İşçiysen işçiliğini bil kardeşim, ben sırtımı devlete dayadım diyemiyorsan….

 

Tüm yazılarımda işçilerden, işçilerin çalışma düzeninden  ve iş ve işçiyi yönetmekten dilim döndükçe bahsetmeye çalışıyorum. Çalışan kelimesi emek veren emekçiyi ifade etse de, işçi sözcüğü kamuda memurdan daha çok maaş alıp ama yükselemeyen fakat, 657 sayılı memurin kanununa tabii çalışanları kapsıyor. Hepimizin bildiği işçi ise, çok çalış az maaş al yarış atı gibi burun farkı ile girdiğin işe bir üstündeki yöneticinizin veya patronunuzun iki dudağı arasında sakız olabileceğiniz bir durumdan ibaret…

Asıl soru şu özel sektörde çalıştığınızda performansınız patron veya yöneticinizi etkiliyor mu ?

Ve bu çalışma performansınız sizin hayatınızı ne şekilde etkiliyor ?

Her yıl Kamu Personeli Seçme Sınavı ile her yıl umutlarımızı gömdüğümüz 2021 yılında bende girmiş olduğum KPSS Sınavına ödemiş olduğum ve ilk çalışmaya başladığım 2014 yılındaki bir haftalık maaşıma denk gelen parayı yatırdıktan sonra, tüm çalışma hevesim kaçıyor. Çalışan biri olarak bu durum beni etkiliyorsa işsiz ve üniversiteden mezun yeni bir gencin ülkesinde gariban olmasını ve yurt dışında bir ülkeye beyin göçü olarak gitmesini nasıl yadırgayabiliriz ? 

İşte bu minvalde devlet memurluğunun değerli oluşu ve maaşım geleceğim garanti de düşüncesinin güvencesinin nedeni de bellidir. Ancak devlet memurluğunun dahi kurumsal atamalarla yapılması nedeniyle gençlerimizin önünde özel sektörde çalışmak (Genellikle yurt dışına geçiş öncesi harçlık kazanmak için)  ya da beyin göçüne katılmak dışında başka bir yol kalmıyor.

Sende benim gibi, cevapların var ama sorularını şekillendiremedin mi ?

Bu konunun aslında ilginç bir cevabı var. Özel sektörde bir süre tecrübe ettikten sonra kendimizce tüm sorularımıza cevap bulduğumuzu düşünüp aslında cevaplara yeni sorular bulduğumuzu fark ediyoruz. Örneğin ben ilk iş tecrübemde iki yıllık aktif saha tecrübenim ardından, artık kurumsal zincir sisteminin her şeyini bildiğimi düşünüyordum. Daha sonra 2020 yılında çalışamaya başladığım başka bir kurumsal zincirleri olan işletme de eski işimden farklı olarak hareket halinde olmaktansa artık sabit bir noktada çalışıyorum. Alışılmış düzenden alışılacak düzenin ne tür zorluklar yaşadığını da gözlemleme imkanına sahip oldum. Her ikisinde de ortak durumlar oldukça fazla.  

Mesela  ;

Dolaşırken başımızda mobil bir yöneticimiz vardı. Sabit lokasyon da her an kamera ile izleniyorsunuz. Aslında sizin açınızdan çokta değişen bir durum yok.

Kariyer hedeflerin için önce kariyere başlaman gerektiğini bilmiyor olabilirsin. Maaşlı bir işte çalışıyor olmak kariyer planına başladığınız anlamına gelmez. Sadece maaş alıyorsunuzdur. Eğer pozisyonunuz yükselmeye başladıysa bu durum sosyal haklar ve maaş ile devam ediyorsa işte o vakit kariyer çalışmalarınız başlamış demektir.

Durumu özetledikten sonra ana temamıza geri dönerek, ne yaparsanız yapın azdır. En zor işi başardığınızda en azından teşekkür beklerken bir sonraki zor işin listesini önünüzde görebilirsiniz.

