YAŞAMINIZI GÜÇLENDİRMENİN YOLLARI

Güç hepimizin farklı anlamda düşündüğü, ama aynı anlamda kullandığı ilginç bir ifade kimimiz burjuvazinin güç olduğunu düşünürken, kimimiz bilgiyi güç ve hazmın merkezine koyuyorken bazılarımızda zararlı faydalı, gerekli gereksiz, ayrıt etmeden sorgulamadan düşünmeden anlık istekle hareket ettiğinde bunun güç olduğunu düşünüyorlar. Elbet beni tanıyanlar bilir ama sizin içinde bende kendi gücümü yazıma ilintileyerek paylaşayım.  

Benim gücüm ; her sıkıştığımda herhangi bir şeye ihtiyacım olsun, olmasın fark etmezsin yanımda beliren, kilometreler ötesinden teknolojinin getirdiği imkanlar ile karşılıklı çay içip sohbet edebildiğim dostlarımdır. Bugün ciddi bir iş yapmaya niyetlenecek olduğumda, Ata vatanımın dört bir yanında sınırlarında uçlarında beyzadeler gibi duran dostlarım olduğunu yaşayarak tecrübe edebilmek, bana inanılmaz bir güven sağlıyor. Sizler için de siz gençlere yönelik eklediğim notlarla, yaşadığım anıları da ekleyerek iş ve sosyal yaşamda başarılı kalabilmek için birkaç ipucunu paylaşıyor olacağım.

Maddi güçlenmek için ; 

  • Borçlarını biriktirmeden, mecbur kalmadıkça taksitlendirmeden ve de bekletmeden öde bitsin. 
  • Kazandığından kalanı değil, kalandan kazandığını yatırımlarına ayır.  Maaşınızı aldınız borçlarınızı ödediniz, kalmıyor ki dediğinizi duyuyorum. Siz de İphone plus 12 Kullanmayın da, aynı özelliklere sahip Samsung kullanın. Ben LG Q6 model telefon kullanan biri olarak bunu söylüyorum. Harcamadan kalanlar olacak onun bir kısmını da yatırım için ayırmanız gerek. Elbette bunu yaparken yatırılan miktarı tamamen kaybedebileceğinizi hesap ederek risk maliyet hesabı yapmanızı öneriyorum.
  • Ek bir gelirin olsun. Bir arkadaşım ek iş olarak 2.el çocuk puseti, arabası satışı yapıyordu. Sebebini merak edip sorduğumda yılın 12 ayı çocuk oluyor dediğinde gerisini sormadım.  
  • Para kazanmak güzel bir olay ama harcarken etkin ve verimli harcamakta sadece ihtiyaca yönelik harcamalara odaklan. 
  • Her ne yaparsan yap AŞK’ la yap. En iyisini yap. Ve sevgi ile yap. 

Bilgi ve tecrübe açısından güçlenmek için ;  

  • PDF veya basılı hiç fark etmez hitap oku. Yeter ki oku. Hiçbir şey yapamıyorsan günlük gazete oku. Dinimizdeki ilk emir dahi *”OKU”* dur.
  • Gördüğün duyduğun yaşadığın ve hissettiğin her şeyi birinci kaynak öncelik olmak üzere araştır. 
  • Yol gösterici bir tecrübe paylaşıcı kişiyi her zaman hayatında bulundurmaya çalış ve onun uyarılarını ciddiye al. 
  • Kendini yapabileceklerini, yapamayacaklarını her şeyini iyi bil ve tanı. 
  • Her zaman öğrenmeye ve gelişime açık ol 

Etkili bir liderlik ile güçlenmek için ;  

  • Asla taklitçi olma, en kötüsünü de yapsan sen yap. 
  • Neye nasıl neden değer verdiğini bil. 
  • Sizi her zaman destekleyecek yetişmiş kadrolarınız olsun, bu kadroları önceden kendiniz yetiştirin ve mecbur kalmadığınız sürece, iş bildiğini düşünenlerle çalışmayın. Çekirdekten yetiştirme her zaman etkili bir yoldur. 
  • Sosyal ve karizmatik bir tip olun. İnsancıl yönünüz her zaman ağır bassın. 
  • İnsanları etki altında bırakmayı ve yönlendirmeyi öğrenin. 

