Nitelikli Çalışanın şirketinizdeki anlamı nedir ?  

Çalışma arkadaşlığının ne olduğu aynı şirkette çalışanların görevlerine göre statü ve saygınlık kazanmadığı bir işletme düşünün…  

Çok itopik farkındayım.

Çünkü ;  

Ülkemiz şartları böyle bir durumu içimizde bulunan ego kibirden dolayı hazmedemeyecek kadar, kendimizle dahi iletişim kuramayan bireyler olmamızı böylelikle toplumda  yalnızlaşan kişiler olarak yer edinmemizi sağlıyor. Böyle bir düzende Beyler Hanımlar havada uçuşurken, ulan var ya şirketten ayrılayım buna selam vermeyeceğim, almayacağım durumuna dönüşüyor. Çalıştığım şirketlerin eski çalışanlarına çok sık denk gelerek bunu söyleyen ve uygulayan bir çok insanı bire bir tanıma imkanım oldu.  

Benim dahi, beraber çok yakın temasta çalıştığım ama, şimdi tesadüfen gördüğümde yolumu değiştirdiğim insanlar olması çok manidar.  

Aslında konu basit, nitelikli ve işe değer vererek çalışan, insanları farkında olmadan küstürebilirsiniz. Siz bonfile yerken, gecekonduda yaşayanlar fasülye yemeye devam ederek, sizinle aynı performansı hayat sevincini sağlıklı performansı sağlayamaz.  

Ama; siz balıktan uçmasını beklemeye devam ederseniz, şirketiniz size Rahmetli CEM KARACA’ nın “Resimdeki Gözyaşları” şarkısındaki gibi önce çalışanlar sonrada bu durumu geçte olsa fark eden varsa nitelikli yöneticinizin desteğiyle, eski işinizle ilgili anıları yad etmek kalır.   

Bu sebeple şirketleri incelediğimde temel durumda, İnsan kaynakları direktörlükleri, müdürlükleri bölgesel yapılanan işlevsiz bol süslü işe alım veya bodrolama süreçlerinde görev alan belli ekiplerce bol yıldızlı galaksi sahibi insan kaynakları uzmanı / Müdürü sıfatında çalışmaya başlayan ama bu vasfı sadece maaş aldığı için zoraki duygudan taşıyan insani ilişkilerden diyalog ve her türlü yazılı iletişimden uzak kişilerce yürütüldüğü sürece ki, Şu ana kadar tecrübe edindiğim şirketlerde insan kaynakları uzmanı diye unvan sahiplerinin neredeyse tamamı maile cevap yazmaktan acizdiler.  

Bu da pek çok işi çıkmaza sürüklüyordu. Temel sorun süslü isimler gösterişli partilerde eğlenen merkez çalışanlarına sahip olmak değil, İşe alımından işten ayrılan personelin neden ayrıldığına yönelik ve hatta ayrıldıktan  6 ay sonra neden ayrıldığını öğrenebilecek kadar sistemin içinde yanlış giden süreçleri takip eden uzmanlar olması gerekir. 

 İş görüşmelerini yaparken sosyal haklarınız, maaşınız, yan faydalarınız bunlar sizden de şu işleri yapmanızı bekliyoruz, cümlesini kurduktan sonra personele yeni iş tanımları eklemeniz sonrasında onun bu durumu yan faydalarına eklememeniz siz ne yaparsanız yapın sizin işletme olarak samimiyetinizin gerçek olmadığının tapusudur.  

Bir şirkette güven, samimiyet ve ortak amaçlar yoksa, zamanla artık o şirkette yoktur. İşte burada işten ayrılma kararının tattıravallisi diyebileceğimiz denge ve şeffaflık devreye giriyor. İster Küçük Olamam Büyümek İstiyorum diyen KOBİ olun isterseniz bir holding işletmesi olun her ayrılan personel yerine gelen kişiden daha az maliyetlidir. 

Bu sebeple İhtiyaç kadar ama, öz sağlam nitelikli personelin varlığı işletmenin  800’ lü muhasebe hesaplarıdır.  Bu nedenle işletmenin ayrılan her personelin ayrılma kararını hatta işten çıkartılma kararının nedenlerini iyi sorgulaması ve altında yatan ana sebepleri iyi belirlemesi gerekir. Sistemdeki hatayı kullanarak şirketinizin etik kurallarına uymayan usulsüz işlem yaptığı için işine son verilen personelinizin neden bunu yaptığı iyi sorgulanmalı, maaşa zam işe son vermeyi 1800’ lü yıllardada yapıyorlardı. 

Belki de, çok daha ciddi problemleri bu mülakatlarla ortaya çıkarabilecektiniz ama, dinlemediniz itirafçı olup işine devam edebilmeyi kabul edebilecek ama sürekli göz hapsinde olacak personelleriniz olacaktı. Zaten bir süre sonra onlara kal deseniz de kalamazlardı. Veya işleriniz bittiğinde tazminatlarını alabilme hakkı ile gitmelerine fırsat verilseydi; tazminat olarak vereceğiniz 100,000 size çok ciddi usulsüzlüklerin her birinin 100.000 lerce TL’ sini engelleme fırsatı verecekti. Bu bakış açısı da değerlendirilebilinir.  

Her şirketin personel devir hızı adını verdiğiniz personel ayrılış istatistik oranları vardır. Linkedin de bir çok şirketin ilanlarını incelediğimde çalışmak için bin bir dereden su getirilerek başvurulan ve de  kurumsal bilinen büyük şirketlerde dahi, personel devir hızının çok yüksek olduğunu gözlemleme imkanım oldu. Bu da olaylara çok daha farklı bir bakış açısı kazanmamı sağladı.  

Personel devir hızı çamaşır makinesi devir hızını geçerse ne olur ?   

Eskiden merdaneli sıkma yapan çamaşır makineleri vardı. Şimdi tarihi eser diye müzelere istiyorlar. Eskiler bilir gençler ise belki, eskilerden duymuştur.  İşte bu devir hızı da böyle bir şey çamaşırı yani çalışanı yani sizin şirket sırlarınızı, önce iyice sallayıp karıştırıyor sonra siz onları alıp iki yönden boya rulosuna benzer iki tüylü ama metalle kaplanmış demirin arasından ince bir şekle getirip elle koyarak suyunun sıkılmasını sağlayıp, sonra çamaşırlarınızı asmaya gidiyorsunuz. İşte ayrılan çalışanlarınızda böyledir. Kimsenin sizin ıslak veya kirli çamaşırlarınızın yani sırlarınızın ortaya çıkmasını istemediğiniz için bunlar çok önemlidir.  

Nitelikli çalışan  kaybedildiğinde, bilgi ve tecrübe kaybı, çalışana yapılan yatırım ve desteğin kaybı, personelinizin ayrıldıktan sonra bunlar böyle yapıyordu ifadesi dahi, sizin itibar kaybı yaşamanıza yol açar. Bu da hiçbir şirketin isteyebileceği bir durum değilken, ESKİ çalıştığım bir şirkette uzman adayı olmak için 8 yıllık kanıtlanabilir tecrübe istendiğini de eklemek istiyorum.  

Düşünün 8 yıllık personel sizin iyi günde kötü günde gördü ve durumu çok iyi swot analizi yaptı ve bunu rakip firma ile paylaştı.  

Ve üstelik artık rakip firmanın çalışanı olarak, sizin işinizde edindiği tecrübe ve çevre ile rakip firmanın kazancına eklemeler yapıyor.  

Bu sebeple, nitelikli insan kaynakları süreçleri adı statüsü ne olursa olsun sizi milyonlarca lira kayıptan kurtaracaktır. Aksi halde içerden kurtla çürüyen elmadan farkınız kalmaz.  

Bir personelin işten ayrılma seviyesine gelmesindeki ana nedenler nelerdir ? 

Dilekçelerde hep aynı hata yapılır kendi isteğimle istifa ediyorum denilir ama, halbuki, zorlama baskı ve mobing gibi işyerinde ona kendisin’ den bekleneni yapmasına fırsat vermeyen niteliklerini kullanmasına fırsat vermeyen işletmeye fayda sağlayamayan niteliksiz yöneticiler ile çalıştığını dilekçeye yazmasa da anlaşılmasını beklenmelidir.  

İstifa mektubunun 4 satırdan oluşmasına veya 1 sayfadan oluşturulmasına dair kanun metni yoktur.  

Başka bir değişle, En önemli hatalardan biri kararın asıl sebebiyle istifanın purosedürdeki adının olduğu gibi yazılmamasıdır.  

İstifalarda işçinin de işvereninde kendine göre mantık çizgisi kabul ettiği cümleleri kelime oyunlarıyla süslediği adeta bir zenne misali ifade ettiği şekiller vardır.  

Yeni şirkette yeni imkanlar bulduğunuz daha iyi şartlara sahip olabileceğinizi düşündüğünüz veya şirketin vereceğinden daha çok ücreti yeni şirketin sağlayabildiği bu sebeple, bıla bıla anlatırlar halbuki gerçek çok başkadır.  

Şirketin yönetimsel başarısızlıkları sizi de bu seviyeye getirmiştir. Mantık basitçe şöyledir, öncelikle her çalışan kendine göre sebeplerle ayrılmaya karar vermek zorunda kalır. Sonra ayrılış biçimi varsa tazminatı alabilmek için 3600 gün primi, evlilik, askerlik gibi öncelikli bahaneler, ile kendilerini ikna ederek farklı bir şirkette belki de aynı veya benzer bir pozisyonda yeni işe giriş yaparlar.  

İşte bekleyişin en temel sebeplerinden biride budur. Burada ana sorun, işçilerin neden ayrılma kararına sevk olduğudur. Ayrılış biçimi bahanesi her ne olursa olsun, işveren neden ayrıldığını kendisine çıkış mülakatı sonrası bile itiraf edemez.  

