15 Temmuz 2016 Hain Cunta girişiminde haberleşmenin önemi

Hain ve kahpe Cunta girişiminin üzerinden dört yıl geçmiş ve vatansızlara karşı operasyonlar tüm hızıyla sürerken, ülkemiz bir çok badire ve faciaların merkezi haline dönüşmüştü. Kesintisiz demokrasi deneyimi bir asırlık genç Türkiye Cumhuriyeti’nin hayali olmaktan öteye gidememişti. ‘Demokrasi ve Adalet’in karşısında, Türk Milleti’nin düşmanları çeşitli isimler altında ülkemizin bağımsızlığını işgal ve engelleme faaliyetleri içine daha fazla girdiler. Bunlardan bir kısmı hain ve kahpece Türk Milleti’nin kanını dökerek, amaçlarına ulaşmaya çalıştılar. Oysa dün olduğu gibi bundan sonra da bu tür girişimlerini deneseler de, milletçe dik duruşumuza çarparak yok olacaklardır.

Ancak, çeşitli “kumpaslarla sivilleştirdikleri” Kahraman ve Asil Türk Ordusu’nun, herşey rağmen gönüllü neferleri ile daha da güçlendiğini, “ordusu olan bir millet değil, milleti olan bir ordu” olduğumuzu sürekli görüyorlar. Söz konusu “vatan” olunca, yaşamın bir önemi olmadığının bilincinde, nice adlı ve atsız kahramanlar gerektiğinde hep karşılarına çıkıyorlar…

Asil Milletimiz;

İyi ki varsın Eren! dediğimiz genç evlatlarını, kınalı kuzularını, Türk vatanı toprağı için şehit olmadı diye, evlatlıktan red eden analarını, tarihin hiç bir zamanında unutmayacaktır.

İYİ Kİ VARSIN EREN !

Onlar hiç vazgeçmedi, biz de ülkemizi korumaktan hiç vazgeçmeyeceğiz.

Değil Temmuz Haziran, yılın on iki ayı gelseler Türkiye Cumhuriyeti Milleti olarak; yani Türkmeni, Kürdü, Lazı, Çerkesi, Doğulusu, Batılısı, Karadenizlisi, Egelisi ile tek vücud bir Türk Milleti olarak, devletimizin yanında ordumuzun içindeyiz. Üniforma çıkınca askerlik biter sananlar; (üniformasını çıkarmak zorunda kalsa dahi) her daim Türk vatanı için son damla kanına ve son nefesine kadar asker kalanları görüyorlar, görecekler de…

Onlar hiç vazgeçmedi, biz de ülkemizi korumaktan hiç vazgeçmeyeceğiz. Değil Temmuz Haziran, yılın on iki ayı gelseler Türkiye Cumhuriyeti milleti olarak; Türkü, Kürdü, Karadeniz’lisi, Egelisi ile, devletimizin yanında ordumuzun içindeyiz. Üniforma çıkınca askerlik biter sananlara, üniformasını çıkarmak zorunda kalsa da her daim Türk vatanı için son damla kana kadar asker kalanlara…

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.

(Hüseyin Nihal ATSIZ, Kahramanlık şiiri 1. dörtlük).

İşte Kahramanlığın ete kemiğe bürünmüş hali ;

Ve hepsinden de öte, Türk Milleti’nin “Asker Millet” olduğunu, 15 Temmuz hain Cunta girişiminde olduğu gibi milletçe daima hatırlatacak ve devletimiz için daima set olacağız.

Gelelim “hain cunta girişiminde haberleşme” konusuna;

Haberleşme kelimesi İletişim terimi olarak bilgiyi elektriksel yollarla göndermeye, almaya, işlemeye verilen isimdir. Hain Cunta girişiminde en kritik hususlardan birisi de haberleşme idi.

