Bu Son Olsun dediğin mülakat, bu olsun… 

Cem KARACA’ nın “Bu Son Olsun“ şarkısında olduğu gibi son mülakat son aşama ve son gerilim olması dileğiyle yazımın celsesini açıyorum. Mülga tabirlerin artık konuşulmayacağı son kararın verildiği Aleyhten leyhte görüşmeler ve mülakatlar yapmanız ümidiyle… 

Yarış atlarının eğitimlerinde engelli koşular vardır bizim de geleceğimiz yarış atı gibi yetiştirildiğimiz eğitim sisteminden çıkarak hipodruma benzettiğim KOBİ ‘ Lerden başlayarak devam eden Holdinglere uzanan zorlu ve yorucu bir efor sarf etmemizi sağlayan mülakat deneyimleridir. 

Bu süreçleri bir engel olarak görmek gözde büyütmek, her zaman parkurun uzaması ve yapabileceklerimizi de yapamamamıza yol açabilir. Sizlere parkurlarda rakiplerinize tur bindirecek koşu tüyolarını zembille indiriyorum.  

Her ilana başvuruyor her duyuruyu inceliyor hatta AVM’ lerde panolara asılan iş ilanlarına bile bakarak kendinize yeni işinizi arıyorsanız bazı noktaların üzerinden yeniden geçmenizin faydası olacağına inanıyorum. Çünkü; her ilana binlerce kişi başvuruyor mesela, personelin erkek veya kadın olmasının özel olarak bahsedildiği bazı ilanlar görüyoruz. Bu ilanlarda ilanda yazmayan cinsin başvuru yaptığını gözlemledikten sonra, her şey mübah oluyor. Böylelikle İnsan Kaynakları yetkililerinin işi hayli zorlaştığından belki de sizin başvurunuzu incelemeye vakit bulamıyor olabilir. Veya silsile ya da aşamalarla incelediği başvurularda yapacağın bir yanlış bilgi hamlesi senin yeterince incelenmemene sebep olabilir. Şimdi bu barikatı nasıl aşacağın üzerine biraz sohbet edelim. 

Hedefe gidilen yolda, çekilen çileye değmeyecekse herhangi bir kutsallığı çekilmez. 

Basit ve nokta vuruşu ifadelerle tekrar yapalım. 

Söz konusu firmanın münkün ise, görüşeceğimiz yetkinin mülakat süreçleri detaylı bir şekilde incelenmeli. 

Tüm şirketler dışarıdan sadece işe alım yapar gibi gözükür bazısı size evinizdeymiş gibi hissettiren konfor alanı sunarken, bazıları da bitse de gitsek şarkısını ezberleyecek kadar mırıldanmanızı sağlar. 

Başka değişle daha önce mülakat deneyimi edinmiş arkadaşlara tecrübeleriyle istifade edebilmeniz için fırsat isteyin.  

Dipnot diyelim, mekan’ nın sahibi olmasanız da mekan’ ın planını bilecek kadar yeni müstakbel işyerinizin yollarını ve alternatif ulaşım seçeneklerini en kısa süre ve en erken ulaşma yöntemlerine göre sıralayın.  

Bazı kahramanlar pelerin takmaz ya bazı şirketlerde insan kaynakları süreçlerini farklı işletirler.  

Örneğin ; ilk görüşmelerde temel niteliksel yüzeysel süreçlerden geçerken, bazıları doğruluk cesaret oyunu üzerinden bilgileri analiz etmeye çapraz sorgular gibi birden fazla kez aynı suallerde dans etmeyi sever. Bazıları da, önceliğini yüksek nitelikli aday grubuna ayırırlar ve tüm detaylarıyla şeytanı ararlar.   

Tabii yeni mezun kategorisinden çıkmış ortalama 5-7 yıl tecrübe edinmiş global şirketlerde kendinize yer edinmeyi hedefliyorsanız, hangi ülkenin şirketi ise, o ülkenin kültürüne olan uyumunuza çok önem verirler.  

Şirketin işe alım ilanında yazan özellikleri taşıyor olmanız doğru aday olduğunuz anlamına gelmez. Belki de sizin o şirketin alım şartlarının haricinde eleme aşamalarının da neler olduğunu bilmeli ona göre stratejiler geliştirmelisiniz. 

Küresel şirketler süreçler hakkında oldukça şeffaf olmakla birlikte, ana kurumsal sitelerinde ana dillerinde süreç hakkında size yardımcı olabilecek soruları sizinle paylaşabiliyorlar.  

O olsaydı bu olurdu onsuzda olmadı onun teyze kızı vardı da torpil ayarladı gibi varsayımları bir kenara bırakmalı hatta eski sevgili gibi ilk fırsatta unutmalıyız. Mülakat süreci hakkında önyargı ile başlayacaksan olacak işin bile olmayacaktır. Görüşmeyi yaptığın kişinin de seninle aynı şartlara sahip olduğunu bir gün kendisinde iş arayan kısmında senden daha kolay iş aramak zorunda kalabileceğini unutmadan, amacının en iyisinden öte istenilen asgari şartlara uymayan adayların elenmesi için çalıştığını senin en uygunsuz adaylar listesinde kendine baştan ilk sıralarda yer edinmediğin için mutlu olabilirsin. Sana düşen iş ise  kuruma ve pozisyona ne kadar uyumlu olduğunu becerilerin ile göstermek kalıyor.  Bunun içinde şirketi iyi tanımalı kurulduğu andan, bugüne kadar ki süreçte yaşanılan gelmişten geçmişe her şeyiyle çok iyi bir süzgeçten geçirip  tüm süreçlerini çok iyi öğrenmelisin. Hatta halka arz olan bir şirket ise, hisse değerlerini bile takip edebilirsin. Sadece google amca da bir searctan ibaret olmadan çalışanlara sormayı deneyebilir, şirketin sosyal medya hesaplarını takip edebilir, kendince olumlu olumsuz durumları değerlendirip şirketin senin gönlünü fetih edip edemeyeceğini öğrenebilirsin.  

Unutmadan, sosyal haklar ve maaş ve çalışma saatleri gibi bilgilere de ulaşım sağlanabiliniyor. 

Başvuru yaptığın pozisyona yeterli şartları taşımıyor olsan bile başvur. Havuzda bir su damlası olarak kayıtlarda saklanmış sırça köşklerde kendine kontenjan ayırmış olabilirsin. Belki de beklediğin pozisyon dışında başka bir pozisyon veya konum için sana davet gelebilir nereden biliyorsun ? 