Sonrasında belki de, mobing veya çalıştığı ortamdan kaynaklı sağlık sorunları oluştuğunu (Bire bir tecrübe ile sabit.) daha çok fayda sağlayacağı farklı departmana geçmek istemesini görmek istemeyen yöneticileri olan bir çalışanın şirkette çalışmaya devam etmesinin tek sebebi tazminatı kurtarmak değildir.  

Belki de, gerekli bilgi donanım veya evrakları sunacağı resmi makamlar için önemli hazırlıklar yapıyordur, durumuna dönüşür.  

Çalışanların klasik ayrılış bahanelerini yaptığım mülakatlar neticesinde özetleyecek olursam, 

  • Şirketin yönetimini şeffaf ve samimi bulmuyordur. 
  • Adil ve objektif olunmadığına inanıyordur. 
  • Şirketin üst yönetimi ile alt mavi yaka çalışanları arasında ciddi iletişim çıkmazları oluşmasına rağmen insan kaynakları kanadı bunu görmezden gelmeye devam ediyordur. 
  • Bire bir yaşadığım bir olaydan örneklersek, Şirket içi başvurulan ilanlarda personelin mailini dahi düzgün okuyamayan, “insan Kaynağı Uzmanı” sıfatındaki kişinin başvurulan pozisyonda yazmayan 3 yıllık tecrübe şartı nedeniyle, bu göreve uygun değilsiniz şeklinde cevap yazması benimde o ekran fotograflarını çekmiş olmamı mevzuatı biliyor olmamı hesap etmemesi de ben gibi bir çok çalışanıda işinden soğutabilir. 
  • Bir veya iki üst yönetici ile iletişimsel problemlerin oluşması makamım yüksek ben bildiğini yaparım, sana yıllık izin için şu tarihleri öngördük uçak bileti aldın ama şimdi vazgeçtim, sende ne yaparsan yap şeklindeki bencil kişilerle çalışılmak zorunda kalınması. 
  • Şirket içinde görev değişiminde yapılan online mülakatlardaki 2. tepe kamera görüntülerini izlemeyen ama, insan kaynağı uzmanı olup, bu sınavlarda karakter kişilik sınavından kopya çeken insanların dahi terfi edebildiği bir düzeni görüp işinden ve her şeyden her geçen gün uzaklaşan çalışanlarla, mesleki gelişim fırsatı sunulmaması hem dikey hem de yatay terfi imkanlarının kasıtlı olarak sunulmaması, şirkette sadece angarya iş olduğunda hatırlanmaları çalışanlarda motivasyon eksikliği ve işe karşı bir antipatiye yol açar böylelikle istifa dilekçesinde belki de kendi istediğimden havada balık gezmediği için istifa ediyorum. 

 Şeklinde yazan dilekçelerde dahi arka planında çok ciddi problemlerin olduğunu görmek istemeyen insan kaynakları süreç uzmanları da bu durumların en temel sorumlusu olarak şirket iflas edene kadar işlerine devam edeceklerdir.  

Olan ekmek yediği yeri vatanı gibi kabul edip, onun için emek ve ter harcayan samimi nitelikli çalışanların kaybedilmesi olacaktır.   

Çalışan ilk önce, bu problemlerin nedenlerine ulaşmaya çalışıp bunları mikro ölçekte çözümlemeye çalışacak ve yapmasına fırsat kalmadığını anladığında;  

Mavi dolma kalemle işte gidiyorum bir şey demeden arkamı dönmeden şikayet etmeden hiçbir şey almadan bir şey vermeden yol ayrılmış görmeden gidiyorum. 

Der ve istifa mektubunu üst yöneticisinin masasına veya iş akışı sisteminden giriş yaparak insan kaynaklarının haberdar olmasını sağlar.  

Sizse arkasından su dökerek istifa öncesi geçirdiği en az altı aylık bekleme sürecinde nasıl anlayamadığınızı nitelikli çalışanınız yani, sizin eğitip emek verip rakip şirkete nitelikli personel istihdamı sağladığınız ESKİ çalışma arkadaşınızdan bahsediyor olursunuz.  

Gitmeye karar verildiğinde akılda tek şey, kıdem ihbar ve tüm yasal haklarının nasıl alarak farklı bir şirkette hak ettiği değeri görebileceği kalıyor. Ayrılma kararı kolay değildir çalışıp emek verdiğiniz yer sevgiliniz gibidir uzakta olup yakınında hissedersiniz. Ne kadar olumsuz tecrübeniz olsa bile, alışmışlıklar ve çalışma arkadaşlarınızla beraber geçirdiğiniz hoş seda anılarınız vardır.  

Sonuçta ;  şirket çalışanları o şirketin sosyal sermayesi çalışanın sosyal hakları da doğal haklarıdır. Ortalama 3,5 ile 7 sene arası bir şirkette her şeye rağmen hala kaldıysanız, mesele sadece maaş ve çalışma şartları ilişkileri değildir. O iş üzerinden edindiğiniz sosyal bir sermaye yani çevre ile alışmışlıklarınız vardır. İşten ayrıldığınızda yaşanmışlık duygusal insani bağ olan sosyal iş çevrenizle de bağları koparmak zor gelecektir.  

Şirket açısından ise, çalışanın bu çevreyi yeni rakip şirketinizin yeni müşterileri olarak taşıyabilme ihtimalidir. 

Türkiye’ de henüz uygulanamasa da Avrupa devletlerinin insani standart çalışma düzeninde  insanın insan olduğu ülkelerdeki şirketlerde etkin ve verimli İnsan kaynakları süreçleri yönetilir. Böylelikle her girişin çıkışında da bir mülakat ile çalışanın neden hangi sebeplerle gittiği ve onu kaybetseler dahi sonraki bir çok çalışanı geri kazanmanın yolunu açabilir. Kademe kademe bir ağacın kesildikten sonraki içindeki yaşını belli eden çizgiler gibi sıralayarak maddeleyerek sıralar ve sonuçların çocukluğuna inerler. 

                   Ülkemizde ise, İşletme yöneticileri başta da söylediğim gibi daha iyisini belki de buldu gitti şeklinde yorumlasa da, aslında o olay genellikle öyle değildir. Daha iyisini aramak ve gitmek zorunda kalmasına giden bir yol söz konusudur. 

 Çünkü ;  Çalışma ortamından memnun olan bir çalışanı rakip şirkette, maaşının katlarını vererek dahi istihdam edemezsiniz. Şahsıma ait bir prensip olarak, Satış pazarlama alanında çalışmama rağmen beni arayarak satış pazarlama iş teklifi yapan şirket yöneticilerine satış kariyeri düşünmediğimi ifade ediyorum. 

 Çünkü ; artık ne istediğimi çok iyi biliyorum. 2021 yılı sonunda farklı bir şirkette olduğum konumun 3-4 kademe üstü için bir teklif gelmişti. Fakat kabul etmemiştim.  

Çünkü, amacım daha çok ücret veya daha iyi statü değildi. Bu her şeyin iyi olduğu anlamına gelmez fakat, olduğum yerde kalıyorsam daha iyi imkanlar varken, ki mobing ve her türlü kötü muamele gördüğüm bir ortamda çalışmak zorunda kalıyordum. Ki hala bir şeyleri düzeltebileceğime olan inancımdan kaynaklı olduğunu ifade edebilirim. 

 İşte benim gibi çalışanları ne teklif gelirse gelsin eğer, hareket etmek istemiyorsa ne vereceğiniz maaş, ne de mevcut şirketi yeni şirketinde kalmasına veya gitmesine etki etmeyecektir. 

İş değişikliği düşünmeyen birisinin size transfer olmasını özel olarak ikna etmeniz gerekmektedir. Sadece, mevcut şirketi çalışanı ayrılış uçurumunun kenarına kadar getirdiyse, size çok fazla iş düşmeyecektir.  

Bir çalışanın şirketten ayrılması şirket için ne ifade eder ?  

Şirketlerde işi makineler değil, insanlar yapar ve herkesin birden çok anlamlandırmış görev pozisyonu ve işlevleri vardır. O insan ayrılınca, yapbozun bir parçasını da kaybetmiş olursunuz ve 13- 14 anahtar bile sizin somonlarınızı sıkamaz. Çalışan devir hızınız arttıkça, sizin iş arayan veya başka şirketlerde görev alan nitelikli hatta, yeni mezunları bile istihdam edememeniz anlamına gelir.  

Çünkü, personel devir hızının yüksekliği şirketinizi sabıkalı sicili bozuk ve çalışılamaz bir ortam olarak, damgalamak için oldukça etkilidir. 

Tecrübeli çalışanlar kurumların hafızasıdır, neyin nerede nasıl hangi krizde ne yapıldığını 5N1K etkisini en iyi şekilde gösteren sonuçlardır. Çoğu zaman müşteriler çalışanınızla kurduğu diyalog için şirketinizi tercih ettiği için, sizde ciddi anlamda bu devir hızından etkilenir ve çalışan sosyal statü ve çevresinden siz ise sosyal sermayeniz olan çalışanınızdan yani yapbozunuzun en son parçasını kaybedersiniz.  

Peki ne yapacaksınız ?  

Çalışan neden ayrıldığını gerekirse sizinle görüşmeyi kabul ederse aylar sonrada olsa, kendisiyle iletişim kurarak çok iyi bir şekilde analiz etmelisiniz. En verimli bakış açısı budur.  

Bir ürünün bozulması nasıl zaman alıyorsa şirketinizin içindeki bozulan zihniyette uzun süre sonra ortaya çıkmaktadır. Bozulan bu düzeni düzeltmek yenisini sıfırdan inşa etmekten daha zordur. 

