İyi bir kariyer için etkili satışın temel noktaları

Aslında her ticari faaliyetin arkasında bir satış vardır ve bu olayı da gerçekleştiren de  bir satış danışmanı vardır. Ülkemizde en rahat iş bulunulan ancak, en zorlu süreçleri barındıran çalışma iş ünvanıdır. Asli başarı için temel kuralların uygulanması gerekir. Süreçte asıl önemli olan müşteri olarak görüştüğümüz kişiyi misafir olarak kabul edip, ona göre davranış sergilememiz gerektiğidir. Tek bir ürün satın almasa dahi gösterilen ilgi alaka ve alanınızdaki samimi içten davranışınız müşteri ile sizin aranızda görülmeyen bir bağ oluşturur. O gün orada her iki tarafta istediğini elde edememiş olsa da müşteri deneyimimin’ den memnun kaldıysa da bunu çevresine elbette anlatacaktır. Memnuniyet nedenli farklı şehirden geldiğinde bana uğrayıp benden ürün temin etmek isteyen müşterilerimde oldu. Bunun sebebi, onlara gösterdiğim ilgi ve samimiyetten başka bir şey değildi.  

Size ürün sormaya gelen kişi satın almak için geliyordur. Sizde ona ihtiyaçları ve ek ihtiyaç olabilecekleri sunarken sizin için kendisinin önemli olduğunu hissettirmelisiniz. Çünkü bir ihtiyacı var ve temin etmek istiyor. Bunu yaparken siz bundan para kazanıyorsunuz. 

 Müşteri değer ve önem ister. 

Bahsettiğim şey, müşteriye ürün verilip hayırlı olsun denilmesi değildir. Bunu her işletme yapıyor sizin bir farkınız olmalıdır. 

Siz sadık sözünüz güven veren duruşunuz ile önem veren ilgi alanızla görevinize hakimiyet ilginiz ile size daima gelecek düzenli müşteriler kazanabilirsiniz. Önemli olan müşterinin işletmeye attığı adımda hoş geldiniz ile karşılayıp yolcu edene kadar güler yüzle ilgilenip, istek ve sorunlarına çözüm bulurken, ona özel olduğunu ve burada bulunma sebebinizin kendisi olduğunuzu o olmazsa sizin de orada olamayacağınızı da hissettirmelisiniz.  

Hatrınızdan çıkarmayın, siz de başka işletmede müşterisiniz, haliyle ne görmek istiyorsanız öyle davranın. 

İnsan olmanın güdüsünde üstün olma ego sahibi olma, onaylanma isteği ve de bende buradayım dediklerimi doğrulayın yoksa yanınızda duramam mesajını ilettiğinde onu anlamanızı hep isterler. Onlar özel olmasa da özel hissetmek isterler, maalesef bazen dünyayı onların etrafında döndürmeniz gerekebilir.  Mesela onlara yapay işlemcili KİOKS ekranı dediğimiz dokunmatik ekranlardan istediklerini verebiliriz. Bu genellikle yapı marketlerde olan bir uygulama olarak bilinse de, başlangıcı Almanya ve bir çok Avrupa ülkesinde hizmet veren büfelere de verilen isimdir. Ülkemizde de belediyeler aktif olarak vatandaş ile iletişim kurmak için kullanmakta, aslında konu dışına çıkmadım sadece, KİOKS un bilgi ve ihtiyaç karşılayan bir sistem olduğunu örneklerle ifade etmek istiyorum. İnsanlar bu cansız sistemlerde dahi, bir insanın onunla ilgilenmesini ilgi ve alaka göstermesini isterler.  Kullanılan anahtar kelimeler birlikte anlam kazanırlar. İnsanlara KİOKS ekranı gibi davranırsanız onlara bir şey satamazsınız.  

Etkili müşteri ilişkilerve onlara özel hissettirmeniz sizin tercih edilmenizin sonucudur. 

Müşteriler daha önce bahsettiğim gibi yanlış ürünü ifade etseler de, istedikleri ve ihtiyaçları farklı da olsa cümleyi farklı kurup farklı şey anlatıp sizin çok başka şey anlamanızı beklese de, kendilerince haklıdır. Çok sık yaşadığım bir durum olduğu için artık bu durum çok sıradan gelmekte, mesela ben bir yapı markette çalışıyorum bana adaptör conta var mı dediğinde tesisat ürünü olan adaptör contayı gösterdiğimde hayır ben bunu istemiyorum siz bu işi bilmiyorsunuz neden buradasınız diyebiliyor. Sonradan resim gösteriyor ve 3*15 metrik vida ve somon ihtiyacı olduğunu fark ediyoruz. Bazen pul olarak ifade ettiğimiz içi delik çivi, vida girebilmesi için kullanılan bir başka malzeme ile bir arada tutunmasını sağlayan kısma da conta dediklerine şahit oldum. Ama aklınızda bulunsun tesisat alanında conta kullanılıyor diğer alanlarda da adını bilmediğiniz ürünlerde varsa resim göstermeyi deneyin.   

