İflasa beş kala yaşananlar… 

İflasa beş kala yaşananlar… 

Üretmek hizmet sağlamak, yaşamın olağan akışına bir tuğlada ben koyarım demek. Çalışmanın asıl amacı ve doğanın verdiği kadar aldığı bir ekosistem döngüsüdür. Ekonomik düzenin varlığı, tüm canlıların varlığı bu dengede eşitlenirken, çok az  durum ile olay bireylerin insiyatifine bırakılmıştır.   

Bunlardan bir tanesi de yaşadığımız hayatın kalitesi, çalışma koşullarımız ve bizi mutlu edebilecek hedef ve amaçlarımıza ilerlerken belirlediğimiz misyon ile vizyonumuza giden yolda ödediğimiz bedeller silsilesidir.   

Bunlardan birisi de zor şartlarda bulduğumuz iş ve kariyer imkanı olan şirketimizde işten çıkarmaların yada şirketin aşama aşama “KONKORDATO” ya giden taşların diziliminin güzellenerek aşama aşama ilanıdır. Konkordato resmi olarak iflastan önceki ad tamlaması olup belirtili isim tamlaması gibi bir hal durum  alan edat ile ek arasında kalan zamirin özetidir.  

Ekonomik ve insan kaynakları olarak etkin ve verimli yönetilemeyen zamanında önlem almayarak yönetimsel beceriksizlikler ve de holdingleşen yapıların derin çatlağı üst yönetim vurgunları sonucunda, kurbanlık arandığı zaman şirketlerin KOÇ’ ları olan mavi yakalı işçilerimiz  bazı işletmelerde ne yaparsanız yapın işinizden olmazsanız, bazılarında ise görevinizi yaparken  TAŞ gibi yerinde ağır olup şirketinizi korurken  Kod 25 diye insani onurunuzu korurken, kendinizi kapıda beklerken bulabilirsiniz.   

Eğer yeni bir iş gücü potansiyeliyseniz çalıştığınız şirketin mali deplasman da rakipleriyle karşı bilançoları 600, 700’ lerle ifade edilen amortismanları da eklendikten sonra kalan cari hesaplarını  bilerek takip ederek şirketinizin yakın ve orta vadede atmak zorunda kalacağı adımları da gözlemleyebilirsiniz.  

Şirket denilen organizasyon saç ayakları üzerine oturtulmuştur yoksa ortak bir paye varlık gösteremez. Üretim, girdiler, insan kaynakları, mali tablo tabii bu daha kobilerde daha çok anlam ifade eder.  

Bir de genel geçer açık prosedür cümleyle ;  girişimci ( Girişim), emek,  sermaye ve fabrika kurulacak arazi… 

Bunlar var oldukça, varlıkları kendini garantör ülke konumunda buldukça sırtınız pek arkanız sağlamdır.  

Eğer şirketinizde işler kötüye gidiyorsa bunun sebeplerinin bazılarını şöyle sıralayabiliriz. 

  • İşe alımların durması var olan personelin sessiz sedasız istifa etmesi. 
  •  Görev değişimlerinde unvanların görevlerle bütünleşerek belli bir kemik kadroya doğru yüklenmesi  
  • Ani işten çıkarılışlar, 
  •  Maaşlarınızın gecikmesi, 
  • Temel ihtiyaçlarınızdan bile kısılmalar, 
  • Sosyal sağlık güvenceniz tamamlayıcı sigortalarınızın bilginiz dışında sonlanması, farklı beklenmedik bir şirkete şaşırtı olarak geçirilmesi. 
  • Hak ediş primleri azalıyor veya almanızı engelleyecek yeni parkurlar oranlar konuluyorsa. 
  • Sizden bir iş için önce harcama yapıp sonra harcamayı hesabınıza yatırmayı teklif ediyorsa ve bu süreç uzuyorsa. 
  • Stajyer ve proje bazlı personel istihdam ediyorsa. 

Bu ve benzeri adımların atılması toplu işten çıkarmaların yaklaştığını gösterir.  Yasal prosedürleri hatırlayacak olursak, malum günümüzde niyet ediyorlar patron rızası için … 

 20 ile 100 işçi çalışıyorsa en az 10 işçinin, 101 ve 300 arasında çalışan işçi varsa en az % 10 orantısı 301 ve fazlası ise en az 30 işçinin işine son verirse 4857 maddenin 17. Fıkrası uyarınca haksız nedenle yani tek taraflı işten çıkarma yapması durumunda işçinin kıdem ve ihbar tazminatını VERMEK ZORUNDADIR !  

Önemli bir nokta çıkarımlar 30 günlük süre içinde isterse bir gün isterse farklı günlerde olsun toplu işten çıkarmaya girer. 

Bunun tek istisnası, işveren işçi ile anlaşıp istifası alınarak sadece kıdem tazminatının alabileceği işsizlik maaşı dahil, diğer tüm tazminat ve haklardan feragat ettiği iş ayrılış biçimidir.  

İşler kötüye gittiğinde siz neler yapabilirsiniz ? Mesela, sağlık sigortanızı kendi ortaklığı olduğu şirketten ayırıyorsa, şirket içi kritik öneme sahip işlerde kendi kuruluşları dışındaki kuruluşlara artık iş aktarıyorsa, sonun başlangıcına sıra gelmiştir.  

Hizmet alım gecikmeleri, işe alımlarda ihtiyaç olmasına rağmen alım sağlanmaması gibi durumlarda bunun sizi ve çalışma arkadaşlarınızı nasıl etkileyeceğinizi yöneticinizle görüşerek daha net bilgiler edinmeye çalışın.  Belli kritik işler ve atamalar harici yapılamıyor bütçe onaylanmıyorsa, belirli rol ve ekiplerin görevlerle birleştirildiğini tamimlerde görmeye başladıysanız. Küçülen departmanların küçülmesine rağmen iş yetiştirememesi gibi durumları iyice gözlemlemeye başladıysanız. 

Artık yeni şirketiniz için görüşmelere başlayabilirsiniz 17. Maddeden işten çıkarılmanız an meselesidir ve çocuklar taş yemeyeceğine göre, size de yeni bir iş gerekecektir.  

Satış pazarlamada satışını yaptığınız ürünleri müşteriye temin edemiyorsanız, ürünler satıştan kaldırılıyor yerine yenisi gelmiyorsa, yönetim tarzınızda değişiklikler başladıysa,  

Ar- Ge faaliyetleri azaltılarak sonlandırılıyorsa, ekiplerin görevleri otomasyon sistemlerle artık kişi sayısını azaltmak yolunda bir adım atıyorsa, soru işareti olan eli kolu bağdaş kurarak oturan yöneticiler meydana çıkmaya başladıysa, yöneticilerdeki her zamanki tipik hal tip box hale döndüyse… 

Musa Eroğlu’ nun dediği gibi yolun sonu görülüyor diyebiliriz. 

Yazı dipnot :  

 600 ‘ lü hesaplar ; 

İşletmenin ülke içinde yaptığı satışların brüt tutarını gösterir. Satılan malların tutarı 600 YURTİÇİ SATIŞLAR hesabında gösterilir. Satışın KDV’si müşteriye yüklendiği için 391 HESAPLANAN KDV hesabı alacaklandırılır. 

700’ lü hesaplar ; 

Muhasebenin genel hesaplanmalarından maliyet hesaplanmalarının ayrı olarak gözlemlendiği gelir ve gider dengesinin takip edildiği ikame oranların izlendiği hesaplar. 