 Böylelikle, nitelikli çalışanın şirketiniz için ne demek olduğunu, kaybedilmesinin sonuçlarını orta ve uzun vadedeki etkilerini özetleyerek paylaşmış olduk. Uslu bir şirket olursanız bir sonraki yazımızda görüşmek üzere… 

Haklı Müşterinin Beklentisini Aşma Yöntemleri

Müşteri haklıdır doğrudur da ayrıca beklentisi de yüksektir işte bu beklentiyi aşma yolları 

Profesyonel olarak satış pazarlama kanadında çalışan birisi olarak, çok uzun süredir satış pazarlama yazısı yazmadığımı fark ederek siz gençlere karga misali kılavuzluk etmek istedim. Ortak sözcüklerle ortak problemlere çözümler sunarak müşterinin neden haklı olduğunu size anlatmak istiyorum.  

Büyük kurumsal şirketler neden tercih ediliyorlar ?  

Çok muamma ama bir o kadar da net bir cevabımız var. Çok farklılar inovasyon ve oturmuş bir şirket kültürüne sahip olmakla birlikte önce ya bir ihtiyaç bulup ona çözüm üretiyorlar ya da bir  ihtiyaç bulup bunun insanların temel ihtiyacı olduğunu düşünmelerini sağlatıp sonra o ürünü onlara ürünün satılması konusunda halkla ilişkiler ve pazarlama faaliyetlerini aynı anda yürüterek paraları koy cebe katla diyorlar.  Sonra Marka model olan bu şirketler herkesin çalışmayı hayal ettiği ama fırsat bulamadığı yani öğretmenlerin zeki ama çalışmıyor dediği çocukların geleceğindeki yerler oluyorlar.  

Bu şirketlerin diğer şirketlerinden farkını özetlersek, kaliteyi ve müşteri memnuniyetini öncelik olarak tutmaktır. 

İş hayatının en önemli unsurlarından bazıları müşterinin beklentilerini aşmak ona sınırsızlığı tattırmak, harika bir iletişim dili ile samimiyeti sunmak daima kaliteli garantili ürün ve hizmet sunmaktır. Böylelikle belli bir süre sonra ürününüzü kaç paraya sattığınız önemli olmayacaktır. Aynı hizmeti sunacak ürünü daha uygun fiyatlı bulsalar dahi sizden almayı tercih edeceklerdir.  

  • Alışverişlerinden sonra müşterilerinizin alışveriş deneyimlerini öğrenebileceğiniz memnuniyet anketleri sunabilirsiniz. Böylelikle görüş öneri ve şikayetlerini memnun oldukları ve olamadıkları durumları önceden öğrenir gerekli aksiyonları geç kalmadan alarak, muhtemel ve potansiyel satış kayıplarını en aza indirirsiniz.  
  • Müşteriye alternatifler sunmalısınız mesela, fiziki mağazanızda sattığınız bir ürün bile olsa web sitenizden sipariş ettirip mağazanız stoklarından teslim edebilir veya mağazanızdan KİOKS ekranları ile online adrese teslim satışlar yapabilirsiniz.  
  • Bizzat defalarca deneyimlediğim müşteri hizmetleri problemleri çok ciddi bir güven kaybı sebebi, müşterinin telefonla ulaşamadığı organizasyon eksikliği olan iletişim becerisi iyi olmayan bir ekiple yürütülemeyecek bir durumdaysanız, sizden alışveriş yapmamaya and içen müşterileriniz olabilir. Yani müşteri hizmetleri de kadınlar gibidir sizi vezir de eder rezil de… Çalıştığım şirkette bir dönem telefonların tamamını kendime yönlendirip müşteri problemleriyle ilgilendiğimde fark ettiğim bir sonuç vardı. Arayan müşterinin amacı satın almaktır ve sizin ürünü ne zaman temin edebileceğinizi elinizde  var olup olmadığını öğrenebilmek için sizi aramaktalar. Bu sayede bulunduğum departmanın satış oranlarını Türkiye geneli şubeler arasında fark oluşturacak kadar arttırma imkanım olmuştu.  
  • Müşteri hizmetleri veya danışma görevlileri şirketlerin can damarı görünen ön yüzleridir. Personelin sürekli aldığı eğitimler ile güncellenmesi ve denetlenmesi gerekir. Böylelikle hem sadık personel hem de sabit bir o kadar da sadık ve memnun bir müşteri kitleniz olacaktır. Sizin asıl müşterileriniz çalışanlarınızdır onlar ne kadar iyi ise müşteri memnuniyetiniz de o kadar iyi olacağından önce çalışanı kazanmalı sonra da çalışan sayesinde daimi çalışan parayı kazanmalısınız.  
  • Hem müşterileriniz hem de çalışma arkadaşlarınızla küçük ama etkili motive edici değer verdiğini belli eden gülümseme, teşekkür etmek, günaydın demek onları karşılayıp hal hatır sormak, onların istek ve düşüncelerini dinlemek size belki her gün 15 dakika kaybettirebilir ama size geleceğinizi kazandıracaktır.  Böylelikle müşterilerinizin duygularını yakalayacak, neyi ne için sevdiklerini veya neyi neden beğenmediklerini sizinle paylaşarak size geri bildirim yapabilecekler.  
  • Her müşteri ve her çalışma arkadaşınız bir tane ve özeldir. Kişiye özel deneyimi hissettirirken her kişinin eşit ve aynı eşdeğerlikte olduğunu unutmamalısınız. Eski veya yeni müşteri fark etmeksizin onunla sohbet edebilmeli, onun ilgi alanlarını sevdiği sevmediği şeyleri öğrenerek, müşterinin sizinle duygusal bir bağ kurmasını sağlayabilirsiniz. Bunu başardıktan sonra siz o müşteriyi kovmadığınız sürece artık sizin sadık ürün hizmet alıcınız olarak kendine yer edinecektir.  
  • Yaptığınız işin arkasında olun, ürünü sattık gerisi sizin meseleniz diyemezsiniz. Satış öncesi ve sonrası ilgilenerek bir sonraki satış için marka özgüveni için her zaman diri tutmalısınız. Mesela müşterinize yeni ürünler kampanyaları belirli günleri mesaj ya da mail olarak hatta münkün olduğunda arayarak onların sizin için değerli olduğunu sıklıkla hatırlatmalısınız. 
  • İade koşullarınız da müşteride satış sonrası için marka özgüveni ve müşterinin ürünü satın almak istemesi için müşteriyi rahatlatan bir etkendir. Ürünün nasıl alındıysa öyle iadesinin alınması mecburi durumda yapılabiliyorsa alışveriş çeki düzenlenmesi gibi müşterinin hak kaybına uğramayacağının hissettirilerek güven sağlanabilinir.  
  • Müşterisi olduğum banka doğum günüme özel bana yaş günü pastası hediye etmişti. Sırf bu nedenle daha sonra aynı banka ile problem yaşamama rağmen şikayette bulunmamıştım. Müşterilerinize küçük ama etkili sürprizler yapın. Belki bir mail veya sms ya da arama veyahut bir video çekimi  ile onun özel günlerini hatırlatın böylelikle sizden bir şey almayacaksa bile almak için kendine bir sebep arasın.  
  • Hatasız kul olmaz insanız hata yaparız önemli olan yanlış davranışa dönüşmemesidir, hata yaptığınızda özür dilemesini bilmeli memnuniyette teşekkür etmesini de unutmamalısınız. Bu doğru davranış modelleri siz o müşterinize yönelik yapsanız dahi artık o müşteriniz sizin gönüllü marka elçiniz olacak ve sizin bu örnek davranışınızı her yerde örnek olarak anlatacaktır.  
  • Sizin farkınız nedir ? Doğru hamleyi yanlış yerde yaparsanız verdiğiniz emeği kimse görmez.  

Farkınız mağazanızın görüntüsü marka renkleri ışıklandırmaları mı ?  

Destek verdiğiniz sosyal projeler mi ? Mesela yıpranmış okullara bakım desteği verebilirsiniz.  

Nitelikli ve çalışkan samimi personel kadronuz mu ?  

Fiyat politikanız mı ? 

Taksitlendirme seçenekleriniz mi ?  

Kaliteden elbette ödün vermeyin ancak hızı da müşterice önemsenmeyecek kadar bir düzeyde makul bir düzeyde ihmal etmeyin. 

Bunların hepsini üst üste koyarak topladığımızda müşteri memnuniyetinin en temel odağı onu dinlemek bu sayede anlamak ve onun ihtiyacına onun isteklerine onun gibi düşünüp doğru bilgilerle markaya duyduğu güveninde etkisi ile ihtiyaçlarının sürekliliğini sağlayarak sadık bir müşteri olmasını sağlamaktır. Böylelikle rekabetçi piyasa düzeninde müşterilerinizin beklentilerini aşabilir ve kalıcılığınızı sürdürebilirliğinizi sağlayabilirsiniz.  

                                                                       KARAR SİZİN  ! 

                                                           Yazının Sözü Uygulaması : 

Fiziksel dünyada bir müşterinizi mutsuz ederseniz, bunu  kişi ile paylaşır. Dijital dünyada bir müşterinizi mutsuz ederseniz, bunu 6.000 kişi ile paylaşır.  

Çalışmak için mi yaşıyoruz, yaşamak için mi çalışıyoruz ?  

Başka bir ifade ile bu kriz ortamında iş buldunuz da çalışıyorsunuz da, ikinci yılınızdasınız ve memnun musunuz yoksa çalışmaya patinajla mı çalışmaya çalışıyorsunuz ?  

Aslında bir çok çalışanın klasik düşüncesidir. Yeni iş bakmıyorum tazminatımı kaybetmek istemem diye sonra bakıyorsunuz 10 yıl geçmiş yine aynı statüdesiniz. Çalışan devir oranlarına baktığımızda ortalama olarak iki yılda bir çalışanların güneye doğru göçebe bir çalışma bir biçimini tercih etmek zorunda kaldıklarını gözlemliyoruz.  