Elbette kişisel menfaatimiz için çalışarak para kazanıp kendi ihtiyaçlarımız için emeğimizi sunuyoruz, özel sektörde istisna işletmeler olsa da genellikle emek sermaye eşitliği pek çok defasında karşılanmıyor. Bu konuda çalıştığım ancak adını veremediğim işletme yönünden ben çok şanslıyım.

Çalışırken özel sektörde karşılaşılabilinecek olumsuz örnekler

  • Maaşınızın tamamı aynı gün hesabınıza yatmayabilir, suç olsa da bir kısmını elden vermek isteyebilirler. Bir çok işletme sizin sigorta pirimlerinizi bir bakıma gelecekte emekli  maaşınızın katsayısını belirleyecek olan pirimlerinizi düşük ödemek için, ayda 6 bin maaş verdiği bir personeli için asgari ücretli olarak göstererek devlete vergi vermeyerek suç işlerler.
  • Maaşlar gününde yatmayabileceği gibi belli bir tarihi olmaksızın ertelemeler yaşanabilir. ( Şuan çalıştığım işletmede her ayın son günü maaşlarımız hesabımıza yatar. Haftanın son günü resmi tatil veya hafta sonuna denk geldiğinde ise öncesinde yatırılmakta.)
  • Bazı işlerde satış ve kar payı dağıtımları vardır. Buradan size ya hiç verilmez ya da çok düşük miktarlarda paylaşılır. Özellikle bankacılık sisteminde üst yönetimlere çok yüksek miktarda kar payı dağıtılırken, personel herhangi bir fayda sağlayamaz. Üstelik zarar açıklayan özel bankalarda yönetimlere aktarılan bu kar payına anlam veremiyorum. Bankamızı yönetemediniz tebrik ederiz der gibi…
  • Sosyal haklar genellikle ismen vardır. Bugün görüştüğüm üniversite mezunu bir genç bana işyerindeki sosyal hakkının yemek yiyebilmek olduğunu söyledi. Bunu işletmenin lutfu olarak düşünmesi de apayrı bir konu.  Resmi tatillerde günlük ücretin 3 katının verilmesi gerekirken normal ücret üzerinden çalıştırılma veya ücretsiz izin veren işletmeler olduğuna şahit oluyoruz.
  • Sorumluluk verip yetki vermemesi böylelikle bu işi bu yöntemle yapacaksın ama yetkin yok. Problem halinde seni tanımıyoruz demesi gibi bir durum. Ayrıca verilen her sorumluluk değerlidir ve önemlidir. Verilen emeğe karşılık ücretinin de maaşa eklenmesi gerekmektedir.
  • Günde 10 – 12 saat çalışmanız istenebilir. Ki iş kanununda bunun süresi 8 saattir. Bunun farkında olmayan pek çok işçinin olduğunu da gözlemliyorum. Mesela çalıştığım işletmede çalışma sürelerimize çok dikkat edilir ve eğer iş gereği 10 dakika fazla çalışmamız var ise, bu çalışma süresi bize iade edilir. Sosyal hayatınız olup olması özel sektörde pek çok firma için bir anlam ifade etmez.
  • Eğer sizden vazgeçmişlerse, kıdem veya ihbar tazminatı varsa kasa ve de soğuk hava tazminatı gibi tazminatlarınızı almanızı engellemek için Mobing ( Yıldırma, iş yerinde psikolojik terör.) yapabilirler.
  • Yıllık izinlerinizin tarihleri şirketin işleyişine göre patron ya da yönetici tarafından en az ikiye bölünür. Sizin kararlarınızı sizin adınıza onlar verirler. Buna uymanın şirket presedürü olduğunu iddaa edebilirler.

Özel sektörün sağlayabileceği faydalar.

