Şirketinizi uzaktan hiç ilgilenmeden yönetebilmek !

Çalışma hayatında yeni dönem Pandemi sonrası çevrimiçi mesafelere dönüşse bile, iş dünyasında  deprem olacak endişesiyle de artarak sürerken, 2021 ve 2022 yıllarında çalışma biçimiyle evden çıkamazken 2023’te evlere giremez girsek uyuyamaz uyusak bunun tadını olamaz olduk. 

Üstelik uzmanlarca kötü günler geride kaldı…

Şimdi çok daha kötü günlere hazır olun açıklamaları, mobing ve tüm baskı türevlerinin de iş dünyasının Pandemiyle sıkışarak  globalden yerelleştiği Dünya da küçük şeylerin büyük sonuçlar doğurduğunu anlatabilen, iş disiplini kelimesinin sadece bir kelimeden ibaret olmadığını belki de birilerinin anlamaya çalışabilmesinin yolunu bile açabilir.   

Tüm bunlar olurken, şirketler de başlayan son 15 – 20 yılın favori daha doğrusu popüler bir davranış biçim ıskalası var.

Bunun Ulu Türkçe’mizdeki adı bak Patron yerde çöp var ya… 

Evet…  Bak işte o yerdeki çöpü ben aldım haberin olsun. Yazıcıdan evrak çıkardım boyunu yalnış çıkarmışım. Bende kağıdı keserken yere düştü ve bende o çöpü yerden aldım. ,

Ama diğer çalışma arkadaşlarım yerden çöp almıyor. Çünkü, onlar çöpü çöp kutusuna atıyor.

Terfi benim hakkım… 

Diyebilenindir başarı çünkü, emek vermiş ve o çöpü o yerden almıştır  ! 

Buradaki temel problem, kendi hatasını düzeltmesi gerektiği için düzelttiğinin farkında olmayan, daha da vahimi liyakatsiz yöneticilerin iş başında olup, bak diğerleri yerden çöp almıyor şeklinde durumu algılamasıdır.

Halbu ki o çöp aslında zaten çöp kovasına atılacaktı.  

Burada empati ve “akıl tutulması “ etkisinde liberal muhazafakar bir etki altında kalarak sağ duyu ve vicdan eksikliğinden başlayan, çağımızın başlıca hastalıkları olup, cehalet ile doymayan bir Sauron gözünün şişirilmiş egoyla, perçinlenmiş ve makam mevkii ile süslenmiş şeklidir.  

İşte bu işletmelerin işleyemez işletmeler haline dönüşmesine muhtemel farkında olmadan kendisine yansıtılanı yansıtan yöneticileriyle oluşan doğal mobing süreçlerine özellikle, satış pazarlama faktörünün temel öge olduğu düzende oldukça rastlamaktayız.

Üst yönetim, orta yöneticiye verdiği listeli sıralı otogaz sistemleriyle, ( Pirim veya diğer ödenek çeşitleri) aslarının çalışma şevkini arttırmaya yardımcı olacak toplantılar yapmasına vesile olurken, bir alt kademe yöneticide müşteri olmadan satış yapamayan satış personeline aynı iletişim yolunu kendisi ve diğer üst yöneticinin alacağı iradi kazançlar için, iletişim diline döktüğünde bunun da dış etmenler dolayısıyla uygulanabilir olmadığında, bunun uygulamadaki adı psikolojik bezdiri olarak bilinip mobing olarak söylenir. 

Bununda temel iş ve iç güdüsel sebepleri ahbap çavuş ilişkisi ile üst yönetimlere yapılan atamalar, şirket içi çekirdek alt yapıya önem verilmemesi kurumsallaştığını düşünen büyük işletmelerin kendi personelini kendisinin eğitmeye çalışmasıdır eğitmek değil, yetiştirmek gereklidir. Eğitirsiniz ama öğretemezsiniz. Eğitimde anlatırsınız ama, talim etmeden terbiye edilemez, hata yapmadan hatanın sonucunu görmeden sonucu kestiremez.