Çalışanların iş ve çalışmaya yönelik davranış modellemeleri çalışma disiplinleri ve verimlilikleri ile eşdeğer orantılıdır. Sekiz saati doldurup bitse de gitsekçilerdenmisiniz yoksa vaktin nasıl geçtiğini anlamadan eğlenerek çalışan üretenlerden mi?   

Aslında her şey iş doyumu ve çalışırken aldığımız haz ile orantılı ilerliyor. Her biri matematiksel bir denklem içerse de buradaki oran ve orantı dengesindeki payda çalışanın kendisidir. Gerçek oran hesabında payda olmasa da  iş hayatında başarının dilimi paydır ve bu pay maaş ve statü ile belirlenirken, bu payı hazımsızlık ile hazım arasındaki ince çizgide buluşturan payda olan Çalışanlardır. 

İş doyumu ;  çalışan bireyin yaptığı iş ve yürüttüğü süreçlerde memnuniyet ölçüsüdür diyebilirim. Bununda incelenmesinin belli nedenleri vardır. 

Bunlar ;  

  •   İşyeri ve çalışma ortamından duyulan memnuniyet derecesi, 
  • Alınan maaş, pirim ve bono gibi haklardan duyulan memnuniyet,  
  • Çalışma ve iş güvenliği psikolojik desteklerden duyulan doyum. 
  • Sosyal alanlar veya işyerinin bireyin sosyal ve sağlık olarak bütünlüğünün korunması hususundaki hissiyat duyumu, 
  • Kariyer, terfi eğitim imkanları ve kişisel gelişime sağlanan katkılar nedenli duyulan hislerin yansımasıdır. 

Basitçe bakarsak, Çalışanın işe geç gelmesi, devamsızlık yapması, sık sık iş değiştirmesi, çalışma isteksizliği gibi durumlar memnuniyetsizliğin söz konusu olduğunu göstermektedir.  

Çalışanda iş doyumunu nasıl sağlarız ?   

Çalışma arkadaşlarımızın işe bağlanmasını sağlamanın iş doyumunu arttırmanın temel yolu sağlanan sosyal haklardır. Mesela Tamamlayıcı sağlık sigortası, PDR danışmanlık, sosyal eğitim destekleri bunların başlıcalılarıdır. Kişinin aldığı eğitim, edindiği tecrübeler, sosyal çevre gibi kişinin hayat standartdının düşünce yapısının temelini oluşturan zihniyetini ortaya koyan denge kuramlarının sonucu olarak, çalışmaktan aldığı haz ve mutluluk belirlenir.  

İş doyumunu arttırmak lider bir yöneticinin en önemli vazifesidir. Çünkü çalışma isteği arttıkça üretim artar. Çarklar motivasyonun getirdiği dinamizim ile performans destek takipleri ile işletmenin geleceğine ışık tutan anahtardır.  

                                       Çalışma arkadaşlarımız bizden ne bekliyorlar ?  

Çalışma arkadaşlarımızın ne istediğini maalesef bizler anlayamıyoruz, bazı şirketler verdikleri sodekso ücretini 5 TL arttırdıklarında işi kökten çözmüş olduklarını sanıyorlar. Bazen çalışanlar için her şey para değildir.  Her işin başı sevgi ve saygı ile birlikte enpatidir. Çalışanlar iş tanımlarında sözleşmelerinde belirtilen işler dışındaki işleri yapmak zorunda kalırlarsa ve bu işyeri kuralı gibi anlatılırsa bu işletmenin helvasının irmiğidir. İş ve çalışma rollerinin açık net ve anlaşılır olmasıyla böylelikle orada niçin sekiz saatini geçirdiğini anlayabileceği mantıksal bir düzen oluşur. Rol çatışması ve belirsizliğin olduğu dönemlerde iş tatmininin yeterli gelmediği durumlar oluşur. Yapılan işin kişinin başarısını motivasyonunu maddi ve manevi olarak rahat hareket edebilmesini sağlar.  

Yöneticiyseniz işiniz çok zor, yönetilenler kadar bağımsız ve rahat bir konumda değilsiniz.  

Nokta atışı tüyoları veriyorum. 

  • Çalışanlardan iş tanımlarında yer alan iş ve görevler istenir ve gerekirse nasıl yapabileceği anlatılır. Yapabildiği ölçüde takdir yapamadığı ölçüde de motivasyon ile verilen görevi istenilen düzeyde neden yapamadığı konusunda rehberlik edilir. 
  • İstenen hedefe ulaşmada önündeki engeller tespiti sonrası öncelikle hedefleri kendisinin kaldırmayı denemesi beklenir gerekiyorsa desteklenir. Ancak asli güç yönetici olmamalıdır. Eğer asli güç yönetici olur ise, çalışan hiçbir zaman kendisinde o özgüveni sağlayamaz.  
  • Başarı sağlandıkça aşamalarıyla ödüllendirmelerin miktarı ve zamanlaması ile adil eşit ve hak edene hakkının verilmesi prensibini taşımalıdır.  

Bir işyerinde zamanında gelmek ama mesaiden çıkmayı unutmak gibi bir kavram patronların en sevdiği sözcük olsa da, çalışırken mutlu olan çalışanlar bunu patron için değil, çalışmaktan keyif aldıkları için farkında olmadan ve farkında olduklarında da pişman olmadan yaparlar. Motivasyon arttıkça çalışma isteği oranı da artar böylelikle, hastalıkları, stresi, gerginlik ve endişeleri memnuniyetsizlik ile iş nedenli şikayetlerin azalarak iş / Personel devir oranının azaldığı da gözlemlenebilir.  

                                                      Yazının Sözü Uygulaması :  

 En iyi örgüt işletmedir, işletme örgütünün de başarısız bireysel değil örgütseldir, örgütsel başarının da temeli bireylerin iş motivasyonu ve iş doyumu sayesindedir. 

Yeni mezun ilk iş görüşmesine girerken ve bol noktalı sualler

Bedensel hareketlerimizin iş başvurularımızda etkisi… 

İlk iş görüşmesi yapabilenler bilir heyecanlıdır yapamayanlarda anlar aşırı gericidir. Aslında bu heyecanla gerilimin aksiyonla buluştuğu noktada bizi ele veren bazı adımlar var. Bu ispiyoncu duygular yapabileceğimiz bir çok iş için karşımızdaki işe alım yetkilisinin gözünde ya bu kişi bu işi yapabilir mi sorusunu sorgulatıyor. Tabii bilindiği gibi insanlar bir başka insanla tanışmaları ilk  otuz saniyesinde ön görüş-yargı kararını vererek bundan sonraki süreçte ona göre ağzınızda kuşta tutsanız o kuşun neden kanadı var diyebiliyorlar. İşte burada fiziksel diliniz ne söylerse söylesin anlamsız oluyor ve vucud diliniz size arabeks söyletebiliyor.  

Akademik ilanlarda çok sık görüyorum, aynı dil puanı almış aynı ALES puanı almış ama mülakatta biri öteki adaylar yerine seçilmiş, salih niyete dönersek bu kişinin davranışlarının ve özgüveninin etkisi diyebiliriz. Çok iyi test çözenin doktor olabildiği kan görmeye dayanamayan ama test çözdüğü için doktor olabilenlerin var olduğu bir eğitim sisteminde elbette bedensel davranış biçimlerinin kariyer hayatımızda etkisi yadsınamaz.  

Mülakat süreçlerinde bizzat deneyerek işsiz kaldığım beden dili hataları 

Gözler kalbin aynasıdır derler, gözleriniz çok güzel ve etkileyici olabilir ama iş mülakatlarında renginden çok kontrollü hareket edip etmediklerine çok dikkat ediliyor. Ani ve fevri hareket etmeleri sizin güvensiz biri olduğunuz veya gözleriniz açıkken hayır der gibi kurt ulumasına benzer gözleri dikmeniz sizin konuyla ilgilenmediğiniz ve doğru kişi olmadığınız izlenimi veriyor. Sırf bunları gözlemlemek için sayısız iş görüşmesine gidip elenebilmek ve o sıradaki gözlemleri not alabilmek için denemesini yaptım. Daha basit konuşursak, iki kişi arasında iletişim kurarken dahi, gözlerin dikkatlice bakılması ya duello yapıldığı anda ya da romantizim anlamı taşır. Her ikisi de tehtitkar olmakla birlikte arada gözleri kaçırmadan önüne bakmak hatta doğru bakış açısı olarak muhatabın iki kaşının ortasına odaklanmak gerekir. Böylece muhatap onun gözlerine odaklandığınızı ama bakmadığınızı düşünür. Göz temasının azı da çoğu da zararlıdır.   

Peki o zaman görüşmelerde nasıl bakacağız ? 

Güzel bakmak sevaptır şeklinde bir özdeyişimiz var. Gerçi biz onu da yanlış anlamış olsak’ ta iyi bakalım iyi olsun. Fazla odaklı ve anlık indirmeli kaçırmalı bakışlar agresif uyumsuz ve problemli bir tip imajı verirken, az bakmak ya da başka yöne bakmak kişinin dürüst olmadığı bir şeyler sakladığı şeklinde yorumlanıyor. Orta yolun yolcusu nasıl oluruz ? Ortalama bir görüşme 30 dakika oluyor. Tabii bekleme süreçleri ve diğer resmi oyalama manevralarını saymazsak diye ifade etmiş olayım. Gençler bir arkadaşınız ile göz göze 30 dakika vakit geçirip göz rengini henüz ezberlemediyseniz, ya içinizdeki romantik kişi hakkın rahmetine kavuşmuş ya da hiç olmamıştır. Göz dikerek baktığınızda bu ona tehdid olarak yansır. Ama normal baktığınızda sevgidir işte sevgiyle büyüyen insanlar olarak iş görüşmelerinde bu sevgiyi sınırlı düzeyde yaşamanız biraz da resmi davranmanız gerekiyor. Tabii Covid – 19 Sonrası tokalaşmalarda mesafeli olsa da siz de normal tokalaşsanız bile mesafenizi koruyun ve karşınızdakinin düşmanınız olmadığını fark ederek, elini sıkma düzeyiniz zarar vermeyecek kadar olsun. 

