleri yazacağını ve varacağı noktaya giderken hangi yollardan geçeceğini kısacası yaptığı için sonunu düşünüp kahramanlık peşinde koşmazlar.  
  • Çok çalışmaz akıllı çalışırlar. Her şey açık anlaşılır ve net bir yol haritası ile başlar. 
  • Kişide potansiyel varsa, üretkenliğine de inanıyorsa danışmanlar ve akıl hocası mantığında mentorluk desteği ile üzerindeki stratejik yükü dengeli bir biçimde ihtisaslara göre dağıtır.  
  • Zorlayıcı iteleyici hedefler belirleyip onlara uymak zorunda kalmak. Eğitimlerde gençlere hep örneklerim ilk aile şirketi dışı iş deneyimimde, işten kaçmamak için param olduğu halde taksitli borç yapar ödeyebilmek içinde gerekirse ek taksitler veya yeni borçlar ile kendimi mecbur bırakırdım. Çünkü bana benden başka destek olacak sahip çıkacak kimsem yoktu. 
  • Hangi işi hangi süreyle ne zamana kadar ne şekilde ve hangi aksilikleri hesap ederek bilançosunu çıkarıp, kaytarabileceğimiz süre planını en iyi şekilde ortaya çıkarabileceğimizi görebileceğiz. Buradaki asıl soru, söz konusu işi yapmaktan neden kaçındığımızı anlayabilmek sorunun çocukluğuna inebilmektir.  

Başarısız olmaktan korkuyorsak ve bunun için erteliyorsak ;  

  • Öncelikleri sıralanmış bir iş listesi hazırlayın. Söz konusu işi örneğin tamamlayabileceğiniz süre 3 gün ise siz teslim tarihinden 10 gün öncesini son teslim olarak yazarak gözünüzün önündeki not kağıdı olarak listeleyin.  
  • Görevinizin tehlike olduğunu unutmadan, göreve odaklanın. Ne kadar az dağılım o kadar iyi stratejik analiz ve operasyonel güçtür. Tüm departmanlara görev taksimini yaptığınız sürece siz görevinizi layıkıyla yapmış olacaksınız.  
  • Psikolojinin sarsılmaz gücüne inanın şarkılar türküler sizi geçmişe gelecek hedeflerinize yaşadığınız iyi kötü anılara hedef ve vizyonlarınıza hatırlatarak işleyerek götüren birer hedef tahtasıdır.  

Yazının Sözü Uygulaması :  

 Başarmakta başarısız olmakta birer tercih meselesidir, Önemli olan bu tercihi hangi koşullarda yaptığınız ve size göre doğru olan şıkkı işaretlemenizdir. 

Başarıyı sorgulamak

Hayat macerasında başlangıçla sonun arasında sıkışan bir neslin geçirdiği zamana ömür adını veriyoruz. Konuya direkt girdim doğru söylemek gerekirse alengerli işler pek bana göre değiller.

Doğduk büyüyoruz derken eğitim hayatı’nın ortasında buluyoruz kendimizi…. Ve gelecek kaygısı ile devam eden bir ömür telaşesi…

Bunları yaparken kaygılarımız ve de yaşadığımız panik , Stres duyguları da tabii bunun tuz ve biberi olarak hayatımızda yer edinmeye devam ediyor.

Karar verebilmek heleki sağlıklı karar vermenin ayrıntılarla boğuşarak bir yerden kazanacakken bir kaç yerden kaybetmenin  akla getirdiği olasılıklar ile hayat macerası etkisi ile bir düzeni yeterince oluşturamamakta….



Öncelikle her işin  başı sağlık ve de istişaredir lider yönetici pozizyonundaki kişi kendine aşırı özgüven sahibi olduğu için etrafına gözlerini kapatır böylece yalnız başına kalarak başarısızlığı kalıcı hale getirir.

Özellikle siyasi oluşumlar ve şirketlerin karar mercilerinde yönetimsel bir çok hata ortaktır. Kararlar bahsedilen yapılanmanın makro ve mikro dengeleri içerisinde en üst düzeyde verilirse ;

alt kısımdan bağımsız ve onun saç ayaklarına hitap etmediği ihtiyaç ve eksikleri göremediği için başarısız olur.

Elbette her karar uygulanırken silsile ile uygulanmaz ise örnek olunmazsa baş nereye gitmek isterse ayaklar oraya gitmez.