Bunlar tabii belli bölgelerde yaşanan yerel nitelikli işletmelerde yaşanan olaylar birde kurumsal açıdan incelemek lazım. 

Müşterilerinizin özel günleri olan doğum günleri çeşitli olaylarının yıl dönümlerini  veritabanlarına kaydettiğinizde ülkemizde bankaların daha çok kullandığı bir yöntem olsa da çok etkili olan onlara özel günleri kutlamak, işletme modelinize uygun ise indirim kampanyaları kişiye özel müşteri bazlı faiz oranları veya paket hizmetler de çok etkili olabiliyor sigorta şirketleri ve bankalar bu konuda çok etkinler, mesela maaş bankam bana doğum günü pastası hediye etmişti. Bu yöntemler hem satış ve hizmet artış oranlarınızı etkiler hem de müşteri memnuniyetinizi en yüksek düzeyde tutar. Belli sektörlere ve kategorisel hizmetler veren bir işletmeyseniz, eşantiyon mantığında sizin işletme bilgilerinizi taşıyan flash bellek, kalem veya kartpostal hediye edebilirsiniz. Kart postal eskidi diyebilirsiniz ama, e- mailden daha çok samimi geleceğine ve gülümseteceğine emin olabilirsiniz.  

İlgi her zaman şart, ama bu ilginin de bir düzeyi olmalı. 

Gelen misafirimizi mutlu etmenin yolu yollarına serdiğimiz kırmızı halıdan geçsede bundan daha etkili çözümlere ihtiyacımız var. Elbette bunu yaparken yarım doktor candan yarım satışçı işletmeden eder. Sözünü eklemek lazım. Bazı satıcılarda gözlemlediğim gözüyle müşteriyi yakalayıp hemen verelim ürününü gitsin mantığı bazı noktalarda işe yarasa da, her zaman işe yaramayabiliyor. İşletmeniz fiziki bir işletme ise hoş geldiniz ile başlayabilirsiniz. Ancak işletmeniz web sitenizden hizmet veriyorsa, müşterinize e- posta bombardımanları ile baskı ortamı oluşturmayın. Böyle bir durumun sonucu her vadede işletmeniz için olumsuz olacaktır. Müşterilerinize bir telefon kadar uzakta olun ki, geri bildirimlerini rahatça yapabilsinler sorularını sorabilsinler ki, sonraki aşamadaki siparişlerini araya ekleyebilelim. 

Onlara ayrıcalıklı olduklarını hissettirin ve geri bildirimlerini her zaman not alarak çalışın. 

Bir işletmenin varlığı müşterilerinin varlığına bağlıdır onlara bunu sıkça hatırlatın ve sen yoksan biz bir eksiğiz mesajını verin. Ayrıcalıklı müşterileriniz için ayrı bir listeniz olsun. Mesela çalıştığım işte benim USTA yetkilisi olarak, beraber iş yaptığımız ustaların  bilgilerini içeren bilgilerin olduğu dosyam var. Onlara özel bir toplanma organize edebilir, ürün tanıtımı yapabilir, kampanyalı ürünlerinizi what Sapp mail gibi uygulamalar  aracılığı ile onlara bildirerek ürünleri satın almalarını ve onlara değer verdiğinizi gösterebilirsiniz. Hatta gerektiğinde işletmenizi özel müşteriler için, mesai saatleri dışında da açabilirsiniz. Elbette işletmeler için tüm müşterileri değerlidir ancak, en çok alışveriş yapan müşterilerinize bu şekilde de bir teşekkür edebilirsiniz.  

Onlardan gelecek geri bildirimlere çok önem verin ve bunu onlara sıkça hatırlatın, çalıştığım bir ketcap şirketinin kapağında yaşadığı sorunu aktaran müşterim için şirketin üst yönetiminden müşterim için özel görüşme ayarlamıştım. Belki ayda 4 kutu ketçap sattığım müşteri için bölge müdürünü çağırmam garip olsa da o görüşme sonrası tüm ambalajlarda eksik ve hatalı işlemler son buldu haliyle müşteri şikayetleri de son buldu. Toplanacak basit bilgilerle müşterinizin ihtiyaçları ve isteklerine göre çözümler üretebilirsiniz. Eğer küresel bir işletme iseniz, bölgesel hatta kıtasal değişimler ve moderniteler oluşturmanız anlık güncellemeler yapmanız gerekir. Mesela, ülkemizin tekstil sektörü firmalarından biri olan ZARA markası ürünlerini dönemine özgü ve ortalama üç ayda bir moda belirleyerek veya magazin haberlerinde tanınmış bir kişinin üzerinden görülen bir kıyafetini örnekleyerek ve de  kombinasyonları ile birlikte satıyor çanta, kıyafet ayakkabı bir arada şeklinde hazırlayarak, müşterisine zamandan tasarruf ettiriyor, ücreti en yüksek ve en güvendiği ürünlerini mağazanın girişine koyarak iddalı bir satış stratejisi  uyguluyor ve gerçekten çok başarılı. ZARA işletmesinde en çok dikkatimi çeken şey ise, örneğin Türkiye istanbul’ da  bir mağazasında tercih edilmeyen ürünleri Singapur’ daki mağazasında bulabilirsiniz veya Avrupa’ nın herhangi bir köşesinde belki de  balkan ülkelerinde bulabilirsiniz. Ve bunları ortalama 2 3 ayda bir değiştirdiğini düşündüğümüzde çok etkili olduğunu gözlemledim. Pek çok işletmede özellikle iş yeri önüne malzemeleri sergilemek için koydukları sergi düzenlerini aylarca aynı yaptıklarını gözlemledim. Bir süre gözlem yaptıktan sonra ben de çalıştığım işletme de de bunu gözlemleyince yerlerini değiştirmeyi ve yeni ürünler eklemeyi denediğimde sonuç etkileyici derecede müşteri ilgisini çekmeyi başarmış ve satış oranlarımızda ciddi bir artış sergilemişti.  

