İş Hayatında doğru telaffuz ile verimli iletişim 

Temel ihtiyaçlardan başlayarak tüm ihtiyaçlarımızın üretim ve tüketim döngüsünün temelinde çalışma hayatının gerekliliklerinden biridir. Bu durum akıl ve mantık yetisinde olan sadece insanları kapsamaktan öte akıl ve mantığın ötesinde hayvanlar aleminden bitki türevlerine her türlü canlıya  kendi içinde işleyiş imkanı ve düzeni oluşturan durumları bir nevi iletişim olarak görebiliriz. Başka bir değişle her canlı kendi iletişim işleyişini organize eder.  

O vakit iletişimin içerisindeki gündeliklere ve gücüne değinmeliyiz,  yazılı veya sözlü hatta gelişen teknoloji ile görsellikle bile kendini ifade etme özgürlüğü verilen kültürel değişliklere açık olsa da, duyu organları ile de farkındalık sağladığımız simgesel şekillerdir.  

Günlük yaşantımızın temelini oluşturan iletişim becerisi kendisini çalışma düzeninde verimlilik ve halkla ilişkiler olarak adlandırır. İletişimi sağlıklı olan bir işletmede iş verimliliği paydaşlılığ’ın ve performans ölçütleri şirketin maddi olmayan sermeyesidir.  

Günümüzde PR olarak adlandırılan, halkla ilişkiler faaliyetleri sözlü bir o kadarda yazılı iletişimin mihenk taşıdır. İletişim yazı ile başlayıp bulut teknolojisi ile devam etmekte ve daha da ilerlemekte, anlamlı ve net ifadeler maillere ve çeşitli sosyal medya mecralarında ve daha da belirgini olan sözel konuşmada etkili ve verimli bir diksiyon ile vurguya göre, karşı muhatabın anlamasına fırsat vermektedir. Tabii doğru kullanılmayan üslup, ve türlerde verilmek istenen iyi bir mesaj dahi iletişim kazalarına sebep olmaktadır.  

Bu iletişim kazalarını engellemenin yolu kısa net ve anlaşılır yazılı iletişim kurabilmektir. iletişim notalara doğru noktada basabilmek en güzel müziği enstrümana dokunarak işlemektir. Bir köprü vazifesi üstlenip kavşak yolların bitimi ortak akıl ve çizgide buluşabilmektir.   

Doğru iletişimi ortak dil paydasıyla paydalarına eşit dağıtırken, hem yazıda hem de sözlü iletişimde kısa ve net cümleler ile samimi, nezaketli, ön yargısız bir şekilde ifade edilmeli doğru örneklerle cümleler hissiyatıyla orantılı olmalıdır. 

Hepimiz yaşamak istediklerimizi almak, hedeflerimizi gerçekleştirmek yada temelde istediklerimizi yapabilmek için çalışmak zorundayız. Bedavadan hayvanlar dahil hiç bir şey elde edemiyorlar, av bulamazsa kendileri av oluyor. Aslında bizlerde çalışma hayatında böyleyiz, sadece farkındalığımız bazen bunun için yeterli olmuyor.  

Kurtlar sofrası olan çalışma hayatında çeşitli sebeplerle etkileşim ve iletişim içerisinde yeni insanlarla tanışıyor, ortak projeler yönetiyor ve yardımlaşarak amaçlarımıza bir adım daha yaklaşıyoruz. Bir insanın ortalama zaman kısıtlarını ve diğer bazı noktaları nötr kabul ettiğimizde 10 koca yılı çalışarak geçiriyoruz. Bir çoğumuz birden fazla işletmede çalıştı ve çalışma arkadaşlarımızla bazen  8 bazen de çok daha uzun sürelerde mesailer harcadık. Tabii genelde sabah 8 aksam 5 arası memur gibi çalışanlarımız olsa da, saatlerini dakikalarla kum saatine dönüştüren hizmet sektörü çalışanlarımızda yok değil. En az çalışanımız dahil günlük 9 saatini işyerinde iletişim kurarak geçirmek zorunda. Ortalama mesai 19: 00 da bittiğine göre, peki bize ne kaldı ? Kendimizi geliştirecek bu tarz bir yazı okuyabilecek yada yazabilecek ?  

24 saatlik günün 9 saatini gündüzden geçirdiğimizde geriye sadece karanlık ya da Soft mat karanlık kalıyor. Bunun sonucu hem kişisel hem de çalışma hayatınızda verimliliğin anlamını ortaya koyuyor. Tabii burada en önemli detay ise, hem çalışma arkadaşlarınız müşterilerinizle iletişimin her türlüsünde zorunlu ama açık bir iletişim kurmanızdır.  

Proje geliştirmek ve çözümlemek iletişimin kalbine giden atardamardır. Bununda anlamı iletişimin anlamlı ve dönütünün ölçülü olmasından geçen sağlıklı bağlar ile çelik gibi perçinlenmiş yeni fikirlerin ortaya koyduğu cümlelerin dans etmesidir.  

İnsan hayatına başlarken ağlayarak başlattığı iletişimi öldükten sonra yaptığı iyi veya kötü işlerle arkasından söylettikleriyle devam ettirir. Çalışma hayatında da iletişim iyile kötü arasında kalmayan vasatı dillendirmeyen diktası olmayan bir düzeni inşa etmektir.  

Böylelikle mesafeler sadece sürede anlam ifade ederken insanlar arasına giremeyecek kadar sınırlıdır, bu minvalde iletişimde kaza ihtimali artsa da hedefe doğru atılan ok misali timsaldir. 

Bununla birlikte iş hayatında iletişimi geliştirirken iş hayatını işyerinde yaşamak, işe ev, eve de iş getirmemek gerekir. Bilindiği gibi gündelik hayatımızın idamesi için gerekli olan çalışma hayatı, bize hayatımızı yaşama hakkı vermediğinde mesleki başarımız bizim için bir anlam ifade etmemedir.  

Çünkü ; yaşamanın amacı çalışmak değil, çalışmanın amacı yaşamaktır. İşyerinde her gün ilk gününüz gibi çalışmalı, ama son gününüz gibi işi işte evi evde bırakmalısınız. 

Aksi halde, denge sağlanamadığında  çalışma hayatından ve bireysel yaşantıdan beklentiler sorgulanır. Bununla birlikte, performans yönetimi etkin ve verimli sağlanamadığından motivasyon eksikliğinden iletişim dili sertleşerek işyerinde iş verimi belirlenen sabit noktanın da altında seyreder.  

Çalışma arkadaşları ekip psikolojisine girdiklerinde yapboz’ un kritik bir parçasıdır. Biri olmadan öteki diğerini tamamlamaz. Tamamlayamaz da… 

Çalışırken doğru iletişim zaman, şeffaf geri bildirim, belgeli ve belirli anlaşılır bir iletişim tarzı ve de çatışmaların engellenmesi ile verimliliği arttırır.  

Çalışırken sorunsuz iletişimin temelinde kararınca diplomasi eşliğinde kısa, net, belirgin ve çerçevesi belirli bir mesafe ile fazla samimiyetin maraz doğurduğu bilinerek çalışılması sürdürülebilir iletişimi ve iletişim suistimalini önemli ölçüde azaltacaktır.  

Doğru iletişim dilini yakalamanın belirgin kodları 

Birbirini dinleyerek anlamak, konuşma sırası gelsin diye beklemek değildir. Dinlemeden anlayamayız. Beklemeden işlemin sonucunu göremeyiz. Önemli olan cevap vermek değil, verdiğiniz cevabın konuya ne kadar çözüm olacak şekilde anlayabildiğinizdir. Anladığınızda bir başkasına da anlatabilirsiniz.  

Genellikle, büyük iletişim problemlerinin başında muhatabı anlamamak gelir. Ortak amaç iletişim olup, saygı ile dinlemeli mantık çizgisinde konuşmalı ve yorum katmadan aktif iletişimi sürdürebilmelisiniz. Muhatabınıza önem verirken Beyefendi Hanımefendi’ den öte, Hüseyin Bey ile başladığınızda iletişim dilinin nasıl  kolaylaştığını da uygulamalı olarak görebileceksiniz. 

Hangi iletişim yöntemini nerede kullanacağız ?  

Sözlü iletişim’ de yüz yüze konuşma tonlama ve kelime seçimini içerir. 

Toplantılar, telefon görüşmeleri sunumlar ve ikili görüşmelerde uygulanır. 

Yazılı iletişim’ de kısa ve net anlaşılır kelimeler ile belgeli yazılar ile mailler ve evrak paylaşımlarında kullanılır. 

Görsel iletişim’ de beden dili ile, jest mimik ve her nevi yapılan ya da sabit kalınan durum ile sözsüz iletişimin tamamlayıcısıdır. Bilinmelidir ki, iletişimde insanlar ilk önce  görünüş ve davranışınıza odaklanırlar. 

Duyusal iletişim’  Empati yapabilme, dinleyerek anlayabileceğinin farkındalığı. 

Akıl ve mantıksal iletişim’   simgesel ve içgüdüsel geri bildirimlerle mantıksal normlar ile, karşılıklı veri alışverişini mantık süzgecinden geçirebilme. 

Olarak sıralayabiliriz.  

Unutmayın asıl mesele ne söylediğiniz değil nasıl söylediğinizdir.  

HERKES İLE ANLADIĞI DİLDEN KONUŞABİLMEK… 

Hayatın anlamı anlamak kadar, hayatın tanımını içeriğini ve ne işlevi olduğunu bilmekte gerekir. Peki anlamını anlatmakta nedir ? Hayatı anlamak her anı dolu dolu pişmanlık olmadan yaşamaktır.  

        Asıl yaşam, soruların cevapsız olduğu anda başlar. Her aradığımızda yanıt bulursak bir süre sonra sıkılırız. İnsan düşünen ve bundan dolayı sorgulayan bir varlıktır. İnsanların psikolojik gücünü ve etkisini burada görebiliriz.  

İnsan yaşar mı yaşarsa ne için yaşar ?  Sorusu burada aklımıza geliyor. Yaşamak dolu ve keşkesiz bir hayattır.   

Ama unutulmamalıdır ki, siz öldüğünüzde dahi yapılacaklar listesi hep dolu olacaktır. Bunun için her anı yaşamayı bilmeliyiz. İnsanlar ilk dünyaya geldiklerinden beri her zaman bir hedef seçmişlerdir. Tabii dolayısıyla da kendiside hedef olmuştur. İlk hedefler insanın yaşayabilmesine yönelikti. 

 Zamanla bu hedefler yerleşik hayata geçtikçe devlet kavramı ortaya çıkmaya başladı.  Ortaya çıkan çıkar ilişkileri, düşmanlığı gücü ve ihtirasın ( rekabet) ‘ in ortaya çıkarak taraftar bulmasını sağladı. İnsanlar bu güç ile kendilerini haklı görerek adaletsizliklere neden oldular.  

Ve artık insanın ortaya çıkış ve yaşama savaşının sebebi belli olmuştu. Gücü elinde bulunduranlar her istediklerini yapabiliyordu. İşte aranılan bahane de bulunmuştu. İnsan güç için yaşıyordu. Güçlendikçe doymak bilmiyordu.  

Günümüzde güç demek kılıç kalkan değil, Akıl işidir. Mücadelenin şekli sıcak ve gayri nizami değil, psikolojik ve soğuk savaştır. Bu savaşın kurallarını aklını daha iyi kullanabilenler koyar. En sık kullanılan yöntemlerden birisi düşünceyi kontrol sanatıdır.  

Peki nedir düşünceyi kontrol ? 

Düşünen varlıkları ve cisimleri kendi isteğimize göre hareket ettirebilmektir. Sıcak savaş döneminde ABD Afganistan’ da ve ırakta Çok verimli bir şekilde kullanmıştı. Çok melankoli olan bir insanı iyimser yapabildiği gibi çok masum bir insanı’ da canavara çevirebilir, sağlık açısından kullanılsaydı çok olumlu sonuçlarda verebilirdi.  

Ancak çıkar ve menfaatler dünyasında bu durum pekte münkün olmuyor. Biraz daha geniş çerçeveden bakacak olursak, kötünün iyi ve iyiliğin kötü olabildiğini görebiliriz. Böyle durumlarda onlarda mücadelenin onların yöntemlerini bilmekten geçtiğini anlamalı ve kabullenmeliyiz.  

İnsan hayatı da böyledir, Okulda, işte her yerde düşmanımız olmasa da rakiplerimiz vardır. Onları engellemenin yolu onlardan daha iyi olmaktır. Daha iyi olmak fark yaratmaktır.  

Bir süre sonra size güçlü bir muhalefet geldiyse, bu sizin iktidar olmanızı sağlayan güç olarak sizin en yakın yardımcınız olacaktır. 

İhtiras kalbin önüne geçerse… 

İhtiras istek ve arzulardan vazgeçememektir, kalp ise duygu ve düşünceleri ifade eder.  

Mantıklı insan her ikisini de bir arada yürütebilendir. Mantık insana doğuştan gelir. Ancak zamanla kendisini şekillendirir. Var olanı nitelikler… 

Her şey eşit verilmiştir, Ancak önemli olan bu nitelikleri doğru bir şekilde ortaya çıkarabilmektir.  

Nesne yüklemsiz, özne eylemsiz olmaz. Beynelmilel bilinmelidir ki, bedavaya sadece güneş doğar keza bunun içinde yanarak bir bedel öderiz. Aklı işlemek gerekir.  

Popülarite yaratmak !  

İnsanlarla insan arasında fark vardır. Bu fark kendiliğinden gelir. Ama var olmaz. Ünlü tanınmış insanlara dikkat ederseniz, onları bilinir yapan farklı oluşları değil.  

FARKINDALIKTIR ! 

Rahmetli NEWTON kafasına elma düşmeseydi, ( Bu ağaç hala durur ülkemizde olsa çoktan şöminede kendisine yer bulmuştu.)  Yerçekimini bulamazdı.  Hayatta böyledir… 

Tesadüfler her şeyi değiştirebilir. Ancak, tesadüfleri sınırlandırmayı da bilmeliyiz. 

  1. Olağan ihtimaller (Hayatta var olduğu için gerçekleşenler, dünyada olduğumuz için nefes almamız gibi sıradanlaşan meseleler) 
  1. Şans eseri yaşanan sebepsiz olaylar. 
  1. Farkında olmadan yaptıklarımız… 
  1. Farkındalık yeteneğimizle görebildiklerimiz… 

Başarılı olmanın adımları  

Başarılı olmak verilen görevi yerine getirmek veya istenilen hedefe ulaşmaktır. İnsanların her zaman istediği güç, başarılı olmayı hedeflemek için yapılan hal ve hareketlerdir.  

Başarı için adımlar çok önemlidir. 

Ancak ; büyük adımlar ilk başta başarı getiriyor gibi gözükse de tamamen geçicidir. 

Doğru yol : küçük adımlarla büyük başarılardır. 

Unutulmamalıdır ki ; en büyük başarılar küçük adımlarla gerçekleşir. 

İnsanı var eden yaşama sevinci katan yine insanın kendisidir. Ve başarının sebebi insan olduğu kadar başarısızlıkta insanın eseridir.  

Önemli olan ortaya çıkan bu sonuçtan, dersleri doğru çıkararak bireysel başarısızlık olarak gördüğümüz bazı şeylerin nasıl başarıya dönüştüğünü görebiliriz. 

Bir ideali olan birey birilerinin kamçılamasını beklemez. Nerede hareket orada bereket inancıyla yapacaklarını yapar. 

Düşünceyi kontrol etme güdüsü 

Her şeyi kontrol etme güdüsü her şeyden öte olduğu zaman, insanı durduracak güç bulunamaz.  Olaylarda hoşgörü ve sabrın bittiği noktada düşünceyi kontrol sanatı ortaya çıkmıştır. Klasik savaşlarda büyük maddi kayıpların yanı sıra büyük oranda beşeri kayıplarda olmaktadır. Bunun için ortaya çıktığı gibi gelişen düşünceyi kontrol sanatı akıl ve zekanın her şeyin ötesinde, olduğunu ve mantık kurallarıyla istenileni yapabileceğini gösterdi.  

Düşünce nasıl kontrol edilir ? 

Zihin kontrol aşamalara ayrılır. 

  • Kişinin kendini kontrolü. 

Birey öncelikle kendisini iyi eğitmelidir, her alanda profesör olamayacak olsa bile, uzman olmalıdır. Topluma ve toplumu oluşturan bireylere karşı hoşgörülü toplumu oluşturan bireylere karşı sabırlı ve de her insanı olduğu gibi kabul eden iyimser bir bakış açısıyla görmelidir.  

Kişi duygularını kontrol edebilirse her şeyi kontrol eder. Zihin kontrol kısaca duygusal kaygıların yönetimidir. 

Olduğu gibi görmek her şeyi bireye bırakmak değil. Gerektiği yerde müdahale edebilmektir. Tıpkı bacadaki dumanı izlediği için çalışmadığı sanılan genel müdür gibi… 

  • Kendi ekibini oluşturmaları. 

Lider kişi yapacaklarını yaparken, iş bölümü yapmak zorundadır. Bunun için çevresinde yapılacak niteliğe uygun ekip arkadaşları seçmelidir.   

Eğer, hedefi başka grupları kontrol altına almaksa oluşturacağı ortamda buna müsaitse teferruatlar önem arz etmeyecektir. 

Peki ya istenilen şartlar uygun değilse… 

Tek adam oyunu oynanmalıdır, yani ilk önce tek başına bulunularak tarafsız görünerek tüm kesimlerde bir kişi dahi taraftar kazanabilirse, farklı karma ekiplerin yeteneklerini kazanması daha kolay olacaktır.  

Firmanızda tecrübeli iş bilen insanları çekebilmek için attığınız adımları bir tekrar düşünün…  

Gerekirse suni muhalefetler ile psikolojik harpında etkisi ile dost kazanmak için düşmanlara karşı birlik stratejisi daha iyi dişli bir rakibi gösterip daha altındaki segmentteki ile mücadeleye başlayabilirsiniz.  

Böylelikle insanların rahatlıkla ilgisini çekerek ulaşılmaz gözükerek, bazen de gerektiğinde güçsüz imaj görüntüsü vererek aslında başka bir nesnenin gücünü kendi çekim gücünüze dönüştürebilirsiniz.  

Üstelik bununla birlikte, hiçbir rakibinizin de kısa vadede hedefi haline gelmezsiniz. ! 

Ancak unutulmamalıdır ki,  SÜ (Asker) Uyur Düşman Uyumaz.  

  • Toplumlu oluşturması ve yönetmesi. 
  •  

Ekiptekilerin zihnine hükmetme yöntemlerini incelediğimizde… 

  1. Ekip az ama öz sayıda kişilerden nitelikleriyle oluşmalı. 
  1. Her biri farklı niteliklere sahip olmalı. 
  1. Konu gündem denkleminde başlangıç için en az temel seviye de genel kültür düzeyinde bilgi sahibi olmalı ve eğitilmeli eğitime harcanan hiçbir harcırah masraf kalemine girmez. 
  1. Modelleyin örnek ekip profilleri çıkarın. 
  1. Ekipte kişisel ve kültürel gelişime önem verin. 
  1. Ekip içi iletişim ve haberleşme ağı kurun ve bir aile ortamı oluşturun ama, biz aileyiz diyerek çalışanların hakkını gasp etmeyin.  

Ailenin lideri siz olsanız da asla atama ile gelmeyin. Hak ederek geldiğinizi bilgi tecrübe ve yeteneklerinizle her zaman gösterin. Lider denilen Alfa Kurt Beta Kurtlara liderlik etmeye karar verdiyse, onlardan daha iyi olduğunu liyakatıyla gösterebilmelidir. 