Bakışı hallettik te duruş eksik mi kalsın ?   

Kalmasın tabii görüşmelerde çok fazla olasılığınız yok zaten ya bir toplantı odasında ya da İnsan kaynakları yetkilisinin  kare odasında bir yumuşak bir koltukta yeriniz hazır. Durakalmak ile durmak bir o kadarda oturmayı ve kalkmayı bilmek gerek. Zengin kalkışı ile olmuyor bu işler. Dik oturman gayet normal de, bunu gerilim aksiyon filmi sahnesine çevirmen kendini kasman ve bu işte isteksizmişsin imajı vermene neden olabiliyor. 

Görüşmeler gerilimli ve heyecan verici olduğu kadar sakinlikte gerektirir. Rahmetli Kemal Sunal gibi ellerini masaya vurmak, Türk’ üz Türkü çığırmak tercih edilen yöntemler değiller. Sessiz sakin ve sabırla kaçınılmaz sona hazırlanmalısın. Tecrübe ettiğiniz gibi, İnsan kaynakları birimi sizi mülakata çağırmak için dahi arama gerçekleştiriyorlar. Arama esnasında senin adımlarını takip edemediği heyecanını hissedemediğini zannettiğin an,  ilk hatanı yapıyorsun. Sürekli bu işi yaptıkları için ses tonunuzdan söyleyiş biçiminizden, konuşurken seçtiğin kelimeler kendisine hitabın ses tonundaki değişimler senin hakkında karşı tarafa istihbari rapor sunar. 

Ben bu işi nasıl kazasız belasız atlatırım dersen, öncelik gerçek hayatta duygularını ve davranışlarını kontrol etmeyi öğrenmen gerektiğini hatırlatmak istiyorum.  

  • Başarısız olduğun nokta senin çalışman gereken noktadır. Daha önce görüştüğün ve seni işe almayan insan kaynakları yetkilisi ile tekrar bir görüşme fırsatı yakalamanın yoluna bakmalısın.  Böylece iki görüşme arasındaki farkı da bu süreçte geçirdiğin gelişimsel süreci de hazmederek öğrenmiş ve analiz etmiş olacaksın. Unutma % 100 Kaybedeceğin bir görüşmeye gidiyorsun yani daha kötüsü yok bu nedenle tamamen cesur olmalısın.   
  • Yakın arkadaşın ile prova yapabilir, bu sayede kendine ve arkadaşına gülebilir bolca eğlenebilirsin ama bunda utanacak bir şey yok. Korkunun ecele faydası olmaz. 
  • Ben yapacağım konuşmaları önce online ofis programında yazar sonra sesli robot okuması ile uyurken dinlerdim böylece kendi yazımı ezberlemek yerine aklıma kazırdım. Ve öğrenir doğaçlama yapabilecek cesaret kazanırdım. 
  • Hiç bir şey yapamıyorsan yetmiş yaş üstü dede ve ninelerimizde bile bulunan kamerası iyi çeken telefonunla caka satacağına kendini videoya al ve kendini izleyerek eleştirmek için kendinle yüzleşebilmek için kendine fırsat ver. Şimdi değilse ne zaman ?  

Buraya kadar resmin ön yüzünü konuştuk bir de arka planı var haydi yer değiştirelim sıkıldıkça yer değiştir böylece rotasyon ile kendini daha çok geliştirirsin. 

Mülakatı yapan sizseniz olayın rengi daha da değişiyor, İnsan kaynakları yetkilisi gibi çeşitli alanlarda mülakatlara girdiğim zamanlar oldu birde arka cepheyi buradan oluşan fırtınayı görmek istedim.  

Bu görüşmelerimi ve anılarımı şuana kadar kimseyle paylaşmamıştım. Benim yapmış olduğum ve farkına varmadığım o kadar çok hatamı başkalarında gördüm ki, prova ve iş yerinde rotasyon süreçlerinin anlamını çok iyi anladım.  

  • Her iş çok sayıda tecrübe ama az maaş talebine göre şekil alıyor talep arzı değil, arz talebi arttırıyor. Ülkedeki stratejik planlamaları stratejistler ve iş uzmanlarına yaptıramadığımız içindir belki de her köşe başında her işten anlayan ama benim alanım onu kapsamıyor demeleri…  
  • Aslında yazımın burası biraz uçuk genç ve tecrübeli isek, bir kademe de olsa üste kazara da olsa çıktıysak çıtayı yükseltmenin bambaşka bir yolu daha var. Kariyer dikeyde olur yatay da mimari oluyor da, adım adım inşaa edilen kariyer adımlarından mimarisi dikey veya yatay olamıyor mu ? Mesela olay mantık süzgecinde basit ilerliyor. Dikey kariyer de hep bir adım sonrasına aç gözlülük ile en son Genel Müdürlük koltuğunda patronununuz’ un neredeyse aile hayatını bile yöneteceğiniz bir geleceğe ilerleyip çok çalışayım emekli olurum derken, zincirli kuyu da giriş ücreti abonmanlar için 25 Bin TL  ölüm anında  6 Bine iniyor. Ama çok bürokrasisi var demiş olayım. Çalıştığım iş gereği mezarcılar sık sık bir şeyler almaya geliyorlar. Veya da yatay mimari kariyer yaparsanız örneğin Mekatronik Mühendisi oldunuz, Üretim mühendisi de olursunuz, teknik mühendiste veya İETT de çalışabilirsiniz veya yapay zeka ile makine teknolojilerini çalışabilirsiniz, hiçbir şey olmasanız üniversitede akademisyen olursunuz.  Her halükar’ da ortada bir mimari var ve bu mimari sizin gelmişinizden geleceğinize şekil verecek olan bundan sonra hayatınızı nasıl hangi şartlarda yaşayacağınızı statünüzü belirleyecek ön eleme taşıdır.  
  • Hangi süreçte olursanız olun hayat çift yönlüdür sizi alır işletmeye gösterir, işletmeyi de alır size gösterir ve ortaya oryantal oryantasyon süreci çıkar.  Hem kendini çok iyi tanıyıp tanıyacak hem de işverenin nerede hangi işe hangi koşulda başladığından şu anki hangi borsada hangi grupta hisse değeri olduğundan bahsedecek kadar tanıyacaksın. 
  • Yönetme erkine adaysan özgüvenin tam, risk oranını doğru tayin eden ve de duygusallıktan uzak olman gerekiyor. Stajda edindiğin, tecrübe dolusu bakış açısı sana gelecekte çok daha fazlasını kazanç olarak edindirecektir.  
  • Bir arkadaşım yıllar önce mesleğinde çok iyi olduğu bir dönemde her şeyi bırakıp cafeterya işletmek istiyorum demişti. Şaşırmıştım daha çok para kazanacağı mesleği varken ve bu kadar yetenekli iken, nereye gidiyorum zaman nasıl geçiyor yaptığım işten zevk alıyormuyum adımlarımı doğru atıyormuyum neyi ne şekilde ne için istiyorum ? Diye soruyormuyuz ? Para kazanmak mesele değildir önemli olan kazanılan o parayı harcayabilecek kadar ruh ve benden sağlığına sahip olabilmektir. Bİr dakika sonrası garanti olmayan bir hayat için fırfır gibi günlük iş hayatına, megakentlerin trafiğine ve günlük sadece günü kurtarmaya yönelik hazır tüketim hayatına fark etmeden ömrümüzü sunuyoruz.  

Ne zaman düşünsek bir kriz patlıyor ve düşünceyi düşünmeyi bile düşünemiyoruz.  

Düşün, tart sorgula ve uygula…. 

Nereye gittiğini bilmeyen bir gemiye rüzgar nereden eserse essin, sadece fırtınadır. Önemli olan rüzgarın yönünü avantaja çevirmektir. Kriz ile keriz kelimelerini ayrıt edebilmektir. 

Tuzak sorular ve düşüncelerin seni mahvetmesine izin verme ! 

Yönetici pozisyonunda isen beklentin genellikle şöyle olabilir. İK uzmanı sorar beklentiniz nedir hangi pozisyonlar ilginizi çeker. Zaten kurumsal şirketlerde önce önce iş adı, özellikleri, yapman gerekenler sonra hangi şartlar gerektiği gibi bilgiler açıkça yazılır. Bir de kuzeniniz varsa oldu bu iş. 

Eğer çok tecrübeli olsaydınız bu yazımı buraya kadar okumazdınız bu nedenle okumaya devam, Kelime çok basit mevcut pozisyonumdan daha iyi bir  kariyer adımı diyebiliriz. Bu adımda yatay veya dikey fark etmeksizin bir sonraki aşamaya ve ilgi alanınıza göre ilerleyen başvuru yaptığınız ilanın kendisidir… 

Böyle dedikte acele davrandık, görüştüğünüz kişi eğer üst pozisyon yöneticisi ise, küçük işletmelerde bile CEO ile görüşebiliyorsunuz ki o CEO diye gezen arkadaşa başka noktalarda mağaza müdürlüğü bile vermemiş oluyorlar. Yaşadım gördüm tecrübe ettim bu sebeple yazıyorum. Bilmemneoğlu yapı market vardı. CEO su bakkal çırağı edasıyla ortalıkta geziyordu. İyi ki olmamış. Bu sayede bugün bu yazıları size yazıyorum.  

