İflasa beş kala yaşananlar… 

İflasa beş kala yaşananlar… 

Üretmek hizmet sağlamak, yaşamın olağan akışına bir tuğlada ben koyarım demek. Çalışmanın asıl amacı ve doğanın verdiği kadar aldığı bir ekosistem döngüsüdür. Ekonomik düzenin varlığı, tüm canlıların varlığı bu dengede eşitlenirken, çok az  durum ile olay bireylerin insiyatifine bırakılmıştır.   

Bunlardan bir tanesi de yaşadığımız hayatın kalitesi, çalışma koşullarımız ve bizi mutlu edebilecek hedef ve amaçlarımıza ilerlerken belirlediğimiz misyon ile vizyonumuza giden yolda ödediğimiz bedeller silsilesidir.   

Bunlardan birisi de zor şartlarda bulduğumuz iş ve kariyer imkanı olan şirketimizde işten çıkarmaların yada şirketin aşama aşama “KONKORDATO” ya giden taşların diziliminin güzellenerek aşama aşama ilanıdır. Konkordato resmi olarak iflastan önceki ad tamlaması olup belirtili isim tamlaması gibi bir hal durum  alan edat ile ek arasında kalan zamirin özetidir.  

Ekonomik ve insan kaynakları olarak etkin ve verimli yönetilemeyen zamanında önlem almayarak yönetimsel beceriksizlikler ve de holdingleşen yapıların derin çatlağı üst yönetim vurgunları sonucunda, kurbanlık arandığı zaman şirketlerin KOÇ’ ları olan mavi yakalı işçilerimiz  bazı işletmelerde ne yaparsanız yapın işinizden olmazsanız, bazılarında ise görevinizi yaparken  TAŞ gibi yerinde ağır olup şirketinizi korurken  Kod 25 diye insani onurunuzu korurken, kendinizi kapıda beklerken bulabilirsiniz.   

Eğer yeni bir iş gücü potansiyeliyseniz çalıştığınız şirketin mali deplasman da rakipleriyle karşı bilançoları 600, 700’ lerle ifade edilen amortismanları da eklendikten sonra kalan cari hesaplarını  bilerek takip ederek şirketinizin yakın ve orta vadede atmak zorunda kalacağı adımları da gözlemleyebilirsiniz.  

Şirket denilen organizasyon saç ayakları üzerine oturtulmuştur yoksa ortak bir paye varlık gösteremez. Üretim, girdiler, insan kaynakları, mali tablo tabii bu daha kobilerde daha çok anlam ifade eder.  

Bir de genel geçer açık prosedür cümleyle ;  girişimci ( Girişim), emek,  sermaye ve fabrika kurulacak arazi… 

Bunlar var oldukça, varlıkları kendini garantör ülke konumunda buldukça sırtınız pek arkanız sağlamdır.  

Eğer şirketinizde işler kötüye gidiyorsa bunun sebeplerinin bazılarını şöyle sıralayabiliriz. 

  • İşe alımların durması var olan personelin sessiz sedasız istifa etmesi. 
  •  Görev değişimlerinde unvanların görevlerle bütünleşerek belli bir kemik kadroya doğru yüklenmesi  
  • Ani işten çıkarılışlar, 
  •  Maaşlarınızın gecikmesi, 
  • Temel ihtiyaçlarınızdan bile kısılmalar, 
  • Sosyal sağlık güvenceniz tamamlayıcı sigortalarınızın bilginiz dışında sonlanması, farklı beklenmedik bir şirkete şaşırtı olarak geçirilmesi. 
  • Hak ediş primleri azalıyor veya almanızı engelleyecek yeni parkurlar oranlar konuluyorsa. 
  • Sizden bir iş için önce harcama yapıp sonra harcamayı hesabınıza yatırmayı teklif ediyorsa ve bu süreç uzuyorsa. 
  • Stajyer ve proje bazlı personel istihdam ediyorsa. 

Bu ve benzeri adımların atılması toplu işten çıkarmaların yaklaştığını gösterir.  Yasal prosedürleri hatırlayacak olursak, malum günümüzde niyet ediyorlar patron rızası için … 

 20 ile 100 işçi çalışıyorsa en az 10 işçinin, 101 ve 300 arasında çalışan işçi varsa en az % 10 orantısı 301 ve fazlası ise en az 30 işçinin işine son verirse 4857 maddenin 17. Fıkrası uyarınca haksız nedenle yani tek taraflı işten çıkarma yapması durumunda işçinin kıdem ve ihbar tazminatını VERMEK ZORUNDADIR !  