Bu sebeplerle, en temel öge şirketlerin işlerinin ehilleri tarafından yönetilmesidir. Ehil demek başka bir şirkette aynı işi es kaza 20 sene boyunca yapmış olan değil, her işini talimat vermek yerine uygulayarak öğreten anlatan çekirdekleştirip sonra devleştiren böylelikle  bahsi geçen kişinin yönetici vasfından çıkıp lider olması ile başlayan süreçle, tatile çıktığında gözü gibi baktığı çalışanlarının onun gözü olarak gözbebekleri şirketlerini etkin ve verimli yönetmesidir. 

Şirket yönetimlerine OKR İnce Ayarı verdiğimiz bu yazımızda, umarım kurumsallaşmaya çalışan ama bin bir acemilikle balık neden gökyüzünde kanatlarını açamıyor diye sızlanan es kaza hala görevinin başında kalabilen yöneticilere bir sosyal mesaj içermektedir.

Çalışırken iş zorbalığına maruz kalmak.

Hepimiz iş hayatına farklı pozizyonlar ve farklı ücretlerde başlasakta hepimizin ortak bir ismi var. Söylemeyin ben diyeceğim “ iŞÇİ” çalışabilmek için iş bulabilmek, sonra bir çok silsile ile  başladığımız işyerinde, sayısız zorluklar bizi kapının girişinde bekliyorlar.  

Her yeni doğuş yeniden başlangıç yeni kolaylıklar barındırmadan önce zorluğun zirvesini tattırır.  

Zafere giden yoldaki çetin zorluklar olarak kendimizi bu süreci sıradanmış gibi görmek alışkanlığımız maalesef daha iyisini görmediğimizdendir. İki önceki işimde asgari ücretten 500 – 600 Tl fazla kazandığım için insanlar nasıl geçiniyor. Çok iyi durumdayım diyordum. Fakat şuan ki işimdeki maaşım bu işin çok çok ötesinde diyebilirim. Hayatımda sayısız şey değişti ama ben size bu yazıyı yazarken tesadüfen fark ettim. Haliyle mevcut şartlarımızın her zaman en iyisi olmadığını söylemek istiyorum.  

Yaşamın her kesiminde olduğu gibi, İş hayatında da, arkadaş çevresinde de hatta aile ortamında bile ihtiraslar gücün iktidarın yetkinin şanın şöhretin güzelliğin yakışıklılığın paranın güç sayıldığı ve maalesef sanıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Birbirimizi kıskanıyor hatta çekemiyoruz. Her insan Türkcell kalitesi ile çekemiyor ne yapalım. İşte burada devreye daha önce bahsettiğim “duygusal zeka”  söz konusu giriyor. Normalinde ekip liderinin yapması gereken şeydir bu. Ama burada çalışansanız direnç gösterme zamanı size geldi demektir. Bununda yolu çelik ile güçlendirilen sinir sistemiyle hayatın gelgitleri, stres ve yaşanan bin bir aksilikleri olduğu gibi kabul ederek sıradanlaştıran bir düşünce sistemi olan “Duygusal Çevikliktir”. 

Yapılan her davranışın her zaman kasıtlı olmadığını düşünebiliriz, bazen iş ve sosyal arkadaş çevremiz iç dünyasındaki bir problemi hırçınlaştığını fark etmeden yansıtabiliyor. Çalıştığım kuruluşu Alman ama sonradan çok uluslu bir işletmede, işletme müdürünün benim hakkımdaki olumlu sözlerini hazmedemeyen kategori yöneticisi hanımefendi üzerime saldırarak başımıza müdür mü olacaksın ? 10 senedir buradayım benim hakkım demişti. Eğer işinizi düzgün yapıyorsanız bu çok sık karşılaştığınız bir durum olabilir. Bu tür durumlarda amaçlarınızı aklınıza kazımalı size yöneleceğine emin olduğunuz mobing unsuru olan baskıların neler olabileceğini ne tür duygusallıklar yapabileceklerini kurmacalar yerine tahmin ederek stratejiler geliştirmelisiniz. Zorluklar amacınıza ulaşmada birer açık kapıdır. Tecrübedir. Genellikle işyeri zorbalıklarında sizi muhatap alabilecek bir yönetici bulmanız zordur. Kurumsallamayı tamamlayarak hazmetmiş işletmeler ülkemizde oldukça azdır. Bunlardan başlıcaları Koç , Sabancı holdingleri ve alt şirketlerine bağlı işletmelerdir.Bu tür kurumsal yapılar değerler disiplinini çok iyi anlamış ve analiz ettiklerine inanıyorum. Ve gözlemliyorum.  