  • İşletmenize göre devlet memurluğundan daha çok maaş alabilirsiniz. Tabii bunun çok iyi yetenek ve etkili bir özgeçmişe sahip olmaktan geçtiğini unutmamak gerekiyor.
  • Memur gibi işe git gel yerine her an bir maceraya hazır olmak ve aniden yarın Berlin’ deki toplantıya gideceğini söylemiş miydim şeklinde bir cümleye hazır olabilmek ve yeni yerleri keşfedebilme imkanı.
  • Büyük şehirlerde özellikle mega kent İstanbul da  yaşayabilmek için bir fırsat.

Her şeyi bir köşeye bıraktıktan sonra  eğer özel sektörde çalışacaksanız, Değer gördüğünüz mutlu olduğunuz verdiğiniz emeğe değdiğine emin olduğunuz ve o işletmenin çarkı değil de beyni olduğunuz  bir işletmede çalışıyorsanız dahasını düşünmeye gerek yoktur. Ancak hakkınızı alamadığınız mutlu olamadığınız bir işletmede iseniz; biran evvel oradan kaçın ve geleceğinizi kurtarın.

                              Yazının Sözü Uygulaması :

Özel sektör çalışanı olmak,  özel olamayan her şeye sahip olmaktır.

Neden biz sizi ararız ?

Hepimizin mizahen söylediği ama yaşayarak staj yeri bile bulmaya çalışırken duyduğu sözcüktür. Çoğu zaman arkanızda dayı amca veya kuzen desteği yoksa, isterseniz istenilen beceri alanında Türkiye derecesi yapın bir anlamı yoktur. Cümlesinin özetlenmiş sokak ağzı ile kelime yapılmış halidir. Aslında aklımızdaki soru ile neden iş başvurularıma dönülmüyor ? Sorusuna cevap arayacağız. Açık yani yayınlanan iş ilanı varda biz mi başvuruyoruz, yoksa kurum iyi genel ilanları var ne iş olsa yaparım abi mi diyoruz önce buna karar vermek gerekiyor. Çünkü ne aradığımızı bildiğimiz vakit nerede olacağımızın gelecek planını da listeli halde sayfa sayfa dökmeye başlıyoruz. Bir de yeni mezun grubunda doktor hastalığı diye adlandırdığım bir durum var. Hani doktor olursun anlarım yarın gel başla zaten memlekette doktor az derler. O da stajyer doktor olarak kariyerine başlarsın. Ön lisans veya lisans eğitimini tamamlayan gençler staj yeri bulmakta zorlanırken mezuniyet sonrası işletmelerin çiçeklerle ve dolgun maaşlarla onları karşılayarak boyunlarına çiçeklerin takılı olduğu kurdeleleri bağlayarak miss Turkey güzeli / yakışıklısı seçileceklerini umuyorlar. Aynı duyguyu bende yaşamıştım. Hemde o dönem kıytırıktan teyyare selam söyle o Myo ya şeklinde ne devlette ne de özel sektör de iş imkanı olmayan “Yerel Yönetimler” adlı bölümü güçlükle bitirmişken…  

İşte yeni mezunlar benim tabirimle sudan taze çıkan balıklar taze taze mühendislik mezunu ise işe fabrika müdürü olarak başlayacaklarını umarak girdikleri kapıdan şanslı iseler, stajyer olarak çıkabiliyorlar. Fazla çalışkan ve ne iş olsa yaparım modundaki diplomalı arkadaşlar ise, stajyerlerin yükselişi filmi çekimlerinde kendilerine hayli zorlu bir yol içerisinde yer edinebiliyorlar.  

Buradaki en delice soruya hazır mıyız  ? 

Bu durum işletme / firmadan mı yoksa başvuruyu yapan staj veya iş arayan kişiden mi kaynaklanıyor ? Yapılan genel hatalar ve yaptığım hatalardan çözüm önerilerim… 