Ekip kurulduktan sonraki aşama taraftar toplamaktır. Taraftar toplamanın belli başlı yöntemleri vardır, en önemlisi psikolojik harptır. 

Bölgenin konumuna göre ekip parçalara ayrılarak çekirdek hücre misali RNA görünüp DNA gibi organize edilerek nüfuz edilecek gruplara dağılır.  

Her grupta ortalama elli kişi olduğunu varsayarsak, elli kişiye iki kişi yeterlidir. Geleneksel yapımız Musevilerin ifade ettiği gibi, iki Musevi bir araya geldiğinde şirket iki Türk bir araya geldiğinde teşkilat kurar.  

Birisi yapılacak işlemlerin ön ayağıdır. Hep ortada gözükür diğeri ise, arka ayaklardır. Haliyle bu sistem dört ayaklı bir saç sistemi gibidir.  

Ekibinizi bu şekilde, parçalara ayırarak dahi koordine ve kontrol ile organizasyonel yönetim sağlayabilirsiniz. Aslında ön ve arka ayak liderliği Alfa ve Beta’ yı temsil ederken, sürü psikolojisinin etkisi ile aslında işletme ekibinizde farkında olmadan dahi olsa şirketinize verim katmaya devam edecektir.  

                Önemli olan doğru taşı doğru zamanda gedikte yerleştirebilmektir.  

Sizse hem var ve yok arasında kalacaksınız. İnsan varlığı merakla oluşur ve merak insanın yenemediği tek duygudur. Süreç ilerledikçe propaganda ile kitle psikolojisi ile iş çevreniz sizi fark eder ve topluma egemen otorite olursunuz. 

Toplumun ilgisi azaldığında ne yapmalı ? , 

Artık insanlar sizinle iletişimi sürdürmüyorsa yaptığınız eylem ve faaliyetlerde insanlarda eski heyecan ve coşkuyu tekrar ortaya çıkaramıyorsanız ve bununla birlikte herşey bitmiş gibi gözükse de aslında herşey yeniden başlayabilir. 

Önemli olan geri sayım noktasını kavrama noktası ile doğru hedefte seçebilmenizdir.  

Sizi rakiplerinizden farklı kılan farkındalığınızdır. Özellikle iş hayatında, sizi istemeyecek görünen görünmeyen bedbahtlar olacağı aşikardır. Siz onların düşüncelerinin davranış modellenmesine geçişini fark ettiğinizde, onların bir sonraki hamlesini ya da yapabilecekleri senaryoları noktası virgülüne tahmin ederek strateji geliştirebilecek böylelikle rakiplerin düşüncelerini ve eylemlerine çaprazlama olarak onların düşüncelerinin evrileceği yönü belirleyebileceksiniz.  

Basit bir örneklem ile, eğer sizi küçümsüyor veya horluyorlarsa, bu sizi anlayamadıkları içindir. Anlayamayan insan korkar ve rakibi kendi aklında küçümseyerek korkularından kendi mantığında kaçar.   

Üzülmeyin işin iyi tarafı sizin onlardan daha yetenekli ve çalışkan olduğunuzu onlarda bilecek, sizi terfi ettirmeyecekler şirketten ayrılmanız için ciddi emek verecek şirkette etik olan her şeyi siz olmasanız bile sizden bilecekler. Artık onlar farklı şirketlere geçmiş olsalar dahi, sizin psikolojik etkiniz nedeniyle yasal usule aykırı iş ve eylem yapamayacaklar. 

  • Onlar yokken hayatınız nasıl bir terazide ise, onlarla birlikte de aynı teraziye ağırlık merkezi koyarak devam edebilmelisiniz. 
  • Topluluklar yada otorite sahipleri nasıl düşünmek isterse düşünsün, siz FARKINDALIĞINIZ ile onlara farkınızı ve kalitenizi her gün hatırlatacak. Onlarda bizden iyisi var ama bizim gibi değil aramıza da alamayız dışımızda da tutamayız ikileminde kalarak size, farkında olmadan çözemeyecekleri tüm işleri getirerek çözdüğünüzü gördüklerinde işlerde çözüldü mantığında sevindiklerin de istemeden size tecrübe ve birikim ve de başarı kazandırdıklarını anladıklarında çok geç olmuş olacak. 

Hepsinden de önemlisi, bu ilginin neden azaldığını doğru analiz etmelisiniz. Muhtemel sebebi orta ve uzun vadede gelişen ihtiyaçlara göre ihtiyaçların doğru analiz edilememesidir. Böylece insanlar verilen hizmet ve faydalardan sıkılmış olabilir. Sıkılmanın temel nedeni iphone gibi her telefonunda farklı bir görüntü veya şekil değişikliğiylede çözülebilinir. Daha elle tutulur motivasyon havuçlarıyla da, kimisi takdir kimisi muhatap edilme kimisi de maddi veya terfi ile öenmli olan işlevi doğru anlamak ve anladığını FARKINDALIK ile hissettirebilmektir.  

FARKINDALIKLA FARKLI KALIN…

O tren kaçtı mı makinist bile olsanız anlam ifade etmez.

Hayatta her işte bir kez doğru trene binme hakkınız vardır. O tren kaçtı mı makinist bile olsanız bir anlam ifade etmez. İş hayattı’ nın kariyer imkanları da böyledir. İlk çalıştığım şirket kurumsal bir holdingin alt holding şirketiydi. Oldukça da iyi imkanları vardı ve terfi almak oldukça zordu.  

En son umudumu kaybedip bari askerlik vazifesini aradan çıkarayım diye başvurumu yaptığımın ertesi günü beni bir üst pozisyon için mülakata davet etmişlerdi. İşte o treni orada kaçırmıştım ve oraya alınan arkadaşım şimdi Üst düzey bölge müdürü olarak çalışıyor.  

Bazen hayat sen bitti dediğin yerde yeşeren bir çiçektir.  

İşyerinde çalışırken beni artık kovarlar diye beklerken, kim bilir belki farklı bir şirkete geçmeye kendin karar verirsin.  

İşte burada çalışırken nasıl iş aranacağını konuşalım. 

Ana nokta bir yerde çalışırken başka bir yerde iş aramaktır. Yoksa istifa edin, iş arayın demiyorum.  

Çünkü aklınızda deli sorular olacaktır.  

Belirsiz süreli işsizlik, kredi kartı borcu ve psikolojik bunalım yani her halükarda stres ve gerilim… 

Zaten bu durumdan dolayı iş değiştirmeyecek miydiniz ?  

En azından burada stresinizin sebebi nedeni ve çözümü belli…  

Kendi stresiniz elin stresinden daha iyidir. Desek te, elinizde varken elde bir daha rahat düşünebilirsiniz. 

Görüşmeleri mesai dışına alın ki, görüşmenizi şirketiniz öğrenerek sözleşmenize istinaden sizi kovamasın. Gerekiyorsa işlerinizi tek güne toplayın ve o güne özel izin alın ama doktora diyerek joleli saç ile çıkmayın ???? 

Söz konusu firmaya şuanda başka bir işte çalıştığınızı bu şekilde görüşmeye geldiğinizi açıkça paylaşın. İtirazı olan firma ile zaten çalışmaya başlasanız bile uzun sürmeyecektir. 

Görüşmeler bazen birkaç defa olabiliyor, bu esnada yeni işiniz garanti olsa bile, mevcut işinizde disiplini asla düşürmeyin. Ne yapıyorsanız en iyisi siz olun. 

Özgeçmişinizde şahsi mail ve şahsi cep telefonu gibi tamamen size özel bilgiler olmasına önem gösterin. 

Evinizdeki tavuğun kıymetini bilin, en yakın iş arkadaşınız bile istemeden yeni iş arayışınızı genel müdürünüze kadar mail gönderebilir.  

Referans göstermeniz gerekiyorsa mevcut işinizden önceki işinizi gösterin, şuan çalıştığınız için aranıp bilgi edinilmesi şirketinizin bu süreçlerden haberdar olması iyi sonuçlar doğurmayabilir.  

Son olarak, Özgeçmişiniz gibi şahsi bilgilerinizi içeren iş aradığınızı belgeleyen hiçbir evrak şirket telefonu veya bilgisayarının herhangi bir yerinde olmamalı. Şirkete getirilmemeli. Yazıcıdan çıktı dahi alsanız yerin kulağı sizi duyabilir. 

Görüşmeye giderken ;  

Görsellik ve intibanın etkisini anlatmaya gerek yok artık bu konuda hepimiz hatim indirebiliyoruz.  

İlk 4 saniye sizin gelecek 25 yılınızı belirleyecektir. Geri kalan 26 saniyede de kendi yargılarını değerlendiren kararların alındığı süre görüşmede geçen kalan 9 dakika 30 saniye de, şirketin kendisini tanıtmasıdır.  

Oturmanız, yürümeniz, özgüveniniz, ses tonunuz, jest ve mimikler de birer yol olarak size doğru açılır. Giyim sektöründe iş arıyorsanız Madonna gibi giyinmeniz garipsenmeyecektir.  

Bu geçici hafızaya alınan sizin 5. saniyeden sonra ağzınızda kuş tutsanız bir anlam ifade etmeyen süreçte, hissiyatta karşıdaki kişi hakkında görüş bildirilir. Bire bir yaptığım bir çok görüşmede 4 saniyeye önem versem de son kararı 20 dakika’ dan sonraki 24 saatte veriyorum.  

Çünkü, bizler insanız ve duygularımız ile mantığımız birbiriyle savaşabilir.  

Bazen bir bakış duruş yada dokunuş size sıcak gelebilir. Evet ben bu insanın şirketime katacağı etkilerin önemli olabileceğine inanıyorum denilebilinir.  

Önce içgüdüsel olarak hissederiz ve bu buna minareyi çalarak kılıf uydururuz. Havadan kuş geçtiği için evinize muhabbet kuşu almak bile size o anda mantıklı gelebilir.  

Genellikle aldığım kararları incelediğimde en az tereddütle kısa sürede aldığım kararların sonuçlarının daha faydalı olduğunu düşünerek hareket ettiğim sürecin olgunlaşmasını beklediğim durumlarda istenilen sonuçları alamadığımı yaşayarak gördüm.  

Hepsini harmanladığımızda kararlarımızın bizim kariyer hayatımızda eğer mutlu değilsek nereden dönersek dönelim doğru yolda olduğumuzu, ama işten ayrılacağım diye işi elimizdeki bulguru da kurtlandırmamak gerekir. 

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere… 

BEN BİTTİ DEMEDEN BU TOPLANTI BİTMEZ !   

Patronların en sevdiği işlerden biri de toplantı düzenletip her yere talimatlar yağdırmaktır. Tabii KOBİ lerde patron varken, büyük şirketlerde patrondan öte patronlar vardır. Bunlar üst yöneticilerdir. Çalışanları SAT, SAS, Bordo Bereli sanarak, onlardan zorlu parkur içeren hedefler ister ve nasıl yapılacağınıda ben söylersem size ne gerek var diyerek çekilirler. Düzenli toplantılar uzarda uzar.

Aslında konuşulacak 2-3 konu vardır ama, bu konular  10-15 konuya çıkar ve falımda dahi böyle sakız yoktur. 10’ lu naneli paket size bu ferahlığı veremez. Aslında toplantıdan ne anladığımızda çok önemli,  en az iki kişilik saklambacı andıran bu olayda iki veya daha fazla ekip üyesinin genel durumu bildikleri halde, görüş paylaşmasının adıdır. Üst yönetici veya patron çıkar ve der arkadaşlar bu işler yapılacak bizde deriz ki, anlaşıldı Efenim.

Sonra bize grafikler anlatır ki, o grafikleri zaten biz hazırlamış ve bizim çalışmalarımızla oluşmuştur ve tereciye tere satılır. Kısacası ortak fayda amaçlı bir araya toplanma olayına toplantı adını verenler, toplantının birifingten farklı bir mecra olduğunu iş dünyasına anlatamamışlar. Bu sözlü ve görüntülü toplantıların en önemli özelliği içine su katılmadan dahi sakıza dönüştürülerek aynı konuların tekrarı sureti ile uzatılmasıdır. Ve sonunda bir sonraki toplantı gündemindede aynı maddeler olur ve tekrarının tekrarını izleriz. Böylelikle, çalışanların çalışma azim ve istekleri şirkete yönelik her türlü güvenin dibindeki kırıntılarıda yok edebiliyor.

Üstelik işyerinde üretim veya satış benzeri asıl gayeden uzaklaştırdığı gibi verimsizleştiriyor.  Toplantıda ne konuşulacağı ana grafiklerle kısa net anlaşılır ve sade olarak anlatılabilirse, zaman ve iş gücü konusunda tasarruf edinilebilinir.  

Gözlemlerim öğlen saatleri ve sonrasında olan toplantıların hele birde online ise, bir süre sonra işyerinde işin yerini iş dışı bir çok şeye istemedende olsa bırakabiliyor. Ve uzadıkça uzayan bu çam sakızı çoban armaganı gibi duran toplantıların üst yönetime ve yönetimsel sürece karşı bir antipati oluşturmakta.  Unutmadan eklemeliyim ki, en etkili toplantılar çokoprensle yani sabah erkenden yapılan toplantılardır. Böylelikle hala beyin hala uyku modunda olduğu için kısa net ve sadece ihtiyacı olan konular anlaşılır biçimde ifade edilebiliyor. 

Genellikle öğlen ve sonrası toplantılarda tekrarlarla da olsa verim alınamıyor. 

Çünkü ; toplantılar uzun sürüyor ve bir karar alınamıyor.  Konu hakkında muhatabına emin alamayıp tüm ekibi toplantıya çagırmak gibi bir gaflete asla düşmeyin. 

Hem sosyal hemde iş hayatı ile sıkışan mega şehirlerin kariyerim için buna katlanmalıyım duygusallığınıda eklediğimizde normalde bize kutagu Bilig dışında her şeyi yaşatan duygusal çöküntülerle istediğimiz verimi ne alabiliyor ne de verebiliyoruz.

Ve bunlar da bu da olsun programımızda diye eklediğimiz büyükşehir kargaşaları ile aklımızda bir çok madde ile aynı anda zihnimize yaşattığımız bir tahribatı bir düşünün. Hele birde o toplantılarla iş ve özel hayat dengesinin iyice akrabalaştığı, mesainizin bitmesine veya izin gününüz olmasına rağmen katıldığınız toplantılar, bizi bizden alıp sizleştiriyor.

Sonrasında o muhteşem toplantılara mesaide olsa bile girmemek için üretilen etkileyici bahaneler, toplantının kaybettirdiği süreçte yapılması gereken işlerin bitmesi için yapılan fazla çalışmalar, planlanan zamanda yapılamayan işler, dedikoducu bir düzeneyin ve bıtkınlığında etkisiyle kendimizin dahi anlamlandıramadığı yorgunluk, bezmişlik ile gelen istifalarında etkisiyle, merdivenin basamaklarının birbirinden haberdar olamaması zincir halkalarının arasına başka zincirden öte ip gerilmesi gibi, sebeplerden şirket içi şirketleşmeler yani gruplar oluşmasına yol açacaktır.

Tabii bunlar fark edilmeyecek şeyler değil, ancak fark edildiğinde şirketlerin katma değeri olan çalışanları kaybetmiş olabiliyoruz.  

Toplantılarda, çalışma arkadaşlarınıza verdiğiniz işlerde kısa zamanda büyük işler bekliyorsanız bunu birkaç kez tekrarladıktan sonra bıtkınlık oluşacaktır. Fakat, aynı işi daha uygun zaman diliminde verdiğinizde verilen görevi daha etkin ve verimli yapabilmenin yollarını arayacaklardır.  

Bu sebeple, tüm yazıda uzata uzata dediğim gibi ne yapmak istediğinizi ana konununuzu bilerek toplantıya başlayın tüm katılımcılar konuları önceden öğrensinler ve ana konu bitince işin gıybet kısmı mahşere kalsın.  

Toplantıları soru cevap şeklinde açık oturum gibi yaparsanız daha kısa ve net sonuçlara ulaşırsınız.  

Toplantı planlanırken bazı sorular sormak gerekir. 

  •  Gerçekten çözülecek bir sorunumuz varmı ? Bu problem nedir ?  
  • Sorunu kaynağında çözmek için hangi donanımda ve deneyimde bilgi sahibi personeller ve ihtiyaçlar listesine ihtiyaç var ?  
  • Sorunun önceliği nedir ? Başka nasıl çözüm yolları deneyebilriz. 
  • Doğru kişilere doğru bilgiler doğru kanaldan iletilerek, toplantının gündemi ve planı eksiksiz biçimde hazırlandı mı ? 

Tüm bu sorulara verilecek dürüst cevaplar iş verimliliğini etkileyecektir. Toplantının içerik ve düzeni sizin şirket içi her alanda başarınızı etkileyecektir.  

Bazen doğru sorular yanlış yollardan daha erken dönülmesini sağlayabilir.  

  • Amacımız neydi ? Nasıl bir yola evrildi ?  
  • İçerik neydi nasıl olmalıydı ? Aslında kimleri ilgilendiriyordu ? 
  • Amaç karar almak mı yoksa bilgi vermek veya bir konunun sonuçlarının istişaresi mi ? 
  • Toplantının asli katılımcılarına gerekli bilgilendirme, hazırlık yapabilecek kadar önceden sunuldu mu ? 
  • Hangi yolla yapılmalı ? Online mi yoksa yüz yüze mi daha etkili ve verimli olur ?  
  • Ne beklendiği ne istendiği ve genel amaçların toplantı misyona uygunluğu iyice düşünülmeli ve toplantı esnasında olumlu veya olumsuz görüş bildirecek kişilerin belirlenerek riski en aza indirerek, farklı düşünce tarzlarını da engellemeden bağımsız bir fikir telakisi ortamı sunulabilir mi ?  
  • Etkili ve verimli zaman yönetimini en iyi nasıl yapabiliriz ? Toplantıların sekreteryasını yapacak olan bir modoratörden destek alınabilir. İşler bir bilgisayar oyunu gibi amaç ve görevlere bölünerek iş bölümleriyle organize edilebilir. 
  • Not tutmanın ve her nevi kayıt almanın önemi çok büyüktür. En son bu notlar üzerinden çalışmaya son şekil yine “çekirdek ekipçe” verilebilinir.  

Bu ve benzeri basit ve etkili adımlarla toplantılar bir daha toplanmama andı içme mekanizmasını dönüşmeyecek, çalışma arkadaşlarımız kendilerine güvenerek neyi neden yaptıklarının anlamını daha iyi anlayacak ve yine mi aynı şeyi konuşuyoruz icraat olmayacak yine gibi olumsuz intibalardan uzaklaşacaklardır. Böylelikle toplantıları zaman kaybı olarak görmek yerine kurumlarının işlerini yürütmek için, domino taşı olduğunu görerek daha iyi bir ruh haliyle katılım sağlayacaklardır.

Ayrıca belirtmeliyim ki, toplantı öncesi hafif eğlence içerikli çalışma ortamında bulunmak katılımcıların oldukça üretken olmasında etkili oluyor. Bu konuda Google şirketi inanılmaz derecede iyi bir çalışma şartı sunuyor işi eve değil, evi işe getirerek ev konforunda dinlenerek esnek çalışma şartları ile çalışmayı dah eğlenceli ve renkli bir hale getirebilirsiniz.  

Yıllar önce üniversitede yönettiğim proje ekibinde, kapalı alana fobisi olan iki arkadaşımız vardı, oldukça negatif ve isteksizdi. Bir gün şaka yapmak isterken çözümü kazara buldum. Ona dedim ki ; ne istersin istersen dışarda yeşillikte banklar var orada oturup termusla çay servisi ile kurabiye eşliğinde yapalım mı demiştim. 