Pencerenin diğer tarafından bakarsak, soğuk hava dalgasının yanında  güneşli günleri de göreceğimize inancım tam.  Şimdi size gittiğiniz iş görüşmesinden size nasıl yeni iş avantajları çıkaracağınıza dair ipuçları sunacağım. 

Olmak ya da olmamak işte mesele burada ya başvurduğun şirketin çalışanları arasında olacaksın ya da olmayacaksın. Geri kalan teferruatların çok bir esprisi kalmıyor.  

Asla yapılmaması gerekenleri değil, yapmanı önerebileceğim bazı klasik noktalarda bir satırla gezineceğim. 

Gösteriş siyaset sarmalı ve yılan hikayesine dönüşen mafya babalığı dışında, hiçbir yerde bir anlam ifade etmiyor. Sade özenli ve bakımlı bir o kadarda düzenli ol. Saatinden 15 dakika önce randevu yerinde olman gerektiğini hatırlatmaya gerek duymuyorum.  

Gönüllü tecrübe edinimlerin, stajların ve öğrendiğin ve de çalıştığın her proje için edindiğin kazanımları parçalara bölmek yerine ortak noktalardan genel ifadelerle bahsederek ara notlar halinde farklılıkları ve şu anda görüşmede bulunduğun iş pozisyon için nasıl pozitif etki edebileceğini şirket kültürüne uyumunu, kişiliğin ve de nasıl bir ekip üyesi, lideri olacağını doğru biçimde ifade etmelisin.  

Bundan sonrası çıkılacak keramettir. İşte o an 5 yıl sonra gelecekte kendini nerede görüyorsun diye soruyorlar ya, işte burada da gelecek planlarını anlatmaya başladığın an sana sunulacak maaş teklifinin ilk satırlarının karalandığı andır. Böylelikle işteki ilgi bilgi ve tecrübe seviyeni iyi aktarmış olacak ve şirketin vizyon ve misyonunu da çok iyi bildiğin için, şirketi geleceğe rahatlıkla taşıyacak kritik personellerden biri olacağının farkına varacaklardır.  

Sonuca bağlarsak ;  

Ne istiyorsan o senindir, yeter ki doğru zamanda doğru yöntemle doğru bir şekilde dosdoğru ol. 

Yazının Sözü Uygulaması :  

Çıraklığını yapmadığın işin ustası olamazsın.  

Yeni mezun ilk iş görüşmesine girerken ve bol noktalı sualler

Bedensel hareketlerimizin iş başvurularımızda etkisi… 

İlk iş görüşmesi yapabilenler bilir heyecanlıdır yapamayanlarda anlar aşırı gericidir. Aslında bu heyecanla gerilimin aksiyonla buluştuğu noktada bizi ele veren bazı adımlar var. Bu ispiyoncu duygular yapabileceğimiz bir çok iş için karşımızdaki işe alım yetkilisinin gözünde ya bu kişi bu işi yapabilir mi sorusunu sorgulatıyor. Tabii bilindiği gibi insanlar bir başka insanla tanışmaları ilk  otuz saniyesinde ön görüş-yargı kararını vererek bundan sonraki süreçte ona göre ağzınızda kuşta tutsanız o kuşun neden kanadı var diyebiliyorlar. İşte burada fiziksel diliniz ne söylerse söylesin anlamsız oluyor ve vucud diliniz size arabeks söyletebiliyor.  

Akademik ilanlarda çok sık görüyorum, aynı dil puanı almış aynı ALES puanı almış ama mülakatta biri öteki adaylar yerine seçilmiş, salih niyete dönersek bu kişinin davranışlarının ve özgüveninin etkisi diyebiliriz. Çok iyi test çözenin doktor olabildiği kan görmeye dayanamayan ama test çözdüğü için doktor olabilenlerin var olduğu bir eğitim sisteminde elbette bedensel davranış biçimlerinin kariyer hayatımızda etkisi yadsınamaz.  

Mülakat süreçlerinde bizzat deneyerek işsiz kaldığım beden dili hataları 

Gözler kalbin aynasıdır derler, gözleriniz çok güzel ve etkileyici olabilir ama iş mülakatlarında renginden çok kontrollü hareket edip etmediklerine çok dikkat ediliyor. Ani ve fevri hareket etmeleri sizin güvensiz biri olduğunuz veya gözleriniz açıkken hayır der gibi kurt ulumasına benzer gözleri dikmeniz sizin konuyla ilgilenmediğiniz ve doğru kişi olmadığınız izlenimi veriyor. Sırf bunları gözlemlemek için sayısız iş görüşmesine gidip elenebilmek ve o sıradaki gözlemleri not alabilmek için denemesini yaptım. Daha basit konuşursak, iki kişi arasında iletişim kurarken dahi, gözlerin dikkatlice bakılması ya duello yapıldığı anda ya da romantizim anlamı taşır. Her ikisi de tehtitkar olmakla birlikte arada gözleri kaçırmadan önüne bakmak hatta doğru bakış açısı olarak muhatabın iki kaşının ortasına odaklanmak gerekir. Böylece muhatap onun gözlerine odaklandığınızı ama bakmadığınızı düşünür. Göz temasının azı da çoğu da zararlıdır.   

Peki o zaman görüşmelerde nasıl bakacağız ? 

Güzel bakmak sevaptır şeklinde bir özdeyişimiz var. Gerçi biz onu da yanlış anlamış olsak’ ta iyi bakalım iyi olsun. Fazla odaklı ve anlık indirmeli kaçırmalı bakışlar agresif uyumsuz ve problemli bir tip imajı verirken, az bakmak ya da başka yöne bakmak kişinin dürüst olmadığı bir şeyler sakladığı şeklinde yorumlanıyor. Orta yolun yolcusu nasıl oluruz ? Ortalama bir görüşme 30 dakika oluyor. Tabii bekleme süreçleri ve diğer resmi oyalama manevralarını saymazsak diye ifade etmiş olayım. Gençler bir arkadaşınız ile göz göze 30 dakika vakit geçirip göz rengini henüz ezberlemediyseniz, ya içinizdeki romantik kişi hakkın rahmetine kavuşmuş ya da hiç olmamıştır. Göz dikerek baktığınızda bu ona tehdid olarak yansır. Ama normal baktığınızda sevgidir işte sevgiyle büyüyen insanlar olarak iş görüşmelerinde bu sevgiyi sınırlı düzeyde yaşamanız biraz da resmi davranmanız gerekiyor. Tabii Covid – 19 Sonrası tokalaşmalarda mesafeli olsa da siz de normal tokalaşsanız bile mesafenizi koruyun ve karşınızdakinin düşmanınız olmadığını fark ederek, elini sıkma düzeyiniz zarar vermeyecek kadar olsun. 