Sağlıklı ve güçlü olmak için ;  

  • Beslenmeye dikkat etmeli. 
  • Her gün düzenli olarak en azından basit kondisyon hareketlerini yapmalı. 
  • Sağlıklı yemeğin içinde ne olacağını bilecek kadar dahi olsa yemek yapmayı bilmeli. 
  • Alkol, sıgara gibi insan sağlığına zararlı maddelere, hayatınızın hiçbir anında yer vermeyin. 
  • Dengeli ve düzenli beslenin 

Beyin ve zihinsel olarak güçlü olmak için ;  

  • Ekip içerisinde bireysel başarı olmaz. Eğer başarı varsa tüm bireylerin kendine göre bir katkısı vardır. 
  • Yapılan her iyilik için minnettar ol. Yapılan iyiliği asla unutma. 
  • Disiplinli ve planlı yaşa. 
  • Büyük hayallerin ve hedeflerin olsun yapamasan bile küçük hedefleri olanlardan daha fazla ileride olursun. 
  • Kimsenin işine karışma, kimsenin sorununu onun yerine çözmeyi deneme. 

Sosyal yaşamda güçlü olmak için ; 

  • Sivil toplum ve diğer sosyal ortamlarda, nitelikli ve akademik bir çevre edin. 
  • İnsanlarla olan bireysel ilişkilerini daha da iyi seviyelere getir. 
  • Özel sebeplerin yoksa sosyal medyayı etkin ve doğru kullanmalısın. 
  • Çocukları , gençleri insanları toplumu dünyayı sevin sevgi ile aşılamayacak mesele yoktur. 
  • Aşk dipsiz kuyu olsa dahi, inancınızı kaybetmeyin hiç beklemediğiniz anda karşınıza çıkabilir. Hiç olmayacak dediğiniz olaylar yaşanabilir. 

Bunları neden yazdığıma gelirsek, tüm yazılarımda gördüğünüz temel bir üstup var, bireysel tecrübelerim ve yaşadıklarımı ilintileyerek, olayların yazılı olduğu kağıtla asılı olduğu tahtanın birleşimini sağlayan raptiye gibi bir yaşamım var. Yazmış olduklarımı, birebir farklı olaylarda tecrübe ederek yeniden düzenledim. Amaçsal olarak, ülkemiz şartlarında en asgari şartlarda yazmış olduğum yazımı sizlerle paylaşmanın haklı gururunu yaşıyorum. 

Yazının Sözü uygulaması :

Düşünebilmek, bir işin başlanmasına planlama öncesi vurulan ilk çekiç darbesidir.

İşten ayrılacağım derken başınıza iş almayın !

Sosyal hayatın dengesini sağlamak amacıyla hayatta kalabilmek ve de oksijenin bile yakında litosferin katmanlarına çıkan uzmanlar tarafından parayla satılacağı dönemlere yaklaşırken İş bulmanın da  aslanın midesindeki eritilmekte olan ekmeğin yemek kadar zor olduğu süreçleri gün geçtikçe daha net yaşayabilmekteyiz.



Genel olarak alışılagelen yazım şeklinden uzak anlatımım ile iş nedir ? Bulurken nasıl bir psikolojide oluruz konusunu irdeledik.

Meslek sahibi olabilmek Türkiye’nin şartlarında oldukça zor bir durum, elinize verilen A5 boyutlu rulo şeklinde kavgaya gitsen yarı yolda koyacak bir kağıt parçası olarak duvarımızı süslemektedir.

İş bulmanın belli başlı yaklaşımları olarak ;

Halk kültürümüzdeki tanımıyla torpil ya da dayısı vardı yöntemi en etkili ve yetkili çözümü olarak karşımızda tabii başka ekstra yöntemlerde yok değil. A partisi B şirketi yöneticisi tanıdığı gibi bunlarında da dışında bir yöntem elbette var. Eğer diploma sahibiyseniz ve işsizler kervanında fazla beklemek için zamanınız yoksa hizmet sektöründe özellikle, marketing alanında rahatlıkla ter akıtarak para kazanabileceğiniz bir iş sahibi olma imkanına sahip olabilirsiniz.