Bu nedenle uyumlu ortak ve benzeri düşünenlerle alınan ama içlerinde yalnış karara bu yalnıştır diyebilen kişilerle alınan kararlar başarının ayak sesleridir.

İkinci ksımda ise bu uzlaşı ile sorunu ya da krizi farklı açılardan farklı görüşlerle bağımsızca görebilmekten geçen bir yol olmasıdır.

Farklı bakış açısı farklı çözümleri beraberinde getirir mesela Fatih Sultan Mehmet’in gemileri karadan yürütmesi gibi…

Asıl tehlike de ise ekip içi farklı düşüncelerin kabul görememesi ve çogunluk kesime göre hareket edilerek , kararın uygulanması için yapılan baskıdır. Grup yöneticisi denge ve eşitliği sağlamaz ise ekibin devamlılığı zayıf düşecektir.

Unutulmalıdır ki ister isletme ister sivil toplum kuruluşu isterse siyasi oluşumlar olsun adı ne olursa olsun ortak bir amaçta toplanan bireyler ekibi oluşturur.

Başarı da başarısızlıkta ekip işidir.

Yazının Sözü Uygulaması :

Başarı onu istemeyi bilenindir.

İş ve sosyal hayatta başarı için beklemeyin…



*Nazik olabilmek için karşınızdakinden önce gülümseyin…

*Karşıdan beklenilen her hareket umutsuz vakaları bekleyen doktor gibidir.

*Sevmek için sevilmeyi beklemeyin, sergi varsa elbet er ya da geç karşılığını alırsınız.

*İnsanları değer yargılarıyla oldukları gibi kabul edin.

*Bir arkadaşın değerini anlamak için yalnız kalmayı beklemeyin…

*Çalışmaya başlamak için en iyi işi beklemeyin. Unutmayın ki daha iyi bir iş için altyapıdan yetişip iş tecrübesi sahibi olmanızı ve ast üst arasındaki iş ahlakından haberdar olmanızı isterler…

*Biraz paylaşmak için, elinizin aşırı derecede bol imkanlara sahip olmasını beklemeyin. Sevgi de mal mülkte para da paylaştıkça çoğalır.

*Büyüklerce verilen öğütleri hatırlamak ve hayatınızda yer vermek için illa düşmeniz gerekmediğini fark edin.

*Duaya inanmak için başınıza felaket gelmesini ya da zor da kalmanız acı çekmeniz gerekmediğini bilin…

*Yardım edebilmek için diğerlerinin acı çekmesini beklemeyin…

*İnsanların size ya da sizin sevdiklerinize karşı yaptıkları için, affedebilmek amacıyla karşılık olarak başınıza gelenleri tecrübe etmelerini sağlamayı ya da başkalarının size bu yolda yardım etmesini beklemeyin.

*Özür dilemek için, kalp kırılmasını etkinin kangren olacak psikolojik yaralara dönüşmesini beklemeyin…

*Ne küsmek için bir bahaneyi ne de barışmak için ayrılığı beklemeyin…


Sevgi Tanrı’ nın yarattığı en sonsuz ve en yüksek duygulardan birisidir. Eğer yukarıdakileri yapamam ya da yapmakta zorlanırım alışkan’ ım diyorsanız ;

ALIŞKANLIKLARINI OLMAZSA OLMAZ GÖREN KİMSE İÇİN, OLMAZSA OLMAZLAR KARŞISINDA YENİLGİ KAÇINILMAZDIR.

 Bu söz alışkanlık yaptığınız davranışların sonucu olarak görebilirsiniz…

Yazının sözü uygulaması :

Bir işi ilk yaptığınızda, yardım ediyorsunuzdur.

İkinci yaptığınızda, yardımcı olmak gerekliliğine inanıyorsunuzdur.

Üçüncü defada ise; artık o yardım adında yaptığınız iş sizin asli vazifeniz olmuştur.

Olaylara bakış açıları ve değerlendirmeler

Ünlü bir sanayici sahibi olduğu, çelik kazan üreten fabrikada yeterince üretim yapamamak ve daha ucuza mal edememekten şikayetçiydi. Bir gün çok güvendiği usta başını yanına çağırarak bunun nedenini sordu.

Sanayici : Senin kadar bilgili ve tecrübeli birinin yönettiği işçiler neden bu kadar zayıflar neden bu kadar az üretim oluyor neden bu kadar az verim var diye sordu ?



Ustabaşı : Bütün işçileri çok çalıştırdım sabaha kadar hep iş yerin de tuttum. İşten atmakla tehtid ettim. Ama başarılı olamadım.

