Başarılı CV Hazırlamanın İpuçları

İş başvurusu yaparken ya da özgeçmiş hazırlarken yapılan küçük hatalar, çoğu zaman büyük fırsatların önüne geçer.
CV yalnızca “nerede çalıştım” listesinden ibaret değildir; “nasıl değer ürettim?” sorusunun cevabıdır.

CV’nizi bir firmaya e-posta ile gönderiyorsanız, dosya adından başlayın.
“CV.pdf” yerine “Mesut_Aydeniz_Operasyon_Yöneticisi.pdf” gibi net ve profesyonel bir isim kullanın.

E-posta konusu da aynı açıklıkta olmalı. Uzun paragraflara gerek yok; birkaç cümlelik, ne istediğini bilen bir ifade fazlasıyla yeterlidir.

Kariyer platformları üzerinden başvuru yapıyorsanız, yalnızca tarih–pozisyon–firma adı yazmak sizi sıradanlaştırır.
Asıl fark yaratan;

  • O pozisyonda ne yaptığınız,
  • Hangi süreçleri yönettiğiniz,
  • Hangi problemleri çözdüğünüzdür.

İlanın aradığı yetkinliklerle birebir örtüşen deneyimlerinizi özellikle görünür kılın.
İlan metninde geçen “tercihen” ifadelerini dahi hafife almayın. Eğer o alanda deneyiminiz varsa mutlaka vurgulayın. Çünkü İK ya da yönetici sizin zihninizi okumaz; yalnızca gördüğünü değerlendirir.

Başvuru formlarındaki sorular rastgele sorulmaz. Maaş beklentisi isteniyorsa, kaçamak cevaplar vermek yerine net olun.
“11111” yazmak da, gereksiz yuvarlamalarla kaçınmak da zaman kaybıdır. Net bir rakam ya da makul bir aralık, iki taraf için de süreci sağlıklı kılar.

Özgeçmişteki kariyer boşlukları veya kısa süreli işler çoğu zaman soru işareti yaratır. Ancak boşluk tek başına problem değildir.
Asıl sorun, o dönemin boş bırakılmasıdır.

Eğitim aldıysanız, kendinizi geliştirdiyseniz, projelerde yer aldıysanız mutlaka belirtin. Bu, meslekten kopmadığınızı gösterir.

Unutmayın:
İK da aday da zaman kaybetmek istemez.
Bu nedenle özgeçmiş ne kadar net, dürüst ve açıklayıcıysa, doğru eşleşme ihtimali o kadar artar.

CV bir savunma metni değil, bir değer anlatımıdır.
Bunu doğru yapan aday, her zaman bir adım öndedir.

Çalışırken iş değiştirenlerin mülakatlarında sıkça sorulan klişeler… 

İş hayatı başlı başına bir girdap olsa da ender nezihlerde var. Dışarıda pazarlamasını harikulade yapıp mali bilançosu görünmez kahramanlara emanet, kofti işletmelerde… Senede iki defa kendi belirlediği yerlerde ücretsiz izne gönderende hak edişin yıllık iznin olmasına rağmen eksik personel, iş yetişmesi önceliktir biz aileyiz diyerek aileni sana öteleten de… 

Her kriz bir fırsattır denilse de bazen, fırsatlar da kriz olarak hayatın olağan akışında kendine yer edinebiliyor.  Cennet ülkemizde Türk milleti olarak genellikle, belediyede temizlik işçisi olarak bir işe girmek için dahi başta mahalle muhtarı olmak üzere bir çok kişiye yüz görümlülüğü vermek gerekse de, başlanılan o işte eskiden yıllarca kalınır, emekli olunurdu.  

Şimdinin genç jenerasyonu dinamik bir çalışma biçimi benimsiyor. En son 90’  lı yıllarda doğanlarla (Y kuşağının mirasçıları aslında bana göre kara kuşak) hatıralaşan disiplin ve ben bu işi ne olursa olsun başarmalı ve direnerek, çalışıp emek ve alın teri ile kazancımı kazanmalıyım. İstisnalar harici, zihniyetinden kolay para, kolay iş değiştirme, arkadaşım işten ayrıldı bende ayrılmalıyım mantığına dönüştüğü ama az  fakat öz bir Z kuşağı neslinin de daha özgür iş hayatının çok yönlü personel algısına rağmen, benim istediğim olmazsa çalışmam nazımcılardan oluşan, en ufak iş yoğunluğunda işyerine istifa ediyorum bile diyemeden giderek tanıdığımız yiten milenyumcularımız… 

Gençliğe güvenen liderin gençliğin heva ve fırsatlara açık halleri bir dönem yaşı ilerledi daha genç kadrolara yer açmak için işinden edilen emekli olan tecrübeli kadrolara ihtiyacın ne kadar anlamlı olduğunu bir kez daha gösterime girmesine vesile oldu.  

Her iş devam etmelidir, aksi hali olağan her akışa aykırıdır ve yahut imitasyon ile devamı gerekir. Olmayışı doğal akışına aykırıdır. İş değişikliği veya pozisyon değişikliği dahi olsa, her boşluk kan değişimi gerektirir. Bu da bir sonraki iş mülakatında size yeni bir pozisyonun açılışını ifade eder. 

  • Sizi tanımak istiyoruz, neleri ne için hangi isimlerle yaptınız ? İş dışında anlatmak istediğiniz sizi diğer adaylardan ayıran bir niteliğiniz var mı ?  

Malumun ilanı yeni mezunuz veya staj dışında 2 – 3 farklı noktada lise aşkları gibi kısa süreli tecrübe edindik. Ve asıl olan geleceğimizi şekillendirecek kariyer adımlarımızı attığımız yeni işinize kavuşmanızdır.  

İşte burada halk arasında CV olarak bilinen öz gelmişiniz ve geçmişiniz  devreye giriyor. Bugünden önce neler yaptınız geldiğiniz nokta, öz geçmişiniz ise, bugüne kadar kendinize yaptığınız akademik eğitimler kurslar haricinde kalan iş tecrübelerinizdir. 

Görüşmeyi yapan insanlar farklı deneyimleri, hobileri duymayı hikayeleri tanımayı yaşanan tecrübeleri duymayı çok severler. Benim yazılarım gibi bol virgüllü bir görüşme yapmadığınız sürece kısa net anlaşılır ama bir o kadar da açıklayıcı oluşunuz size kazanım olarak geri dönecektir.  

Başlangıçta, sempatizim inancıyla başlayıp neden burada olduğunuzu doğru kodlamanız, orta şeritlerde ise mesleki deneyimlerinizi anlatmalısınız. Burada yapılan en ciddi iletişim kazası sayfalarca süslü kelime ve sosyal medya içerik uzmanı gibi uzun uzun açıklanan sizi mülakata dahi davet etmeleri için gerekli merak ve fırsatın oluşmasına izin vermeyen çok detaylı ÖZ GEÇİŞLERİ anlattığınız destansı CV’ lerinizdir. 

Patronun ve sizin harika sonlu bir iş görüşmesinde bulunmak istiyorsanız, doğru vurguyu doğru yerde yapmalı. Başvurduğunuz şirketin varsa yan şirketleri dahil, tüm süreçlerini misyon ve de vizyonunu da hatim etmelisiniz.  

 Eğer kobi ise, ne iş olsa yaparım abi derken, kurumsal bir organizasyon ise başvurulan pozisyona göre  öz geçmiş hazırlanmalıdır. Geçmişte yaptığınız işe göre başvuru yapmanız her zaman önemlidir. Bunun için SGK da doğru meslek kodlarının verilmiş olması sizin açınızdan çok ciddi bir avantaj ve tecrübe kanıtlama aracıdır. 

Bir iş görüşmesi için çeşitli aşamalar vardır fakat, canım ülkemde insan kaynakları müdürü ünvanı’ nın kartvizit dışında kalan kısmını personel sayısı ile doldurulmaya çalışıldığı bir iş kariyer sisteminde ön görüşme sonrası ender de olsa, çevrimiçi bir sınav uygulaması ile evrak toparlama maratonuna katıldığımız bir macera olarak nitelendirebiliriz. Maalesef sizi değerlendirmesini bekledikleriniz sizden daha az niteliklere sahip olduğunda ama kendilerini “dük, Marki, kont, vikont ve baron” olarak tanımladıklarında iletişin ana ögesi olan dönüte cevap alınamamaktadır.  

Ama siz yine de sancağınızı şahlandırın, onbaşı gibi sizi dinleyenlere karşı yaptığınız mesleğe olan inancınızı ve ilgi duymanızdaki sizi bu görüşme odasına getiren olaylar ve bu yolda aldığınız eğitimlerden bahsedin. Hikayeleştirme yapılarak anlatılan bu anlatım türünde, eğitiminizin ve eski şirketinizin uzmanlaştığı konularda kendinizi nasıl geliştirdiğinizi yeni şirketinizde farklı olarak kendinizi nasıl geliştirmek istediğinizi konu sektör ikileminin tek bir uçta uzanan bir doğrultu gibi kariyer çizginizdeki anlamlandırarak aranan aday benim diyebilendir şeklinde noktayı altın sembollerle bezeyin. 

Eğitime olan açlığınızı hangi okullar için hangi çabalar verdiğinizi en güncel verilerle en verimli eğitimi nasıl sağladığınızı meslek konusunda geçilen aşamaları gruplandırarak ama çok fazla detaya girmeden tüm ana başlıklar üzerinden sunabilirsiniz.  

Ülkemizde bir çok şirket bir çalışanının önerdiği beraber farklı bir şirket kültüründe çalıştığı kişi ile çalışmak ister. Çünkü kontrol edilebilir çalışan neyi nasıl yapacağı bilinen personel eski köye yeni adet getirerek  bu iş aslında böylede yapılabilir diyerek omurgası oturduğu zannedilen işletme sistemini angarya ünvanlar’dan çok uygulanabilirlik düzeyine kademe atlatmayı denemez. Yine de bazı noktalarda REFERANS HAMİLİ KART YAKININIZ olabilir. İşte adını söylediğiniz kişi var olduğu sürece sizde var olabilirsiniz.  Ve daha da önemlisi sizi öneren kişinin adından öte, NASIL BİLİRDİNİZ ? Sorusuna cevap alabilmeleridir. 

Malumunuz NASIL BİLİRDİNİZ BİLİRSİNİZ ? 

İki yerde sorulur oldu birisi bu Dünya mülakatı ve  öteki Dünya mülakatı…  

İyi bilmekten öte iyi tanıyın ve gerçekten ortak bir bağlantıdan öte geçmişiniz olsun. Üniversitede hocanız, eski şirkette çalışma arkadaşınız veya stajlarınızdaki yan departmandaki ilişik departman yetkilisi bağ  olduğu kadar bağlantı da çok önemli bir hal alıyor.  

Söz konusu işte sizi buna başvurmanıza ikna eden detay ayrıntıda gizli olan bilinmezlik neydi ?  

Şirketin vizyon ve misyonunu hatmederek gideceğiniz görüşmede bu vizyonlarla sizin amaçlarınız kelime dansları ile örtüşebilmeli.   

Neden  bu pozisyonda başka şirketlerde varken siz bu işletmeyi tercih etmek istediniz ?  

Öldürücü ve yaşatıcı noktada budur işte… 

İşe alınmış gibi rolün sizin ilerlemek istediğiniz doğrultuya uygunluğu ve gelecek eğitimlerinize vereceğiniz haritalandırmada topoğrafik olarak size yol gösterebileceğine aşina olmasanız da hevesiniz ile izlemek istediğiniz yolda samimiyetinizi gösterin.  

Neyi neden istediğiniz buradaki asıl etken madde yoksa iksirin tadına bir de kurbağa bacağı karışıyor. Sonra trake solunum ile fotosentez yapma hayali ile kurum kültürüne 3 yerli 3 yabancı kelimede kendinize yer beğenirsiniz.   

Örneğin ben, organizasyon yapısına çalışana verdiği sosyal haklara izin ve çalışma sürelerine şirket içi iletişime önem veririm bununda temel sebebi çalıştığım işletmelerde bunların olmayışıdır. 

Yani insan ne yoksa onu arar var olanı gördüğünde varlığının bile farkına varamaz.  

Nasıl çalışmak istediğinizi bildiğiniz kadar bilmeliler, siz de onların ne beklentisi olduğunu görerek kendinize sorun kriz anında ne yapacağım ? Kendinizdeki eksiklikleri nasıl tamamladınız ? 

Hala hangi konuda kendinizi geliştirmek istiyorsunuz ? Ekiple mi tek başınıza mı daha iyi performans sergileyeceğinize inanıyorsunuz ?  Aynı anda birden fazla işe kanalize olabilecek, proje yönetebilecek ekibi eğitebilecek kadar altyapınız sağlam mı ?  

Eğer yol, su elektrik kısmını hallettiysek en önemli ödeme kalemi olan vergiler yani maaş ödentisi kariyer sitelerinin bazılarında ortalama maaş oranları tabii kıdem tecrübeye borçludur mantığıyla, görebileceğiniz oranlar sektörel cevaplar bulunmakta. Ama bunu belirtirken sonucun ardından nedeninizi haklı oran orantıya ve mücbir sebeplere dayandırmanız gerekiyor.  

Her zaman eli sonradan değil önceden yükseltmek gerek. Ama bilinmelidir ki ince çizgide teklifi önceden öğrenmeniz size yeni bir hamili kart yakınımdır olmadan kariyer imkanı sunacaktır.  

Önce kendinize sonra karşınızdakine dürüst olun, dürüstlük nedenli kaybederseniz günün sonunda gerçek kaybeden siz olmayacaksınız. Sektöre göre eğitim dahi olsa verilen iki yıllık bir mola dahi olsa, sektör güncelleme aldıkça sizin de güncellenmeniz gerekir. Neredeyse her hafta bir mevzuat değişen Gümrükleme işleminde 6 aylık bir ara bile 10 yıllık bir ara gibi kabul edilir. 

Böylelikle iş değişirken,  hangi detayların nasıl söylenebileceğine yönelik bir kaç söz dizimini sıralamış olduk.  

Cümlenin sonunda ekleyebilirim ki… 

En iyi yatırım kendinize yaptığınız bilgi zamanla da oluşan tecrübe yatırımıdır.  Neyi neden istediğiniz hedefiniz doğrultusunda ilerlediğiniz yollar bütünü size gelecek sunacak, her yolda şerit değişmek zorunda kalsanız bile en iyi işi siz başarmış olacaksınız.  

Unutmayınız ki ; hepimizin bildiği ve bize inanan bir liderin güvendiği gençler olarak aşağıdaki sözü her zaman aklınızda satır aralarında virgül sonrası cümle sonucunu her zaman hatırlayın. 

“Bütün ümidim gençliktedir.” Mustafa Kemal Atatürk 

Şirket Yönetiminde Bakış açınızı Şekillendirin 

Çalışma arkadaşlarımız bazen başka şeylere kızıp, başka şeyler söyleyebiliyor veya yapabiliyorlar. Mesela, bir lojistik firmasında gözlemlediğim ilginç bir protesto biçiminden bahsedeyim, Ürünlerin gümrükleme işlerinde çıkışı  ve müşteriye teslimi konusunda her zaman uzun bir takvimden bahsedilir, maalesef bürokratik sebeplerle bu istisnasız uygulanan bir düzen biçimidir.  

Haklarında iyileştirme çalışma saatlerinin esnekliği ve eve giderken bu evrakları da hafta sonu incelersin, böylece pazartesi iş yükün çok olmaz şeklindeki “ tamamen iyi niyetli gözüken ” içi sizi dışı bizi ortası şirketi yakan bir kek ile baş başa kaldıklarında, Pazartesinden itibaren basitçe iş yavaşlatma ve süreçlerin bürokrasiye kurban edilmesi, kırtasiyecilik faaliyetlerinin artması hatta dolayısı ile işletmelerin kârlılık oranlarının nasıl hisse senedine döndüğünü gözlemleyebiliriz. 

Peki ne yapılabilirdi ?  

Şikayet edilen sorun doğru uygulamalı bir şekilde gözlemlenmeli, mesai giriş çıkış saatleri belirli bir periyodun dışına çıktığında ki,  bazı işletmelerde mesai giriş çıkışları için mobil uygulama ve konum hizmeti aracılığı ile personelin mesai bölgesinde ne kadar kaldığı da gözlemlenebiliyor.   

Örneğin ; Sabah 08: 30 – 17: 30 Mesaisinde işlerin yoğunluğundan dolayı 19:45 te mesaisini bitiren personelin dakika hesabı hesaplanarak aylık hizmet süresinde hesaplanırken, haftalık 45 saatlik çalışma süresi dışında kalan kısımda çalışmaması için ya ek bir personel alımı veya işin yayılımını nöbetçi personel üzerinden son dakika çalışmak zorunda kalmayan, böylelikle iş hayatının sürprizleri ile hevesleri kaçmayan çalışanlarınız olabilir.  

Mesaiden ayrılan mola zamanlarının planlanan dışında kullanılan beş dakikasını hesaplarken, beş dakika fazla çalışmayı mesaiden saymadığınızda artık şirketinizde çalışanlarınız  için sayılmaz bir hal alır.  Ve ruhsuz ve sessiz istifa süreçleri ile şirketinizin yaşam destek ünitesi ile hayatta kalan bir hastadan farkı kalmaz.  

Bu nedenle, çalışanlarınızdan ekstra çalışmasını beklerken mevcut kaynaklarda karşılığını direkt olarak veremiyorsanız bile ufak jestlere hiçbir çalışan asla hayır demeyecektir.  

Örneğin ;  bazı işletmelerde yıllık izinler, sağlık süreçleri gibi eksik personel çalıştırıldığı dönemde iş yükü diğer çalışanların üzerine yüklenecektir. Bu süreçte fazla çalışılan sürenin 1,5 katı ile çarpımı ile ücret ödentisi yapılması gerekmektedir.  

Çeşitli sebeplerle yapılamadığı durumlarda, seçenek olarak fazla  çalışılan süreyi hak kaybı söz konusu olmadan uygun şartlar oluşturularak, mesaiden erken çıkış veya yıllık izinmiş gibi fazla çalışma izni olarak tazmin edilebilinir.  

Çalışma arkadaşlarımıza Havuç olarak adlandırdığımız küçük ama anlamlı bolca işlevli bu jestler, işletmenin geleceğini de teminat altına almaktadır.  

Çünkü bilinmelidir ki,  

Gazeteci Ece ÜNER ‘ in bir programında ifade ettiği gibi, “ At çok fazla çalışıp, hızlı koşup yarışı kazanıyor. Atın Sahibine 3 milyon lira, ata binen jokeye 250 bin Lira, ata ise ödül olarak havuç veriliyor. 

Hah işte o at biziz…. 

Teşbihte hata olmaz ama maalesef işletmelerin gözünde çalışanlar bu şekildedir. Bu muameleyi yaptığınız İNSANLAR’ dan bir şey beklerken sizde elinizi kolunuzu şirketinizin imkanlarını maddi olanakları ve sosyal şartlarınızı ortaya koymalısınız. Geciken adalet, adalet değildir. Küskün bir çalışan, üşüyen güveni sarsılan bir asker ne şirketinizi ne de vatanınızı koruyamaz. 

Tüm kahramanlar pelerin takmaz, bazıları sahneye çıkarken sahneye çıktığının anlaşılabilmesi için alkış ister. Nasıl mı yaparız ?  

Sahne ışıkları öncesi girişe koyduğumuz ayna ile kendisini görerek, bugün burada ne için bulunuyorum, benden istenen nedir? Ben ne yapabilirim ? Ve şu an ne yapabildim sorularına cevap bulacaktır böylece, çalışanda çalışma şartlarında basit ama uygulanabilir çözümlerle kendisinde iş disiplini ve etiğini ete kemiğe büründüğünü gözlemleyebileceğiz. 

Bazen sosyal alanlar yeterli gelmez arada 15 dakika da olsa uzanıp dinlenmek gerekir, kim bilir pandemi öncesindeki gibi kendimize dinlenirken çalışmak yerine çalışırken dinlenebilecek bir çalışma ortamı oluşturabiliriz… 

Eğer bir sorun varsa, o sorunun temelinde ne olduğu bulunmalı, kalemler kayboluyorsa ve sürekli kalem ihtiyacınız oluyorsa, promosyon mantığında çalışanların kendilerine özel kalemleri olduğunda o kalemler bir daha asla karışmayacak ve kaybolmayacaktır. 