Cevap : Aslında iyi fikir demişti. Beni yanlış anlamıştı ama, iyi ki de öyle olmuştu. Hep beraber banklarda toplanmış ve oldukça keyifli bir ortam oluşmuştu ve hepimiz bunun çok faydasını görmüştük. Ne var ki Leptoplarımızın şarzı çok fazla dayanmadığı için araba aküsü ile enerjiyi dönüştürerek üç günlük kamp yapmıştık.  

Koşarak ve yürüyerekte olaylara farklı bakabiliyoruz. Her zaman oturup düşün düşün zordur işin ile olmuyor. Sorular ile cevapları birbirinin ardına koymak yerine cevaplara göre sorular sorsaydık mesela, nasıl olurdu ?  

O Toplantı ben bitti demeden bitmez diyen yöneticilerimize inat, şampuanı bitirmemek için su katan bir milletin evlatları olarak, o toplantıları bu yöntemlerle bitireceğiz…. 

Tekrarı olmayan toplantılarda görüşmek üzere…. 

Nitelikli Çalışanın şirketinizdeki anlamı nedir ?  

Çalışma arkadaşlığının ne olduğu aynı şirkette çalışanların görevlerine göre statü ve saygınlık kazanmadığı bir işletme düşünün…  

Çok itopik farkındayım.

Çünkü ;  

Ülkemiz şartları böyle bir durumu içimizde bulunan ego kibirden dolayı hazmedemeyecek kadar, kendimizle dahi iletişim kuramayan bireyler olmamızı böylelikle toplumda  yalnızlaşan kişiler olarak yer edinmemizi sağlıyor. Böyle bir düzende Beyler Hanımlar havada uçuşurken, ulan var ya şirketten ayrılayım buna selam vermeyeceğim, almayacağım durumuna dönüşüyor. Çalıştığım şirketlerin eski çalışanlarına çok sık denk gelerek bunu söyleyen ve uygulayan bir çok insanı bire bir tanıma imkanım oldu.  

Benim dahi, beraber çok yakın temasta çalıştığım ama, şimdi tesadüfen gördüğümde yolumu değiştirdiğim insanlar olması çok manidar.  

Aslında konu basit, nitelikli ve işe değer vererek çalışan, insanları farkında olmadan küstürebilirsiniz. Siz bonfile yerken, gecekonduda yaşayanlar fasülye yemeye devam ederek, sizinle aynı performansı hayat sevincini sağlıklı performansı sağlayamaz.  

Ama; siz balıktan uçmasını beklemeye devam ederseniz, şirketiniz size Rahmetli CEM KARACA’ nın “Resimdeki Gözyaşları” şarkısındaki gibi önce çalışanlar sonrada bu durumu geçte olsa fark eden varsa nitelikli yöneticinizin desteğiyle, eski işinizle ilgili anıları yad etmek kalır.   

Bu sebeple şirketleri incelediğimde temel durumda, İnsan kaynakları direktörlükleri, müdürlükleri bölgesel yapılanan işlevsiz bol süslü işe alım veya bodrolama süreçlerinde görev alan belli ekiplerce bol yıldızlı galaksi sahibi insan kaynakları uzmanı / Müdürü sıfatında çalışmaya başlayan ama bu vasfı sadece maaş aldığı için zoraki duygudan taşıyan insani ilişkilerden diyalog ve her türlü yazılı iletişimden uzak kişilerce yürütüldüğü sürece ki, Şu ana kadar tecrübe edindiğim şirketlerde insan kaynakları uzmanı diye unvan sahiplerinin neredeyse tamamı maile cevap yazmaktan acizdiler.  

Bu da pek çok işi çıkmaza sürüklüyordu. Temel sorun süslü isimler gösterişli partilerde eğlenen merkez çalışanlarına sahip olmak değil, İşe alımından işten ayrılan personelin neden ayrıldığına yönelik ve hatta ayrıldıktan  6 ay sonra neden ayrıldığını öğrenebilecek kadar sistemin içinde yanlış giden süreçleri takip eden uzmanlar olması gerekir. 

 İş görüşmelerini yaparken sosyal haklarınız, maaşınız, yan faydalarınız bunlar sizden de şu işleri yapmanızı bekliyoruz, cümlesini kurduktan sonra personele yeni iş tanımları eklemeniz sonrasında onun bu durumu yan faydalarına eklememeniz siz ne yaparsanız yapın sizin işletme olarak samimiyetinizin gerçek olmadığının tapusudur.  

Bir şirkette güven, samimiyet ve ortak amaçlar yoksa, zamanla artık o şirkette yoktur. İşte burada işten ayrılma kararının tattıravallisi diyebileceğimiz denge ve şeffaflık devreye giriyor. İster Küçük Olamam Büyümek İstiyorum diyen KOBİ olun isterseniz bir holding işletmesi olun her ayrılan personel yerine gelen kişiden daha az maliyetlidir. 

Bu sebeple İhtiyaç kadar ama, öz sağlam nitelikli personelin varlığı işletmenin  800’ lü muhasebe hesaplarıdır.  Bu nedenle işletmenin ayrılan her personelin ayrılma kararını hatta işten çıkartılma kararının nedenlerini iyi sorgulaması ve altında yatan ana sebepleri iyi belirlemesi gerekir. Sistemdeki hatayı kullanarak şirketinizin etik kurallarına uymayan usulsüz işlem yaptığı için işine son verilen personelinizin neden bunu yaptığı iyi sorgulanmalı, maaşa zam işe son vermeyi 1800’ lü yıllardada yapıyorlardı. 

Belki de, çok daha ciddi problemleri bu mülakatlarla ortaya çıkarabilecektiniz ama, dinlemediniz itirafçı olup işine devam edebilmeyi kabul edebilecek ama sürekli göz hapsinde olacak personelleriniz olacaktı. Zaten bir süre sonra onlara kal deseniz de kalamazlardı. Veya işleriniz bittiğinde tazminatlarını alabilme hakkı ile gitmelerine fırsat verilseydi; tazminat olarak vereceğiniz 100,000 size çok ciddi usulsüzlüklerin her birinin 100.000 lerce TL’ sini engelleme fırsatı verecekti. Bu bakış açısı da değerlendirilebilinir.  

Her şirketin personel devir hızı adını verdiğiniz personel ayrılış istatistik oranları vardır. Linkedin de bir çok şirketin ilanlarını incelediğimde çalışmak için bin bir dereden su getirilerek başvurulan ve de  kurumsal bilinen büyük şirketlerde dahi, personel devir hızının çok yüksek olduğunu gözlemleme imkanım oldu. Bu da olaylara çok daha farklı bir bakış açısı kazanmamı sağladı.  

Personel devir hızı çamaşır makinesi devir hızını geçerse ne olur ?   

Eskiden merdaneli sıkma yapan çamaşır makineleri vardı. Şimdi tarihi eser diye müzelere istiyorlar. Eskiler bilir gençler ise belki, eskilerden duymuştur.  İşte bu devir hızı da böyle bir şey çamaşırı yani çalışanı yani sizin şirket sırlarınızı, önce iyice sallayıp karıştırıyor sonra siz onları alıp iki yönden boya rulosuna benzer iki tüylü ama metalle kaplanmış demirin arasından ince bir şekle getirip elle koyarak suyunun sıkılmasını sağlayıp, sonra çamaşırlarınızı asmaya gidiyorsunuz. İşte ayrılan çalışanlarınızda böyledir. Kimsenin sizin ıslak veya kirli çamaşırlarınızın yani sırlarınızın ortaya çıkmasını istemediğiniz için bunlar çok önemlidir.  

Nitelikli çalışan  kaybedildiğinde, bilgi ve tecrübe kaybı, çalışana yapılan yatırım ve desteğin kaybı, personelinizin ayrıldıktan sonra bunlar böyle yapıyordu ifadesi dahi, sizin itibar kaybı yaşamanıza yol açar. Bu da hiçbir şirketin isteyebileceği bir durum değilken, ESKİ çalıştığım bir şirkette uzman adayı olmak için 8 yıllık kanıtlanabilir tecrübe istendiğini de eklemek istiyorum.  

Düşünün 8 yıllık personel sizin iyi günde kötü günde gördü ve durumu çok iyi swot analizi yaptı ve bunu rakip firma ile paylaştı.  

Ve üstelik artık rakip firmanın çalışanı olarak, sizin işinizde edindiği tecrübe ve çevre ile rakip firmanın kazancına eklemeler yapıyor.  

Bu sebeple, nitelikli insan kaynakları süreçleri adı statüsü ne olursa olsun sizi milyonlarca lira kayıptan kurtaracaktır. Aksi halde içerden kurtla çürüyen elmadan farkınız kalmaz.  

Bir personelin işten ayrılma seviyesine gelmesindeki ana nedenler nelerdir ? 

Dilekçelerde hep aynı hata yapılır kendi isteğimle istifa ediyorum denilir ama, halbuki, zorlama baskı ve mobing gibi işyerinde ona kendisin’ den bekleneni yapmasına fırsat vermeyen niteliklerini kullanmasına fırsat vermeyen işletmeye fayda sağlayamayan niteliksiz yöneticiler ile çalıştığını dilekçeye yazmasa da anlaşılmasını beklenmelidir.  

İstifa mektubunun 4 satırdan oluşmasına veya 1 sayfadan oluşturulmasına dair kanun metni yoktur.  

Başka bir değişle, En önemli hatalardan biri kararın asıl sebebiyle istifanın purosedürdeki adının olduğu gibi yazılmamasıdır.  

İstifalarda işçinin de işvereninde kendine göre mantık çizgisi kabul ettiği cümleleri kelime oyunlarıyla süslediği adeta bir zenne misali ifade ettiği şekiller vardır.  

Yeni şirkette yeni imkanlar bulduğunuz daha iyi şartlara sahip olabileceğinizi düşündüğünüz veya şirketin vereceğinden daha çok ücreti yeni şirketin sağlayabildiği bu sebeple, bıla bıla anlatırlar halbuki gerçek çok başkadır.  

Şirketin yönetimsel başarısızlıkları sizi de bu seviyeye getirmiştir. Mantık basitçe şöyledir, öncelikle her çalışan kendine göre sebeplerle ayrılmaya karar vermek zorunda kalır. Sonra ayrılış biçimi varsa tazminatı alabilmek için 3600 gün primi, evlilik, askerlik gibi öncelikli bahaneler, ile kendilerini ikna ederek farklı bir şirkette belki de aynı veya benzer bir pozisyonda yeni işe giriş yaparlar.  

İşte bekleyişin en temel sebeplerinden biride budur. Burada ana sorun, işçilerin neden ayrılma kararına sevk olduğudur. Ayrılış biçimi bahanesi her ne olursa olsun, işveren neden ayrıldığını kendisine çıkış mülakatı sonrası bile itiraf edemez.  

Sonrasında belki de, mobing veya çalıştığı ortamdan kaynaklı sağlık sorunları oluştuğunu (Bire bir tecrübe ile sabit.) daha çok fayda sağlayacağı farklı departmana geçmek istemesini görmek istemeyen yöneticileri olan bir çalışanın şirkette çalışmaya devam etmesinin tek sebebi tazminatı kurtarmak değildir.  

Belki de, gerekli bilgi donanım veya evrakları sunacağı resmi makamlar için önemli hazırlıklar yapıyordur, durumuna dönüşür.  

Çalışanların klasik ayrılış bahanelerini yaptığım mülakatlar neticesinde özetleyecek olursam, 

  • Şirketin yönetimini şeffaf ve samimi bulmuyordur. 
  • Adil ve objektif olunmadığına inanıyordur. 
  • Şirketin üst yönetimi ile alt mavi yaka çalışanları arasında ciddi iletişim çıkmazları oluşmasına rağmen insan kaynakları kanadı bunu görmezden gelmeye devam ediyordur. 
  • Bire bir yaşadığım bir olaydan örneklersek, Şirket içi başvurulan ilanlarda personelin mailini dahi düzgün okuyamayan, “insan Kaynağı Uzmanı” sıfatındaki kişinin başvurulan pozisyonda yazmayan 3 yıllık tecrübe şartı nedeniyle, bu göreve uygun değilsiniz şeklinde cevap yazması benimde o ekran fotograflarını çekmiş olmamı mevzuatı biliyor olmamı hesap etmemesi de ben gibi bir çok çalışanıda işinden soğutabilir. 
  • Bir veya iki üst yönetici ile iletişimsel problemlerin oluşması makamım yüksek ben bildiğini yaparım, sana yıllık izin için şu tarihleri öngördük uçak bileti aldın ama şimdi vazgeçtim, sende ne yaparsan yap şeklindeki bencil kişilerle çalışılmak zorunda kalınması. 
  • Şirket içinde görev değişiminde yapılan online mülakatlardaki 2. tepe kamera görüntülerini izlemeyen ama, insan kaynağı uzmanı olup, bu sınavlarda karakter kişilik sınavından kopya çeken insanların dahi terfi edebildiği bir düzeni görüp işinden ve her şeyden her geçen gün uzaklaşan çalışanlarla, mesleki gelişim fırsatı sunulmaması hem dikey hem de yatay terfi imkanlarının kasıtlı olarak sunulmaması, şirkette sadece angarya iş olduğunda hatırlanmaları çalışanlarda motivasyon eksikliği ve işe karşı bir antipatiye yol açar böylelikle istifa dilekçesinde belki de kendi istediğimden havada balık gezmediği için istifa ediyorum. 

 Şeklinde yazan dilekçelerde dahi arka planında çok ciddi problemlerin olduğunu görmek istemeyen insan kaynakları süreç uzmanları da bu durumların en temel sorumlusu olarak şirket iflas edene kadar işlerine devam edeceklerdir.  

Olan ekmek yediği yeri vatanı gibi kabul edip, onun için emek ve ter harcayan samimi nitelikli çalışanların kaybedilmesi olacaktır.   

Çalışan ilk önce, bu problemlerin nedenlerine ulaşmaya çalışıp bunları mikro ölçekte çözümlemeye çalışacak ve yapmasına fırsat kalmadığını anladığında;  

Mavi dolma kalemle işte gidiyorum bir şey demeden arkamı dönmeden şikayet etmeden hiçbir şey almadan bir şey vermeden yol ayrılmış görmeden gidiyorum. 

Der ve istifa mektubunu üst yöneticisinin masasına veya iş akışı sisteminden giriş yaparak insan kaynaklarının haberdar olmasını sağlar.  

Sizse arkasından su dökerek istifa öncesi geçirdiği en az altı aylık bekleme sürecinde nasıl anlayamadığınızı nitelikli çalışanınız yani, sizin eğitip emek verip rakip şirkete nitelikli personel istihdamı sağladığınız ESKİ çalışma arkadaşınızdan bahsediyor olursunuz.  

Gitmeye karar verildiğinde akılda tek şey, kıdem ihbar ve tüm yasal haklarının nasıl alarak farklı bir şirkette hak ettiği değeri görebileceği kalıyor. Ayrılma kararı kolay değildir çalışıp emek verdiğiniz yer sevgiliniz gibidir uzakta olup yakınında hissedersiniz. Ne kadar olumsuz tecrübeniz olsa bile, alışmışlıklar ve çalışma arkadaşlarınızla beraber geçirdiğiniz hoş seda anılarınız vardır.  

Sonuçta ;  şirket çalışanları o şirketin sosyal sermayesi çalışanın sosyal hakları da doğal haklarıdır. Ortalama 3,5 ile 7 sene arası bir şirkette her şeye rağmen hala kaldıysanız, mesele sadece maaş ve çalışma şartları ilişkileri değildir. O iş üzerinden edindiğiniz sosyal bir sermaye yani çevre ile alışmışlıklarınız vardır. İşten ayrıldığınızda yaşanmışlık duygusal insani bağ olan sosyal iş çevrenizle de bağları koparmak zor gelecektir.  

Şirket açısından ise, çalışanın bu çevreyi yeni rakip şirketinizin yeni müşterileri olarak taşıyabilme ihtimalidir. 

Türkiye’ de henüz uygulanamasa da Avrupa devletlerinin insani standart çalışma düzeninde  insanın insan olduğu ülkelerdeki şirketlerde etkin ve verimli İnsan kaynakları süreçleri yönetilir. Böylelikle her girişin çıkışında da bir mülakat ile çalışanın neden hangi sebeplerle gittiği ve onu kaybetseler dahi sonraki bir çok çalışanı geri kazanmanın yolunu açabilir. Kademe kademe bir ağacın kesildikten sonraki içindeki yaşını belli eden çizgiler gibi sıralayarak maddeleyerek sıralar ve sonuçların çocukluğuna inerler. 

                   Ülkemizde ise, İşletme yöneticileri başta da söylediğim gibi daha iyisini belki de buldu gitti şeklinde yorumlasa da, aslında o olay genellikle öyle değildir. Daha iyisini aramak ve gitmek zorunda kalmasına giden bir yol söz konusudur. 

 Çünkü ;  Çalışma ortamından memnun olan bir çalışanı rakip şirkette, maaşının katlarını vererek dahi istihdam edemezsiniz. Şahsıma ait bir prensip olarak, Satış pazarlama alanında çalışmama rağmen beni arayarak satış pazarlama iş teklifi yapan şirket yöneticilerine satış kariyeri düşünmediğimi ifade ediyorum. 

 Çünkü ; artık ne istediğimi çok iyi biliyorum. 2021 yılı sonunda farklı bir şirkette olduğum konumun 3-4 kademe üstü için bir teklif gelmişti. Fakat kabul etmemiştim.  

Çünkü, amacım daha çok ücret veya daha iyi statü değildi. Bu her şeyin iyi olduğu anlamına gelmez fakat, olduğum yerde kalıyorsam daha iyi imkanlar varken, ki mobing ve her türlü kötü muamele gördüğüm bir ortamda çalışmak zorunda kalıyordum. Ki hala bir şeyleri düzeltebileceğime olan inancımdan kaynaklı olduğunu ifade edebilirim. 

 İşte benim gibi çalışanları ne teklif gelirse gelsin eğer, hareket etmek istemiyorsa ne vereceğiniz maaş, ne de mevcut şirketi yeni şirketinde kalmasına veya gitmesine etki etmeyecektir. 

İş değişikliği düşünmeyen birisinin size transfer olmasını özel olarak ikna etmeniz gerekmektedir. Sadece, mevcut şirketi çalışanı ayrılış uçurumunun kenarına kadar getirdiyse, size çok fazla iş düşmeyecektir.  

Bir çalışanın şirketten ayrılması şirket için ne ifade eder ?  

Şirketlerde işi makineler değil, insanlar yapar ve herkesin birden çok anlamlandırmış görev pozisyonu ve işlevleri vardır. O insan ayrılınca, yapbozun bir parçasını da kaybetmiş olursunuz ve 13- 14 anahtar bile sizin somonlarınızı sıkamaz. Çalışan devir hızınız arttıkça, sizin iş arayan veya başka şirketlerde görev alan nitelikli hatta, yeni mezunları bile istihdam edememeniz anlamına gelir.  

Çünkü, personel devir hızının yüksekliği şirketinizi sabıkalı sicili bozuk ve çalışılamaz bir ortam olarak, damgalamak için oldukça etkilidir. 

Tecrübeli çalışanlar kurumların hafızasıdır, neyin nerede nasıl hangi krizde ne yapıldığını 5N1K etkisini en iyi şekilde gösteren sonuçlardır. Çoğu zaman müşteriler çalışanınızla kurduğu diyalog için şirketinizi tercih ettiği için, sizde ciddi anlamda bu devir hızından etkilenir ve çalışan sosyal statü ve çevresinden siz ise sosyal sermayeniz olan çalışanınızdan yani yapbozunuzun en son parçasını kaybedersiniz.  