Sanayici : Hemen yanındaki işçiye dönerek bugün kaç adet kazan üretildiğini sordu aldığı cevap altı idi.

Hemen bir tebeşir parçası alarak yere  koskocaman bir altı yazdı. Ardından fabrikadan ayrıldı bir kaç saat sonra akşam devresi başlamıştı. Gelir gelmez bu altı rakamını sordular onlara bugün sabahçıların altı adet kazan ürettiğini öğrendiler. Ertesi gün sanayici fabrikasına tekrar geldi altı rakamı silinmiş yerine yedi yazılmıştı. Bu defa gündüz işçileri yedi rakamını görünce akşam işçilerinin daha çok çalıştığını gördü. Bu günlerce devam etti. Her iki grupta kendilerini birbirlerinden daha çalışkan olduğunu kanıtlamak için daha çok çalıştılar ve birkaç gün sonra yere on rakamı yazılmıştı. Bir kaç ay içerisinde fabrikadan alınan verim bölgedeki diğer fabrikalara fark atacak kadar artış göstermişti.



Peki başarı nasıl gelmişti  ?


Bir işte yüksek verimlilik almak için rekabet hissini uyandırmak gerekir. Amaç herkesi mücadele etmeye sevk etmek değildir. Onları birbirinden üstün gelmeye daha iyi performansı sergileyebilmek adına kendilerini kanıtlamaya fırsat verebilmektir. Üstün gelebilme hissi insan ruhunu çoşturacak yegane çalışma azminin temelidir.

Yazının sözü uygulaması :

Baktığınızda görebiliyorsanız önünüze engel olan her bir barikat kendisini aşmanız için size yol gösterir.

Liderlik ve Yönetim

Güçlü Liderlik Güçlü Organiziazyon

Güçlü ekip ve yüksek performanslı ekip kurmak için yapılacaklar ;

1-Ekip ruhunun ne anlama geldiği ve nasıl uygulanacağı her eleman tarafından bütün detaylarıyla benimsenmelidir.

2-Değişik teccübeler, çok yönlü hünerler güçlü bir biçimde kombine (paylaşım) edilmeli. Sorumluluklar takım arkadaşları arasında onların hüner ve becerilerine göre paylaştırılmalıdır. Böylelikle şahsi düşünenlere karşı, daha çok ve iyi sonuçlar elde edilebilinir.

3-Görevi üstlenen ancak, başarısız olunan ekipte elemanları dışa atış veya işlev iptali söz konusu olamaz. Çünkü elbet yeniden denenecek ve tecrübe sağlanacaktır.

4-Ekip içerisinde vücut uyumu sağlanmalıdır.

Ekip : ”Birbirini tamamlayan görevlere sahip insanların ortak bir amacı gerçekleştirmek için karşılıklı sorumluluk duygusunu taşımalarıdır.” Şef bizi sorumlu tutuyor ile biz kendimizi sorumlu tutuyoruz. Arasındaki farkı düşününüz  burada birinci durum ikinciye ulaştırır. Fakat ikincisi olmadan kesinlikle takım olmaz. Performansı yüksek ve güçlü bir ekip için en kritik husus budur.



5-Zeki,becerikli ve problemli elemanların ekibe ve sisteme uyum sağlamalarının iki yolu bulunur.

a)Kontrol (Stalinin tavuğu) : Elemanın sıkı bir kontrolle eğitilmesi

b)Ödüllendirme

Aksi halde frenler ve dururlar.

6-Büyük hedeflere ancak değişik becerilerdeki insanların uyum oluşturup birlik meydana getirebilmeleri halinde ulaşılır.


7-Büyük başarılar küçük başarıların birleştirilerek kullanılmasından geçer.

8-Verilen söz eksiksiz yerine getirilmeli ve kattiyen doğruluktan şaşılmamalıdır. Enerjinin ve aksiyonun daha verimli kullanılmasını sağlayan karşılıklı güven üç şeyle artar…


a) Takım amacı : Takımın yapacağı tüm çalışmalar ortak motivasyon kaynağı taşımalı ve ortak hedefler olmalı.

b) performans hedefleri : En küçük aşamalarda dahi asla aşırı uçlarda hedef belirtilmemeli ulaşılması gereken noktadan 2 adım sonrası öngörülecek düzeye gelinmeden sahaya atı sürmemeli.

c) Yaklaşımların gerçekleştirilmesi : Kısa ve uzun vadelerde gerçekleşen planlar ile adım adım zafere giden kutsal yolda yer alınmalıdır. Başarı kadar başarısızlığında ekibin ortak sonucu olduğu benimsenmelidir.