Sorunları konuşarak dile getirebilmelisiniz. 

Yenilik farklı bakış açısı gerekse, bunun temelinde motivasyon eksikliği olabilir. 

Çalışanlara özerklik ve yetki devri sağlanarak, sorumluluk var yetki yok ne yapabilirim karmaşası sonlandırılabilinir. 

Ana hatları belirlenerek esnek çalışma saatleri sağlanabilir,. Hatta hibrit çalışma modeli ile yetkilerini sorumluluklarıyla eşdeğerli hale getirerek çok geç olmadan tekrar şirketin bir parçası haline getirilebilinirler. 

Unutmayın, 

Şirketinizin varlık göstermesini istiyorsanız, çalışanlarınızın varlık göstermesini sağlamak zorundasınız. 

BEN BİTTİ DEMEDEN BU TOPLANTI BİTMEZ !   

Patronların en sevdiği işlerden biri de toplantı düzenletip her yere talimatlar yağdırmaktır. Tabii KOBİ lerde patron varken, büyük şirketlerde patrondan öte patronlar vardır. Bunlar üst yöneticilerdir. Çalışanları SAT, SAS, Bordo Bereli sanarak, onlardan zorlu parkur içeren hedefler ister ve nasıl yapılacağınıda ben söylersem size ne gerek var diyerek çekilirler. Düzenli toplantılar uzarda uzar.

Aslında konuşulacak 2-3 konu vardır ama, bu konular  10-15 konuya çıkar ve falımda dahi böyle sakız yoktur. 10’ lu naneli paket size bu ferahlığı veremez. Aslında toplantıdan ne anladığımızda çok önemli,  en az iki kişilik saklambacı andıran bu olayda iki veya daha fazla ekip üyesinin genel durumu bildikleri halde, görüş paylaşmasının adıdır. Üst yönetici veya patron çıkar ve der arkadaşlar bu işler yapılacak bizde deriz ki, anlaşıldı Efenim.

Sonra bize grafikler anlatır ki, o grafikleri zaten biz hazırlamış ve bizim çalışmalarımızla oluşmuştur ve tereciye tere satılır. Kısacası ortak fayda amaçlı bir araya toplanma olayına toplantı adını verenler, toplantının birifingten farklı bir mecra olduğunu iş dünyasına anlatamamışlar. Bu sözlü ve görüntülü toplantıların en önemli özelliği içine su katılmadan dahi sakıza dönüştürülerek aynı konuların tekrarı sureti ile uzatılmasıdır. Ve sonunda bir sonraki toplantı gündemindede aynı maddeler olur ve tekrarının tekrarını izleriz. Böylelikle, çalışanların çalışma azim ve istekleri şirkete yönelik her türlü güvenin dibindeki kırıntılarıda yok edebiliyor.

Üstelik işyerinde üretim veya satış benzeri asıl gayeden uzaklaştırdığı gibi verimsizleştiriyor.  Toplantıda ne konuşulacağı ana grafiklerle kısa net anlaşılır ve sade olarak anlatılabilirse, zaman ve iş gücü konusunda tasarruf edinilebilinir.  

Gözlemlerim öğlen saatleri ve sonrasında olan toplantıların hele birde online ise, bir süre sonra işyerinde işin yerini iş dışı bir çok şeye istemedende olsa bırakabiliyor. Ve uzadıkça uzayan bu çam sakızı çoban armaganı gibi duran toplantıların üst yönetime ve yönetimsel sürece karşı bir antipati oluşturmakta.  Unutmadan eklemeliyim ki, en etkili toplantılar çokoprensle yani sabah erkenden yapılan toplantılardır. Böylelikle hala beyin hala uyku modunda olduğu için kısa net ve sadece ihtiyacı olan konular anlaşılır biçimde ifade edilebiliyor. 

Genellikle öğlen ve sonrası toplantılarda tekrarlarla da olsa verim alınamıyor. 

Çünkü ; toplantılar uzun sürüyor ve bir karar alınamıyor.  Konu hakkında muhatabına emin alamayıp tüm ekibi toplantıya çagırmak gibi bir gaflete asla düşmeyin. 

Hem sosyal hemde iş hayatı ile sıkışan mega şehirlerin kariyerim için buna katlanmalıyım duygusallığınıda eklediğimizde normalde bize kutagu Bilig dışında her şeyi yaşatan duygusal çöküntülerle istediğimiz verimi ne alabiliyor ne de verebiliyoruz.

Ve bunlar da bu da olsun programımızda diye eklediğimiz büyükşehir kargaşaları ile aklımızda bir çok madde ile aynı anda zihnimize yaşattığımız bir tahribatı bir düşünün. Hele birde o toplantılarla iş ve özel hayat dengesinin iyice akrabalaştığı, mesainizin bitmesine veya izin gününüz olmasına rağmen katıldığınız toplantılar, bizi bizden alıp sizleştiriyor.

Sonrasında o muhteşem toplantılara mesaide olsa bile girmemek için üretilen etkileyici bahaneler, toplantının kaybettirdiği süreçte yapılması gereken işlerin bitmesi için yapılan fazla çalışmalar, planlanan zamanda yapılamayan işler, dedikoducu bir düzeneyin ve bıtkınlığında etkisiyle kendimizin dahi anlamlandıramadığı yorgunluk, bezmişlik ile gelen istifalarında etkisiyle, merdivenin basamaklarının birbirinden haberdar olamaması zincir halkalarının arasına başka zincirden öte ip gerilmesi gibi, sebeplerden şirket içi şirketleşmeler yani gruplar oluşmasına yol açacaktır.

Tabii bunlar fark edilmeyecek şeyler değil, ancak fark edildiğinde şirketlerin katma değeri olan çalışanları kaybetmiş olabiliyoruz.  

Toplantılarda, çalışma arkadaşlarınıza verdiğiniz işlerde kısa zamanda büyük işler bekliyorsanız bunu birkaç kez tekrarladıktan sonra bıtkınlık oluşacaktır. Fakat, aynı işi daha uygun zaman diliminde verdiğinizde verilen görevi daha etkin ve verimli yapabilmenin yollarını arayacaklardır.  

Bu sebeple, tüm yazıda uzata uzata dediğim gibi ne yapmak istediğinizi ana konununuzu bilerek toplantıya başlayın tüm katılımcılar konuları önceden öğrensinler ve ana konu bitince işin gıybet kısmı mahşere kalsın.  

Toplantıları soru cevap şeklinde açık oturum gibi yaparsanız daha kısa ve net sonuçlara ulaşırsınız.  

Toplantı planlanırken bazı sorular sormak gerekir. 

  •  Gerçekten çözülecek bir sorunumuz varmı ? Bu problem nedir ?  
  • Sorunu kaynağında çözmek için hangi donanımda ve deneyimde bilgi sahibi personeller ve ihtiyaçlar listesine ihtiyaç var ?  
  • Sorunun önceliği nedir ? Başka nasıl çözüm yolları deneyebilriz. 
  • Doğru kişilere doğru bilgiler doğru kanaldan iletilerek, toplantının gündemi ve planı eksiksiz biçimde hazırlandı mı ? 

Tüm bu sorulara verilecek dürüst cevaplar iş verimliliğini etkileyecektir. Toplantının içerik ve düzeni sizin şirket içi her alanda başarınızı etkileyecektir.  

Bazen doğru sorular yanlış yollardan daha erken dönülmesini sağlayabilir.  

  • Amacımız neydi ? Nasıl bir yola evrildi ?  
  • İçerik neydi nasıl olmalıydı ? Aslında kimleri ilgilendiriyordu ? 
  • Amaç karar almak mı yoksa bilgi vermek veya bir konunun sonuçlarının istişaresi mi ? 
  • Toplantının asli katılımcılarına gerekli bilgilendirme, hazırlık yapabilecek kadar önceden sunuldu mu ? 
  • Hangi yolla yapılmalı ? Online mi yoksa yüz yüze mi daha etkili ve verimli olur ?  
  • Ne beklendiği ne istendiği ve genel amaçların toplantı misyona uygunluğu iyice düşünülmeli ve toplantı esnasında olumlu veya olumsuz görüş bildirecek kişilerin belirlenerek riski en aza indirerek, farklı düşünce tarzlarını da engellemeden bağımsız bir fikir telakisi ortamı sunulabilir mi ?  
  • Etkili ve verimli zaman yönetimini en iyi nasıl yapabiliriz ? Toplantıların sekreteryasını yapacak olan bir modoratörden destek alınabilir. İşler bir bilgisayar oyunu gibi amaç ve görevlere bölünerek iş bölümleriyle organize edilebilir. 
  • Not tutmanın ve her nevi kayıt almanın önemi çok büyüktür. En son bu notlar üzerinden çalışmaya son şekil yine “çekirdek ekipçe” verilebilinir.  

Bu ve benzeri basit ve etkili adımlarla toplantılar bir daha toplanmama andı içme mekanizmasını dönüşmeyecek, çalışma arkadaşlarımız kendilerine güvenerek neyi neden yaptıklarının anlamını daha iyi anlayacak ve yine mi aynı şeyi konuşuyoruz icraat olmayacak yine gibi olumsuz intibalardan uzaklaşacaklardır. Böylelikle toplantıları zaman kaybı olarak görmek yerine kurumlarının işlerini yürütmek için, domino taşı olduğunu görerek daha iyi bir ruh haliyle katılım sağlayacaklardır.

Ayrıca belirtmeliyim ki, toplantı öncesi hafif eğlence içerikli çalışma ortamında bulunmak katılımcıların oldukça üretken olmasında etkili oluyor. Bu konuda Google şirketi inanılmaz derecede iyi bir çalışma şartı sunuyor işi eve değil, evi işe getirerek ev konforunda dinlenerek esnek çalışma şartları ile çalışmayı dah eğlenceli ve renkli bir hale getirebilirsiniz.  

Yıllar önce üniversitede yönettiğim proje ekibinde, kapalı alana fobisi olan iki arkadaşımız vardı, oldukça negatif ve isteksizdi. Bir gün şaka yapmak isterken çözümü kazara buldum. Ona dedim ki ; ne istersin istersen dışarda yeşillikte banklar var orada oturup termusla çay servisi ile kurabiye eşliğinde yapalım mı demiştim. 

Cevap : Aslında iyi fikir demişti. Beni yanlış anlamıştı ama, iyi ki de öyle olmuştu. Hep beraber banklarda toplanmış ve oldukça keyifli bir ortam oluşmuştu ve hepimiz bunun çok faydasını görmüştük. Ne var ki Leptoplarımızın şarzı çok fazla dayanmadığı için araba aküsü ile enerjiyi dönüştürerek üç günlük kamp yapmıştık.  

Koşarak ve yürüyerekte olaylara farklı bakabiliyoruz. Her zaman oturup düşün düşün zordur işin ile olmuyor. Sorular ile cevapları birbirinin ardına koymak yerine cevaplara göre sorular sorsaydık mesela, nasıl olurdu ?  

O Toplantı ben bitti demeden bitmez diyen yöneticilerimize inat, şampuanı bitirmemek için su katan bir milletin evlatları olarak, o toplantıları bu yöntemlerle bitireceğiz…. 

Tekrarı olmayan toplantılarda görüşmek üzere…. 

Sahip olacağınız her şeyi kariyerinizden ibaret zannetttiğinizde ne olur ?  

 

İlginç cümlelerle dolu enteresan bir yazıya daha başlıyor gibiyiz. Örümcek ağları tehlike algılıyor derdime derman Spiderman Adam ya adam ! Konumuz buradan başlıyor Gençler…. 

Nedir bu tehlike ? Söz konusu kariyer gerisi teferruat diyoruz. Çünkü, gerçekten ayrıntılarda boğulduğumuz daha adil daha yaşanılır bir dünya düzeni, adı altında bizleri büyükşehirlerin yozlaşmış dünyasına sıkıştıran bir nevi dört bir tarafı açık cezaevi olarak kariyer kelimesini tanımlayabiliriz.  

İşte bu açık cezaevi için kanıtlanabilir olduğu düşünülen apaçık ortada hedef ve kilit sonuçlar olarak görülen işverenin bak kardeşim, bu yoldan gideceksin bu sonuca ulaşacaksın ama, senin balık olarak uçmanı bekliyoruz. Becerilerinin yeteneklerini görmezden gelmiyor bunu yazılı hale getirebilmen için sana fırsat sunuyoruz. Ama bizim istediğimiz dışında kariyerine kendi hayatına geleceğine yön veremezsin. Demenin since 1970’ lerden beri resmi adıdır. Buradaki bilgileri bizim beklenti ve isteklerimize göre, anlaşamadığın yöneticinin göreceği ve buna karşı misilleme yapabileceği şekilde karşılık görebileceğin bir sistemi biz şirketimizde senin gibi eski köye yeni adet getirmek isteyen çalışma arkadaşlarımız için getirdik. Her şey sizin için, her şey şirketimizdeki bireysel başarılar için demenin bir başka yoludur.  

İşte burada “daha adil” eldeki datalara dayalı bir yönetim anlayışı. 

Bir şirkette kalıcı ve sürekli başarı istiyorsak, liyakat önemlidir. Bu asla Türkiye’ de kadın ismi olan “Adalet” kelimesi ile aynı torbaya konulmamalı, sadece var mı var denilmek için yapılmamalı. Basitçe Liyakat önemlidir. Beceriler ve başarıyla ödüllendirilen bir motivasyon biçiminin yerini word Kart bile tutamaz. Bir şirkette parlayan yetenekler görülmemekte diretildiği sürece sistematik yanlılık belirli bir grubun hamili kartıyla personel alındığı sürece hangi holding’ e bağlı olursa olsun, kontrolsüz büyüyerek geliştirdiğini zannettiği sürece, söz konusu şirket sadece reklam ve sadece üretime odaklanıp satışa göre üretim yapmayan bilinir bir çok şirket gibi taşlı zümrütlü isimlerden taş devrine doğru kendisine yer edinecektir. 

Yetenek analizi ve doğru bir şekilde sınıflandırılması makinelerin yükselişini andırsa da aslında, insan kaynakları teknolojisi ve yeniliklerin yapay zeka ile birleşerek bir makine öğrenimi ile yeni bir öğrenim çalışma şekli oluşturması beklenir.  

Personelin becerilerini ortaya çıkarmada etkin adil ve dataların iyi bir şekilde analiz edilebildiği bir sisteme ihtiyaç duyulur. Bunun şirket için bir haber ağı personelin istek ve ihtiyaçlarını paylaşabildiği yepyeni bürokrasiden uzak bir ağın varlığı oldukça etkilidir. Personelin işe ilgisini yoğun tutabilmek hem dikey hem de yatay beceri kazanabileceği yeni görev ve terfilere ulaşarak kendine yeni bir yol çizebilmesinden geçer. Bu kadar bilgiye rağmen bir çok “kurumsal” alt yapı oturtmuş holding altı işletmede dahi, çalışanlar envanter sonuçları, performansları ile şirketlerine katkıları ile statü ve kıdemleri arasında çok keskin makaslar bulunuyor. Bununda nedeni liyakatsiz yöneticilerin hala şirketlerde bir yerlere gelerek oraları bırakmak istememeleri ve kendilerinden daha iyi olacağını gördükleri genç yönetici adaylarına koltuklarını kaptırmaktan korkmalarıdır.  

Bu şirketlerde üst yöneticilere en iyi çalışma arkadaşlarını sorduğunuzda ve bunu belge bilgi ve kanıtlarla ifade etmelerini istediğinizde, tamamen elde kalan sadece işletmeye başarı sağlayanlardan çok yaşadığı yerde insani bir kural olarak yerden çöpü aldığında bu çöpü ben aldım diye bağıranların popülerlik yarışını kazanmak ve makam mevkii isim şan şöhret için savaşanların isimlerini verecekleri yadsınamaz bir gerçektir. Maalesef başarılı olmak günümüz iş dünyasında normalde yapmasını gerekeni yapan veya “başkasının yaptığı iş başarılı ise bunu ben yaptım diyebilmektir.” 

Problemi aşmanı’nın yolu, gerçek başarı ve hedefin ne olduğunun doğru belirlenmesi ve kurumun tüm departmanlarında direktöründen bireysel personeline departmanlara göre silsile ile uzanan bir yelpazede uygulanmasından geçer.  

Türkiye’ de personel gözleminin istenilen başarıya sahip olmamaması’nın nedeni bireysel arkadaşlıklar ile iş hayatındaki halkla ilişkiler arasındaki bağları ayrıt edemeyen arkadaş olarak iyi olan birinin halkla ilişkileri zayıfsa iletişim kuramıyorsa onun satış kanadında değerlendirilmeye devam edilmesi hatasıdır. Personel yeni gelen müşterilerle iletişim kuramıyorsa, onu eğitim veya operasyonel bir departmanda değerlendirmeyi düşünemediğimiz veya sık denk gelinen bir durum olan bu arkadaş benim yardımcım eksik ve hatalarını ortaya çıkarırsam benim eksiklerimi de ortaya çıkarırlar endişesinden oluşturmaktadır.  

Başka bir değişle öznel bakış açısı doğru adımları atmamızı engelleyerek bir kişiyi bir departmanda tutabilmek için departmanın tamamını işinden soğutmak yerine, o arkadaşımıza departmanda daha çok seveceği bir görev verilmesi daha verimli olacaktır.  

Peki Nasıl yapmalı ?  

Performans göstergesi olan KPI ‘ Lar veya ölçülebilir kilit hedef sonuçları gerçekten gerçekleştirilebilir ve mantık süzgecinden geçirilebilen personelin kendine güvenini azaltıcı değil arttırıcı etkiler sağlamalı ki, personel size gereken verimi sağlayabilsin. Zaten yüksek hedefler verildi olmayacak verdiğimiz emeğe değmiyor pirim veya başka kazancımız yok düşüncesine sevk edilirse sizde o işletmeden istediğinizi elde edemezsiniz. Kötü yönetimden kaynaklı işler kötü gittiğinde personelden kısarak onlardan puantajlardan kısarak yapılacak her yeni hata geri dönülemez sonuçları katlayarak arttıracaktır. Belirli dönemlere ait nicellik barındırmayan personel performans raporları üst yöneticinin duygusal ve şahsi düşünceleriyle şekillenebilir.  

Kurumsal hedefler bellidir, daha çok kazanç daha çok ciro daha çok yenilik kazandırarak ilerlemek. Rahmetli Maslow’ un “İhtiyaçlar Hiyearşisi” vardı.  

İlk önce fizyolojik ihtiyaçlar vardı, yaşamak ve yemek yemek, sağlıklı olmak gibi temel ihtiyaçların başlangıç seviyesiydi. 

 Sonra, güvenlik barınma, iş, mülkiyet, sağlıklı yaşam geliyordu. Sonrasında sevgi ait olma mahremiyet gelinen noktaydı. İşte bundan sonrası hala insanlık için kara kutu ve hala ulaşılması zor bir Pandora, Saygınlık özgüven, başarı, başkalarına saygı veya başkalarının size saygı duyması, Sizi olduğu gibi kabul etmesi. Ve nirvana son noktamız kendini gerçekleştirme, insanlarda erdemli olmak, yaratıcı, içten samimi ve kimseyi değiştirmeye çalışmadan her şeyin olduğu gibi kabul gördüğü itopik bir düzen şeklinde özetleyebiliriz. 

İşte her toplum gibi kurumunuzun da böyle bir saygı ağırlıklı ihtiyaçlar hiyearşisine sahip olması ve bunun makam mevkii ve statüye göre saygının azalıp artmadığı her bir bireyin ciddiye alındığı yoksa, vakti geldiğinde o bireyleri ciddiye almak zorunda kalacağınız bir düzenin kurulması söz konusudur.  

Şeffaflık ve netlik oluşmadığında yapılan her işi kariyerin bir üst basamağa çıkması için bir adım zanneden personelde tükenmişlik başlar ve bunun sonucu ya sessiz istifa ya da ben gidiyorum istifasıdır.  