Peki ne yapacaksınız ?  

Çalışan neden ayrıldığını gerekirse sizinle görüşmeyi kabul ederse aylar sonrada olsa, kendisiyle iletişim kurarak çok iyi bir şekilde analiz etmelisiniz. En verimli bakış açısı budur.  

Bir ürünün bozulması nasıl zaman alıyorsa şirketinizin içindeki bozulan zihniyette uzun süre sonra ortaya çıkmaktadır. Bozulan bu düzeni düzeltmek yenisini sıfırdan inşa etmekten daha zordur. 

 Böylelikle, nitelikli çalışanın şirketiniz için ne demek olduğunu, kaybedilmesinin sonuçlarını orta ve uzun vadedeki etkilerini özetleyerek paylaşmış olduk. Uslu bir şirket olursanız bir sonraki yazımızda görüşmek üzere… 

Slogan basit:  Bana bu kalemi sat ! 

Her şeyi yazıp satış pazarlama kanadında çalışıp ve çok iyi satış pazarlama eğitimi vermeme rağmen, satış konusunda yazı yazmadığımı fark ettim.  Yazımı yazmaya başlamadan önce youtube de gördüğüm “para avcısı” adlı bir filimden de kısa bir fragman izlemek bu yazıyı yazmam için beni motive etti. Ucuz yoldan zengin olmakla başlayan serüven satılan kalem ile yeni bir arz oluşturuyordu.  

Çünkü,  satış pazarlamanın temeli ihtiyaçtan, ihtiyaçlarda arz ve taleplerden oluşur. Önce arz ı yani  ihtiyaç oluşmalı ki talepte oluşturulabilsin. Bir ürünü çok üretmek çok satacağı anlamına gelmiyor. Sonuçta;  keynesyen gibi karma ekonomi modellemesi peşinde değiliz. Amacımız herhangi bir ürünün herhangi bir kişiye nasıl satabileceğimizdir.  

Sanayi devrimiyle sanayileştiğimiz dönemin artık endüstri 4.0 ile şekil alması ile 2012 yılından beri şekil alan günümüzde NFT ile zirvede kendine şimdiki doruk noktasını tanımlayan çeşitli özelliklere sahip dijital varlıkların benzersizlikleri ve altının petrol karşısındaki ikamesi gibi ikame edilemediği denkleşemediğini onaylayan fikir akımı olarak nitelendirilebilinir. Bu tabii benim şahşi görüşüm olarak, tartışmaya açık bir kavram olsa da trendler ve satış pazarlama ve halkla ilişkilere bakış açısının penceresinin yeniden çizilmesine oldukça etkili bir grafik dokunuşu olarak sunulabilinir.  

Basit bir örnekle ifade edersek, bir ürün alacağınız zaman birden fazla internet sitesi kaynağını aynı anda görüntüleyip karşılaştırabiliyoruz. Yani, söz konusu hizmetlerde artık oligopol piyasa hizmetlerinin dahada anlamlaştığını görebiliriz.   

Burada durumu farklılaştıran ise; halkla ilişkilerin desteği ile mağazacılıkta ve hatta siber sanal dünya da, görmediğiniz ve görülmediğiniz dünyada da satışı yapan kişinin ortaya çıkarmış olduğu tecrübedir. Yaptığım uygulamalı etkili satış eğitimlerinde müşteriye yani misafirinize dokunmanın ruhunu işlemenin ve onun ihtiyacı yoksa bile, gerekirse ona ihtiyaç oluşturup almayacağını bile bile ücreti yüksek ürünü gösterip orta ölçekte ürüne ikna etmeye çalışıp, fiyatı en ucuz gözüken ama asla en ucuz olmayan ölümü gösterip engel durumuna ikna edebileceğiniz bir çok yöntem mevcut. Bazen kasıtlı olarak satışın kaçırılmasını sağladığımız zamanlar olur fakat, o müşteri çok daha büyük ihtiyaçları için bizdeki samimiyet ile gelmeye devam eder. Ve o gün 100 TL kaybedip 10,000 TL ‘yi kazanmaya başladığımızda Enigma’ nın önemini daha iyi kavrayabiliriz.  

Meali ise, satış danışmanı / Uzmanı kendisinin ve müşterisinin kaderini geleceğini tayin eden kimselerden oluşmaktadır. Böylelikle satış pazarlama kanadında özellikle mağazacılık sistemi ile işleyişini devam ettiren işletmeler, müşteri merkezli, müşteriye dokunan ve dost olan yöntemler ile uzun vadeli kalıcı yöntemler elde edilebilinir.  

Ne iş yaparsanız yapın sonuçta bir hizmeti satıyorsunuz bunu asla unutmayın.  

Avukat Savunma, Doktor, Hemşire Sağlık, Pazarlamacı Ürün, Eğitimci Eğitim… 

Sonuç olarak her meta’ nın ve hizmetin alıcısı ve satıcısı vardır ve bazen bu metalar birbirini de ikame edemezler. 

Madem hizmet satıyoruz nasıl satılır ?  Sorusuna cevap verelim.  

Her yapılan işin arka planda bir stratejisi olmalıdır. Ve bu nasıl sorusuna verilen cevapta gizlidir.  

  • Satılan ürün veya hizmeti müşterinizin size geliş sebebiyle ilişkilendirin. 
  • Sohbet etmek müşterinin duygusuna dokunabilmenin iki lafın belini kırmanın yegane yoludur. Fakat bunu tek başınıza yapamazsınız. Konuşmaktan çok dinlemeyi bilmelisiniz. Sohbet esnasında konuyla ilgili bir durum oluşturup ya o şirkette o var bizde de bu var demek yerine, bu stor perdeyi bende denedim çok memnunum inanmadığım ürünü neden anlatayım gibi ifadeler ile doğru bilgiyi yanlış olaya alet etmeden, uzun uzadıya övme yarışması yapmadan anlatmalısınız. (Tabii gerçekten deneyim edindiyseniz.)  
  • Eğer elinizde ucuzdan yüksek fiyatlıya doğru hazır bir liste var ise, ürünlerin fayda maliyet analizini, varsa marka değerleri servis hizmetleri ve garanti süre ile süreçlerini asıl satmak istediğiniz ürüne orantılayarak fayda maliyet üzerinden müşterinin bütçesini de hesap ederek sunabileceğiniz çok iyi ve ondan bir sonraki ürünü bir de en kötüden iki önceki ürünleri anlatın ki en iyi yani en yüksek fiyatlı ürünü almasa dahi, ücreti en yüksek ikinci ürünü almak için hazırda beklesin. 
  • Eğer sahada bizzat müşteriye gitmeniz gereken bir pozisyonda çalışıyorsanız, müşterinizi tanımlayın ve iyi tanıyın. Onun hakkında işinizle ilgili bilmeniz gereken her detayı hatta belki de Dibek kahvesinin hangi çeşidini sevdiğini bilmeniz gerekir. Çünkü; onun ruhuna dokunmanız onun ruhuna katkı sunmanız gerekir, her zaman sürprizlere açık olsanız da esnek duygusal ve hissiyatınızda aileden biri olduğunuzu güven vererek iyi bir dinleyici olduğunuzu doğru zamanda doğru sorular sorarak ta ona kanıtlayın. O güven bir defa oluştu mu bir daha şüphe oluşmaz. Ama bir kez kırıldı mı bir daha da onarılamaz. Bu ince çizgiyi onun duygularını anladığınızı samimiyetinizle gösterin.  
  • Müşteriler her zaman arada ciddi bir referans eş dost yoksa, zaman açısından çok kısıtlı olurlar. Size vakit ayrılmasını ve ürününüzün top 10 da yer edinmesini istiyorsanız, müşteriye dokunacak ruhunu okşayacak bilgilerin  gücüne inanmalısınız. Bu bilgi ise, dijital kanallardan gelmekte benim tabirimle üç W Kuramı yani, Word Wide Web halk arasında adıyla “İnternet”…  

www.google.com yani Google amcamız öyle bir aritmatiği var ki, telefon numarası yazarsanız numaranın hizmet verdiği açık adresi yer konum hatta koordinat bilgilerini dakikalar içerisinde elde edebiliyorsunuz. Şirket ve yöneticiler hakkında son dedikoduları kurumsal ve bireysel paylaşımlarını, etkili bir SEO yapmadıkları sürece onlar hakkında istedikleri ve istemedikleri her bilgi emrinize amadedir.  

www.facebook.com Çok önceleri favori olsa da, eskiden kurulan şirket sayfaları şirketlerin sunmak istedikleri bilgileri aktarmanın yanı sıra olumsuz görüşleri olan kişilerin yazdığı bloglara dönüşebiliyor. Metaverse özentisinden adını meta olarak güncellediğini de hatırlatalım.  

www.linkedin.com  Aslında her şeyi başladığı ve bittiği sosyal medya burasıdır. Doğru bir araştırma ve detaylı analiz yapacak vaktiniz varsa, belki de şirketin resmi internet sayfasından çok daha fazla bilgiyi linkedin de edinebilirsiniz.  

www.twiter.com 280 Karakter ile karakter eksiltmeyi adam asmaca gibi oynadığımız kelime kısarak cümlecikleri katlettiğimiz bir platform. Gündemi belirleyen bir medya olmasına karşın sizin buradaki ilk hedefiniz AKDENİZ A.Ş adlı şirketin kurumsal hesabı ve hatta gerekirse, şirket çalışanlarının şahsi hesaplarını kontrol etmektir. 

 Sosyal medya derin bir dehlizdir.  Doğru bilgiyi sosyal mühendislik ile sürece yayarak detaylarıyla okumak için geometriyi bilmek gerekir. Çünkü Geometri bir analitiktir ve Analitik Geometri bakmakla görmek arasındaki farka eşittir.  

Bilgi Analiz etme ve sınıflandırma dersi bittiğine göre, satış pazarlama önceliği yöntemleri dersine dönebiliriz. 

Müşteri duygusal teması sever yani reislerde sever ?  

Önce onunla yakınlık kurun. Onu anladığınızı onun istediğinin ürünü satın almak olduğunu ve sizin de bu konuda severek yardımcı olmak istediğinizi ona satın alması konusunda yardımcı olmaktan başka bir istediğiniz olmadığını hissettirin. Müşteriye içeri girer girmez “Hoş Geldiniz, bu maymuncuğu (Hırdavat, ürünü olup bahsettiğim biçimi bahçe kilidi kapatmaya yarar.) satın almak ister miydiniz diye soramazsınız.  

Ama ;  Bugün nasılsınız ? Aldığınız o lavabo sifonundan memnun musunuz ? Aradığınız bir şey varsa yardımcı olabilirim ? Gibi sorular sorarak iletişimi başlatabilir, dönüt alabilirsiniz.  Baktığı ürünler arasında karşılaştırma yapıp özellikleriyle fayda maliyet ve teknik açıdan müşterinin ne beklediğini öğrenip önerilerde bulunabilirsiniz.  

  • Müşterinin hissettiğini hissederek etkili satış yapabiliriz mesela, ağaçlık arazisi olan birisine tilki kuyruğundan başlayıp daire testere ile devam edip en son bütçenin iyice açıldığına emin olunca son koz olarak elektirikli ya da benzinli bahçe motoruna yönlendirerek müşteri yani satın alıcı patronun mutlu sonu görmesini sağlayarak sende şirketine kazandırdığından senin işvereninde mutlu sonu görmesini sağlayabilirsin. Müşteriye ihtiyacını hatırlatırken sizin de onunda bir insan olduğunu istediklerini alabilmesi için ihtiyaçlarının ortaya çıkışında onun duygularını suistimal etmeden yapmanızı öneririm. Düzenli müşteri yanında başka müşteri ile gelen en sadık müşteri tipi olup size katma değerli müşteri olarak kendini tanımlatıyor ise, çocukken zevkle okuduğum Aksoy, Ömer Asım (1995). Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü 2 Deyimler Sözlüğü. İstanbul: İnkılâp Kitabevi. ISBN 975-10-0128-5. Kitabındaki “Para parayı çeker” sözüdür. 

Mesele bir insana bir şey satmaktan öte Ramiz dayı misali, müşterinin niteliklerine göre ürün sunup satın almasını sağlamaktır. Eğer işe yeni başlayan birisi değilseniz, kişiyi görünce bütçesinin ne kadar olacağını anlamanız çok uzun sürmez. Önce sorunu oluşturun müşterinin bir arabaya ihtiyacı vardır. Zaten bu sebeple sizi ziyaret ediyor sonra ödeyebileceği para miktarına uygun, özelliklere sahip arabaları sıralayın. Süreç el arabasına kadar gitmediği sürece sorun yok maksat ayağı alışsın. Bu yöntemle müşteri kendisine mantıklı gösterilen çözümleri beğenecek kabullenecek ve her zaman istenilen bu düzenli olabilen müşteri grubu sizin gizli silahınızdır.  

Asıl nokta, müşteriyi doğru anlamak ve onun isteklerini kendi ürünlerinizle beslemektir. 

Doğru yerdeyseniz zamanın çoğu müşteri görüşmeleri ve üründeki teknik yaşanabilen hususlar konusunda olacaktır. Biraz sakince bekleyin av timsaha doğru yaklaşsın ki, doğru zamanlama olsun yoksa avlayacakken av olabilirsiniz. Birden asla ortaya çıkıp baskılayıcı davranmayın. Müşteri ürkebilir, kızabilir veya vazgeçebilir. Bir süre kendi halinde baktıktan sonra aradığınız yardımcı olabileceğiniz  bir şeyler olduğunu hatırlattıktan sonra, müşterinin cevabına göre pozisyon alın. İsterse kendisine ilgilendiği ürün için detayları mail atabilir. Gerekli evrakları da hazır şablon halinde sunabilirsin.  Bu esnada ara ara diğer çalışma arkadaşınla paslaşman da bir pazarlama taktiğidir. Bir filim sahnesinde kadın çocuğuna sütü içersen iç, içmezsen amcaya vereceğim dediğinde, sağol abla ben tokum diyen olursanız işiniz hayli zorlaşır. Ama yeri geldiğinde de o tok satıcı sizde olabilirsiniz.   Satış kanadında çalıştığım esnada bana gelen amacının sadece bilgi edinmek olduğuna emin olduğum 10 müşteriden 7 ‘ sinin satın almak için geri geldiğine şahit oldum. Müşteriye sorular sorarken onu iyi dinlemeli ve onun sorularına ya da pek açmadığı detaylara girerek sohbeti ilerletebilirsiniz.  

Doğru yer doğru soru doğru hissiyat… 

  •  Almak istediğiniz ürün niçin önemli ? 
  • Ürünü görünce ve alınca ne hissediyorsunuz ?  
  • Ürün hizmetini kıllanırken yaşadığı sorunlar ve muhtemel çözümler neler ?  
  • Belki de ürün ve hizmeti nasıl geliştirebileceğinizi anlatabilirsiniz.  Gibi merakınızı ve meramınızı anlatan sorular sorun.  Bazen sadece iş konuşmanız gerekmez havuz satışı yaptığım bir müşteriyle meridyenlerin yer çekimine etkisi konusunda ve  hava sinyal akımları konularında sohbet etmiştik. Bırakın o anlatsın o anlattıkça anlatacak en sonunda burada bu kadar zaman geçirdim bir şeyler alayım diyecek psikolojiye girecektir. 
  • Askerlikte hazır ol şeklinde bir komut vardır. Rahattan öncedir. Sonra Kıt’ a (Birlik) dur denilir. Yani, müşteriye karşı her zaman hazır cevap olun. Ürünle ilgili teknik bilginiz çok iyi olmalı, hiçbir şey olmadı bir şeyler olmalı ki başka bir arkadaşınızın söz konusu alanda sizden daha iyi olduğunu söyleyip, pası daha tecrübeli bir arkadaşınıza Fatih TERİM gibi 3 5 2 sistemi ile satışı pas atarak yapabilin gerekirse siz sarı kart alın ve o maçı şirketiniz kazansın.  Aynı meselede sorulan sorular siz tecrübe edindikçe aynı sorulara dönüşen bir rutin parçasıdır. Yani sorular aynı olduğunda sizin de cevabınız hazır olduğundan 3 5 2 deki 3 Ekip arkadaşınız Fix olduğundan 5 Kurumsal imajınız olduğunda 2 de siz oluyorsunuz yani, durum ve şartlar sabitken cevaplarda sabittir. Müşteri kararsız kalıyorsa üçüncü bir ürün gösterdiğinizde veya müşteri size üçüncü ürünün bilgisini istediyse, sizin havucunuzda ortaya çıkmış oluyor. İletişim esnasında, müşteriye ne sunduğunuz değil nasıl sunduğunuzun bir anlamı vardır. En enteresan durumları da anlatsanız eğer uyumlu kafiyeli sözcükler olduğunu vurgulayabilirseniz, bu yanlış deseniz dahi artık onlar için doğrudur. Sunmak istediğiniz ürün ve potansiyel rakip ürün arasındaki ortak noktalar üzerinden hareket ederek rakip firmaya yönelecek müşteriye sen bunu arıyorsun bu da bizde var. Hem de kargo bedava diyebilirsin. İnsanlar aynı doğrultuda hareketi sevse de çelişkili durumlar daha çok merak uyandırır.  
  • Her müşteriniz kendi bütçe ve algılama kabul değer görme ve de fiyat biçme seviyesi vardır. Bir süre sonra müşterinin yürüyüşünden şirketinizden hizmet alıp alamayacağını ayrıt edebileceksiniz. Müşterinin hassasiyetine göre hizmet sunulmalıdır. Dini hassasiyeti yüksek yerde bar tabureli masa ürününü satmak için, mutfak içi dar masa diye anlatmanız gerekir. 

Siz ürünleri sunun ; tercihi müşterinize bırakın onun kararsız kaldıkları yelpazede stratejinizi uygulayın. Onların aradığı özellikleri defalarca dinleyin ki ortak noktalar üzerinden ortak olmayan ürünleri satabilesiniz. 

 Ben yaptım oldu. ?    

  • Müşteri tipleri ve tercihleri 

Fikirler ve konuya odaklıdır. 

Sıcakkanlı, etkileyici özgün ve halkla ilişkileri çok iyidir. 

Sonuç ve ana tema ile ilgilenirler. 

Bilgi belge ve İstatistikler ile ilgilenirler.  

Kapital nasıl ülkemizde duygusal olarak biliniyorsa, sizde müşteriyi kapital yani duygularına dokunarak yakalayın. Mantıklı karar vermek çok önemlidir ama, mantıklı karar verirken bile duygularımızın etkisi yadsınamaz. Mesela yaptığınız satışın  etik bir davranış olup olmadığını sorguladığınızda ( Ürünün satış fiyatı normalde olabileceğinin çok altında olduğunda umursamıyor sistemsel bir hata olsa bile benim sorunum değil, satış satıştır şeklinde düşünüyorsanız etik davranış kültürüne sahip değilsinizdir.)  duyguların etkisini fark etmeden yaşarız. Müşterinin hem mantığı hem de duygularına hitap etmeyen hiçbir iş müspet bir sonuca ulaşamaz. Unutmayın ki,  satış yaptığınız varlık bir robot değil sizin gibi bir insandır. Size nasıl davranılmasını istiyorsanız öyle davranmalısınız. Kurumsal bir şirketin üst düzey satın alma yetkilisi ile sohbet esnasında şahsi alışverişlerinde en kalitelisini ve ucuzunu alıyorum diyordu. Peki nasıl yapıyordu ? Jepp alacaksam en ucuzu demişti. Yani marka, model, çekiş, çeker vs. hiçbir şeye anlam yüklenememişti. Mesela jeep markasını hiç hesaba katmamıştı. Siz böyle olmayın bir ürün satarken, bu raporu ben olsam okur muydum ilk ne yapardım ? Ses kaydını dinlemek ister miydim ? Mailde bana anlatılan şey sorunumu çözüyor mu ihtiyaçlarıma ne kadar hizmet ediyor gibi…. Eğer hala empati yeteneğiniz zirveyi görüyorsa hedefinizi başardınız demektir.  