Bakışı hallettik te duruş eksik mi kalsın ?   

Kalmasın tabii görüşmelerde çok fazla olasılığınız yok zaten ya bir toplantı odasında ya da İnsan kaynakları yetkilisinin  kare odasında bir yumuşak bir koltukta yeriniz hazır. Durakalmak ile durmak bir o kadarda oturmayı ve kalkmayı bilmek gerek. Zengin kalkışı ile olmuyor bu işler. Dik oturman gayet normal de, bunu gerilim aksiyon filmi sahnesine çevirmen kendini kasman ve bu işte isteksizmişsin imajı vermene neden olabiliyor. 

Görüşmeler gerilimli ve heyecan verici olduğu kadar sakinlikte gerektirir. Rahmetli Kemal Sunal gibi ellerini masaya vurmak, Türk’ üz Türkü çığırmak tercih edilen yöntemler değiller. Sessiz sakin ve sabırla kaçınılmaz sona hazırlanmalısın. Tecrübe ettiğiniz gibi, İnsan kaynakları birimi sizi mülakata çağırmak için dahi arama gerçekleştiriyorlar. Arama esnasında senin adımlarını takip edemediği heyecanını hissedemediğini zannettiğin an,  ilk hatanı yapıyorsun. Sürekli bu işi yaptıkları için ses tonunuzdan söyleyiş biçiminizden, konuşurken seçtiğin kelimeler kendisine hitabın ses tonundaki değişimler senin hakkında karşı tarafa istihbari rapor sunar. 

Ben bu işi nasıl kazasız belasız atlatırım dersen, öncelik gerçek hayatta duygularını ve davranışlarını kontrol etmeyi öğrenmen gerektiğini hatırlatmak istiyorum.  

  • Başarısız olduğun nokta senin çalışman gereken noktadır. Daha önce görüştüğün ve seni işe almayan insan kaynakları yetkilisi ile tekrar bir görüşme fırsatı yakalamanın yoluna bakmalısın.  Böylece iki görüşme arasındaki farkı da bu süreçte geçirdiğin gelişimsel süreci de hazmederek öğrenmiş ve analiz etmiş olacaksın. Unutma % 100 Kaybedeceğin bir görüşmeye gidiyorsun yani daha kötüsü yok bu nedenle tamamen cesur olmalısın.   
  • Yakın arkadaşın ile prova yapabilir, bu sayede kendine ve arkadaşına gülebilir bolca eğlenebilirsin ama bunda utanacak bir şey yok. Korkunun ecele faydası olmaz. 
  • Ben yapacağım konuşmaları önce online ofis programında yazar sonra sesli robot okuması ile uyurken dinlerdim böylece kendi yazımı ezberlemek yerine aklıma kazırdım. Ve öğrenir doğaçlama yapabilecek cesaret kazanırdım. 
  • Hiç bir şey yapamıyorsan yetmiş yaş üstü dede ve ninelerimizde bile bulunan kamerası iyi çeken telefonunla caka satacağına kendini videoya al ve kendini izleyerek eleştirmek için kendinle yüzleşebilmek için kendine fırsat ver. Şimdi değilse ne zaman ?  

Buraya kadar resmin ön yüzünü konuştuk bir de arka planı var haydi yer değiştirelim sıkıldıkça yer değiştir böylece rotasyon ile kendini daha çok geliştirirsin. 

Mülakatı yapan sizseniz olayın rengi daha da değişiyor, İnsan kaynakları yetkilisi gibi çeşitli alanlarda mülakatlara girdiğim zamanlar oldu birde arka cepheyi buradan oluşan fırtınayı görmek istedim.  

Bu görüşmelerimi ve anılarımı şuana kadar kimseyle paylaşmamıştım. Benim yapmış olduğum ve farkına varmadığım o kadar çok hatamı başkalarında gördüm ki, prova ve iş yerinde rotasyon süreçlerinin anlamını çok iyi anladım.  

  • Her iş çok sayıda tecrübe ama az maaş talebine göre şekil alıyor talep arzı değil, arz talebi arttırıyor. Ülkedeki stratejik planlamaları stratejistler ve iş uzmanlarına yaptıramadığımız içindir belki de her köşe başında her işten anlayan ama benim alanım onu kapsamıyor demeleri…  
  • Aslında yazımın burası biraz uçuk genç ve tecrübeli isek, bir kademe de olsa üste kazara da olsa çıktıysak çıtayı yükseltmenin bambaşka bir yolu daha var. Kariyer dikeyde olur yatay da mimari oluyor da, adım adım inşaa edilen kariyer adımlarından mimarisi dikey veya yatay olamıyor mu ? Mesela olay mantık süzgecinde basit ilerliyor. Dikey kariyer de hep bir adım sonrasına aç gözlülük ile en son Genel Müdürlük koltuğunda patronununuz’ un neredeyse aile hayatını bile yöneteceğiniz bir geleceğe ilerleyip çok çalışayım emekli olurum derken, zincirli kuyu da giriş ücreti abonmanlar için 25 Bin TL  ölüm anında  6 Bine iniyor. Ama çok bürokrasisi var demiş olayım. Çalıştığım iş gereği mezarcılar sık sık bir şeyler almaya geliyorlar. Veya da yatay mimari kariyer yaparsanız örneğin Mekatronik Mühendisi oldunuz, Üretim mühendisi de olursunuz, teknik mühendiste veya İETT de çalışabilirsiniz veya yapay zeka ile makine teknolojilerini çalışabilirsiniz, hiçbir şey olmasanız üniversitede akademisyen olursunuz.  Her halükar’ da ortada bir mimari var ve bu mimari sizin gelmişinizden geleceğinize şekil verecek olan bundan sonra hayatınızı nasıl hangi şartlarda yaşayacağınızı statünüzü belirleyecek ön eleme taşıdır.  
  • Hangi süreçte olursanız olun hayat çift yönlüdür sizi alır işletmeye gösterir, işletmeyi de alır size gösterir ve ortaya oryantal oryantasyon süreci çıkar.  Hem kendini çok iyi tanıyıp tanıyacak hem de işverenin nerede hangi işe hangi koşulda başladığından şu anki hangi borsada hangi grupta hisse değeri olduğundan bahsedecek kadar tanıyacaksın. 
  • Yönetme erkine adaysan özgüvenin tam, risk oranını doğru tayin eden ve de duygusallıktan uzak olman gerekiyor. Stajda edindiğin, tecrübe dolusu bakış açısı sana gelecekte çok daha fazlasını kazanç olarak edindirecektir.  
  • Bir arkadaşım yıllar önce mesleğinde çok iyi olduğu bir dönemde her şeyi bırakıp cafeterya işletmek istiyorum demişti. Şaşırmıştım daha çok para kazanacağı mesleği varken ve bu kadar yetenekli iken, nereye gidiyorum zaman nasıl geçiyor yaptığım işten zevk alıyormuyum adımlarımı doğru atıyormuyum neyi ne şekilde ne için istiyorum ? Diye soruyormuyuz ? Para kazanmak mesele değildir önemli olan kazanılan o parayı harcayabilecek kadar ruh ve benden sağlığına sahip olabilmektir. Bİr dakika sonrası garanti olmayan bir hayat için fırfır gibi günlük iş hayatına, megakentlerin trafiğine ve günlük sadece günü kurtarmaya yönelik hazır tüketim hayatına fark etmeden ömrümüzü sunuyoruz.  