Aslında burada da iki temel soru boğaz’ ın iki ucu gibi karşımıza çıkıyor. Başvuruyu nereden yapıyoruz ? Eğer Covidzade Ekrem misali romantizim seviyorsak uzaktan uzağa işletmenin internet sitesi ile bağlantıya geçiyoruz. Veya benim her zaman başarı olasılığı gördüğüm saha başarısı sahada kazanılır şeklinde yorumladığım yöntem ilanı gör ama bakıpta yan cebine koy prensibidir. Gör ilanı git işletmeye gelecekte satış müdürü arıyormuşsunuz bende duydum ve geldim. Demeyi bil. Tabii işlere şartlara isteklere göre pozizyon number one olabiliyor, lakin siz orada ne olmak istiyorsanız onu hissederek girin ama işi iyi bildiğinizi bilmesinler yoksa iş bulamazsınız.  Var bir hayalimiz çalışmamız iş geçmişimiz modu da olmasın ama,  ne için geldiğinizi sizin bildiğiniz kadar işveren de bilsin. 

İş başvurunuzu hatta görüşmenizi gerçekleştirdiniz  ve bir geri bildirim bekliyorsunuz hiçbirimiz bir dahaki hayatımda gel, diyebilecek kadar bir işletmeye aitlik hissetmiyoruz. Yine de işe ihtiyacımız varsa da seni almıyoruz cevabını da insani olarak bekliyoruz. Özellikle Baş harfi M son harfi S olan bir hizmet sektörü şirketi bunu kasıtlı olarak yapıyor ve bu can sıkıcı durum onun tüm itibarını yerle bir ediyor. Merakımdan iş görüşmelerine gitmiştim. İnsanlık nedir bilmeyen insan kaynakları yetkilisi 3 – 5 yıl önce çalıştığım şirketlerden gün ay yıl şeklinde giriş ve çıkış tarihlerimi istemiş ezbere bilmeyince kişisel veri olarak geçen E- devlet şifremi istemiş vermeyince de her bilgisini bilmediğimiz biriyle çalışamayız demişti. Bende çıkarken bir arkadaşa bakmıştım diyerek çıkmıştım gıcıklık olsun diye. Unutmamak lazım gençler ilk hedefiniz iş sahibi olmak olsa da kişisel verileri koruma kanunu ve hangi verilerin kişisel ve paylaşılmasının sakınca doğuracağınını bilmeniz gerekiyor. Hepsinden öte de bu işveren mi yoksa iş arayandan mı kaynaklanıyor bunu bilmek çok önemli. 

Doğru işi bulmak, aradan hamsi gibi ayıklanmak için KOSGEP’ in NACE kodları gibi anahtar kelimeleri ve nokta vuruşlarına sahip olmak gerekiyor.  

Doğru yeteneklere ve uygun işlere başvurmak önemli  

Doğruyuz çalışkanız da, ilkemiz de nasıl başlarsak öyle gideceğimiz olmalı, genç nesiller iş bulma sürecinde ister uygulamalı mesleki eğitimden isterlerse de, üniversitelerin sosyal bölümlerinden gelsinler süreç hiç fark etmiyor önemli olan sahada uygulama da icraat çok iyi test çözerim ama insan ilişkilerim iyi değil, derseniz o iş öyle olmuyor arkadaşlar. Teknik makineleri sevmeyen birisinin mühendislik veya teknisyenlik eğitimi alması veyahut bu tarz bir işte çıraklık ile başlayacak bir süreçte kendine yer edinmeye çalışması bir intihar bombacısının hayatta kalma ihtimali gibidir. İş aramanın survivor Türkiye yarışması sürecine hayli benzeyen işimiz iş şeklindeki süreç, hele birde iş bulamamanın süresi uzadıkça daha fazla pozizyon için mücadele anlamında değil de, doğru noktaya odaklanamamak anlamı taşıyor. Eğer bir fabrikada üretim mühendisi olacaksan ilk önce staj eğitiminden başlayarak bu işin tüm kademelerinde emek verimi ve tecrübe edinimi konusunda ter atmak gerekiyor. Bugün 15 Temmuz 2021 ve yazımı yazdığım esnada, kariyer sitelerini incelediğimde binlerce uzman, yönetici, yeni mezun, stajyer, işçi ilanı olduğunu fark ettim. Ve en az iki katı kadar da iş değiştirmek veya iş arayan birey varken neden bu işsizlik oranları bunu düşünmeye başladım.  