Bonus :   Bodrolarınızda enteresan gelişmeler yaşanıyorsa, şahsen benim bodrom şampiyonlar ligi gibi… 

Bürüt gelirde % 30 dan fazlası maaş bodrosunda kesiliyorsa mesela, benim bordromda % 27 olarak gösteriliyor. Hak edişlerimin yarısından birazı gerçekten doğru mu bana güven vermiyor. Temel sebep, belirsiz enflasyon ve ekonomik sistemde kesinti yapmak gerektiğinde amortisman mantığındaki ücretlerin sosyal yardımların ve ilgili vergi türlerinin ŞİRKETİN GİDERLERİNİ AZALTARAK giderimiz çok ey devletim vergiyi kısmamız gerek deyivermesinin en kısa yolu olmasıdır. Kesinti ve yedek akçe sistemi işverenin ilk savunma hattı olsa da, mesela, bizim şirkette yaptıkları gibi meslek kodlarını doğru vermeyerek maaşları düşük tutarak, tazminat ve sosyal hakları doğru ve hakkıyla ödemeden VERGİ KAÇIRMANIN MESELA’ sıdır.  

Size ne düşer sersek, BONUS CEVAP’larda MESELALARDA GİZLİ OLSA GEREK. 

Korkulu rüyalar, mülakat esnasında maaş talebinizi belirlemek. 

Temel politika az maaş az mola çok iş olsa da genel müdür dahi olsak, hepimiz ücretli çalışanlarız. Bunu hiç unutmadan pirimi maaştan çok alıyormuş gibi çalışıp, yan ve sosyal hakları dolgunmuş gibi de rahat davranacağımız bir işyerinde çalışmayı hangimiz istemeyiz ?  

İşte o güzel arabalara binmek, caka satmak için iyi şirketlerde iyi maaşlarla çalışabilmek ve eğitiminizi de yan hak gibi oryantasyon gibi gösterip güncel göstermekten geçiyor. İkiden fazla şirkette çalışanların aklından geçen örnek soru şirketin belirlediği hedef net maaş oranından yukarıda maaş talep eder miyim endişesidir. Eğer senin istediğin maaşı veremiyorlarsa iki sorun olabilir birincisi şirket Sabancı gibi yapmıyor iyi elemana iyi maaş verip geri kalanının onun becerisine bırakmıyor böylelikle, kaliteyi tesadüfi bir gelenek olarak görüyor, veyahut iyi elemana iyi maaş verse de siz iyi eleman olmadığınız için o maaşı teklifini size yapmıyor ve kendinize başka şirketlerde yer edinmeye çalışıyorsunuz.  

Kısaca net maaşınızı talep etmenin nokta vuruşları… 

  • En klişe ancak elle tutulur cevap ilerde görüşülebilir denilmesidir. Sonuçta sadece şirket sizi işe almıyor sizde şirketi kendinize uygun olup olmadığı verimli çalışıp çalışamayacağınız konusunda tartıyorsunuz. Eğer korku dolu soruyu geciktiremiyorsan, şirkette geliştirilmesi gerektiğini düşündüklerini ve şirkete ne kazandırabileceğini ifade etmen böylelikle konu değişerek zaman kazanman münkündür.  
  • Geçmiş iş deneyimlerin sayesinde talep edeceğin maaş ortalama bellidir, bununla birlikte bir çok iş arama kariyer sitesinde bahsi geçen pozisyonda çalışanların paylaştığı maaş istatistikleri de bulunuyor. Ben aklımdaki maaşı talep etme konusunu uzatınca şirketin insan kaynakları yetkilisi, bu rakam üzerinden konuşalım demişti. Bahsi geçen rakam benim talebimin üzerinde olduğu için, uygundur diyerek konuyu kapatmıştım.  Her işinizde bir önceki işinizin en az bir kademe üstünde maaş talebiniz olsun ki şirketler değerinizi anlama yolunda bir adım daha atabilsinler.  Unutmadan bazen maaş eski maaşına çok yakın olsa da şirketin sana sağladığı imkanlar maaşından fazla sana kazanç sağlıyorsa sende ben gibi harcamışım maaşı diyerek rölanti’ ye alabilirsin.  

Dipnot : Bir hastalık var derler ki, hangi branş ve işe başvurursan başvur fark etmeksizin önceki işteki maaşınızı sorarlar ki ne kadar kırpsak faydadır demek için, bu zarfa düşme ve “net maaş” + üstü x miktar önceliğin olsun. Bürüt maaş cebine giren miktar olmadığı için ona göre plan yaparak isteyebileceğin zam oranını bilmeden düşürebilirsin. Artı sosyal haklar diye ekleyebiliriz de burada onların üstüne artı katacak bir şeyler varsa ve eski yerinizde rahatsanız her zaman değişiklik aceleye gelmez.  

  • Seni istenilen maaş konusunda dönme dolap misali ısıtılıp önüne konulan bozulmaya yüz tutmuş yemek gibi talep edilen maaşın soruluyorsa, pazar araştırması sonrası pozisyon için maaş aralığı belirtirsen çok daha net bir gelir elde edersin. Vereceğin düşük miktar eski maaşından  X kat fazla olmalı ki net maaşın arttıkça sosyal hakların ve bürütün de artış göstersin. Eğer beklediğinden de düşük teklif gelirse de, hemen gemileri yakma geri dönmeyeceksen burada geçici bir dönem işleyiş tecrübesi edinip, limanı yakmak için hazırlık yapabilirsin.  
  • Maaş teklifini aldın iyi güzel ama, sakin akılla düşünmek için teklifi yazılı olarak maaş ve yan hakların listesini istemeyi özellikle münkün ise resmi şirket mailinden mail göndermelerini istemelisin. Duruma göre 5 İş gününü geçmeyecek şekilde son kararını bildirirsin.  
  • Maaş ıskalanızı işvereninde öğrenmesini inanarak arttırmasını istiyorsan önce kendin inanmalısın. Seninle benzer veya aynı pozisyonda maaş alan kişinin gelirine odaklanacağına, şirketine katacağın faydayı ve bunun maliyetine odaklanmalısın böylelikle, ters köşe mantığı ile terfi edilme dönemine girdiğinizde bu başarı için elde edilen efor talep edeceğiniz “Net oranlı maaş” ile birlikte listeli olarak işte bunu bekliyordunuz şeklinde bir hatırlatma sunabilirsin. Onlarda kendilerinde fayda maliyet analizini yapmak zorunda kalarak ona göre senin bu tecrübeni rakip şirkette neler katabileceğini maliyet olarak görerek gerekli şirket için en faydalı ve ucuza mal olacak kararı verebilecektir. Mesela perakende sektöründen basit örnek verelim. Etiket kesilirken yapılan kağıt israfı ve bunun sağlayacağı tasarrufun sayesinde maliyet faydası ile dijital etiketlere geçerek hem zaman hem de fiyat etiket hatası problemlerinden kurtulmuş olacağınızı belirtirseniz ve bu gibi çalışmalarınızı da maaş artışının sebepleriyle örtüştürdüğünüzde oluşan listeyi maaş görüşmesi yaptığınız kişiye ilettiğinizde sorunlar çözülecektir.  
  • Ben yeni mezunum diyorsan da çalışmaya ve mesleğine duyduğun heves ve de meslek ahlakını, etik değerlerini ortaya koyup %  5 ile 15 arasında bürüt orana yansıyacak ekstra bir gelir elde edebilirsin. 
  • Genel olarak biraz tecrübe sahibiysek,  

Önce bir teklifte bulunmalarını bekledikten sonra, formda sorarak kelime oyunculuğu yapıyorlarsa orada çalışmak isteyip istemediğinizi bir daha sorgulayın denemek istiyorsanız da rakamları boş bırakın.  

