COVID-19 halk adıyla Corona sonrası, hayatımız nasıl olacak ?

Corona hastalığı hayatımızda pek çok şey değiştirdi; binlerce ölüm, hastanelerin acil servisleri, yoğun bakım üniteleri kapasitelerinin çok üzerinde çalışmak zorunda kaldı. Maalesef ülkemizde de çok sayıda vatandaşımızı kaybettik. Bunun için ‘dahiliye servisleri’ni kapatıp ‘cahiliye servisleri’ni açmak gerekebilir. Yaşanılan süreç sonunda kısa süreli dünya hayatındaki can korkusuyla ahirette hesap verme dürtüsü ile günahlarından arınmış geleceğin potansiyel günahkarları olma yolunda devam ederek, sadece “başımız sıkıştığında andığımız” yüce Allah’ı, salgın sonrası günahlarından arınmış ve de yeni tövbeler için arınmış kullar olarak, anmaya devam edeceğiz.

CORONA Öncesi ve sonrası Dünyada yaşam…

Yaşanan olaylarda gözlemlerimiz ile birlikte, en temel korku ve endişelerimizin nedeni uzun süreli belirsizliktir. Peki ya sonrası? İnsanlar bu durumu sonsuz şekilde bilim kurgu romanları gibi süsleyerek, korku imparatorluklarına dönüştürebilir. Çok ciddi hayal ürünleri kurarak durumu daha da zorlaştırabililir, yeter ki istesin! Neresinden bakarsak bakalım, şu an hayatta olan insanlığın yaşadığı daha önce benzeri bir olay olmadı. Ama insanlık bunları yaşadı.

Hala sosyal yaşama etkileriyle birlikte, çalışma hayatını ev ofis çalışması ile e- ticareti canlandıracak gibi gözüküyor. “Böyle de yapılıyormuş” diyorlar bizim çocuklar, “uzaktan eğitim madem yapılıyordu yıllarca okula neden sabahın köründe yola çıkıp da gittik” dediler. “Haklısınız” dedim çocuklara…

İnsan beyni cevize benzediği gibi fiziki olmayan yapısı da ‘ormanlık alan’ gibidir. Yaşadıklarını, düşüncelerini ve hayallerini sentezleyerek çevresindeki insanların yorumlarıyla birlikte belirsizlik ve korku imparatorluğunu çok kolayca kurabilir.

Genel geçer bir görüş der ki ;

“Korku hastalığı gerçek mandemiden daha büyük nükseder”.

Salgın Sonrası favori Korkular

1- Kalabalık ortamlarda bulunmak:

Hayatımız Corona Öncesi ve Corona Sonrası diye ikiye ayrılıyor. Eskiden olduğu gibi eğlence merkezleri, toplu iç içe ziyaretler artık hayatımızda eskisi gibi olmayacak şeylerin başında geliyor.

2- Hastahanelere gitmek:

Hasta olsak bile hastaneye gitmeye korkan bir millet olacağız. Kahraman doktorlarımızdan korkar olacağız. Sanki nöbetçi Corona yayar. Muamelesi yapacaklarmış gibi saçma hislere kapılanlar olabilir. Bu özellikle acil servis doktorlarını çok memnun edecektir.

3- Yurt dışı sehayatleri:

“Havadan kuş geçti, hadi uçalım İtalya’ya gidelim” muhabbeti son buldu. Size orada dondurma veren amca ve torunları artık orada yok. Artık her attığınız adımla birlikte zorunlu olmayan seyahatleri de azaltacaksınız.

4-Toplu taşıma kullanmak:

İstanbul’da ciddi bir problem oluşturacak olsa da bireysel silahlanmaya benzettiğim, her bireyin araba alma yarışı sağlık endişesi ile minübüs ve belediye otobüslerinin yarı kapasiteyi bile doldurmakta zorlandığı bir dönemi yaşayarak görmemizi bize yaşatıyor.

5- AVM’ de alış – veriş:

Gezerken “bunu da alacağım ama limitim doldu” dediğimiz şeyler vardı. Ya da sonsuz paramız ile “aldıklarımız gelecek ay öderiz”ler.. Artık onlar yok çünkü, yarın sabah uyanıp uyanamayacağımızı, ölüm yayan ama bunu fark etmediğimiz bir dönemin içinde geziyoruz. Bu gezintimiz Sanal Mağazacılığın yükselişini bizlere gösterecek.

