LİDERLİK VE YÖNETİM – İ ÜZERİNE NACİZANE…

Hiçbir makam mevki yöneticilik hatta holding patronluğu kalıcı değildir. İster özel sektör isterseniz, devletin çeşitli kademelerinde bulunun bu maaş karşılığı yaptığınız işlerin sizlere “ emanet” olduğunu hatrınızdan çıkarmamalısınız.

Bir şirketin CEO’su olmak şirketin yönetim kurulunca verilen vazifenin yerine getirilmesi esnasında etkin verimli bir şekilde karlılık kazanç düzeyinin arttırılmasıdır.  CEO olmak için en temel özellik STRATEJİ kelimesini her adımına işleyerek hareket eden, çalışanlara tedarikçilere liderlik ederken motivasyonlarını yüksek tutan ve de holding yönetim ve de icra kurulu arasındaki bağlantı koordinasyonunu sağlayarak yönetim sürecini gerçekleştiren kişidir. Bu vazife asla onun geldiği noktayı unutmasını gerektirmez. Anadoluda sürüde nasıl çoban emanetçi ise, holdingte de CEO işte böyle emanetçidir.

Unutmadan dipnot verelim :

CEO bizim dilimizdeki anlamı kendimce ifademle, icra kurulu başkanıdır. Yani şirket sahibi adına şirketi yöneten kişidir.

Fakat günümüzde hem özel sektörde hem de kamuda “ Devletin malı deniz yemeyen saftır.” mantığında görerek devleti veya şirketi “tapulu malı” olarak görenler oldukça fazlalar. Özellikle üniversitelerde rektörlük makamının akraba atamalarını sıkça yaşar hale geldik. Yöneticilik görev süresi içerisinde hoş anılar bırakıp gitmek gerekirken, bir ömür koltukta oturacakmış gibi davrananların arkasından güzel sözler söyleyenler çok az sayıdadır. O bakımdan, emanete koruyup kollayarak, “Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş” sözüyle hareket etmek doğru olandır.

Lider, başkan ve yönetici farkları kısa öz ve net…

LİDER :

Lider Olunmaz doğulur bu işin çekirdeğinden yetişen kişiye verilen isimdir.

Ego , kibir nedir bilmez, kişiye göre şekil alarak karar vermez.

Personelinin ya da ekibinin her daim arkasındadır.

En önemli özelliği eğiticidir ve yapmadığı veya yapamadığı bir işi asla assından istemez.

Emretmez karakter sahibidir.

İletişim teknikleri ve sosyal becerileri çok üst düzeydedir.

Yaşanan problemlere dinleyerek ve anlayarak çözüm bulur.

Genellikle özel sektörde kurumsal şirketlerde sıkça görülür.

Liderlik tiplerine göre ayrıldığı için kimi lider ekibiyle sahada çalışır , kimisi de herkese vazifesini vererek ihtiyaç duydukları anda yanlarında olup onlara çözümler sunmaya çalışarak eğitir ve yol gösterir.

İnsiyatif alır ve ekip arkadaşlarına da yapabileceklerine inandığı kadar insiyatif verir.

BAŞKAN :

Genellikle atama ile gelir ve atama ile de gider. Genellikle siyasi partilere göre şekil alan devletin bürokrasi kadrolarında yaşanan bir olaydır.

Atamalı geldiği için her daim birilerinin adamıdır. Özgür olamaz hep birilerine bağlı onlar için kendi adına sorumluğu kendine imkanları başkaları için değerlendirilen kişidir.

Bir arada çalıştığı ekip tamamen menfaat ve çıkar çatışmaları sebebiyle bir arada olanlardan oluşur.

Başkanlar liderlerden meşhurdurlar öyle ki, garsona çay siparişi verirken bile başkan derler…

YÖNETiCİ :

Yap derler yapar, yapma derler yapmaz.

Kararlarını şirket verir, kendisi uygular. Kuruluşa göre müdür yardımcısı, departman sorumlusu, kategori uzmanı, aç kapa yetkilisi gibi isimler alarak mahalle muhtarı gibi sorumluluklar alır ama hiçbir zaman yetkisi yoktur. Personel ile yönetim arasında köprü vazifesi görür.

Yönetim vazifesi üstlenen her bireyin etrafında ona bilgi aktaran kişiler olur. İşletmede veya kurumsal yapıda ne tür problemler yaşanıyor neler yapılıyor hatta dönen dedikodulara kadar yöneticilere aktarır. İşin ilginç yanı ise kurumsal şirketlerde bunu çalışanlar farkında olmadan günlük iş işleyişi zannederek yaparlar. Bu durumun en tehlikeli yönü habercinin doğru haber iletip iletmediğidir. Bu sebeple bilgiyi iyi tartmalı ve kaynağından öğrenerek dinlemeyi önemseyerek hareket etmeliyiz.