Bakıyoruz acaba güzele mi bakıyoruz yoksa, güzel mi bakıyoruz işin sevabını doğru yerden görmek gerekirken, anlaşılan biz bakıyor ve göremiyoruz.  

Amaç katılmaktı dediğim pek çok iş görüşmesindeki gözlemim ile, özgeçmişte bulunması gereken en temel özellik genel ilandan öte, istenilen işe göre özgeçmiş oluşturmaktan geçiyor. Yazı yazmayı iletişim kurmayı sevmeyen biri medya sektöründe mutlu çalışamayacağı gibi, Kanunların teferruatları ve bentleri arasında kaybolup yüzdeki benle karıştıracak birisinin de hukukçu olamayacağı, veyahut kan görünce bayılan birisinin hemşire olmaması kadar doğal bir durum yoktur.( Masa başı iş yapan hemşirelerimize saygılarımla.)

Ancak ilanda belirtilen şartlara uymayıp başvuran aday sayısı toplam başvurunun yarısından daha fazla, ama üzülmeyin artık devir kaç devirli bilmem ama, buhar makinelerinin icadından sonra başlayan teknoloji devri ile adayların ilanları karşılayıp karşılamadığı yapay zeka içeren yazılımlar ile inceleniyor. Haliyle BİZ SİZE DÖNEMİYORUZ oluyor.  

İş arayanların yarış atı misali burun farkı ile yarıştığı bu kapitalist ve bir bakımdan da emperyalist düzende 24 ocak kuralları misali işverene serbestlik sağlayıp hem ücreti işverenin belirlediği hem de serbestlik ile beğenmiyorsan şartları çalışma kardeşim dercesine, çalışanın statüsünü işverenin netleştirdiği kölelik mi yoksa açlık sınırının altında, deniz seviyesinden yukarıda ve de dünya da tek kıskanılan özelliğimiz,  asgari ücret ile dünya da tek oluşumuz mu ? Her şeye rağmen eğer hazırsak uygun aday listelerinde yer almak ve aradan japon balığı misali süzülmenin yolları… 

                Eyyyy işveren beni neden aramıyorsun dersen ?  

Söylediklerini de yersen, derseler ki sana. Eyy iş arayan, işsizken sen sen değilsin. O zaman gelsin Rahmetli Cem Karaca’ dan “Tamirci Çırağı” şarkısı… 

Her neyse işsizler konumuza geri dönelim ;   

  • Aranılan pozisyon da AUTOCAD programında harikalar yaratmak ve SAP’ de ata sporlarımızdan biri olan Cirit atamıyorsan ilana başvurmanın bir anlamı da yok. Staj veya en alt kademeden yani işin mutfağından başlamalısın. Hele bir de 30 yaş altı, 10 yıl tecrübeli askerliğini yapmış olmak şartı ile, mühendis aranıyor ve sen yeni mezun veya stajyer isen, hacı Mevlana bile olsa kurban olim sen gelme der. Bir de işvereni düşün az maaş, çok iş, çok tecrübe, sayısız yetenek sonra da derya kuzusu bunlar diye balık tezgahındaki hamsi kadar işsiz üniversite mezunu iş için kıyasıya yarışıyor. Başka değişle iş az nitelik çok ya deveyi güdecek nitelik kazanacaksın ya da yeteneğin olmayan işe başvurmayacaksın. 
  • İş ilanında hizmet sektörü gibi genel işler veya her daim iş bulabilecek bir mesleği icra etmiyorsan, ilanda istenilen becerilere uygun anahtar kelimelere odaklı bir özgeçmişin olmalı. İş tanımına uygun olmasının yanı sıra özgeçmişteki ön yazını ilanda istenilen şartlara uygun yazmalısın.  
  • Yazımız özgeçmiş hazırlama yazısı olmasa da içeriğinde söz konusu Bussiness olan “biz” in geri geri dönüşü olduğundan da bahsetmek gerekiyor. Artık dijitalleşen teknoloji ile yazılımların yükselişi sonrası özgeçmişiniz de taranıyor ve aradaki boşluklar karakter aralıkları, daha önceki kariyer geçmişindeki gün ay yıl zaman diziminin doğru yapılması elzemdir. 
  • İş aramanın kendisi bile başlı başına bir iş olup, bu dahi tecrübe gerektirir. Bunu fark ettiğim gün kariyer basamaklarıma yenilerini katarken yaptığım hataları yazmaya karar verdim. Sonuç ortada, hangi şartta hangi pozisyon da fark etmeksizin ilanları ilk görüp başvuran olmaya, haliyle sabah uyanmaya çok önem ver. Erken çıktığın yol senin emekliliğin tamamlayabileceğin yolculuğun başlangıcı olabilir. Erken başvuru yaptınız yetmedi ama, evet yanılmadın yeni bir şey daha var yayınlanan ve başvurular yapıldıktan sonra işveren ilan detaylarını güncelleyebiliyor. Son bir detay kurumsal veya yarı kurumsal işletmeler dahi artık sizlerle görüşmeden önce mail adresi ve telefon numaranızı Google de ve sosyal medya platformlarında aratarak, verdiğiniz bilgiler ile yaptıklarınızın örtüşme oranını kontrol edip ona göre iyi izlenim alırsa görüşmeye çağrılıyorsunuz…   