Satış yaparken profesyonel olmak elbette çok önemlidir. Ama cana yakın olmak çok daha önemlidir. Müşterilerinizle yeni tanışmış olsanız bile, tek ortak noktanız alacağı o ürün değildir. Onunla konuşun onu tanıyın ve onu dinleyin size ilgi alanlarından ve hayatta yapmak istediklerinden belki de sizin hizmet verdiğiniz başka bir alanda yepyeni bir hizmet satın alması konusunda destek olabileceğinizi fark edebilirsiniz. 

Kim bilir ?   

Yazının Sözü Uygulaması :  

Şimdi söyleyin o kalemi oraya kim koymuştu ? Kalemin suçu neydi ? Kelem olmak ilginç bir şeydir. Ayağınla yazar başınla silersin.  

“Hayatta asıl önemli olan; hala yaşıyorken, asla geç olmadığına inanmaktır.”  

Yeni mezun ilk iş görüşmesine girerken ve bol noktalı sualler

Bedensel hareketlerimizin iş başvurularımızda etkisi… 

İlk iş görüşmesi yapabilenler bilir heyecanlıdır yapamayanlarda anlar aşırı gericidir. Aslında bu heyecanla gerilimin aksiyonla buluştuğu noktada bizi ele veren bazı adımlar var. Bu ispiyoncu duygular yapabileceğimiz bir çok iş için karşımızdaki işe alım yetkilisinin gözünde ya bu kişi bu işi yapabilir mi sorusunu sorgulatıyor. Tabii bilindiği gibi insanlar bir başka insanla tanışmaları ilk  otuz saniyesinde ön görüş-yargı kararını vererek bundan sonraki süreçte ona göre ağzınızda kuşta tutsanız o kuşun neden kanadı var diyebiliyorlar. İşte burada fiziksel diliniz ne söylerse söylesin anlamsız oluyor ve vucud diliniz size arabeks söyletebiliyor.  

Akademik ilanlarda çok sık görüyorum, aynı dil puanı almış aynı ALES puanı almış ama mülakatta biri öteki adaylar yerine seçilmiş, salih niyete dönersek bu kişinin davranışlarının ve özgüveninin etkisi diyebiliriz. Çok iyi test çözenin doktor olabildiği kan görmeye dayanamayan ama test çözdüğü için doktor olabilenlerin var olduğu bir eğitim sisteminde elbette bedensel davranış biçimlerinin kariyer hayatımızda etkisi yadsınamaz.  

Mülakat süreçlerinde bizzat deneyerek işsiz kaldığım beden dili hataları 

Gözler kalbin aynasıdır derler, gözleriniz çok güzel ve etkileyici olabilir ama iş mülakatlarında renginden çok kontrollü hareket edip etmediklerine çok dikkat ediliyor. Ani ve fevri hareket etmeleri sizin güvensiz biri olduğunuz veya gözleriniz açıkken hayır der gibi kurt ulumasına benzer gözleri dikmeniz sizin konuyla ilgilenmediğiniz ve doğru kişi olmadığınız izlenimi veriyor. Sırf bunları gözlemlemek için sayısız iş görüşmesine gidip elenebilmek ve o sıradaki gözlemleri not alabilmek için denemesini yaptım. Daha basit konuşursak, iki kişi arasında iletişim kurarken dahi, gözlerin dikkatlice bakılması ya duello yapıldığı anda ya da romantizim anlamı taşır. Her ikisi de tehtitkar olmakla birlikte arada gözleri kaçırmadan önüne bakmak hatta doğru bakış açısı olarak muhatabın iki kaşının ortasına odaklanmak gerekir. Böylece muhatap onun gözlerine odaklandığınızı ama bakmadığınızı düşünür. Göz temasının azı da çoğu da zararlıdır.   

Peki o zaman görüşmelerde nasıl bakacağız ? 

Güzel bakmak sevaptır şeklinde bir özdeyişimiz var. Gerçi biz onu da yanlış anlamış olsak’ ta iyi bakalım iyi olsun. Fazla odaklı ve anlık indirmeli kaçırmalı bakışlar agresif uyumsuz ve problemli bir tip imajı verirken, az bakmak ya da başka yöne bakmak kişinin dürüst olmadığı bir şeyler sakladığı şeklinde yorumlanıyor. Orta yolun yolcusu nasıl oluruz ? Ortalama bir görüşme 30 dakika oluyor. Tabii bekleme süreçleri ve diğer resmi oyalama manevralarını saymazsak diye ifade etmiş olayım. Gençler bir arkadaşınız ile göz göze 30 dakika vakit geçirip göz rengini henüz ezberlemediyseniz, ya içinizdeki romantik kişi hakkın rahmetine kavuşmuş ya da hiç olmamıştır. Göz dikerek baktığınızda bu ona tehdid olarak yansır. Ama normal baktığınızda sevgidir işte sevgiyle büyüyen insanlar olarak iş görüşmelerinde bu sevgiyi sınırlı düzeyde yaşamanız biraz da resmi davranmanız gerekiyor. Tabii Covid – 19 Sonrası tokalaşmalarda mesafeli olsa da siz de normal tokalaşsanız bile mesafenizi koruyun ve karşınızdakinin düşmanınız olmadığını fark ederek, elini sıkma düzeyiniz zarar vermeyecek kadar olsun. 

Bakışı hallettik te duruş eksik mi kalsın ?   

Kalmasın tabii görüşmelerde çok fazla olasılığınız yok zaten ya bir toplantı odasında ya da İnsan kaynakları yetkilisinin  kare odasında bir yumuşak bir koltukta yeriniz hazır. Durakalmak ile durmak bir o kadarda oturmayı ve kalkmayı bilmek gerek. Zengin kalkışı ile olmuyor bu işler. Dik oturman gayet normal de, bunu gerilim aksiyon filmi sahnesine çevirmen kendini kasman ve bu işte isteksizmişsin imajı vermene neden olabiliyor. 

Görüşmeler gerilimli ve heyecan verici olduğu kadar sakinlikte gerektirir. Rahmetli Kemal Sunal gibi ellerini masaya vurmak, Türk’ üz Türkü çığırmak tercih edilen yöntemler değiller. Sessiz sakin ve sabırla kaçınılmaz sona hazırlanmalısın. Tecrübe ettiğiniz gibi, İnsan kaynakları birimi sizi mülakata çağırmak için dahi arama gerçekleştiriyorlar. Arama esnasında senin adımlarını takip edemediği heyecanını hissedemediğini zannettiğin an,  ilk hatanı yapıyorsun. Sürekli bu işi yaptıkları için ses tonunuzdan söyleyiş biçiminizden, konuşurken seçtiğin kelimeler kendisine hitabın ses tonundaki değişimler senin hakkında karşı tarafa istihbari rapor sunar. 

Ben bu işi nasıl kazasız belasız atlatırım dersen, öncelik gerçek hayatta duygularını ve davranışlarını kontrol etmeyi öğrenmen gerektiğini hatırlatmak istiyorum.  

  • Başarısız olduğun nokta senin çalışman gereken noktadır. Daha önce görüştüğün ve seni işe almayan insan kaynakları yetkilisi ile tekrar bir görüşme fırsatı yakalamanın yoluna bakmalısın.  Böylece iki görüşme arasındaki farkı da bu süreçte geçirdiğin gelişimsel süreci de hazmederek öğrenmiş ve analiz etmiş olacaksın. Unutma % 100 Kaybedeceğin bir görüşmeye gidiyorsun yani daha kötüsü yok bu nedenle tamamen cesur olmalısın.   
  • Yakın arkadaşın ile prova yapabilir, bu sayede kendine ve arkadaşına gülebilir bolca eğlenebilirsin ama bunda utanacak bir şey yok. Korkunun ecele faydası olmaz. 
  • Ben yapacağım konuşmaları önce online ofis programında yazar sonra sesli robot okuması ile uyurken dinlerdim böylece kendi yazımı ezberlemek yerine aklıma kazırdım. Ve öğrenir doğaçlama yapabilecek cesaret kazanırdım. 
  • Hiç bir şey yapamıyorsan yetmiş yaş üstü dede ve ninelerimizde bile bulunan kamerası iyi çeken telefonunla caka satacağına kendini videoya al ve kendini izleyerek eleştirmek için kendinle yüzleşebilmek için kendine fırsat ver. Şimdi değilse ne zaman ?  

Buraya kadar resmin ön yüzünü konuştuk bir de arka planı var haydi yer değiştirelim sıkıldıkça yer değiştir böylece rotasyon ile kendini daha çok geliştirirsin. 

Mülakatı yapan sizseniz olayın rengi daha da değişiyor, İnsan kaynakları yetkilisi gibi çeşitli alanlarda mülakatlara girdiğim zamanlar oldu birde arka cepheyi buradan oluşan fırtınayı görmek istedim.  

Bu görüşmelerimi ve anılarımı şuana kadar kimseyle paylaşmamıştım. Benim yapmış olduğum ve farkına varmadığım o kadar çok hatamı başkalarında gördüm ki, prova ve iş yerinde rotasyon süreçlerinin anlamını çok iyi anladım.  

  • Her iş çok sayıda tecrübe ama az maaş talebine göre şekil alıyor talep arzı değil, arz talebi arttırıyor. Ülkedeki stratejik planlamaları stratejistler ve iş uzmanlarına yaptıramadığımız içindir belki de her köşe başında her işten anlayan ama benim alanım onu kapsamıyor demeleri…  
  • Aslında yazımın burası biraz uçuk genç ve tecrübeli isek, bir kademe de olsa üste kazara da olsa çıktıysak çıtayı yükseltmenin bambaşka bir yolu daha var. Kariyer dikeyde olur yatay da mimari oluyor da, adım adım inşaa edilen kariyer adımlarından mimarisi dikey veya yatay olamıyor mu ? Mesela olay mantık süzgecinde basit ilerliyor. Dikey kariyer de hep bir adım sonrasına aç gözlülük ile en son Genel Müdürlük koltuğunda patronununuz’ un neredeyse aile hayatını bile yöneteceğiniz bir geleceğe ilerleyip çok çalışayım emekli olurum derken, zincirli kuyu da giriş ücreti abonmanlar için 25 Bin TL  ölüm anında  6 Bine iniyor. Ama çok bürokrasisi var demiş olayım. Çalıştığım iş gereği mezarcılar sık sık bir şeyler almaya geliyorlar. Veya da yatay mimari kariyer yaparsanız örneğin Mekatronik Mühendisi oldunuz, Üretim mühendisi de olursunuz, teknik mühendiste veya İETT de çalışabilirsiniz veya yapay zeka ile makine teknolojilerini çalışabilirsiniz, hiçbir şey olmasanız üniversitede akademisyen olursunuz.  Her halükar’ da ortada bir mimari var ve bu mimari sizin gelmişinizden geleceğinize şekil verecek olan bundan sonra hayatınızı nasıl hangi şartlarda yaşayacağınızı statünüzü belirleyecek ön eleme taşıdır.  
  • Hangi süreçte olursanız olun hayat çift yönlüdür sizi alır işletmeye gösterir, işletmeyi de alır size gösterir ve ortaya oryantal oryantasyon süreci çıkar.  Hem kendini çok iyi tanıyıp tanıyacak hem de işverenin nerede hangi işe hangi koşulda başladığından şu anki hangi borsada hangi grupta hisse değeri olduğundan bahsedecek kadar tanıyacaksın. 
  • Yönetme erkine adaysan özgüvenin tam, risk oranını doğru tayin eden ve de duygusallıktan uzak olman gerekiyor. Stajda edindiğin, tecrübe dolusu bakış açısı sana gelecekte çok daha fazlasını kazanç olarak edindirecektir.  
  • Bir arkadaşım yıllar önce mesleğinde çok iyi olduğu bir dönemde her şeyi bırakıp cafeterya işletmek istiyorum demişti. Şaşırmıştım daha çok para kazanacağı mesleği varken ve bu kadar yetenekli iken, nereye gidiyorum zaman nasıl geçiyor yaptığım işten zevk alıyormuyum adımlarımı doğru atıyormuyum neyi ne şekilde ne için istiyorum ? Diye soruyormuyuz ? Para kazanmak mesele değildir önemli olan kazanılan o parayı harcayabilecek kadar ruh ve benden sağlığına sahip olabilmektir. Bİr dakika sonrası garanti olmayan bir hayat için fırfır gibi günlük iş hayatına, megakentlerin trafiğine ve günlük sadece günü kurtarmaya yönelik hazır tüketim hayatına fark etmeden ömrümüzü sunuyoruz.  

Ne zaman düşünsek bir kriz patlıyor ve düşünceyi düşünmeyi bile düşünemiyoruz.  

Düşün, tart sorgula ve uygula…. 

Nereye gittiğini bilmeyen bir gemiye rüzgar nereden eserse essin, sadece fırtınadır. Önemli olan rüzgarın yönünü avantaja çevirmektir. Kriz ile keriz kelimelerini ayrıt edebilmektir. 

Tuzak sorular ve düşüncelerin seni mahvetmesine izin verme ! 

Yönetici pozisyonunda isen beklentin genellikle şöyle olabilir. İK uzmanı sorar beklentiniz nedir hangi pozisyonlar ilginizi çeker. Zaten kurumsal şirketlerde önce önce iş adı, özellikleri, yapman gerekenler sonra hangi şartlar gerektiği gibi bilgiler açıkça yazılır. Bir de kuzeniniz varsa oldu bu iş. 

Eğer çok tecrübeli olsaydınız bu yazımı buraya kadar okumazdınız bu nedenle okumaya devam, Kelime çok basit mevcut pozisyonumdan daha iyi bir  kariyer adımı diyebiliriz. Bu adımda yatay veya dikey fark etmeksizin bir sonraki aşamaya ve ilgi alanınıza göre ilerleyen başvuru yaptığınız ilanın kendisidir… 

Böyle dedikte acele davrandık, görüştüğünüz kişi eğer üst pozisyon yöneticisi ise, küçük işletmelerde bile CEO ile görüşebiliyorsunuz ki o CEO diye gezen arkadaşa başka noktalarda mağaza müdürlüğü bile vermemiş oluyorlar. Yaşadım gördüm tecrübe ettim bu sebeple yazıyorum. Bilmemneoğlu yapı market vardı. CEO su bakkal çırağı edasıyla ortalıkta geziyordu. İyi ki olmamış. Bu sayede bugün bu yazıları size yazıyorum.  

Bir üst pozisyonu istiyorum demek, ben köyden yeni geldim, ben gariban ben yazık, siz benim adıma en doğru kararı verirsiniz beyim demektir. Bu böyle olamaz. Siz kabınıza sığmayacak ve ben bu işin bu şartlarını sağlıyorum ve başvuru yapıyorum diyeceksiniz o zaman işler çok başka ilerliyor.  

İş değişikliği yapacak olan, kendini yeterince tecrübe edinmediğini düşünen genç arkadaşlara… 

Word un eski formatında şapka çıkaran haydo’ ya benzer bıyıklı bir abimiz vardı. 2000 sonrası doğumlular bilmezler. En son biz 90’ lar sonrası son mahalle kültürü çocukları onu gördük.  Onun gibi bir şapka edindiniz ama, o şapkayı cesaret edip kirlenmesini de göz ardı edip çıkarıp ya alkışlıyorsunuz ya da düşünüyorsunuz. 

  • Diğer adaylardan farklarınız neler bir farkınızı ortaya çok iyi şekilde çıkarmanız gerekiyor. 
  • Doğru kelime, doğru strateji doğru yer ve doğru zaman ne varsa doğrulukta var. 
  • İlana başvurduğunuza göre okumuş olmalısınız SAP Veya ORKA veya ETA istenen bir ilana autocad bilgim şu düzeyde şu versiyonları kullanabiliyorum diye girmeniz size sadece tamam da niye geldiniz sorusunu sorduracaktır.  Hep derim işveren az maaş, az imkan az statü, az konuşma ama çok beceri ister. Özellikle ilanda göreve yönelik program bilgisi yeterliliği ne istiyorsa onda uzmanlığınızı uygulamalı kanıtlayabilmelisiniz. 
  • Mülakata girmeniz demek sorulan soruya cevap vermek dışında doğru soruları işverenin sorulmasını istediği soruları sormaktan çekinmemenizi gerektiriyor. İşi istediğinizi iş kültürü ve örgüt kültürüne hakimiyetinizle beden dilinizi de ekleyerek konuşun. 
  • Bu işletmeden ne isteyip ne istemediğinize iyi karar verdiğinize eminseniz başvurunuzu yapın beklentinizi karşılamıyorsa, bir arkadaşa bakıp çıkacağız deme imkanınız yok.  Mesela bir Türkiye’ nin en büyük marketler zincirinde görev alan bir İK cı hanımefendinin görüşmesine giren 10/2 kişinin işe alındığını görebilmek için farklı dönemlerde o görüşmeye girme cesaretini gösterdim. Artık o market zincirinden alışveriş bile yapmıyorum.  

Pozisyon size ne kazandıracak ne kaybettirecek ? Aslında siz ilana başvurmuş olsanız da size önerilen ilan diyebiliriz. Öğrenci iken çalıştığım uluslararası bir şirkette yönetici alımı ilanı için çalışanın karar verdiği bir sistemleri vardı bunu gözümde o kadar büyüttüm ki işletme müdürlüğü ilanı çıksa da başvursam diyordum. Bunu lütuf sanıyordum. Ama öyle değilmiş, başvuru yapıyorsunuz ama bir üstünüz ve onun üstü onay verirse başvuru yapıyormuşsunuz.  İş hayatının geneli böyle sizin terfi edişiniz hangi mimari olursa olsun fark etmeden ikili ilişkilerinizden geçiyor. Bunu unutmadan kurumsal ya da Cabbar abinin dükkanı fark etmeksizin durumun böyle işlediğini hatırlatır.  Sizin önünüze konulan sıcak yemeğin neden konulduğunu size ne kazandırıp ne kaybettireceğini (Parayı kast etmiyorum.) iyi düşünün. Eğer dış ilandan başvuruyorsanız yani çalıştığınız şirket içinden olmayan olarak, şirketi ve sektörünü sosyal medya hesaplarını kuruluştan bugüne önemli gün ve haftalarını kısacası siz bu işe başvurmadan önce  olan her şeyin özetini bilmeniz gerektiğini, bunların mülakatta sohbet esnasında sorulmasa bile sizin araya serpiştirebileceğinizi, mayayı atıp ekmeği kabartıp konuşmayı da abartmadan etkili bir nokta vuruşu ile bu işe saldırın. 

Yazının Sözü Uygulaması :  

Para kazanmak mesele değildir önemli olan kazanılan o parayı harcayabilecek kadar ruh ve benden sağlığına sahip olabilmektir. 

Ekonomik yatırım nedir, ne değildir, nasıl yapılmalı?

Aslında hepimizin duyduğu ama, ülkemizde uzmanım diye çığırtkanlık yapan birçok kişinin adını gazetelerden duyduğu bir kelimedir. Şirket işletmecilerinin özel sektörle kamu kaynak kullanımında verim ve verdirim kelimelerinin aynı yelpazede şekillendiğine göre kredi puanı oluşturulan sistemdir. Resme tanımsal olarak baktığımızda ise Ekonomi; üretim, ticaret, dağıtım ve tüketim, ithalat ve ihracattan oluşan insan etkinliğidir. İnsanın ihtiyaçlarını karşılamada yapılan her türlü faaliyeti içerir. Ekonomi belli bir bölge içindeki ekonomik sistemden oluşur. (Vikipedi)  

Peki bizde yatırım nedir?  