Yönetim ve Stratejik Yönetim süreci bir bütündür. Bir şirkette veya kamusal alanda yönetme erkini elinde bulunduran kişi’ nin başarısı diye bir şey söz konusu olamaz. Başarı da başarısızlıkta bir ekip işidir. Dizi karakteri Rıza Baba’ nın da dediği gibi “Bizim meslekte yaşamakta ölmekte ekip işidir.”

İster kamu ister özel sektör olsun edindiğim tecrübeler ışığında ifade edebilirim ki, düzen ödüllendirmekten çok cezalandırmayı kişilere göre savaş düzeni aldırmanın çözüme giden yol olduğunu kişiler giderse her şeyin mahvolacağını düşünen aile şirketlerine dönüşen bir düzen oluşturuyor.

Yönetme erkini elinde bulunduran zati- muhteremin tepeden inme yöneticiler ataması, başka bir adla kamuda başkan, özel sektörde müdürler ataması ki bu kişiler tepeden inme olduğunda görülen en büyük hastalık “aç gözlülüktür”.  

Bu kişilerin çalışarak kazıyarak tırnaklarını yaralarcasına çalışıp gelmediklerinden atandıkları makamın gücüne aldanıp adalet ve görev ahlakından uzaklaşırlar, makam mevki hırsları gözlerini kör eder. “ İteaat et rahat et” mantığı ile yapılan bu işlerde kendisini oraya atayanlara bağlılık makam mevkide kalmayı “Dava” sı kabul etmek onları oraya başkan / müdür atayanların işlerine öncelik vererek hem bulunulan makama hem de yönetilen organizazyona zarar verirler. İstediklerini alamayınca da açgözlülüklerinin sonucu olarak menfaat çatışması sonucu bulunulan Şirkete veya 15 Temmuz 2016’ da yaşandığı gibi ülkeye zarar verirler. Bunun da adına dava derler.

Memleket meselesinin “dava” ‘ sı değil “deva” ‘sı olur. O da milletin ta kendisidir.

Bu gibilerin hırs ve ihtiraslarını yok etmeyi öğrenmeleri için silsile ile gelmeleri şarttır. Almanya da Er rütbesinden onbaşı olan Adolf HİTLER bir sonraki rütbesi Şansölye olmuş ve 2. dünya savaşında dünyayı yok olmanın eşiğine getirmiştir.

Yönetim erkini elinde bulunduran zat, istişare etmesini bilmeli başarı’ nın bireysel olmadığını her daim hatrı’ nda tutmalıdır. Hatr- ı hamili yakınımdır değil, yadında (aklında) olarak bilmelidir.

Bilgi bir okyanustur, içinde daldığınız da köpek balığı saldırısı da olabilir somon balığı ızgarası ile ziyafette çekebilirsiniz. Sonsuz bir mavilik gibi gökyüzünde süzülmek gibidir. Bilgi akışının rüzgarına kapılmadan süzerek irdeleyerek dinleyerek öğrenip tecrübe edinilerek yapılan bir icra faaliyetidir.

Hiçbir kişinin bilgiden mahrum kalmaması, ayrımcılığa maruz kalmaması ve küstürülmemesi işletme ve tüm kurumlar için elzemdir. Bu bakımdandır ki tüm kuruluşlarda istişare ile ortak akıl yürütülmesi esas karar olmalıdır. Öyle ki danışılır iken sağlık meselesini muhasebecilere sorarsanız ortak akıl yerini ortak fayda’ ya bırakır.

 Yönetme erkinde bulunan zat, tüm kaynaklar gibi geri dönüşü olmayan zamanı da etkin ve verimli kullanmak zorundadır. Yapılan her işin kararını personelin vermesi münkün değildir. Tecrübe sahibi yönetici’ nin riski hesaplayarak aldığı kararlar daha verimli olacaktır. Günümüzde mesai süresinin çoğunluğunu iade- i ziyaret ve makam sohbetlerinde geçiren yöneticiler var olursa, sağlıklı bir yönetim süreci  beklemek hayaldir.

Yazının Sözü  Uygulaması :

Bugünün işini yarına bırakırsan o iş gelir birikir ve seni fiziken ve ruhen yıpratarak sağlığını bozar.

Yazar notu : Yazılarımda dostlarımın önerisi üzerine belirtme ihtiyacı hissettim. Hiç bir siyasi parti, makam mevki sahibi, ya da benzeri bir organizazyonu kast etmemekteyim. Benzer olaylar ve isimler tamamen benzerlik kaynaklıdır. Birbiri ile hiçbir bağlantısı yoktur. Geçmiş dönemlerde yaşadığım tecrübeler ile isim vermeden yapılan hataları eleştirmek çözüm getirmek ile bir yönü yermek veyahut yüceltmek bana düşen bir görev değildir. Eğer bir kurum veya kişiyi hedef seçtiysem ima etmek yerine, kendisinin açık adresi ve kimliğini de yazıya bir şekilde eklemeyi tercih ederim.