                                                                                          Buda başka tüyo olsun.  

Hani Cem yılmazın AROG’ Ta bir sözü varya, “Kurduğun tuzağı hayvan fark etmeyecek” işte sözüm meclisten AUT siz fark edilen olacaksınız.  Kim bunlar dediklerinde Kurt gibi çalışkan gençler diyecekler…. 

  • İlgilendiğin işletmeleri sıkı takipte ol. Her ilanlarını ve en ufak bir bilgi güncellemelerine göre sende stratejini güncelleyerek zamanında hamleni yap.  
  • Özgeçmişine nitelik kazandır, daima eğitimlerle güncel kal ve internet ve sosyal medyayı verimli kullan, hatta blog yazarak rüyanda bile hayal etmediğin kuruluşların sana iş teklif etmelerini sağlayabilirsin.  
  • Özellikle https://www.linkedin.com/feed/ sitesinde üyeliğin olmalı. Görünür ve temasta ol, fakat temaslı olma karantina süreci zorlu geçiyor. İş başvurusu yapmayı düşündüğün kurumdan tanıdığın varsa ona danış eğer yoksa da halka açık bir işletme ise, mesela ben çalıştığım yapı markette önce müşteri gibi detaylı görüşmeler yapmış ardından iş başvurumu (kazara da) olsa yapmıştım.  

Hayli uzun bir yazıyı katlandığınız için size minnettarım. Ancak bu işin başka oluru da yoktu… 

                                                    Yazının Sözü Uygulaması  :  

Biri sizi arıyorsa her zaman işi düştüğü için değil, bazen iş vermek içinde olabilir. 

Evde mesleki çalışma yaparken motive olmanın ipuçları

Evdeki yeni ofisinizi kurmaya başlayarak ilk adımı atın. Ofisteki ortam eve gelmeli.

Gelişen teknoloji ile televizyona dönüşen tabletler, cep telefonları ve bilgisayarlar var olsa da, şimdi hepsini bir kenara bırakmanız gerekiyor. Yoksa ay sonunda kirayı nasıl ödeyeceğinizi kahvehanede tartışmak zorunda kalabilirsiniz. Malum çoğu yerde kapalı, hane halkı ile iyi geçinmek gerek. Evde oturup ayakları uzatırken veya dere kenarında oturarak çalışmayı elbet hepimiz isteriz. Ancak her istediğimiz her zaman olamıyor. Başka bir bakış açısıyla, ‘televizyon karşısında çalışabilirim dikkatim dağılmaz’ diyorsanız, konsantrasyon alanında “Melih Safi Duyar’a meydan okumanız” anlamına geldiğini unutmamanız gerekiyor. Malum yıllardır Dünya hafıza ve konsantrasyon şampiyonu…

Çözüm açık net ve basit, kendinizi COVİD- 19′ tanısı konulmuş bir hasta gibi çalışmanız gereken süreçte tüm dünyadan izole etmelisiniz. Tabii bu durumda 14 gün beklemenize gerek yok 🙂 Pazar alışverişi gibi balkonda mahsurda kalmayacaksınız 🙂

Ev ahalisine “artık ben yokum, başınızın çaresine bakın” demeyi bilin.