Kısaca yaşadığım örneklerden de ekleyerek, etkili ve verimli satıştan bahsetmeye çalıştım umarım sizin için de etki ve verim sağlamıştır. 

Yazının Sözü Uygulaması :  

Ticaret evlilik gibidir, iyi günde kötü günde iş ortaklarınızın iş paydaşlarınızın ve de çalışanlarınızın yanında olmalısınız ki, ihtiyaç duyduğunuzda onlara sizin yanınızda durabilmeleri için bir fırsat verebilesiniz.  

Sosyalim ama yeterince aktif miyim ?

KİME NEYE GÖRE sosyalim?

Sosyal medyada aktif olmak nedir ne değildir?

Sosyal medya dipsiz kuyu ve bilinen belli başlı sohbet ya da resim, yazı paylaşma uygulamaları dışında milyonlarca bilinmeyen türevi olan ve sayısız güvenlik açığı barındıran; bazılarının “Durmaz” dediği davranışları yapmadan durmayacaklarını gösteren bir sanal platform.

Unutmamalıyız ki sosyal medyada aktif olmak demek, gerçek anlamda sosyal olmanın önündeki en büyük engeldir. Aynı oda içerisinde birbirlerine WhatsApp’tan mesaj atarak “su isteyen” insanlardan olmamak dileğiyle.

Sosyal medyayı kullanmak zorunda kalanlar için gözlemlerime dayalı bazı tespitlerimi paylaşmak istiyorum.

1- Profil resmi, özellikle İnstagram ve Facebook’ta gizli profillerde yabancı birinin sizi eklemesi için “beni ekle” mesajının yansımasıdır. Bu nedenle, doğru açıdan çekilmiş bir fotoğrafınızın olması gerekiyor. Hatta “kişilerim” seçeneği seçilmemiş ise, WhatsApp’ta da sizin numaranızı ekleyenlerin karşısında etkileyici bir fotoğrafla çıkmanız, her zaman size iyi bir puan getirecektir.

Ara not: Doğru çekilmiş fotoğraf nasıl olmalıdır sorusuna cevaben, yüzünüz açık net ve güneş ışınları veya karanlık tarafından baskılanmamış, vücut bütünlüğünü bozmadan çekilmiş ve de mümkünse öğleden sonra çekilmiş ya da kapalı mekân fotoğraflarını tercih etmelisiniz.

2-Paylaşılacak fotoğraf çok iyi bir fotoğraf kamerası ile çekilmeli; sonradan yüklenerek görüntü filtreleri ile farklı bir atmosfer oluşturulabilinir. Sosyal medyada canlı yayın yapmadığınız sürece, sonradan paylaşmanız görüntünün kontrolü ve kalitesini çok etkileyecektir.

3- Tatillerde günlük 2-3 hikâye paylaşmanızı anlayabiliriz ama bunu resim paylaşımı yaparsanız bunun bıktırıcı bir etkisi olur.  Tüm paylaşımlar yüksek çözünürlük ve çok iyi düzeyde görüntü kalitesine sahip olmalıdır.

4- Paylaşım demişken paylaşmanın usül ve kurallarından da bahsetmek gerekiyor. ülkemiz şartlarında sosyal medyayı en çok kullanan kitlenin “işçi kesimi” olduğunu düşünüyorum. Ekonomik düzeyi yüksek olan holding patronları, evrak imzalamaktan sosyal medyada gezinti yapmaya fırsat bulamıyor olabilirler. Başka bir deyişle, zengine 10,000 TL ver iş kursun, fakire 10,000 TL ver de yeni İphone alsın. Hayatını vardiyalı düzende geçiren işçi kesiminin sosyal hayatı da vardiyalı olsa gerek…

5-Öğlen yemek arası vakitleri 12:00 ile 13:30 arası genellikle olsa da bazı işlerde yemek saati esnek olabiliyor. Mesela benim çalıştığım işyerinde sabah vardiyası çalışanları 13:30 ile 15: 30 arasında sosyalleşebiliyor, yani yemek molasına çıkabiliyor. Bu süreç 30 veya 60 dakika ile sınırlı olsa da sürecin sosyalleştirebildiği düzey, sadece cep telefonunda mesajlara cevap yazabilmek ve resim paylaşmak veya beğenebilmekten ibaret kalıyor…