Ne zaman düşünsek bir kriz patlıyor ve düşünceyi düşünmeyi bile düşünemiyoruz.  

Düşün, tart sorgula ve uygula…. 

Nereye gittiğini bilmeyen bir gemiye rüzgar nereden eserse essin, sadece fırtınadır. Önemli olan rüzgarın yönünü avantaja çevirmektir. Kriz ile keriz kelimelerini ayrıt edebilmektir. 

Tuzak sorular ve düşüncelerin seni mahvetmesine izin verme ! 

Yönetici pozisyonunda isen beklentin genellikle şöyle olabilir. İK uzmanı sorar beklentiniz nedir hangi pozisyonlar ilginizi çeker. Zaten kurumsal şirketlerde önce önce iş adı, özellikleri, yapman gerekenler sonra hangi şartlar gerektiği gibi bilgiler açıkça yazılır. Bir de kuzeniniz varsa oldu bu iş. 

Eğer çok tecrübeli olsaydınız bu yazımı buraya kadar okumazdınız bu nedenle okumaya devam, Kelime çok basit mevcut pozisyonumdan daha iyi bir  kariyer adımı diyebiliriz. Bu adımda yatay veya dikey fark etmeksizin bir sonraki aşamaya ve ilgi alanınıza göre ilerleyen başvuru yaptığınız ilanın kendisidir… 

Böyle dedikte acele davrandık, görüştüğünüz kişi eğer üst pozisyon yöneticisi ise, küçük işletmelerde bile CEO ile görüşebiliyorsunuz ki o CEO diye gezen arkadaşa başka noktalarda mağaza müdürlüğü bile vermemiş oluyorlar. Yaşadım gördüm tecrübe ettim bu sebeple yazıyorum. Bilmemneoğlu yapı market vardı. CEO su bakkal çırağı edasıyla ortalıkta geziyordu. İyi ki olmamış. Bu sayede bugün bu yazıları size yazıyorum.  

Bir üst pozisyonu istiyorum demek, ben köyden yeni geldim, ben gariban ben yazık, siz benim adıma en doğru kararı verirsiniz beyim demektir. Bu böyle olamaz. Siz kabınıza sığmayacak ve ben bu işin bu şartlarını sağlıyorum ve başvuru yapıyorum diyeceksiniz o zaman işler çok başka ilerliyor.  

İş değişikliği yapacak olan, kendini yeterince tecrübe edinmediğini düşünen genç arkadaşlara… 

Word un eski formatında şapka çıkaran haydo’ ya benzer bıyıklı bir abimiz vardı. 2000 sonrası doğumlular bilmezler. En son biz 90’ lar sonrası son mahalle kültürü çocukları onu gördük.  Onun gibi bir şapka edindiniz ama, o şapkayı cesaret edip kirlenmesini de göz ardı edip çıkarıp ya alkışlıyorsunuz ya da düşünüyorsunuz. 

  • Diğer adaylardan farklarınız neler bir farkınızı ortaya çok iyi şekilde çıkarmanız gerekiyor. 
  • Doğru kelime, doğru strateji doğru yer ve doğru zaman ne varsa doğrulukta var. 
  • İlana başvurduğunuza göre okumuş olmalısınız SAP Veya ORKA veya ETA istenen bir ilana autocad bilgim şu düzeyde şu versiyonları kullanabiliyorum diye girmeniz size sadece tamam da niye geldiniz sorusunu sorduracaktır.  Hep derim işveren az maaş, az imkan az statü, az konuşma ama çok beceri ister. Özellikle ilanda göreve yönelik program bilgisi yeterliliği ne istiyorsa onda uzmanlığınızı uygulamalı kanıtlayabilmelisiniz. 
  • Mülakata girmeniz demek sorulan soruya cevap vermek dışında doğru soruları işverenin sorulmasını istediği soruları sormaktan çekinmemenizi gerektiriyor. İşi istediğinizi iş kültürü ve örgüt kültürüne hakimiyetinizle beden dilinizi de ekleyerek konuşun. 
  • Bu işletmeden ne isteyip ne istemediğinize iyi karar verdiğinize eminseniz başvurunuzu yapın beklentinizi karşılamıyorsa, bir arkadaşa bakıp çıkacağız deme imkanınız yok.  Mesela bir Türkiye’ nin en büyük marketler zincirinde görev alan bir İK cı hanımefendinin görüşmesine giren 10/2 kişinin işe alındığını görebilmek için farklı dönemlerde o görüşmeye girme cesaretini gösterdim. Artık o market zincirinden alışveriş bile yapmıyorum.  