Bugün Türk tarihinde ne oldu ?

  • 1941 – 769 Rumen Yahudisi yolcusuyla Filistin‘e giden Struma gemisi, İstanbul‘a geldi. Geminin yolcu indirmesi yasaklandı.
  • 1948 – TBMM‘de Sivas Kongresi‘ne seçilen Temsil Heyeti üyeleriyle, TBMM’nin birinci döneminde bulunan üyelere, vatan-ı hizmet tertibinden aylık bağlanması hakkında kanun kabul edildi.
  • 1958 – Adalet Bakanı Esat Budakoğlu, 4 yıl içinde basın suçundan 238 gazetecinin mahkûm olduğunu açıkladı.
  • 1960 – Erzurum‘da radyo istasyonu açıldı.
  • 1972 – Yaşar Kemal, pasaport verilmediği için uluslararası bir toplantıya gidemedi. Tepkiler üzerine, yazara 15 gün sonra pasaport verildi.
  • 1986 – Olimpiyat şampiyonu halterci Naim Süleymanoğlu, Türk vatandaşı oldu.
  • 1987 – Cumhuriyet tarihinde dolar, resmen ilk kez dört haneli rakama ulaştı. Merkez Bankası Amerikan Dolarının satış kurunu 1.300 liraya yükseltti.
  • 1990 – Kırgızistan bağımsızlığını ilan etti.
  • 1996 – Türkiye tarihinin o güne kadarki en büyük ikramiyesi bir Sayısal Loto talihlisine çıktı: 211 milyar lira.
  • 1997 – Türkiye ile Rusya arasında Mavi Akım projesini içeren anlaşma imzalandı.
  • 2000 – Bitlis‘in Tatvan ilçesi yakınında 6. Zırhlı Tugay Komutanlığına ait askeri helikopter düştü. Kazada 2 asker şehit oldu., 5 asker yaralandı.
  • 2000 – Afyonkarahisar ve çevresinde büyüklüğü 5,8 olan depremde 6 kişi öldü, 42 kişi yaralandı.

Klasik mülakat soru ve teknikleri

Fark ettim ki uzun süredir iş aramaya niyetlenecek gençler için satırları karalamamışım. İşler ve meslekler yenilense de bazı meslekler kaybolsa bile, Manevra Strateji Taktik dediğim MeSuT yöntemleri neredeyse hiç değişmiyor ve değişmeyecek.  

Doğru sorulara doğru yanıt verme yöntemleri, çapraz soruya çapraz yanıt vermeyi de arada kısaca değinmeye çalışacağım. Neredeyse her işte şöyle ilanlar çıkıyor.  

15 Yıllık tecrübeli, 25 yaşını aşmamış mesleğinin son 10 yılını kalite veya üretim mühendisi olarak çalışan askerlik yapmış diye başlayan ilanları görüyorsunuzdur. Yeni mezunsanız çok ciddiye almayın oraya alınacak kişiler bellidir zaten, tecrübeniz ve yeteneğiniz bazen yeterli olmayabiliyor. İstediğiniz işe başlayabilmenin sosyal medyanızda bunu paylaşabilmenin yolu için sorulan sorulara onlara göre doğru, özgün ve etki bırakan birkaç cümle kurmanız bekleniyor.  

Gelsin sorular verilsin cevaplar…  

Kendinizi anlatın 

1873 yılında çölde kar topu oynanırken doğmanız ve Cin ali ile saklambaç oynayıp oynamadığınız kimsenin merak ettiği bir sual değil. Bu soruya verilen öyle mizahi cevaplar duydum ki, sevgilisi ile tanışmasını veya askerlik anılarını anlatan arkadaşlardan haberdarız. Vakit kısa öz ve nokta vuruşu olma vakti, hani lazer yazıcılar öncesi muhasebecilerin kullandığı numaratik vuruşlu yazıcılar vardı ya onlardan kurtulma vakti. Mesela daha önce çalıştığınız işyerlerinden edindiğiniz tecrübelerden neleri öğrendiğiniz neleri geliştirdiğiniz çaktırmadan fena olmadığınız birkaç alanı da buralarda da zayıfım diye yedirebilirsiniz. İletişimde gerçekten kendimi yeterli görmüyor insanlarla konuşamam diyordum ancak şirketin en çok konuşan kişisi ünvanı ilk günden beri bende… Neler öğrendiniz kendinizden ne eklediniz ? Hangi alanlarda sorumluluk ve insiyatif aldınız ? Kendinizce güçlü zayıf yönleriniz Swot analizinizi paylaşın. Ve bu iş için nasıl heyecanlı olduğunuzu hissettirin böylelikle, işe alınmayacaksanız bile alınırsınız. 