Yazının sözü uygulaması :

Lider ile başkan arasındaki fark sahada ekibine sahip çıkması ile belirlenir.

Kriz Nasıl Yönetilir ?

Liderlik kriz yönetmenin temel unsurudur. Etkili liderlik ise; doğru zamanda doğru kararların sürekliliğini tekrarlayarak kendisini gerçekleştirirken, ekibini de en yüksek performansta verimlilik derecesinin nirvanasın’ da organize edebilen liderlik türüdür.

Lider ile başkan ya da yönetici çok farklı kavramlardır. Yapılan işe göre liderlik türü şekil almaktadır.

En iyi kararları vermek için atılan adımlarda en etkili taktik grup halinde fikir telakisidir. Lakin bu durum siyasal ekiplerde başkan kısmında nedendir bilinmez tek başına karar alır ancak, grupça uygulanır. Bu aşırı güven uzun vadede ekip içi güvensizliğin temelini oluşturur.

Karar süreçlerinde iki durum vardır. Bunlardan ilki kararların üst düzeyde verilip alt düzeyde uygulanmasının istenmesidir ve başarısızlığın temel sebeplerindendir bir sorunu en iyi yaşayan bilir ve yaşadığı probleme çözümü sorunu yaşayan getirebilir,

Kaynak : www.diken.com.tr

İkincisi ise; en iyi kararlar istişare ile gelmektedir. Sorunun bir çok açıdan gözlemlenmesi yorumlanması ve fikirlerin üst üste konulmasını sağlar. İyi bir lider, yaratıcı gerilimi üretmek için, rakiplerden de yardım alabilir.

Fikir ortaya konulurken, beyin fırtınasının acelece bitirilmesi oldu bitti’ ye dönüşmesinin sebebi, üst yönetimden gelen baskılardır. Burada lidere düşen vazife iki taraf arasında sorumluluk alarak, takımın tüm açılarında idareyi ele alabilmektir.

Etkili ve verimli kararlar almak için önerilerim,

Daha önce başarı sağlamamış olsa bile, tekrar başarısız olacağı anlamı çıkmaz. Günün şartlarında eski çözümler yeni başarılar kazandırabilir.

Hızlı bir yol ile acele bir yol izlemek farklıdır. Acele ederek panik halinde hareket etmek, alınacak aksiyon için doğru soruların sorulmasını engelleyebilir. Eğer durum acil ise, bunu neyin etkilediğini sorun.

Tüm çözümler kalıcı ve etkili çözümler olmalı, günü kurtarmak için yarını feda etmeyin. Çok farklı açılardan bakmayı öğrenerek bizimle farklı düşünenlerinde haklı olabilme ihtimali olabileceğini düşünebiliyorum demeyi bilin.

Ekibinizin her bir üyesini doğru ya da yalnış hatta, mantıksız söylese bile dinleyin. Size olmasa bile ekip arkadaşlarınıza bir şeyler çağrıştırabilir.

Bilgi güçtür ama eğer doğru bilgi doğru yer ve zamanda elinizde ve siz onu kullanmayı biliyorsanız o vakit bir anlamı olur. Anahtar adımlarla, doğru bilgiyi kategorize ederek görev paylaşımı ile yönetebilirsiniz.

Bilgi doğru olabilir ancak strateji de doğru olmalı siz doğru planı yapsanız bile uygulamada sizden kaynaklanmayacak problemlere yol açabilir. En iyisini yapacağım derken normal zamanlarda yaptıklarınızdan da olmamanız gerekir. Her mükemmel iş kendisinde kusur barındırır.

Söz konusu kararın uygulanması oldugunda, etkili liderler kontrolü ne zaman alacaklarını ve bırakacaklarını çok iyi bilirler. Eğer ekipleri o başta yokken de başarılı iseler o gerçekten bir liderdir. Fakat sadece o varken başarı varsa bu gerçek manada ekip liderinin aç gözlülüğü ve beceriksizlidir.

Kaynak : www.hertaraf.com

“Liderin başarısı, her bir ekip personelinin onun yerine geçebilecek kadar yetiştirilmesinden geçer.”

Yazının sözü uygulaması :

En etkili çözümler son anda ortaya çıkan ve aşırı plan ve de kural içermeyenlerdir.