6-Cafeterya ve restoranlar:

Hani o İtalyan restoran vardı. Bugetti feronelli bilmem ne? İşte hayatın ondan ibaret olmadığını paranız olsa bile, size oksijen sağlayamadığını yaşayarak gördük. Sosyalleşmenin konuşmaktan geçtiğini aynı ortamda oturup biri telefona bakarken biri muzik dinlediği veya bir kahveye 15 TL vermenin, bir anlam teşkil etmediğini anlamış olduk.

7-Markette alışveriş yapmak:

Temel ihtiyaçlarımız arasında parfümler, saç düzleştiriciler varken, tokken açın halinden anlamazken, 48 saatlik sokağa çıkma yasağında medeni yamyamlara döndüğümüzü fark ettik. Hele temel ihtiyaç olarak cips ve cola alan vatandaşlarımızı görünce gururlandım. Neymişiz biz, sonuçta ümmeti Muhammet burada… Umarım bu salgın Müslümanların yüce Allah’a inanmasına vesile olur. Müslümanlar İslam kelimesinin sadece erkek adı olarak kullanılmadığını öğrenirler.

Alışveriş psikolojisi

Öncesinde rahatça harcıyorduk, “kazanıyorum babalar gibi harcarım kart limitim 10,000 harca harcayabildiğin kadar. Ay sonu öderiz” vardı. Şimdi ise, üretim yok, satış yok, para yok ama harcama var. Bu nedenle alışveriş piramiti içerik değiştiriyor. Kontrollü olarak alışveriş yaparak bankaya ödeyebildiğimiz kadar para harcamaya başladık. Hatta maaşlarımıza artık el sürmeyecek hizmet ödemelerimizi online internet ödemesi ile yaparak, paranın mikrobu ile de tanışmadan sağlıklı kalacağız. Çoğumuzun korktuğu elektronik alışveriş hatta elektronik kelepçe muamelesi yaptığımız bu işlem ile tanıştık, sempati duyar olduk.

“Temassız al gülüm ver gülüm” olarak, değerlendirdiğimiz bu süreç, daha da gelişecek ve insanları küçük kartvizitler sonrası küçük kartların hakimiyetinin yükselişi ile tanıştıracaklar. Dünyada muhtemel Dante sonrası önemli yere sahip olan 35 yaş grubu, (Türkiye’de Necip Fazıl Kısakürek modeli) bakmadan almam ve daha tecrübeli yaşlardakiler ise, tanımadığımdan dokunmadan görmeden almam prensipleriyle uyum sürecinde biraz bocalayacaklar. Tabii bu durumu fırsata dönüştüren ahlaksız şirketlerin de bunda katkısı çok yüksek.

Tabii tüm esnaflar ve işletmeler fırsatçı değil bunların başlıcaları:

Üstün sevk idare ve ürün hizmet bedelinin fırsatçılık ile değiştirmeyen kötü gün dostu vatansever işletmelere Domestos, Eyüp Sabri Tuncer, Ace, Boğaziçi kolonya ve Migros şirketlerini ekleyebiliriz.

Neler değişti?

Corona hastalığına yakalanıp ancak, bunu kabul edemeyen, başımıza iş açma diyen aile reislerinin olduğu sonra aile içinde virüs çıkınca da bizim günahımız neydi sorusunun muhatabı aranmakta.

Hastalığa yakalanıp, yorgan döşek yatıp iyileşip hala farkında olmayan binlerce vatandaşımız olduğuna kesinlikle eminim. Bu haliyle birkaç ay daha misafirliğini sürdürüp azalarak, kontrollü adımlarla ülkemizden ayrılacağına inanıyorum. Elbette etkilerinin en az on yıl daha sürmesi kadar doğal bir durum da yok. Gitse de etkileri bizimle…

Corona’ da insan gibi kendisini birkaç aya unutacağız ama yaşattıklarını asla….

Bundan sonra herşey kontrollü olacak… Mesela yani ?