  •  Sözlü sorduklarında maaş teklifinizden önce XXL şirketinizde istatislik ve analiz birim müdürlüğü Pozisyonu ile daha çok ilgileniyorum. Görev tanımını daha net çizgilerle belirleyebilirsek ona göre teklifinizin ardından kendi fikrimi de paylaşacağım. Dediğinizde iyi bir zaman kazanma imkanınız olacaktır.  Pazar ve şirket hakkında bilgilerinizin güncel olduğuna emin olmalısınız ve münkünse görüşmeler öncesi de iş mülakatları ve mülakat yapacak kişi hakkında çalışanlardan bilgi edinmeye çalışın. 
  • İkinci hamleleri ilk 15 dakika içinde gelecektir. İşveren olarak teklifin sizden gelmesi gerektiğinden ona göre bende maaş teklifini değerlendirebilirim diyerek son teklife hazırlık yapılabilir. Son hamle de de kumar oynayacaksanız hak ettiğim maaş miktarını mevcut ve benzer pozisyonlarda benimle aynı tecrübeye sahip rakip şirketlerde çalışanların maaşlarını ve haklarını da insan kaynakları yetkilisi / Uzmanı olarak siz daha iyi biliyorsunuz bu nedenle siz bunu daha iyi bilecek durumdasınız diyerek  pimi çekilmiş el bombası misali anlık bir panik havası oluşturarak artık karşı tarafın hamle yapmak zorunda kalmasını sağlayabilirsiniz. En kötü olasılık size düşük bir maaş söylerler ve sizde bu maaşla çalışamam dediğinizde anlaşamazsınız ve de hem şirket hem de siz maaşta anlaşamadık dışında bir söylemde bulunamazsınız böylelikle şirket sizin değerinizi anlarsa daha üst bir pozisyonda daha iyi bir teklifle gelmeye hazır olacaktır.  
  • Teklife rağmen maaşı beğenmediyseniz bunu ses tonunuzu incelterek yavaşça tekrar edip demek benim XXL Şirketi Denetim ve analiz departmanına katacağım fayda için şirketiniz bana 15.700 TL Net maaş teklif ediyor demek dedikten sonra sessiz kalın. Size yapacağı anlaşma konuşmasından sonra, şirketin size vereceği araç, yakıt sosyal harcama kartı hafta sonu izni veya hibrit çalışma izni gibi hakları da değerlendirebilir son kararınızı da verebilirsiniz.  

  • Şirketiniz kar kazanç açıkladığı dönemler zam istemenin güneşli aylarıdır. Eğer mevcut durumunuz sizi artık tatmin etmiyor ise, yeni bir işe başlamak mı yoksa çalışılan işte maaş pazarlığı mı sorularına kendimizi muhatap bulabiliriz. Önce beklentilerini bir ajandaya yazarak mevcut ve ihtimal işlerin senin hedef kartınla örtüşüp örtüşmediğine karar vermek gerekiyor. Kendi değerini hem kendin bil hem de öncesinde yöneticilerinin öğrenmesine yardım et. İletişimsel olarak kendini pazarlamayı bilmen gerekiyor, daha önceki rakamsal başarılarından departmanının nereden nereye geldiğinden bahsederken kişisel sebeplerin evlenmen, yeni eğitim imkanlarına bütçe ayırmak istemen, çocuk sahibi olacak olman gibi sebepler ile rakamları net oranda arttırabilirsin. Küsüratlı rakamlar vererek detaylı düşünüyorum demek isterken sizin istediğiniz maaşın altını vereceklerinden net rakamı da düşürmemiş olursunuz. Şirket zammı kendi belirlediğini sanıyorken sen şirketin kararını şirket adına veren danışmanlık firması gibi olursun.
  • Şirket politikalarını iyi takip edin eğer varsa çalışan el kitaplarını hatim edin. Sizin maaş oranınızı belirlemek için haftalık aylık ve yıllık performans hedeflerinizin incelenip incelenmediği, maaşların çalışma saatine mı yoksa çalışan kıdemine göre mi olduğu ( İki bekar çalışanın maaşlarının birbirinden farklı olması başka türlü anlatılamaz.)  Zam kararını kim neye göre bildiriyor ve kime bildiriyor ?  
  • Maaş oranınızı belirlerken iş tanımınız, geçmişten bugüne kıdem ve tecrübeleriniz, geçmiş sorumluluklarınız, eğitim seviyeniz ve statünüz bunları belirlemede etkindir.  
  • Mesleki dergi ya da araştırma yazılarını rakip şirketlerin yaptıkları kampanyalar dahil araştırın ve öğrenin kendi şirketinize uyumlu hale getirerek geliştirip sunduktan kısa bir süre sonrada zam teklifi konusunda değerlendirme yapabilirsiniz.  
  • Çalışma geçmişinizi tiklemeyi unutmayın, bir bakıma tik yağı ile koruyucu kullanan bahçe mobilyası gibi olduğunuzu düşünün.  

Mesela, herhangi bir zorlu bir hedef proje satış ya da problemi çözebildiniz mi ? Veya kenarından da olsa etkili olan bir nüans yapabildiniz mi ?  

Hedeflenilen işi yetiştirmek için gerekirse mesai yaptınız mı ? Projeleri zamanında yetiştirip, işe bağlılığınızın sinyalini  anlayabilmeleri konusunda destek oluyormusunuz ?  

Kullandığınız insiyatif örnekleri, süreçleri ve çok daha fazlasını yaptıysanız nasıl yaptınız ?  

Mesela planda olanın dışında zaman ve para kazandırabildiniz mi ?  

Geliştirebildiğiniz bir yöntem mi oldu yoksa standart bir çalışma arkadaşı olarak mı devam ediyorsunuz ?  

Birde şöyle bakmalı, bu yazıyı yazarken yaklaşık 6 ayım araştırma ve sayısız taslak silip yeniden yazmakla geçti, yapılacak en iyi adım gerçekçi ve akılcı bir politika sergilemek. Napalyon’ un Talleyand görevde iken öldüğü haberi gelince verdiği tepkideki olduğu gibi “yine bir bildiği vardır” Şeklindeki açıklamasındaki gibi davranmalısınız. Pozizyon number 10 ama maaşınız istanbul geçim indirimine dahil olmayan agiye göre dahi, yeterli  gelmiyorsa şirketinizin açıkladığı kar oranları ve geçmiş başarılarınızı gösterip gelecekte yapacaklarımın teminatıdır derseniz evi işe götürmek zorunda kaldığınızı da eklemek zorundaysanız, yanlış okumadınız !  

Patron veya yöneticiniz ya size istediğiniz oranda  zam yapmak zorunda ya da size yatırdığı oryantasyon ve süreç yatırımının kat ve kat fazlasını şirketin sermayesini kediye itinayla yüklemeye başlayabilir.  

Ne söylediğiniz değil nasıl söylediğiniz daha ilgi çekici mesela 4.253 TL maaş aldığınızı varsayarsak günlük kazancınız 166.80 TL ye denk geliyor. Haftalık + 160 Tl  zam isteği ekleyerek göze batmadan haftalık kazancınızı 1.156 TL ye haliyle aylık kazancınız da 4.624 TL yaparak kimse fark etmeden ve yanlış hesaplamadıysam 371 TL ekstra bir gelir elde edersiniz. Tabii orta vade kurumsal bir işletmede çalışıyorsanız örneğin  % 14 Zam talebiniz olduğunu belirtebilirsiniz. 

Her şey para zam değil  tabii ki, çalışmanıza karşılık hisse, şirkette herkese açık olmayan alanlara erişim, kartvizitinize farklı bir bakış katacak prestijli bir makam, şirket aracı gibi pek çok kurumsal şirketin sağladığı ama sağlarken kişiye göre fark edip kişiye göre görmediği haklar olarak sıralanabilir. Başka bir değişle zam yoksa çalışma koşullarının iyileştirilmesi gerekir.  

Son dipnotlar ; 

Bu yazımın ardından maaş ve zam isteme konusunda birkaç uygulama pratiği notu hariç, bildiğim her şeyi aktardığıma emin olacağım. Böylelikle yazılarımı düzenli takip eden ve de  istatistiğini şirketlerine göre tutabildiğim 50 den fazla insan kaynakları yetkilisinin de bir çok anlamda hem sorularına hem de ortak paydalarına ve onların kendilerince oynadıkları Ali Cengiz oyunlarının maaş oranı arttırımı kısmında yeni bir bakış açısı kazanmalarını sağladığıma inanıyorum.

Son dipnotlarla yazımı süslemek istiyorum.  