Az önce geldiğiniz odada 20 kişi vardı ve bir kişi alınacak sizin farkınız nedir ?  

Aday’ ın kendini anlatabileceği aslında tek doğru nokta burasıdır. Özgün ve özgür olun belli bir tecrübeye ihtisasa kadar, beni ne şirketler istiyor da ben size geldim olmasın. Öncesinde şirket ve başvurulan pozisyonu araştırmış olduğunuz için, geçmiş tecrübeleriniz ile başvurulan pozisyon arasındaki uyuşmayı ve bu tecrübe birikiminin şirketin hedefleriyle nasıl uyuştuğuna nokta vuruşu ifadelerle değinin. Aslında bunun meali seni tanımak istiyorum maske kimsin sen demektir. Bu an aday’ ın istekleri veya diğer taleplerini isteyeceği alan değildir. Ayrıntıya girmeden soru geldikçe can alıcı detaylar ile konuşmayı yönetmelisiniz. Eğer tecrübesiz iseniz genelde konuşmayı şirket yetkilisi yönetir. 

Sakın Çalışkanım doğruyum. İlkem şirketi daha iyi noktalara taşımak ve işe de ihtiyacım var şeklinde diye başlarsanız. Sadece mülakat tecrübesi edinirsiniz.  

Bu pozisyon kendimi daha önceki tecrübelerim ile daha da ileri taşıyabilecek ve şirkete daha çok fayda sağlayabileceğim bir pozisyon ve bu departmanda görev alırken yaşanabilecek problemler ve çözüm yollarına hakimim savcıyım derseniz ve de bunu canlı bir örnekle bağlarsanız nokta vuruşu olarak artık o şirket sizden randevu talep edecektir.  

Sonra derler ki, XXLS şirketi için, neler yapabilirsin derler. Sende yapabileceğin kadarını söylersin. Senin sınırların sana ait çok uçmamak lazım. Bu başlık altında da işin ihtiyaçlarına karşılık verebiliyormu ? Şirkete ne kazandırır ? Niçin burada ? Ne tarz projeler üretebilir ? Sorularına cevap bulabilirsin.  

Güçlü ve Zayıf yönlerinizi anlatın  

Güçlü yönleriniz ve nasıl geliştirdiğinizi anlatırken asla, işiniz dışında yönlerinize girmeyin. Mesela Grafik tasarımcısı değilseniz Corel Draw düzeyiniz kimsenin işine yaramayacaktır. Dergi editörlüğü kariyerinde detayları konuşuruz. Zayıf olduğunuz yönler ve de geliştirmek için neler yaptığınızı örneklerle ifade edin.  

Tuzak geliyor işte eski işinizden neden ve ne şekilde ayrıldınız ?  

En tuzak cevaplı soru budur. İstifa ettim derseniz, niçin sorusuna cevap bulmanız gerekir. Asla eski şirketiniz ve yöneticilerinizi kötülemeyin. Ama yalanda söylemeyin. Mesela 30 Km’ den daha uzak bir yerde çalışmam istendiği için devam edemedim diyebilirsiniz. Ben git gel 65 Km yol yapıyordum ama herkes ben kadar sabırlı olmak zorunda değil. Peki ne diyeceğiz derseniz, kendinizi geliştirdiğiniz alanları ve aldığınız sorumlulukları vurgulayarak anlatın. Yeni işinizde de başvurduğunuz pozisyona paralel olarak, eski tecrübenizin üzerine katmak istediklerinizi ekleyin.  

Şirkete kattığınız değerle, başarılarınız nelerdir ve karşılaştığınız zor bir durumu krizi nasıl çözümlediniz ?  

Burada rakamların diliyle tercümanlık yapın. Departmanda göreve başladığımda departmanın satış raporları şubeler arası Türkiye sıralamasında 11. Sırada idi ve istifa ederek ayrıldığımda 2. sırada iken başka şubeye tayinim sonrası ulaşım problemim nedenli istifa etmek zorunda kaldım diyebilirsiniz tabii gerçek böyleyse, ve başvurduğunuz pozisyon ile ilgili varsa bir başarınız sunmayı unutmayın. Yetenek ve becerilerinizi hikayecilik adlı edebi türle kısa net ve özgün bir biçimde ifade etmeniz gerekiyor. 

Gelecek beş yılın planında kendinizi nerede görüyorsunuz. 

Sorusuna CEO olarak ifade etmeniz hayal ürünü sayılabilir. Ama, hedefi olmayan bir gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez. Beş yıl sonra ne yapmak istediğinizden işinizin iyi yönlerinden bahsederek konuyu paraflayabilirsiniz.  