Pozisyon size ne kazandıracak ne kaybettirecek ? Aslında siz ilana başvurmuş olsanız da size önerilen ilan diyebiliriz. Öğrenci iken çalıştığım uluslararası bir şirkette yönetici alımı ilanı için çalışanın karar verdiği bir sistemleri vardı bunu gözümde o kadar büyüttüm ki işletme müdürlüğü ilanı çıksa da başvursam diyordum. Bunu lütuf sanıyordum. Ama öyle değilmiş, başvuru yapıyorsunuz ama bir üstünüz ve onun üstü onay verirse başvuru yapıyormuşsunuz.  İş hayatının geneli böyle sizin terfi edişiniz hangi mimari olursa olsun fark etmeden ikili ilişkilerinizden geçiyor. Bunu unutmadan kurumsal ya da Cabbar abinin dükkanı fark etmeksizin durumun böyle işlediğini hatırlatır.  Sizin önünüze konulan sıcak yemeğin neden konulduğunu size ne kazandırıp ne kaybettireceğini (Parayı kast etmiyorum.) iyi düşünün. Eğer dış ilandan başvuruyorsanız yani çalıştığınız şirket içinden olmayan olarak, şirketi ve sektörünü sosyal medya hesaplarını kuruluştan bugüne önemli gün ve haftalarını kısacası siz bu işe başvurmadan önce  olan her şeyin özetini bilmeniz gerektiğini, bunların mülakatta sohbet esnasında sorulmasa bile sizin araya serpiştirebileceğinizi, mayayı atıp ekmeği kabartıp konuşmayı da abartmadan etkili bir nokta vuruşu ile bu işe saldırın. 

Yazının Sözü Uygulaması :  

Para kazanmak mesele değildir önemli olan kazanılan o parayı harcayabilecek kadar ruh ve benden sağlığına sahip olabilmektir. 

Neden biz sizi ararız ?

Hepimizin mizahen söylediği ama yaşayarak staj yeri bile bulmaya çalışırken duyduğu sözcüktür. Çoğu zaman arkanızda dayı amca veya kuzen desteği yoksa, isterseniz istenilen beceri alanında Türkiye derecesi yapın bir anlamı yoktur. Cümlesinin özetlenmiş sokak ağzı ile kelime yapılmış halidir. Aslında aklımızdaki soru ile neden iş başvurularıma dönülmüyor ? Sorusuna cevap arayacağız. Açık yani yayınlanan iş ilanı varda biz mi başvuruyoruz, yoksa kurum iyi genel ilanları var ne iş olsa yaparım abi mi diyoruz önce buna karar vermek gerekiyor. Çünkü ne aradığımızı bildiğimiz vakit nerede olacağımızın gelecek planını da listeli halde sayfa sayfa dökmeye başlıyoruz. Bir de yeni mezun grubunda doktor hastalığı diye adlandırdığım bir durum var. Hani doktor olursun anlarım yarın gel başla zaten memlekette doktor az derler. O da stajyer doktor olarak kariyerine başlarsın. Ön lisans veya lisans eğitimini tamamlayan gençler staj yeri bulmakta zorlanırken mezuniyet sonrası işletmelerin çiçeklerle ve dolgun maaşlarla onları karşılayarak boyunlarına çiçeklerin takılı olduğu kurdeleleri bağlayarak miss Turkey güzeli / yakışıklısı seçileceklerini umuyorlar. Aynı duyguyu bende yaşamıştım. Hemde o dönem kıytırıktan teyyare selam söyle o Myo ya şeklinde ne devlette ne de özel sektör de iş imkanı olmayan “Yerel Yönetimler” adlı bölümü güçlükle bitirmişken…  

İşte yeni mezunlar benim tabirimle sudan taze çıkan balıklar taze taze mühendislik mezunu ise işe fabrika müdürü olarak başlayacaklarını umarak girdikleri kapıdan şanslı iseler, stajyer olarak çıkabiliyorlar. Fazla çalışkan ve ne iş olsa yaparım modundaki diplomalı arkadaşlar ise, stajyerlerin yükselişi filmi çekimlerinde kendilerine hayli zorlu bir yol içerisinde yer edinebiliyorlar.  

Buradaki en delice soruya hazır mıyız  ? 

Bu durum işletme / firmadan mı yoksa başvuruyu yapan staj veya iş arayan kişiden mi kaynaklanıyor ? Yapılan genel hatalar ve yaptığım hatalardan çözüm önerilerim… 

Aslında burada da iki temel soru boğaz’ ın iki ucu gibi karşımıza çıkıyor. Başvuruyu nereden yapıyoruz ? Eğer Covidzade Ekrem misali romantizim seviyorsak uzaktan uzağa işletmenin internet sitesi ile bağlantıya geçiyoruz. Veya benim her zaman başarı olasılığı gördüğüm saha başarısı sahada kazanılır şeklinde yorumladığım yöntem ilanı gör ama bakıpta yan cebine koy prensibidir. Gör ilanı git işletmeye gelecekte satış müdürü arıyormuşsunuz bende duydum ve geldim. Demeyi bil. Tabii işlere şartlara isteklere göre pozizyon number one olabiliyor, lakin siz orada ne olmak istiyorsanız onu hissederek girin ama işi iyi bildiğinizi bilmesinler yoksa iş bulamazsınız.  Var bir hayalimiz çalışmamız iş geçmişimiz modu da olmasın ama,  ne için geldiğinizi sizin bildiğiniz kadar işveren de bilsin. 

İş başvurunuzu hatta görüşmenizi gerçekleştirdiniz  ve bir geri bildirim bekliyorsunuz hiçbirimiz bir dahaki hayatımda gel, diyebilecek kadar bir işletmeye aitlik hissetmiyoruz. Yine de işe ihtiyacımız varsa da seni almıyoruz cevabını da insani olarak bekliyoruz. Özellikle Baş harfi M son harfi S olan bir hizmet sektörü şirketi bunu kasıtlı olarak yapıyor ve bu can sıkıcı durum onun tüm itibarını yerle bir ediyor. Merakımdan iş görüşmelerine gitmiştim. İnsanlık nedir bilmeyen insan kaynakları yetkilisi 3 – 5 yıl önce çalıştığım şirketlerden gün ay yıl şeklinde giriş ve çıkış tarihlerimi istemiş ezbere bilmeyince kişisel veri olarak geçen E- devlet şifremi istemiş vermeyince de her bilgisini bilmediğimiz biriyle çalışamayız demişti. Bende çıkarken bir arkadaşa bakmıştım diyerek çıkmıştım gıcıklık olsun diye. Unutmamak lazım gençler ilk hedefiniz iş sahibi olmak olsa da kişisel verileri koruma kanunu ve hangi verilerin kişisel ve paylaşılmasının sakınca doğuracağınını bilmeniz gerekiyor. Hepsinden öte de bu işveren mi yoksa iş arayandan mı kaynaklanıyor bunu bilmek çok önemli. 