Daima ölçütleri metriklerle tutarlılıkları ile gözlem yapmalı ve bilimsel yöntemlerle analizler teyyid edilmelidir. Personelden istediğiniz bir hedef anahtarını genel müdürünüz veya mağaza müdürününüz sağlamıyorsa artık bunu personelden beklemeniz gereksiz ve anlamsızdır. Personelden kısarak şirket karlılığını arttırdığınızı düşündüğünüzde personeliniz sizin malınızı korumayı bırakarak elde ettiğiniz zarar kazandığınızın yanında anlamsız kalacaktır. Elbette verileri analiz ederken personel verilerini paylaşmak istemeyebilir, sürekli olarak toplantıya çağırmak yerine belli maddeler hakkında kısa net anlaşılır sadece ilgili departman ile görüşmeler veya bilgilendirme notları ile paylaşım yapabilir böylelikle, maille içtiğiniz çay miktarı ile girdiğiniz toplantı sayısını özdeştirmeye çalışan otomatik bir mail sistemini özdeştiren bir zihniyet ile sadece anti pati oluştururabilirsiniz. Bu analizleri bağımsız üyelerden oluşan ve şirketinizin yapısına göre bölgesel yapılanan etik kurullarınca yönetebilirsiniz.  

Pek çok şirkette performans değerlendirme dönemi devam etmekte, çalışanlarına hak ettiklerini vermek, onların emeğini görmek ve daha mutlu olarak daha iyi performans sağlamalarını böylelikle işverenin çalışanlarını kaybetme olasılığı azalır.  

Peki neden personel değerlendirme konusunda istediğimiz başarıyı elde edemiyoruz ?  

Öncelikle belirtmeliyim ki asli önemli olan, gerçek performans yönetiminin önemininin veya değerlendirmelerinin veya ücretlendirme sisteminin maaş zamları’ nın etkisinin terfilerden çok daha önemli olduğunu unutmamalıyız.  

Amacımız nedir neden kilit hedef ile personel performansını eşleştirip verimli hale getirmek istiyoruz ?  

Bu değerlendirmeler genel itibariyle çalışanın psikolojik bir kamçısı niteliğinde işe teşvik ve bağlılığını arttırmakla başlıyor. Kendisini eleştirel olarak güçlü ve zayıf yönleri ile tanımasına fırsat veriyor. Böylelikle ekibin başarısısını da ölçümlemeye böylelikle oluşabilecek iletişimsel eksikliklerin giderilmesi buna yönelik işten ayrılış veya işe alımlarda gereken ihtiyaçlarının belirlenmesinin gereken eğitim bütçelerinin şekillenmesinde oldukça etkili oluyor. Bununla birlikte ekibin daha uyumlu çalışmasını beklentilerinin gerçekleşmesi ile çalışanların gelişiminde oldukça etkili diyebiliriz. Bu çalışmalar sayesinde astronomik itopik hedefler yerine gerçekçi hedefler konularak, personelin iş ile bağını da koparmamış oluruz.  

Böylelikle personel yönetim rejiminin nasıl olabileceği, personel devir hızının nasıl düşük tutulabileceği etkin ve verimli çalışmanın nasıl sağlanabileceği, şirketin amaçlarını personelin amaçları arasına yerleştirebilmenin basit pratik ve etkili çözümlerinden bilimsel veriler özelinde paylaşmış olduk. İyi bir şirket olursanız kim bilir ne zaman, bir sonraki yazımızda görüşmek üzere. 

Bu Son Olsun dediğin mülakat, bu olsun… 

Cem KARACA’ nın “Bu Son Olsun“ şarkısında olduğu gibi son mülakat son aşama ve son gerilim olması dileğiyle yazımın celsesini açıyorum. Mülga tabirlerin artık konuşulmayacağı son kararın verildiği Aleyhten leyhte görüşmeler ve mülakatlar yapmanız ümidiyle… 

Yarış atlarının eğitimlerinde engelli koşular vardır bizim de geleceğimiz yarış atı gibi yetiştirildiğimiz eğitim sisteminden çıkarak hipodruma benzettiğim KOBİ ‘ Lerden başlayarak devam eden Holdinglere uzanan zorlu ve yorucu bir efor sarf etmemizi sağlayan mülakat deneyimleridir. 

Bu süreçleri bir engel olarak görmek gözde büyütmek, her zaman parkurun uzaması ve yapabileceklerimizi de yapamamamıza yol açabilir. Sizlere parkurlarda rakiplerinize tur bindirecek koşu tüyolarını zembille indiriyorum.  

Her ilana başvuruyor her duyuruyu inceliyor hatta AVM’ lerde panolara asılan iş ilanlarına bile bakarak kendinize yeni işinizi arıyorsanız bazı noktaların üzerinden yeniden geçmenizin faydası olacağına inanıyorum. Çünkü; her ilana binlerce kişi başvuruyor mesela, personelin erkek veya kadın olmasının özel olarak bahsedildiği bazı ilanlar görüyoruz. Bu ilanlarda ilanda yazmayan cinsin başvuru yaptığını gözlemledikten sonra, her şey mübah oluyor. Böylelikle İnsan Kaynakları yetkililerinin işi hayli zorlaştığından belki de sizin başvurunuzu incelemeye vakit bulamıyor olabilir. Veya silsile ya da aşamalarla incelediği başvurularda yapacağın bir yanlış bilgi hamlesi senin yeterince incelenmemene sebep olabilir. Şimdi bu barikatı nasıl aşacağın üzerine biraz sohbet edelim. 

Hedefe gidilen yolda, çekilen çileye değmeyecekse herhangi bir kutsallığı çekilmez. 

Basit ve nokta vuruşu ifadelerle tekrar yapalım. 

Söz konusu firmanın münkün ise, görüşeceğimiz yetkinin mülakat süreçleri detaylı bir şekilde incelenmeli. 

Tüm şirketler dışarıdan sadece işe alım yapar gibi gözükür bazısı size evinizdeymiş gibi hissettiren konfor alanı sunarken, bazıları da bitse de gitsek şarkısını ezberleyecek kadar mırıldanmanızı sağlar. 

Başka değişle daha önce mülakat deneyimi edinmiş arkadaşlara tecrübeleriyle istifade edebilmeniz için fırsat isteyin.  

Dipnot diyelim, mekan’ nın sahibi olmasanız da mekan’ ın planını bilecek kadar yeni müstakbel işyerinizin yollarını ve alternatif ulaşım seçeneklerini en kısa süre ve en erken ulaşma yöntemlerine göre sıralayın.  

Bazı kahramanlar pelerin takmaz ya bazı şirketlerde insan kaynakları süreçlerini farklı işletirler.  

Örneğin ; ilk görüşmelerde temel niteliksel yüzeysel süreçlerden geçerken, bazıları doğruluk cesaret oyunu üzerinden bilgileri analiz etmeye çapraz sorgular gibi birden fazla kez aynı suallerde dans etmeyi sever. Bazıları da, önceliğini yüksek nitelikli aday grubuna ayırırlar ve tüm detaylarıyla şeytanı ararlar.   

Tabii yeni mezun kategorisinden çıkmış ortalama 5-7 yıl tecrübe edinmiş global şirketlerde kendinize yer edinmeyi hedefliyorsanız, hangi ülkenin şirketi ise, o ülkenin kültürüne olan uyumunuza çok önem verirler.  

Şirketin işe alım ilanında yazan özellikleri taşıyor olmanız doğru aday olduğunuz anlamına gelmez. Belki de sizin o şirketin alım şartlarının haricinde eleme aşamalarının da neler olduğunu bilmeli ona göre stratejiler geliştirmelisiniz. 

Küresel şirketler süreçler hakkında oldukça şeffaf olmakla birlikte, ana kurumsal sitelerinde ana dillerinde süreç hakkında size yardımcı olabilecek soruları sizinle paylaşabiliyorlar.  

O olsaydı bu olurdu onsuzda olmadı onun teyze kızı vardı da torpil ayarladı gibi varsayımları bir kenara bırakmalı hatta eski sevgili gibi ilk fırsatta unutmalıyız. Mülakat süreci hakkında önyargı ile başlayacaksan olacak işin bile olmayacaktır. Görüşmeyi yaptığın kişinin de seninle aynı şartlara sahip olduğunu bir gün kendisinde iş arayan kısmında senden daha kolay iş aramak zorunda kalabileceğini unutmadan, amacının en iyisinden öte istenilen asgari şartlara uymayan adayların elenmesi için çalıştığını senin en uygunsuz adaylar listesinde kendine baştan ilk sıralarda yer edinmediğin için mutlu olabilirsin. Sana düşen iş ise  kuruma ve pozisyona ne kadar uyumlu olduğunu becerilerin ile göstermek kalıyor.  Bunun içinde şirketi iyi tanımalı kurulduğu andan, bugüne kadar ki süreçte yaşanılan gelmişten geçmişe her şeyiyle çok iyi bir süzgeçten geçirip  tüm süreçlerini çok iyi öğrenmelisin. Hatta halka arz olan bir şirket ise, hisse değerlerini bile takip edebilirsin. Sadece google amca da bir searctan ibaret olmadan çalışanlara sormayı deneyebilir, şirketin sosyal medya hesaplarını takip edebilir, kendince olumlu olumsuz durumları değerlendirip şirketin senin gönlünü fetih edip edemeyeceğini öğrenebilirsin.  

Unutmadan, sosyal haklar ve maaş ve çalışma saatleri gibi bilgilere de ulaşım sağlanabiliniyor. 

Başvuru yaptığın pozisyona yeterli şartları taşımıyor olsan bile başvur. Havuzda bir su damlası olarak kayıtlarda saklanmış sırça köşklerde kendine kontenjan ayırmış olabilirsin. Belki de beklediğin pozisyon dışında başka bir pozisyon veya konum için sana davet gelebilir nereden biliyorsun ? 

Pencerenin diğer tarafından bakarsak, soğuk hava dalgasının yanında  güneşli günleri de göreceğimize inancım tam.  Şimdi size gittiğiniz iş görüşmesinden size nasıl yeni iş avantajları çıkaracağınıza dair ipuçları sunacağım. 

Olmak ya da olmamak işte mesele burada ya başvurduğun şirketin çalışanları arasında olacaksın ya da olmayacaksın. Geri kalan teferruatların çok bir esprisi kalmıyor.  

Asla yapılmaması gerekenleri değil, yapmanı önerebileceğim bazı klasik noktalarda bir satırla gezineceğim. 

Gösteriş siyaset sarmalı ve yılan hikayesine dönüşen mafya babalığı dışında, hiçbir yerde bir anlam ifade etmiyor. Sade özenli ve bakımlı bir o kadarda düzenli ol. Saatinden 15 dakika önce randevu yerinde olman gerektiğini hatırlatmaya gerek duymuyorum.  

Gönüllü tecrübe edinimlerin, stajların ve öğrendiğin ve de çalıştığın her proje için edindiğin kazanımları parçalara bölmek yerine ortak noktalardan genel ifadelerle bahsederek ara notlar halinde farklılıkları ve şu anda görüşmede bulunduğun iş pozisyon için nasıl pozitif etki edebileceğini şirket kültürüne uyumunu, kişiliğin ve de nasıl bir ekip üyesi, lideri olacağını doğru biçimde ifade etmelisin.  

Bundan sonrası çıkılacak keramettir. İşte o an 5 yıl sonra gelecekte kendini nerede görüyorsun diye soruyorlar ya, işte burada da gelecek planlarını anlatmaya başladığın an sana sunulacak maaş teklifinin ilk satırlarının karalandığı andır. Böylelikle işteki ilgi bilgi ve tecrübe seviyeni iyi aktarmış olacak ve şirketin vizyon ve misyonunu da çok iyi bildiğin için, şirketi geleceğe rahatlıkla taşıyacak kritik personellerden biri olacağının farkına varacaklardır.  

Sonuca bağlarsak ;  

Ne istiyorsan o senindir, yeter ki doğru zamanda doğru yöntemle doğru bir şekilde dosdoğru ol. 

Yazının Sözü Uygulaması :  

Çıraklığını yapmadığın işin ustası olamazsın.  

Mülakatlarda hedefi 12 den vurmak için kısa notlar 

Aslanın midesinden selam eyyy gençler, işsizlik başa bela ilk görüşmem ilk heyecan bir başka diyerek sizlerin dart (Pens) tahtasının tam ortasındaki siyah noktaya hedeflemenizi istikbalin göklerde olduğunu ricat edercesine, ben buradayım demenizi sağlayacak nokta operasyonunun koordinatlarını sizler için kodluyorum.  Mahkeme kararı gibi mülakattan geçip işe alınıp işe alınmayacağımızın lehte veya aleyhte kararını bekliyoruz. Çoğu zaman cevap gelmiyor olsa da bir en iyi görüşmeleri yaparak işe alınacak değil işin en iyi adayı Oscar ve Nobel ödüllerini tüm branşlarda toplayan bireyler olalım. Zaten gerisi başvurduğunuz işletmenin kaybıdır. Bir süre sonra o insan kaynakları yetkilisi de iş arama sürecine girecektir. Kendinizi  birkaç dakikaya sığdırmanız münkün olmasa da sizden beklenen ve istenen tam olarak ta bu oluyor.  

Mülakat kelimesinden ne anladığımıza bir kez daha bakalım, İşveren işletmenin ihtiyaç duyulan pozisyona göre değerlendirmesi ile adayında iş ve pozisyona olan hakimiyetinden başlar. Başka bir değişle de yapılacak bir iş vardır ve bu işi bilen tecrübe erbabının bu işe göreve talip olmasıdır. Tüm görüşme ve süreçler bu olaylar silsilesinde şekillenir. Yani onlar soracak sen cevaplayacaksın olmayacak senin de sorman gereken yerler olacak. Doğru yerde sormayı unutma. Kendini doğru anlatmalı, ne dediğinden öte nasıl dediğinde çok önemli, sonrasında bu olayların silsileli bir süreç bürokrasisi olduğunu hatrından çıkarmamalı, seni gördüğü anda başlayan süreç “ön yazı ve özgeçmiş” ile doruklara sevdalanır. Bonservisinin belirlenip imzalar atıldığı gün işe başlarsın. Yani iş ilanını görüp imza töreni yapılana kadar beşikten mezara şeklinde bir süreç işler. Unutmadan her yiğidin yoğurt yiyişine benzer her şirketin mülakat süreçleri farklılık gösterebiliyor.  

İşverenin veya yetkilisinin mülakatta önem verdiği detaylar ;  

Malum şeytan ayrıntıda gizlidir derler, yani sizin göremediklerinizi işveren görmek istediği şekilde görebilir her şeye rağmen siz sahneye çıkıyorsunuz şık ve profesyonel görünün ki, yiğidim sen nerelerdeydin desinler.  

Tatmin edici düzeyde çekici veya şık bir o kadar da profesyonelliğini görüntünle de gösterebiiyormusun ?  

  • Sokak jargonunda el kol hareketi yapma derler ya sonra GOP çocuğuyuz diye devam ederler. Görüşme öncesi ve esnasında heyecanını kontrol edebiliyor musun ?  
  • Davranış, beden dili ve güvenilirlik duygusunu hissettirebiliyor musun ?  
  • Yaptıkların yapacaklarına teminat olabilecek mi ?  
  • Profesyönel iş amaçlı görgü kurallarına hitap edebiliyor musun?  
  • Daima hazır ol.  
  • Görüşme yeri şirket ve münkünse mülakat yapan kişi hakkında ön bilgi edin. Mesela Gıda devi  ve sürekli medya da hak mahrumiyetleriyle tanınan sözde kurumsal bir market zincirinin insan kaynakları yetkilisi hakkında işten soğutma  iddaalarını merak edip görüşmeye gitmiştim. 10 dakikalık görüşme sonrası artık o şirketten alışveriş bile yapmıyorum.  Bu tarz insanlarda olsa kötüyü görmek için gidin en azından oradan uzak durmam sayesinde şu anki kariyer basamaklarımı tırmanma imkanına sahip oldum.  
  • Şirketin hisse değerlerinden yan haklarına sosyal farkındalığından personellerinin durumlara bakışlarına kadar bir çok detayı yakinen gözlemlemek için görüşmeye erkenden git.  
  • Yakışıklı bakımlı ve titiz olmanın yanı sıra ayna üzerinde pratik yapmayı unutma. Ayna insanlardan daha dürüsttür.  
  • Dik ve özgüvenli otururken karşındaki kişiyi rahatsız etmeyecek göz temasın olmalı ve özgüvenin dengede olmalı,  özgüvenli olacağım diye ukalalık yapma. 
  • 3 düşün bir konuş… Ölçüyü kaçırmadan espri de yapabilirsin. Sosyal medyada görüştüğün şirketin gönüllü elçisi ol çünkü, şirket kurumsalsa bunları inceleyecektir.  
  • İş yaşamında profesyönel konusma dilinin olmasının yanı sıra gözlerinden bu aday deneyimli ışınlarını çakabilmek için sektör ve mesleğin ile ilgili anahtar kelimeleri araya çerez yap. 
  • Doğal güvenli ve rahat ol, bilgini ve yeni edineceğin tecrübeleri de eklersen kim tutar seni…. 
  • İstediğin işi neden istediğini kendini nasıl geliştirip neler katabileceğini karabiber tuz karışımı bir baharat etkisi yapacaktır.  
  • Eski işyerin veya tanıdıklarının eski veya mevcut şirketleri hakkında olumsuz bir düşünce oluşmasına izin verme. Egoist ve övünç malzemesi gibi davranma. 
  • Mecbur kalmadıkça su ve çaydan başka bir şey içme, güçlü olduğun yanlarını geliştirebileceğin alanlar zayıf oldukların gündeme gelmemesi gereken şeyler olduğunu unutma ? Ama asla dürüstlükten şaşma,  demediniz diyebilirler ama sende sormadınız diyebilirsin.  

Dipnot : Bazı mülakatlarda sizin sunum yapmanızı isteyebilirler, birkaç basit nokta vuruşu ifadeden bahsederek saç teli inceliğinde taktikler vermek istiyorum. 

  • Sunumu siz hazırlamış olsanız da, sunumu çok iyi bilmeli anlatmak istediğiniz on bilgiden dokuzunu sunumda yazmamış olmanız sözlü olarak küçük hatırlatıcı kopyalar ile sunmanız gerekir. Doğru noktayı doğru zamanda doğru ifade şekliyle anlatmalısınız. Sunumun detayı ayrıntıda gizlidir.  
  • Sunum alt başlıklarıyla bir paragraf gibi girizgahına hükmettiğiniz ana hatları içeren detaylarda boğmayan, önce soruyu akla getirip bir sunum sonra cevabı verebileceğiniz böylelikle mülakatı sizin istediğiniz soruların sorularak sizin hazırlamış olduğunuz sorulara sizin cevap vermeniz sağlanarak tamamlarsınız. Karşınızdakilerin beklentilerini bilerek ona göre hareket etmelisiniz.  
  • Metinler başlangıç sonrası ana hatları barındırmalı bunaltmadan gelişme ile devam edip etkili bir son ile tamamlanmalı. Sunumdaki bilgilerin etkin bir biçimde iş verimine dönüşmesi iş- görev tanımı ve  işverenin  beklentilerini doğru anlamaktan geçer. 
  • Görsellerin arasına kısa notlar sıkıştırılabilir ama, kısa notların arasına görsel sıkıştırılamaz. 
  • Nokta vuruşlu etkili ve anlaşılır slaytların yapılabilmesi için her bir sayfaya ayırabileceğiniz ortalama süre 1 dakikadır.  15 Sayfalık sunum için 15 dakika + 5 dakika şeklinde kriz planı yapabilirsiniz. Sunulacak sunumu aç tok karnına fark etmeksizin tekrar etmenizin faydası oldukça yüksektir. Özellikle akademik odaklı bir sunum yapıyorsanız office programında geceleri yazmış olduğunuz çalışmanızı sesli olarak yazılarınızı dinlerseniz ezberlemez ama öğrenmiş olursunuz.  

Yazının Sözü Uygulaması :  

Limanı yak kaptan, gelecek gemi yok. 

