Siz beni ayda iki kez ve her 15 günde bir yazılan stratejik satış yönetimi ve ya kariyer gelecek mülakat yazılarımla tanıdınız. Şimdi ise farklı bir yönümden daha kısaca bahsedeceğim.
Eskiden Üniversite’de bir hocam vardı, işi, mesleği, hayatı, hobisi, fobisi, gelmişi, geçmişi, geleceği, hep RF idi. RF nedir diyeceksiniz biliyorum önce onu anlatayım, aynı hocamın anlattığı gibi, anlayamazsanız tekrar okuyun.
Görmediğimiz milyonlarca çizgi ve bu çizgilerin bilinmeyen mesafelerde karşıdaki komşuya misafir olma çabası, bazıları misafirliğe gidemez ama gidenler ise hem kendileri hem de misafir oldukları yerdekiler mutlu olurlar hatta ;
Çoğunlukta hiç yüz yüze gelmemiş , birbirini tanımayan komşular bile bulunur bunların içinde, yıllarca konuşmuş ama, karşılıklı gelmemiş, erkekler, kadınlar, çocuklar, yaşlılar bu çizgilerin geçici sahibidir bu çizgiler tek değildir sadece tek parmak ile basılan bir tuş ile dünyadaki herkese her an, selam verebilirsiniz, onlar duyar mı bilmem ama insanlık yoksa ?
Maalesef bu tuşa bütün gün bassanız dahi işe yaramaz, niye mi o tuşa basanları merak edenlerin sayısı sadece 1000 / 1 olabilir. Komşuluk bittiği gibi, dostluk ve arkadaşlık da bitmiş, fakat siber sinyal dünyada böyle değil, düğmeye basınca karşıdakini duymuş, uğraşmış, duymaya çalışmış, cevap vermiş, hatta daha iyi şartlarda sizinle görüşmeye çalışmak için yeri , koordinatı, yolu, evi, işi, yüksekliği değiştirerek karşıdaki hiç tanımadığı kişiye ulaşmak ve konuşmak için, zoru başarmak bir insanlık vazifesidir. karşınızda kim var bilemezsiniz ama tanıştığınızda bir dost kazanmış olabilirsiniz.
İşte bu RF’ nin ( Radyo frekansı) insanların sadece bir telsizle bir araya gelebileceğinin işaret göstergesidir. İşte böyle basit gözüken ama etkili bir çalışma sonucunda bazen hayat kurtarılabilir, bazen yabancı diliniz konuşarak daha iyi olabilir, iki sokak ötede ihtiyacınız olan birisini arıyor olabilirsiniz, hatta aynı okulda öğrenci bile olabilir veya aynı iş yerinde çalışıyor olabilir, aynı metrobüse biniyor, 2 durak farkla iniyor, ayrı yemekhanede yemek yiyor olabilirsiniz.
Aynı muhasebeden maaş alıyor olabilir ama RF ile uğraşmıyorsanız, birbirinizden haberiniz olmadan yaşayıp gidiyor, ama gerçekler bir türlü önünüze gelmiyor olabilir, işte RF ve Ortak Nokta, eskiden CB (Basitçe halk bandı) vardı, şimdi ise herkes GSM telefonlara gömülmüş durumda.
Telefona gömülenler hayatlarında yanlız olanlardır, sosyallik Telefon ile olmaz, tanışmak için tek kelime yeter, ama o kadar sosyallikten iletişimden konuşmaktan aciz kaldık ki merhaba 73! Kelimesini edemez olduk.
Bir Telsiz ve Frekansta Kimse var mı sözü, 1999 Marmara depreminde olduğu gibi, öncelik ile mesafeler ve yapılacak işlemlerdir, bir arka sokakta oturan kişileri eğer tanımıyorsanız ve tanımak istemiyorsanız zaten bu iş için uygun kişi değilsiniz demektir.
RF, yeniliğe, dostluğa, araştırmaya, paylaşmaya, arkadaşlığa, menfaatsiz olarak açık olan kişiler içindir, hep bana menfaat için yaşayan insancıklara göre değildir, bizi de hayal kırıklığına uğratmasınlar demişti.
Haberleşme sadece Telsizden ibaret değildir ama yeri burası değil, Yelpaze açıldıkça bundan sonrası uzmanlık dalı olur.
Kim bilir belki debundan sonraki çalışma hayatım kim bilir; yeni öğrenilen yeteneklerim konusunda çalışarak geçer.