Doğru işi bulmak, aradan hamsi gibi ayıklanmak için KOSGEP’ in NACE kodları gibi anahtar kelimeleri ve nokta vuruşlarına sahip olmak gerekiyor.  

Doğru yeteneklere ve uygun işlere başvurmak önemli  

Doğruyuz çalışkanız da, ilkemiz de nasıl başlarsak öyle gideceğimiz olmalı, genç nesiller iş bulma sürecinde ister uygulamalı mesleki eğitimden isterlerse de, üniversitelerin sosyal bölümlerinden gelsinler süreç hiç fark etmiyor önemli olan sahada uygulama da icraat çok iyi test çözerim ama insan ilişkilerim iyi değil, derseniz o iş öyle olmuyor arkadaşlar. Teknik makineleri sevmeyen birisinin mühendislik veya teknisyenlik eğitimi alması veyahut bu tarz bir işte çıraklık ile başlayacak bir süreçte kendine yer edinmeye çalışması bir intihar bombacısının hayatta kalma ihtimali gibidir. İş aramanın survivor Türkiye yarışması sürecine hayli benzeyen işimiz iş şeklindeki süreç, hele birde iş bulamamanın süresi uzadıkça daha fazla pozizyon için mücadele anlamında değil de, doğru noktaya odaklanamamak anlamı taşıyor. Eğer bir fabrikada üretim mühendisi olacaksan ilk önce staj eğitiminden başlayarak bu işin tüm kademelerinde emek verimi ve tecrübe edinimi konusunda ter atmak gerekiyor. Bugün 15 Temmuz 2021 ve yazımı yazdığım esnada, kariyer sitelerini incelediğimde binlerce uzman, yönetici, yeni mezun, stajyer, işçi ilanı olduğunu fark ettim. Ve en az iki katı kadar da iş değiştirmek veya iş arayan birey varken neden bu işsizlik oranları bunu düşünmeye başladım.  

Bakıyoruz acaba güzele mi bakıyoruz yoksa, güzel mi bakıyoruz işin sevabını doğru yerden görmek gerekirken, anlaşılan biz bakıyor ve göremiyoruz.  

Amaç katılmaktı dediğim pek çok iş görüşmesindeki gözlemim ile, özgeçmişte bulunması gereken en temel özellik genel ilandan öte, istenilen işe göre özgeçmiş oluşturmaktan geçiyor. Yazı yazmayı iletişim kurmayı sevmeyen biri medya sektöründe mutlu çalışamayacağı gibi, Kanunların teferruatları ve bentleri arasında kaybolup yüzdeki benle karıştıracak birisinin de hukukçu olamayacağı, veyahut kan görünce bayılan birisinin hemşire olmaması kadar doğal bir durum yoktur.( Masa başı iş yapan hemşirelerimize saygılarımla.)

Ancak ilanda belirtilen şartlara uymayıp başvuran aday sayısı toplam başvurunun yarısından daha fazla, ama üzülmeyin artık devir kaç devirli bilmem ama, buhar makinelerinin icadından sonra başlayan teknoloji devri ile adayların ilanları karşılayıp karşılamadığı yapay zeka içeren yazılımlar ile inceleniyor. Haliyle BİZ SİZE DÖNEMİYORUZ oluyor.  

İş arayanların yarış atı misali burun farkı ile yarıştığı bu kapitalist ve bir bakımdan da emperyalist düzende 24 ocak kuralları misali işverene serbestlik sağlayıp hem ücreti işverenin belirlediği hem de serbestlik ile beğenmiyorsan şartları çalışma kardeşim dercesine, çalışanın statüsünü işverenin netleştirdiği kölelik mi yoksa açlık sınırının altında, deniz seviyesinden yukarıda ve de dünya da tek kıskanılan özelliğimiz,  asgari ücret ile dünya da tek oluşumuz mu ? Her şeye rağmen eğer hazırsak uygun aday listelerinde yer almak ve aradan japon balığı misali süzülmenin yolları… 

                Eyyyy işveren beni neden aramıyorsun dersen ?  

Söylediklerini de yersen, derseler ki sana. Eyy iş arayan, işsizken sen sen değilsin. O zaman gelsin Rahmetli Cem Karaca’ dan “Tamirci Çırağı” şarkısı… 

Her neyse işsizler konumuza geri dönelim ;   

  • Aranılan pozisyon da AUTOCAD programında harikalar yaratmak ve SAP’ de ata sporlarımızdan biri olan Cirit atamıyorsan ilana başvurmanın bir anlamı da yok. Staj veya en alt kademeden yani işin mutfağından başlamalısın. Hele bir de 30 yaş altı, 10 yıl tecrübeli askerliğini yapmış olmak şartı ile, mühendis aranıyor ve sen yeni mezun veya stajyer isen, hacı Mevlana bile olsa kurban olim sen gelme der. Bir de işvereni düşün az maaş, çok iş, çok tecrübe, sayısız yetenek sonra da derya kuzusu bunlar diye balık tezgahındaki hamsi kadar işsiz üniversite mezunu iş için kıyasıya yarışıyor. Başka değişle iş az nitelik çok ya deveyi güdecek nitelik kazanacaksın ya da yeteneğin olmayan işe başvurmayacaksın. 
  • İş ilanında hizmet sektörü gibi genel işler veya her daim iş bulabilecek bir mesleği icra etmiyorsan, ilanda istenilen becerilere uygun anahtar kelimelere odaklı bir özgeçmişin olmalı. İş tanımına uygun olmasının yanı sıra özgeçmişteki ön yazını ilanda istenilen şartlara uygun yazmalısın.  
  • Yazımız özgeçmiş hazırlama yazısı olmasa da içeriğinde söz konusu Bussiness olan “biz” in geri geri dönüşü olduğundan da bahsetmek gerekiyor. Artık dijitalleşen teknoloji ile yazılımların yükselişi sonrası özgeçmişiniz de taranıyor ve aradaki boşluklar karakter aralıkları, daha önceki kariyer geçmişindeki gün ay yıl zaman diziminin doğru yapılması elzemdir. 
  • İş aramanın kendisi bile başlı başına bir iş olup, bu dahi tecrübe gerektirir. Bunu fark ettiğim gün kariyer basamaklarıma yenilerini katarken yaptığım hataları yazmaya karar verdim. Sonuç ortada, hangi şartta hangi pozisyon da fark etmeksizin ilanları ilk görüp başvuran olmaya, haliyle sabah uyanmaya çok önem ver. Erken çıktığın yol senin emekliliğin tamamlayabileceğin yolculuğun başlangıcı olabilir. Erken başvuru yaptınız yetmedi ama, evet yanılmadın yeni bir şey daha var yayınlanan ve başvurular yapıldıktan sonra işveren ilan detaylarını güncelleyebiliyor. Son bir detay kurumsal veya yarı kurumsal işletmeler dahi artık sizlerle görüşmeden önce mail adresi ve telefon numaranızı Google de ve sosyal medya platformlarında aratarak, verdiğiniz bilgiler ile yaptıklarınızın örtüşme oranını kontrol edip ona göre iyi izlenim alırsa görüşmeye çağrılıyorsunuz…   

                                                                                          Buda başka tüyo olsun.  