Olur da bir şekilde işe girmeyi başarırsanız da bir de resmi çıkış hakları gibi durumlar söz konusu ;


Askerlik, evlilik gibi durumlarda cinsiyet fark etmeksizin sizi iş yeri işten çıkarıyormuş gibi yasal olarak tazminat hakkınızı alabiliyorsunuz.

Çoğu çalışan bilmesede bu süreçte kıdem tazminatı ve diğer sosyal haklar kuruşuna kadar alınabilinir.

Normal istifalarda ise ; herhangi bir neden belirtmeksizin yaptığınızda unutmamak lazım.Ben işi bıraktım derseniz bu istifa olmaz her yaptığınız işi belgeye dayandırmanız gerekmektedir.

Başlıca ayrıntılar ise dilekçeyi veriş tarihi (Örneğin üç yıl işten ayrılmama anlaşması yaptıysanız) İmza biçimine ve de dilekçenin verilme nedenine kadar ayrıntılandırırılır. Eğer anlaşmanızda istifa etme haklarınızda şartları taşıyor iseniz istifa edebilirsiniz.

İşçi istifa dilekçesini yazdığında işçi sözleşmesini tek taraflı fes ettiği anlamına gelir. Fakat adli süreçlerde işçinin iş feshinin kanıtlanması işverene aittir.

İstifa dilekçesi imzalandı ama yürürlülüğe girmesi istenmiyor ise ;

Türkiye’de pek rastlanan bir durum değildir. O zaman işçinin baskı altında imzaladığını belgelendirmesi şarttır.

İstifa dilekçeleri yargıtay’da hangi hallerde kabul görmez ?

İçeriği yazmayan veya boş bir sayfaya atılan imza ile istifa süreci yapılamaz. Ayrıca hukuksal olarak boş kağıdı imzalı olarak ele geçiren kötü niyetli kişilerin sizlere yapabileceklerinin sınırı yoktur. Boş senete imza atmak ile boş kağıda imza atmak arasında fark yoktur.

Evraklar arasında çelişkili bilgiler söz konusu ise ;

Mesela İşveren veya siz mahkemeye başvurduysanız işveren mahkemeye dilekçesini sunmuş ise, siz işsizlik maaşı almaya başlamış veya işveren işçiye tüm haklarımı ve olabilecek muhtemel haklardan vazgeçtim, aldım gibi ifadeler ile evrak imzaladınızsa bunun haricinde İşveren işçiye çek,

Senet verdiğini iddaa ediyorsa (İşverenin işçiye borçlu olma durumu) süreçlerinde istifa dilekçesi kabul görmeyebilir.

Tabii tüm kanunlar işverene destek olsun diye yoklar. Mesela, İstifa ettiğiniz tarih 18 Mart 2020 Diyelim. 19 Mart 2020’de işleme alındı ise ;

SGK iş çıkış tarihinden bunu teyyid edebilirsiniz. Mahkeme İşverenin davasının dilekçesini veya davasını kabul etmez. İşveren Çalışana tüm haklarının tamamını ödemekle mükelleftir.

Bu durumun istisnası olarak ise;

Şarta bağlı istifa kabul edilmiyor. Örneğin kıdem tazminatı ödenmesi şartıyla istifa ediyorum şeklinde bir dilekçesi varsa, Yargıtay bu davaları kabul etmez. Örnek durumdaki emsal karar ise, çalışanın tüm haklarının ödenmesi ile sonuçlanır.

Konuyu özetlersek;

Çalışan hakları Avrupa Birliği standartları sayesinde arttırılmıştır. İstifa ederken dahi bir çok haklarını alabiliyorlar. Ama bunun yolu işçi sözleşmenizi ayrıntılı olarak bilmekten geçmektedir. İş hukukunu iyi bilirler ise, mağdur olmazlar. Ve son olarak eklemeliyim ki, istifa dilekçesi usulüne uygun olarak yapılırsa işçi alacaklarını rahatlıkla tahsil edebilir.

Unutmadan İşçinin haklarını iş çıkışından itibaren işveren en geç 30 gün içerisinde işçinin banka hesabına havale etmek zorundadır.

Ve bu parada zaman aşımı beş senedir. İşçi hakkını beş sene içerisinde alamazsa hükmen bu hakkını kaybeder.