Yani RF, WİFİ, BLUETOOTH, ANTEN, LİNK, RÖLE, COMPUTER, DATA, UYDU, RADİO,TV, gibi iletişim ve bilişim uçları olan,
Hain ve kahpe Cunta girişiminin üzerinden dört yıl geçmiş ve vatansızlara karşı operasyonlar tüm hızıyla sürerken, ülkemiz bir çok badire ve faciaların merkezi haline dönüşmüştü. Kesintisiz demokrasi deneyimi bir asırlık genç Türkiye Cumhuriyeti’nin hayali olmaktan öteye gidememişti. ‘Demokrasi ve Adalet’in karşısında, Türk Milleti’nin düşmanları çeşitli isimler altında ülkemizin bağımsızlığını işgal ve engelleme faaliyetleri içine daha fazla girdiler. Bunlardan bir kısmı hain ve kahpece Türk Milleti’nin kanını dökerek, amaçlarına ulaşmaya çalıştılar. Oysa dün olduğu gibi bundan sonra da bu tür girişimlerini deneseler de, milletçe dik duruşumuza çarparak yok olacaklardır.
Ancak, çeşitli “kumpaslarla sivilleştirdikleri” Kahraman ve Asil Türk Ordusu’nun, herşey rağmen gönüllü neferleri ile daha da güçlendiğini, “ordusu olan bir millet değil, milleti olan bir ordu” olduğumuzu sürekli görüyorlar. Söz konusu “vatan” olunca, yaşamın bir önemi olmadığının bilincinde, nice adlı ve atsız kahramanlar gerektiğinde hep karşılarına çıkıyorlar…
Asil Milletimiz;
İyi ki varsın Eren! dediğimiz genç evlatlarını, kınalı kuzularını, Türk vatanı toprağı için şehit olmadı diye, evlatlıktan red eden analarını, tarihin hiç bir zamanında unutmayacaktır.
Onlar hiç vazgeçmedi, biz de ülkemizi korumaktan hiç vazgeçmeyeceğiz.
Değil Temmuz Haziran, yılın on iki ayı gelseler Türkiye Cumhuriyeti Milleti olarak; yani Türkmeni, Kürdü, Lazı, Çerkesi, Doğulusu, Batılısı, Karadenizlisi, Egelisi ile tek vücud bir Türk Milleti olarak, devletimizin yanında ordumuzun içindeyiz. Üniforma çıkınca askerlik biter sananlar; (üniformasını çıkarmak zorunda kalsa dahi) her daim Türk vatanı için son damla kanına ve son nefesine kadar asker kalanları görüyorlar, görecekler de…
Onlar hiç vazgeçmedi, biz de ülkemizi korumaktan hiç vazgeçmeyeceğiz. Değil Temmuz Haziran, yılın on iki ayı gelseler Türkiye Cumhuriyeti milleti olarak; Türkü,Kürdü,Karadeniz’lisi, Egelisi ile, devletimizin yanında ordumuzun içindeyiz. Üniforma çıkınca askerlik biter sananlara, üniformasını çıkarmak zorunda kalsa da her daim Türk vatanı için son damla kana kadar asker kalanlara…
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir, Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir. Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir; Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.
Ve hepsinden de öte, Türk Milleti’nin “Asker Millet” olduğunu, 15 Temmuz hain Cunta girişiminde olduğu gibi milletçe daima hatırlatacak ve devletimiz için daima set olacağız.
Haberleşme kelimesi İletişim terimi olarak bilgiyi elektriksel yollarla göndermeye, almaya, işlemeye verilen isimdir. Hain Cunta girişiminde en kritik hususlardan birisi de haberleşme idi.
Bilindiği üzere hainler; halkımızın haber, almasını engellemek amacıyla, ilk önce TRT ve TÜRKSAT gibi stratejik kurumları kendilerince ele geçirip, halkın haber almasını engellemek istediler. Ancak, unuttukları bazı şeyler vardı. Memleketin her kurumunda hainler olduğu kadar kahramanları da vardı. Örneğin, Özel Kuvvetler komutanlığında, Bir HALİSDEMİR çıktı. Adaleti sağladı.
Şehit Astsubay kıdemli Baş Çavuş ÖMER HALİSDEMİR / ÖZEL KUVVETLER KOMUTANLIĞI
ŞEHADET TARİHİ 16 TEMMUZ 2016 Rahmet minnet ve saygıyla önünde eğilerek…
Ve milyonlarca vatan evladı can siperhane biçimde sokaklardaydı. Çatışmalar bittiğinde, zafer Asil Türk Milleti’nin idi.. İşte o gece anlatılmayan, destansı görev yapan, sesleri çıkmayan, yıllardır var olan ama hiç kimsenin görmediği, komşularının garip biri olarak değerlendirdiği ve deli gömleği giydirdiği bir avuç vatanperverden bahsedeceğim.