Çalışmak için mi yaşıyoruz, yaşamak için mi çalışıyoruz ?  

Başka bir ifade ile bu kriz ortamında iş buldunuz da çalışıyorsunuz da, ikinci yılınızdasınız ve memnun musunuz yoksa çalışmaya patinajla mı çalışmaya çalışıyorsunuz ?  

Aslında bir çok çalışanın klasik düşüncesidir. Yeni iş bakmıyorum tazminatımı kaybetmek istemem diye sonra bakıyorsunuz 10 yıl geçmiş yine aynı statüdesiniz. Çalışan devir oranlarına baktığımızda ortalama olarak iki yılda bir çalışanların güneye doğru göçebe bir çalışma bir biçimini tercih etmek zorunda kaldıklarını gözlemliyoruz.  

Çalışanların iş ve çalışmaya yönelik davranış modellemeleri çalışma disiplinleri ve verimlilikleri ile eşdeğer orantılıdır. Sekiz saati doldurup bitse de gitsekçilerdenmisiniz yoksa vaktin nasıl geçtiğini anlamadan eğlenerek çalışan üretenlerden mi?   

Aslında her şey iş doyumu ve çalışırken aldığımız haz ile orantılı ilerliyor. Her biri matematiksel bir denklem içerse de buradaki oran ve orantı dengesindeki payda çalışanın kendisidir. Gerçek oran hesabında payda olmasa da  iş hayatında başarının dilimi paydır ve bu pay maaş ve statü ile belirlenirken, bu payı hazımsızlık ile hazım arasındaki ince çizgide buluşturan payda olan Çalışanlardır. 

İş doyumu ;  çalışan bireyin yaptığı iş ve yürüttüğü süreçlerde memnuniyet ölçüsüdür diyebilirim. Bununda incelenmesinin belli nedenleri vardır. 

Bunlar ;  

  •   İşyeri ve çalışma ortamından duyulan memnuniyet derecesi, 
  • Alınan maaş, pirim ve bono gibi haklardan duyulan memnuniyet,  
  • Çalışma ve iş güvenliği psikolojik desteklerden duyulan doyum. 
  • Sosyal alanlar veya işyerinin bireyin sosyal ve sağlık olarak bütünlüğünün korunması hususundaki hissiyat duyumu, 
  • Kariyer, terfi eğitim imkanları ve kişisel gelişime sağlanan katkılar nedenli duyulan hislerin yansımasıdır. 

Basitçe bakarsak, Çalışanın işe geç gelmesi, devamsızlık yapması, sık sık iş değiştirmesi, çalışma isteksizliği gibi durumlar memnuniyetsizliğin söz konusu olduğunu göstermektedir.  

Çalışanda iş doyumunu nasıl sağlarız ?   

Çalışma arkadaşlarımızın işe bağlanmasını sağlamanın iş doyumunu arttırmanın temel yolu sağlanan sosyal haklardır. Mesela Tamamlayıcı sağlık sigortası, PDR danışmanlık, sosyal eğitim destekleri bunların başlıcalılarıdır. Kişinin aldığı eğitim, edindiği tecrübeler, sosyal çevre gibi kişinin hayat standartdının düşünce yapısının temelini oluşturan zihniyetini ortaya koyan denge kuramlarının sonucu olarak, çalışmaktan aldığı haz ve mutluluk belirlenir.  

İş doyumunu arttırmak lider bir yöneticinin en önemli vazifesidir. Çünkü çalışma isteği arttıkça üretim artar. Çarklar motivasyonun getirdiği dinamizim ile performans destek takipleri ile işletmenin geleceğine ışık tutan anahtardır.  

                                       Çalışma arkadaşlarımız bizden ne bekliyorlar ?  

Çalışma arkadaşlarımızın ne istediğini maalesef bizler anlayamıyoruz, bazı şirketler verdikleri sodekso ücretini 5 TL arttırdıklarında işi kökten çözmüş olduklarını sanıyorlar. Bazen çalışanlar için her şey para değildir.  Her işin başı sevgi ve saygı ile birlikte enpatidir. Çalışanlar iş tanımlarında sözleşmelerinde belirtilen işler dışındaki işleri yapmak zorunda kalırlarsa ve bu işyeri kuralı gibi anlatılırsa bu işletmenin helvasının irmiğidir. İş ve çalışma rollerinin açık net ve anlaşılır olmasıyla böylelikle orada niçin sekiz saatini geçirdiğini anlayabileceği mantıksal bir düzen oluşur. Rol çatışması ve belirsizliğin olduğu dönemlerde iş tatmininin yeterli gelmediği durumlar oluşur. Yapılan işin kişinin başarısını motivasyonunu maddi ve manevi olarak rahat hareket edebilmesini sağlar.  

Yöneticiyseniz işiniz çok zor, yönetilenler kadar bağımsız ve rahat bir konumda değilsiniz.  

Nokta atışı tüyoları veriyorum. 

  • Çalışanlardan iş tanımlarında yer alan iş ve görevler istenir ve gerekirse nasıl yapabileceği anlatılır. Yapabildiği ölçüde takdir yapamadığı ölçüde de motivasyon ile verilen görevi istenilen düzeyde neden yapamadığı konusunda rehberlik edilir. 
  • İstenen hedefe ulaşmada önündeki engeller tespiti sonrası öncelikle hedefleri kendisinin kaldırmayı denemesi beklenir gerekiyorsa desteklenir. Ancak asli güç yönetici olmamalıdır. Eğer asli güç yönetici olur ise, çalışan hiçbir zaman kendisinde o özgüveni sağlayamaz.  
  • Başarı sağlandıkça aşamalarıyla ödüllendirmelerin miktarı ve zamanlaması ile adil eşit ve hak edene hakkının verilmesi prensibini taşımalıdır.  

Bir işyerinde zamanında gelmek ama mesaiden çıkmayı unutmak gibi bir kavram patronların en sevdiği sözcük olsa da, çalışırken mutlu olan çalışanlar bunu patron için değil, çalışmaktan keyif aldıkları için farkında olmadan ve farkında olduklarında da pişman olmadan yaparlar. Motivasyon arttıkça çalışma isteği oranı da artar böylelikle, hastalıkları, stresi, gerginlik ve endişeleri memnuniyetsizlik ile iş nedenli şikayetlerin azalarak iş / Personel devir oranının azaldığı da gözlemlenebilir.  

                                                      Yazının Sözü Uygulaması :  

 En iyi örgüt işletmedir, işletme örgütünün de başarısız bireysel değil örgütseldir, örgütsel başarının da temeli bireylerin iş motivasyonu ve iş doyumu sayesindedir. 

Doğru özgeçmişin doğru soruları ?  

İş arayan arkadaşların en büyük hatalarını yazmayı düşündüm aklımda dahi meydan laroussedeki 24 ciltten daha fazlası belirince özetin özetinin özeti ile Özet yazmayı uygun gördüm. Uzunu kısaltarak kısayı uzatarak asgari ücrete zam sonrası ürünlere yapılan zamlar gibi sizlere anlatacağım.  

1) Fotoğrafı nereye nasıl ne şekilde ve nasıl yerleştirmeliyim ?  

Basitçe vesikalık olarak bilinen fotoğrafı tamamen sade bir fontta ve görselde tamamen senin olacağın bir resim şeklinde ifade edebiliriz. Özgeçmiş şablona göre duruma bakarsın yoksa, sol üst bir altı gayet güzel duruyor. Ama dikkat edilmesini istemiyorsan sağ tarafa kaydırarak ilginin yönünü çevirebilirsin.  

2) İş, Staj sosyal, sorumluluk, deneyimlerimi nasıl ifade etmeliyim ?  

Tüm staj ve iş deneyimlerini eğer fazla ise uzun vadeli olanları yazıp sonra görüşmeye çağrıldığında sana kazandırdıkları ile ifade edebilirsin. Seni sen yapan bu eğitim staj ve sosyal sorumluluk projelerinde edindiğin deneyimlerdir. Yaptığın işleri sade ancak açıklayıcı net ifadelerle yazmalısın. Ayrıntıları yüz yüze anlatırsın. Çünkü şirketlerin bir çok departmanı birbirine benzer ve bazen aynı departmanında farklı işler yaptıkları da olabilir. Satın alma departmanında çalışan birisi, ticari fiyatlandırma gibi işleri konusunda da tecrübe edinmiş olabilir.  

3) Referans konusunu nasıl halledeceğiz ?  

Her iki tarafı da keskin bıçak olan referans konusu süprizlere açık olsa da, pek çok şirketin referanslara önem verdiği sarsılmaz bir gerçektir. Referans yazmadan önce o kişileri ikna odalarında ikna etmelisin.  Eğer iş deneyimin yoksa, akademik referanslar ile başlayarak daha sonra beraber çalıştığın yöneticilerini veya proje bazlı çalışma yaptıysan oradaki proje yöneticilerini yazabilirsin. 

4) Bilinen programlar, hobilerim ve dil bilgisi konusunda bilgilerimi nasıl sunmalıyım ?  

Bildiğin programlar varmısın yokmusun, servivior, maske kimsin Sen ? Şeklinde ise senin işin hayli zorlu olsa gerek. Bildiğin bilgisayar programları, Prezi mesela veya  ofis programları olmazsa olmazlardır. Seviyeleriyle beraber bildiğin yabancı dilleri ve gerçekten ayrıntılı soru sorduklarında cevaplayabileceğin kadar hakim olabildiğin bir hobin varsa yazabilirsin.  

Bir ayrılık sözünden çok bir özlü özgeçmiş sözü… 

Ne ben tamdım ne de sen yarım kaldın. 

Özgeçmiş hazırlamaktan bahsederken neyin tam neyin eksik olduğuna da değinmek gerektiğine inanıyorum. Böylelikle sorun sende değil bende demek yerine sorun bende hiç değilmiş diyebilecek bir özgüven ile görüşmelere girebilirsiniz.  

Öncelikle denilmelidir ki, her bilgi her başvurulan pozisyon ve ilana göre değildir. Ayrımı iş dünyasını tanıdıkça iyice yapacaksınız. Bunların çoğunu bilsem de kendimi kandırıp bunları uygulayamıyorum. Bu nedenle sıfırdan başlayıp yukarı tırnanıyorum maalesef. Aslında en alttan silsile ile giderken zaman kaybını saymazsak, her şeyi bildiğiniz için iş dünyasının hainliği ile sizi bir çırpıda silemiyorlar. 

Hazır şablonları hepimiz biliyoruz ama, bu şablonda iş arayan kısmında victoria secret ismi ile kendini tanıtan özgeçmiş bile gördüm. Arkadaşım özgeçmişi paylaşıp kanka bak olmuş mu diye yazmıştı. Yüz ifadem uzun süre değişmedi. victoria secret bacımızı Amerika’ dan tanırız çok iyi börek açar dedim. Sonra tabii adıyla müsamaha bir özgeçmiş hazırlaması konusunda destek olup işe alımında fayda sağladık ta bugün olsa sanırım yapmazdım.  

E- Posta adresiniz şu olmamalı aslankralmax@hotmail.com .  Mesela ne olmalı ? Iletisim@mesutaydeniz.com, mesutaydeniz34@gmail.com olabilir mesela siz kurumsal mailiniz veya şahsi mailiniz varsa bunu paylaşabilirsiniz Ama o mail adresi ad soyadı içermek zorunda…  Münkün oldukça rakamsal ifadeler ve karakteristik özellik içeren imgeleri kullanmamaya özen gösterin.  

İnsan kaynakları yetkilisine ara beni de işin detaylarını konuşalım demek istiyorsanız, öncelikle ulaşılabilir bir telefon numaranız olmalı. Ve referans yazdığınız kişiler bunu biliyorsa dahi başvurduğunuz şirket, konum ve önemli detaylar varsa bunu bilmeliler. 

Özgeçmişteki adres bilgilerinizde ayrıntı olarak mahalle ve ilçe bilgisi vermeniz yeterlidir. Veya il ilçe şeklinde de yazabilirsiniz. İşe alınırsanız sizden adres bilgileri isteyecekleri için bunu sorun etmeyin. 

Profesyonel hayata uygun kullandığınız, linkedin profilinizi de eklemekle birlikte, diğer sosyal medya adresleri de eğer işletme açısından fayda sağlayabilecekse verilebilir. Elbette varsa web sitenizde listede en başta kendine yer edinmeli. 

Öğrenci iseniz hedeflerinizi iş tecrübeniz var ise de, kariyer özeti ve ek olarak hedeflerinizden bahsetmeniz yerinde olur.  Özgeçmişinize bakarken gelecek hedeflerinizi ve başvurduğunuz pozisyona uygunluğunu kontrol edeceklerdir.  

İş ve staj tecrübeleri çok önemlidir. Kuru kuru bir rulo diploma siz dahil kimsenin işine yaramaz. Sadece kartvizit olarak bastırıp A4 boyutunda belli bir düzen halinde duvarınıza asarsınız. Tecrübelerin hangi pozisyonda, şirkette, tarihte olduğunu detayları ile belirtmeli ve sondan başa doğru sıralamalısınız. Böylelikle nereden geldiğiniz nasıl ne koşullarda piştiğiniz açıkça görülecektir. 

Eğitim şart deriz ya hep burada da şart mesleki kurslar, seltifikalar kurumlar uzmanlık belgeleri ( Ben yazmayan biri olarak öneriyorum. Yazarsam sayfalarca sadece seltifikalar sürdüğü için artık listelemiyorum.) Üniversite eğitiminiz ve yaptıysanız MBA Business hatta güveniyorsanız notlarınız listede kendisine yer edinebilir. Yabancı diller seviyeleriyle birlikte yazılabilir, tabii uygulamalı mülakat yapabilecek kadar iyiseniz o listeye yazın yoksa My go to cinama… diye  başlarsanız Go Go diye cevap alırsınız. Bilgisayar bilgisi artık bir beceri değil kültür meselesi oldu. Sizden hangi işe başvurursanız başvurun teknik servis elemanı kadar kullanıcı düzeyinde bilgi sahibi olmanız bekleniyor.  Fax çekmeseniz de olur ama mail kullanımını hatim etmeniz çok önemli.  

Eğitim tamam da biraz da sosyalleşelim diyorum. Mesela hobiler var hani uğraşı olarak zaman geçirdiğimiz yapmaktan keyif aldığımız eğlence araçlarımız, hani sıradan insanların yaptığı ve sizin düzenli hergün yapmadığınız uygulamaları yazmayın. Geçen yaz dağ bisikletine bindiyseniz, şubat ayında dağ bisikletine bindiğiniz anlamı çıkacak cümleler kurmayın.  

Son bonus :  Referans bilgisi için merak uyandırıp çağırtmak için istenildiğinde verilecektir veya  Kişi adı ve şirketi ve şirketteki ünvanını paylaşabilirsiniz.  

Özgeçmiş hazırlarken kendine soracağın sorular ?  

Bu bilgi başvurulan ilanda ihtiyaç olacak mı ? Satış uzmanlığı / Danışmanlığı için tenis sporunda Avrupa 3.sü olmak bir anlam ifade etmeyebilir. 

Detaylar geleceğim için faydalı olacak mı ? 

Hangi bilgileri paylaşmam benim geleceğimi olumlu / olumsuz etkiler. ?  

Hangi bilgi nereye konulmalı ?  

Yazdıklarım beni ve geçmişimi bireysel olarak doğru ifade ediyor mu ?  

Etkili ve verimli gözükmesinin yolları  

  • Satır boşlukları, Bold 12 fontu hatasız bir yazım ve de başlık altı açıklamalar tam anlamıyla basit ve göz yormayan bir o kadar da bu haliyle okunması kolay olmalı. 
  • Tezatlık olmadan başlangıçtan bu iş görüşmesine gelene kadar tüm süreçleri mantık süzgeci ile sunmak. 
  • Genel ifadeler yerine nokta vuruşlu açıklayıcı ve belgelenebilir direkt olan olayı açıklayıcı net ifadeler olması. 
  • Abartı ve süsleme olmaması ve ne olmak istediğinizi değil ne olduğunuzun yazıldığı bir ifade kullanılması özgeçmişinizin etkileyiciliğini arttırıyor.  
  • Başvurulan pozisyon ile ilgili detayları anlatmak isterken konu ile alakasız iş tecrübesine öncelik verirsen, görüşmeye geldiğin şirkette başka bir adaya öncelik verecektir.  
  • Detayları formüle ederken sayısal verilere yönelmeli rakam sunmalı ve de  kısa net anlaşılır olmalısın. 
  • Ön yazı ve genel düzene gereken önemi vermezsen yazdığın yazı sadece bir word belgesi olarak mazide yer edinir.  

Iş arama sürecinde aklındaki en temel nokta geçmişteki yaptıklarının geleceğini şekillendirmesidir. Ben kendi adıma ifade etmem gerekirse şuana kadar çalıştığım tüm şirketlerde bir önceki şirketin referansı ile çalışmaya başladım. Tanıdığın ( Adına torpil demiyoruz, kısaca diger adaylar arasında bilinirlik diyebiliriz.) Hiçbir zaman kullanmamış olsam da (Bugüne kadar çalıştığım 3 şirket oldu üçün dede  tesadüf sonucu çalışmaya başladım. Kişinin fazla oluşu referanslarının güçlü kişiler olması iş bulma süreçlerinde etki ediyor. Güvenilir bir insan isen seni linkedin’ den dahi bulmaları çok sürmez. Sağlam referanslar bu güvenilir kişi imajını sağlamlaştıranlardır.  Dürüstlük genelde kaybettirir. Ama çakalların arasında dürüst bir KURT olursanız kimse size tilkilik taslayamaz. Ne yaparsan yap aşkla yap derim hep, yaptığın işin en iyisi ol. Temizlik yapıyorsan paspasın değmediği yer kalmamalı. Başvurduğun ve çalıştığın işte kalıcılığın veya işe girişin geçmişinin iyi olmasıyla orantılı olduğu için her zaman güvenilir bir çalışma arkadaşı ol.  

Herkesin merak ettiği ama kimsenin açıklayamadığı yere gelelim… 

                                           ÖN YAZI NASIL YAZILIR ?  

Dana kuyruğunun faydasını bilenler bilir. Kaslar ve hafızayı yeniler ve canlandırır. Kalbede iyi gelir şekeri de dengeler. İşte Dana kuyruğu adlı nimetin bize getirilerinden biri de koptuğu nokta olan, İş başvurularında on’ da on hata yaptığımız ön yazı yazma kısmıdır. Biz düşünmeden pas geçip herşeyi unutursak, iş bulamayıp strese girer kalbimizi de üzer, kolestorolünüzü de çıkartırız. Basit ama nokta vuruşu nüanslar ile dokunacağımız hususlar ile artık sizleri bu dertlerden kurtaracak overlokçu ayağınıza kadar geldi.  

Olmazsa olmazlar, öz çekime benzer özgeçmişinde belirttiğin bir çok detay var ve bu detayları ikinci defa tekrarlamıyoruz. Bahsi geçen ilana neden başvurdun neden kendini uygun gördün istenilen şartları ne kadar sağlıyorsun başvurduğun şirkete hangi alanda neler katabileceğini listelemen ve bunlara cevap vermekle işe başlayabilirsin.  

Başarılarını ruhunda saklayabilirsin ancak, başarını oran orantı hesabıyla Ebobunu ve Ekok’ unu da hesaplayarak Cebir ilminin içinden geçirerek felek ile beraber çember atlayarak, önceki başarılarını yüzdelik ya da ondalık tam sayısı olmadan da olsa paylaşabilir ve inandırıcılığın ve belgelenebilirliğini arttırabilirsin.  

İnsan ilişkilerin, sosyal güdülerin problem çözme, kriz yönetme becerilerin listede kendine yer edinebilir. Çalışmadığımız dönemde neler yaşadık, neden çalışamadık, neler yaptın ? Her şirkete özel bir ön yazı sana nokta vuruşu bir mülakat deneyimi kazandırabilir. Tabii tüm bunları yaparken Türk Dili ve Kültürü kurallarına riayet ederek, yazım ve imla kurallarına dikkat ederek ön yazını yazmalısın. 