Önemli bir nokta çıkarımlar 30 günlük süre içinde isterse bir gün isterse farklı günlerde olsun toplu işten çıkarmaya girer. 

Bunun tek istisnası, işveren işçi ile anlaşıp istifası alınarak sadece kıdem tazminatının alabileceği işsizlik maaşı dahil, diğer tüm tazminat ve haklardan feragat ettiği iş ayrılış biçimidir.  

İşler kötüye gittiğinde siz neler yapabilirsiniz ? Mesela, sağlık sigortanızı kendi ortaklığı olduğu şirketten ayırıyorsa, şirket içi kritik öneme sahip işlerde kendi kuruluşları dışındaki kuruluşlara artık iş aktarıyorsa, sonun başlangıcına sıra gelmiştir.  

Hizmet alım gecikmeleri, işe alımlarda ihtiyaç olmasına rağmen alım sağlanmaması gibi durumlarda bunun sizi ve çalışma arkadaşlarınızı nasıl etkileyeceğinizi yöneticinizle görüşerek daha net bilgiler edinmeye çalışın.  Belli kritik işler ve atamalar harici yapılamıyor bütçe onaylanmıyorsa, belirli rol ve ekiplerin görevlerle birleştirildiğini tamimlerde görmeye başladıysanız. Küçülen departmanların küçülmesine rağmen iş yetiştirememesi gibi durumları iyice gözlemlemeye başladıysanız. 

Artık yeni şirketiniz için görüşmelere başlayabilirsiniz 17. Maddeden işten çıkarılmanız an meselesidir ve çocuklar taş yemeyeceğine göre, size de yeni bir iş gerekecektir.  

Satış pazarlamada satışını yaptığınız ürünleri müşteriye temin edemiyorsanız, ürünler satıştan kaldırılıyor yerine yenisi gelmiyorsa, yönetim tarzınızda değişiklikler başladıysa,  

Ar- Ge faaliyetleri azaltılarak sonlandırılıyorsa, ekiplerin görevleri otomasyon sistemlerle artık kişi sayısını azaltmak yolunda bir adım atıyorsa, soru işareti olan eli kolu bağdaş kurarak oturan yöneticiler meydana çıkmaya başladıysa, yöneticilerdeki her zamanki tipik hal tip box hale döndüyse… 

Musa Eroğlu’ nun dediği gibi yolun sonu görülüyor diyebiliriz. 

Yazı dipnot :  

 600 ‘ lü hesaplar ; 

İşletmenin ülke içinde yaptığı satışların brüt tutarını gösterir. Satılan malların tutarı 600 YURTİÇİ SATIŞLAR hesabında gösterilir. Satışın KDV’si müşteriye yüklendiği için 391 HESAPLANAN KDV hesabı alacaklandırılır. 

700’ lü hesaplar ; 

Muhasebenin genel hesaplanmalarından maliyet hesaplanmalarının ayrı olarak gözlemlendiği gelir ve gider dengesinin takip edildiği ikame oranların izlendiği hesaplar. 

Bonus :   Bodrolarınızda enteresan gelişmeler yaşanıyorsa, şahsen benim bodrom şampiyonlar ligi gibi… 

Bürüt gelirde % 30 dan fazlası maaş bodrosunda kesiliyorsa mesela, benim bordromda % 27 olarak gösteriliyor. Hak edişlerimin yarısından birazı gerçekten doğru mu bana güven vermiyor. Temel sebep, belirsiz enflasyon ve ekonomik sistemde kesinti yapmak gerektiğinde amortisman mantığındaki ücretlerin sosyal yardımların ve ilgili vergi türlerinin ŞİRKETİN GİDERLERİNİ AZALTARAK giderimiz çok ey devletim vergiyi kısmamız gerek deyivermesinin en kısa yolu olmasıdır. Kesinti ve yedek akçe sistemi işverenin ilk savunma hattı olsa da, mesela, bizim şirkette yaptıkları gibi meslek kodlarını doğru vermeyerek maaşları düşük tutarak, tazminat ve sosyal hakları doğru ve hakkıyla ödemeden VERGİ KAÇIRMANIN MESELA’ sıdır.  