Amatör telsizciler; Öncelikle amatör telsizcilik nedir diyerek kısaca özet geçeyim. Ulaştırma ve Altyapı bakanlığının gözünde hem var hemde yok olan, Kıyı emniyeti genel müdürlüğünce belgelendirilen ama yasal yönetmeliği dahi uygulamadan kaldırılan, hiçbir menfaat gözetmeden gönüllülerden oluşan, haberleşme operatörlerinin icra ettiği vazife uğraşıdır.
O karanlık ve bir o kadarda puslu gece yaşananların sadece haberleşme boyutundaki, kısımlarına dair özet geçmenin faydalı olacağına inanıyorum.
Teknoloji, sanayi çağının başlangıcından itibaren hızla gelişti. Savaşların da en önemli kısmı muhabere halk dilindeki sözcüğü ile, haberleşme’ dir. 1. ve 2. Dünya savaşlarının ülkemizin yaptığı her işin temelinde haberleşmenin güvenliği stratejik bir anlam ifade etmekteydi. Araya girerek yanlış iletilebilen bir haber binlerce masum insanın hayatına, hatta ülkelerin geleceğine şekil vermesine sebep olmaktaydı. İşte öyle bir gün 15 Temmuz 2016 Cuma. Yeryüzünün mahşeri Türklerindi. O gece bir avuç vatan evladı her zaman hobi olarak QSO (iletişim konuşması) yaptıkları, çeşitli frekanslarda ve bir çok rölede de milli Kuvvetlerin haberleşmesi amacıyla frekanslarını kamu hizmeti için hazır tuttular. O gün bu kadar hainlik ve kahpeliğe karşı “Onurlu Millet Başı Dik Devlet” sloganını en gür şekilde söyleyen birileri vardı.
TB1MAD- Amatör telsizci, Mesut Aydeniz
“Biz buradayız” mesajını en sosyal biçimde vermiş oldular. 15 Temmuz 2020 olarak, Cunta girişiminden dört yıl sonra tekrar hatırlamak ve hatırlatmak istedim. Bir kaç kupona alınmadı bu vatan!
Bundan sonra ne yapmalı nasıl yapmalı? Öncelikle üç tarafı denizlerle ve dört bir yanı hainlerle çevrili ATA VATAN Türkiye’nin, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı içeriğinde bir bakanlık kurarak “Sivil Haberleşme”yi destekleyen ve yöneten / yönlendiren bir pozisyona geçmesi gerekir. Bunun yanı sıra, tüm vatandaşların eşit olduğu, her işin istişare ile kararlar aldığı koordinatör bir kabine ile devlet sisteminin dengelenerek, kuvvetler ayrılığının da eşitlenmesi sağlanmalıdır. Kalabalık nüfusu ve oy oranları olduğu düşünüldüğü için, hiçbir gruba, zümreye, cemaate ve tarikata, üniter yapımızı bozmak amaçlı (küresel güçlerce oluşturulan) gruplara, gençlerimizi kaptırmamak ve devlet kadrolarında onları barındırmamak önemlidir.
Halkımızın böyle durumlarda iletişimi güçlü ve sağlıklı kurulması için gerek okullarda, gerekse camilerde ve üniversitelerde dersler verilmeli. Ana akım iletişim kanalları kapalıyken, devlet ile millet iletişimi asla kesilmemeli. Liselerde “Milli Güvenlik” dersleri yeniden ders programlarına eklenmeli, asker halk arasındaki yakınlık arttırılmalıdır. Demokrasiye yapılan saldırıları, dün olduğu gibi devlet ve millet el ele verip bertaraf etmelidir. Bunun da yolu öncelikle eğitim iledir. Ülkemizin gençlerinin eğitimine teknik alt yapılarımıza Ar- Ge projelerine süratle önem vermeli. Ülkemizi katma değerli ürünler ile zenginleştirmeliyiz. Yani “Bilim ve irfan yolunda birer mücahit olmalıyız..” Gençlerimize “MİLLİ SERVET” gözüyle bakmalı; Gençliğe hitabenin neden yazıldığını her an düşünmeli ve eğer ipin ucunu kaçırırsak, tekrar istiklal marşı yazacak şairi aramak zorunda kalacağımızı unutmamalıyız.
Milli bir devletin temeli, milli ve manevi duyguları yüksek vatan evlatlarının omzunda yükselecektir.
Bedeli ödendi ve tekrar kazanıldı.
Bu vesile ile Gazilerimizi saygıyla, Şehitlerimizi de minnetle anıyorum.
Yaşasın Vatan ve Yaşasın Türk Milleti !
TB1MAD Amatör Telsizci, Mesut Aydeniz.
Azerbaycan Türkü olduğum için bizim lehçeden bir muzik eklemek istedim.
Yazının Sözü Uygulaması :
” MUHABERESİZ MUHAREBE OLMAZ ” Mustafa Kemal ATATÜRK