Tüm ara suallerde bittikten sonra konuşmayı bitirmek için insan kaynakları yetkilisi sormak istediğiniz bir soru var mı şeklinde genel geçer bir soru sorar. Sizin de her ihtimale karşı önceden hazırladığınız en az 5 sorunuz vardır. Çünkü, en az 3 tanesi mülakat esnasında çok sorulanlardan olduğu için auto mesaj olarak cevaplanmıştır. Soru sormak için sormayın öğrenmek için sorun böylelikle şirket hakkında araştırma yapan ve bu iş için en iyi adayın siz olduğunuzu onlara hatırlatın.  

Yazının Sözü Uygulaması : 

Doğru cevap doğru sorunun sorulmasıyla açılacak hazine sandığıdır.  

Yeni mezun ilk iş görüşmesine girerken ve bol noktalı sualler

Bedensel hareketlerimizin iş başvurularımızda etkisi… 

İlk iş görüşmesi yapabilenler bilir heyecanlıdır yapamayanlarda anlar aşırı gericidir. Aslında bu heyecanla gerilimin aksiyonla buluştuğu noktada bizi ele veren bazı adımlar var. Bu ispiyoncu duygular yapabileceğimiz bir çok iş için karşımızdaki işe alım yetkilisinin gözünde ya bu kişi bu işi yapabilir mi sorusunu sorgulatıyor. Tabii bilindiği gibi insanlar bir başka insanla tanışmaları ilk  otuz saniyesinde ön görüş-yargı kararını vererek bundan sonraki süreçte ona göre ağzınızda kuşta tutsanız o kuşun neden kanadı var diyebiliyorlar. İşte burada fiziksel diliniz ne söylerse söylesin anlamsız oluyor ve vucud diliniz size arabeks söyletebiliyor.  

Akademik ilanlarda çok sık görüyorum, aynı dil puanı almış aynı ALES puanı almış ama mülakatta biri öteki adaylar yerine seçilmiş, salih niyete dönersek bu kişinin davranışlarının ve özgüveninin etkisi diyebiliriz. Çok iyi test çözenin doktor olabildiği kan görmeye dayanamayan ama test çözdüğü için doktor olabilenlerin var olduğu bir eğitim sisteminde elbette bedensel davranış biçimlerinin kariyer hayatımızda etkisi yadsınamaz.  

Mülakat süreçlerinde bizzat deneyerek işsiz kaldığım beden dili hataları 

Gözler kalbin aynasıdır derler, gözleriniz çok güzel ve etkileyici olabilir ama iş mülakatlarında renginden çok kontrollü hareket edip etmediklerine çok dikkat ediliyor. Ani ve fevri hareket etmeleri sizin güvensiz biri olduğunuz veya gözleriniz açıkken hayır der gibi kurt ulumasına benzer gözleri dikmeniz sizin konuyla ilgilenmediğiniz ve doğru kişi olmadığınız izlenimi veriyor. Sırf bunları gözlemlemek için sayısız iş görüşmesine gidip elenebilmek ve o sıradaki gözlemleri not alabilmek için denemesini yaptım. Daha basit konuşursak, iki kişi arasında iletişim kurarken dahi, gözlerin dikkatlice bakılması ya duello yapıldığı anda ya da romantizim anlamı taşır. Her ikisi de tehtitkar olmakla birlikte arada gözleri kaçırmadan önüne bakmak hatta doğru bakış açısı olarak muhatabın iki kaşının ortasına odaklanmak gerekir. Böylece muhatap onun gözlerine odaklandığınızı ama bakmadığınızı düşünür. Göz temasının azı da çoğu da zararlıdır.   

Peki o zaman görüşmelerde nasıl bakacağız ? 

Güzel bakmak sevaptır şeklinde bir özdeyişimiz var. Gerçi biz onu da yanlış anlamış olsak’ ta iyi bakalım iyi olsun. Fazla odaklı ve anlık indirmeli kaçırmalı bakışlar agresif uyumsuz ve problemli bir tip imajı verirken, az bakmak ya da başka yöne bakmak kişinin dürüst olmadığı bir şeyler sakladığı şeklinde yorumlanıyor. Orta yolun yolcusu nasıl oluruz ? Ortalama bir görüşme 30 dakika oluyor. Tabii bekleme süreçleri ve diğer resmi oyalama manevralarını saymazsak diye ifade etmiş olayım. Gençler bir arkadaşınız ile göz göze 30 dakika vakit geçirip göz rengini henüz ezberlemediyseniz, ya içinizdeki romantik kişi hakkın rahmetine kavuşmuş ya da hiç olmamıştır. Göz dikerek baktığınızda bu ona tehdid olarak yansır. Ama normal baktığınızda sevgidir işte sevgiyle büyüyen insanlar olarak iş görüşmelerinde bu sevgiyi sınırlı düzeyde yaşamanız biraz da resmi davranmanız gerekiyor. Tabii Covid – 19 Sonrası tokalaşmalarda mesafeli olsa da siz de normal tokalaşsanız bile mesafenizi koruyun ve karşınızdakinin düşmanınız olmadığını fark ederek, elini sıkma düzeyiniz zarar vermeyecek kadar olsun. 