Tabii bu işin akşam vardiyası çalışanları için yönü de var. Genellikle uykucu kesim olan bu kişiler, akşam 21: 30 ile 24:00 arasında sınırları zorlayarak, heyecan, aksiyon ve gerilimleri Facebook ve İnstagram’dan hatta WhatsApp hikayelerini izleyerek kendilerince heyecanlı bir şekilde yaşıyorlar…

Unutmadan yaptığım sosyal deneylere göre de, paylaşımlarınız da yazılı ise, resimli, kısa, öz ve net yazıların öncelik olması; Pinterest, İnstagram gibi “beğenilerin fotoğraf odaklı olduğu” uygulamalarda ise, bizzat kendi fotoğrafınızı ya da en fazla üç kişilik fotoğraflar paylaşabilirsiniz.

Ek bilgi olarak, İnstagram sayfalarında belli bir kitleye ulaşmanızın ardından belirlediğiniz dakika aralıklarında otomatik paylaşımlarınız yayına girebiliyor.

Her gün bir şey paylaşmak zorunda değilsiniz.

Spor yapıyor olmak “her gün sporda olduğunuzun gazete ilanına dönüşebileceği” anlamına gelmiyor. Bu durum kısa bir süre sonra insanların sizi takipten çıkarması için ciddi bir sebep olacaktır.

Tabii bunun da yapılabilmesinin bazı yöntemleri de yok değil…

Mesela ben “Amatör telsizciliğe” meraklıyım. Konuyla ilgili resim veya videolarımızı paylaşabilir, basitçe açıklamayı da yaparak hashtag dediğimiz etiketleme mevzunu konuya vidalayabiliriz.

Hep kendiniz olun ama duygularınızı sizden daha iyi ifade edebilen yazar ve çizerlerin hakkını da vermek gerek.. Hashtagler eşliğinde onların sözlerini de paylaşarak “ben farklıyım” diyebilirsiniz.

Fotoğraf ve videolarda farklı stiller kullanabilir onları efektlerle zenginleştirebilir; hatta başka hesaplara yorum yazmak ve paylaşımlarını beğenmek suretiyle onların ilgisini çekerek, psikolojik olarak “ben de ona yapmalıyım” kartını açmalarını sağlayabilirsiniz.

Unutmadan albenisi olan renklerin önemini de ihmal etmeyelim. Renkler çok önemli ve anlamlarını yeterince bilelim…

Yazının Sözü Uygulaması:

Dünyadaki düzen tamamen alacak verecek üzerine kurulu olsa da bazı şeyler veresiyedir.

Tarihte Bugün Ne Oldu ?

1853 – Sinop BaskınıKırım Savaşının önemli çarpışmalarından biri olan baskında Rus Karadeniz donanması, Sinop’ta Osmanlı donanmasına ağır bir darbe indirdi.

1909 – Osmanlı tarihiyle ilgili bilimsel çalışmalar yapmak amacıyla Tarihi Osmani Encümeni kuruldu.

  • 1988 – Tek tip elbise giyilmesine karşı cezaevlerinde yapılan açlık grevleri, beş cezaevinde anlaşmaya varılması üzerine sona erdi.
  • 1990 – Zonguldak‘ta 43 bin maden işçisi greve başladı.
  • 1997 – Genel nüfus sayımı ve seçmen yazımı gerçekleştirildi. Türkiye’nin nüfusu 62 milyon 865 bin 574 olarak belirlendi.
  • 1999 – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi PKK terörist grup sözde lideri Abdullah Öcalan için verilen idam cezasına ihtiyati tedbir kararı aldı. Mahkeme, Strasbourg‘daki yargılama sonuçlanana kadar infazın ertelenmesini istedi.
  • 2007 – İstanbulIsparta seferini yapmakta olan, Atlasjet Havayolları‘na ait 4203 sefer sayılı,MD-83 tipi yolcu uçağı, Isparta’nın Çukurören ve Kılıç köyleri arasında kalan Türbetepe mevkiinde düştü. Uçakta bulunan, 50 yolcu ve 7 mürettebattan kurtulan olmadı.

Evde mesleki çalışma yaparken motive olmanın ipuçları

Evdeki yeni ofisinizi kurmaya başlayarak ilk adımı atın. Ofisteki ortam eve gelmeli.

Gelişen teknoloji ile televizyona dönüşen tabletler, cep telefonları ve bilgisayarlar var olsa da, şimdi hepsini bir kenara bırakmanız gerekiyor. Yoksa ay sonunda kirayı nasıl ödeyeceğinizi kahvehanede tartışmak zorunda kalabilirsiniz. Malum çoğu yerde kapalı, hane halkı ile iyi geçinmek gerek. Evde oturup ayakları uzatırken veya dere kenarında oturarak çalışmayı elbet hepimiz isteriz. Ancak her istediğimiz her zaman olamıyor. Başka bir bakış açısıyla, ‘televizyon karşısında çalışabilirim dikkatim dağılmaz’ diyorsanız, konsantrasyon alanında “Melih Safi Duyar’a meydan okumanız” anlamına geldiğini unutmamanız gerekiyor. Malum yıllardır Dünya hafıza ve konsantrasyon şampiyonu…

Çözüm açık net ve basit, kendinizi COVİD- 19′ tanısı konulmuş bir hasta gibi çalışmanız gereken süreçte tüm dünyadan izole etmelisiniz. Tabii bu durumda 14 gün beklemenize gerek yok 🙂 Pazar alışverişi gibi balkonda mahsurda kalmayacaksınız 🙂

Ev ahalisine “artık ben yokum, başınızın çaresine bakın” demeyi bilin.