Size ne düşer sersek, BONUS CEVAP’larda MESELALARDA GİZLİ OLSA GEREK. 

BEN BİTTİ DEMEDEN BU TOPLANTI BİTMEZ !   

Patronların en sevdiği işlerden biri de toplantı düzenletip her yere talimatlar yağdırmaktır. Tabii KOBİ lerde patron varken, büyük şirketlerde patrondan öte patronlar vardır. Bunlar üst yöneticilerdir. Çalışanları SAT, SAS, Bordo Bereli sanarak, onlardan zorlu parkur içeren hedefler ister ve nasıl yapılacağınıda ben söylersem size ne gerek var diyerek çekilirler. Düzenli toplantılar uzarda uzar.

Aslında konuşulacak 2-3 konu vardır ama, bu konular  10-15 konuya çıkar ve falımda dahi böyle sakız yoktur. 10’ lu naneli paket size bu ferahlığı veremez. Aslında toplantıdan ne anladığımızda çok önemli,  en az iki kişilik saklambacı andıran bu olayda iki veya daha fazla ekip üyesinin genel durumu bildikleri halde, görüş paylaşmasının adıdır. Üst yönetici veya patron çıkar ve der arkadaşlar bu işler yapılacak bizde deriz ki, anlaşıldı Efenim.

Sonra bize grafikler anlatır ki, o grafikleri zaten biz hazırlamış ve bizim çalışmalarımızla oluşmuştur ve tereciye tere satılır. Kısacası ortak fayda amaçlı bir araya toplanma olayına toplantı adını verenler, toplantının birifingten farklı bir mecra olduğunu iş dünyasına anlatamamışlar. Bu sözlü ve görüntülü toplantıların en önemli özelliği içine su katılmadan dahi sakıza dönüştürülerek aynı konuların tekrarı sureti ile uzatılmasıdır. Ve sonunda bir sonraki toplantı gündemindede aynı maddeler olur ve tekrarının tekrarını izleriz. Böylelikle, çalışanların çalışma azim ve istekleri şirkete yönelik her türlü güvenin dibindeki kırıntılarıda yok edebiliyor.

Üstelik işyerinde üretim veya satış benzeri asıl gayeden uzaklaştırdığı gibi verimsizleştiriyor.  Toplantıda ne konuşulacağı ana grafiklerle kısa net anlaşılır ve sade olarak anlatılabilirse, zaman ve iş gücü konusunda tasarruf edinilebilinir.  

Gözlemlerim öğlen saatleri ve sonrasında olan toplantıların hele birde online ise, bir süre sonra işyerinde işin yerini iş dışı bir çok şeye istemedende olsa bırakabiliyor. Ve uzadıkça uzayan bu çam sakızı çoban armaganı gibi duran toplantıların üst yönetime ve yönetimsel sürece karşı bir antipati oluşturmakta.  Unutmadan eklemeliyim ki, en etkili toplantılar çokoprensle yani sabah erkenden yapılan toplantılardır. Böylelikle hala beyin hala uyku modunda olduğu için kısa net ve sadece ihtiyacı olan konular anlaşılır biçimde ifade edilebiliyor. 

Genellikle öğlen ve sonrası toplantılarda tekrarlarla da olsa verim alınamıyor. 

Çünkü ; toplantılar uzun sürüyor ve bir karar alınamıyor.  Konu hakkında muhatabına emin alamayıp tüm ekibi toplantıya çagırmak gibi bir gaflete asla düşmeyin. 

Hem sosyal hemde iş hayatı ile sıkışan mega şehirlerin kariyerim için buna katlanmalıyım duygusallığınıda eklediğimizde normalde bize kutagu Bilig dışında her şeyi yaşatan duygusal çöküntülerle istediğimiz verimi ne alabiliyor ne de verebiliyoruz.