  • Sosyal mesafeyi koruyan arkadaşlıklar.
  • Japonya imparatoru Narihito gibi yaşamaya başlayan insanlar… Yani, Sadeleşen abartıdan uzak ve yüksek farkındalık sahibi hissederek yaşayan insanlar.
  • Aynı binada ve aynı evde beraber yaşadığımızı sandığımız ama bugüne kadar fark edemediğimiz, insanların sağlıkları ve onlarla ilgili diğer her şey… mesela bizim evde çay şekerini sadece ben kullanıyormuşum.
  • Hayatın kısa olduğu ve zaman biteceği bilinmeyen, geldiğinizde bulamayabileceğiniz, ömürleri yaşayan aileniz mi yoksa yola çıktıktan sonra, tanıştığınız cafeterya kültürü adını verdiğiniz arkadaşlarınız mı ? sorunun cevabı olabilir.
  • Ceza evine girmeden ya da bir hücreye kapanmadan, anlayamadığımız doğal özgür ve bol oksijenli bir hayatın değerini eve hapsolduğumuz bir kaç günde anlamadık mı ? Ki bizler balkona ve kapı ağzına çıkabiliyorduk. Güneş ışığının parladığını hatta rengini unutan yaşamlar olduğunu da hatırladık değil mi ?
  • Artık güvenli alanlarımızı kaybettik ve her an serseri bir mayına basmaya hazır bekliyoruz. Bu psikoloji ile yaşantıyı hayal edebiliyor musunuz ?
  • Güven duygusunun yeniden tanımlanması gerekmekte, o beni korur dediğimiz çevremizdeki insanların bile bir virüslük canı olduğunu öğrendik.
  • Ülkemizde Corona krizinde Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlığı harici tüm kamu kuruluşlarının süreç yönetiminde etkin başarısızlığı, İnternet altyapıları, devlet kurumlarının çalışma biçimleri, sağlık politikaları, eğitim politikaları, alanında yaşanan uygulama eksiklikleri açısından birer ibret haline geldiğini gördük. Elbette dünyanın bir çok sözde medeni Avrupa ülkesinden ve Amerika’ dan çok daha iyi süreç yöneten sağlık bakanlığını da görmezden gelemeyiz.
  • Yaşanan ölüm korkusu ebedi hayat başlangıcı ile, Corona sonrası geçmişe nazaran, ruhani hassasiyetlerin artışı, her gün yaptıkları doğru, yalnış davranışları sorgulamak, düşünerek konuşmak gibi bir çok değişikliğin başlangıcı da gözlemlenmeye başladı.

Ve bunun sonucunda ;

“Özgürlüğün” en temel yaşam hakkı olduğunun gerçeğinin hatırlanması kadar doğal bir durum söz konusu değildir. Kendimizle ve ailemizle tanıştığımız bu izole sürecinde, kendi isteklerimizi fark ederek bunları hayata geçirmenin keyfini sürebiliriz.

Yazının Sözü Uygulaması :

Korku hastalığı gerçek pandemiden daha büyük nükseder.

Coronavirüs hayatımızda neler değiştirdi ?

Bugün itibariyle ülkemizde de hayli yer edinen Corona virüs 3. nesilini geliştirerek şimdilik ve inşallah sadece Çin’ de Hanta adında yeni bir virüs türeterek şimdilik bilinen bir kaç ile dünya hayatımıza giriş yaptı. Hoş geldin ama umarım boş gidersin.

Bir çok virüsün aksine zengin fakir soylu ayrıt etmeden yayılan sayın Corona ve türev nesilleri, Öncelikle muhazafakar olmayan ve bir çok islam karşıtı uygulama yapan ülkelerin islamı simgelediği için yasakladığı bir çok şeyi Corona aracılığı ile artık yapmayana ceza veriyorlar. Sağladığı bu hoşgörü politikası için kendisine teşekkür ediyorum.