Hani Cem yılmazın AROG’ Ta bir sözü varya, “Kurduğun tuzağı hayvan fark etmeyecek” işte sözüm meclisten AUT siz fark edilen olacaksınız.  Kim bunlar dediklerinde Kurt gibi çalışkan gençler diyecekler…. 

  • İlgilendiğin işletmeleri sıkı takipte ol. Her ilanlarını ve en ufak bir bilgi güncellemelerine göre sende stratejini güncelleyerek zamanında hamleni yap.  
  • Özgeçmişine nitelik kazandır, daima eğitimlerle güncel kal ve internet ve sosyal medyayı verimli kullan, hatta blog yazarak rüyanda bile hayal etmediğin kuruluşların sana iş teklif etmelerini sağlayabilirsin.  
  • Özellikle https://www.linkedin.com/feed/ sitesinde üyeliğin olmalı. Görünür ve temasta ol, fakat temaslı olma karantina süreci zorlu geçiyor. İş başvurusu yapmayı düşündüğün kurumdan tanıdığın varsa ona danış eğer yoksa da halka açık bir işletme ise, mesela ben çalıştığım yapı markette önce müşteri gibi detaylı görüşmeler yapmış ardından iş başvurumu (kazara da) olsa yapmıştım.  

Hayli uzun bir yazıyı katlandığınız için size minnettarım. Ancak bu işin başka oluru da yoktu… 

                                                    Yazının Sözü Uygulaması  :  

Biri sizi arıyorsa her zaman işi düştüğü için değil, bazen iş vermek içinde olabilir. 

Eyy yeni mezunlar…

Biraz geriden başlarsak eğitim sürecinin bitimi ile çalışma hayatında kendimize yer arıyoruz. Ama önceliğimiz aramak ile başlıyor. Kimimiz lise eğitiminin bitimine mütakiben, kimimizin ki de, çok ayrı bir macera oluyor çünkü, üniversite mezunu olup, bizi şehrin girişinde noluur gel, bizimle çalış diye yalvaran iş sahipleri ya da müdürleri olduğunu varsayarak ben üniversite mezunuyum. Mühendisim, Mimarım, İnsan kaynakları uzmanıyım, veya sağlık bölümü okudum iş neki ben  işe gitmem iş bana gelir diyorsanız bu yazı tam size göre…

Yıl 2011 liseden yeni mezun oldum. Öncesinden kısaca bahsedeyim. Yazı yazmayı sevmez, okumayı sevmez, ilk okulu bitirse mucize sayılmalı… Denilen okuma yazmaya bile 4. sınıfın başında telsiz merakı keşfedilip oyuncak telsiz alındı diye geçen okumaktan ve yazmaktan hatta konuşmaktan nefret eden asosyal bir çocuktan bahsediyoruz. Bin bir ilginçlik ile bu çocuk 2011 yılında lise bitirdi… Nasıl mı ?  

Hakkımda söylemekten hoşlanmadığım bir sır vereceğim çünkü başkalarının araştırıp bulması yerine kendime dair açıklarımı kendim deşifre etmeyi tercih ediyorum. Zaten okumayı sevmiyor diye ilköğretim öğretmenlerimin zorlaması ile, evime en yakın meslek lisesine kaydımı yaptırılmasına razı göstermek zorunda kaldım. Lise 1. sınıf Çin işkencesi gibiydi bugün bile ızdırap kelimesi ile lise hayatımı tanımlayacak kadar iyi hatırlıyorum. Dönemimde 2,50 ortalama sınıf geçme ortalamasıydı. Sırf okulu sevmedim diye devamsızlıktan kalırım diyordum ama bu nasıl bir modelse neredeyse hiç devamsızlığım olmadı. Yıl sonu 2,49 ile sınf tekrarı dedikleri ana kadar her şeyi boşlamış ve dünyayı umursamıyordum. Ta ki arkadaşlarımın ben sınıfı geçsem bile bir sene önce mezun olacakları gerçeğini anlayana kadar… 

Bilişim teknolojiye merakımı fark eden bilgisayar öğretmenlerim Sinan  Bayram ve Emil Çay bendeki yeteneği fark edip bana sahip çıkana kadar da diyebiliriz. İşte o vakit bende bu işi yaparım dedim, görende ülke kuruyorum sanacak, gözümde büyüttükçe de büyüttüm… Ertesi yıl 2,51 ile mezun oldum. Ama gurur yaptım kendimce ve kendimi düz lise denilen liseye kayıt aldırdım. ( Okul süper lise idi sonradan Anadolu lisesi olunca bende mezunu olmayı başardım. Yoksa keramet bende değil.) Oradaki öğrencilik hayatım apayrı bir fiyasko oldu. En sonunda yeter artık kurtulalım diyen kıl payı 1 – 2 puanla sınıf geçtiğim bir süreçle birlikte hocaların zorlaması ile okuldan mezun olmayı başardım. Mezun olduğum esnada bir Bilişim Teknoloji alanında bir derneğin İstanbul Şubesi adına, Türkiye de ilk Liselerde bilişim projelerini yöneten koordinatörü sıfatınıda alarak mezun olmuştum. Çekirdekte olsa ekipte bilişimci olmayan tek kişi olarak’ ta kendime yer edinmiş o günden sonra Türkiye de neredeyse hiçbir alanda konu uzmanının konuşmuyor olmamasını da yadırgamaz olmuştum. 