Ve bunlar da bu da olsun programımızda diye eklediğimiz büyükşehir kargaşaları ile aklımızda bir çok madde ile aynı anda zihnimize yaşattığımız bir tahribatı bir düşünün. Hele birde o toplantılarla iş ve özel hayat dengesinin iyice akrabalaştığı, mesainizin bitmesine veya izin gününüz olmasına rağmen katıldığınız toplantılar, bizi bizden alıp sizleştiriyor.

Sonrasında o muhteşem toplantılara mesaide olsa bile girmemek için üretilen etkileyici bahaneler, toplantının kaybettirdiği süreçte yapılması gereken işlerin bitmesi için yapılan fazla çalışmalar, planlanan zamanda yapılamayan işler, dedikoducu bir düzeneyin ve bıtkınlığında etkisiyle kendimizin dahi anlamlandıramadığı yorgunluk, bezmişlik ile gelen istifalarında etkisiyle, merdivenin basamaklarının birbirinden haberdar olamaması zincir halkalarının arasına başka zincirden öte ip gerilmesi gibi, sebeplerden şirket içi şirketleşmeler yani gruplar oluşmasına yol açacaktır.

Tabii bunlar fark edilmeyecek şeyler değil, ancak fark edildiğinde şirketlerin katma değeri olan çalışanları kaybetmiş olabiliyoruz.  

Toplantılarda, çalışma arkadaşlarınıza verdiğiniz işlerde kısa zamanda büyük işler bekliyorsanız bunu birkaç kez tekrarladıktan sonra bıtkınlık oluşacaktır. Fakat, aynı işi daha uygun zaman diliminde verdiğinizde verilen görevi daha etkin ve verimli yapabilmenin yollarını arayacaklardır.  

Bu sebeple, tüm yazıda uzata uzata dediğim gibi ne yapmak istediğinizi ana konununuzu bilerek toplantıya başlayın tüm katılımcılar konuları önceden öğrensinler ve ana konu bitince işin gıybet kısmı mahşere kalsın.  

Toplantıları soru cevap şeklinde açık oturum gibi yaparsanız daha kısa ve net sonuçlara ulaşırsınız.  

Toplantı planlanırken bazı sorular sormak gerekir. 

  •  Gerçekten çözülecek bir sorunumuz varmı ? Bu problem nedir ?  
  • Sorunu kaynağında çözmek için hangi donanımda ve deneyimde bilgi sahibi personeller ve ihtiyaçlar listesine ihtiyaç var ?  
  • Sorunun önceliği nedir ? Başka nasıl çözüm yolları deneyebilriz. 
  • Doğru kişilere doğru bilgiler doğru kanaldan iletilerek, toplantının gündemi ve planı eksiksiz biçimde hazırlandı mı ? 

Tüm bu sorulara verilecek dürüst cevaplar iş verimliliğini etkileyecektir. Toplantının içerik ve düzeni sizin şirket içi her alanda başarınızı etkileyecektir.  

Bazen doğru sorular yanlış yollardan daha erken dönülmesini sağlayabilir.  

  • Amacımız neydi ? Nasıl bir yola evrildi ?  
  • İçerik neydi nasıl olmalıydı ? Aslında kimleri ilgilendiriyordu ? 
  • Amaç karar almak mı yoksa bilgi vermek veya bir konunun sonuçlarının istişaresi mi ? 
  • Toplantının asli katılımcılarına gerekli bilgilendirme, hazırlık yapabilecek kadar önceden sunuldu mu ? 
  • Hangi yolla yapılmalı ? Online mi yoksa yüz yüze mi daha etkili ve verimli olur ?  
  • Ne beklendiği ne istendiği ve genel amaçların toplantı misyona uygunluğu iyice düşünülmeli ve toplantı esnasında olumlu veya olumsuz görüş bildirecek kişilerin belirlenerek riski en aza indirerek, farklı düşünce tarzlarını da engellemeden bağımsız bir fikir telakisi ortamı sunulabilir mi ?  
  • Etkili ve verimli zaman yönetimini en iyi nasıl yapabiliriz ? Toplantıların sekreteryasını yapacak olan bir modoratörden destek alınabilir. İşler bir bilgisayar oyunu gibi amaç ve görevlere bölünerek iş bölümleriyle organize edilebilir. 
  • Not tutmanın ve her nevi kayıt almanın önemi çok büyüktür. En son bu notlar üzerinden çalışmaya son şekil yine “çekirdek ekipçe” verilebilinir.  