Eğer gerçekten evde çalışmaya karar verdiyseniz, o odaya sadece çalışmak için girin, cep telefonu, youtube veya bilgisayar oyunları hatta aileniz bile gelse kapınızı çalsa orada olduğunuzu bilse bile evde yoksunuz. Gerçi bu da apayrı bir irade işi, ben “gelmeyin” diye kapıya yazı asıyorum, “neden gelmeyelim” diye sormak için geliyorlar 🙂

Unutmayın ki; televizyon karşısında sadece spikerler dikkati dağılmadan çalışabilirler.

Bir süre dünyaya izole olup, kendinizle tanışın, belki iyi birisi olabilirsiniz. Aynı şirinler gibi olduk biz de..

Hayatı vardiyalı yaşamak mümkün olmasa da kendinize özel bir vardiya düzeni oluşturun.

Hayatın kendisi dahi dün, bugün ve yarından ibaretken, neden biz hayatımızı vardiyalı, düzenli ve disiplinli olarak yönetemiyoruz ?

Türkiye’de (TÜİK istatistikleri) 24 Ekim 2019 tarihi itibariyle, 2018’e göre girişimlerin %43.5’i hizmet, %36.1′ i ticaret sektöründe yer aldı. Hizmet sektörü toplam istihdamın %37.5’ini oluştururken sanayi sektörünün istihdamdaki payı %27.5 olarak gerçekleşmiş. Buradan nereye bağlamak istediğime gelirsek, duble yol kavşağı bile çıkar. Yeter ki yolu bulacak dirayet ve niyetimiz salih olsun.

Türkiye’de çalışan kesimin patronlar haricinde kalan kısmına genel olarak “işçi” adını verdiğimiz malumdur. İşçi her zaman işçi kalmamalı, bir bayrak yarışına sahne olmalıdır. Rahmetli Cem KARACA ve kardeşi Barış MANÇO’yu da buradan anmak gerekir. İşçi, sabah 06:30 ile güne başlayan, sabah akşam ve aracı versiyonlarıyla zor bir sistemde çalışan kişidir. Başka bir deyişle “vardiyalı, planlı, disiplinli” şartlarda çalışandır.

Kısa çalışma ödeneği sonrası çalışanların işe dönüşle birlikte psikolojileri…

Evde kısa çalışma ödeneği kapsamında, maaşınızı devletten alarak ulaşılmaz birisi olamayacağınızı hatırlatarak, her sabah saat kaçta kalkıp kahvaltı hazırlıyor iseniz, o saatte kahvaltınızı hazırlayarak yolda geçirdiğiniz vakti de kahvaltı sürecine ekleyebilirsiniz. Kahvaltı süresini biraz uzatmak gibi küçük yaramazlıklar kıyameti yaklaştırmaz. Uyanın, kahvaltınızı yapın ve çalışmaya başlayın. Çalışan kazanır…

Tekrar edilmeyen her iş unutulmaya mahkumdur, bir ayağı kırılmış ata benzer.

Dün geçti ve bugün yeni bir yaşamın içindesiniz. “Tez yazarken okula gidermiş gibi hazırlanırdım, kıyafetlerimi (Zırhımı) giyerek, kahvaltımı yapar, atom karıncanın uçma serüvenine doğru, hazır olan çayımla birlikte masama geçer, son işimi tekrar edip ısınma turu sonrası motivasyonumu tekrar kazanarak yazmaya, çalışmaya başlardım..” Unutmamalısınız ki önemli olan tekrarı doğru bir zamanlama diliminde yapmaktır.

Planlı çalışın eğer planlayamıyorsanız, iradeniz ile savaşınızı gözden geçirin.

En az bir gün önceden günlük planı hazırlarken, muhtemel süreçlerde haftalık ve aylık iş planınızı da hazır tutmanız faydanıza olacaktır. Mesela neler yazabilirsiniz? Mail gelen kutunuzu açılır pencere yaparak mailleri gözünüzün önünde tutarak, unutmazsınız; keza yapışkan kağıtlarla aranacak kişileri de karşınızda tutabilirsiniz. Elbette evden çalışan kişilerin 7/24 nöbetçi subay gibi müsait olmalarını beklemek doğru bir davranış değildir.