İş ilanları iki türlüdür, açıkça belirtilen çalışılacak pozisyon ve genel maksatlı başvuru içeren seç beğen al hepsi 5 YTL grubu ilanları,  

Her iki yazıda Sayın Yetkiliye yazılır. 

İlanınızda belirtmiş olduğunuz İnsan Kaynakları direktörlüğü ilanı ile yakinen ilgileniyorum. Özgeçmişimde detaylı bir şekilde ifade etmeye çalıştığım gibi, iş ve eğitim geçmişimin pozisyona uygun olduğunu ve XXL A.Ş şirketine neler katabileceğimi sizlerle paylaşarak kendimi daha yakından tanıtmak isterim. 

Saygılarımla, ( Veya iyi çalışmalar)  

Ad Soyad 

Veyahut da ;  

Üniversite eğitimim sonrası satış sonrası destek hizmetleri alanında özgeçmişimde de görmüş olduğunuz gibi 4 yıllık bir deneyim sahibi oldum. Çalışma arkadaşlarımla birlikte çalışmam esnasında yaşanan bir çok krizi çözüme kavuşturdum ve yaptığım işe artı değer katarak kendimi daha da geliştirmek ve kariyerim için İnandığım yolda yürüyebileceğim markanızda devam etmeyi hedefliyorum. 

Özgeçmişime dosya ekinden ulaşabilirsiniz. 

İyi çalışmalar, 

Ad Soyad  

Yazının Sözü Uygulaması :  

Dürüstlük genelde kaybettirir. Ama çakalların arasında dürüst bir KURT olursanız kimse size tilkilik taslayamaz. 

Çalışırken daha iyi şartlarda iş bulabilmek ! 

 

Türkiye koşullarında her mahalleye bir üniversite kampüsü açarak kanayan yaraya bir delikte ben açayım mantığında hareket eden haftalık olarak yöntem değişen eğitim sistemimizin getirdiği yeniliklerin en önemlilerinden biri de eğitim aldığınız işi yapamamanızdır. Bir Televizyon dizisi olan “Kurtlar vadisi” dizisinde bir karakter Polat ALEMDAR karakterine abi şimdi senin neden çok şey bildiğini anladım devlet yetiştirmek istediği adamlara bir şey öğretmiyor. Haliyle sadece bilmesi gerekeni bildiğinden işinde en iyileri devlet yetiştiriyor şeklinde bir diyalog geçiyordu. İşte eğitim sistemimizle iş hayatımızda buna benziyor. Eğitim kurumlarımızda aynı derslerin görüldüğü farklı bölümler olduğu gibi, özellikle ön lisans bölümlerinde çoğunlukta olmak üzere, mezun olduğunuzda ne iş yaptığınızın belli olamayacağı ve sadece iki yıllık farklı bir deneyim elde edebileceğiniz çok farklı bir atmosfer yaşamış oluyorsunuz. Sonra da paraları koy cebe katla şarkısı eşliğinde işverenin sizi beklediğini sanarak harçlık veren ailelere artistlik dönemi başlıyor. Ben size söyleyeyim öyle olmuyor.

Hep sonradan gelir aklım başıma dediğinizde ise, herkesin hayatta aynı olduğunu anlıyor ve farklı olanların yaşam standardı olduğunu iliklerimize kadar üşüterek aksırıklarla anlıyoruz. Buraya kadar -De – Da bağlacı  ile bağlamadan nasıl geldiğime inanamıyorum. Üstelik kurumsal işletme olarak bilinen holdinglerde bile kimin tanıdığının tanıdığı olduğunuz dahi sorulduğunda referans  (Torpil) kim (ler) oldu sorusuna muhatap alınarak iş görüşmelerine çağrıldığınızı da düşündüğümüzde geleceğimiz pek ak-pak olarak şekillenmediğini yeniden bir şeylere başlamanın zor olması gerçeğine rağmen Sil – Pak temizliği ile Pür Pak bir eğitim sisteminden çıkacak hayalini kurduğunuz işe kavuşmanızın yolundan birazcık bahsedeceğim. Kendimin adım adım uygulama aşamasında olduğum bu planda bende henüz başlangıç aşamasındayım. Mesela ben insanlarla iletişim halinde olduğum onlardan öğrenebildiğim ve öğretebildiğim bir kariyer sahibi olmak amacıyla, yüksek lisans eğitimimi alarak üniversitede kadro arayışına girmiştim. Bir yanlış anlaşılma sonucu bir şirketin müşteri alışveriş kartına üye olmak için başvururken yanlış evrakı okumadan doldurduğum için “Satış Danışmanı” pozisyonu için başvuru yapmıştım. Bu da bana Hayaller ve Hayatlar adlı iki H kanununu hatırlatıyor.

Doğru noktaya yanlış adımı atarak, holding işletmesinde 5-0 geriden başlamıştım. Bunu çok sonradan çalıştığım ekip değiştirilince çok iyi anladım. İşte benim yaşadığım süreci tecrübe edenler adına etmeyen arkadaşlarımız için tecrübelerimizi yenen kazıkların arasındaki Chevrolet simgesi ile paylaşmak istiyorum.

Bunların yanı sıra artık çalıştığınız işten keyif alarak çalışamıyor ancak, iş aş sloganından borç harç sloganına geçtiyseniz tam kapanma değil de zamansızlık bahanesi ile alışveriş yapmıyorsanız hepimizin bildiği şekilde beş kuruşsuz çalışmayan veya yeni mezunsanız bu yazılarım sizin için, ama önceliğimiz işinden memnun olmayan arkadaşlarımız için daha güzel bir dünya için batsın bu dünya diyoruz. !

Üniversiteden mezun olduktan bir yıl sonra iş görüşmesine gittiğimi bilmeden girdiğim diyebileceğim kadar bir süreçle işe alınmam ve görüşmeye girdiğim işe rakip şirket ürünlerini övmemden dolayı, şaka yaptığım sanılıp işe alınmamdan sonra, alışma süreçlerini takip eden günlerde sıkılma ve işten kaçmak, bunalma isteğim had sefaya çıktığında, yaz aylarında buna hararet diyoruz . ? Beni zorlayacağına emin olsam da,  ödeyebileceğimi bildiğim borç yaparak kendimi  çalışmaya mecbur bırakırdım. Severek isteyerek bu şekilde çalışmak zorunda kalırdım. Yoksa kendime laf anlatamıyorum. Bu şekilde üniversitemin bitimine mütakiben bana sunduğu tecil sürecini beklemeden , askerlik vazifesi vakti gelene kadar aynı şirkette çalıştım. Burada bir başlık açmamız gerekiyor.

6098 sayılı borçlar kanunu kapsamında geçim derdine düşüp para kazanırken ömür aküsünden yemek…

Tok açın halinden anlamaz biliyorum ama bu defa aç tokun halinden anlamalı diyeceğim. İş ararken tok satıcı olun. Böylece sizin işe ihtiyacınız olduğu gerçeğini perdeleyip, işyerinin size ihtiyacı olduğunu hissettirin. Tabii bu durumu abartarak hayatınızı 6 ay idare edebilecek kadar akçeniz bulunmuyorsa çokta şey etmemek lazım ben sizin yeriniz söyleyeyim artistlik… Üretmeden tüketmek çalışmaya alışmış ve kendi ekonomik ve de sosyal bağımsızlığı için savaşan birine göre değildir. Sonra yenilen o hurmalar iş arama sitelerinde kediler gibi tırmalar. İş arama sürecinde kısa dönemli harçlık kazanma amaçlı iş arayışlarımda işlek caddelerde ya da AVM’ lerde ilanlara bakıyor veya üşenmeyip belki zorla aldırırım diye personel arıyormuşsunuz diye soruyordum. Bugün baktığımda çok çılgınca bir iş yaptığımı fark ederek Vay be ben neymişim diyorum. Hep beraber söyleriz bu iş arayanlarız arar buluruz işin izini, nerde olsak işsiziz diyebiliriz. Bazı gençlerin iş arama sürecinde utanma çekinme yaşadığını kendimden biliyorum. Yaptığınız şey size ait olmayanı emeksiz ve izinsiz almak olan hırsızlık değil hak ederek satın almak için savaşmak. Ben sizlere bu yazıları yazarken üniversitede akademik kadro bulamadığım için, basit sıradan bir işyerinde çalışırken yazıyor ve bundan gurur duyuyorum. Okuldan mezun olurken bizi güllerle karşıladıklarına inanmayın, belki ellerinde gül vardır ama size uzatacakları gülün dikenidir. Günümüzde gelişen yapay zeka ile işverenler siz her ilana başvursanız bile sadece sizin öz geçmişiniz yapay zeka ile incelendiği için, başvurunuz işverene iletilmiyor dahi, siz ise bana geri dönmediler diye hayıflanıyorsunuz. İş gün geçtikçe azalıyor, iş arayanlarsa her ilçeye mahalleye sokağa bazen 2 – 3 üniversite kampüsü açılması ile artan mezun sayısı ile azalıyor. Tabii görüştüğümüz yerler bizi seçerken biraz tecrübemiz, yabancı dilimiz, dereceyle bitirdiğimiz okulumuz, dayı ve kuzenlerimiz varsa işler arasında bizler seçim yaparak en çok bize fayda sağlayacak olan işletmede aktif rol alıyoruz.

Sizde benim gibi sabırsız mısınız?

Sayısız iş ilanına başvurup, onlarcasına da görüşmeye gittikten sonra artık Mümin Sarıkaya gibi “Ben yoruldum hayat gelme üstüme” mi diyorsunuz ?  Birkaç görüşme sonra ilk olumlu işe sazanlama atladıktan sonra, çok daha iyi bir iş imkanından haber gelmesi tecrübeyle sabittir. Ne gidebiliriz ne de kalabiliriz. O kadar süre iş aradım şimdi .çalıştığım işe başladıktan sonra iş teklifleri üst pozisyonlar art arda geldiler. Gidemedim çünkü; bulunduğum işletmenin daha kurumsal olma durumu olduğunu düşünüyordum. Sonra kendi kendime öz eleştiriye başladım. Gerçekten olmam gereken yerde mi yoksa olmaktan korktuğum yerde miyim ?

Çalışmaya başladıktan iki ay sonra borçlarımızı ödemeye başlayınca cennetin bu yaka şubesi sandığımız işyerimiz bizi ilk başta psikolojik olarak rahatlatıyor. Sonra yetmez yetemez oluyor. Halbuki önceki işimizde daha çok süre çalışma daha az maaş ile tatmin oluyorduk  tanıdık değil mi ?

O sırada da bir yandan da hayallerimizdeki işletmenin burası olduğunu mükemmel sandığımız çalışma arkadaşlarımızı, bizim bir adım ileri gitmemizi kendisinin gerilemesi olarak zanneden yöneticilerimizi, yükselmek istediğimiz pozisyona yükselmek isteyen ama bunun için bir çabası olmayan ama ben daha kıdemliyim bu benim hakkım diye düşünen arkadaşlarımızın olduğu bir ortamda işimden çok memnunum diyerek mutluluk ve güven ortamı içerisinde yüksek performans ile çalışabilir miyiz ?

Sonunda da kendimizle ikileme düşerek mış mış muş sorun bende değil ondaymış ile kendimizi mi kandırıyor yoksa gerçekleri görecek cesaretimi topluyoruz ? Veya gerçekten işimiz de çalışmaktan zevk mi alıyoruz ?

Bana göre ameliyata girecek hastadan bir farkımız kalmıyor ya da bir intehar bombacısının cesaretlenmesinden çokta anlamlı bir farkımız yok.  Tüm bunları bir süre yaşadıktan sonra artık ne kıdem sahibi olup ayrılmayı ya da zaten alıştığım bir düzen var arkadaşları da tanıyorum bunca yıl olmuş şimdi iş bulmakta zor buldum diyelim oradaki ortama alışabilecekmiyim vs . Korkunun ecele çekimserliğin başarısızlığa engeli yoktur.   

Aslında bu işin formülü Albert Einstein’ ın izafiyet teorisi kadar zor bir iş değil, uzun süre iş aradıktan sonra es kaza şu anki çalıştığım işletmede çalışırken bir çok müşterimden iş teklifi almıştım. Müşteriler ile ilgilenmemi beğenerek onlarla daha iyi maaş ve şartlarda çalışmamı istemişlerdi. Bunları anlatıyorsun da neden hala aynı işletmedesin dediğini hissediyorum. Gayet basit, bulunduğum şirket Türkiye’nin en büyük holdinginin bir alt iştirakı ve özel sektör jubilemi yapmayı hayal ettiğim şirket daha iyi şartlar ve maaş beni şuan için tatmin edebilecek düzeyde değil. Bir noktaya kadar kurumsal yapısı içerisinde kendime kariyer basamaklarını ve iletişim becerilerini analiz ederek alanımda en iyisi olmayı hedefliyorum. Alanım biraz geniş bir kavram “Stratejik yönetim” diyebiliriz. Çalışırken iş teklifi almak hem bir elde iki karpuz tutmaya çalışmak bir yandan da istemiyorum yan cebime koy demektir. Bir de aslında ben çalışırken yeterince mutlu değil miyim sorusuna kendince verilen cevaptır. Bazen aynı şirkette farklı lokasyon da aynı pozisyon ve şartlarda çalıştığınızda aynı istek ve verimliliği sağlayamazsınız. Ben bunu en iyi tecrübe edenlerden birisiyim. Bu durum tamamen psikolojik alışmış olduğunuz düzenden başka bir düzeni oluştururken aslında o düzene alışamadan yeni düzene geçiş üzerine yeni yaşamsal düzeni kurmaya çalışmak zorunda kalmamızdan kaynaklanıyor. Çalışırken çalışma biçiminizi veya çalışma azminize hayran kalarak size iş teklifi yapan müşterileriniz olacaktır. Bu şekilde kısa sürede çok iyi pozisyonlara gelen arkadaşlarım oldu. Genellikle bizi övmek için yapılan anlık nezaket hareketi zannettiğimiz şaka içerikli bu davetlerde aslında şakayla karışık bir yoklama şansını dememe de söz konusudur. Teklife teşekkür ederek memnun olmanız da beni memnun etti demek yerine, aslında mevcut çalıştığım işten memnunum ama kendimi daha çok geliştirebileceğim bir pozisyonda çalışmak isterim demenin kimseye zararı olmayacağını düşünüyorum. Ayrıca bu durum iş etiği ve ahlakı içinde bir engel teşkil etmiyor. Size gelen bu tekliflerde mevcut bir işiniz olduğu ve ayrılmak için en az 15 gün süre verilmesi gerektiğini bu sayede çalıştığınız şirkete sizin ihbar tazminatı ödemek zorunda kalmayacağınızı hatırlatmanız gerçekten sizinle çalışmak isteyen bir işletmenin de hoşuna gidecektir.

Hayal ettiğin işte çalışmıyorsan hayalindeki işi aramaktan vazgeçme !

Çalışmak iş arayamayacağınız anlamına gelmiyor evet belki çok iyi maaş alıyorsunuz ve yeni gideceğiniz işletmede de maaşınız ve haklarınızda aynı olacak ama unutmamak lazım bazen risk almak tazelenmek için başlangıçtır. Uzun süre, aynı yerde aynı işi aynı yöntemlerle aynı kişilerle yapmak bir süre sonra bıkkınlık ve verimsizlik ile sonuçlanır. İşte bu zamanlarda  mevcut işletmenizde çalışmaya devam etmeniz için herhangi bir sebep yoktur. Hani o şirket vardı ya umutsuz olduğunuz hani sektör tecrübesi olmayana iş vermeyen ve sektör tecrübesi olmayan bendenize iş vereceği tutan işletmeden bahsediyorum. Böyle yaptım bu iş böyle oluyor tecrübeyle sabit. Sizi arayarak görüşmek isteyen insan kaynakları yetkilisinin size verdiği saat veya güne uymak zorunda değilsiniz siz tok satıcısınız ! Vereceğiniz cevap basit şuan mevcut bir işim var. (Boşluk bırakmadan ekleyerek ) Fakat, daha iyi bir pozisyon için teklifinizi değerlendirebilmem için bana benim müsaitlik durumuna göre bir zaman ayırmanız gerekiyor. Eğer sizi gerçekten aralarında görmek istiyorlarsa imtiyaz vermeye başlayacaklardır. Eğer zaman ayıramıyorsanız çalıştığınız iş yerinden üstü kapalı bir gerekçe ile birkaç saatlik izin isteyin. Bugüne kadar hiç ihtiyaç duymadığım bir şey olsa da bir kez denedim iş görüşmesine geç kaldığım için çalıştığım şirketin aracı ile şirketteki müdürüm beni iş görüşmesine bırakmıştı. Müdürüme dürüstçe söylememe rağmen inanmamış başka bir işim olduğunu sandığı için beni yeni iş yerime bırakmıştı. İşletmeyi beğenmediğim için işi kabul etmemiştim.

Mesleğinizde inovasyon’ un ivmesini klonlayın !

İster satış uzmanı ister öğretmen isterseniz de avukat olun. Bunlar basit ve en çok çalışırken iş arayan kişilerin meslekleri olduğu için anlatayım sizlere.

Günümüzde pek çok işin dijitalleştiği ve sanallaştığını da hesap edersek ;

Linkedin https://www.linkedin.com/ üyeliğiniz kesinlikle olmalı. Youtube’ den bir kanal açarak iş ve uzmanlığınız ile ilgili videolar yayınlayabilir veya mesleki bir bloğunuz olarak oldukça popülerlik sağlayabilirsiniz. İncelediğim internet sitelerinde blog yazarlarının pek çoğuna bloglarında çalışmalarını değerlendiren okuyucular iş teklifinde bulunuyorlar. Hep bahsederim hayatımdaki ilk işime kazara başlamıştım. Zaten tüm işlerim kazaya mahsus bir kastımız yok aslında. Çalışırken lisans eğitimimi de araya sıkıştırıp tamamlamış ve artık geleceği görmek için askerlik vazifesi zamanım gelmişti. Kendim dahil, kimseye söylemeye korkuyordum. O sıralarda maaşlarımız ve sosyal haklarımızda bir iyileştirme olmaksızın iş yükümümüz mevcut çalışmamızın 2.5 – 3 katına çıkartılmaya çalışılıyor ve çok sayıda arkadaş buna itiraz ediyordu. Bende şirkettekilere gelecek ay istifa edeceğimi ve yerime birini bulmaları konusunda uygun üsluplu bir mail gönderdim. 3. gün mailin ciddiyetini fark ederek beni merkeze çağırarak terfi ettireceklerini açıkladılar. İki yıl terfi bekledim olmadı istifa edeceğim kesinleştikten sonra değerim anlaşıldı. Tabii ikna çalışmaları devamında geldi. Ama artık duramazdım askerlik nedenli istifamı ettim. Bu sayede size anılarımı yazabiliyorum bir de bu yönünden bakın. Şuanda çalıştığım işletmede de benzeri bir durumu yaşıyorum ve bu defa istifa süreci biraz yavaşladı.  Eğer siz gitmeye karar verdikten sonra şartlar olumlu yönde etkileniyorsa artık o işletmenin size katacağı şeyler çoktan bitmiş işletme sizin akünüz olan ömrünüzden yemeye başlamıştır.

Sonradan sizin değerinizi anlayanlara karşı atılan sert adımlar vefasızlık değil hak ettiğiniz vefayı görmeniz için gereken adımlardır.

Sonuç olarak,

  • Benim ve birebir tanıdığım insanların hatalarından derlediğim yanlışları anlatmaya çalıştığım bu yazımda, gerçekten olmaktan istediğiniz yeri bırakıp olmaktan korktuğunuz yerde kalmamak için size hitap eden iş ve kariyeri yapmak için işsizlik ödeneğine kaç ayınız kaldığını hesaplamaya gerek yoktur.
  • Sabahları biran evvel varmak istediğiniz işiniz olması mı yoksa 100 metre yolun size 100 km olarak hissedilmesi mi ?
  • Kendinize hobilerinize ve ailenize zaman ayırabilecek mutlu bir hayat için değmez mi ?
  • Bir yandan mevcut işinizde benim gibi KYK borçlarımı ödeyerek bir yandan da iş arayabilirsiniz.