Yazının sözü uygulaması:

Beklenen gün, zafere doğru giden kısa adımlardır.

İş ve sosyal hayatta başarı için beklemeyin…



*Nazik olabilmek için karşınızdakinden önce gülümseyin…

*Karşıdan beklenilen her hareket umutsuz vakaları bekleyen doktor gibidir.

*Sevmek için sevilmeyi beklemeyin, sergi varsa elbet er ya da geç karşılığını alırsınız.

*İnsanları değer yargılarıyla oldukları gibi kabul edin.

*Bir arkadaşın değerini anlamak için yalnız kalmayı beklemeyin…

*Çalışmaya başlamak için en iyi işi beklemeyin. Unutmayın ki daha iyi bir iş için altyapıdan yetişip iş tecrübesi sahibi olmanızı ve ast üst arasındaki iş ahlakından haberdar olmanızı isterler…

*Biraz paylaşmak için, elinizin aşırı derecede bol imkanlara sahip olmasını beklemeyin. Sevgi de mal mülkte para da paylaştıkça çoğalır.

*Büyüklerce verilen öğütleri hatırlamak ve hayatınızda yer vermek için illa düşmeniz gerekmediğini fark edin.

*Duaya inanmak için başınıza felaket gelmesini ya da zor da kalmanız acı çekmeniz gerekmediğini bilin…

*Yardım edebilmek için diğerlerinin acı çekmesini beklemeyin…

*İnsanların size ya da sizin sevdiklerinize karşı yaptıkları için, affedebilmek amacıyla karşılık olarak başınıza gelenleri tecrübe etmelerini sağlamayı ya da başkalarının size bu yolda yardım etmesini beklemeyin.

*Özür dilemek için, kalp kırılmasını etkinin kangren olacak psikolojik yaralara dönüşmesini beklemeyin…

*Ne küsmek için bir bahaneyi ne de barışmak için ayrılığı beklemeyin…


Sevgi Tanrı’ nın yarattığı en sonsuz ve en yüksek duygulardan birisidir. Eğer yukarıdakileri yapamam ya da yapmakta zorlanırım alışkan’ ım diyorsanız ;

ALIŞKANLIKLARINI OLMAZSA OLMAZ GÖREN KİMSE İÇİN, OLMAZSA OLMAZLAR KARŞISINDA YENİLGİ KAÇINILMAZDIR.

 Bu söz alışkanlık yaptığınız davranışların sonucu olarak görebilirsiniz…

Yazının sözü uygulaması :

Bir işi ilk yaptığınızda, yardım ediyorsunuzdur.

İkinci yaptığınızda, yardımcı olmak gerekliliğine inanıyorsunuzdur.

Üçüncü defada ise; artık o yardım adında yaptığınız iş sizin asli vazifeniz olmuştur.

Kişisel gelişimde sosyolojik etmenler


Yazın öncesi sosyoloji bilimi ve sosyolojinin ne olduğu nasıl bir disiplin  ile ilgili olduğu konusunda  bir kaç kelam etmek faydalı olacaktır. Sosyoloji, insan toplumlarını bilimsel, sistematik ve eleştirel olarak inceleyen sosyal bir bilimdir. Bu sosyolojinin en genel düzeyde tanımlanmasıdır. Peki ya Sosyoloji ülkemizde ne yapar nasıl bir gelişim gösterir ve nasıl toplumsallaşır ?

Öncelikle bakış açısı olarak toplumsal olaylara yaklaşımı bakış açısı nasıl incelediği ve genel farkları olarak bakmalıyız.

Özetle, tek cümle ile toplumsal bağlamda olan gelişmelerin sosyal davranışlara etkisini inceleyen bilim dalıdır. İnsanlık var olduğu andan itibaren, topluma adapte olmak zorunda olduğundan sosyolojinin de oluşumu bir o kadar eskidir. Ancak ülkemizde sosyolojinin kurucu babası olarak tanınan 1924 yılında hayatını kaybeden Diyarbakırlı Türkoloji uzmanı ve eski vekil milli eğitim bakanlarımızdan olan Ziya Gökalp hocamızı da rahmet ve saygıyla anmadan edemeyeceğim.