Öyleyse hayatımızda neler değişti veya değişecek ?
  1. Toplu ulaşımı kapsayan ve topluluk halinde olduğumuz her yer ya kapandı ya da artık topluluk kelimesi sayılı metrekareler üzerinden ifade ediliyor.
  2. Finans ve bankacılık sektörü başta olmak üzere hizmet sektörü aslında gerçek hayatta olması gereken, 12:00 – 17:00 veya 12:00 – 20:00 Saatleri arasında hizmet vermeye başladı. Unutmadan bankalar taksit ya da borç öteleme ve de paraya ulaşım konusunda birbirinden güzel eski köye ihtiyaç olan yeni adetler icat etmeye başladılar. Keşke Corona olmadan da olması gereken düzeylere gelebilseydik.
  3. İnsan ilişkilerinden sosyal hayata hatta yolda yürürken aile içinde mesafeler söz konusu olmaya başladı. İşin esprili yönü virüs sayesinde evinde oturmaya vakit bulan insanlar ailelerinde aynı evde yaşadıkları insanların ne güzel insanlar oldukları çaylarında şeker kullanıp kullanmadıkları gibi basit şeylerden dahi haberdar oldular aynı evde bir ömür ama birbirlerinden haberdar değillerdi…
Coronavirüs sonrası kapanan kahvehanelerin sayesinde babasını ilk kez gören çocukların tepkisi
  1. Yıllardır yaşamanın yükü omzunda biriken insanlar yani kahvehanelerde kumar masalarında ömür telaki eden bir çok kişi kahvehanelerin kapanması ile baba çocuk tanışmalarına sahne oldu.
  2. Sadece Müslümanlara değil, tüm dinlerin mensupları hatta ateist veya dehist insanlar dahi islamın farzları konusunda hiç bir şey yapamasa bile internet’ ten bakarak ve resmi dini inancı ateizim olan Çin’ de bile devlet televizyonu abdest alma eğitimi verirken umarım bir gün, namaz kılma videosunu da yayınlarlar.
  3. Alış – veriş alışkanlıkları yeniden düzenlendi ilk başlarda talan şeklinde kendini gösteren bu alışveriş yapma isteği günler sonra ülkemizde E – Ticaretin gelişimi ve kredi kart uygulamasının kullanımında artışlara sebep oldu.
  4. Seyahat Özgürlüğü kısıtlamasını da unutmamak lazım.
  5. Psikolojik etkisi sosyal dengeyi sarsması da bambaşka bir boyut…
Dünya’ yı sömüren zihniyet yaşattığını yaşarak, acı ızdırapla ölüyor.

Kredi kartı ile nereye kadar devam edebiliriz. Bence Limit bitmesini sınır kabul etmemek lazım. Malum benim limitim çok yüksek o riske giremiyorum.

Kredi kartı demişken söyleyeceklerime kulak verelim ;
  1. Kart kolik hastalığına yakalanmadan önlem almalı beyler maç kolik olamıyorlar siz değerli hanımlarını da Kart kolik yaparak kredi kart zade olmak istemezler.

En basitinden gidelim. Bugün ekmek fırınına gittiğimde 2 ekmeği dahi kartla alan bir vatandaşımızı gördüm. Bunun iki sebebi olabilir diyeceksiniz ama ben, konuşmalara şahit olduğum için nakit parayı harcamamak için karttan aldığına eminim. Neye göre söylediğime gelince fırıncı ilk başta parası olmadığını düşünüp, paraya gerek yok ihtiyacınız kadar alın demişti. Ama bizim insanımız her işte miktar fark etmeksizin olduğu gibi kart kullandı. Mesela ben de 10 Tl ve üstü tüm harcamalarımı kartla yapıyorum. Çünkü; harcamamı olduğundan yüksek tutup bu kriz anında KKB notumu yüksek tutmanın peşindeyim.

Peki bizler bu şekilde davranıyorsak çözüm nasıl olmalı ?

ÇÖZÜM:

  1. Ekstreni zamanında ve tamamını ödeyebiliyorsan harcama konusunda endişe etme.
  2. Gelirin asgari ücret ise asgari ücret miktarı kadar harcama yapma zorunluluğun yok. Ayaklarını yorganının dışına çıkarırsan üşürsün. Normal şartlarda gelirinin 4/1 ‘inden fazla harcama,
  3. Ekstreni iyi takip et ve her taksit ne zaman bitiyor kontrollü harcamak için ne yapılabilir hangisi zorunlu hangisi keyfi bunları sırala.
  4. İsteklerin ve zorunlu ihtiyaçlarını kategorilendiremezsen bankaların kırmızı ile kategorilendirdiği kısımda kendine hayli kategorili bir yer edinirsin. Almasaydım da olurdu dediklerini kendine ceza verirmişcesine listele ve onu aldığın için alamadığın zorunlu ihtiyacını da karşısına yazarak oklamayı unutma.
    1. Kredi kartı limitinin yüksekliği harcama özgürlüğü değil , zorunlu halde her ihtimale karşı bağımsız olma özgürlüğü verir.
    2. Müşterisi oldugun banka senin tüm ihtiyaçlarına cevap veriyor mu ? Yoksa rakip firma daha düşük faiz ve taksit imkanımı sunuyor ? Hangi banka sana ne kadar limit veriyor ?
    3. Kredi kartı ile ödediğin 399 tl ile nakit ödediğiniz 400 Tl arasındaki uçurumu fark ediyormusun ?
    4. Temassız kart ödeme limitini 250 Tl’ ye Sadece Corona için mi çıkardılar sanıyorsun ?
    5. Mesela 50 tl üstü haricinde kart kullan böylece miktarlar psikolojik olarak büyük gelecek ve gerçekten harcadığın miktarı fark edeceksin.