  • Görev yaptığınız departmanda sizin pozisyonunuzda en düşük ve en yüksek maaş ve sosyal haklar ıskalasını listeleyin. Sonra oradan kendinize ortalamalarda bir bütçe belirleyin ve onun 4/1.5-2 fazlasını maaş görüşmesi yaptığınız yetkili arkadaşa söyleyin. En kötü benden selam söyleyin zaten zammı yaparlar. 
  • Daha iyi şartlarda çalışmak için önce kendinizi sonra zammı yapacak yetkiliyi kandırmalısınız. Zaten istediğinizi vermeyecekleri için miktarı çok daha yüksek söyleyin ki istediğiniz miktar bürütten değil, net oranından yatsın. O rakam örneğin 12.450 TL olabilir ama 13.000 veya 12.000 gibi düzleme yuvarlama bir rakam olmasın. Rakamı neye göre belirlediğiniz hikayesini de senaryolaştırdığınızdan kaymağı yenmez.  
  • Siz şirketiniz için değerinizi iyice öğrendikten sonra, istediğiniz olmadığında gitmeniz gerektiğini bilin. Daha azıyla yetinip mevcut değerinizi düşürmeyin. Hiçbir iş değişimi yoktur ki daha düşük bir maaş artışına razı gelinsin. Çünkü her gün bir önceki güne göre daha çok tecrübe edinirsiniz.  

Sorular basit ;  

Kaç yıldır bu işletmedesiniz ?  

Yeni sorumluluklar aldınız mı ? Yetkiniz bunlara kafi mi yoksa arttırılması mı gerekiyor ?  

Beklenen ve gerekenin üzerinde bir performans sergilediniz mi ? 

  • Linkedin.com da iyi görünen bir profil hazırlayıp, düzenli paylaşımlarla takip edilebilen örnek bir kişi olun. Başarıların, ödüllerin, seltifikaların hepsine yer edin.  

 Örneğin, https://www.linkedin.com/in/mesutaydeniz/ 

  • Her işteki gibi zam isterken de heyecan ve gerilimi yenene kadar prova yapın ve perşembe günlerinin değerini bilin. Cuma batan gemi mallarının kaçışı olduğu için olacak işiniz bile red edilebilir.  
  • Odaya girerken pozitif olun ve başınız dik ayağınız her açıdan yere sağlam basacak şekilde durun ve oturun. Genel durum işleyişini sorun konuşun ve duruma göre hamle planlayın.  
  • Şirkete tüm şansı verdinizde kullanamadıysa, geçmişi bırakın geleceğe odaklanın. Yeni görüşmenizde eski işinizde maaşınız buradaki muhtemel maaşınızdan düşükse, dert etmeyin veriyorum tüyoyu, konu değişiyoruz ve yeteneklerimiz çalışkanlığımız ve düzenimiz disiplinimiz ile  güvenilir bir insan olduğumuzu uygulanabilirliğine göre anlatıyoruz. En son gelecek planlarını da anlatıp konuyu şow ile bitiriyoruz. 
  • Asla kişisel masraflarınızın arttığı için zam istediğinizi söylemeyin ters tepiyor arkadaşlardan tecrübe ettim. Arkadaşlarınızın da dertleri aynı olduğu için zam isterken o pozisyona göz diken arkadaşlarınız nedenli işinizden olabilirsiniz. Tecrübeyle sabittir. Zamı istediniz sonra yetkiliye görüş sorun siz bana nasıl bir yol izlememi öneriyorsunuz ? Böylece onu da hoş ederek fil taşını oynatmış olursunuz. Daha önce nasıl iletişim kurduysanız zammı da öyle isteyin mail attıysanız arayarak zam istemeyin.  
  • Arayıp zam yapmayacaksanız yarın işe gelmiyorum diyen çalışanlar gördüğüm için yazma gereği duydum. Açık resmi ve nazik olun.  
  • Teklif sonrası sessiz olun ve karşı tarafın miktarı arttırabilmesi için fırsat tanıyın. Zam vermezseler esnek veya hibrit çalışmak, tatil süresi artışı, terfi veya ekstradan yapabileceğiniz ek projeler isteyin ki maaşınızı arttırma sürecini yeniden konuştuğumuzda yeni kozlarınız olsun. 

Maaş pazarlığı ve diğer tüm haklar da asla geri adım atmayın. Zaman kazanmak dışında geri adım atılmaz ama o zaman olabildiğince erken olmalı. Bu işler teknik meseleler olsa da taktik yok bam bam da diyebiliriz. Çok karışık bir süreç olsa da yeterince tecrübe edindiğiniz bir görüşmede istediğinizi alacaksınız. Neye göre bu şekilde düşündüğüme gelince de işe alınmayacağımı bildiğim 50 den fazla iş görüşmesine giderek tecrübe edindim. En sonunda bir arkadaşa bakmaya gelmiştim edası ile girdiğim görüşme sonrası çalışmaya başladım. 

Enseyi karartmayın, insan ömrü dün bugün ve yarından ibarettir. Dün geçti bugün bu yazıyı okudun hadi yarını kurtarma zamanı….  

Yazının Sözü Uygulaması :  

Mutluyken asla söz vermeyin, sinirliyken karşılık, üzgünken de karar böylelikle doğru adım atabilmenin önemli bir saç ayağını tamamlamış olursunuz. 

Yaptığın işe, verdiğin emeğe, değer biçebilmek….

Hep dinlerim ve söylerim tabii kendimce, mavi ya da beyaz fark etmeksizin ortada bir yaka varsa ya öğrenci ya da işçisindir. İşçisin ama işçi kalma çalış biriktir ve işveren ol ;  lakin burjuvaziye kurban gitme. Veya da kraldan çok kralcı olmadan da başarabilirsin, yeter ki Ceza gibi “fark var”  diye sesini duyur. Yoksa içinde kalanları söyleyemez  ve “fark var” demek yerine “sus pus” olmayı tercih eden olmak zorunda kalabilirsin. İşte mesele burada başlıyor. Çalışmak için mi yaşıyoruz yoksa yaşamak için mi çalışıyoruz sorusuyla başlayarak emek/Sermaye denkleminde hacı Maslow’ un ihtiyaçlar hiyearşisinde edindiğimiz katman kadar çalışmayı hedeflerken ömrün çalışmak için geçtiğini, fark ederek anca düşünür ama uygulamazgillerden hacı yatmaz misali olan, şeyh Karl Max’ ın gösterdiği hedeflere yürürken verilen emeğin ve bu uğurda geçen zamanın bölümünden kalana ya da ortaya çıkan değere ücret adını veriyoruz.  

İşte mesele bu, süre kısa ise ücret, ortalaması aylık olarak yatırılıyor ise verilen ismi maaştır. Emek saati arttıkça fazla çalışma miktarı çalışana ek mesai olarak sayılır. İlginçtir ki, ücret miktarı verilen emek kadar arttıkça, ( Bazı işletmeler 3 saat fazla çalışmaya bir günlük yemek ücreti yatırıyorlar.) maaş sabit kalır. Üstüne yatırılacak parasal miktarda  maaş farkı veya pirim şeklinde adlandırılır. 

Bir işe başvuruda bulunacaksın ve senden maaş beklentini soruyorlar aslında her şey belli, burjuvalar yani patron kendi mutlu sonunu biliyor ve bir timsah gibi yaşanacakları bilerek göz yaşı döküyor. Ama karşınızdaki eğer patronun işçisi olan kişi ise işiniz daha da zor. İşçinin işçiye yaptığını patron yapmaz. İşçiler kardeş patron kalleş sloganı 1970’ ler gibi geride kaldı. Eğer işçi de kalleş olmasa idi, iş sendikaları işverenin değil, işçinin hakkını korur, deneme süreci adı altında ilk 4 ayında iş ve işyeri kurallarına uymama durumu harici keyfe keder seni işten çıkaramazdı veya pek çok kurumun suistimal ettiği İŞKUR işbaşı eğitim adıyla yaptığı gibi 3 ay da bir personeli değiştiremezlerdi. Belli bir sayıda personel alma zorunluluğu olsa da bu sayı % ‘lik olduğunda minareyi çalan kılıfını hazırlamış oluyor.   