Eğer gerçekten evde çalışmaya karar verdiyseniz, o odaya sadece çalışmak için girin, cep telefonu, youtube veya bilgisayar oyunları hatta aileniz bile gelse kapınızı çalsa orada olduğunuzu bilse bile evde yoksunuz. Gerçi bu da apayrı bir irade işi, ben “gelmeyin” diye kapıya yazı asıyorum, “neden gelmeyelim” diye sormak için geliyorlar 🙂

Unutmayın ki; televizyon karşısında sadece spikerler dikkati dağılmadan çalışabilirler.

Bir süre dünyaya izole olup, kendinizle tanışın, belki iyi birisi olabilirsiniz. Aynı şirinler gibi olduk biz de..

Hayatı vardiyalı yaşamak mümkün olmasa da kendinize özel bir vardiya düzeni oluşturun.

Hayatın kendisi dahi dün, bugün ve yarından ibaretken, neden biz hayatımızı vardiyalı, düzenli ve disiplinli olarak yönetemiyoruz ?

Türkiye’de (TÜİK istatistikleri) 24 Ekim 2019 tarihi itibariyle, 2018’e göre girişimlerin %43.5’i hizmet, %36.1′ i ticaret sektöründe yer aldı. Hizmet sektörü toplam istihdamın %37.5’ini oluştururken sanayi sektörünün istihdamdaki payı %27.5 olarak gerçekleşmiş. Buradan nereye bağlamak istediğime gelirsek, duble yol kavşağı bile çıkar. Yeter ki yolu bulacak dirayet ve niyetimiz salih olsun.

Türkiye’de çalışan kesimin patronlar haricinde kalan kısmına genel olarak “işçi” adını verdiğimiz malumdur. İşçi her zaman işçi kalmamalı, bir bayrak yarışına sahne olmalıdır. Rahmetli Cem KARACA ve kardeşi Barış MANÇO’yu da buradan anmak gerekir. İşçi, sabah 06:30 ile güne başlayan, sabah akşam ve aracı versiyonlarıyla zor bir sistemde çalışan kişidir. Başka bir deyişle “vardiyalı, planlı, disiplinli” şartlarda çalışandır.

Kısa çalışma ödeneği sonrası çalışanların işe dönüşle birlikte psikolojileri…

Evde kısa çalışma ödeneği kapsamında, maaşınızı devletten alarak ulaşılmaz birisi olamayacağınızı hatırlatarak, her sabah saat kaçta kalkıp kahvaltı hazırlıyor iseniz, o saatte kahvaltınızı hazırlayarak yolda geçirdiğiniz vakti de kahvaltı sürecine ekleyebilirsiniz. Kahvaltı süresini biraz uzatmak gibi küçük yaramazlıklar kıyameti yaklaştırmaz. Uyanın, kahvaltınızı yapın ve çalışmaya başlayın. Çalışan kazanır…

Tekrar edilmeyen her iş unutulmaya mahkumdur, bir ayağı kırılmış ata benzer.

Dün geçti ve bugün yeni bir yaşamın içindesiniz. “Tez yazarken okula gidermiş gibi hazırlanırdım, kıyafetlerimi (Zırhımı) giyerek, kahvaltımı yapar, atom karıncanın uçma serüvenine doğru, hazır olan çayımla birlikte masama geçer, son işimi tekrar edip ısınma turu sonrası motivasyonumu tekrar kazanarak yazmaya, çalışmaya başlardım..” Unutmamalısınız ki önemli olan tekrarı doğru bir zamanlama diliminde yapmaktır.