Bir üst pozisyonu istiyorum demek, ben köyden yeni geldim, ben gariban ben yazık, siz benim adıma en doğru kararı verirsiniz beyim demektir. Bu böyle olamaz. Siz kabınıza sığmayacak ve ben bu işin bu şartlarını sağlıyorum ve başvuru yapıyorum diyeceksiniz o zaman işler çok başka ilerliyor.  

İş değişikliği yapacak olan, kendini yeterince tecrübe edinmediğini düşünen genç arkadaşlara… 

Word un eski formatında şapka çıkaran haydo’ ya benzer bıyıklı bir abimiz vardı. 2000 sonrası doğumlular bilmezler. En son biz 90’ lar sonrası son mahalle kültürü çocukları onu gördük.  Onun gibi bir şapka edindiniz ama, o şapkayı cesaret edip kirlenmesini de göz ardı edip çıkarıp ya alkışlıyorsunuz ya da düşünüyorsunuz. 

  • Diğer adaylardan farklarınız neler bir farkınızı ortaya çok iyi şekilde çıkarmanız gerekiyor. 
  • Doğru kelime, doğru strateji doğru yer ve doğru zaman ne varsa doğrulukta var. 
  • İlana başvurduğunuza göre okumuş olmalısınız SAP Veya ORKA veya ETA istenen bir ilana autocad bilgim şu düzeyde şu versiyonları kullanabiliyorum diye girmeniz size sadece tamam da niye geldiniz sorusunu sorduracaktır.  Hep derim işveren az maaş, az imkan az statü, az konuşma ama çok beceri ister. Özellikle ilanda göreve yönelik program bilgisi yeterliliği ne istiyorsa onda uzmanlığınızı uygulamalı kanıtlayabilmelisiniz. 
  • Mülakata girmeniz demek sorulan soruya cevap vermek dışında doğru soruları işverenin sorulmasını istediği soruları sormaktan çekinmemenizi gerektiriyor. İşi istediğinizi iş kültürü ve örgüt kültürüne hakimiyetinizle beden dilinizi de ekleyerek konuşun. 
  • Bu işletmeden ne isteyip ne istemediğinize iyi karar verdiğinize eminseniz başvurunuzu yapın beklentinizi karşılamıyorsa, bir arkadaşa bakıp çıkacağız deme imkanınız yok.  Mesela bir Türkiye’ nin en büyük marketler zincirinde görev alan bir İK cı hanımefendinin görüşmesine giren 10/2 kişinin işe alındığını görebilmek için farklı dönemlerde o görüşmeye girme cesaretini gösterdim. Artık o market zincirinden alışveriş bile yapmıyorum.  

Pozisyon size ne kazandıracak ne kaybettirecek ? Aslında siz ilana başvurmuş olsanız da size önerilen ilan diyebiliriz. Öğrenci iken çalıştığım uluslararası bir şirkette yönetici alımı ilanı için çalışanın karar verdiği bir sistemleri vardı bunu gözümde o kadar büyüttüm ki işletme müdürlüğü ilanı çıksa da başvursam diyordum. Bunu lütuf sanıyordum. Ama öyle değilmiş, başvuru yapıyorsunuz ama bir üstünüz ve onun üstü onay verirse başvuru yapıyormuşsunuz.  İş hayatının geneli böyle sizin terfi edişiniz hangi mimari olursa olsun fark etmeden ikili ilişkilerinizden geçiyor. Bunu unutmadan kurumsal ya da Cabbar abinin dükkanı fark etmeksizin durumun böyle işlediğini hatırlatır.  Sizin önünüze konulan sıcak yemeğin neden konulduğunu size ne kazandırıp ne kaybettireceğini (Parayı kast etmiyorum.) iyi düşünün. Eğer dış ilandan başvuruyorsanız yani çalıştığınız şirket içinden olmayan olarak, şirketi ve sektörünü sosyal medya hesaplarını kuruluştan bugüne önemli gün ve haftalarını kısacası siz bu işe başvurmadan önce  olan her şeyin özetini bilmeniz gerektiğini, bunların mülakatta sohbet esnasında sorulmasa bile sizin araya serpiştirebileceğinizi, mayayı atıp ekmeği kabartıp konuşmayı da abartmadan etkili bir nokta vuruşu ile bu işe saldırın. 

Yazının Sözü Uygulaması :  

Para kazanmak mesele değildir önemli olan kazanılan o parayı harcayabilecek kadar ruh ve benden sağlığına sahip olabilmektir. 

Yaptığın işe, verdiğin emeğe, değer biçebilmek….

Hep dinlerim ve söylerim tabii kendimce, mavi ya da beyaz fark etmeksizin ortada bir yaka varsa ya öğrenci ya da işçisindir. İşçisin ama işçi kalma çalış biriktir ve işveren ol ;  lakin burjuvaziye kurban gitme. Veya da kraldan çok kralcı olmadan da başarabilirsin, yeter ki Ceza gibi “fark var”  diye sesini duyur. Yoksa içinde kalanları söyleyemez  ve “fark var” demek yerine “sus pus” olmayı tercih eden olmak zorunda kalabilirsin. İşte mesele burada başlıyor. Çalışmak için mi yaşıyoruz yoksa yaşamak için mi çalışıyoruz sorusuyla başlayarak emek/Sermaye denkleminde hacı Maslow’ un ihtiyaçlar hiyearşisinde edindiğimiz katman kadar çalışmayı hedeflerken ömrün çalışmak için geçtiğini, fark ederek anca düşünür ama uygulamazgillerden hacı yatmaz misali olan, şeyh Karl Max’ ın gösterdiği hedeflere yürürken verilen emeğin ve bu uğurda geçen zamanın bölümünden kalana ya da ortaya çıkan değere ücret adını veriyoruz.  

İşte mesele bu, süre kısa ise ücret, ortalaması aylık olarak yatırılıyor ise verilen ismi maaştır. Emek saati arttıkça fazla çalışma miktarı çalışana ek mesai olarak sayılır. İlginçtir ki, ücret miktarı verilen emek kadar arttıkça, ( Bazı işletmeler 3 saat fazla çalışmaya bir günlük yemek ücreti yatırıyorlar.) maaş sabit kalır. Üstüne yatırılacak parasal miktarda  maaş farkı veya pirim şeklinde adlandırılır. 

Bir işe başvuruda bulunacaksın ve senden maaş beklentini soruyorlar aslında her şey belli, burjuvalar yani patron kendi mutlu sonunu biliyor ve bir timsah gibi yaşanacakları bilerek göz yaşı döküyor. Ama karşınızdaki eğer patronun işçisi olan kişi ise işiniz daha da zor. İşçinin işçiye yaptığını patron yapmaz. İşçiler kardeş patron kalleş sloganı 1970’ ler gibi geride kaldı. Eğer işçi de kalleş olmasa idi, iş sendikaları işverenin değil, işçinin hakkını korur, deneme süreci adı altında ilk 4 ayında iş ve işyeri kurallarına uymama durumu harici keyfe keder seni işten çıkaramazdı veya pek çok kurumun suistimal ettiği İŞKUR işbaşı eğitim adıyla yaptığı gibi 3 ay da bir personeli değiştiremezlerdi. Belli bir sayıda personel alma zorunluluğu olsa da bu sayı % ‘lik olduğunda minareyi çalan kılıfını hazırlamış oluyor.   

ŞEKİL A

Zor ama zaruret bir konu olarak beklentiniz denildiğinde, hiçbir insan kaynakları yetkilisi sosyal hakları kast etmez.  Onları mecburen verecekler size beklentiniz maaşı sorarlar. Bununda belli taktikleri vardır. Açlık sınırı altında deniz seviyesi yukarısında olan “asgari ücret” veya eğer en kötünün bir iyisi ise, asgari ücretten ortalama 500 – 600 TL daha yukarıda olan bir miktara denk geliyor. AGİ vs. 3,600 Net miktar Kira gıda çocuk masrafı ile hak getire… Tabii istisnai şirketler sosyal imkanlar ile çalışmayı çok cazip hale de getirebiliyorlar. Yeter ki çok çalışıp kasalarına matruşka mantığında süregelen emeğin karşılığının katlarını sürekli hazırlayın.   Eğer daha önce iş tecrübeniz yoksa başlangıcınız asgari ücretten başlar veya yapacağınız işin sektörel bazda ücretleri ortalamasını zaten patronlar kulüpleri önceden belirlediği için bellidir. Siz sadece onların beklediği cevabı verirsiniz.  İşin değerini bilin ona göre fark yaratan miktarlar ile komisyon pazarlığı yapın. Bunları yazan biri olarak mevcut işimde bunların hiçbirini yapmadım. Çünkü bu iş öncesi yapılabilecek en kötü işlerde sadece iş tecrübem olsun diye çalıştım. Hatta kendi sorumluluğum olmayan işlerde bile rol alarak, tecrübe edindim. Tabii başka arkadaşlar buna hamallık adını veriyorlardı. Şuan o dönemki arkadaşların tamamı benim neredeyse her alana yayılmış tecrübelerime danışmadan iş yapamıyorlar.  

Yapılan her işin finansal bir değeri vardır. Mesela ben, gönüllü olarak bilgim olan konularda üniversite öğrencilerine danışmanlık yaptığım dönemlerde hediye vs. işlerine girmek isteyen arkadaşlarla anlaşmamı bir bardak çay üzerine yapardım. Çok fazla uğraştıran arkadaşlarda 3 çay bir kahveye denk geliyordu. Amacım gayet basitti. Öğrenci de para bulunsa bile ben almam. Tabii süistimal etmeyen arkadaşlar için ifade ediyorum. Bilginin değeri sonsuzdur bir rakam biçilemez lakin ideallerimden birisi de gençlere bir şeyler öğretmektir ve bilgininde zekatı vardır mantığıyla, her daim paradan öde ülkümü gözeterek, yükselmenin ve ileri gitmenin yolunun Şair Nazım Hikmet’ in de dediği gibi sen yanmasan ben yanmasam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa demeyi de bilmek gerekiyor.  