Bilindiği üzere hainler; halkımızın haber, almasını engellemek amacıyla, ilk önce TRT ve TÜRKSAT gibi stratejik kurumları kendilerince ele geçirip, halkın haber almasını engellemek istediler. Ancak, unuttukları bazı şeyler vardı. Memleketin her kurumunda hainler olduğu kadar kahramanları da vardı. Örneğin, Özel Kuvvetler komutanlığında, Bir HALİSDEMİR çıktı. Adaleti sağladı.

Şehit Astsubay kıdemli Baş Çavuş ÖMER HALİSDEMİR / ÖZEL KUVVETLER KOMUTANLIĞI

ŞEHADET TARİHİ 16 TEMMUZ 2016
Rahmet minnet ve saygıyla önünde eğilerek…

Ve milyonlarca vatan evladı can siperhane biçimde sokaklardaydı. Çatışmalar bittiğinde, zafer Asil Türk Milleti’nin idi.. İşte o gece anlatılmayan, destansı görev yapan, sesleri çıkmayan, yıllardır var olan ama hiç kimsenin görmediği, komşularının garip biri olarak değerlendirdiği ve deli gömleği giydirdiği bir avuç vatanperverden bahsedeceğim.

Amatör telsizciler; Öncelikle amatör telsizcilik nedir diyerek kısaca özet geçeyim. Ulaştırma ve Altyapı bakanlığının gözünde hem var hemde yok olan, Kıyı emniyeti genel müdürlüğünce belgelendirilen ama yasal yönetmeliği dahi uygulamadan kaldırılan, hiçbir menfaat gözetmeden gönüllülerden oluşan, haberleşme operatörlerinin icra ettiği vazife uğraşıdır.

O karanlık ve bir o kadarda puslu gece yaşananların sadece haberleşme boyutundaki, kısımlarına dair özet geçmenin faydalı olacağına inanıyorum.

Teknoloji, sanayi çağının başlangıcından itibaren hızla gelişti. Savaşların da en önemli kısmı muhabere halk dilindeki sözcüğü ile, haberleşme’ dir. 1. ve 2. Dünya savaşlarının ülkemizin yaptığı her işin temelinde haberleşmenin güvenliği stratejik bir anlam ifade etmekteydi. Araya girerek yanlış iletilebilen bir haber binlerce masum insanın hayatına, hatta ülkelerin geleceğine şekil vermesine sebep olmaktaydı. İşte öyle bir gün 15 Temmuz 2016 Cuma. Yeryüzünün mahşeri Türklerindi. O gece bir avuç vatan evladı her zaman hobi olarak QSO (iletişim konuşması) yaptıkları, çeşitli frekanslarda ve bir çok rölede de milli Kuvvetlerin haberleşmesi amacıyla frekanslarını kamu hizmeti için hazır tuttular. O gün bu kadar hainlik ve kahpeliğe karşı “Onurlu Millet Başı Dik Devlet” sloganını en gür şekilde söyleyen birileri vardı.

TB1MAD- Amatör telsizci, Mesut Aydeniz

“Biz buradayız” mesajını en sosyal biçimde vermiş oldular. 15 Temmuz 2020 olarak, Cunta girişiminden dört yıl sonra tekrar hatırlamak ve hatırlatmak istedim. Bir kaç kupona alınmadı bu vatan!

Bundan sonra ne yapmalı nasıl yapmalı? Öncelikle üç tarafı denizlerle ve dört bir yanı hainlerle çevrili ATA VATAN Türkiye’nin, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı içeriğinde bir bakanlık kurarak “Sivil Haberleşme”yi destekleyen ve yöneten / yönlendiren bir pozisyona geçmesi gerekir. Bunun yanı sıra, tüm vatandaşların eşit olduğu, her işin istişare ile kararlar aldığı koordinatör bir kabine ile devlet sisteminin dengelenerek, kuvvetler ayrılığının da eşitlenmesi sağlanmalıdır. Kalabalık nüfusu ve oy oranları olduğu düşünüldüğü için, hiçbir gruba, zümreye, cemaate ve tarikata, üniter yapımızı bozmak amaçlı (küresel güçlerce oluşturulan) gruplara, gençlerimizi kaptırmamak ve devlet kadrolarında onları barındırmamak önemlidir.