Yazının Sözü Uygulaması :

Duyguları siz yönetirseniz, padişahıda süreç dahilindeki insanlar yönetirse sizde kendi hayatınızın sadrazamı olursunuz.

İyi bir kariyer için etkili satışın temel noktaları

Aslında her ticari faaliyetin arkasında bir satış vardır ve bu olayı da gerçekleştiren de  bir satış danışmanı vardır. Ülkemizde en rahat iş bulunulan ancak, en zorlu süreçleri barındıran çalışma iş ünvanıdır. Asli başarı için temel kuralların uygulanması gerekir. Süreçte asıl önemli olan müşteri olarak görüştüğümüz kişiyi misafir olarak kabul edip, ona göre davranış sergilememiz gerektiğidir. Tek bir ürün satın almasa dahi gösterilen ilgi alaka ve alanınızdaki samimi içten davranışınız müşteri ile sizin aranızda görülmeyen bir bağ oluşturur. O gün orada her iki tarafta istediğini elde edememiş olsa da müşteri deneyimimin’ den memnun kaldıysa da bunu çevresine elbette anlatacaktır. Memnuniyet nedenli farklı şehirden geldiğinde bana uğrayıp benden ürün temin etmek isteyen müşterilerimde oldu. Bunun sebebi, onlara gösterdiğim ilgi ve samimiyetten başka bir şey değildi.  

Size ürün sormaya gelen kişi satın almak için geliyordur. Sizde ona ihtiyaçları ve ek ihtiyaç olabilecekleri sunarken sizin için kendisinin önemli olduğunu hissettirmelisiniz. Çünkü bir ihtiyacı var ve temin etmek istiyor. Bunu yaparken siz bundan para kazanıyorsunuz. 

 Müşteri değer ve önem ister. 

Bahsettiğim şey, müşteriye ürün verilip hayırlı olsun denilmesi değildir. Bunu her işletme yapıyor sizin bir farkınız olmalıdır. 

Siz sadık sözünüz güven veren duruşunuz ile önem veren ilgi alanızla görevinize hakimiyet ilginiz ile size daima gelecek düzenli müşteriler kazanabilirsiniz. Önemli olan müşterinin işletmeye attığı adımda hoş geldiniz ile karşılayıp yolcu edene kadar güler yüzle ilgilenip, istek ve sorunlarına çözüm bulurken, ona özel olduğunu ve burada bulunma sebebinizin kendisi olduğunuzu o olmazsa sizin de orada olamayacağınızı da hissettirmelisiniz.  

Hatrınızdan çıkarmayın, siz de başka işletmede müşterisiniz, haliyle ne görmek istiyorsanız öyle davranın. 

İnsan olmanın güdüsünde üstün olma ego sahibi olma, onaylanma isteği ve de bende buradayım dediklerimi doğrulayın yoksa yanınızda duramam mesajını ilettiğinde onu anlamanızı hep isterler. Onlar özel olmasa da özel hissetmek isterler, maalesef bazen dünyayı onların etrafında döndürmeniz gerekebilir.  Mesela onlara yapay işlemcili KİOKS ekranı dediğimiz dokunmatik ekranlardan istediklerini verebiliriz. Bu genellikle yapı marketlerde olan bir uygulama olarak bilinse de, başlangıcı Almanya ve bir çok Avrupa ülkesinde hizmet veren büfelere de verilen isimdir. Ülkemizde de belediyeler aktif olarak vatandaş ile iletişim kurmak için kullanmakta, aslında konu dışına çıkmadım sadece, KİOKS un bilgi ve ihtiyaç karşılayan bir sistem olduğunu örneklerle ifade etmek istiyorum. İnsanlar bu cansız sistemlerde dahi, bir insanın onunla ilgilenmesini ilgi ve alaka göstermesini isterler.  Kullanılan anahtar kelimeler birlikte anlam kazanırlar. İnsanlara KİOKS ekranı gibi davranırsanız onlara bir şey satamazsınız.  

Etkili müşteri ilişkilerve onlara özel hissettirmeniz sizin tercih edilmenizin sonucudur. 

Müşteriler daha önce bahsettiğim gibi yanlış ürünü ifade etseler de, istedikleri ve ihtiyaçları farklı da olsa cümleyi farklı kurup farklı şey anlatıp sizin çok başka şey anlamanızı beklese de, kendilerince haklıdır. Çok sık yaşadığım bir durum olduğu için artık bu durum çok sıradan gelmekte, mesela ben bir yapı markette çalışıyorum bana adaptör conta var mı dediğinde tesisat ürünü olan adaptör contayı gösterdiğimde hayır ben bunu istemiyorum siz bu işi bilmiyorsunuz neden buradasınız diyebiliyor. Sonradan resim gösteriyor ve 3*15 metrik vida ve somon ihtiyacı olduğunu fark ediyoruz. Bazen pul olarak ifade ettiğimiz içi delik çivi, vida girebilmesi için kullanılan bir başka malzeme ile bir arada tutunmasını sağlayan kısma da conta dediklerine şahit oldum. Ama aklınızda bulunsun tesisat alanında conta kullanılıyor diğer alanlarda da adını bilmediğiniz ürünlerde varsa resim göstermeyi deneyin.   

Bunlar tabii belli bölgelerde yaşanan yerel nitelikli işletmelerde yaşanan olaylar birde kurumsal açıdan incelemek lazım. 

Müşterilerinizin özel günleri olan doğum günleri çeşitli olaylarının yıl dönümlerini  veritabanlarına kaydettiğinizde ülkemizde bankaların daha çok kullandığı bir yöntem olsa da çok etkili olan onlara özel günleri kutlamak, işletme modelinize uygun ise indirim kampanyaları kişiye özel müşteri bazlı faiz oranları veya paket hizmetler de çok etkili olabiliyor sigorta şirketleri ve bankalar bu konuda çok etkinler, mesela maaş bankam bana doğum günü pastası hediye etmişti. Bu yöntemler hem satış ve hizmet artış oranlarınızı etkiler hem de müşteri memnuniyetinizi en yüksek düzeyde tutar. Belli sektörlere ve kategorisel hizmetler veren bir işletmeyseniz, eşantiyon mantığında sizin işletme bilgilerinizi taşıyan flash bellek, kalem veya kartpostal hediye edebilirsiniz. Kart postal eskidi diyebilirsiniz ama, e- mailden daha çok samimi geleceğine ve gülümseteceğine emin olabilirsiniz.  

İlgi her zaman şart, ama bu ilginin de bir düzeyi olmalı. 

Gelen misafirimizi mutlu etmenin yolu yollarına serdiğimiz kırmızı halıdan geçsede bundan daha etkili çözümlere ihtiyacımız var. Elbette bunu yaparken yarım doktor candan yarım satışçı işletmeden eder. Sözünü eklemek lazım. Bazı satıcılarda gözlemlediğim gözüyle müşteriyi yakalayıp hemen verelim ürününü gitsin mantığı bazı noktalarda işe yarasa da, her zaman işe yaramayabiliyor. İşletmeniz fiziki bir işletme ise hoş geldiniz ile başlayabilirsiniz. Ancak işletmeniz web sitenizden hizmet veriyorsa, müşterinize e- posta bombardımanları ile baskı ortamı oluşturmayın. Böyle bir durumun sonucu her vadede işletmeniz için olumsuz olacaktır. Müşterilerinize bir telefon kadar uzakta olun ki, geri bildirimlerini rahatça yapabilsinler sorularını sorabilsinler ki, sonraki aşamadaki siparişlerini araya ekleyebilelim. 

Onlara ayrıcalıklı olduklarını hissettirin ve geri bildirimlerini her zaman not alarak çalışın. 

Bir işletmenin varlığı müşterilerinin varlığına bağlıdır onlara bunu sıkça hatırlatın ve sen yoksan biz bir eksiğiz mesajını verin. Ayrıcalıklı müşterileriniz için ayrı bir listeniz olsun. Mesela çalıştığım işte benim USTA yetkilisi olarak, beraber iş yaptığımız ustaların  bilgilerini içeren bilgilerin olduğu dosyam var. Onlara özel bir toplanma organize edebilir, ürün tanıtımı yapabilir, kampanyalı ürünlerinizi what Sapp mail gibi uygulamalar  aracılığı ile onlara bildirerek ürünleri satın almalarını ve onlara değer verdiğinizi gösterebilirsiniz. Hatta gerektiğinde işletmenizi özel müşteriler için, mesai saatleri dışında da açabilirsiniz. Elbette işletmeler için tüm müşterileri değerlidir ancak, en çok alışveriş yapan müşterilerinize bu şekilde de bir teşekkür edebilirsiniz.  

Onlardan gelecek geri bildirimlere çok önem verin ve bunu onlara sıkça hatırlatın, çalıştığım bir ketcap şirketinin kapağında yaşadığı sorunu aktaran müşterim için şirketin üst yönetiminden müşterim için özel görüşme ayarlamıştım. Belki ayda 4 kutu ketçap sattığım müşteri için bölge müdürünü çağırmam garip olsa da o görüşme sonrası tüm ambalajlarda eksik ve hatalı işlemler son buldu haliyle müşteri şikayetleri de son buldu. Toplanacak basit bilgilerle müşterinizin ihtiyaçları ve isteklerine göre çözümler üretebilirsiniz. Eğer küresel bir işletme iseniz, bölgesel hatta kıtasal değişimler ve moderniteler oluşturmanız anlık güncellemeler yapmanız gerekir. Mesela, ülkemizin tekstil sektörü firmalarından biri olan ZARA markası ürünlerini dönemine özgü ve ortalama üç ayda bir moda belirleyerek veya magazin haberlerinde tanınmış bir kişinin üzerinden görülen bir kıyafetini örnekleyerek ve de  kombinasyonları ile birlikte satıyor çanta, kıyafet ayakkabı bir arada şeklinde hazırlayarak, müşterisine zamandan tasarruf ettiriyor, ücreti en yüksek ve en güvendiği ürünlerini mağazanın girişine koyarak iddalı bir satış stratejisi  uyguluyor ve gerçekten çok başarılı. ZARA işletmesinde en çok dikkatimi çeken şey ise, örneğin Türkiye istanbul’ da  bir mağazasında tercih edilmeyen ürünleri Singapur’ daki mağazasında bulabilirsiniz veya Avrupa’ nın herhangi bir köşesinde belki de  balkan ülkelerinde bulabilirsiniz. Ve bunları ortalama 2 3 ayda bir değiştirdiğini düşündüğümüzde çok etkili olduğunu gözlemledim. Pek çok işletmede özellikle iş yeri önüne malzemeleri sergilemek için koydukları sergi düzenlerini aylarca aynı yaptıklarını gözlemledim. Bir süre gözlem yaptıktan sonra ben de çalıştığım işletme de de bunu gözlemleyince yerlerini değiştirmeyi ve yeni ürünler eklemeyi denediğimde sonuç etkileyici derecede müşteri ilgisini çekmeyi başarmış ve satış oranlarımızda ciddi bir artış sergilemişti.  

Kısaca yaşadığım örneklerden de ekleyerek, etkili ve verimli satıştan bahsetmeye çalıştım umarım sizin için de etki ve verim sağlamıştır. 

Yazının Sözü Uygulaması :  

Ticaret evlilik gibidir, iyi günde kötü günde iş ortaklarınızın iş paydaşlarınızın ve de çalışanlarınızın yanında olmalısınız ki, ihtiyaç duyduğunuzda onlara sizin yanınızda durabilmeleri için bir fırsat verebilesiniz.  

Kariyer hedeflerinde Seni sen yapacak olan altın kurallar

  • Ekip içerisinde lider ile ekip üyeleri hep ben derse bu bencillik olur. Ama hep ekip biz derse, birbirini dinler, duyar duymakla kalmaz hissederek anlayıp ona göre çözümler üretirlerse yapılan iş ne olursa olsun. Her hâlükârda başarıya ulaşacaktır. 
  • İşletmeler çeşitli pozisyonlar da personel alımı yaparlarken, bizlerden bazı sosyal beceriler ve kazanılmış edinimler isterler. Bunların en çok bekleneni SAP, AUTOCAD, OFİS, SQL  gibi programlardır. Yazı sonunda bu programların ne işe yaradıklarını genel olarak ekte paylaşacağım.  
  • Bu programları istiyorlar ama iletişim, enpati, yaratıcı üretici düşündürücü, motivasyon sağlayıcılık, ikna, işbirliği, olaylara uyumlandırılabilirlik ve duygusal zeka dediğimiz karşımızdaki ile bütünleşerek onun ihtiyaçlarına çözüm olduğumuz düşünce tipini belirlemeyi hep unutuyorlar.  

Her yerde duyduğumuz, temel bir sözcük var. “EMPATİ” basitçe karşımızdaki kişiyi anlama onun duygularını, isteklerini düşüncelerini hissederek onu anlamaya çalışan, kendimizi unun yerine koymaya onun gibi düşünmeye çalıştığımız modern yaşamın bize direttiğini sandığımız ama Türk töresi ve kanunlarında açıkça yeri olan kişiye ve topluma saygı örfünün bugünkü adıdır. Bir de bu işin duygusal kısmı var. Paradan bahsetmiyorum. O kısım işte işin mutfağı profesyonelliğe atılan adımı oluyor. Bu adımı şu ana kadar uygulayabilen iş arkadaşım olarak tek bir kişi gördüm. O da çalıştığım ekibin abisi, kardeşi dediğimiz İsmail bey’ den başkası değil. Ekibimizin ilk kademe yöneticisi olarak, bizi anlayan, ve ona göre bize yön vererek, halimizi duygularımızı hisseden kendisini bizim yerimize koyarak hüznümüzle üzülen, sevincimizle neşe saçan bir insandan bahsediyorum. 1 Mart 2020 Öncesi  bahsedilen çevrenizde pozitif insanlar olsun. Sözünün uygulanmış biçimi de diyebiliriz. Uygulayarak edindiğim tecrübelerimi aktarmak istiyorum. 

Bu işin genel adı sosyal beceridir. Adı olmayan ama basit bir stratejik hamle ile günü haftayı ayı hatta yılı kurtaran ve kalıcılık sağlayarak verimi ve yanında çalışan bağlılığı düzeyini yükselten süper güçtür. 

  • Daha önce gıda sektöründe saha yetkilisi olarak çeşitli lokasyonlarda gezerek sorumlu olduğum markaların müşteri ve bayi ihtiyaçlarını sipariş ve tedarik zinciri problemlerini gözlemleme imkanım oldu. Daha sonraki işimde vazifelerimden birisi İçecek sektöründe stok yönetimi ve ölü stok dediğimiz satışa uygun ama, yeniden paketlenmesi gereken ürünlerin satış zinciri halkasına eklenmesini sağlamaya çalışmaktı. ikinci ayımdan itibaren satış ve finansal fayda oranı artınca yıllardır zarar eden bölüm nasıl kar ediyor sorusunun cevabı ortaya çıktı. 3. ayımda düzeni bozduğum için işime son verdiler. Şuanda da onların hiçbiri orada çalışmıyor. 

          Gelelim konumuza,  şuan ki işimde de müşteriden geri bildirim alarak ihtiyaçlarını anlamayı, yeniden farklı versiyonlarda satış strateji politikası geliştirmeyi öğrendim. Bu yöntemi ilk uyguladığımda çalıştığım işletmede benden kumbara isteyen müşteriyi ikna ederek çelik kasa alması konusunda ikna etmiş , kasa içerisinde kullanabilmesi için ayrıca pili müşteriye önermiş ve de dolap içi monte edeceği çelik kasası için de, kendisinin monte edebilmesi için bir matkap alması montaj yapabilmesi için vida setini ve de çelik dübel seti alması konusunda kendisini ikna etmiştim. Sonuç olarak benden işletmemin beklentisi ürün satışı yaparak hedef ciroyu arttırmamdı. Bende vazifemi yaratıcı farklı bir strateji ile uyguladım.  

  • Aslında üretici de dolaylı olarak satıcıdır. Çünkü öylece dursun menül menül baksın diye değil, sadece satıcıya gitmeden önceki aşamayı gerçekleştirip satıcıdan önceki ilk satışçıdır. Haliyle iş piyasasının temeli de önce üretmek sonra satmaktır. Bunun da yöntemi ikna ve iletişim becerisidir. Asıl noktalama operasyonu etkimiz altında bırakmaktır. Bununda yolu işimizi çok iyi bilmemiz, müşterimize istediği kategoride rakiplerimizi tanıdığımız için onlara karşı üstün yönlerimizi sunarak kendi içimizde olaya yönelik SWOT analizi yapmamızdır. Canlı bir örnekle pekiştirecek olursak, yine çalıştığım işletmeden örnek vereyim ; 

Çelik kasa almaya gelen müşteriyi iyi dinleyerek amacına yönelik en yüksek ücretli ürünü almasını ikna etme yöntemim şöyleydi. Çelik kasalar genel olarak üç çeşittir. Fason üretimlerimiz olan kendi markamızın kasası, ve bilindik dünyaca ünlü iki farklı marka’ nın kasası tabi ki bol miktarda çeşitleri de  var.  Birincil kasalar evde basit kullanımlar için derleme toparlama amaçlı kullanırlar. Güvenlik düzeyleri çekiçle kırılacak kadar zayıftır. İkinciller ise Türk malı ve son olarak’ ta yabancı menşei olan ürünlerdir. Önceliğim her zaman Türk malından yana olur. Çünkü yerli ve millidir. ayrıca, servis olanakları tüm ülkemiz genelinde hizmet vermektedir. İşte bu anahtar kelimedir. Çelik kasalarda problem yaşandığı pek gerçekleşen bir durum değildir. Ancak yaygın servis garanti kelimeleri müşterinin ürünü tercih etmesi için yeterlidir.  

  • Yüzyılımızın gelişen teknolojiye rağmen en temel ihtiyaçları işbirliği, uyum ve iletişimdir. Her başarının ardında bir ekip vardır. Elbette her başarısızlıkta bir ekibin mahsülüdür. Bir ekip farklı beceri ve yetenekleri olan uyumlu ve iletişimi kuvvetli çalışanlara ihtiyaç duyuyorlar. 
  • Her işte ve işletme de anlık krizler ve problemler her zaman olur ve olacaktır. Önemli olan bu sorunları en kısa sürede en az zararla atlatmaktır. 

Hatta yapılabilirse ; zararı faydaya dönüştürmektir. Mesela, aldığı iki basamaklı merdiveni iade eden müşteriye, aldığı ürünün 3 katı ücretli bir ürünü değişik bir ürün olarak satın alması konusunda ikna etmiştim.  

  • Son anahtar ipuçlarını da açıklıyorum hazır mısınız  ?  

Gençlik iksiri enerjisi denilen bir şey var. Bunun fiziki yaşla aslında sanıldığının aksine pek fazla ilgisi yok. Bana kalırsa bu kişisel bir uyarı sistemi, çalıştığım her günün sabahları alarm kurmama rağmen, alarmdan beş dakika önce biyolojik saatim beni uyandırıyor. Bu bir disiplinin ayak sesidir. Başarmaya ilerlemeye yönelik kişisel bir dürtüdür. Yaşayarak edindiğim tecrübeler ile istisnai durumlar haricinde, öğrenme ve kendini çalışma başarma ve ilerleme konusunda hedeflerini baz alarak hedef belirleyenlerin inanarak yaptıkları ve ekip içi ve liderince de sözlü yazılı olarak çalışmalarının ödüllendirilmesi kazanılan pirim ve alınan maaştan çok daha etkili olduğunu çalışan bağlılık düzeyinin artışını sağlayarak görebiliriz. 

Lider yöneticinin, ekip üyelerini yeteneklerine ilgi alanlarına ve öğrenme biçimlerine göre onları anlayarak onlara bende sizden biriyim mesajını vererek ekibini koordine etmesi sonucu, personele güvendiğini göstermesi gerekir. Benim bağlı bulunduğum yönetici İşyerinde kendisinin kurumsal adıyla işlem yapabildiğimiz tabletini hiç tereddütsüz bize verebilmesi ciddi bir risk ve güvenin işaretiydi. Elbette tekrar o bilgiler onay sürecinden geçiyor ancak, böyle bir hatanın üst yönetime bildirilmesi zor bir durumdur. Personelin beceri ve yeteneklerine göre, belli bir plan dahilinde öncelik sırasına dizilimi ve performansa göre olayların kurgulanmasıdır. Planlayarak harcadığınız bir gününüz size bir yıl kazandırabilir. Örneğin ben kişisel blogger web sitemi 12.12.2020’ de faaliyete alma planım vardı. Size bu yazıyı yazarak yayına aldığım tarih 15.04.2021 yani 31.12.2019 da hizmete giren bloğum bugün itibariyle, bir yıl üç ay 15 gündür yayında. Uzun süredir planladığım ve birden uygulamaya geçtiğim çalışmam. 