Planlı çalışın eğer planlayamıyorsanız, iradeniz ile savaşınızı gözden geçirin.

En az bir gün önceden günlük planı hazırlarken, muhtemel süreçlerde haftalık ve aylık iş planınızı da hazır tutmanız faydanıza olacaktır. Mesela neler yazabilirsiniz? Mail gelen kutunuzu açılır pencere yaparak mailleri gözünüzün önünde tutarak, unutmazsınız; keza yapışkan kağıtlarla aranacak kişileri de karşınızda tutabilirsiniz. Elbette evden çalışan kişilerin 7/24 nöbetçi subay gibi müsait olmalarını beklemek doğru bir davranış değildir.

Verdiğim eğitimlerde bunu anlattığım genç bir arkadaş beni telefonla aramak için whatsapp’tan randevu teyitiyle aramaya başlamıştı. Bu ilginç gelse de çok hoşuma gidiyor. Buna benzer uygulamalarla telefon konuşmalarımı %80 daha az sürede tamamlamaya ve kendime zaman ayırmaya başladım. O %80’lik sürecin % 20’sinde ‘bloggerlik’ yapıyorum. Her şeyi olmasa da çoğu şeyi başarabilirsiniz; elbette ki öncelik sıranızı doğru yapabilmeniz şartıyla…

Hep çalışacak mıyız? Elbette ki dinleneceğiz.

İşyerinde de kahve, çay, yemek gibi belirli süreli ve ağırlıklı süreçlerde, nasıl kendinize dinlenmek için zaman oluşturduysanız, aynı rutin ve planlamayı ‘esnek çalışma modeli’ olarak evinizde de tekrarlayın.

İlgi dağılıyor ve motive olamıyorsanız.

Çalışırken bir anda instagram’daki komik videoları iş içeriğine eklediğinizi fark ettiyseniz, işleri takip için whatsapp açık olmalı, ‘telefon yanımda ama bakarken dikkatim dağılıyor’ diyorsanız, https://web.whatsapp.com/ İnternet sitesi bilgisayar ekranınızdan size whatsapp ekranı sunduğu için bu bahaneniz ortadan kalkıyor. Sosyal medya uzmanı olarak çalışmıyor iseniz, diğer sosyal medya adreslerine ihtiyacınız zaten kalmıyor 🙂

Çalışma masamdan sevgilerimi iletiyorum.

Haliyle telefonu yanı başınızda mezar taşı gibi durdurmanın da bir anlamı kalmıyor. Çok zor oluyor ama ben başardığım için sizlere öneriyorum. Yapmadığım başarmadığım hiçbir işi, ne ekip arkadaşlarımdan ne de danışmanlık yaptığım kişi ve kurumlardan istemiyorum. Öncelik kendi irademle sonsuz savaşımı kazanmak!

Benim kadar inatçı iseniz bilgisayar başında uyuyakalabilirsiniz. Elbet kazara ekrandaki yazıları silmemeniz gerekiyor. Çok acı bir süreç birkaç defa yaşadım. Haliyle, ekranla aramdaki normalde 30 cm olan mesafeyi 55-65 cm arasına uzatmayı alışkanlık edindim. Tabii bu süreçlerde dik oturmaya ve gerçek anlamda rahat olmamaya özen göstermenizi sağlık açısından öneriyorum.

Baktınız olacak gibi değil, kendinizi zorlamayın, bu molanın adı ‘uyuma zamanı geldi zili’dir. Veya Yepyeni bir kahvenin çekirdeğinin kokusu eşliğinde balkonda biraz hava almak ya da bir dostunuz ile “yüz yüze” edilen sohbet sorunuza çözüm olacaktır.

Yazının sözü uygulaması:

Esnek çalışma modelinde, maksat işinizin evde yapılabilecek kısmını evde yapmaktır, evinizi işyerine taşımak değildir.