Halkımızın böyle durumlarda iletişimi güçlü ve sağlıklı kurulması için gerek okullarda, gerekse camilerde ve üniversitelerde dersler verilmeli. Ana akım iletişim kanalları kapalıyken, devlet ile millet iletişimi asla kesilmemeli. Liselerde “Milli Güvenlik” dersleri yeniden ders programlarına eklenmeli, asker halk arasındaki yakınlık arttırılmalıdır. Demokrasiye yapılan saldırıları, dün olduğu gibi devlet ve millet el ele verip bertaraf etmelidir. Bunun da yolu öncelikle eğitim iledir. Ülkemizin gençlerinin eğitimine teknik alt yapılarımıza Ar- Ge projelerine süratle önem vermeli. Ülkemizi katma değerli ürünler ile zenginleştirmeliyiz. Yani “Bilim ve irfan yolunda birer mücahit olmalıyız..” Gençlerimize “MİLLİ SERVET” gözüyle bakmalı; Gençliğe hitabenin neden yazıldığını her an düşünmeli ve eğer ipin ucunu kaçırırsak, tekrar istiklal marşı yazacak şairi aramak zorunda kalacağımızı unutmamalıyız.

Milli bir devletin temeli, milli ve manevi duyguları yüksek vatan evlatlarının omzunda yükselecektir.

Bedeli ödendi ve tekrar kazanıldı. 

Bu vesile ile Gazilerimizi saygıyla, Şehitlerimizi de minnetle anıyorum.

Yaşasın Vatan ve Yaşasın Türk Milleti !

TB1MAD Amatör Telsizci, Mesut Aydeniz.

Azerbaycan Türkü olduğum için bizim lehçeden bir muzik eklemek istedim.

Yazının Sözü Uygulaması :

” MUHABERESİZ MUHAREBE OLMAZ ” Mustafa Kemal ATATÜRK

Hayatta ihtiyacım olan ekmek, su, akıl…

Bana göre hayat, insanın yeryüzüne, En el hak tarafından üflenmesiyle yani ruhun beden için Tanrının emriyle vucud bulması ile başlayan süreçtir.

Yer yüzünde ilk adımlarını atmaya başlayan birey boş bir bardağa benzer ne ile doldurursa, içerisinde ömür boyu onu taşır.

Ama ham haliyle yapamayacağı cahillik olduğunu sananlar ise, yanılırlar eğitimli bir cahil, eğitimsiz bir cahilden daha tehlikelidir. Zamanla tecrübeler ateşinde yanarak pişmeye doğru yol alır.

                                                      HAMDIM :

*Kendine yararı olmayan bir birey başkalarına da yardım edemez.

*Fazla konuşmadan çok dinlemek önemlidir.

*Bir hedefin var ise acele etme, acele edenin eceli gelir sabır yolunda yoğrulan hamur mayasını sağlam alır.

*Toplumda kabul edilmeme gibi korkuların var ise o toplumdan uzaklaş böylece aslında küçük bir kutuda boğulduğunu göreceksin…

                                                         YANDIM ;

*Eline,diline ve aklından geçenleri yaparken sabırlı ol zamanını bekle…

*Veren elin alan elden üstün olduğunu unutma.

*Asla hiçbir koşul ve şartta kim olduğunu ve nereden geldiğini unutma…

*Eğer önünde insanlardan oluşan  çok engelin var ise ; anla ki doğru yoldasın.

* Özellikle milli meselelerde  başarıların hiçbir zaman cezasız kalmaz ama nitekim unutulmaz da…

*Unutma yapayalnızsın kimseye gerektiğinden fazla inanma ve güvenme… Bunu yanma sürecinde yanarak tecrübe edeceksin.