Unutulmamalıdır ki; işletmenize gelen müşteri sizin misafirinizdir. Evinize gelen misafir nasıl ise ona da aynı ilgi alaka ve saygıyı göstermelisiniz. 

                                                         Yazının Sözü Uygulaması :  

Tüm sektörlerin satış ve yüksek para aracı kazanmaya odaklandığı bu süreçte, İyi bir satışçı insan ve vatan hariç her şeyi satabilmelidir. 

Ek Bilgi :  

Şirketlerin iş koluna göre sizden beklentileri ve türleri   

  • İşletim Sistemleri: DOS, Microsoft, Apple, Mac OS, Linux, Unix, Pardus… 
  • Grafik Programları: Adobe Photoshop, İllüstratör, Coreldraw, 3D Studio Max, Freehand Firevorks 
  • Çizim Programları: AutoCAD, Solidworks, Çatia, Inventor, MasterCAM, Unigraphics, Pro/ENGİNEER, 3D Studio Max, Blender, ArchiCAD, Allplan, Maya… 
  • Veri Tabanı: Filemaker, SQL, PostgreSOL, Orancle, Sybase, MsSOL, Berkeley, Firebird, Ms Access Ooo Veri Tabanı… 
  • Muhasebe Programları: ETA, LOGO, NETSİS, LKS, ORKA, MİKRO, LUCA, AXASOFT, AKINSOFT, CESASA, VERİM TİCARİ, DEMSOFT, TİLASOFT, TÜREV, NETADAM, BASECOM, ASYASOFT, NİSA, DİA 

İş – te mülakatın türleri ve bana kalan hatıraları…

İş hayatında ekmeğin aslanın midesinde eritildikten sonra kalan posası için dahi ciddi bir kapışma olduğu şüphe götürmez bir gerçek. Aslında konuya ortasından girmiş olabilirim. Bunu her zaman yapamıyor olsam da bu defa buna ihtiyacımız var. Çünkü okullar ve sonraki dönemin yüksek öğretimi üniversiteler bizi iş hayatına özel sektöre kurum içi iletişime ve de kurumun dış yüzündeki 100 kasa 500 sermaye mantığındaki muhasebesine alıştırmadan bizi direkt olarak saldım iş hayatına, tecrübe edine diyerek kendisine yol çıkarıyor.  Haliyle iş az rakip çok, haliyle istenen çok becerilen edinilen beceri az, üniversitelerde grafik tasarım bölümünde öğretim görevlisi olunması için Osmanlıca bildiğine dair belge istendiği dönemleri gördüğümüz için, bazen bilgi ve deneyimimiz olsa da ne yazık ki bir anlam ifade edemiyor… 

Yüzlerce belki de binlerce birilerine göre başarısız kendime göre ise tecrübe edindiğim iş görüşmeleri ile iyi bir birikim sahibi oldum. Bu dönem içerisinde mülakatlar ve istenenler ile yöntemleri de işe sektöre ve pozizyon’ a göre kendilerini güncelleyerek, iş arayanların karşısına çıkıyor, biraz da onlardan bahsetmek istiyorum. 

   Grup çalışması mülakatları 

Daha çok hizmet sektörü görüşmelerimde deneyimlediğim bu görüşme modeli, kurumsal marketlerde ve firmalar için çalışan merchandiser hizmeti veren taşeron aracı firmalarda  çok sık kullanılıyor. En çok vasıfsız personel ihtiyacının olduğu bu sektör, en çok verim alacağı işini hak ettiğinden daha çok fazla yapacak personelini karpuz seçimi yapar gibi yapmaya çalıştığı yöntemdir. Genel olarak kurumsallaşmaya orta seviyede devam eden işletmeler, ve kurumsal yapıda olup, bazı hizmetlerini ajanslar ile gördüren genelde finans kuruluşları olmak üzere, çeşitli pozizyonlar için birden fazla adayı değerlendirerek hangisine daha yatkın verimi yüksek gözüyle bir bakıma Hollanda ineği mantığında değerlendirecekleri grup mülakatlarını tercih ediyorlar. Bunu yaparken de Covid – 19 öncesi, 20 – 25 iş arayanı koyun sürüsü mantığında bir odaya alıp kasıtlı olarak heyecandan gerilen gençlerin “elektirikli yılan balığına” kapılmış gibi bir hale gelmesi ile, süregelen bir mülakat sürecidir.  

Adaylar öncelikle grup içerisinde teker teker kendini tanıtır, ardından söyleyeceklerini iyice dinledikten sonra da, rasgele aday sayıları eşit olacak şekilde gruplara ayrılarak adayların ekip içi bireysel  ve ekip içi nasıl çalıştığı üstünkörü 15 – 20 dakikalık süreçte gözlemlenir.  Adayın problem çözme, analiz etme, istek, coşku, kararlılık, liderlik ve işletmeye maliyeti sonrası getireceği faydaları irdeleyerek bir grup mülakatı tamamlanır.  

İnsan kaynakları yöneticilerinin kullandığı belli stratejik hamleler vardır. Bazılarını tecrübe etme imkanım oldu bazılarını ise, İK yöneticisi arkadaşımdan taktik yok bam bam sloganı ile kopya çektim.  

Değerli işsiz veya stajyer adın her neyse önemsiz,  önemli olan mevcut halinin çalışmaya, öğrenmeye anbiyane tabirle ameleleliğe mecburen hazır olmandır.  

  • Sakin ve kararlı olarak bu işi ben alacağım dediğin an o iş senindir bu isteğin gözlerinde TL olarak yansıdığında, hele ki bir satış pazarlama hizmeti söz konusu ise, gözlerindeki Türk Lirası simgesini ateşler eşliğinde göstermelisin. 
  • Lise dönemlerinden beri stajlar ve kısa zamanlı işlerde çalışman sana hem para hem de özgüven kazandıracaktır. Unutmadan bu çalışmalar esnasında sigortan yattığı için, emeklilik pirimi de işyeri tecrübende kanıtlanabilir şekilde artıyor.  Bunları söyleyen ben yüzlerce iş görüşmesinden elim boş dönsem de şu anki çalıştığım işletme dahil dört işyeri tecrübem oldu. Ve şu anki dahil her birini her yerde referans gösterebiliyorum.  
  • Mülakat esnasında aktif katılımda bulun, mülakatı yapanlar senin bir şey bilmediğini biliyorlar ama hiçbir şey bilmediğini bilmiyorlar. Asla geri planda kalma. 
  •  İlk hedefiniz İşyeri ileri… 
  • Kendinle birlikte diğer pasif kalan adayların aktifleşmesini sağlamaya çalış. Böylece birleştirici ve yönlendirici liderlik özelliğini grup mülakatında öne çıkararak kolaylıkla sivrilebilirsin. 
  • Asla hiç kimseyi eleştirme sen işine odaklan. Kimse ile yarış yapmıyorsun saygı ile dinle, sen konuşurken de başkalarının dinlemesini sağla.  Ama her ne yaparsan kibarca ve AŞK’ la yap.    

                                                En çok denenen grup mülakat denemeleri 

  • Play back olarak aklımda kalan bir kelime var. İngilizcedeki anlamı geri çalma demek. Aklıma yerleşmesinin temel nedeni ise, bir uzman çavuşun askerlik vazifemi yaparken bölüğümüzde topluca koro halinde marşlara ses vermeyen ama ağız oynatan arkadaşlar için kullandığı ifadelerdi. Türkçeye biraz daha yontmaya çalıştığımda, taklitçilik ve tekrarlayamamak gibi anlamlar çıkarmaya çalıştım. Birbirinden farklı ifadeler olsalar da,  bu meselede asıl konu grup mülakatında verilen görevlere göre misyon yüklenip rol yapmak, tiyatronun bir parçası olmaktır. Her aday verilen görevi süper Mario gibi tamamlayarak, bir sonraki aşamaya geçişi sağlıyor. İçlerinde aranılan yeteneklere sahip olanlar bir sonraki eleme aşamasında kendilerini bulabiliyorlar. 
  • Denge sağlayıcıları, aslında bu da benim kendime göre tanımladığım bir kelime buradaki nihai amaç fiziken görevler vererek el becerilerinin ve birbirini tanımayan insanların dakikalar içerisinde ekip çalışmasına uyumlu olup olamayacaklarını öğrenmeye çalışan bir sistemdir. 
  • Münazara : Maalesef genç nesiller bu kelimeye birazcık yabancı kaldı. 2006 yılında katıldığım izcilik kampında ilk kez duyduğum bir kelimeydi. Farklı görüşlerin kelimeler eşliğinde cenk etmesi de diyebiliriz. Benim kelimem senin kelimeni döver olayının edebiyat bilimindeki ismi de diyebiliriz.
  •   Belli bir Stratejik Plan Dahilinde, grubun görüşlerini ortaya koyarak mantıklı bir sonuca en kısa sürede ulaşması istenir. Amaç fikri hür vicdanı hür çalışanların özgür ve bağımsız karar alabilmesi, işletmenin faydası için nitelikli ve kaliteli fikirler geliştirmesidir. 
Görüşme esnasında her iki tarafta diğerinin aklından geçeni merak eder.

Buraya kadar her şey tamam…  

Da eksik olan bir şeyler de yok değil sanki ;  

Grup mülakatı da tuvaldeki resme senin atabileceğin rengarenk fırça darbeleri ve farklı kalınlıktaki uçlarının bıraktığı izleri de ana temada birleştirerek sanat eserine çevirdiği noktadır. Bu nedenle bazı anahtar kelimeler senin işe giriş ve istediğin süre kadar kalıcılığını belirleyecektir.   

Elbette birisi söz alacak ve bir şeyler söyleyecektir. Sen de onun çizdiği yol haritasını kılcal damarlara ayırmadan, detaylandırmaya bak. Buradaki temel faktör az kelime ile nokta vuruşu vurgu yapabilmektir. 

Peki onun fikrine alternatif sunmak istiyorsak ne yapmalı dersek te, onun fikrini ezmeden benim şahsi fikrimde bu şekilde diye ekleyebilirsin. 

Unutmadan ;  

Tüm konuşmana ilaveten, diğer adayın fikirlerine alternatif fikir sunduktan sonra da diğer adaylara da düşüncelerini sorarak hem onların fikirlerine saygını hem de ekip çalışmasına uyumunu göstermiş olursun.  

Hepsinin sonunda ;  

Tüm bu aşamalardan geçebilirsen bireysel görüşme süreci başlar, önce İnsan kaynakları yetkilisi ile başlayan süreç, işletmeye göre yetki tanımları güncellense de prosedür kurumsallaştıkça benzerlik gösterir. İK yetkilisi, kategori uzmanı, veya departman sorumlusu, işletme müdür yardımcısı, İşletme müdürü tabii ara süreçlerde kurumsal şirketlerde sıkça uygulanan online kişilik – karakter analizi sınavı süreçlerini tamamlamak ile işe sözleşmeli olarak kabül töreni başlamakta… 

 Bazen becerilerinizi sunmanız insanları ikna etmeniz hipnotize edici bir iletişim tekniği uygulayarak kelimelerin gücüyle insanlara hükmetmeniz gereken işler olur.    

Metropollerde yaşayanlarımız bilir, toplu taşımada özellikle metrobüs ve  şehir içi yolcu taşınması esnasında insanlara konuşarak yol istemek çok zor bir durumdur. Durakta durmak için, düğmeye bastığımı gören ve kırmızı yandığını fark eden biri sırf rahatsız etmek için belki de kendi rahatsızlığı da olabilir. Tekrar düğmeye basmamızı istediğinde ben direkt basıyorum hiç durumu anlatmak için enerji harcamıyorum. Çünkü söze başlamadan o yol bitmiş olacak. Ama iş hayatı böyle değil maalesef. 

Özel sektörde yeni mezun ve hiçbir tecrübesi olmayan dayısı, amcası, kuzeni olmayan bireyler için en rahat iş bulunan iş kolu hizmet sektörüdür. Daha basit ismiyle marketler, fabrikalar dönemsel veya proje bazlı personel alımı yapılan işletmelerdir. Burada yapacağınız genel olarak iki iş vardır. Ya bir ürünün tanzim tanıtım sergilenme satış öncesi sonrası gibi hizmetlerinde hizmet vermek ya da bu satış yapılırken al ver ekonomiye can ver mantığında patronunuzun kasasına para koyan kasiyer olarak yer edinirsiniz.  

Hangisinde olursanız olun misafiriniz konumundaki müşterilerinize, en kısa sürede en iyi hizmeti sunmalı, ikna etmeli ve sürekliliği üretirken zor problemlerine kısa sürede kalıcı çözümler bulmalısınız. 

Genellikle sizden uygulamada beklenen anlık olarak ürün tanıtımını yapabilmeniz olsa da, bazen özel durumlar sonucunda ppt. Uzantılı dosya hazırlayabilirsiniz. Genellikle önceden haberiniz olur ama bazı ultra kurumsal işletmeler iki ayağınızı bir papuca sokmak için son dakika şaşırtıları (sürprizleri) yapıyormuş. Asıl amaç sizin sunumunuzu dinlemek değil, tavşana kaç tazıya tut demekmiş. Sizin panik olup olmadığınızın kontrolüymüş. Yaşadım ve mülakatı yapmak isteyen kişinin benden daha az bilgi sahibi olduğunu fark edip, görüşmeden nezaket kuralları eşliğinde müsaade isteyerek ayrılmıştım. 

Umarım senin için faydalı ve farkındalık yaratan bir yazı olmuştur. Yazarken hiç düşünmeden yazdığım aklımda birleşen kelimeler ile çatışarak bir araya getirdiğim Çin seddi gibi cümlelerim dolayısıyla affına sığınırım.  

Unutmadan ekleyelim ;  

Sunumu ister görsel notlar eşliğinde ister sözel olarak yapın. Belli noktalara dikkat etmelisiniz. 

  • Sunum konu ve ana hedeften sonra sırayla sonuca ilerle. 
  • Kısa net cümleler varsa görsel ile dinleyicinin aklına yerleş. 
  • Sunumda yer almamış ama şaşırtı sorulara karşı hazır ol. 
  • Sakin ol ve göz temasını sakın kaybetme. 
  • Sesin tüm dinleyicilere eşit olsun. Kendinden emin ol. Senin anlatacağını en iyi sen biliyorsun. 
  • Önceden belirlenen sürede tamamlamalısın, bununda yolu tekrardan geçer. Ve imkanın var ise, son 5 dakikanı soru cevap için ayırarak sunumu riske alarak kendi lehine çevir. Kaçamıyor isen, sayısal veriler harici yuvarlak değişken bilgiler sunabilirsin. Akademik savunmamda çok faydasını gördüm. 

 Yazının Sözü Uygulaması  :  

Hayatının sözünü kontrol sende olduğu sürece sen yazarsın, bunun için ilk hedef kendi potansiyelini tanımak ve kendine koyduğun sınırları kaldırmaktır. 

İş hayatında tasarruf edebilmenin basit yöntemleri

Her işletmenin hedefi kar elde etmek kazancını katlamak , yapabildiği en iyi ciro ile günü haftayı ayı hatta seneyi hedeflerini tutturarak horizon programındaki yeşillerle boyalı alan sayısını arttırmaktır. 

Bunları yaparken hizmetin kalitesinden ödün vermeden de kazanç sağlanabilir bunun yolu satın alma konusundaki maharetinizden etkin ve verimli kullanımınızdan başka değişle de tasarruflardan geçiyor.  

Satın alma deneyiminizi iyileştirmelisiniz. 

Bir taraf satış pazarlama ayağını yürütürken diğer taraf alıcı rolündedir. Ofis malzemeleri, temizlik ürünleri, kağıt ya da teknolojik aletler, satın alırken dikkat edilecek bir çok detay olsa da, tekil veya toptan alışverişlerde iyice araştırmak aynı ürünün farklı satıcılarda çok farklı fiyatlandırılmış olarak bulmak münkün. Eğer internetten alım yapıyorsak karşılaştırma imkanı veren www.n11.com, www.cimri.com veya www.akakce.com gibi internet sitelerinin iyice incelenmesidir. Fiziksel olarak görerek alışveriş yaptığımızda ise bilinen satıcıların aynı dönemdeki veya satın alma dönemimizdeki söz konusu ürün kampanyası takip edilebilinir. Yaşadığım bir tecrübeye göre, eski çalıştığım işimde büyük market zincirlerini yerinde ziyaret ederek satış destek personeli olarak çalışırken, 48 TL olarak gördüğüm PAREX marka bir temizlik ürününü farklı rakip bir zincir markette üç adedini 38 TL ‘ ye satın almıştım.  

Ayrıca satın alım deneyimlerinizde satın alabileceğiniz işletme seçenekleri kısıtlı ise, tedarikçilerle pazarlık yapabilirsiniz, indirim isteyerek bunu değerlendirebilirsiniz. Hatta, örneğin bir ofiste kesinlikle kullanacağınızdan emin olduğunuz A4 kağıtlar gibi ürünleri yıllık sözleşme yaparak ek indirim imkanlarınıda değerlendirebilirsiniz. 

Proje bazlı part time personel çalıştırmak 

Personelin etkin ve verimli çalışamadığı odaklanamadığı zamanlarda olur ama öncelik onlara baskı kurarsanız bu baskı süreci verimliliği daha da düşürecektir. Fakat global ekonomi şartları sert olduğu için belli dönemlik kısa projeler ve ofiste çalışmadan da iş yapabilecek kişiler için kısa süreli çalışan bulundurabilirsiniz. 

Tasarruf tedbirleri uzun vadeli planlandıkça anlam kazanır. 

Çalışmadığınız dönemlerde açık kalan bilgisayarlar ve fişe takılı unutulan adaptörler yazıcılar, aydınlatmalar, televizyonlar size elektirik su ve doğalgaz olarak eklendiğinde TRT payının’ da ekte bulunduğunu unutmamak gerekir. Ofis aydınlatmalarının seçimleri, bol ışık alarak gündüz vakti ışıklar yanmadan da aydınlatılabilen bir ofis, ve de ışıkları yayma özelliği olan boya renkleri kullanabilirsiniz. 

Teknolojik sisteme geçişle çıktı maliyetini azaltarak, çevrimiçi ortak belge çalışma yöntemlerini kullanarak belge saklayabilir, iş gereği çok fazla veri çıktısı almanız gerekse tek kullanımlık yerine doldurulabilen tonerler kullanmalısınız. Dolar ile değişen ve sürekli artan teknolojik malzemelerin alımını azaltmak için uzun vade sizi idare edebilecek ikinci el ürünleri alarak sonuç odaklı gidişerek işleve odaklanabilirsiniz. 

Iletişim@mesutaydeniz.com 

Yazının Sözü Uygulaması :

“Ak akçe kara gün içidir”. sözü ile tecrübenin önemini yedek akçe‘ nin her zaman her alanda ihtiyatlı olmanın gerekliliğini hatırlatmak istedim.

Eyy yeni mezunlar…

Biraz geriden başlarsak eğitim sürecinin bitimi ile çalışma hayatında kendimize yer arıyoruz. Ama önceliğimiz aramak ile başlıyor. Kimimiz lise eğitiminin bitimine mütakiben, kimimizin ki de, çok ayrı bir macera oluyor çünkü, üniversite mezunu olup, bizi şehrin girişinde noluur gel, bizimle çalış diye yalvaran iş sahipleri ya da müdürleri olduğunu varsayarak ben üniversite mezunuyum. Mühendisim, Mimarım, İnsan kaynakları uzmanıyım, veya sağlık bölümü okudum iş neki ben  işe gitmem iş bana gelir diyorsanız bu yazı tam size göre…

Yıl 2011 liseden yeni mezun oldum. Öncesinden kısaca bahsedeyim. Yazı yazmayı sevmez, okumayı sevmez, ilk okulu bitirse mucize sayılmalı… Denilen okuma yazmaya bile 4. sınıfın başında telsiz merakı keşfedilip oyuncak telsiz alındı diye geçen okumaktan ve yazmaktan hatta konuşmaktan nefret eden asosyal bir çocuktan bahsediyoruz. Bin bir ilginçlik ile bu çocuk 2011 yılında lise bitirdi… Nasıl mı ?  