Verdiğim eğitimlerde bunu anlattığım genç bir arkadaş beni telefonla aramak için whatsapp’tan randevu teyitiyle aramaya başlamıştı. Bu ilginç gelse de çok hoşuma gidiyor. Buna benzer uygulamalarla telefon konuşmalarımı %80 daha az sürede tamamlamaya ve kendime zaman ayırmaya başladım. O %80’lik sürecin % 20’sinde ‘bloggerlik’ yapıyorum. Her şeyi olmasa da çoğu şeyi başarabilirsiniz; elbette ki öncelik sıranızı doğru yapabilmeniz şartıyla…

Hep çalışacak mıyız? Elbette ki dinleneceğiz.

İşyerinde de kahve, çay, yemek gibi belirli süreli ve ağırlıklı süreçlerde, nasıl kendinize dinlenmek için zaman oluşturduysanız, aynı rutin ve planlamayı ‘esnek çalışma modeli’ olarak evinizde de tekrarlayın.

İlgi dağılıyor ve motive olamıyorsanız.

Çalışırken bir anda instagram’daki komik videoları iş içeriğine eklediğinizi fark ettiyseniz, işleri takip için whatsapp açık olmalı, ‘telefon yanımda ama bakarken dikkatim dağılıyor’ diyorsanız, https://web.whatsapp.com/ İnternet sitesi bilgisayar ekranınızdan size whatsapp ekranı sunduğu için bu bahaneniz ortadan kalkıyor. Sosyal medya uzmanı olarak çalışmıyor iseniz, diğer sosyal medya adreslerine ihtiyacınız zaten kalmıyor 🙂

Çalışma masamdan sevgilerimi iletiyorum.

Haliyle telefonu yanı başınızda mezar taşı gibi durdurmanın da bir anlamı kalmıyor. Çok zor oluyor ama ben başardığım için sizlere öneriyorum. Yapmadığım başarmadığım hiçbir işi, ne ekip arkadaşlarımdan ne de danışmanlık yaptığım kişi ve kurumlardan istemiyorum. Öncelik kendi irademle sonsuz savaşımı kazanmak!

Benim kadar inatçı iseniz bilgisayar başında uyuyakalabilirsiniz. Elbet kazara ekrandaki yazıları silmemeniz gerekiyor. Çok acı bir süreç birkaç defa yaşadım. Haliyle, ekranla aramdaki normalde 30 cm olan mesafeyi 55-65 cm arasına uzatmayı alışkanlık edindim. Tabii bu süreçlerde dik oturmaya ve gerçek anlamda rahat olmamaya özen göstermenizi sağlık açısından öneriyorum.

Baktınız olacak gibi değil, kendinizi zorlamayın, bu molanın adı ‘uyuma zamanı geldi zili’dir. Veya Yepyeni bir kahvenin çekirdeğinin kokusu eşliğinde balkonda biraz hava almak ya da bir dostunuz ile “yüz yüze” edilen sohbet sorunuza çözüm olacaktır.

Yazının sözü uygulaması:

Esnek çalışma modelinde, maksat işinizin evde yapılabilecek kısmını evde yapmaktır, evinizi işyerine taşımak değildir.

Türkiye’de Coronavirüs’ ten “korunamazsak” ne olur ?

Coronavirüs Çin halk Cumhuriyetinde ortaya çıkışından sonra, İran’ nın kum kentinde başta olmak üzere, olan dini eğitim ağırlıklı üniversitelerinde yetişen Çin asıllı öğrencilerin önce ülkelerine sonra da İran da temasları ile geniş bir yayılma imkanına sahip olan COVİT-19 virüsü, İran da bürokrasi de ve diğer kamu kurumlarında yetişen molla zihniyetinin haber duyulursa ve virüsün İran’ ın dini eğitim veren kurumlarından yayıldığı ortaya çıkarsa bir çok işimiz deşifre olur endişesiyle saklaması sonucu, tüm ülkeye yayılan ölümcül bir hal aldı. Tespitlere göre; ( Virüs yayılım haritası who) İran üzerinden, İtalya ve diğer dünya ülkelerine yayıldığı iddaası söz konusu… Her şey bir yana bugün anlıyoruz ki ;

Yüz binlerce ölüme sebep olan COViT-19 Halk arasında adıyla CORONA, adlı dünyanın yeni misafiri İtalya’ dan çıktığı Dünya Avrupa turunu tüm dünyada büyük bir yayılımla tamamlayarak yaklaşık on gün öncede ülkemizde bizzat sağlık bakanlığımız tarafından misafir edildi.

Kendisinin konforu ve rahatı için yaz aylarında öğrencilere sunulamayan KYK yurtları ve özel vakıflara ait öğrenci yurtları tüm bölgelerde hizmet vermekte, bununla birlikte v,rüs için her şey düşünülmüş, sadece CORONA Virüsü için ayrılan hastaneler ve yepyeni malzemeler ile kendisi Türk misafirperverliğini yakından görüyor.

“Malum italya’ da tencere tava ile halk müzik yapıyorlar.”

Ülkemizde de durum maalesef her geçen dakika ilerlemekte, vatandaşlarımız Sağlık bakanı Sn. Fahrettin KOCA beyfendi’ nin uyarılarını ciddiye almayarak hastalığın yayılması için inanılmaz bir emek vermekte, Çocuklar gençler arasında yayılmasın diye üç hafta “ARA VERİLMESİ” Bakınız TATİL kelimesinden bahsetmiyorum. AVM’ ler de kapanınca, çimlerde bayırlarda halkımızın kendisini SUMO güreşçisi sanmasına vesile oldu. Hamdı senalar olsun.