ŞEKİL A

Zor ama zaruret bir konu olarak beklentiniz denildiğinde, hiçbir insan kaynakları yetkilisi sosyal hakları kast etmez.  Onları mecburen verecekler size beklentiniz maaşı sorarlar. Bununda belli taktikleri vardır. Açlık sınırı altında deniz seviyesi yukarısında olan “asgari ücret” veya eğer en kötünün bir iyisi ise, asgari ücretten ortalama 500 – 600 TL daha yukarıda olan bir miktara denk geliyor. AGİ vs. 3,600 Net miktar Kira gıda çocuk masrafı ile hak getire… Tabii istisnai şirketler sosyal imkanlar ile çalışmayı çok cazip hale de getirebiliyorlar. Yeter ki çok çalışıp kasalarına matruşka mantığında süregelen emeğin karşılığının katlarını sürekli hazırlayın.   Eğer daha önce iş tecrübeniz yoksa başlangıcınız asgari ücretten başlar veya yapacağınız işin sektörel bazda ücretleri ortalamasını zaten patronlar kulüpleri önceden belirlediği için bellidir. Siz sadece onların beklediği cevabı verirsiniz.  İşin değerini bilin ona göre fark yaratan miktarlar ile komisyon pazarlığı yapın. Bunları yazan biri olarak mevcut işimde bunların hiçbirini yapmadım. Çünkü bu iş öncesi yapılabilecek en kötü işlerde sadece iş tecrübem olsun diye çalıştım. Hatta kendi sorumluluğum olmayan işlerde bile rol alarak, tecrübe edindim. Tabii başka arkadaşlar buna hamallık adını veriyorlardı. Şuan o dönemki arkadaşların tamamı benim neredeyse her alana yayılmış tecrübelerime danışmadan iş yapamıyorlar.  

Yapılan her işin finansal bir değeri vardır. Mesela ben, gönüllü olarak bilgim olan konularda üniversite öğrencilerine danışmanlık yaptığım dönemlerde hediye vs. işlerine girmek isteyen arkadaşlarla anlaşmamı bir bardak çay üzerine yapardım. Çok fazla uğraştıran arkadaşlarda 3 çay bir kahveye denk geliyordu. Amacım gayet basitti. Öğrenci de para bulunsa bile ben almam. Tabii süistimal etmeyen arkadaşlar için ifade ediyorum. Bilginin değeri sonsuzdur bir rakam biçilemez lakin ideallerimden birisi de gençlere bir şeyler öğretmektir ve bilgininde zekatı vardır mantığıyla, her daim paradan öde ülkümü gözeterek, yükselmenin ve ileri gitmenin yolunun Şair Nazım Hikmet’ in de dediği gibi sen yanmasan ben yanmasam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa demeyi de bilmek gerekiyor.  

Sahip olunan veya aranan işin elbette belli bir değeri vardır. Lakin iş sağlayıcı işletmeler bu değerlere genellikle çok yabancıdır. Hele ki bu pozisyon’ nun sizden önceki yetkilisi sizin halef olacağınızı bildiği an, siz sanki babasını öldürmüşsünüz gibi davranabiliyor. Haliyle de iş şahsi duygusallıklarla süregelerek, işin değeri ve kazancı da uyumlu olamayabiliyor. 

Başvurduğun pozisyonun şirkete faydalarını ve emanetin ehli olduğunu vurgulamayı unutma.  Eğer anonim bir şirkette çalışıyorsanız şirketin verileri halka açıktır. Değilse de üzülme, profesyonel işletmelerde iç ilan şeklinde başvurduysanız yöneticiniz size kısaca bahsedecektir. Dış ilan ise; sor öğren metodu ile şansını denemelisin. Sebebini sorduklarında cevabın hazır olmalı.  İşletmenin hedefini bildiğim sürece durmadan o hedefe yürüyeceğime emin olabilirsiniz. 

Doğru zamanda doğru sorular ile mülakatı kendi lehine çevirebilirsin. Böylece bu işi becerecek kişinin sen olduğunu anlamaları uzun sürmeyecektir.  

Unutmadan da eklemek istiyorum…  

Kişisel bakım çok önemli, saçlar, eller, yüzdeki makyaj veya sakal temizliği yapılmalı. İşinin mahiyetine göre ruh hali ve gerekli senaryoları kurgulayarak rol çalışması da yapman faydana olacaktır. Her açıdan unutmamalısın ki İnsan Kaynakları yetkilisi diplomana, becerilerine bakarken senin dış görünümüne de bakarak seni her açıdan bir bütün olarak gözlemleyerek bir sonraki aşamaya geçişini kararlaştıracaktır.  

Sektörel bazda kıyafet seçimi görüşme yapılacak kuruluşa çok şey anlatır ve ilk başta da dediğim gibi FARK VAR ! Diyeceğiniz bir sürecin başlangıcı olabilir. 

Resmi giyimler : Evrak takibi gerektiren , resmi dairelerde bulunduğunuz işler, muhasebe, hukuk bürosu ve finansal kuruluşlar gibi… 

Abartısız Sportif ve şık : Satış danışmanlığı, hizmet sektörü, eğitim, kobiler,  mühendislik ve teknolojik işletmeler ve gayrimenkul işletmeler olabilir. 

Özgün ve farklı modeller ise;  Moda, eğlence, grafik tasarım, oyun vdeo, muzik ve her türlü sanatsal iş alanı. 

Her ne yaparsanız yapın. AŞK’ la yapın diyordu Kenan Doğulu  2015 yılında, İşte o AŞK sizin iş modelinizdir.  Her işletme iş modelleriyle ilgili tahminlerde bulunur. Ve yukarıdan aşağıya hedef belirlenir ve aşağıdan yukarıya doğru hedefler gerçekleştirilir. Başarılan her zorlu bir hedefin ardından daha da zorlu bir hedef sizin şartlarınız değişmese dahi beklenenden fazlasını yapmanız normalmiş gibi önünüze konur. Bunu yaparken size gerekli enstrümanlar sağlanamasa bile bu onların sorunu değildir sonuç olarak hedef başarılmamıştır. Siz işi AŞK’ la yapmamışsınızdır. Ama hepsini yaparken, düşünmek gerekir. 

1- Bir müşteri temsilcisi kaç müşteri ile ilgilenebilir ? 

2- Bir yazılımcı kaç satır kod yazabilir ?  

3- Bir öğretmen dinlenmeden kaç saat ders anlatabilir. 

4- Bir yönetici,  yönetici olduğu için sürekli koşturarak ne kadar süre çalışabilir. 

Son olarak ;  Bir insan kaynakları yetkilisi ve yaptığı işleri hesapladığınızda bu kadar zorlu ve teferruat gerektiren işler yapan yetkilinin alması gereken maaş neye göre belirlenmeli ? 

Aslında bunların hepsinin çözümü iş paylaştırma ve havuç ödül sisteminin doğru uygulanması ile münkündür,  elbette uygulayacak olan işletmelere… 

Hepsinden sonra da düşünmelisin ki ;   

Tüm  bunlara bakarak, senin verdiğin emek karşılığında aldığın maaş ve haklar neler olmalıdır ?  

                                              Yazının Sözü Uygulaması : 

Hayatımda bir kez işten deneme sürecinde çıkartıldım sebebi ise, 10 yıldır zarar eden departmanın cirosunun ben geldikten sonra 3 ay içinde 15 –17 bin civarı artış göstermesi oldu. Düzen bozulunca önce beni gönderdiler,  sonra ilk başta o departmanın yetkilisi sonra o departmanda olan herkesin işine son verildi. O yaptıkları hata sonrası bugün Türkiye’ nin en iyi şirketlerinden birinde çalışıyorum.  Bazen en kötü şeyler bile size birer fırsattır.  O işletmede yaptığım şey ise basitti. Satılacak durumda olan ürünlerin temizlenip paketlenmesini sağlayıp satışa sunuyordum. Onlar ise, ya çöpe ya da farklı şekilde mağaza dışına çıkartıyorlardı.  

“Karar verirken acele etmeyin,  hayat şaşırtılara gebedir.” 