Hakkımda söylemekten hoşlanmadığım bir sır vereceğim çünkü başkalarının araştırıp bulması yerine kendime dair açıklarımı kendim deşifre etmeyi tercih ediyorum. Zaten okumayı sevmiyor diye ilköğretim öğretmenlerimin zorlaması ile, evime en yakın meslek lisesine kaydımı yaptırılmasına razı göstermek zorunda kaldım. Lise 1. sınıf Çin işkencesi gibiydi bugün bile ızdırap kelimesi ile lise hayatımı tanımlayacak kadar iyi hatırlıyorum. Dönemimde 2,50 ortalama sınıf geçme ortalamasıydı. Sırf okulu sevmedim diye devamsızlıktan kalırım diyordum ama bu nasıl bir modelse neredeyse hiç devamsızlığım olmadı. Yıl sonu 2,49 ile sınf tekrarı dedikleri ana kadar her şeyi boşlamış ve dünyayı umursamıyordum. Ta ki arkadaşlarımın ben sınıfı geçsem bile bir sene önce mezun olacakları gerçeğini anlayana kadar… 

Bilişim teknolojiye merakımı fark eden bilgisayar öğretmenlerim Sinan  Bayram ve Emil Çay bendeki yeteneği fark edip bana sahip çıkana kadar da diyebiliriz. İşte o vakit bende bu işi yaparım dedim, görende ülke kuruyorum sanacak, gözümde büyüttükçe de büyüttüm… Ertesi yıl 2,51 ile mezun oldum. Ama gurur yaptım kendimce ve kendimi düz lise denilen liseye kayıt aldırdım. ( Okul süper lise idi sonradan Anadolu lisesi olunca bende mezunu olmayı başardım. Yoksa keramet bende değil.) Oradaki öğrencilik hayatım apayrı bir fiyasko oldu. En sonunda yeter artık kurtulalım diyen kıl payı 1 – 2 puanla sınıf geçtiğim bir süreçle birlikte hocaların zorlaması ile okuldan mezun olmayı başardım. Mezun olduğum esnada bir Bilişim Teknoloji alanında bir derneğin İstanbul Şubesi adına, Türkiye de ilk Liselerde bilişim projelerini yöneten koordinatörü sıfatınıda alarak mezun olmuştum. Çekirdekte olsa ekipte bilişimci olmayan tek kişi olarak’ ta kendime yer edinmiş o günden sonra Türkiye de neredeyse hiçbir alanda konu uzmanının konuşmuyor olmamasını da yadırgamaz olmuştum. 

Unutmadan eklemeliyim ki, liseyi 5 yıl okumama rağmen hazmedememiş olacağım ki, üniversite ek tercihleri denilen bir olayın varlığını tesadüfen mezun olduktan bir sene sonra öğrendim. ( Lise 3. sınıfa geçtiğim yıl yani 4. yılımda liseler 4 yıl oldular. +1 ile lise 5 sene sürdü ama bana oda yetmedi resmi mezuniyetim üniversiteye yerleştiğim kesinleştikten sonra oldu.)

Devamında zaten çalışmadığım üniversite sınavına uzun yıllardır yaşadığım görme problemlerini de ekleyerek girdiğim sınavda aldığım düşük puanla sadece tercih yapmak için yapmış olduğum tercihlerde es kaza diğer ilgi alanım siyaset ile alakalı “ Mahalli idareler ve yerinden yönetim programına kayıt yaptırarak kırılma noktasına geldiğimi fark ettim. Okul sürecini hızlıca geçeceğim ancak, hocalarım ile tatlı atışmalarım ile okuldan normal süresinde mezun oldum. Örneğin genç bir hocamız ile bize yerel yönetimlerde televizyon kanalları ve sosyal belediyecilikten bahsederken ben bu kanalların frekansları konusunda hazırlamış olduğum bilgileri paylaşıyordum. Resmen hocam ile yarışıyordum her geldiğinde yeni bir şeyler öğrenip kendisine sunuyordum ki… 

En sonunda bir gün yanına çağırıp, bak senin yüzünden ders işleyemiyorum derse gelme zaten ödev ve sınav notların iyi diyene kadar bu böyle devam etti. Ondan sonra birkaç derse girememiş olsam da sonrasında sessizce dinlediğim için hiç problem yaşamadım. Her şeyi ile ilginç anılarla mezun oldum.  

Derken, asıl eğitim merkezi olan hayat okulunda kendime yer edinmeye aralara sıkışmaya aslında sıkışmaya çalışmak dışında bir yol kalmadığını anlamaya başlamamla yeni bir dönem başladı… Televizyon dizilerindeki o şaşalı lüks hemen iş bulan sınırsız anlık istek ile yaşayan gençlikten eser kalmadığını gerçekler tregetyası’ nın başladığını yaşayarak öğrendim. 

İstanbul’ a tekrar sürgün için tekrar döndüğümde aylarca iş bulamadım. Gerçi iş nasıl bulunur nasıl başvurulur ? Ne söylenir nasıl söylenir bilmiyordum.  

Tüm umutlarımı yitirdiğim bir gün bir akrabam beni arayıp çalıştığı şirkette personel ihtiyacı olduğundan bahsettiğinde işi sormamama rağmen işin zorluklarını ve üniversite mezunusun çalışabilecek misin çalışanlar ilk okul mezunu bile değil dediğini hatırlıyorum. Gurur ego yapmanın değil çalışmanın zamanı diye buluşma takvimini soruyordum. İşin gıda içerikli olduğu dışında hiçbir şey söylemeden beni görüşmeye aldılar… 

Şirketin İsmi Düzey A.Ş o dönem şirketin çalıştığı A grup isimli taşeron şirkette görüşmeye girdim. İlk soru beni tanımak istemeleriydi. Yaklaşık bir dakika bekledim kendim hakkında hiçbir şey diyemedim. Görüşmeye giren bir hanımefendi vardı. Hadi o zaman adın ve nereden oturduğunla başlayalım dedi. Kekeleyerek büyük bir heyecanla çok büyük bir iş yapıyormuş gibi onlara kendimi anlatmaya çalıştım. Sonra süt içer misin dediler. Evet Pınar süt içerim dedim, durdular neden tercih ediyorsun dediklerinde yağ oranını beğeniyorum dedim. Bundan sonra “SEK” içer misin dediler. Alkole karşıyım dedim. Meğerse “SEK”  süt ve yoğurt markasıymış. Ardından bildiğin çikolata markalarını say dediler başladım Nestle, Ülker, tedelle, şokella diye sıralamaya birisi atıldı Nutella’ yı en sona bıraktın galiba diye… 

Kısaca yok ben Nutella yemem hiç denemedim diyiverdim. Bu kişi iyice sinirlendi ama neye kızdığını anlayamadım. Oradaki Hanımefendi tamam Mesut sen çık dışarı seni haberdar edeceğiz dedi.  

Yani “Biz seni ararız”  

çıktığımda orada tanıştığım bir kişiden öğrendim ki Sek ve Nutella’ nın da içinde olduğu bir dizi ürün için görüşmeye gelmiş ürünleri istemeden kötülemişim.

Yine olmadı diye hayıflanırken eve geldim. Ertesi günü O hanımefendi Ayşe hanım beni aradı ve Mesut sana bir  liste gönderiyorum onları hazırla yanıma gel dedi. Tek cümle sordum Benim iş olayı ne oldu belli oldu mu ?  

O kahkahasını hala unutmuyorum. Sen evrakları al gel anlatırım dedi. 

Ilk işime işte böyle başladım. İnsan bu kadar saf olabilir mi diyebilirsiniz. Ailenin aşırı koruması hazır para ile yaşam beni bu acımasız dünyaya böyle hazırlamıştı. 

Sonradan öğrendim ki görüşmemiz tamamen düzmeceden ibaretmiş, ekip liderimiz Suha bey, o akrabamı tanıdığı için işe alınmamı istemiş ve alınmışım. A Grupta yaklaşık üç sene çok renkli bir çalışma ve de tecrübe edinme imkanım oldu. Ekipler içerisinde benimle aynı işi yapan 100 – 150 civarı çalışan vardı ve aralarında beni farklı kılan aktif mail kullanıyor olmamdı. Unutmadan what sapp uygulamasını da şirketin verdiği telefon sayesinde tanıma imkanım oldu şaka gibi ama gerçek.. Keşke tanımasaydım da bu kadar zamanım israf olmasaydı… 

Ve başladım çalışmaya o sırada Lisans eğitimimi de tamamlayarak askerlik vazifesi zamanı gelene kadar çalıştım. Askerdeyken çekpas ile paspasın neler olduğunu farklarını da öğrenmiş oldum ki hiç işime yaramayacak olsada bana milat oldu diyebilirim. Ve orada öğrendim ki “ yaşamam mucizeymiş her sakallı dedem değilmiş” 

 Sonrasında madem bunlara sabrettim en dibi görmeden yukarıya çıkmanın resmi olarak tek yolu, tanıdık torpilmiş olduğunu hayat yüzüme çok sert bir şekilde vurarak anlatıyordu.  

Edindiğim tecrübe ile kimseyi araya koymadan ne yapabilirim diye düşünürken kek almak için alışverişe gittiğim A 101 Marketlerinde hiçbir tanıdık olmadan işe girdiğimde çok sevinmiştim. 15. gün istifa ettim.  Sebebi ne iş yaptığımın belli olmaması ve kasada başarılı olamayışımdı. Zaten iki yıl istifa etmeden kalabilen bölge müdürü olabiliyordu.   

İstifa etmeye karar verdiğim gün, haşlamalık mısır satın almaya gittiğim Metro Gross markette çalışma düzeni disiplinli oluşu dikkatimi çekmişti. Kurumsal bir yer ve Alman disiplininin uygulandığını hayal ederek zaten aramazlar doldur gitsin diyerek iş formunu doldurmaya gittim. Doldurduğum gibi personel ihtiyaçları varmış beni işe aldılar. Dedim bu iş oldu en bim bam bom rüyalarım gerçek oldu… 

Hayaldi gerçek oldu dememek lazımmış en sonunda hayal olarak kalıyormuş ;

Rüyalar taki İşletme müdürünün tüm personeli eğitim ve şirket hedefleri konusunda toplantıya çağırmasına kadar yani 2,5 ay kadar sürdü.  İşletme hedefleri stok çeşitleri tedarik zinciri sıcak soğuk satış satış kanalları gibi konular hakkında kopyalar içeren bir kağıdı elime verip toplantıya gönderdiler.

Toplantı esnasında mağaza müdürü bunlar ve benzeri tamamen işletme ve yönetimi ile ilgili sorular sordu. Bende sazan gibi atlayarak hepsini cevapladım. Ve eski personele dönüp 2 aylık stajyer bunları biliyor siz 10 – 15 senedir hala öğrenemediniz dediği an atılıp, – Ben İşletme yönetimi alanında Tezli yüksek lisans öğrencisiyim yani bu alanda eğitim aldım bu nedenle biliyordum deme ihtiyacı hissettim.

Toplantı sonrası endişelenmeye başladım ve samimi gördüğüm bir yöneticiye hata mı yaptım dediğimde hayır aramızda kalsın senin için Nisan dönemi yeni yapılanmada terfi yolu açıldı demesiyle, seviniyordum ki departman sorumlumuz hanımefendi bana hışımla gelip, geldiysen artık sohbeti bırak çalış diye sesini yükseltti. Iki aydır melek olan kişi neden böyle olmuştu dedim bunun sebebini birkaç gün sonra öğrendim. 

Bizim toplantı sonrası yöneticiler toplantısında beni terfi edebilme ihtimalim onu huzursuz etmişti.  Üzerimde Mobing (İşyeri zorbalığı) yapılmaya başlandı. Çalışmamı engellemek için bazı personellerce saldırgan tavırlarda eklenerek giderek zorlu bir süreç haline dönüştü ki, 3 gün sonra çalışırken birden üstüme gelip beni iten resmen üzerime yürüyen departman sorumlusu ben 10 yıl burada çalıştım terfi ettirilmedim istifa edip, tazminatımı yakıp 1 sene şurada şura da çalıştım diye sayıp sonra sen benim üstüme mi geleceksin dediği an ben her şeyi anlamıştım.  Anlamam ve işten çıkarılışım arasında bir hafta geçmedi… 

Çalıştığım süreçte, şirketin satış politikaları gereği içinde bir ürün hasar görünce tüm kolinin sapasağlam olsa bile direkt çöpe atıldığı ama resmi olarak kurumlara bağış yapılıyormuş gibi gösterildiği bir durumu yakinen gözlemleme imkanım oldu. Fakat bir çok ürünün satılabilecek hale getirerek satışa sunduğum için, bölüm cirosu ( Satış oranı karı) artışı da iyice göze batınca çalışmıyor gibi gösterip işime son verdiler. Ben çıkartılırken İnsan kaynakları yetkilisinin mahcubiyetini hala unutamıyorum. Çok iyi bir insandı.  

Bu yazıyı yazmadan 10 gün önce ortak tanıdıklardan aldığım bilgilerle yazabiliyorum ki, işimden olmama sebep olan Departman sorumlusu dahil tüm çalışanlar çeşitli nedenlerden dolayı artık o şirkette çalışmıyor.

Ve Özel sektörde yerden bir çöp aldıysanız ben çöp aldım diye bas bas bağırmanız gerekiyor- muş… 

Edindiğim tecrübeler kazandığım paradan daha çok şey kazandırdı… 

Bundan sonraki süreçte kısa vadeli günlük bir iş bulup çalışmayı bir başka değişle Part- time ( Kismi süreli) çalışmayı denemeye karar verdim. Tezim için kaynak amaçlı kitapçıları gezerken Bakırköy ilçesinde bunan Beyaz Adam isimli çok eski bir kitapçıda personel alım ilanını görüp başvurdum. Birkaç gün sonra görüştük ve başladım.  Üç aylık sezonluk anlaşma yapmamıza rağmen 4. ayımda hala çalışıyordum bu kitapçının diğer kitapçılardan en büyük farkı sahiplerinin ve çalışanlarının çoğunun Ermeni kökenli olmasıydı. Ben bir Azerbaycan Türk’ ü olarak ve onlar bunu çok iyi bilmesine rağmen, bana kendilerinden biriymişim gibi ayırmadan kendi kardeşleri gibi davrandılar. Hatta müşterimiz olan bir “Peder” beni de onlardan zannedip ayine neden gelmediğimi sormuştu. Müslüman olduğumu söyleyince çok şaşırmış bize bu kadar uyum sağlaman çok sevindirici demişti. ( İnsana ve dine çok saygılıydılar müslüman çalışanlar için müslüman bir aşçımız bile vardı.) Tez savunmama zaman ayırmak için istifa etmek istediğimde bana izin verelim çalışmaya devam et diyecek kadar samimi ve içtendiler. O gün istifa ettim onların devleti ile biz savaş halindeyiz ama, savaşları devletler ordular yapar insanlar bu işin sadece mağdurlarıdır. Hala onlarla dostluğumuz devam ediyor ve edecekte… 

Ve bu uzun yazının sonucunda bugüne gelmenin vakti geldi, bundan altı önce ampul alabilmek için bir yapı marketler şirketine alışveriş amaçlı girdiğimde alacağım üründe Yapı kart’ la geçen indirimden faydalanmak için ücretsiz şekilde temin edebileceğim söylenince hemen müşteri hizmetlerine doğru yöneldim. 

Önümde sırada bekleyen iki kişi iş başvurusu formu istemişler, bankodaki personelde benim iş başvurusu için geldiğimi zannedip bana da form verdi. Şaşırsam da kısmette varsa ekmek bize de yemek düşer diyerek doldurdum. Özetle altı aydır kurumsal bir şirkette çalışıyorum ve emeklerimin ekmeğini zahmetlerimin sonucunu görmeye başladığıma şahit oluyorum. Unutmadan 15.11.2020 Yani bugün itibariyle şirket içi kariyer yapabilmem için yol açılarak yeni çalışma yerime atandım. Varsa bir ihtiyacınız Kağıthane Fix’e bekleriz.

                                      Yazının Sözü Uygulaması : 

             Gerçek hayat, minik değişiklikler meydana geldiğinde yaşanır. 

                                            Lev Tolstoy 

Yazar notu :  

Değerli editörüme bu yazıyı hiç göndermedim çünkü; aşırı uzun yazılar okuyucu çekmezler ancak, bu yazıyı yazarken sadece içimdekileri yazmış olmak için yazdım. Kimse okumasa bile ben bunu hislerimle yaşadıklarımla beni yakından tanıdıklarını düşünenlerin görseler inanmayacakları değişimlerimin nereden nereye geldiğini ve hakkımda ilk defa bir yazı yazdığımı hatırlatarak paylaşmak istedim. 

Yukarıda bahsettiğim yazıda anlattıklarım tamamen gerçektir. Dünyadan bu kadar uzak birinin yaşadığı evrimi yazmaktan nefret edip blog yazarlığına nasıl başladığının özetidir. Anlatmak istediğim, yeni mezunsanız ve staj bile yapamadan mezun olduysanız, iş dünyasına yabancıysanız, kısmetinizde varsa o iş sizin olacaktır. Ama  kısmette olan iş kariyer sitelerinde bilgisayar başında, eş dost tanıdıktan haber bekleyerek değil, gerekirse iş yeri iş yeri gezip yorucu veya zahmetli diye ayrıt etmeden bir yerden başlayarak olur. Büyük holding kurucuları da bir yerden başladı hiçbiri oturduğu yerde ona iş teklif etmedi. Hesaplarına dolgun maaşları durduk yere göndermedi. Siz başlayın eğer gerçekten altın iseniz ve o şirket sizi hak ediyorsa O İŞ SİZİNDİR ! 

Metro grosmarkette üst yönetime tanınan hakların çok daha fazlası şuan çalıştığım Holding şirketinde sıradan bir personel iken bana sağlanıyor. Neyin iyi neyin kötü olduğunu zaman gösterir. 

Türk tarihinde bugün ne oldu ?  

  • 1638 Osmanlı ordusu Bağdat’ı kuşatmaya başladı.  
  • 1937 Dersim Harekatı ilk adımı tamamlandı.Dersim İsyanı lideri Seyit Rıza ve 6 arkadaşı Tunceli’de idam edildi.   
  • 1942 İki fiyatlı ekmek satışına başlandı. Memurlar 14, halk 27 kuruştan ekmek alacak.   
  • 1956 Orta Doğu Teknik Üniversitesi kuruldu.  
  • 1967 Kıbrıs‘ta üç Türk köyüne saldırarak işgal eden Rum tedhişçiler, 28 Türk’ü öldürdü, 200’ün üzerinde Türk kayboldu. Olağanüstü toplanan Bakanlar Kurulu, genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanları ile durumu değerlendirdi.  
  • 1975 İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu kuruldu.  
  • 1977 Türk atleti Veli Ballı, Pakistan’da yapılan uluslararası atletizm yarışmalarında ”Maraton” dalında birinci oldu.  
  • 1983 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi.  
  • 1988 Başbakan Turgut ÖzalTürkiye‘nin Filistin Devleti’ni tanıdığını açıkladı. ( Hani her fırsatta ermeni ve yunan sevicisi ve pkk’ ya terör örgütü diyemeyen  filistin’ i tanımaktan bahsediyor.)   
  • 1995 Türkiye Millî Futbol Takımı İsveç’le berabere kaldı. Böylece, ilk kez Avrupa Şampiyonası’na katılma hakkı kazanıldı.  
  • 2012 – Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk millî muharebe tankı Altay‘ın tanıtımı yapıldı.