Beklemeye, birikime bırakabildiğimiz veya üretime katılması için vade bekleyen işlemlere bence tanımlarımla, yatırım diyoruz. Başka deyişle yatırabildiğimiz gerekirse nadastaki işlem plan ve parasal değer ayırdığımız olaylar örgüsü de denilebilir. Bunları bir araya getirip harmanladığımızda tanımsal olarak ekonomik yatırım ortaya çıkmakta. 5N1K’lı açıyla bakalım;  

5N1K Açılımı: 

5N; Bu sorular, “nasıl”, “ne”, “nerede” “neden “ne zaman” ile ilgili soruları kapsar. 1K; bu soruların “kim” tarafından olduğunun veya yapıldığının sorgusudur; 

  • Ne oldu? 
  • Nasıl oldu? 
  • Neden oldu? 
  • Nerede gerçekleşti? 
  • Ne zaman gerçekleşti? 
  • Kim hakkında? 

Peki burada nasıl bakacağız, aslında nasıl göreceğiz bakmak yetmiyor sonuçta ekonomiye işletmeci bakanlarda var- dı, iktisatçı bakanlarda.. Keynesyen bakanlar da.. Hatta iktisadi tecrübesi olmadığından machiavellist bakanlar da….   

Her bir şeyi bir köşeye bırakırsak yatırım denilince varlık, mal mülk veya para kazanmak için kullanılan bir enstrüman olarak bilinse de bunun için her zaman burjuvazinin merkezinde olmanıza gerek yoktur. Her bütçeye uygun yatırım yapılabilir elbette, tüm yatırım çeşitlerinin kendine göre dezavantajları da vardır. Özellikle borsaya yatırım yaptıysanız, zirve ile dip arasında sizin açınızdan fark yoktur. Ünlü birçok yatırımcının ortak görüşünü analizle araya iliştirelim; satın alınan hisse bono ve tahviller çok nadir satışa çıkar. Bunları elde tutarak uzun vadede oralardan para kazanmak en etkili çözümdür. Yatırım için en güvenilir görüş, kaybettiğinizde en az iki katını elinizde tutabilmişseniz gerçekten bir yatırım söz konusudur. 

Yazımı yazarken taslaklarımı paylaştığım genç bir arkadaş, adam kumar oynar sonuçta onda da aynı risk var demişti. Aradaki farkı onun için sizlere söylüyorum ki o da anlasın. 

Yatırım uzun vadede meyve bahçesine dönüşür. Mesela altın piyasası genel itibariyle müdahale olmazsa kışın düşer yazın artar. Ama bizim yazımız ile dünyanın öteki yüzünün yazı aynı vakte denk gelmeyebilir.  Kumarbazlıkta ise, sadece maddi değerli şeyleri kaybetmezsiniz. 

Her iş zordur, Ancak zorluk, doğru stratejiyi uygulayana kadardır.  

Tekrarlarsak, yeni kazanç elde etmek amacıyla, eldeki mevcut kazancı risk etmeye yatırım adını veriyoruz. Ana tüyo, kaybettiğimizde canımızı acıtmayacak bir oranı yatırıma ayırmamız gerekliliğidir. Efsanevi iş adamı Warren Buffett, yatırım kavramını “gelecekte daha fazla kazanabilmek için şimdi bir miktar parayı harcamak” olarak tanımlar. 

Önemli olan yatırım yaptığımız menkul kıymetin ne zaman değerinin artacağını / düşeceğini, nasıl etkin ve verimli değer kazandırılacağını isabetli tahmin etmektir. Böylece hayalini kurduğumuz, hak ettiğimize inandığımız hayatın mihenk taşlarını rahatça döşeyebiliriz. 

Uzun vade yatırımlarında ünlü yatırımcıların en sık kullandığı, riski az yöntemde yatırımdan kazanılan kazançların, yeniden yatırıma dönüşümüdür. Kazanılan her birim değer, tekrar bu kazançla harcadığından size geri gelecektir.  

Elbette hepimizin öncelikleri farklıdır. Geçmişten bugüne ister fiziksel ister dijital olsun tüm yatırımların temelinde teknoloji vardır. 

Teknoloji şirketlerinin hisseleri kâr payı dağıtmasa, bile polarizasyonun (kutuplanmanın) bu kadar yoğun yaşandığı ülkemizde de uzun vadede her zaman kazandıracaktır. 

Kendimizi, ihtiyaçlarımızı, önceliklerimizi, temel yargılarımızı ve hedeflerimizi iyi tanımalı; sınır ve beklentilerimizi de bunlara ekleyerek doğru ve mantıklı adımları atmalıyız. 

Bu kadar yatırımdan bahsetmişken çeşitlerinden bahsetmemekte olmaz.  

Değişen şartlar gelişen metotlar ve yaşanan tecrübeler ışığında, yeni ekonomik yatırım tür ve kazanç iradeleri sahnelerde boy göstermeye başladılar.  

Sayısız kazanç kapısı varken, kazananı sınırlı bir borsa sistemiyle getiriden gelen kazanç ile yatırım risklerinin toleresini yapabilecek kadar, farzı misalinin öngörüleriyle bazı örneklemeler… 

Genişten alalım dar zeminde açıklayalım ki, kendi göletinizde yüzmeyi öğrenip, okyanus borsasında da tecrübelerinizi pekiştirebilesiniz. Yatırım ortaklıkları, şirket hisse sahibi olmak, borsa yatırım fonları, gayrimenkul, kapalı uçlu yatırımlar, borsa yatırım fonları bunlardan en sık bilinenleridir. 

Tahviller; Tahvil faiz karşılığı alınan borç paradır. Yapıcı kurum kuruluş (Devlet)  ipin ucunu kaçırırsa yönettiği kuruluş elinden de gidebilir. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti belli dönemlerde, bu yönteme başvurmuş ve devlet tahvilleri çıkararak satmış ve karşılığında faiz ödemiştir. Tahvilleri devletler, belediyeler, Anonim ortaklığı olan şirketler hatta neredeyse her iki ayda bir tahvil satıp halka arz nidası ile boy boy reklam veren Türkiye İş bankası dahil… 

Tahviller, maddi getirisi üzerinden genellikle komisyon ve vergi gibi kesintilerle daha çok satışa arz edene kazandırabilmektedir. Anonim ortaklıklarda ise, kazanılan faiz tutarı toplam tutar üzerinden vergiye tabiidir. Tahvil satın alınma süreci şirket hissesi ile benzerdir; sıfırdan veya ikinci el piyasadan da alınabilir. Rüşvet ve yolsuzluğun ağır bastığı ülkelerde karaborsası bile görülebilir. Kazançlardaki artış ve düşüşün en temel göstergesi faiz oranına orantılıdır. Başka bir açıyla dersek, faiz artarsa tahvil değeri düşer. Faiz düşerse tahvil değeri artar. 

Yatırım fonları; Aslında bu türler içerik olarak birbirine çok benzese de parmak izimiz gibidirler. Benzerler ama bir yerde ayrışırlar mesela, hisse senedi gibi gün içinde alınıp satılır yeter ki borsa kapanmasın. Dünya’daki gece gündüz dengesi nedenli borsa 7/24 açıktır. Bir farkı ise, işlem günü sonunda satımları gerçekleşen standart yatırım fonları (Bireysel Emeklilik Sistemi – BES) türünün aksine yatırım fonları açıkken değerlendirilir. Ufak bir araştırma ile kaldıraçlı borsa hizmeti veren Robo Danışmanlık türü (Robo Danışmanlık genel olarak “yatırım tavsiyeleri sunan dijital platform ve uygulamalar” olarak tanımlanıyor.) hizmetler sunan birçok şirket söz konusudur. 

Hisse senetleri; benim en sevdiğim en basit *gözüken* yöntemdir. Bir şirketten hisse alarak, o şirketin hisselerinde artacak olan değerden hakkınızı alabilir, dönemsel genelde senede iki defadan az olmamak kaydıyla hesabınıza ödenecek kâr payı dediğimiz temettülerin tadını çıkarabilirsiniz. Bununla birlikte imtiyazlı hisse senedi sahipleri kar payı ödemelerinde normal hissedarlara göre daha çok kazanç elde edebilirler. Hissedar olarak herhangi bir tasfiye likitidasyon sürecinde de şirket varlıkları konusunda tam yetkilidir. Hissedar toplantılarında oy kullanabilir, görüş bildirebilir, ama imtiyazlı hisse sahipleri oy kullanamazlar. 

  1. Yatırım fonları; Kısaca bahsedersek, bir yatırım yöneticisince vekaleten idare edilen “ortak” yatırım aracıdır. Bu fonlar aracılığı ile hisse senedi ve tahvillere de yatırım yapılabilir. Borsada gün sonu itibariyle fonları değeri belirlenir, sonrasında da hisse alım satımları değerler belli olduktan sonra gerçekleşir. ‘Robot Asistan’ türevleri ile yazılım desteğini de alarak yapay zekâ ile sizi yönlendirecek ve duygusallıktan uzak kalacağınız yatırımlarınızı objektif değerlendirebileceğiniz yöntemler de söz konusu. 
  1. Yatırım fonlarının asıl tercih edilmesinin esprisi, temettü ödemeleri başka bir deyişle kazançtan edinilen payın hissedarlara dağıtımından edinilen faiz ya da ekonomik diğer getirilerdir. Elbette bu paralar vergi cenneti (!) ülkemizde de dünya ülkeleri gibi çeşitli oranlarda tüm gelirinize ve giderinizden de ayrı ayrı değişen oranlarda vergi alınmakta… 
  1. Taktik basit piyasayı doğru okur, alım satım işlemini doğru zamanda yaparsanız kazanır. Acele ederseniz kaybedersiniz.   
  1. Bütçesi kısıtlı ama meraklı genç katılımcılar için genellikle önerdiğim, portföy türü sepettir. Yani ortaya karışık yap sonuçla melemen yapıyoruz; biberi pişmediyse, Dolar kazandırmadıysa altın kazandırabilir diyebiliyorum. (Bunun için konunun uzmanları riske karşı tedbiren “sepette en az 3 ayrı mal tutun” derler.) 

Mesela ülkemizin bilinen şirketlerinden Ülker markasının hissesini aldığınızı varsayarsak, aslında İngiltere merkezli Pladis Foods Limited’in hissesini satın almış oluyorsunuz. Bu şirket dünyanın en büyük çikolata üretici ve satıcılarından birisi. Ama size daha da ilginç bir bilgi vereyim; 

2018 yılında Yıldız HoldingÜlker şirketi hisselerinin %51’ lik kısmını yani yarısından çoğunu başka bir deyişle, Ülker bisküvinin ana sermayesinin %30’una denk gelen 102.6 milyon adet hisseyi 2 milyar Lira karşılığında yine Yıldız Holding’e bağlı İngiltere merkezli Pladis Foods Limited şirketine sattı. Teknik boyutlar bir yana, hem dünyanın en büyük çikolata üreticilerinden biri olan şirkete, hem o şirketin ortak olduğu şirketlere, hem de ülkede Yıldız Holding ve onun tüm alt şirketlerine ortak oldunuz.  

Yiyin gari… 

Alternatif olarak;  

Ülkemizde daha yeni yasal alt yapıya kavuşan ama yaklaşık 35-40 senedir faaliyet gösteren gayrimenkul ve araba yatırım ortaklığı şirketlerini bilmeyeniniz yoktur. Mantık basit, tüm müşterilerin parası hisse mantığında toparlanır. Ortak para ve sıra ile belli şartlarda kâr payı mantığında istenen hizmet alınır veya sunulur. Ayrıca bu paralar fonlarda da değerlendirilebilinir. Türkiye’ye özel söylemek gerekirse de bu yapılan işin İslami yönden sakıncası da yoktur.  

Bu iş çok iyi gözükse de handikabı, yatırdığınız parayı vadeye yatırıyor olmanız, o belirtilen vade gelmeden asla çekemeyecek olmanızdır.  

Değerli okurlar, kendi üslubuma göre kısa, öz hatta özet dediğim bu yazımı, anlaşılır basitçe yazmaya ve paylaşmaya çalıştım. Umarım geri dönüşlerinizi en kısa sürede benimle paylaşırsınız. 

Iletişim@mesutaydeniz.com 

Yazının Sözü Uygulaması:  

Olmaya Devlet Cihanda bir nefes sıhhat gibi” diyen, bence daha mantıklı söylemiş. Sağlık varken para kazanabilirsiniz ancak, gerisini siz anladınız. 

Yazının hazırlanmasında Yenisfikirleri.com İnternet sitesindeki verilerden yararlanılmıştır.

İşletmelerde Gelecek Beklentileri ve Atılması Gereken Adımlar Nelerdir?

Geleceğe yönelik hızlı adımlara başlarken ;

İşletmelerde COVİD- 19 krizi sonrası müşterilerle doğru iletişimin yakalanması ve işletmenin gelecek stratejileri doğrultusunda yönetimsel beklentileri ve atılacak adımlarını, belirli bir planlama ile aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

1- Uzun vadeli risk planlaması yapılmış ve kamusal yönetim beklentisi mevcuttur. Ancak, süreç yönetiminde etkin ve verimli olmayı başarayamayan işletmeler kriz sonrası yeni bir yönetim modelini ortaya sunmalıdır. Tüm iştirakları kamu düzeninden beklemek ülke ekononomisine külfettir. Bu nedenle ekonomik külfetin işletmenin gücüne nazaran eş paydaş olması fonlamayı rahatlatacaktır.

2- İş yaşamından sosyal hayata kadar katı kuralların, yeniden yazılacağı performans ve kalıcılık odaklı yeni bir çalışma düzenine geçilerek zamandan mekandan bağımsız, daha esnek ve hızlı şekillenebilen iş süreçlerinin oluşumu ve buna odaklı iş yerlerinde işlerin yeniden tanımlanması süreci söz konusu olacaktır.

3-Covit-19 salgını sonrası dünyadaki yeni iş dünyası akımında ” birlikte başaracağız ve önceliğimiz insan ” mesajını veren yeni bir Dünya düzeni söz konusu olacaktır. Mesaj ters bir mesaj gibi olabilir. Bencil Dünya ve Avrupa öncelik hedefler sonrasında insan demeye devam edecektir.

4-Bu durumun sonucunda da “Ben gidersem devlet, kurum çöker”. mantığından sıyrılarak, asla olmaz tüm ihtimalleri hesapladık dedikleri süreçleri hesaba katmalı, katı kuralları esnetmeli, aksi halde işletmenin çalışanlarında memnuniyetsizlik ve sadakat süreçlerinde dolayısıyla da verimliliklerinde azalma gözlenecektir.

5- Yaşanan pandemi seviyesindeki krizlerde görüldü ki, Sokağa çıkma yasağı gibi hallerde toplumsal baş kaldırıların olmaması, insanların marketlere akın etmemesi, kriz anında ne istenmiyorsa gerçekleştiği bir dönemece doğru gidiş söz konusu olmaması için, daha planlı, her türlü krize daha duyarlı ve esnek çalışan yapıları ile bölgesel kriz masalarıyla hızlı aksiyon alabilen ve çekirdek mahalli yapıları ile hazır bir yapılarının oluşturulması zorunluluk haline gelmiştir.

6- Corona krizi sonrası Migros, Boğaziçi kolonya, Domestos, Eyüp Sabri Tuncer, Ace, şirketlerinin kriz fırsatçılığı yapmayarak “Sorunu hep beraber çözebiliriz”. toplumsal mesajıyla birlikte, tüketicilerin kalbinde çok daha büyük yere sahip oldular.

7-Neredeyse tamamen bitme seviyesine gelen, giyim sektörü, artık sosyal medya ve online satış kanallarını kullanarak, corona sonrası satış patlaması yaşayacaklarına dair sinyaller söz konusudur..

8-Markalar sosyal sorumluluk projeleri, kişisel farkındalık ile doğa ve sürdürülebilirlik mesajlarını markanın sosyal mesajı ile süsleyerek, yeni bir dijital satış ivmesi yakalayacaklardır.

9- Gençlik kendisini yansıtan, ona dokunan ve güven veren, bunun yanında kurumsal sosyal sorumluluk çalışmaları ile halkın yanında olan markalar tüketici ile bağını kuvvetlendirecektir. Mesela DEFACTO…

‘BIZ BIZE YETERIZ TURKIYEM’ KAMPANYASINA DESTEK OLACAGINI ACIKLAYAN HAZIR GIYIM MARKASI DEFACTO, 1 MILYON MASKE BAGISI YAPACAGINI DUYURDU.

Yazının Sözü Uygulaması :

Her kriz fırsata dönüştürülemez, belki kriz olması etik değerleri yeniden sorgulamanız açısından bir fırsattır.

Olaylara bakış açıları ve değerlendirmeler

Ünlü bir sanayici sahibi olduğu, çelik kazan üreten fabrikada yeterince üretim yapamamak ve daha ucuza mal edememekten şikayetçiydi. Bir gün çok güvendiği usta başını yanına çağırarak bunun nedenini sordu.

Sanayici : Senin kadar bilgili ve tecrübeli birinin yönettiği işçiler neden bu kadar zayıflar neden bu kadar az üretim oluyor neden bu kadar az verim var diye sordu ?



Ustabaşı : Bütün işçileri çok çalıştırdım sabaha kadar hep iş yerin de tuttum. İşten atmakla tehtid ettim. Ama başarılı olamadım.

Sanayici : Hemen yanındaki işçiye dönerek bugün kaç adet kazan üretildiğini sordu aldığı cevap altı idi.

Hemen bir tebeşir parçası alarak yere  koskocaman bir altı yazdı. Ardından fabrikadan ayrıldı bir kaç saat sonra akşam devresi başlamıştı. Gelir gelmez bu altı rakamını sordular onlara bugün sabahçıların altı adet kazan ürettiğini öğrendiler. Ertesi gün sanayici fabrikasına tekrar geldi altı rakamı silinmiş yerine yedi yazılmıştı. Bu defa gündüz işçileri yedi rakamını görünce akşam işçilerinin daha çok çalıştığını gördü. Bu günlerce devam etti. Her iki grupta kendilerini birbirlerinden daha çalışkan olduğunu kanıtlamak için daha çok çalıştılar ve birkaç gün sonra yere on rakamı yazılmıştı. Bir kaç ay içerisinde fabrikadan alınan verim bölgedeki diğer fabrikalara fark atacak kadar artış göstermişti.



Peki başarı nasıl gelmişti  ?


Bir işte yüksek verimlilik almak için rekabet hissini uyandırmak gerekir. Amaç herkesi mücadele etmeye sevk etmek değildir. Onları birbirinden üstün gelmeye daha iyi performansı sergileyebilmek adına kendilerini kanıtlamaya fırsat verebilmektir. Üstün gelebilme hissi insan ruhunu çoşturacak yegane çalışma azminin temelidir.

Yazının sözü uygulaması :

Baktığınızda görebiliyorsanız önünüze engel olan her bir barikat kendisini aşmanız için size yol gösterir.

Psikolojik Savaş Teknikleri İle Harekete Geçirmek.


İnsan psikolojisi yönetmeye hazır olduğu kadar yönlendirmeyede açıktır. Bunu çok değişik yöntemleri olsa da  bunun sırrı psikolojinin tanımında gizlidir.



Peki nedir bu psikoloji ?