Bakışı hallettik te duruş eksik mi kalsın ?   

Kalmasın tabii görüşmelerde çok fazla olasılığınız yok zaten ya bir toplantı odasında ya da İnsan kaynakları yetkilisinin  kare odasında bir yumuşak bir koltukta yeriniz hazır. Durakalmak ile durmak bir o kadarda oturmayı ve kalkmayı bilmek gerek. Zengin kalkışı ile olmuyor bu işler. Dik oturman gayet normal de, bunu gerilim aksiyon filmi sahnesine çevirmen kendini kasman ve bu işte isteksizmişsin imajı vermene neden olabiliyor. 

Görüşmeler gerilimli ve heyecan verici olduğu kadar sakinlikte gerektirir. Rahmetli Kemal Sunal gibi ellerini masaya vurmak, Türk’ üz Türkü çığırmak tercih edilen yöntemler değiller. Sessiz sakin ve sabırla kaçınılmaz sona hazırlanmalısın. Tecrübe ettiğiniz gibi, İnsan kaynakları birimi sizi mülakata çağırmak için dahi arama gerçekleştiriyorlar. Arama esnasında senin adımlarını takip edemediği heyecanını hissedemediğini zannettiğin an,  ilk hatanı yapıyorsun. Sürekli bu işi yaptıkları için ses tonunuzdan söyleyiş biçiminizden, konuşurken seçtiğin kelimeler kendisine hitabın ses tonundaki değişimler senin hakkında karşı tarafa istihbari rapor sunar. 

Ben bu işi nasıl kazasız belasız atlatırım dersen, öncelik gerçek hayatta duygularını ve davranışlarını kontrol etmeyi öğrenmen gerektiğini hatırlatmak istiyorum.  

  • Başarısız olduğun nokta senin çalışman gereken noktadır. Daha önce görüştüğün ve seni işe almayan insan kaynakları yetkilisi ile tekrar bir görüşme fırsatı yakalamanın yoluna bakmalısın.  Böylece iki görüşme arasındaki farkı da bu süreçte geçirdiğin gelişimsel süreci de hazmederek öğrenmiş ve analiz etmiş olacaksın. Unutma % 100 Kaybedeceğin bir görüşmeye gidiyorsun yani daha kötüsü yok bu nedenle tamamen cesur olmalısın.   
  • Yakın arkadaşın ile prova yapabilir, bu sayede kendine ve arkadaşına gülebilir bolca eğlenebilirsin ama bunda utanacak bir şey yok. Korkunun ecele faydası olmaz. 
  • Ben yapacağım konuşmaları önce online ofis programında yazar sonra sesli robot okuması ile uyurken dinlerdim böylece kendi yazımı ezberlemek yerine aklıma kazırdım. Ve öğrenir doğaçlama yapabilecek cesaret kazanırdım. 
  • Hiç bir şey yapamıyorsan yetmiş yaş üstü dede ve ninelerimizde bile bulunan kamerası iyi çeken telefonunla caka satacağına kendini videoya al ve kendini izleyerek eleştirmek için kendinle yüzleşebilmek için kendine fırsat ver. Şimdi değilse ne zaman ?  

Buraya kadar resmin ön yüzünü konuştuk bir de arka planı var haydi yer değiştirelim sıkıldıkça yer değiştir böylece rotasyon ile kendini daha çok geliştirirsin. 

Mülakatı yapan sizseniz olayın rengi daha da değişiyor, İnsan kaynakları yetkilisi gibi çeşitli alanlarda mülakatlara girdiğim zamanlar oldu birde arka cepheyi buradan oluşan fırtınayı görmek istedim.  

Bu görüşmelerimi ve anılarımı şuana kadar kimseyle paylaşmamıştım. Benim yapmış olduğum ve farkına varmadığım o kadar çok hatamı başkalarında gördüm ki, prova ve iş yerinde rotasyon süreçlerinin anlamını çok iyi anladım.  