*Eğer ekibi başarılı bir lider olmak istiyor isen ekip arkadaşlarına sadece kaldırabilecekleri kadar sorumluluk yükle ki başarıya ulaşabilsinler. Ancak aşamalar dahilinde zorlanacakları işlerde görsünler ki, isterlerse neler yapabileceklerini de fark etsinler.

*Bir ekipte lider olmak istiyor isen lider yetiştirmeyi de bileceksin.

                                                                PİŞTİM ;

*Dünyanın geçiciliğini ve asıl yaşayanların mezarlık’ta olduklarını sandıklarımızın olduğunu öğrendim.

*Kilin ancak, güneşte üflenerek şekil alacağını öğrendim.

* Ne olduğumdan çok ne olacağımın önemli olduğunu öğrendim.

*Varlıktan çok yokluğun değerli olduğunu öğrendim.

*Hayatta asıl kaybettiklerimizin bizim için sayılı günü olan bu dünyada bir kazanç olduğunu öğrendim….


Ve öğrendim ki hayat denilen bu filim karesinde Son perde ölüm değildir…..

Yazının sözü uygulaması :

Şuan farkında değilsin ama, hayatına anlam yükleniyor…

Ancak; hayatın sana giydirdiği haki yeşil yıkandıkça kendini bulacaksın.

İş ve sosyal hayatta başarı için beklemeyin…



*Nazik olabilmek için karşınızdakinden önce gülümseyin…

*Karşıdan beklenilen her hareket umutsuz vakaları bekleyen doktor gibidir.

*Sevmek için sevilmeyi beklemeyin, sergi varsa elbet er ya da geç karşılığını alırsınız.

*İnsanları değer yargılarıyla oldukları gibi kabul edin.

*Bir arkadaşın değerini anlamak için yalnız kalmayı beklemeyin…

*Çalışmaya başlamak için en iyi işi beklemeyin. Unutmayın ki daha iyi bir iş için altyapıdan yetişip iş tecrübesi sahibi olmanızı ve ast üst arasındaki iş ahlakından haberdar olmanızı isterler…

*Biraz paylaşmak için, elinizin aşırı derecede bol imkanlara sahip olmasını beklemeyin. Sevgi de mal mülkte para da paylaştıkça çoğalır.

*Büyüklerce verilen öğütleri hatırlamak ve hayatınızda yer vermek için illa düşmeniz gerekmediğini fark edin.

*Duaya inanmak için başınıza felaket gelmesini ya da zor da kalmanız acı çekmeniz gerekmediğini bilin…

*Yardım edebilmek için diğerlerinin acı çekmesini beklemeyin…

*İnsanların size ya da sizin sevdiklerinize karşı yaptıkları için, affedebilmek amacıyla karşılık olarak başınıza gelenleri tecrübe etmelerini sağlamayı ya da başkalarının size bu yolda yardım etmesini beklemeyin.

*Özür dilemek için, kalp kırılmasını etkinin kangren olacak psikolojik yaralara dönüşmesini beklemeyin…

*Ne küsmek için bir bahaneyi ne de barışmak için ayrılığı beklemeyin…


Sevgi Tanrı’ nın yarattığı en sonsuz ve en yüksek duygulardan birisidir. Eğer yukarıdakileri yapamam ya da yapmakta zorlanırım alışkan’ ım diyorsanız ;

ALIŞKANLIKLARINI OLMAZSA OLMAZ GÖREN KİMSE İÇİN, OLMAZSA OLMAZLAR KARŞISINDA YENİLGİ KAÇINILMAZDIR.

 Bu söz alışkanlık yaptığınız davranışların sonucu olarak görebilirsiniz…

Yazının sözü uygulaması :

Bir işi ilk yaptığınızda, yardım ediyorsunuzdur.

İkinci yaptığınızda, yardımcı olmak gerekliliğine inanıyorsunuzdur.

Üçüncü defada ise; artık o yardım adında yaptığınız iş sizin asli vazifeniz olmuştur.