Bana göre insanı yaptıklarını,düşündüklerini yaşayışını her türlü yaşamsal ve sosyal faaliyetini besleyen düşünsel faaliyetler toplamıdır.

Peki insanları yönlendirmek ya da yönetmek konusunda ne biliyoruz ?
Geçmişte ne oldu ? Ne yolla insanlar yönetildi ?

Öncelik olarak Siyasal ve partiyal faaliyetler kapsamında ikna faaliyetleriyle hız kazanan radikal taraftar toplamaya imkan sağlayan bu faaliyetler en büyük sıçramasını 1.Dünya savaşı ile kazandı.


Tabii amaçtan çok uzaklaşmamak adına, konuyu hemen sivil sosyal hayata çevireceğim. İstek olur ise tabi ki eksik olduğum alanları tamamlar yazmak için can atarım.


Stratejik yönetimin esasları, göz önünde duran ama göremediğimiz ayrıntılar

a)  Eğer bir kişinin kişisel veya sosyal bir amacı var ise ; menemen yapması için yumurta, biber, domates verin demiyorum ama yumurtasını kırmak ya da biberini, domatesini doğramasına yardım ederseniz hatta onları su da bile yıkasanız vefa örneği olarak bir gün bunlar size elektirik, su, doğalgaz olarak dönüş sağlayacaklardır.

b)  İnsanların sizinle aynı paydayı paylaşmalarını sağlamak için Onların olaylar arasında bağ kurmasını engelleyecek kadar hızlı konuşun. Böylece düşünmeye imkanı olmayacaktır. Tabii etkilenecek kişiye göre az konuş etki et ya da çok konuş artık kabul edeyim ne olursa olsun kısmı da çok ince bir ayrıntıdır. Ve bunun yanında eğer siz pazarlamacı taktiği ile adım atacaksanız yavaşça uygun bir tonlama ve ara ara sıklaşan örneklerle amacınıza daha kısa sürede ulaşabilirsiniz .Böylece hem sizinle aynı ekipte olacak hemde süreç dahilinde, sizin yaptığınız hareketleri sorgulamayı bırakacaktır. Resmin tamamını bilir ise ; sizin isteklerinizi yerine getirmeme olasılığı artar ancak resimdeki ördeğin tek kanadının ucunu görüyor ise, verimin daha çok arttığını görebilirsiniz.


c)  İnsanların daha çok kendine benzeyen onlar gibi hareket eden ama yeri geldiğinde sürüden ayrılan ama sivrilmeyen kişilere karşı sempati duyduğu da bilinen bir gerçektir. Buna psikoloji’de  olduğu nesnenin rengini alan ona benzeyen bir canlı olan, Bukalemun etkisi adını takmış durumdalar…


Bu zamanla sıradanlaşarak sizin konu hakkında bir uzman gibi görünmenize bile yol açabiliyor.

ç)  Bunu ticari – iş dünyasında rakamsal sınıflandırmadan örneklemek gerekir ise ;

Siz ne satın bilemedim ama T ürünü 1.000 tl, U ürünü 750 tl R ürünü 500 tl K ürünü ise 250 satış fiyatı ile satıldığını düşünelim amacınız tabiki hepsini satmak ama en çok karı en pahalı üründen alacağınız da ticari bir sır değil. Bu kadar çeşit ve ürün yelpazesi varken siz sınırlı bütçe olmadığı sürece hangi ürünü alırdınız ?

Başka bir bakış açısıyla da bakarsak  ;

 pahalı bir ürün var ise ; daha pahalı bir ürünü sadece bu satışı arttırmak için sürümden kar amaçlı da satabilirsiniz ?

d)  Bir ekip içerisinde tartışmaları azaltmak ve pazarlık ile onları etkileme gücünüzü arttırmak için resmi ofis yerine onlara sosyallerin de çalışma imkanı sunabilirsiniz. Mesela Sevdiklerinin resmi masalarında olabilir, hatta şirket imkanları izin veriyor ise; home office uygulamarı yapılabilir.


Bu siz ve çalışanlar arasında rekabeti azaltır, Global dünyada rekabet daha çok verim daha çok para demek olabilir elbette fakat ;


Rahat çalışılamayan bir yerde daima verim ve sağlıklı bir başarı beklemek  tren garında vapur beklemekle aynıdır.
Onlara başka bir psikolojik etki yapmak isterseniz başka bakış açısı ile etik kurallar iş yaşamını profesyonelleştiriyor bunu nasıl yaparız ? Çalışma ofisinde birden fazla çalışan var ise ; içinde insan tablosu olan,canlı renklere sahip ya da görsellikte takip hissi veren objeler olduğunda çalışanların daha temiz ve düzgün çalıştığı kanıtlanmıştır.

e)  İş yerinde ya da herhangi bir alanda yardıma ihtiyacınız olduğunda bir yandan da  amacınız o kişiyi denemek ise ;

İş bitiminde yorgun ve halsiz iken destek isteyin. Zaten mecali kalmamış olan arkadaşınız düşünmeye fırsat bulamayarak sizi ret bile edemeden sizin peşinize  takılacaktır.

f) Soru sorarken sorunun şekli ve tarzı sizin alacağınız tepkimenin şekli ve sonucunu da etkileyecektir. Eyleme değil olaya odaklanın ki doğru soru ve istediğiniz yanıtı alın böylece sizin istediğinizin onun isteği sanmasını sağlayabilirsiniz.


Hafta sonu piknik’e gitmek senin için önemli mi? 


veya 


Hafta sonu olması gereken piknik hafta içi olsa olur mu ?
arasındaki farkı siz değerli okurlar değerlendirebilir.

g) Son olarak insanların endişe, korku ve telaş duygularını hissetmelerini sağlayarak sizin istediğiniz yönde ters psikoloji mantığı doğrultusunda hareket ederek istediğiniz cevapları verdiklerini göreceksiniz. Bunun temel nedeni o anda kaybedebilecekleri ile neleri gözden çıkarabileceklerini değerlendirecek durumda olmalarıdır.


Yazının sözü uygulaması :

Hırçınlık iki ucu keskin bıçaktır ya kesilirsiniz ya da keserken kesilirsiniz.


Türkiye’de Coronavirüs’ ten “korunamazsak” ne olur ?

Coronavirüs Çin halk Cumhuriyetinde ortaya çıkışından sonra, İran’ nın kum kentinde başta olmak üzere, olan dini eğitim ağırlıklı üniversitelerinde yetişen Çin asıllı öğrencilerin önce ülkelerine sonra da İran da temasları ile geniş bir yayılma imkanına sahip olan COVİT-19 virüsü, İran da bürokrasi de ve diğer kamu kurumlarında yetişen molla zihniyetinin haber duyulursa ve virüsün İran’ ın dini eğitim veren kurumlarından yayıldığı ortaya çıkarsa bir çok işimiz deşifre olur endişesiyle saklaması sonucu, tüm ülkeye yayılan ölümcül bir hal aldı. Tespitlere göre; ( Virüs yayılım haritası who) İran üzerinden, İtalya ve diğer dünya ülkelerine yayıldığı iddaası söz konusu… Her şey bir yana bugün anlıyoruz ki ;

Yüz binlerce ölüme sebep olan COViT-19 Halk arasında adıyla CORONA, adlı dünyanın yeni misafiri İtalya’ dan çıktığı Dünya Avrupa turunu tüm dünyada büyük bir yayılımla tamamlayarak yaklaşık on gün öncede ülkemizde bizzat sağlık bakanlığımız tarafından misafir edildi.

Kendisinin konforu ve rahatı için yaz aylarında öğrencilere sunulamayan KYK yurtları ve özel vakıflara ait öğrenci yurtları tüm bölgelerde hizmet vermekte, bununla birlikte v,rüs için her şey düşünülmüş, sadece CORONA Virüsü için ayrılan hastaneler ve yepyeni malzemeler ile kendisi Türk misafirperverliğini yakından görüyor.

“Malum italya’ da tencere tava ile halk müzik yapıyorlar.”

Ülkemizde de durum maalesef her geçen dakika ilerlemekte, vatandaşlarımız Sağlık bakanı Sn. Fahrettin KOCA beyfendi’ nin uyarılarını ciddiye almayarak hastalığın yayılması için inanılmaz bir emek vermekte, Çocuklar gençler arasında yayılmasın diye üç hafta “ARA VERİLMESİ” Bakınız TATİL kelimesinden bahsetmiyorum. AVM’ ler de kapanınca, çimlerde bayırlarda halkımızın kendisini SUMO güreşçisi sanmasına vesile oldu. Hamdı senalar olsun.

Vakka sayısı heran artıyor. Bu nedenle kesin bir şey söyleyememekle birlikte, Uzun yıllar boyunca dünya genelinde bu kadar vahim bir durum yaşanmadığı için pek çok ülke bu salgına hazırlıksız yakalandı diyebiliriz. Şükür ki ülkemizin burnu beladan kurtulmuyor halkımız daima hazır !

Elbette her ülkede şartlar aynı değil bizde o el o ele değecek başka türlü görüşmekten keyif alamıyoruz, anlamsız oluyor bir araya gelmek. Tabii bu bireyselde böyleyken iş hayatı bu kadar bağımsız değil.

iş hayatı açısından bakarsak Çin Halk Cumhuriyeti Cenin yemekten islamın farzlarını ezberleme evresine geçişle birlikte;

Ekonomisinide şaha kaldırmak için ilk şokunu atlatmayı başardı ve tespit edilen vakaa sayıları bir önceki günlere göre hayli azalıyor.

Aslında meselemiz Çin değil, ülkemizde yaşanabilecek benzer bir krizde nasıl önlemler alabiliriz konusunu irdelemektir.

1. Durumu Heran Kontrol Altında Tutun

Kriz demek fırsat demektir. Çincede Fırsat anlamına gerçek manada gelmese de Çin devleti bu işi fırsata çevirdi.

Peki biz ne yapıyoruz ?

Kriz dinamik başka değişle değişken bir süreçtir. Her an hazır olmalı, kriz planlarınızı hazır tutmalısınız. Krizde ilk şoku hemen atlatmalı durumu anlamaya, daha sonrada planlamaya, stratejik davranmaya ve ayağa kalkıp tüm bunları bir araya getirip ders çıkarma aşamasına geçilmelidir.

Olabildiğine hızlı ve şirketin en yetkili ismi süreci bizzat yönetmeli böylece krizi yönetirken daha büyük krizlere engel olunmalıdır.

Her şey olayı iyi kavrayarak doğru stratejiyi doğru zamanda hızlıca uygulamaktan ibaret.

Mesela, Corona virüsünden örnek verelim. Temel gıda malzemesi olarak market ürünleri satışı ile ilgili faaliyet yapıyorsak, virüsün etkilerine göre öncelik sıralaması yaparak, istif ve karaborsa yapılabilineceğini tahmin ederek ürünümüzde toptan ve parekende satışlarını asgari düzeye indirerek, daha iyi kontrol edebileceğim e- Ticaret sisteminden kimin ne kadar ürün aldığını stok durumunuzu da kontrol ederek, kontrollü biçimde satış gerçekleştirebiliriz.

Peki sonucu nasıl olur derseniz ? Tedarikçileriniz’ den kaynaklı sorun yaşamaz iseniz;

Krizden etkilenir, ancak zarar görmezsiniz. Ve kriz bitiminde elinizde hala stoklu ürün olduğu için şirketiniz hisse değerlerini hızla arttırır.

2. Katı kurallar ile İşletme Yönetilmez

Planlama ve stratejiyi üst kadro ile hızlıca belirlenebilir ancak, herşey öngörülemez bu nedenle alt kademedeki personellere de insiyatif yetkisi verilmelidir. Başlar ayak olmadan yürüyemezler ayaklarda başın direktifi olmadan nereye gideceğini bilemez.

Hepimizde akıllı telefonlar var basit bir what sapp grubu ile tüm şirketin görüşlerini alabilir veya talimatları oradan iletebilirsiniz.

3. Çalışanlar Bilgilendirilmelidir

Kriz anında bilgi kirliliği de had safada’ dır. Her an yeni bilgi sizin adınıza rakiplerinizce sahaya sürülebilinir. Devletin kurumları da resmi açıklamalarda gecikebilir. Suları bulandırmak isteyen zihniyetler olabilir. Kısacası kriz müdahale edilmezse tarhana çorbasına dönüşebilir. Bunu engellemek için çalışanlarınıza gerektiği kadar bilgiyi ve iletişimi süreç dahilinde vererek sağlamanız gerekiyor.

Mesela açıklamalarınız yazılı ve resmi web sitenizde açık ve net olarak yazılmalıdır. İşletmenizin durumuna göre çalışma saatleri, çalışma esnasında dinlenme süreçleri ayrıntıları gibi süreçlerin takibi ile Korona vrüsü olabilecek çalışan ve de ailesinin süreçlerine kadar ayrıntılı şekilde açıklanabilir. Böylece coronadan çok kolay korunmuş olursunuz.

4. Görev Paylaşımını Tekrar Yapın

Corona gibi bulaşıcı hastalıkları tetikleyebilecek iş yerleri mesela oteller günlük işleyişine devam edemezler. Personeli işten çıkarmak yerine farklı görevler vermek, hatta şartlar elveriyor ise, başka işletmelere geçici transfer edilmeleri söz konusu olabilir.

5. İşletmenizi teknoloji ile dönüştürün

Ülkemizde de bir çok işletme hatta bazı bankalar çalışanlarının evden çalışmasını sağlayacak sistemler kurdular. Örneğin üniversitelerde dersler artık uzaktan eğitim ile yapılmaktalar.

İşletme içi what sapp uygulamasında basit bir grup açarak rahatlıkla işletmenizi de krizinizi de yönetebilirsiniz.

İşletmeniz zaten dijital hizmet veriyorsa, krizi en az kayıpla atlatırsınız ancak, bir mağazanız var ise,

Tek şansınız işletmenizi dijitalleştirmek ve E- ticaretin nimetleriyle tanışmak..

6. Ayağa Kalkıp Hareket edin ve Krizi Fırsata Dönüştürün.

Krizi haberdar olduğunuz gibi yönetmeye başladınız her şey yolunda demektir. Ancak kriz sizi yönetirse vay o işletmenin haline, krizler sizi etkilemese de, daha etkili pazarlama ve satış teknikleri ile bu süreci atlatabilirsiniz.

Ticarette her sektör planını kendine göre ayarlamalı ve ona göre stratejisini güncellemelidir. Mesela Corona salgınında tüm sektörler etkilendi. Ancak gıda, hijyen ve sağlık ürünleri, işletmeler arası e-ticaret, uzaktan görüşme servisleri, sosyal medya bu salgından ekonomik anlamda karlı çıkan sektörler.

Mesela üniversitelere uzaktan eğitim vermeleri için gerekli olan teknik makineleri satan şirketler bu işten ciddi karlar elde ettiler. Veya Köfteci Ramiz Evde ısıtılmalık köfte hizmeti sunsaydı bu işi ciddi bir sektöre dönüştürebilirdi.

7. Stratejik Davranın ve İhtiyaca Eğilin

Krizden en az etkilenen olmak için yaptığınız işe göre yenilik çıkarmanız gerekiyor. Başka bir değişle eski köye yeni adet getirmelisiniz.

Mesela KFC / Biten Tavuk Eti Skandalı

Ünlü tavuk restoranı zinciri KFC, 2018’in başlarında Birleşik Krallık’ta büyük çapta bir stok krizi yaşadı. Yani kısacası, koca zincir mağazanın koca ülkedeki şubelerinde tavuk bitti. Birleşik Krallık’taki 900 KFC restoranının çoğu, geçici olarak kepenkleri indirdi.  Ülkedeki KFC restoranlarının yarısından fazlası sınırlı sayıda menü ve her zamankinden daha kısa süren çalışma saatleri dahilinde yeniden açılsa da birçok restoran uzun süre kapalı kaldı.

Peki KFC ne yaptı ?

KFC bu krizde kendisiyle dalga geçti ve tüm olaya esprili bir şekilde yaklaştı ve bir halkla ilişkiler kampanyası başlattı ve bu kampanya ile Cannes Lions 2018’de “Altın Aslan” ödülü bile aldı.

Krizler doğru okunduğu sürece avantajdır.

Kriz yeni ihtiyaç demektir. İnavasyon ile bunu fırsata dönüştürmek gerekir.

sigortacılık sektörü yaşlı ihtiyarlar gibidir. Katı kuralları olur ama Corona yerim sizin kurallarınızı dediğinden beri, Ant Financial adlı firma, sigorta kapsamına korona ile alakalı yeni bir sigorta türü daha ekledi. Şirketin Şubat ayı sağlık sigortası gelirlerinin %30 artması da bunun etkili olduğunu gösteriyor.

Bunlar ne anlama geliyor ?

Corona er ya da geç bitecek dünyada kalıcı bir mesaj bırakacak öyle bir güç var ki sadece fakir ölmüyor. Ölüm herkese canı veren istediği an milyonlarca canı da alır. En kötü durumdayken yeniden hayatta verir.

Global bir belirsizlik esnek yaklaşımların iş hayatına faydalarını CORONA hastalığı sayesinde öğrendik. İnsanlık Hz. İsa’ nın doğumunu başlangıç kabul ederken Corananın bitirilişine doğru evrilebilir.

Herşey geçse bile yaşattıkları hiçbir zaman unutulmayacak, hastalıklar ve toplu ölümlerin merkezi olan Çin Halk Cumhuriyeti daha önceki Kronik hastalık olan SARS’ ta E ticareti öğrendi. Şimdi bakalım ne öğrenilecek bizler ne dersler çıkaracağız ?

Örneklersek ;

Genel işler nasıl ilerler, robot teknolojiler nasıl uygulanır, yapay zeka nereye ilerler, Online eğitim ile ciddi tasarruf ve yeni bir sağlık sistemi nasıl kurulur gibi bir çok soru cevabını bekliyor.

Artık değişim ve dönüşümü inavasyon ile birleştirip sahaya sürmenin vaktidir.

Yazının sözü uygulaması :

Başlar ayak olmadan yürüyemezler, ayaklarda başın direktifi olmadan nereye gideceğini bilemez.

Liderlik ve Yönetim

Güçlü Liderlik Güçlü Organiziazyon

Güçlü ekip ve yüksek performanslı ekip kurmak için yapılacaklar ;

1-Ekip ruhunun ne anlama geldiği ve nasıl uygulanacağı her eleman tarafından bütün detaylarıyla benimsenmelidir.

2-Değişik teccübeler, çok yönlü hünerler güçlü bir biçimde kombine (paylaşım) edilmeli. Sorumluluklar takım arkadaşları arasında onların hüner ve becerilerine göre paylaştırılmalıdır. Böylelikle şahsi düşünenlere karşı, daha çok ve iyi sonuçlar elde edilebilinir.

3-Görevi üstlenen ancak, başarısız olunan ekipte elemanları dışa atış veya işlev iptali söz konusu olamaz. Çünkü elbet yeniden denenecek ve tecrübe sağlanacaktır.

4-Ekip içerisinde vücut uyumu sağlanmalıdır.

Ekip : ”Birbirini tamamlayan görevlere sahip insanların ortak bir amacı gerçekleştirmek için karşılıklı sorumluluk duygusunu taşımalarıdır.” Şef bizi sorumlu tutuyor ile biz kendimizi sorumlu tutuyoruz. Arasındaki farkı düşününüz  burada birinci durum ikinciye ulaştırır. Fakat ikincisi olmadan kesinlikle takım olmaz. Performansı yüksek ve güçlü bir ekip için en kritik husus budur.



5-Zeki,becerikli ve problemli elemanların ekibe ve sisteme uyum sağlamalarının iki yolu bulunur.

a)Kontrol (Stalinin tavuğu) : Elemanın sıkı bir kontrolle eğitilmesi

b)Ödüllendirme

Aksi halde frenler ve dururlar.