Ne zaman vazgeçebilecek kadar özgür oluruz ?


Her vazgeçiş bir başlangıcın ayak sesidir.
Mesut Aydeniz

Kaybederken kazanmak eylemiyle başlayan bir hayat, aslında gelen bebeğin yanındaki yoldaşına da anne rahminde bakılıyor, büyütülüyor ama doğum sonrası o bir et parçası olarak toprağa gömülen tıbbi bir atık iken, bebek ise zamanla büyüyen geleceğin çocuğu tanımıyla başlayıp, neslin devamı olarak kendisini gösteriyor. İşte hayatta böyledir yaptıklarımız veya yapmadıklarımız bize yeni yollar veya kavşakların açılış noktasında döndürür durur..

Bizlerin önünde iki seçenek vardır. Ya başarmak ya da başarıya giden yolda umutsuz vaka adındaki umut olmak…

Ben kendi adıma sözüme başlarken ulusum adına yani sizler adına “Ulusun korkma!.. medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar..” diyerek, sosyal mesajımı vermek istiyorum.

***

Bizlere hiçbir zaman vazgeçmemeyi öğrettiler; tabii uçurumdan aşağı düşerken ben gidersem sende aşağı düşersin düşüncesini aklımıza destur koyarak değil. Vazgeçmemeyi yorulmamayı ve çalışmayı öğrendik. Amerikan cenaplarının kendi kullanmadığı, zararlı dediği süt tozu, margarin gibi ürünleri tüketmeye başlayarak, tarımsal üretimi, hayvancılığı kısıtlayana kadar çok çalışkan bir millet idik. Sonrasında ne mi oldu? Tarım arazileri ekilemediği için işsizlik oldu, hayvancılık yapılamadığı için et sadece bayramlarda halkın gramlarla alabildiği bir gıda haline dönüştü. Çünkü biz milletçe vazgeçmemeyi öğrenmiş ama “hazırı var ne de olsa” diyerek hazıra konmuştuk da, ona da dağlar dayanmadı.  

783.562 km² toprak hepimize yeterdi ve artardı da malum. Çevreci insanlarız, her yıl “Kıbrıs” toprağımız kadar toprak parçası denize karışmakta haberdar bile olamamaktayız. Yanlışıyla doğrusuyla biz vazgeçmemeyi öğrendik sonucunu düşünmeden adsız kahramanlıklar yaptık. “Vazgeçmek pes etmektir yenilmeyi baştan kabul etmektir” dedik? Ne oldu bize ?

***

Yıl 2020.. Post modern tekniklerle yönetilen dünya’da kendimize bir yol aldık, ilerledik. Kimimiz çok iyi eğitimler alamadık, eğitim alanlarımız ise, İŞKUR kurumunun günlük 89.40 kuruş ile insani yaşam düzeyi olan asgari ücretinin altında yaşam savaşına dahil olmaya çalışarak hayatta kalmayı nefes almak zannı ile devam ettiriyor. Bazıları genç yaşta evlenebilirken, bazıları hiçbir zaman bu hayaline ulaşamıyor. Bazılarının inandıkları, gördükleri, yaşadıkları ve yaptıkları birbirine hiç benzemiyor. Halbuki birebir aynısını kopya etmişlerdi..

Bazen başardık bazen de başardığımızı sandık, belki de hiç başlayamadık bile..

Bazen bir yerden sonra bir dönüm hatta medyatik ismiyle PİK noktası bularak durup, “bundan sonra ben yokum” diyebilmeliydik. Her şeyi bir köşeye bırakmak, kendimize dur diyebilmek, “artık yeter yoruldum” diyebilmek hiç mi olamazdı. “Ya sonrası?..” dedik sevdiğimiz insana.. O kadar alışmıştık ki ya benim ya da kara toprağın dedik ve öldürdük o aşkları.

Sevgi ne zamandan beri ölüm getirir olmuştu? Ne zaman bu kadar garip insanlar olduk? Düşünmeden sorgulamadan konuşan harcayan davranan canlılar olduk. Belki de “tamam işte bu kadar” diyebilmek tüm dertlerimizin panzehiriydi…

***

Neden yapamadık, halbuki çok istiyorduk, hem de her şeyden çok.. Bunu geçen yıl yaşadığım bir “muhabbet” ile kısaca özetleyeyim.

Bir genç üniversite sınavı için tercih yapacak süreçte, sordum ne yapacaksın?

El cevap; “Kuzenime söyledim sen geçen yıl üniversiteye yerleştin, benim tercihi de sen yap”

Peki dedim ne yazacak?

“Bilmediğini ama sağlık içerikli bir bölüm yazabileceğini konuştuk” dedi.

Ve orada durdum ne diyeceğimi bilemedim. Çünkü, yirmili yaşlarda bir gencin okuyacağı bölümün olasılıklarını bilmeden geleceğini şekillendiren kendisi hariç herkes olduğunu gördüm. İşte bunun nedeni, vazgeçmek de vazgeçmemek de, bırakmak da devam etmek de sadece bir tercih meselesiydi.. Önemli olan neden yaptığını bilebilmekti..

Bu tercihin sonuçları zahmetli olacaktı mesela tarlada çalışarak, mahsulü satmak zorunda kalıp sonra toparlamak sonrası anızını yakmak vs. bir sürü işi var. Hele ki devlet tarafından çok karşı olunmasına rağmen başka cenaplara beğenilme kaygısı ile yasaklanan, bir çok ilaçta da kullandığımız “haşhaş” gibi tarımsal ürünlerin yasaklanmasıyla, oldukça zorlu bir süreç bizi bekliyordu.

***

Biz ülke olarak vazgeçtik; bu tercihimizin zahmetli sonuçlarına kısa ve orta vadede katlanamadık. Ama uzun vadede dünün torunları olan biz yeni nesil bunun bedelini ödüyoruz, bizlerden sonrakiler de ödeyecekler. “Milli” tarım ve hayvancılık politikalarına geri dönülmezse ödemeye devam edeceğiz. İşte bunların hepsi bir tercih meselesi. Bu dönem nesli o günün şartlarında en rahat çözümleri seçerek tembelliğe alıştılar. Eğer yapabilseydik neler kazanırdık siz düşünedurun. Ben size vazgeçebilmenin de nasıl bir bağımsızlık mücadelesi türü olduğunu anlatayım. Neyden nasıl hangi şartlarda vazgeçilmiş, sizler de tarafsız yazılan tarih kitaplarından analiz edersiniz….

Bazen vazgeçersiniz ama bazen yine kim olduğunuzu hatırlarsınız.

Sevmediğin kişi ile birlikte olmak onunla zaman geçirmek, iş yerinde veya sosyal alanlarda onlarla aynı “Kare” yi paylaşmak, ifade-i meram tezahürünü etmek bir yana dursun, insanı kürek mahkumu eder. Bunun sonunda mutsuzluk ve verim düşüşü ile başlayan süreç, bir çivi’nin önce nalı, sonra atı, sonra bahadırı ve sonunda “Vatanı” nasıl uçuruma sürüklediğini geçmişten bugüne yaşadık, gördük ve maalesef yaşamaya devam etmekteyiz.

***

O çivi disiplinsiz bir nalbant’ın görevini tam ifa etmemesi ile çıkmaya başlamış olacak. Ancak, bu durumda ülkemizdeki kişiler iş ortamını bırakmak istemez. Makam mevki sıcak sebzeler tatlı gelmekte.. Nasıl ve neden mi? İş sahibi olmanın ve her ay düzenli maaş almanın psikolojik rahatlığını, güven dolu bir yaşamı neden bırakmak istesin?

Mutsuz iken yaptığı ile devam etmesi kadar, işi bırakması ve sevdiği işi yapabilmek için yaptığı girişimlere yönelmesi de risktir. Bu nedenle, küresel şirketler çalışanlarına çok iyi maaş ve sosyal haklar verirler ki onlara daha çok kazandırsın ve hayallerini ötelesinler…

Riski alabildiğinizde, aslında bu rahatınızda konfor alanınızdan uzaklaşmayı göze aldığınızda, gözleriniz kapalı uçurum kenarında yürürken, ÖZGÜRLEŞİYORSUNUZ !