Bu ve benzeri basit ve etkili adımlarla toplantılar bir daha toplanmama andı içme mekanizmasını dönüşmeyecek, çalışma arkadaşlarımız kendilerine güvenerek neyi neden yaptıklarının anlamını daha iyi anlayacak ve yine mi aynı şeyi konuşuyoruz icraat olmayacak yine gibi olumsuz intibalardan uzaklaşacaklardır. Böylelikle toplantıları zaman kaybı olarak görmek yerine kurumlarının işlerini yürütmek için, domino taşı olduğunu görerek daha iyi bir ruh haliyle katılım sağlayacaklardır.

Ayrıca belirtmeliyim ki, toplantı öncesi hafif eğlence içerikli çalışma ortamında bulunmak katılımcıların oldukça üretken olmasında etkili oluyor. Bu konuda Google şirketi inanılmaz derecede iyi bir çalışma şartı sunuyor işi eve değil, evi işe getirerek ev konforunda dinlenerek esnek çalışma şartları ile çalışmayı dah eğlenceli ve renkli bir hale getirebilirsiniz.  

Yıllar önce üniversitede yönettiğim proje ekibinde, kapalı alana fobisi olan iki arkadaşımız vardı, oldukça negatif ve isteksizdi. Bir gün şaka yapmak isterken çözümü kazara buldum. Ona dedim ki ; ne istersin istersen dışarda yeşillikte banklar var orada oturup termusla çay servisi ile kurabiye eşliğinde yapalım mı demiştim. 

Cevap : Aslında iyi fikir demişti. Beni yanlış anlamıştı ama, iyi ki de öyle olmuştu. Hep beraber banklarda toplanmış ve oldukça keyifli bir ortam oluşmuştu ve hepimiz bunun çok faydasını görmüştük. Ne var ki Leptoplarımızın şarzı çok fazla dayanmadığı için araba aküsü ile enerjiyi dönüştürerek üç günlük kamp yapmıştık.  

Koşarak ve yürüyerekte olaylara farklı bakabiliyoruz. Her zaman oturup düşün düşün zordur işin ile olmuyor. Sorular ile cevapları birbirinin ardına koymak yerine cevaplara göre sorular sorsaydık mesela, nasıl olurdu ?  

O Toplantı ben bitti demeden bitmez diyen yöneticilerimize inat, şampuanı bitirmemek için su katan bir milletin evlatları olarak, o toplantıları bu yöntemlerle bitireceğiz…. 

Tekrarı olmayan toplantılarda görüşmek üzere…. 

İşten ayrılacağım derken başınıza iş almayın !

Sosyal hayatın dengesini sağlamak amacıyla hayatta kalabilmek ve de oksijenin bile yakında litosferin katmanlarına çıkan uzmanlar tarafından parayla satılacağı dönemlere yaklaşırken İş bulmanın da  aslanın midesindeki eritilmekte olan ekmeğin yemek kadar zor olduğu süreçleri gün geçtikçe daha net yaşayabilmekteyiz.



Genel olarak alışılagelen yazım şeklinden uzak anlatımım ile iş nedir ? Bulurken nasıl bir psikolojide oluruz konusunu irdeledik.

Meslek sahibi olabilmek Türkiye’nin şartlarında oldukça zor bir durum, elinize verilen A5 boyutlu rulo şeklinde kavgaya gitsen yarı yolda koyacak bir kağıt parçası olarak duvarımızı süslemektedir.

İş bulmanın belli başlı yaklaşımları olarak ;

Halk kültürümüzdeki tanımıyla torpil ya da dayısı vardı yöntemi en etkili ve yetkili çözümü olarak karşımızda tabii başka ekstra yöntemlerde yok değil. A partisi B şirketi yöneticisi tanıdığı gibi bunlarında da dışında bir yöntem elbette var. Eğer diploma sahibiyseniz ve işsizler kervanında fazla beklemek için zamanınız yoksa hizmet sektöründe özellikle, marketing alanında rahatlıkla ter akıtarak para kazanabileceğiniz bir iş sahibi olma imkanına sahip olabilirsiniz.