6-Büyük hedeflere ancak değişik becerilerdeki insanların uyum oluşturup birlik meydana getirebilmeleri halinde ulaşılır.


7-Büyük başarılar küçük başarıların birleştirilerek kullanılmasından geçer.

8-Verilen söz eksiksiz yerine getirilmeli ve kattiyen doğruluktan şaşılmamalıdır. Enerjinin ve aksiyonun daha verimli kullanılmasını sağlayan karşılıklı güven üç şeyle artar…


a) Takım amacı : Takımın yapacağı tüm çalışmalar ortak motivasyon kaynağı taşımalı ve ortak hedefler olmalı.

b) performans hedefleri : En küçük aşamalarda dahi asla aşırı uçlarda hedef belirtilmemeli ulaşılması gereken noktadan 2 adım sonrası öngörülecek düzeye gelinmeden sahaya atı sürmemeli.

c) Yaklaşımların gerçekleştirilmesi : Kısa ve uzun vadelerde gerçekleşen planlar ile adım adım zafere giden kutsal yolda yer alınmalıdır. Başarı kadar başarısızlığında ekibin ortak sonucu olduğu benimsenmelidir.

Yazının sözü uygulaması :

Lider ile başkan arasındaki fark sahada ekibine sahip çıkması ile belirlenir.

Planlama ve Zaman Yönetimi

Bir kaç kelamlık sözlerime başlamadan :

”Zor iş, zamanında yapmamız gerekip’te yapmadığımız kolay şeylerin birikmesi ile oluşur.”
                                                              
                                                                                        Henry Ford

Zaman asla geriye gelemeyecek ve yerine ikamesi bulunmayan söz konusu bile edilemeyen neredeyse, tek olgudur. Toplumsal kavramların hayat bulduğu zaman doğru işlenme sürecine tabii olarak geçirilmediğinde, sosyolojik travmalar ve toplumsal sosyal bunalım gibi sonuçlarını önümüze çıkarmaktadır.

Bunun içindir ki ; geçmiş olaylarda keşke tabiri kullanılır. Fakat bu düşüncenin nasıl değiştirilebileceği üzerine kimse zekasını zorlayıp düşünce eylemini gerçekleştirmek istemez.

Bunları bilmemize rağmen geçmiş zamanlardan genellikle, okul öncesi 0-6 yaş grubu dışında hiçbir anımızdan memnun olmayız ki uzmanlara göre 0-4 yaş öncesinin hatırlanması münkün değil.

Ve lakin ;


Böyle durumlarda 0-4 yaş ile 0-6 yaş arasında gerçekleşen çok büyük fizyolojik etmenler içeren özellikle, sosyo/kültürel ve sosyo/psikolojik travmalara yol açabilecek, aile için şiddet gibi kavramların unutulmadığını gösteriyor. Velhasıl konumuz bu değil. Sadece zamanın neye benzediği ve zamanın gelmişini geçmişini diyerek, zaman konusun da bazı öznel değerlendirmeler yapalım istedim.

Örnekleme olarak, yıl 2013 tarih 26 Nisan Cuma bir daha gelmeyecek olan 2013 yılının bitmesine sayılı saatler kaldığını var sayıyoruz. Bu dönemde Öğrenci olarak hayatımı devam ettirdiğim den ki, ülkemizdeki en güzel meslektir ve ciddi manada, “parmaklıklar arasında” özel olarak kafeslerde korunabileceğiniz bir meslek çeşididir.

.


Öğrencilikten girerekte öğrencilik mesleğinin en önemli vazifelerinden biri olan ders çalışma ve diğer vazifelerini zamana bölerek zamanı doğru yönetmekten bahsetmeye çalışacağız.

Öncelikle plan nedir ve neden plan yapmalıyız ?

Plan ;  en az iki ve daha fazla işi, kısa zaman diliminde yapabilmek amacı ile düzenli hareket edilebilen esneklik oranı düşük olan zaman yönetimidir.

Bir işte başarılı olmak için yapılacak ilk iş,hedef belirlemek;

ikinci iş ise, belirlenen hedefe yönelik bir plan yapmaktır. Yapılacak işlerin belli bir süre ve düzen içine sokulmasına da plan diyebiliriz.

Modern eğitim sisteminde,başarıya giden yolda tek çare ”Çok çalışmak” değil ”Etkili ve verimli çalışmayı bilmektir.”

Peki nedir bu etkili çalışma derseniz ;

Zamanı, hedefleri ve saptanmış önceliklerin doğrultusunda programlı olarak kullanmaktır. Bu olaya da halk arasında planlama adı verilir.

Bir bina yapılırken, bir yolculuğa çıkılırken, bir alışverişe çıkılırken plan yapılır ya da yapılması gerekir yapmazsanız ya da üşeniyorsanız iki ihtimal vardır ya Melih Safi DUYAR hocamızın yanında kamp kuracaksınız ya da her unutulan iş için bir bedel ödemek.

Mesela alışverişte unutulan bir salça için tekrar markete yürümeniz gerekebilir.

Eğer; plan yapılmaz ise bina yıkılabilinir. Yolculukta hiç hesap edilemeyen aksilikler başa gelebilir, mesela paramız çalınabilinir, kaybolabiliriz vs. alışverişte üzerimize aldıklarımızı ödeyecek kadar para almamış olabiliriz.

Tabii bu örnekler konuyu kavramak için aslında nefes alıyorsak o bile bir plan dahilinde gerçekleşir.

Bu konuda Cenap Şahabettin’ in bir sözünü eklemeden edemeyeceğim.

”Bir başkası düştü mü ‘Çürük tahtaya basmasaydı.’ deriz. Kendimiz düşünce bastığımız tahtanın çürük olmasından şikayet ederiz demiştir.

Atılan her adımda başarıya doğru gidecek her hamle doğru plan ve stratejiye bağlıdır.


Öğrenciler genellikle, okulda öğretilen konuyu aynı gün tekrar etmek ve bol sürat’ la ödev kelimesinin anlamını unutan, sayıyı arttırdıkça egosunu tatmin eden, öğretmenlerin düşünce sistemi olduğunu düşünüyorlar. Bu durumda da bazı soruları içerisinde tilki kuyruğu gibi dolaştırıyorlar.

”Nasıl çalışsam, hangisine önce başlasam, ikisi bir arada gider mi ? hepsine zaman ayırabilecek miyim ve yetişecek mi? Bu gibi endişe dolu düşünce sistemleri gerçekte plansızlığın dile gelmiş çeşididir.


Okul eğitimi sınavlara hazırlık günlük iş hayatında ya da sosyal hayatta yapılması istenen olaylar ciddi bir hazırlık ve altyapı gerektirir. Planlanmış bir çalışma, hedefe yönelik yapılacak işlerin etkili biçimde yürütülmesini sağlar.

Plan ; ”ne zaman” ve ” nerede ”,” hangi derse” çalışılacağına karar vermektir.

Eski Yunan düşünürü ve felsefecisi aynı zamanda eski aristokrat ;

”Plansız çalışan kimse ,ülke ülke dolaşıp hazine arayan bir insana benzer.” diyor. Ama kim 🙂

Plansızlık kişide dikkatsizlik, yorgunluk, bitkinlik, isteksizlik ve dalgınlığa neden olur. Bu durum, ruhsal baskı, kararsızlık, çalışmaya motive olamama ve verimsiz çalışma gibi, olumsuz sonuçların davetiyesi olarak önümüze çıkar.

Bu sorunların aşılması ve planlı çalışmanın nasıl yapılması gerektiği çok iyi bilinmeli ve gerçekçi olunmalıdır. En mükemmel plan, uygulanabilir plandır. Bunun içinde iyi hazırlanmalıdır, bunun püf noktaları vardır.

Bunlar kısaca ;



*Başarılı bir plan esnek olmalıdır.

Plan içerisinde yapılacak aralar iyi ayarlanmalı ve adaletli olmalıdır. Eğer iş sektöründe yönetici iseniz; havuç yöntemi ile çok güzel verim elde edebilirsiniz.

Meraklısına ipucu : Havuç yöntemi küçük motivasyon ödül sistemidir. Genellikle parayla yapılamayacak tatlı söz ile çözülebilecek işlerden oluşur.

Ne kadar ders veya iş çalışılacağı konusunda, genel olarak standartlar bellidir.

Bir öğrenci açısından bakarsak; 45 dakikalık bir dersin sadece 20 dakikası işlenmesi için süre vardır. 10 dakika öğretmenin gecikip gelmesi, 15 dakika ise sınıfın derse girildiğini ayrıt edebilmesi içindir.

Bu nedenle ortalama 30 dakika çalışıp 5 dakika dinlenmeyi ben önerebilirim.


Şimdi kısaca neden bahsettiğimizi bir kez daha hatırlayalım….


Planda Esneklik : Peter Marshall ” yapılmış küçük işler, planlanmış büyük işlerden daha iyidir.” Derken, planın uygulanabilir olmasına dikkat çekmektedir. Planlamada amaç, verimli bir çalışmadır. Ancak, hazırlanan planla çalışma gerçekleştirilemiyorsa orada bir planlama sorunu vardır.”


Plan yaparken en sık düştüğümüz hatalardan biri, planlarının sınırlarını çok katı yapmış olmalarıdır. Yapılan planda sınırlar esnek olmayınca uygulamada zorluklar çıkmaktadır.

Bu durumda da öncelikle ümitsizliğe düşmekte ; Sonra da öz güvenini tamamen yitirmektedir.

Hayatımız da kontrolümüz dışında, o kadar çok faktör vardır ki, bunların bizim çizdiğimiz çerçeve içerisinde kalacağını beklemek yanlış olur. O sebeple, beklenmedik olaylar ve faktörler dikkate alınarak plana yerleştirilecek olan, etkinliklerin süreleri esnek tutulmalıdır.

Yapılması planlanan iki farklı aktivite arasında belli bir  süre pay bırakılmalıdır. Böylece, bitmesi  gereken bir etkinliğin elde olmayan, nedenlerden sarkması, diğer etkinliğin gerçekleşmesini etkilemeyecektir. Böylece etkinliklerden birinin geç bitmesi veya diğerinin erken başlaması durumunda plan bozulmayacaktır.


Günü verimli kullanmak, en iyi plan ve başarının anahtarı günü verimli kullanmaktan geçer.

Bir iş yaparken sürenin yetersizliğinden yakınılıyor ise,  orada bir eksiklik vardır. O da planlama eksikliğidir.

Bir çok kişi ise plan yaptığı halde gerekli öğrenmenin gerçekleşmediğinden şikayet etmektedir. Plan yaparken planın en verimli nasıl işletileceği veya en verimli çalışmanın ne şekilde yapılacağı bilinmez ise bu yakınmalar daima devam ederek zamanla saguya dönüşür. (Sağu : Sagular da savlar gibi eski Türklerin yaşam biçimlerinden doğan sözlü ürünlerdir. Eski Türklerde sevilen, sayılan bir kişinin ölümünden sonra düzenlenen cenaze törenine “yuğ töreni“, bu törenlerde söylenen şiirlere “sagu” adı verilirdi.)

Hiç oturup  bir gün içinde neler yaptığınızı ve yaptıklarınıza ne kadar süre ayırdığınızı hesapladınız mı ? Bir deneyin.

Eğer böyle bir hesaplama yaparsanız, farkında olmadan büyük bir zaman dilimini nasıl faydasız ve gereksiz işlerle geçirdiğinizi ya da hiçbir iş yapamadan zamanın ziyan olduğunu fark edeceksiniz. Bu hesaplama aynı zamanda da ne kadar çok vakit sahibi olduğunuzun da belgesi olacaktır.

Öyleyse herkes sahip olduğu zaman potansiyelini iyi değerlendirmelidir. Bir şey bütünüyle elde edilemezse, tamamen de terk edilmemelidir. Zamanı elden geldiğince iyi değerlendirmek başarının anahtarıdır.

Bir günümüz 24 altın değerinde bir hazinedir. Onu verimli kullanmak, bir plan doğrultusunda değerlendirmek en kazançlı yoldur. Bize verilen bu 24 saati iyi kullanırsak hedeflerimiz, karşımıza güzel bir ödül olarak altın tepside çıkar. Zaman tekrar dönüşü olmayan kazanılamayan tek servettir.

Bir de sağlık vardır, ama kısmen sağlık zamana göre geri döndürülebilir bir olgudur. Zaman iyi planlama ile genişleyerek içine çok fazla şey sığdırılabilir. İsraf edilince de olanca hızıyla akıp gider.

Bu konuda, Seneca : ”Hepimiz hayatın kısalığından söz ederiz de boş geçen zamanımızı nasıl kullanacağımızı  bilmeyiz.” diyor. Kişi günü nasıl değerlendirileceğini, planda hangi zamanı neye ayıracağını iyi bilmelidir.

Şimdi, yapılan analizlerden yola çıkarsak 24 saati en verimli nasıl değerlendiririz sorusuna cevap verelim.

Hayatta başarılı olmuş, Ömürlerine bir kaç insanın yapabileceği kadar çok işleri sığdırmış başarılı ve meşhur kişiler, sabah saatlerinin önemine dikkat çekmişler ve sabah erken kalkıp sonra uyumamayı başarıya götüren önemli bir etken olarak vurgulamışlardır.

Araştırmalar, ”Kortizol” gibi, uyanıklık veren hormonların en fazla salgılandığı periyodun sabah 8-11 arası olduğunu ortaya koymuştur.

Araştırmalarda bu saatlerin planlama,düzenleme ve ileriye dönük düşünce üretimi için en verimli saatler olduğu sonucuna varılmıştır. Öyleyse planlama aşamasında sabah saatleri münkün olduğunca öğrenmeye yönelik etkinliklere ayrılmalıdır. Bilimin verilerinden yola çıkarak öğle saatlerinin dinlenmeye ayrılması gerektiğini söyleyebiliriz.

Çünkü, yapılan araştırmalara göre hormonal denge açısından öğle saatleri vucudun dinlenmeye çekildiği periyodtur.

Bu saatlerde çalışmaya ara verilmesi ve münkün ise kısa bir uyku arasının plana yerleştirilmesi iyi sonuçlar verecektir.

Araştırmalar, yarım saatle iki saat arasında değişebilen bu uyku arasının bireye canlılık katacağı ve bu aranın sonunda güne yeni başlamış gibi zinde olacağını ortaya çıkarmıştır. Yapılan araştırmalarda vucudumuzda her gün gerçekleşen ve ”biyo ritim” aktiviteler zinciri içerisinde, öğleden  sonra 4-6 arası zihinsel canlılığın tekrar ortaya çıktığı belirlenmiştir.

Birey, kalıcı öğrenme istiyor ise insan zihninin en açık olduğu vakit olan sabah saatlerinde öğrendiklerini, öğleden sonra 4-6 arasında tekrar etmelidir

Yine araştırmalarda akşamüstü saat 5-7 arasının vucut sıcaklığının en yüksek olduğu zaman dilimi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bunun anlamı, fiziksel eğzersiz olarak seçilebilecek en uygun vakitlerin bu periyod olmasıdır. Gece uyuma problemi olanlar için bu egzersizler ciddi bir fırsat niteliğinde yatakta debeleneceğinize bir nevi uyku ilacı olan bu yöntem kullanılabilinir. Aksam üstü 19:00′ dan sonra ise, zihin yine  öğrenme faaliyetlerine açılır.

Üç saat süren bu aralık,çalışma için uygun ve verimli bir periyotdur. Eğer akşam yemeğinde kendimizi zorlayacak kadar yemediysek uykuda gelmeyecektir. Uzmanlara göre uyku için önerilen iki yol vardır.

Bunları basitçe bahsedecek olursak birisi genelde köy hayatında uygulanabilecek biyolojik saate göre uyuma ya da gece 10-11 aralığında uyumaktır. Unutmadan 18 yaş altı çocuklar için uyku saatinin 09 :30 olduğunu unutmayalım  ?

 Peki bir günü programlarken dinlenme araları nasıl olacak ?

Psiko-biyolog E.L Rossi’nin ”20 dakika ara” adlı eserinde ”Her insanın zihinsel ve fiziksel olarak verimli çalışabildiği belli bir periyodu vardır.” ve genellikle 1.5 saat civarındadır. İnsan bu periyodu aştığı zaman, vucut yorulma sinyalleri verir bu sinyallerin başlıcaları ise esneme, konsantrasyon zorluğu, algıda zayıflama, dalgınlık, dalgınlık gibi şekillerde kendini gösterir. Bu sinyaller hissedildiği anda çalışmaya kısa bir ara verilmeli ve dinlenilmelidir. Bu dinlenme, faaliyet değiştirerek veya 10-15 dakika gözlerini kapatıp sessizce bekleyerek yapılabilinir.

Gözleri kapatmakla amaçlanan beyne bilgi girişini azaltmaktır. Çünkü beyne ulaşan bilginin büyük çoğunluğu görme yoluyla elde edilir. Elleri ve yüzü yıkama, hafif fiziksel hareketler yapmada ideal dinlenmeye katkıda bulunur. Dinlenemeyen beyin öğrenemeyen birey demektir. Bu söz zatı alime aittir. Çalışmayı planlayan dinlenmeyi de planlamalıdır.

Ancak, dinlenme arasını uzatmak yapılan işten ya da eylemden soğunulmasıyla, dikkati dağılacak verim azalacak ve tembelleşmeye doğru bir yol izlenecektir. Dinlenme aralarında yemek molaları atıştırmalık olarak kabül görebilir ve de temiz hava dinlendirici olarak 40.senfoniyi önerebilirim.

Asla önermediklerim ise, Tv seyretmek, gazete kitap okumak, uyumak ya da özellikle telefon ve yüz yüze iletişimle değerlendirilirse bu olumsuz sonuçlara yol açar. Bunlar zihni yorar ve algıda seçiciliği azaltır.

Öğrenmenın başlıca düşmanıdır.



O kadar çok bahsettiğimiz ZİHİNSEL DİNLENME !!!!


Sanıldığının aksine bunun en bilinen yanlış uygulaması köşeye geçip oturmaktır. Aslında bu bireyi boşvermişliğe ve tembelliğe alıştırmanın pembe bir görüntüsüdür. Bu tür durumda ne yapacağımıza gelince ise eğer bir sorun üzerinde çalışıyor isek, yani beyin ile bir işlem yapıyorsak, fiziki aktivite eğer fiziki bir çalışma ise düşünsel ruhsal bir çalışma ile durumu dengeleyerek sorunları çözme imkanına sahip olabiliriz.


Her anın değerlidir, çünkü asla bir daha geri gelemeyecektir.


*Bir senenin değerini anlamak için, sınıfta kalmış bir öğrenciye sor.

*Bir ayın değerini anlamak için, 8 aylık bebek doğuran anneye sor.

*Bir haftanın değerini anlamak için, haftalık dergi çıkaran bir editöre sor.

*Bir dakikanın değerini anlamak için, treni kaçıran yolcuya sor.

*Bir saniyenin değerini anlamak için, bir kazayı önleyemeyen sürücüye sor.

*Bir saniyenin yüzde birinin değerini anlamak için olimpiyatlarda gümüş madalya kazanan sporcuya sor.


Yazınımızın sonuna gelirken biraz birkaç kelam sözümü abarttığım için affınıza sığınır dinlenme ile zaman yönetimi kavramları ile zamanın nasıl doğru değerlendirilebileceği  konusunda bir fikir verdiğimi düşünmenin mutluluğuyla hoşçakalın…

Yazının sözü uygulaması :

Planlayamadığımız hiçbir, fikir süresinde yetişmeyecektir.