Ağız tadıyla da vazgeçemiyoruz gerçekten de öyle mi ?

Aslında her vazgeçiş pes etmek değildir. Mesela hedefinizdeki noktaya yükseldiğinizde daha iyi bir noktayı kaçırabilmeniz söz konusu olabilir. Bunun geçmişten bir örneğimi yok sanki, on iki ada meselesi yıllardır tartışıla durur. Yunana verdiler vs vs. 4,000 askerle komutanı olarak Kars gibi kritik illere üsteğmen bile koyamadığımız hatta bazı yerlerde çavuş rütbesi ile alay komutanlığı vekili atadığımız, yiyeceğin giyeceğin yakacağın olmadığı bir dönemde neden savaşmadınız da on iki adaya otel odası gibi yunanlılar yerleşti yorumları var, umarım yorumlayanlar arasına bir gün tarihçiler de katılır. Bir zamanlar terörle mücadele programına manken Tuğçe Kazaz’ı çıkardıklarını hiç unutamam.

Ülkemizin son yıllarda neden dinlemeyen, sorgulamayan, soru sorup cevabını dinlemeden yola çıktığının cevabı işte burada; kimse kendi uzmanlık alanında konuşmuyor. Sağlık konuşulacaksa bunu doktorlar konuşmalıdır.
Siz bunu mühendise anlattırırsanız halk bir süre sonra artık benden bu kadar der ve

 VAZGEÇER….

Vazgeçmek bazen daha çok şey kaybetmenizin yolunu açar; bugün bir şeylerden vazgeçemezseniz yarın paranızı biriktirip daha iyi bir araba alamazsınız. İstemenin de reddetmenin de, hatta vazgeçebilmenin de bir zamanı vardır. Hali hazır durumun tüm harikuladeliği ve gösterişi ile vazgeçebilmek. adsızlığı nam ederek giden cesaretin namzedidir. Hiçbir zaman ben vazgeçmiyorum diyenler aslında o andan itibaren vazgeçebilmek hakkından vazgeçerek her şeye başlamışlardır. Önce bir yalan bulmuş sonra ona kendilerini ikna etmişlerdir. Bilinmelidir ki ikna edilmişlerle değil, inanmışlarla çıkılan yollar zafere doğru giden adımlardır.

***

Menfaatimize hizmet eden her yol mübah değildir. Ki her kişinin, kurumun ve olayın alternatifi vardır. O giderse kurum çökmez yerine yenisi gelir.

Aslında sokağa çıkarak, ekmek almaya giderken bile birkaç alternatif vardır. Belki de ekmeği çaprazda duran bakkal amcadan alacaktık. Fırına gitmeye gerek duymadık. Olamaz mı?

Aynı çözümü farklı zaman ve şartlarda denemek yerine, güncel yeni stratejilerle uzun vadeli planlarla kendimize yeni yollar çizmeliyiz ki, milli tarım ve hayvancılık gibi politikalardan vazgeçtiğimiz antlaşmaların bedelllerini, torunlarımızın çocuklarıyla beraber ödemeye devam etmeyelim. Eğer tek hedef üzerinden, sorgulamadan ilerlersek, tabii tek hedef o olur. Ama, o plan gerçekleşmez de doğru seçenek başka ihtimallerde saklıysa? Günümüzde insanlar at gözlüğünü taktıklarını hayal ederek, alternatifsiz hayatı diretiyorlar. Aslında elindeki sonucu zaten elde edebileceğini bilerek, kaybetmeyi göze alıp daha iyisini başarmak için alternatif üretmektir. Unutulmamalıdır ki hazır ve mevcut olandan vazgeçmek veya ertelemek asla kaybetmek değildir.

İşte öyle bir gün, 30 Ağustos 1922

1071Malazgirt Zaferi‘nin ardından Alparslan‘ın komutasındaki Türkler, Anadolu‘ya girmeye başladı.

1922Türk Kurtuluş Savaşı: Başkomutan Mareşal Gazi Mustafa Kemal Paşa‘nın bizzat yönettiği Dumlupınar Meydan Muharebesi, Türk Ordusu‘nun kesin zaferiyle sonuçlandı. Yunan Ordusu Başkomutanı Nikolaos Trikupis ve kurmayları esir edildi.

  • 1924Türkiye İş Bankası, ilk işlemini yaparak faaliyetlerine başladı. Bankanın kuruluş sermayesi 1 milyon liraydı.
  • 1925 – Mustafa Kemal Paşa, “Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, tarikat-ı medeniyyedir” dedi.

Yıl dönümünde hiçbir şey’den vazgeçmediğimiz sadece alternatifleri değiştirdiğimiz, bir Vatan dileğiyle….

Yazının sözü uygulaması :

Zehir ile ilacı ayıran dozdur.  Paraselsus

Yazımı okuduktan sonra değerli ve uzman editörümüz gibi düşünülebileceğini fark ettiğim için açıklama gereği duydum.

Yazar notu : Söz konusu yazımda, destek veren editör dostumun önerileri benim için çok önemli ve değerlidir. Yazım biraz uzun ve karmaşık konuların iç içe geçmesi ile şekillenmiş yazılar şeklinde gelişim gösterdi. Kendisi yazı dizisi önerdi. Fakat, benim bu şekilde yapamamamın sebebi geçmişte vazgeçemediğimiz ihtiraslarımızın bugün bizlerin sosyal ve kültürel boyutu başta olmak üzere ne kadar bilinçsiz bir davranış biçimine yöneldiğimizin kültürel yozlaşmanın dikkatli olmanın ve çınarın ardından gelen, bir asırlık genç bir devletin devamında kurucu nesilden bir sonraki kuşaktan itibaren bozulan millet kültürünün tembelliğin temel kural olduğu bir düzende her şey bitti diye düşünen dostlarımıza “Su akar yolunu bulur” demenin yolu olan bu yazı çocuktan başlar üniversitelerden devam eder, Ve zafer bayramında son bulur demenin yeni nesil versiyonudur.

30 Ağustos 2020

Ticarette neden kaybederiz ?

Ticaret yaparken iflas edebilmek !


İş hayatında varlığını sürdürmek ve kazanmanın temeli, yapılan işte kazanç sağlamaktır. Kazancın sürekliliği de şirketin varlığı şirketin müşterilerinin memnuniyetine bağlıdır.

Başka bir değişle ürün ürettiniz ancak ;  bunu satın alacak müşteri kitleniz yok ise, siz iş dünyasında bir anlam ifade edemezsiniz.

Unutulmamalıdır ki ; değerli Zahide AY YILDIZ ONARAN hocamın ender bulunur sözü, bu duruma çok iyi uyuyor. ” İnsan ticari manada bir maldır ve malı ve hizmeti temsil eder.” buradaki kelime garip gelebilse de olaya bir de şöyle bakmalı…

Her ay işinize göre belli bir maaş karşılığında, iş yapıyorsunuz ve patronunuza kazandırıyorsunuz böylece hayallerinizi ötelemek için bir rüşvet alıp sus payınız’ la geçici haz ile tanışıyorsunuz.

Elbette her ticari kurum gibi sizde, müşteri kitlesi kazanmak zorunda olup, onlarla iyi geçinmek zorundasınızdır. Ticaret’ te yapılan en büyük hatalardan birisi de, ticari iş yapılan müşterinin sadece tahsilat birimi olan ilişkileri ile yapılan muhataplıktır. Haliyle şirket müşteri ilişkileri de alışveriş sonrası tüm irtibatını kaybeder. Fakat konu bu kadar basit değildir. Gelen müşteri önce tanınmalı çay, yemek ısmarlanmalı ki, gönlü hoş olsun elbette sizin ikramlarınızı satın alabilecek parası var,

Fakat, Sizin harcayabileceğiniz 5 tl çay parası 150.000 Tl’ lik otomobil satışından aldığınız pirimin yanında hiçbir şeydir. Müşteri kendisini değerli hissedecek ve kendisini borçlu hissedip bir bardak çay karşılığı 150,000 Tl’ lik otomobili satın alacaktır. Siz yeter ki doğru pazarlama yeteneği kazanın… Şirketiniz çaycısını da tutar fayda maliyet analizini de yapar…

Asıl mesele müşteri ürünü satın aldıktan sonra başlar…

Satış sonrası da müşteri ile bağ sosyal seviyelerde halkla ilişkiler kapsamında devam ettirilmeli , bağlar sıkı tutulmalı ve müşterinin tekrar size dönüş yapmasını ve de kalıplaşan bir müşteri pörtföyü oluşturmasını sağlamak zorundasınız.