Mezarı Çemberlitaş’ ta bulunan 2. Mahmut Türbesi önünde Türk ocağı İstanbul şubesi karşısında bulunmaktadır.”

Üstada göre sosyolojinin aşamaları aşağıdakiler gibidir.

1- İnsanlar sosyal varlıklardır.

2- Sosyal davranış öğrenilir.

3- Toplum insanların ait olduğu en geniş gruptur.

4- İnsanlar tek boyutlu değildir. Bu nedenle sosyal davranışta çok boyutludur.

5- Birey davranışlarındaki ilişki toplamı açısından incelenir.

Bana göre ise doğru kullanılır ise Sosyoloji bir dövüş sporudur. Beyin jimlastiğidir.

Bunlara girmemizin hemen ardından velhasıl konumuza drekt girişler yapalım.

Birey doğduğu an itibari ile aile denilen sosyal ortamda ilk gelişimini tamamlar ta ki oyun oynayabilecek arkadaş edinebilecek yaşa gelene kadar hatta çok kapalı bir toplumsa okula gidene kadar sosyalleşme kavramından bihaber yaşarlar. Yeri gelmişken sosyalleşme asla üniversite okumak gibi algılanmasın üniversite hayatım öncesi bende öyle sanıyordum ki, gördüklerimden sonra vazgeçtim.İnsanlardan soğudum diyebilirim tabii bunlar öznel yargılar kişiden kişiye değişebiliyorlar.

Okul döneminde de eğer aile yapısı bir cemaat ya da grup veya bir oluşuma mensupsa (Kastım asla dini olarak islam adına yapılan yozlaşmalar değildir. Onlar apayrı bir cehalettir.İslamı kendi akıllarından geçtiği gibi şekillendirebileceklerini sanan toplulukların var olma savaşıdır.) Vay onun haline muzik dinleyemezsin, spor yapamazsın , dışarıda kız ya da erkek arkadaşın selam verse ardından sen bizim şerefimizi iki paralık ettin gibi cümleler bazende katliamlar suçsuz yere öldürülen insanlar ve bu zülümlerin islam adına yapıldığını söyleyen kara cahil toplumsal meczuplar….

İşte böyle bir ortamda yetişen bireylerin sosyal bir birey olabilme şanslarını siz değerli okuyucular tahmin edersiniz elbette… Kendi kararlarını veremeyen başkasının adına nasıl bir karar alsın ki ?

İleri de Anne Baba olacaklar çocuklarına ne öğretecekler.Tabii onlarında kendilerine göre düşünce ve yapıları var söylendiği gibi çokta sıkı değiller. Eyüp sultan camisinin arka tarafında bir parkta bir arkadaşımla oturmaya gitmiştim bundan birkaç ay önce bir fark ettim çocuk parkı ve  parkın hemen yanı mezarlık, aslında çok sade ve mantıklı geçici dünyada  olduğumuzun vurgulu mesajıydı.

Karşımda, bir anda iki genç gördüm biri çarşaflı bir bayan yüzü bile gözükmüyor diğeri ise şalvarlı sakallı sofu tipli bir gençti yaşı çok olsa 19-20 ya vardı ya yoktu çok edepli bir biçimde genç bayanla bir şeyler konuştuğunu düşünüyordum. Huyum olmadığı halde ilk defa görmenin şaşkınlığıyla uzunca takip ettim onları en az yarım saat karşılarındaydım birbirlerinin gözlerine bile bakmadan evlilik yapmak zorunda kalıyorlardı, aileleri uygun görmüş ikisi de isteksizdi ama mecburdu. .Senle evlenmem Allahın emri diyordu çocuk düşündüm evet haklıydı evlilik Allahu Talanın emridir ancak ; zorla da olmaz ki, bu kişi olmaz başkası olur. Ama bana da düşen bir şey yoktu ya neyse…

Yanımdaki arkadaşımı da bir kenara koyup istemsizce onları izlemeye başladım. Konuşma devam ettikçe olayın özeti gün yüzüne çıkıyordu. İki genç ailelerinin uygun gördüğü konusunda hem fikir olmak zorunda bırakılmış ve ayrıntıları şekillendiriyorlardı gibi gözüküyordu. Ama işin aslı cümlelerin sonunda ortaya çıkacaktı. Nasıl mı ? 