Olur da bir şekilde işe girmeyi başarırsanız da bir de resmi çıkış hakları gibi durumlar söz konusu ;


Askerlik, evlilik gibi durumlarda cinsiyet fark etmeksizin sizi iş yeri işten çıkarıyormuş gibi yasal olarak tazminat hakkınızı alabiliyorsunuz.

Çoğu çalışan bilmesede bu süreçte kıdem tazminatı ve diğer sosyal haklar kuruşuna kadar alınabilinir.

Normal istifalarda ise ; herhangi bir neden belirtmeksizin yaptığınızda unutmamak lazım.Ben işi bıraktım derseniz bu istifa olmaz her yaptığınız işi belgeye dayandırmanız gerekmektedir.

Başlıca ayrıntılar ise dilekçeyi veriş tarihi (Örneğin üç yıl işten ayrılmama anlaşması yaptıysanız) İmza biçimine ve de dilekçenin verilme nedenine kadar ayrıntılandırırılır. Eğer anlaşmanızda istifa etme haklarınızda şartları taşıyor iseniz istifa edebilirsiniz.

İşçi istifa dilekçesini yazdığında işçi sözleşmesini tek taraflı fes ettiği anlamına gelir. Fakat adli süreçlerde işçinin iş feshinin kanıtlanması işverene aittir.

İstifa dilekçesi imzalandı ama yürürlülüğe girmesi istenmiyor ise ;

Türkiye’de pek rastlanan bir durum değildir. O zaman işçinin baskı altında imzaladığını belgelendirmesi şarttır.

İstifa dilekçeleri yargıtay’da hangi hallerde kabul görmez ?

İçeriği yazmayan veya boş bir sayfaya atılan imza ile istifa süreci yapılamaz. Ayrıca hukuksal olarak boş kağıdı imzalı olarak ele geçiren kötü niyetli kişilerin sizlere yapabileceklerinin sınırı yoktur. Boş senete imza atmak ile boş kağıda imza atmak arasında fark yoktur.

Evraklar arasında çelişkili bilgiler söz konusu ise ;

Mesela İşveren veya siz mahkemeye başvurduysanız işveren mahkemeye dilekçesini sunmuş ise, siz işsizlik maaşı almaya başlamış veya işveren işçiye tüm haklarımı ve olabilecek muhtemel haklardan vazgeçtim, aldım gibi ifadeler ile evrak imzaladınızsa bunun haricinde İşveren işçiye çek,

Senet verdiğini iddaa ediyorsa (İşverenin işçiye borçlu olma durumu) süreçlerinde istifa dilekçesi kabul görmeyebilir.

Tabii tüm kanunlar işverene destek olsun diye yoklar. Mesela, İstifa ettiğiniz tarih 18 Mart 2020 Diyelim. 19 Mart 2020’de işleme alındı ise ;

SGK iş çıkış tarihinden bunu teyyid edebilirsiniz. Mahkeme İşverenin davasının dilekçesini veya davasını kabul etmez. İşveren Çalışana tüm haklarının tamamını ödemekle mükelleftir.

Bu durumun istisnası olarak ise;

Şarta bağlı istifa kabul edilmiyor. Örneğin kıdem tazminatı ödenmesi şartıyla istifa ediyorum şeklinde bir dilekçesi varsa, Yargıtay bu davaları kabul etmez. Örnek durumdaki emsal karar ise, çalışanın tüm haklarının ödenmesi ile sonuçlanır.

Konuyu özetlersek;

Çalışan hakları Avrupa Birliği standartları sayesinde arttırılmıştır. İstifa ederken dahi bir çok haklarını alabiliyorlar. Ama bunun yolu işçi sözleşmenizi ayrıntılı olarak bilmekten geçmektedir. İş hukukunu iyi bilirler ise, mağdur olmazlar. Ve son olarak eklemeliyim ki, istifa dilekçesi usulüne uygun olarak yapılırsa işçi alacaklarını rahatlıkla tahsil edebilir.

Unutmadan İşçinin haklarını iş çıkışından itibaren işveren en geç 30 gün içerisinde işçinin banka hesabına havale etmek zorundadır.

Ve bu parada zaman aşımı beş senedir. İşçi hakkını beş sene içerisinde alamazsa hükmen bu hakkını kaybeder.

Yazının sözü uygulaması:

Beklenen gün, zafere doğru giden kısa adımlardır.