Edinilen bilgi ve araştırmalara göre yeni müşteri edinmek yerine sizden daha önce alışveriş yapmış olan eski bir müşteriye satış yapmak ( Halk ağzıyla ayak alışkanlığı) Yeni müşteriye göre 5 kat daha kolay olmaktadır.

Bu nedenlerle; hem mevcut müşterilerinizi kaybetmek , ticaret cironuz ve şirketinizin geleceği açısından tehlikeli olmakta ki ;

Günümüz ekonomik koşullarında mevcut müşterilere odaklanmak , yeni müşteriler kazanmaktan çok daha fazla öneme sahiptir. İşi işte kazanmazsanız iş başkasının olur.

Hedefi sımsıkı tutmak gerekirse hedefe ağırlık olmak gerekir.


Peki mevcut müşteri pörtföyünü kaybedenler neden kaybediyorlar ? 

1. Müşteriyle Doğru Zamansal İletişimi Kuramamak.

Zaman doğru kullanılamazsa, israfı büyük ve hiçbir geri dönüşü olmayan bir ögedir. İşinizde zarar edebilirsiniz daha sonra daha kazançlı iş yapar kazanırsınız ama doğru zaman bir anlıktır.

Buna şöyle bir örnekleme verelim, açıktınız ve Dominos markasından iki adet orta boy pizza siparişi verdiniz. Normal sipariş süresi 30 dakikadır. Ama ürün size 2.5 saat sonra buzdolabında bekletilmiş gibi çok kötü bir biçimde geldi.

Alır mıydınız ? İşte müşteride hizmete böyle anlık dönütler bekliyor. Zamanında sahip olmak, ulaşmak ve karnını beynini doyurmak istiyor.

Müşteri sizi arıyor ama siz telefon başında değilsiniz hem de, mesai saatlerinizde.

Unutmadan; mesai dışı zamanlar için telesekreter, nöbetçi çalışan veya size bildirim yapacak başka bir sistemi devreye almanız gerekmektedir. En kısa sürede hatta anlık dönüş müşteriye önem verdiğinizi gösterir peki ya tersi olursa ?

Size pizzayı 2.5 saat sonra getirdiklerinde olsun yerim diyebiliyorsanız problem yok. Whatsapp business uygulamasında, bu gibi durumlarda KOBİ’ lere odaklı bir uygulamada mevcut.

Küçük Olamam Büyümek İstiyorum KOBİ 🙂

Sonrada neden Pizza Hot pazar payını büyüttü diye Dominos yöneticileri düşünce suçu işlesinler.

Özellikle E-ticaret işi yapıyorsanız, bu geri bildirimler online olarak gerçekleşir ve diğer müşterilerinizde durumdan haberdar olurlar. https://www.sikayetvar.com/

Eğer müşterinin sorununa kulak tıkarsanız müşterileriniz de işletmenize de pamuk tıkarlar.

2. Her Müşteri Değer Taşır

Müşteri müşteridir. En yakın arkadaşınızda olsa, yoldan geçerken size iş olarak gelen, problemli biri de olsa müşteri her zaman birinci sınıftır ve her biri birbirine denktir.

Aksi durumda şüphesi dahi müşteri ve onun aracılığı ile gelen potansiyel müşterilerle birlikte o güzel otomobillere binerek, rakip firmaya çay içme ziyareti ile başlayan süreci başlatırlar. İktisad’ ta havuç olarak adlandırdığımız sisteme göre müşteriye bir parça bal çalmak zorundasınız. Bununda, halk dilindeki tercümesi iskonto, promosyon, hediye çeki gibi ufak şeylerle müşterilerin genelini hedef alacak ufak havuçların desteği ile iş yaşamınızı devam ettirebilirsiniz.

Her müşteri özel ve değerlidir. Ancak, bunu hissetmek isterler. Bazıları iş ve dostane ilişkiler ile daha da özeldir.

Ancak, bu özelliklerinin başka müşterilerce bilinmemesi sizin faydanıza değildir.

3. Müşteri Memnuniyetinizi Güncel Tutmaya Önem Verin.

Müşteri memnun olamıyor ise, sizde işletme olarak memnun olamazsınız. Bunu anlamanın yolu, müşteriden çalışanlarınız, şirket politikalarınız, ürünleriniz hizmet ve mağaza düzeni dahil, aklınıza gelecek her konuda fikirlerini ve de yorumlarını öğrenmelisiniz.

Şirketiniz müşteri memnuniyeti ölçüsünde size para kazandırır. Eğer müşterinin memnun olmadığı bir konu var ve siz bundan bihaber işinize devam ediyorsanız, öncelikle yaprak dökümü şeklinde müşteri kaybı ile başlayan bir süreci başlatır. Ardından sayı arttıkça şirketiniz için ciddi bir kriz oluşturur.

4. İşi sahiplenmek – Saygı ve Toplumsal Kurallara Riayet

Personeli işe alırken sadece kişisel iş becerisinde de öncelik toplumsal nezaket kurallarına uyabilecek kişiler seçilmelidir. Bu her şirketin başına gelebilecek sıradan bir durum olsa da, hiçbir müşterinin başına gelmemelidir. Aksi halde, müşteri ile süreci istişare etmeli ve konunun şirketçe sizin kontrolünüzde olduğunu hissettirerek gereken yolu çizmelisiniz.

Bu durum tekrarlayan bir süreç oluşturduğunda personelin görev ya da işyeri değişikliği gündeme gelmelidir. Marka değeri ve de İtibarı oluşturmak yıllar, yıkmak ise dakikalar sürecektir.

5. Müşteri Şaşırtı (Sürpriz) Sevmez.

Bir müşterinin en temel ihtiyacı ekonomik krizler yaşansa da fiyatı sabit ürün almaktır. Tabii bu her zaman çok münkün olmuyor. Böyle durumlarda müşteriye fiyat geçişkenliklerini anlık olarak bildirerek müşterinin daha özgür hareket etmesini sağlayabilirsiniz.

Eğer sürpriz fiyatlandırma görecek olursa, size olan güvenini kaybedecek ve başka işletmelere yönelecektir. Sizin şirket olarak, imajınız kazanacağınız paradan çok daha önemlidir. Çıkacak faturayı kesinlikle doğru tahmin edemeyebilirsiniz. Ancak, muhtemel olasılıkları müşteriye anlatmak sizin vazifenizdir.

Aksi halde müşteri “kazıklandığı” hissine kapılabilir.

6. Doğru İletişim Stratejisi

İşletmemizin en önemli varlık sebebi patron değil, aksine sadece müşteridir. Bu nedenle iletişimde stratejik davranarak olumsuz bir durumu da faydaya dönüştürebiliriz. Kısa net ve sonuç alıcı ziyaretler ile müşteriye olumlu imaj bırakabiliriz. Ve müşteri ne sorarsa sorsun gerektiği kadar ayrıntı ile sözlü ve yazılı olarak bilgilendirmek bizim vazifemizdir. Aksi halde, işletmemiz dolayısı ile bizim için kötü günler yaşanabilir.


Yazının sözü uygulaması :

Dünyadaki tüm sorunlar insanların birbirini dinlememesinden kaynaklanmıştır.

Mesela Japonya’ ya atılan atom bombaları bir harfin yalnış tercümesi nedenli barış savaş olarak okunmuştur. Ve on binlerce insan hayatını kaybetti.