Asıl mesela olaylara bakış açımızdır. 

Duygusal gelgitlere uğramadan belli sorulara yanıtlar vererek, iş yaşamlarına belli bir aşamaya kadar,  bu tür olayları ciddiye almadan devam edebilirler. 

  • Ne oldu da bana böyle söyledi / davrandı  
  • Ben bu durumda ne hissettim Duygusal hissetmek.  
  •  Ne düşündüm  / olayın bana verdiği etki ve gelişimi  
  • Mobing hissiyatı beni nasıl etkiledi Huzursuz ve isteksizlik motivasyon düşüklüğü oldu mu?  
  • Davranışsal etki / Duygu hali beni nasıl yönlendirdi.  
  • Tüm bu yaşananları belirleyebilseydim ne olurdu Sonuçları değişebilir miydim ?   

Tüm bu sorular ve soru kalıpları bizim duygusal boşluğumuzu olaylardan etkilenmemizi, verim düşüklüğünü ve bununla nasıl mücadele edeceğimize dair ipuçlarını bulmak amacıyla sorulacak sorular ve sorgulardır. Olumsuz duyguları dinamik duyguyla karşılayabilirsek, daha etkin ve mantıklı sonuçları ortaya çıkarabiliriz. Her şey bizim elimizde değildir, keza planlıda değildir. Direnç ve dayanma sınırlarımızı yaşayarak tecrübe ederiz zamanla kendisine yeni bir kabuk bağlayan bu duygular, artık olaylar karşısında etkilenmekten öte etkileyici unsur olurlar. Zorlu ve stresli anlarda sergilenilen bu performans bir sonraki hayalimize ileri ya da geri adım atmamızı belirleyecek nihai hedeftir.  

Göstereceğimiz bu direnç, aslında pek istenmeyen bir yöntemle kazanılan stratejik bir güçten ibaret. Çok travmatik ve zorlu süreçler ile yaşanılan acı tecrübelerin sonucunda edindiğimiz birikimlerin mevcut gelişecek duruma göre analiz edilmesi ile oluşan bir farkındalık. Bu duygusal direnç mekanizmasının uygulanmasıyla artık birer “ hacı yatmaz” misali ayakta duracak ve zorluklara gögüs gerebileceğiz.  

Bu soruların elbet bir cevabı ve de bir sonucu vardır, baskı halinde baskıyı uygulayan kişinin bunu neden yapmak istediğini iyi anlamalı. Buna yönelik stratejiler geliştirerek, duygusal direncimizi yüksek tutmalıyız.  

Çünkü; amacımız yolumuz sonuç noktamız belli. Zafere giden yolda dikenli yollar, mıcır taşlı yollar hep olmuştur olacaktır. Mobing uygulayıcıları mevcut kurulu düzeni devam ettirmek isteyen şahsi amaç ve gayesine yönelik davranan ve de kendisinden daha iyi becerikli insanları hazmedemeyen amacına ulaşamayacağını fark ettiğinde başkalarının da aynı acizlikte olacağını sanan zavallılardır. 

Bizlere düşen de yılmadan bıkmadan yorulmadan hedefimize ilerlemektir. 

Yazının Sözü uygulaması :  

Başarı dikenli yolların sonunda bizi bekleyen kaktüstür.