1. Kredi kartı borcunun tamamını ödeyebildiğin sürece harcamalarını kartla yapmanda sorun yok.
2. Ne olursa olsun gelirinden “Az Harca”.
3. Her ay ekstreyi incele. Harcamanı, taksitleri takip et. Hatta son 3 aya bak. Fazladan çekilen para var mı kontrol et.
4. Harcamaları istek-ihtiyaç diye ayır. Ekstrene bak ‘Almasaydım da olurdu’ dediklerini işaretle. Bu işaretli ekstrenin fotoğrafını çek. Bir şey almadan önce listeye bak.
5. Kredi kartının limiti senin için doğru mu? Gözden geçir.
6. Kredi kartıyla harcama yaparken beyin anlayamadan para ödeniveriyor. Bir de kartları
temassız özelliği de gelince, hiç düşünmüyorsun bile.
7. Kendine kural koy: Örneğin; 50 liradan az harcamalarda kart kullanma

Bu Kriz anında ev ekonomimiz için ne yapmalı ?

Türkiye ‘ de devlet idarecilerimiz ve isimsiz kahraman sağlık görevlilerimizin sonsuz emek ve çabaları sonucu, herhangi bir problem yaşamasakta dünya’ da bu durum öyle değil. Allah milletimize sağlık kuvvet versin. Hepimiz işin ucundan tutalım en basiti siyaseti bir köşeye bırakıp *Evde Kal* çağrısına kulak verelim. Önemli olan sorun değil çözüme ulaşmak meseleyi kimin çözdüğü değil nasıl çözdüğü önemli. Fiziki olmayan birlik beraberlik vakti…

Corona veya diğer krizlere rağmen ekonomik olarak bundan zarar görmediniz ve birazda birikmiş nakit paranız var ise, zorunlu olmayan harcamalara izin var.

Eğer Ekonomik belirsizlik söz konusu ise, harcamaları tamamen durdurmak ve parayı cebimizde tutmamız doğaldır ama bunu ülke politikası haline getirirsek ülkemizin ekonomik dengesi sarsılır. Ne panik ne de umursamazlık sadece önlem alarak süreci atlatmalı.

Maaşınız geliyor ama birikim yapamadıysanız, maaşınızı önünüze koyup kuşbaşı yapmadan önce kısmanın en asgari ve maksimum seviyelerini belirleyin. Ben olsam altı aylık genel giderler gıda, temizlik insani sosyal ihtiyaçlar, muhtemel faturalar vs. için gerekli olacak parayı bir köşeye ayırmak için sınırları zorlardım. Veya her bir aile üyesi için asgari ücret tutarında bir yedek akçe bulundururdum.

Hiç birşey yapamıyorum diyen arkadaşlar ise nargile ve sıgara için ödedikleri ücretleri ile bile bir ev geçindirebilirler.

Çalışamıyorsunuz ama birikim yapabilmişseniz ise sıkıntı yok kısa bir süre rahatsınız.

Çözüm formülü Biriken para / amortisman giderler / istekler eşittir Zaruri ihtiyaçlar Hani develer gibi düşünün suyu verimli kullanırlar bir depo dolumu Termus teknolojisi ise : MÜKEMMEL SU KULLANIM ÜNİTESİ: Develer, 10 dakikada ağırlıklarının üçte biri oranında su içerler. Bu miktar kimi zaman 130 litreyi bulabilmektedir.

Borcunuz var ise, borcu yiğidin kamcısı yapmak yerine ödemeyi tercih ediniz. Gerekirse Baba Bank ya da Emin Eller bank aracılığı ile telefon hatta iş zoraki hal aldıysa görüntülü borç isteyin. Yazılı bir plan planlamada etkin ve caydırıcı bir güçtür.