 Evet aileler önermiş ancak siz evleneceksiniz şartı yoktu, başta bende  öyle ön yargı ile bakmıştım onlara ama konuşmaları uzadıkça olayın hiçte öyle olmadığı ortaya çıkıyordu. Sonra izlemeye devam ettim tevazu ve saygı ile bakıyorlar ve konuşuyorlardı. Bu insanlara gerici cahil yakıştırması yapan bazı arkadaşlar olabilir, bir de şöyle düşünün.

İnançlı bir insan oldugunuzu var sayalım. Başka değişle biri sorunca kendini müslüman tarif eden arkadaşlar için ifade ediyorum. İki genç  ateş ve barut misali gençlerin durumunu biliyorsunuz. Bu durumları yaşamış kadın ya da erkek fark etmeksizin evlenmek ister miydiniz ?

Daha da ilginç olanından bahsedecek olursak, Türkiye’ de boşanma davaları istatisliklerin de ilk sırayı sevgili süreci yaşayarak evlenen bireyler rekora koşmaktalarmış. Böyle karşılıklı konuşarak istişare ile anlaşarak evlenme kararı alan bireyler’de ki her görüşme evlilik olacak diye bir şartı yokmuş, bende görüştü ise evlenecek sanıyordum öyle değilmiş. 

Sonuç olarak ; mutlu olunda nasıl olursa olsun lakin her ne yaparsanız yapın pişman olacağınız anlık duygular ile hareket etmeyin ailenizle , dostlarınızla ve sevdikleriniz ya da sevilebilecekler listesindekilerle saygı ve sevgi çerçevesinde istişare etmeyi unutmayın.

Yazının sözü uygulaması :

Lisede çelenkli Öğretmenimin dediği gibi

” Her sakallıyı dedeniz zannetmeyin”.

Psikolojik Savaş Teknikleri İle Harekete Geçirmek.


İnsan psikolojisi yönetmeye hazır olduğu kadar yönlendirmeyede açıktır. Bunu çok değişik yöntemleri olsa da  bunun sırrı psikolojinin tanımında gizlidir.



Peki nedir bu psikoloji ?



Bana göre insanı yaptıklarını,düşündüklerini yaşayışını her türlü yaşamsal ve sosyal faaliyetini besleyen düşünsel faaliyetler toplamıdır.

Peki insanları yönlendirmek ya da yönetmek konusunda ne biliyoruz ?
Geçmişte ne oldu ? Ne yolla insanlar yönetildi ?

Öncelik olarak Siyasal ve partiyal faaliyetler kapsamında ikna faaliyetleriyle hız kazanan radikal taraftar toplamaya imkan sağlayan bu faaliyetler en büyük sıçramasını 1.Dünya savaşı ile kazandı.


Tabii amaçtan çok uzaklaşmamak adına, konuyu hemen sivil sosyal hayata çevireceğim. İstek olur ise tabi ki eksik olduğum alanları tamamlar yazmak için can atarım.


Stratejik yönetimin esasları, göz önünde duran ama göremediğimiz ayrıntılar

a)  Eğer bir kişinin kişisel veya sosyal bir amacı var ise ; menemen yapması için yumurta, biber, domates verin demiyorum ama yumurtasını kırmak ya da biberini, domatesini doğramasına yardım ederseniz hatta onları su da bile yıkasanız vefa örneği olarak bir gün bunlar size elektirik, su, doğalgaz olarak dönüş sağlayacaklardır.

b)  İnsanların sizinle aynı paydayı paylaşmalarını sağlamak için Onların olaylar arasında bağ kurmasını engelleyecek kadar hızlı konuşun. Böylece düşünmeye imkanı olmayacaktır. Tabii etkilenecek kişiye göre az konuş etki et ya da çok konuş artık kabul edeyim ne olursa olsun kısmı da çok ince bir ayrıntıdır. Ve bunun yanında eğer siz pazarlamacı taktiği ile adım atacaksanız yavaşça uygun bir tonlama ve ara ara sıklaşan örneklerle amacınıza daha kısa sürede ulaşabilirsiniz .Böylece hem sizinle aynı ekipte olacak hemde süreç dahilinde, sizin yaptığınız hareketleri sorgulamayı bırakacaktır. Resmin tamamını bilir ise ; sizin isteklerinizi yerine getirmeme olasılığı artar ancak resimdeki ördeğin tek kanadının ucunu görüyor ise, verimin daha çok arttığını görebilirsiniz.