  • Her iş çok sayıda tecrübe ama az maaş talebine göre şekil alıyor talep arzı değil, arz talebi arttırıyor. Ülkedeki stratejik planlamaları stratejistler ve iş uzmanlarına yaptıramadığımız içindir belki de her köşe başında her işten anlayan ama benim alanım onu kapsamıyor demeleri…  
  • Aslında yazımın burası biraz uçuk genç ve tecrübeli isek, bir kademe de olsa üste kazara da olsa çıktıysak çıtayı yükseltmenin bambaşka bir yolu daha var. Kariyer dikeyde olur yatay da mimari oluyor da, adım adım inşaa edilen kariyer adımlarından mimarisi dikey veya yatay olamıyor mu ? Mesela olay mantık süzgecinde basit ilerliyor. Dikey kariyer de hep bir adım sonrasına aç gözlülük ile en son Genel Müdürlük koltuğunda patronununuz’ un neredeyse aile hayatını bile yöneteceğiniz bir geleceğe ilerleyip çok çalışayım emekli olurum derken, zincirli kuyu da giriş ücreti abonmanlar için 25 Bin TL  ölüm anında  6 Bine iniyor. Ama çok bürokrasisi var demiş olayım. Çalıştığım iş gereği mezarcılar sık sık bir şeyler almaya geliyorlar. Veya da yatay mimari kariyer yaparsanız örneğin Mekatronik Mühendisi oldunuz, Üretim mühendisi de olursunuz, teknik mühendiste veya İETT de çalışabilirsiniz veya yapay zeka ile makine teknolojilerini çalışabilirsiniz, hiçbir şey olmasanız üniversitede akademisyen olursunuz.  Her halükar’ da ortada bir mimari var ve bu mimari sizin gelmişinizden geleceğinize şekil verecek olan bundan sonra hayatınızı nasıl hangi şartlarda yaşayacağınızı statünüzü belirleyecek ön eleme taşıdır.  
  • Hangi süreçte olursanız olun hayat çift yönlüdür sizi alır işletmeye gösterir, işletmeyi de alır size gösterir ve ortaya oryantal oryantasyon süreci çıkar.  Hem kendini çok iyi tanıyıp tanıyacak hem de işverenin nerede hangi işe hangi koşulda başladığından şu anki hangi borsada hangi grupta hisse değeri olduğundan bahsedecek kadar tanıyacaksın. 
  • Yönetme erkine adaysan özgüvenin tam, risk oranını doğru tayin eden ve de duygusallıktan uzak olman gerekiyor. Stajda edindiğin, tecrübe dolusu bakış açısı sana gelecekte çok daha fazlasını kazanç olarak edindirecektir.  
  • Bir arkadaşım yıllar önce mesleğinde çok iyi olduğu bir dönemde her şeyi bırakıp cafeterya işletmek istiyorum demişti. Şaşırmıştım daha çok para kazanacağı mesleği varken ve bu kadar yetenekli iken, nereye gidiyorum zaman nasıl geçiyor yaptığım işten zevk alıyormuyum adımlarımı doğru atıyormuyum neyi ne şekilde ne için istiyorum ? Diye soruyormuyuz ? Para kazanmak mesele değildir önemli olan kazanılan o parayı harcayabilecek kadar ruh ve benden sağlığına sahip olabilmektir. Bİr dakika sonrası garanti olmayan bir hayat için fırfır gibi günlük iş hayatına, megakentlerin trafiğine ve günlük sadece günü kurtarmaya yönelik hazır tüketim hayatına fark etmeden ömrümüzü sunuyoruz.  

Ne zaman düşünsek bir kriz patlıyor ve düşünceyi düşünmeyi bile düşünemiyoruz.  

Düşün, tart sorgula ve uygula…. 

Nereye gittiğini bilmeyen bir gemiye rüzgar nereden eserse essin, sadece fırtınadır. Önemli olan rüzgarın yönünü avantaja çevirmektir. Kriz ile keriz kelimelerini ayrıt edebilmektir. 

Tuzak sorular ve düşüncelerin seni mahvetmesine izin verme ! 

Yönetici pozisyonunda isen beklentin genellikle şöyle olabilir. İK uzmanı sorar beklentiniz nedir hangi pozisyonlar ilginizi çeker. Zaten kurumsal şirketlerde önce önce iş adı, özellikleri, yapman gerekenler sonra hangi şartlar gerektiği gibi bilgiler açıkça yazılır. Bir de kuzeniniz varsa oldu bu iş. 

Eğer çok tecrübeli olsaydınız bu yazımı buraya kadar okumazdınız bu nedenle okumaya devam, Kelime çok basit mevcut pozisyonumdan daha iyi bir  kariyer adımı diyebiliriz. Bu adımda yatay veya dikey fark etmeksizin bir sonraki aşamaya ve ilgi alanınıza göre ilerleyen başvuru yaptığınız ilanın kendisidir… 

Böyle dedikte acele davrandık, görüştüğünüz kişi eğer üst pozisyon yöneticisi ise, küçük işletmelerde bile CEO ile görüşebiliyorsunuz ki o CEO diye gezen arkadaşa başka noktalarda mağaza müdürlüğü bile vermemiş oluyorlar. Yaşadım gördüm tecrübe ettim bu sebeple yazıyorum. Bilmemneoğlu yapı market vardı. CEO su bakkal çırağı edasıyla ortalıkta geziyordu. İyi ki olmamış. Bu sayede bugün bu yazıları size yazıyorum.  