Sahip olunan veya aranan işin elbette belli bir değeri vardır. Lakin iş sağlayıcı işletmeler bu değerlere genellikle çok yabancıdır. Hele ki bu pozisyon’ nun sizden önceki yetkilisi sizin halef olacağınızı bildiği an, siz sanki babasını öldürmüşsünüz gibi davranabiliyor. Haliyle de iş şahsi duygusallıklarla süregelerek, işin değeri ve kazancı da uyumlu olamayabiliyor. 

Başvurduğun pozisyonun şirkete faydalarını ve emanetin ehli olduğunu vurgulamayı unutma.  Eğer anonim bir şirkette çalışıyorsanız şirketin verileri halka açıktır. Değilse de üzülme, profesyonel işletmelerde iç ilan şeklinde başvurduysanız yöneticiniz size kısaca bahsedecektir. Dış ilan ise; sor öğren metodu ile şansını denemelisin. Sebebini sorduklarında cevabın hazır olmalı.  İşletmenin hedefini bildiğim sürece durmadan o hedefe yürüyeceğime emin olabilirsiniz. 

Doğru zamanda doğru sorular ile mülakatı kendi lehine çevirebilirsin. Böylece bu işi becerecek kişinin sen olduğunu anlamaları uzun sürmeyecektir.  

Unutmadan da eklemek istiyorum…  

Kişisel bakım çok önemli, saçlar, eller, yüzdeki makyaj veya sakal temizliği yapılmalı. İşinin mahiyetine göre ruh hali ve gerekli senaryoları kurgulayarak rol çalışması da yapman faydana olacaktır. Her açıdan unutmamalısın ki İnsan Kaynakları yetkilisi diplomana, becerilerine bakarken senin dış görünümüne de bakarak seni her açıdan bir bütün olarak gözlemleyerek bir sonraki aşamaya geçişini kararlaştıracaktır.  

Sektörel bazda kıyafet seçimi görüşme yapılacak kuruluşa çok şey anlatır ve ilk başta da dediğim gibi FARK VAR ! Diyeceğiniz bir sürecin başlangıcı olabilir. 

Resmi giyimler : Evrak takibi gerektiren , resmi dairelerde bulunduğunuz işler, muhasebe, hukuk bürosu ve finansal kuruluşlar gibi… 

Abartısız Sportif ve şık : Satış danışmanlığı, hizmet sektörü, eğitim, kobiler,  mühendislik ve teknolojik işletmeler ve gayrimenkul işletmeler olabilir. 

Özgün ve farklı modeller ise;  Moda, eğlence, grafik tasarım, oyun vdeo, muzik ve her türlü sanatsal iş alanı. 

Her ne yaparsanız yapın. AŞK’ la yapın diyordu Kenan Doğulu  2015 yılında, İşte o AŞK sizin iş modelinizdir.  Her işletme iş modelleriyle ilgili tahminlerde bulunur. Ve yukarıdan aşağıya hedef belirlenir ve aşağıdan yukarıya doğru hedefler gerçekleştirilir. Başarılan her zorlu bir hedefin ardından daha da zorlu bir hedef sizin şartlarınız değişmese dahi beklenenden fazlasını yapmanız normalmiş gibi önünüze konur. Bunu yaparken size gerekli enstrümanlar sağlanamasa bile bu onların sorunu değildir sonuç olarak hedef başarılmamıştır. Siz işi AŞK’ la yapmamışsınızdır. Ama hepsini yaparken, düşünmek gerekir. 

1- Bir müşteri temsilcisi kaç müşteri ile ilgilenebilir ? 

2- Bir yazılımcı kaç satır kod yazabilir ?  

3- Bir öğretmen dinlenmeden kaç saat ders anlatabilir. 

4- Bir yönetici,  yönetici olduğu için sürekli koşturarak ne kadar süre çalışabilir. 

Son olarak ;  Bir insan kaynakları yetkilisi ve yaptığı işleri hesapladığınızda bu kadar zorlu ve teferruat gerektiren işler yapan yetkilinin alması gereken maaş neye göre belirlenmeli ? 

Aslında bunların hepsinin çözümü iş paylaştırma ve havuç ödül sisteminin doğru uygulanması ile münkündür,  elbette uygulayacak olan işletmelere… 

Hepsinden sonra da düşünmelisin ki ;   

Tüm  bunlara bakarak, senin verdiğin emek karşılığında aldığın maaş ve haklar neler olmalıdır ?  

                                              Yazının Sözü Uygulaması : 

Hayatımda bir kez işten deneme sürecinde çıkartıldım sebebi ise, 10 yıldır zarar eden departmanın cirosunun ben geldikten sonra 3 ay içinde 15 –17 bin civarı artış göstermesi oldu. Düzen bozulunca önce beni gönderdiler,  sonra ilk başta o departmanın yetkilisi sonra o departmanda olan herkesin işine son verildi. O yaptıkları hata sonrası bugün Türkiye’ nin en iyi şirketlerinden birinde çalışıyorum.  Bazen en kötü şeyler bile size birer fırsattır.  O işletmede yaptığım şey ise basitti. Satılacak durumda olan ürünlerin temizlenip paketlenmesini sağlayıp satışa sunuyordum. Onlar ise, ya çöpe ya da farklı şekilde mağaza dışına çıkartıyorlardı.  

“Karar verirken acele etmeyin,  hayat şaşırtılara gebedir.” 

Neden biz sizi ararız ?

Hepimizin mizahen söylediği ama yaşayarak staj yeri bile bulmaya çalışırken duyduğu sözcüktür. Çoğu zaman arkanızda dayı amca veya kuzen desteği yoksa, isterseniz istenilen beceri alanında Türkiye derecesi yapın bir anlamı yoktur. Cümlesinin özetlenmiş sokak ağzı ile kelime yapılmış halidir. Aslında aklımızdaki soru ile neden iş başvurularıma dönülmüyor ? Sorusuna cevap arayacağız. Açık yani yayınlanan iş ilanı varda biz mi başvuruyoruz, yoksa kurum iyi genel ilanları var ne iş olsa yaparım abi mi diyoruz önce buna karar vermek gerekiyor. Çünkü ne aradığımızı bildiğimiz vakit nerede olacağımızın gelecek planını da listeli halde sayfa sayfa dökmeye başlıyoruz. Bir de yeni mezun grubunda doktor hastalığı diye adlandırdığım bir durum var. Hani doktor olursun anlarım yarın gel başla zaten memlekette doktor az derler. O da stajyer doktor olarak kariyerine başlarsın. Ön lisans veya lisans eğitimini tamamlayan gençler staj yeri bulmakta zorlanırken mezuniyet sonrası işletmelerin çiçeklerle ve dolgun maaşlarla onları karşılayarak boyunlarına çiçeklerin takılı olduğu kurdeleleri bağlayarak miss Turkey güzeli / yakışıklısı seçileceklerini umuyorlar. Aynı duyguyu bende yaşamıştım. Hemde o dönem kıytırıktan teyyare selam söyle o Myo ya şeklinde ne devlette ne de özel sektör de iş imkanı olmayan “Yerel Yönetimler” adlı bölümü güçlükle bitirmişken…  

İşte yeni mezunlar benim tabirimle sudan taze çıkan balıklar taze taze mühendislik mezunu ise işe fabrika müdürü olarak başlayacaklarını umarak girdikleri kapıdan şanslı iseler, stajyer olarak çıkabiliyorlar. Fazla çalışkan ve ne iş olsa yaparım modundaki diplomalı arkadaşlar ise, stajyerlerin yükselişi filmi çekimlerinde kendilerine hayli zorlu bir yol içerisinde yer edinebiliyorlar.  

Buradaki en delice soruya hazır mıyız  ? 

Bu durum işletme / firmadan mı yoksa başvuruyu yapan staj veya iş arayan kişiden mi kaynaklanıyor ? Yapılan genel hatalar ve yaptığım hatalardan çözüm önerilerim… 

Aslında burada da iki temel soru boğaz’ ın iki ucu gibi karşımıza çıkıyor. Başvuruyu nereden yapıyoruz ? Eğer Covidzade Ekrem misali romantizim seviyorsak uzaktan uzağa işletmenin internet sitesi ile bağlantıya geçiyoruz. Veya benim her zaman başarı olasılığı gördüğüm saha başarısı sahada kazanılır şeklinde yorumladığım yöntem ilanı gör ama bakıpta yan cebine koy prensibidir. Gör ilanı git işletmeye gelecekte satış müdürü arıyormuşsunuz bende duydum ve geldim. Demeyi bil. Tabii işlere şartlara isteklere göre pozizyon number one olabiliyor, lakin siz orada ne olmak istiyorsanız onu hissederek girin ama işi iyi bildiğinizi bilmesinler yoksa iş bulamazsınız.  Var bir hayalimiz çalışmamız iş geçmişimiz modu da olmasın ama,  ne için geldiğinizi sizin bildiğiniz kadar işveren de bilsin. 