c)  İnsanların daha çok kendine benzeyen onlar gibi hareket eden ama yeri geldiğinde sürüden ayrılan ama sivrilmeyen kişilere karşı sempati duyduğu da bilinen bir gerçektir. Buna psikoloji’de  olduğu nesnenin rengini alan ona benzeyen bir canlı olan, Bukalemun etkisi adını takmış durumdalar…


Bu zamanla sıradanlaşarak sizin konu hakkında bir uzman gibi görünmenize bile yol açabiliyor.

ç)  Bunu ticari – iş dünyasında rakamsal sınıflandırmadan örneklemek gerekir ise ;

Siz ne satın bilemedim ama T ürünü 1.000 tl, U ürünü 750 tl R ürünü 500 tl K ürünü ise 250 satış fiyatı ile satıldığını düşünelim amacınız tabiki hepsini satmak ama en çok karı en pahalı üründen alacağınız da ticari bir sır değil. Bu kadar çeşit ve ürün yelpazesi varken siz sınırlı bütçe olmadığı sürece hangi ürünü alırdınız ?

Başka bir bakış açısıyla da bakarsak  ;

 pahalı bir ürün var ise ; daha pahalı bir ürünü sadece bu satışı arttırmak için sürümden kar amaçlı da satabilirsiniz ?

d)  Bir ekip içerisinde tartışmaları azaltmak ve pazarlık ile onları etkileme gücünüzü arttırmak için resmi ofis yerine onlara sosyallerin de çalışma imkanı sunabilirsiniz. Mesela Sevdiklerinin resmi masalarında olabilir, hatta şirket imkanları izin veriyor ise; home office uygulamarı yapılabilir.


Bu siz ve çalışanlar arasında rekabeti azaltır, Global dünyada rekabet daha çok verim daha çok para demek olabilir elbette fakat ;


Rahat çalışılamayan bir yerde daima verim ve sağlıklı bir başarı beklemek  tren garında vapur beklemekle aynıdır.
Onlara başka bir psikolojik etki yapmak isterseniz başka bakış açısı ile etik kurallar iş yaşamını profesyonelleştiriyor bunu nasıl yaparız ? Çalışma ofisinde birden fazla çalışan var ise ; içinde insan tablosu olan,canlı renklere sahip ya da görsellikte takip hissi veren objeler olduğunda çalışanların daha temiz ve düzgün çalıştığı kanıtlanmıştır.

e)  İş yerinde ya da herhangi bir alanda yardıma ihtiyacınız olduğunda bir yandan da  amacınız o kişiyi denemek ise ;

İş bitiminde yorgun ve halsiz iken destek isteyin. Zaten mecali kalmamış olan arkadaşınız düşünmeye fırsat bulamayarak sizi ret bile edemeden sizin peşinize  takılacaktır.

f) Soru sorarken sorunun şekli ve tarzı sizin alacağınız tepkimenin şekli ve sonucunu da etkileyecektir. Eyleme değil olaya odaklanın ki doğru soru ve istediğiniz yanıtı alın böylece sizin istediğinizin onun isteği sanmasını sağlayabilirsiniz.


Hafta sonu piknik’e gitmek senin için önemli mi? 


veya 


Hafta sonu olması gereken piknik hafta içi olsa olur mu ?
arasındaki farkı siz değerli okurlar değerlendirebilir.

g) Son olarak insanların endişe, korku ve telaş duygularını hissetmelerini sağlayarak sizin istediğiniz yönde ters psikoloji mantığı doğrultusunda hareket ederek istediğiniz cevapları verdiklerini göreceksiniz. Bunun temel nedeni o anda kaybedebilecekleri ile neleri gözden çıkarabileceklerini değerlendirecek durumda olmalarıdır.


Yazının sözü uygulaması :

Hırçınlık iki ucu keskin bıçaktır ya kesilirsiniz ya da keserken kesilirsiniz.