Hadi Mahmut amca sokağa çıkta görelim otur evinde sağlığın bizim için herşeyden önemli. :

Durumu duygusallaştırmadan ve devlet sırrı haline dönüştürmeden anlatın. Alacaklı banka veya kurumsal kişiler, sizden sadece sizin onlardan almış olduğunuz parayı istiyorlar bunu bir yere not edin.

Tüm çabalara rağmen gelir kesildi ve ödeyemiyorsanız samimi olun dürüstçe gerçekleri söyleyin faktoring şirketleri ve bankalar hariç tüm kurumlar sizi dinleyecektir. Tabii durumunuz müsaitse de, Küçük Olamam Büyümek İstiyorum diye sloganlarla caddeleri inleten KOBİ ‘lerimizin de esnafımızıda unutmayarak borçlarımızı ödeyelim.

Stok çılgınlığının halka açık ama görülemeyen sebepleri neler ?

İnsan denilen varlık duygusal ama bir o kadar da değişken ve ne yapacağı belirsiz bir varlıktır. Hele ki panik veya öfke halinde yapabileceklerinin sınırı yoktur. İşte alışveriş konusu da duygusal boşluğu kapatmak konusunda çikolota’ dan sonra en çok kullanılan yöntemlerden birisidir.

Her yapılanı işi kontrol etmek isterken, bunun yolunun alışveriş yapmaktan geçtiğini düşünen bir beyne sahibiz. Çünkü parası olmayan alamıyor ve üstünlük simgeliyoruz. Satın alarak psikolojik savaşımızı başlatarak, güç bende mesajını veriyoruz ve bunun devamında istem dışı olarak marketlerde sıkça görülebilen onlar aldı bende almalıyım türü sürü psikolojisi ile hareket edilmesini sağlıyor.

Gelelim “STOKCU” adını verdiğimiz kriz anında ortaya çıkan kitleye, kendilerini güvende ve rahat hissetmek için yaptıkları bu harcama onlar için “akıllı harcama” statüsünde sayılıyor. Panik halinde bize kalmazsa endişesi ile yapılan bu alışverişlerin büyük çoğunluğu israf olacaklar listesinde sıralanıyor. Başkaları yapıyor bende yapayım psikolojisi ile umarım bu durum sadece alışveriş ile sınırlı kalır. Çünkü toplumsal varlık olan insanlar birbirlerini gözlemleyerek davranış geliştirmesi yapıyorlar. Türkiye’den örnek verelim temizlik önemli hijyen korunmada büyük etken denilince, duş için kullanılan malzemeler, ıslak mendiller, dezenfektanlar, temizlik maddeleri satışları ciddi bir artış gösterdi. pırıl pırıl kokan metrobüslerimiz oldu daha önceden terden geçilmezken şimdi kolonyadan geçilmiyor. Korku duygusunun en büyük faydası burada ortaya çıktı. Büyükşehir insanı korku ile çalışıyor. Medya ve sosyal medya’da boşalan rafları gören vatandaş bana kalmayacak endişesi ile ihtiyacı olmayan ürünleri dahi almak zorunda hissederek alışveriş yapıyor.

Bazı durumlar vardır durur düşünür ama bir çözüm yolu bulamayız kime soracağımızı da bilemediğimiz bu zamanlarda, diğer insanların davranışlarını örnek alarak yol klavuzu tercih ederiz. Mesela sokakta yürürken önünüzden geçen hanım efendi aniden bir fare gördü ve bastı çığlığı korkmasanız bile artık korkmaya başladınız. *Korku bulaşıcıdır* . işte Koronavirüs etkiside budur. Bu alışverişlerin hepsini anlıyorum ama bu kadar tovalet kağıdı alımına anlam veremedim yerine kullanılabilecek ve bir çok amaçlı da olabilecek o kadar ürün varken, ilginç geliyor herhalde mantık süzgecini çalıştıramadılar. Gıda depolayın anlarım ama tovalet kagıdı sonuçta yemiyorsunuzdur umarım.

Eğer medya ve sosyal medya birlikte hareket etse yaşanan krizin sosyal hayatta ve stoklarda problem teşkil etmediğini çok önceden açıklasa bu şekilde panikle gıda yerine tovalet kagıdı stoklayıcısı bir tür ortaya çıkmayacaktı diye düşünüyorum.

Yazının sözü uygulaması :

Öldürdüğünden çok yaşatan virüsümüz var çok şükür.

Sonunda gördük öldürerek yaşatan Allaha hamd olsun.