İş başvurunuzu hatta görüşmenizi gerçekleştirdiniz  ve bir geri bildirim bekliyorsunuz hiçbirimiz bir dahaki hayatımda gel, diyebilecek kadar bir işletmeye aitlik hissetmiyoruz. Yine de işe ihtiyacımız varsa da seni almıyoruz cevabını da insani olarak bekliyoruz. Özellikle Baş harfi M son harfi S olan bir hizmet sektörü şirketi bunu kasıtlı olarak yapıyor ve bu can sıkıcı durum onun tüm itibarını yerle bir ediyor. Merakımdan iş görüşmelerine gitmiştim. İnsanlık nedir bilmeyen insan kaynakları yetkilisi 3 – 5 yıl önce çalıştığım şirketlerden gün ay yıl şeklinde giriş ve çıkış tarihlerimi istemiş ezbere bilmeyince kişisel veri olarak geçen E- devlet şifremi istemiş vermeyince de her bilgisini bilmediğimiz biriyle çalışamayız demişti. Bende çıkarken bir arkadaşa bakmıştım diyerek çıkmıştım gıcıklık olsun diye. Unutmamak lazım gençler ilk hedefiniz iş sahibi olmak olsa da kişisel verileri koruma kanunu ve hangi verilerin kişisel ve paylaşılmasının sakınca doğuracağınını bilmeniz gerekiyor. Hepsinden öte de bu işveren mi yoksa iş arayandan mı kaynaklanıyor bunu bilmek çok önemli. 

Doğru işi bulmak, aradan hamsi gibi ayıklanmak için KOSGEP’ in NACE kodları gibi anahtar kelimeleri ve nokta vuruşlarına sahip olmak gerekiyor.  

Doğru yeteneklere ve uygun işlere başvurmak önemli  

Doğruyuz çalışkanız da, ilkemiz de nasıl başlarsak öyle gideceğimiz olmalı, genç nesiller iş bulma sürecinde ister uygulamalı mesleki eğitimden isterlerse de, üniversitelerin sosyal bölümlerinden gelsinler süreç hiç fark etmiyor önemli olan sahada uygulama da icraat çok iyi test çözerim ama insan ilişkilerim iyi değil, derseniz o iş öyle olmuyor arkadaşlar. Teknik makineleri sevmeyen birisinin mühendislik veya teknisyenlik eğitimi alması veyahut bu tarz bir işte çıraklık ile başlayacak bir süreçte kendine yer edinmeye çalışması bir intihar bombacısının hayatta kalma ihtimali gibidir. İş aramanın survivor Türkiye yarışması sürecine hayli benzeyen işimiz iş şeklindeki süreç, hele birde iş bulamamanın süresi uzadıkça daha fazla pozizyon için mücadele anlamında değil de, doğru noktaya odaklanamamak anlamı taşıyor. Eğer bir fabrikada üretim mühendisi olacaksan ilk önce staj eğitiminden başlayarak bu işin tüm kademelerinde emek verimi ve tecrübe edinimi konusunda ter atmak gerekiyor. Bugün 15 Temmuz 2021 ve yazımı yazdığım esnada, kariyer sitelerini incelediğimde binlerce uzman, yönetici, yeni mezun, stajyer, işçi ilanı olduğunu fark ettim. Ve en az iki katı kadar da iş değiştirmek veya iş arayan birey varken neden bu işsizlik oranları bunu düşünmeye başladım.  

Bakıyoruz acaba güzele mi bakıyoruz yoksa, güzel mi bakıyoruz işin sevabını doğru yerden görmek gerekirken, anlaşılan biz bakıyor ve göremiyoruz.  

Amaç katılmaktı dediğim pek çok iş görüşmesindeki gözlemim ile, özgeçmişte bulunması gereken en temel özellik genel ilandan öte, istenilen işe göre özgeçmiş oluşturmaktan geçiyor. Yazı yazmayı iletişim kurmayı sevmeyen biri medya sektöründe mutlu çalışamayacağı gibi, Kanunların teferruatları ve bentleri arasında kaybolup yüzdeki benle karıştıracak birisinin de hukukçu olamayacağı, veyahut kan görünce bayılan birisinin hemşire olmaması kadar doğal bir durum yoktur.( Masa başı iş yapan hemşirelerimize saygılarımla.)

Ancak ilanda belirtilen şartlara uymayıp başvuran aday sayısı toplam başvurunun yarısından daha fazla, ama üzülmeyin artık devir kaç devirli bilmem ama, buhar makinelerinin icadından sonra başlayan teknoloji devri ile adayların ilanları karşılayıp karşılamadığı yapay zeka içeren yazılımlar ile inceleniyor. Haliyle BİZ SİZE DÖNEMİYORUZ oluyor.  

İş arayanların yarış atı misali burun farkı ile yarıştığı bu kapitalist ve bir bakımdan da emperyalist düzende 24 ocak kuralları misali işverene serbestlik sağlayıp hem ücreti işverenin belirlediği hem de serbestlik ile beğenmiyorsan şartları çalışma kardeşim dercesine, çalışanın statüsünü işverenin netleştirdiği kölelik mi yoksa açlık sınırının altında, deniz seviyesinden yukarıda ve de dünya da tek kıskanılan özelliğimiz,  asgari ücret ile dünya da tek oluşumuz mu ? Her şeye rağmen eğer hazırsak uygun aday listelerinde yer almak ve aradan japon balığı misali süzülmenin yolları… 

                Eyyyy işveren beni neden aramıyorsun dersen ?  

Söylediklerini de yersen, derseler ki sana. Eyy iş arayan, işsizken sen sen değilsin. O zaman gelsin Rahmetli Cem Karaca’ dan “Tamirci Çırağı” şarkısı… 

Her neyse işsizler konumuza geri dönelim ;   

  • Aranılan pozisyon da AUTOCAD programında harikalar yaratmak ve SAP’ de ata sporlarımızdan biri olan Cirit atamıyorsan ilana başvurmanın bir anlamı da yok. Staj veya en alt kademeden yani işin mutfağından başlamalısın. Hele bir de 30 yaş altı, 10 yıl tecrübeli askerliğini yapmış olmak şartı ile, mühendis aranıyor ve sen yeni mezun veya stajyer isen, hacı Mevlana bile olsa kurban olim sen gelme der. Bir de işvereni düşün az maaş, çok iş, çok tecrübe, sayısız yetenek sonra da derya kuzusu bunlar diye balık tezgahındaki hamsi kadar işsiz üniversite mezunu iş için kıyasıya yarışıyor. Başka değişle iş az nitelik çok ya deveyi güdecek nitelik kazanacaksın ya da yeteneğin olmayan işe başvurmayacaksın. 
  • İş ilanında hizmet sektörü gibi genel işler veya her daim iş bulabilecek bir mesleği icra etmiyorsan, ilanda istenilen becerilere uygun anahtar kelimelere odaklı bir özgeçmişin olmalı. İş tanımına uygun olmasının yanı sıra özgeçmişteki ön yazını ilanda istenilen şartlara uygun yazmalısın.  
  • Yazımız özgeçmiş hazırlama yazısı olmasa da içeriğinde söz konusu Bussiness olan “biz” in geri geri dönüşü olduğundan da bahsetmek gerekiyor. Artık dijitalleşen teknoloji ile yazılımların yükselişi sonrası özgeçmişiniz de taranıyor ve aradaki boşluklar karakter aralıkları, daha önceki kariyer geçmişindeki gün ay yıl zaman diziminin doğru yapılması elzemdir. 
  • İş aramanın kendisi bile başlı başına bir iş olup, bu dahi tecrübe gerektirir. Bunu fark ettiğim gün kariyer basamaklarıma yenilerini katarken yaptığım hataları yazmaya karar verdim. Sonuç ortada, hangi şartta hangi pozisyon da fark etmeksizin ilanları ilk görüp başvuran olmaya, haliyle sabah uyanmaya çok önem ver. Erken çıktığın yol senin emekliliğin tamamlayabileceğin yolculuğun başlangıcı olabilir. Erken başvuru yaptınız yetmedi ama, evet yanılmadın yeni bir şey daha var yayınlanan ve başvurular yapıldıktan sonra işveren ilan detaylarını güncelleyebiliyor. Son bir detay kurumsal veya yarı kurumsal işletmeler dahi artık sizlerle görüşmeden önce mail adresi ve telefon numaranızı Google de ve sosyal medya platformlarında aratarak, verdiğiniz bilgiler ile yaptıklarınızın örtüşme oranını kontrol edip ona göre iyi izlenim alırsa görüşmeye çağrılıyorsunuz…   

                                                                                          Buda başka tüyo olsun.  

Hani Cem yılmazın AROG’ Ta bir sözü varya, “Kurduğun tuzağı hayvan fark etmeyecek” işte sözüm meclisten AUT siz fark edilen olacaksınız.  Kim bunlar dediklerinde Kurt gibi çalışkan gençler diyecekler…. 

  • İlgilendiğin işletmeleri sıkı takipte ol. Her ilanlarını ve en ufak bir bilgi güncellemelerine göre sende stratejini güncelleyerek zamanında hamleni yap.  
  • Özgeçmişine nitelik kazandır, daima eğitimlerle güncel kal ve internet ve sosyal medyayı verimli kullan, hatta blog yazarak rüyanda bile hayal etmediğin kuruluşların sana iş teklif etmelerini sağlayabilirsin.  
  • Özellikle https://www.linkedin.com/feed/ sitesinde üyeliğin olmalı. Görünür ve temasta ol, fakat temaslı olma karantina süreci zorlu geçiyor. İş başvurusu yapmayı düşündüğün kurumdan tanıdığın varsa ona danış eğer yoksa da halka açık bir işletme ise, mesela ben çalıştığım yapı markette önce müşteri gibi detaylı görüşmeler yapmış ardından iş başvurumu (kazara da) olsa yapmıştım.  

Hayli uzun bir yazıyı katlandığınız için size minnettarım. Ancak bu işin başka oluru da yoktu… 

                                                    Yazının Sözü Uygulaması  :  

Biri sizi arıyorsa her zaman işi düştüğü için değil, bazen iş vermek içinde olabilir.