Vakka sayısı heran artıyor. Bu nedenle kesin bir şey söyleyememekle birlikte, Uzun yıllar boyunca dünya genelinde bu kadar vahim bir durum yaşanmadığı için pek çok ülke bu salgına hazırlıksız yakalandı diyebiliriz. Şükür ki ülkemizin burnu beladan kurtulmuyor halkımız daima hazır !

Elbette her ülkede şartlar aynı değil bizde o el o ele değecek başka türlü görüşmekten keyif alamıyoruz, anlamsız oluyor bir araya gelmek. Tabii bu bireyselde böyleyken iş hayatı bu kadar bağımsız değil.

iş hayatı açısından bakarsak Çin Halk Cumhuriyeti Cenin yemekten islamın farzlarını ezberleme evresine geçişle birlikte;

Ekonomisinide şaha kaldırmak için ilk şokunu atlatmayı başardı ve tespit edilen vakaa sayıları bir önceki günlere göre hayli azalıyor.

Aslında meselemiz Çin değil, ülkemizde yaşanabilecek benzer bir krizde nasıl önlemler alabiliriz konusunu irdelemektir.

1. Durumu Heran Kontrol Altında Tutun

Kriz demek fırsat demektir. Çincede Fırsat anlamına gerçek manada gelmese de Çin devleti bu işi fırsata çevirdi.

Peki biz ne yapıyoruz ?

Kriz dinamik başka değişle değişken bir süreçtir. Her an hazır olmalı, kriz planlarınızı hazır tutmalısınız. Krizde ilk şoku hemen atlatmalı durumu anlamaya, daha sonrada planlamaya, stratejik davranmaya ve ayağa kalkıp tüm bunları bir araya getirip ders çıkarma aşamasına geçilmelidir.

Olabildiğine hızlı ve şirketin en yetkili ismi süreci bizzat yönetmeli böylece krizi yönetirken daha büyük krizlere engel olunmalıdır.

Her şey olayı iyi kavrayarak doğru stratejiyi doğru zamanda hızlıca uygulamaktan ibaret.

Mesela, Corona virüsünden örnek verelim. Temel gıda malzemesi olarak market ürünleri satışı ile ilgili faaliyet yapıyorsak, virüsün etkilerine göre öncelik sıralaması yaparak, istif ve karaborsa yapılabilineceğini tahmin ederek ürünümüzde toptan ve parekende satışlarını asgari düzeye indirerek, daha iyi kontrol edebileceğim e- Ticaret sisteminden kimin ne kadar ürün aldığını stok durumunuzu da kontrol ederek, kontrollü biçimde satış gerçekleştirebiliriz.

Peki sonucu nasıl olur derseniz ? Tedarikçileriniz’ den kaynaklı sorun yaşamaz iseniz;

Krizden etkilenir, ancak zarar görmezsiniz. Ve kriz bitiminde elinizde hala stoklu ürün olduğu için şirketiniz hisse değerlerini hızla arttırır.

2. Katı kurallar ile İşletme Yönetilmez

Planlama ve stratejiyi üst kadro ile hızlıca belirlenebilir ancak, herşey öngörülemez bu nedenle alt kademedeki personellere de insiyatif yetkisi verilmelidir. Başlar ayak olmadan yürüyemezler ayaklarda başın direktifi olmadan nereye gideceğini bilemez.

Hepimizde akıllı telefonlar var basit bir what sapp grubu ile tüm şirketin görüşlerini alabilir veya talimatları oradan iletebilirsiniz.

3. Çalışanlar Bilgilendirilmelidir

Kriz anında bilgi kirliliği de had safada’ dır. Her an yeni bilgi sizin adınıza rakiplerinizce sahaya sürülebilinir. Devletin kurumları da resmi açıklamalarda gecikebilir. Suları bulandırmak isteyen zihniyetler olabilir. Kısacası kriz müdahale edilmezse tarhana çorbasına dönüşebilir. Bunu engellemek için çalışanlarınıza gerektiği kadar bilgiyi ve iletişimi süreç dahilinde vererek sağlamanız gerekiyor.

Mesela açıklamalarınız yazılı ve resmi web sitenizde açık ve net olarak yazılmalıdır. İşletmenizin durumuna göre çalışma saatleri, çalışma esnasında dinlenme süreçleri ayrıntıları gibi süreçlerin takibi ile Korona vrüsü olabilecek çalışan ve de ailesinin süreçlerine kadar ayrıntılı şekilde açıklanabilir. Böylece coronadan çok kolay korunmuş olursunuz.

4. Görev Paylaşımını Tekrar Yapın

Corona gibi bulaşıcı hastalıkları tetikleyebilecek iş yerleri mesela oteller günlük işleyişine devam edemezler. Personeli işten çıkarmak yerine farklı görevler vermek, hatta şartlar elveriyor ise, başka işletmelere geçici transfer edilmeleri söz konusu olabilir.