Bir üst pozisyonu istiyorum demek, ben köyden yeni geldim, ben gariban ben yazık, siz benim adıma en doğru kararı verirsiniz beyim demektir. Bu böyle olamaz. Siz kabınıza sığmayacak ve ben bu işin bu şartlarını sağlıyorum ve başvuru yapıyorum diyeceksiniz o zaman işler çok başka ilerliyor.  

İş değişikliği yapacak olan, kendini yeterince tecrübe edinmediğini düşünen genç arkadaşlara… 

Word un eski formatında şapka çıkaran haydo’ ya benzer bıyıklı bir abimiz vardı. 2000 sonrası doğumlular bilmezler. En son biz 90’ lar sonrası son mahalle kültürü çocukları onu gördük.  Onun gibi bir şapka edindiniz ama, o şapkayı cesaret edip kirlenmesini de göz ardı edip çıkarıp ya alkışlıyorsunuz ya da düşünüyorsunuz. 

  • Diğer adaylardan farklarınız neler bir farkınızı ortaya çok iyi şekilde çıkarmanız gerekiyor. 
  • Doğru kelime, doğru strateji doğru yer ve doğru zaman ne varsa doğrulukta var. 
  • İlana başvurduğunuza göre okumuş olmalısınız SAP Veya ORKA veya ETA istenen bir ilana autocad bilgim şu düzeyde şu versiyonları kullanabiliyorum diye girmeniz size sadece tamam da niye geldiniz sorusunu sorduracaktır.  Hep derim işveren az maaş, az imkan az statü, az konuşma ama çok beceri ister. Özellikle ilanda göreve yönelik program bilgisi yeterliliği ne istiyorsa onda uzmanlığınızı uygulamalı kanıtlayabilmelisiniz. 
  • Mülakata girmeniz demek sorulan soruya cevap vermek dışında doğru soruları işverenin sorulmasını istediği soruları sormaktan çekinmemenizi gerektiriyor. İşi istediğinizi iş kültürü ve örgüt kültürüne hakimiyetinizle beden dilinizi de ekleyerek konuşun. 
  • Bu işletmeden ne isteyip ne istemediğinize iyi karar verdiğinize eminseniz başvurunuzu yapın beklentinizi karşılamıyorsa, bir arkadaşa bakıp çıkacağız deme imkanınız yok.  Mesela bir Türkiye’ nin en büyük marketler zincirinde görev alan bir İK cı hanımefendinin görüşmesine giren 10/2 kişinin işe alındığını görebilmek için farklı dönemlerde o görüşmeye girme cesaretini gösterdim. Artık o market zincirinden alışveriş bile yapmıyorum.  

Pozisyon size ne kazandıracak ne kaybettirecek ? Aslında siz ilana başvurmuş olsanız da size önerilen ilan diyebiliriz. Öğrenci iken çalıştığım uluslararası bir şirkette yönetici alımı ilanı için çalışanın karar verdiği bir sistemleri vardı bunu gözümde o kadar büyüttüm ki işletme müdürlüğü ilanı çıksa da başvursam diyordum. Bunu lütuf sanıyordum. Ama öyle değilmiş, başvuru yapıyorsunuz ama bir üstünüz ve onun üstü onay verirse başvuru yapıyormuşsunuz.  İş hayatının geneli böyle sizin terfi edişiniz hangi mimari olursa olsun fark etmeden ikili ilişkilerinizden geçiyor. Bunu unutmadan kurumsal ya da Cabbar abinin dükkanı fark etmeksizin durumun böyle işlediğini hatırlatır.  Sizin önünüze konulan sıcak yemeğin neden konulduğunu size ne kazandırıp ne kaybettireceğini (Parayı kast etmiyorum.) iyi düşünün. Eğer dış ilandan başvuruyorsanız yani çalıştığınız şirket içinden olmayan olarak, şirketi ve sektörünü sosyal medya hesaplarını kuruluştan bugüne önemli gün ve haftalarını kısacası siz bu işe başvurmadan önce  olan her şeyin özetini bilmeniz gerektiğini, bunların mülakatta sohbet esnasında sorulmasa bile sizin araya serpiştirebileceğinizi, mayayı atıp ekmeği kabartıp konuşmayı da abartmadan etkili bir nokta vuruşu ile bu işe saldırın. 

Yazının Sözü Uygulaması :  

Para kazanmak mesele değildir önemli olan kazanılan o parayı harcayabilecek kadar ruh ve benden sağlığına sahip olabilmektir.