5. İşletmenizi teknoloji ile dönüştürün

Ülkemizde de bir çok işletme hatta bazı bankalar çalışanlarının evden çalışmasını sağlayacak sistemler kurdular. Örneğin üniversitelerde dersler artık uzaktan eğitim ile yapılmaktalar.

İşletme içi what sapp uygulamasında basit bir grup açarak rahatlıkla işletmenizi de krizinizi de yönetebilirsiniz.

İşletmeniz zaten dijital hizmet veriyorsa, krizi en az kayıpla atlatırsınız ancak, bir mağazanız var ise,

Tek şansınız işletmenizi dijitalleştirmek ve E- ticaretin nimetleriyle tanışmak..

6. Ayağa Kalkıp Hareket edin ve Krizi Fırsata Dönüştürün.

Krizi haberdar olduğunuz gibi yönetmeye başladınız her şey yolunda demektir. Ancak kriz sizi yönetirse vay o işletmenin haline, krizler sizi etkilemese de, daha etkili pazarlama ve satış teknikleri ile bu süreci atlatabilirsiniz.

Ticarette her sektör planını kendine göre ayarlamalı ve ona göre stratejisini güncellemelidir. Mesela Corona salgınında tüm sektörler etkilendi. Ancak gıda, hijyen ve sağlık ürünleri, işletmeler arası e-ticaret, uzaktan görüşme servisleri, sosyal medya bu salgından ekonomik anlamda karlı çıkan sektörler.

Mesela üniversitelere uzaktan eğitim vermeleri için gerekli olan teknik makineleri satan şirketler bu işten ciddi karlar elde ettiler. Veya Köfteci Ramiz Evde ısıtılmalık köfte hizmeti sunsaydı bu işi ciddi bir sektöre dönüştürebilirdi.

7. Stratejik Davranın ve İhtiyaca Eğilin

Krizden en az etkilenen olmak için yaptığınız işe göre yenilik çıkarmanız gerekiyor. Başka bir değişle eski köye yeni adet getirmelisiniz.

Mesela KFC / Biten Tavuk Eti Skandalı

Ünlü tavuk restoranı zinciri KFC, 2018’in başlarında Birleşik Krallık’ta büyük çapta bir stok krizi yaşadı. Yani kısacası, koca zincir mağazanın koca ülkedeki şubelerinde tavuk bitti. Birleşik Krallık’taki 900 KFC restoranının çoğu, geçici olarak kepenkleri indirdi.  Ülkedeki KFC restoranlarının yarısından fazlası sınırlı sayıda menü ve her zamankinden daha kısa süren çalışma saatleri dahilinde yeniden açılsa da birçok restoran uzun süre kapalı kaldı.

Peki KFC ne yaptı ?

KFC bu krizde kendisiyle dalga geçti ve tüm olaya esprili bir şekilde yaklaştı ve bir halkla ilişkiler kampanyası başlattı ve bu kampanya ile Cannes Lions 2018’de “Altın Aslan” ödülü bile aldı.

Krizler doğru okunduğu sürece avantajdır.

Kriz yeni ihtiyaç demektir. İnavasyon ile bunu fırsata dönüştürmek gerekir.

sigortacılık sektörü yaşlı ihtiyarlar gibidir. Katı kuralları olur ama Corona yerim sizin kurallarınızı dediğinden beri, Ant Financial adlı firma, sigorta kapsamına korona ile alakalı yeni bir sigorta türü daha ekledi. Şirketin Şubat ayı sağlık sigortası gelirlerinin %30 artması da bunun etkili olduğunu gösteriyor.

Bunlar ne anlama geliyor ?

Corona er ya da geç bitecek dünyada kalıcı bir mesaj bırakacak öyle bir güç var ki sadece fakir ölmüyor. Ölüm herkese canı veren istediği an milyonlarca canı da alır. En kötü durumdayken yeniden hayatta verir.

Global bir belirsizlik esnek yaklaşımların iş hayatına faydalarını CORONA hastalığı sayesinde öğrendik. İnsanlık Hz. İsa’ nın doğumunu başlangıç kabul ederken Corananın bitirilişine doğru evrilebilir.

Herşey geçse bile yaşattıkları hiçbir zaman unutulmayacak, hastalıklar ve toplu ölümlerin merkezi olan Çin Halk Cumhuriyeti daha önceki Kronik hastalık olan SARS’ ta E ticareti öğrendi. Şimdi bakalım ne öğrenilecek bizler ne dersler çıkaracağız ?

Örneklersek ;

Genel işler nasıl ilerler, robot teknolojiler nasıl uygulanır, yapay zeka nereye ilerler, Online eğitim ile ciddi tasarruf ve yeni bir sağlık sistemi nasıl kurulur gibi bir çok soru cevabını bekliyor.

Artık değişim ve dönüşümü inavasyon ile birleştirip sahaya sürmenin vaktidir.

Yazının sözü uygulaması :

Başlar ayak olmadan yürüyemezler, ayaklarda başın direktifi olmadan nereye gideceğini bilemez.