Unutmadan eklemeliyim ki, liseyi 5 yıl okumama rağmen hazmedememiş olacağım ki, üniversite ek tercihleri denilen bir olayın varlığını tesadüfen mezun olduktan bir sene sonra öğrendim. ( Lise 3. sınıfa geçtiğim yıl yani 4. yılımda liseler 4 yıl oldular. +1 ile lise 5 sene sürdü ama bana oda yetmedi resmi mezuniyetim üniversiteye yerleştiğim kesinleştikten sonra oldu.)

Devamında zaten çalışmadığım üniversite sınavına uzun yıllardır yaşadığım görme problemlerini de ekleyerek girdiğim sınavda aldığım düşük puanla sadece tercih yapmak için yapmış olduğum tercihlerde es kaza diğer ilgi alanım siyaset ile alakalı “ Mahalli idareler ve yerinden yönetim programına kayıt yaptırarak kırılma noktasına geldiğimi fark ettim. Okul sürecini hızlıca geçeceğim ancak, hocalarım ile tatlı atışmalarım ile okuldan normal süresinde mezun oldum. Örneğin genç bir hocamız ile bize yerel yönetimlerde televizyon kanalları ve sosyal belediyecilikten bahsederken ben bu kanalların frekansları konusunda hazırlamış olduğum bilgileri paylaşıyordum. Resmen hocam ile yarışıyordum her geldiğinde yeni bir şeyler öğrenip kendisine sunuyordum ki… 

En sonunda bir gün yanına çağırıp, bak senin yüzünden ders işleyemiyorum derse gelme zaten ödev ve sınav notların iyi diyene kadar bu böyle devam etti. Ondan sonra birkaç derse girememiş olsam da sonrasında sessizce dinlediğim için hiç problem yaşamadım. Her şeyi ile ilginç anılarla mezun oldum.  

Derken, asıl eğitim merkezi olan hayat okulunda kendime yer edinmeye aralara sıkışmaya aslında sıkışmaya çalışmak dışında bir yol kalmadığını anlamaya başlamamla yeni bir dönem başladı… Televizyon dizilerindeki o şaşalı lüks hemen iş bulan sınırsız anlık istek ile yaşayan gençlikten eser kalmadığını gerçekler tregetyası’ nın başladığını yaşayarak öğrendim. 

İstanbul’ a tekrar sürgün için tekrar döndüğümde aylarca iş bulamadım. Gerçi iş nasıl bulunur nasıl başvurulur ? Ne söylenir nasıl söylenir bilmiyordum.  

Tüm umutlarımı yitirdiğim bir gün bir akrabam beni arayıp çalıştığı şirkette personel ihtiyacı olduğundan bahsettiğinde işi sormamama rağmen işin zorluklarını ve üniversite mezunusun çalışabilecek misin çalışanlar ilk okul mezunu bile değil dediğini hatırlıyorum. Gurur ego yapmanın değil çalışmanın zamanı diye buluşma takvimini soruyordum. İşin gıda içerikli olduğu dışında hiçbir şey söylemeden beni görüşmeye aldılar… 

Şirketin İsmi Düzey A.Ş o dönem şirketin çalıştığı A grup isimli taşeron şirkette görüşmeye girdim. İlk soru beni tanımak istemeleriydi. Yaklaşık bir dakika bekledim kendim hakkında hiçbir şey diyemedim. Görüşmeye giren bir hanımefendi vardı. Hadi o zaman adın ve nereden oturduğunla başlayalım dedi. Kekeleyerek büyük bir heyecanla çok büyük bir iş yapıyormuş gibi onlara kendimi anlatmaya çalıştım. Sonra süt içer misin dediler. Evet Pınar süt içerim dedim, durdular neden tercih ediyorsun dediklerinde yağ oranını beğeniyorum dedim. Bundan sonra “SEK” içer misin dediler. Alkole karşıyım dedim. Meğerse “SEK”  süt ve yoğurt markasıymış. Ardından bildiğin çikolata markalarını say dediler başladım Nestle, Ülker, tedelle, şokella diye sıralamaya birisi atıldı Nutella’ yı en sona bıraktın galiba diye… 

Kısaca yok ben Nutella yemem hiç denemedim diyiverdim. Bu kişi iyice sinirlendi ama neye kızdığını anlayamadım. Oradaki Hanımefendi tamam Mesut sen çık dışarı seni haberdar edeceğiz dedi.  

Yani “Biz seni ararız”  

çıktığımda orada tanıştığım bir kişiden öğrendim ki Sek ve Nutella’ nın da içinde olduğu bir dizi ürün için görüşmeye gelmiş ürünleri istemeden kötülemişim.

Yine olmadı diye hayıflanırken eve geldim. Ertesi günü O hanımefendi Ayşe hanım beni aradı ve Mesut sana bir  liste gönderiyorum onları hazırla yanıma gel dedi. Tek cümle sordum Benim iş olayı ne oldu belli oldu mu ?  

O kahkahasını hala unutmuyorum. Sen evrakları al gel anlatırım dedi. 

Ilk işime işte böyle başladım. İnsan bu kadar saf olabilir mi diyebilirsiniz. Ailenin aşırı koruması hazır para ile yaşam beni bu acımasız dünyaya böyle hazırlamıştı. 

Sonradan öğrendim ki görüşmemiz tamamen düzmeceden ibaretmiş, ekip liderimiz Suha bey, o akrabamı tanıdığı için işe alınmamı istemiş ve alınmışım. A Grupta yaklaşık üç sene çok renkli bir çalışma ve de tecrübe edinme imkanım oldu. Ekipler içerisinde benimle aynı işi yapan 100 – 150 civarı çalışan vardı ve aralarında beni farklı kılan aktif mail kullanıyor olmamdı. Unutmadan what sapp uygulamasını da şirketin verdiği telefon sayesinde tanıma imkanım oldu şaka gibi ama gerçek.. Keşke tanımasaydım da bu kadar zamanım israf olmasaydı… 

Ve başladım çalışmaya o sırada Lisans eğitimimi de tamamlayarak askerlik vazifesi zamanı gelene kadar çalıştım. Askerdeyken çekpas ile paspasın neler olduğunu farklarını da öğrenmiş oldum ki hiç işime yaramayacak olsada bana milat oldu diyebilirim. Ve orada öğrendim ki “ yaşamam mucizeymiş her sakallı dedem değilmiş” 

 Sonrasında madem bunlara sabrettim en dibi görmeden yukarıya çıkmanın resmi olarak tek yolu, tanıdık torpilmiş olduğunu hayat yüzüme çok sert bir şekilde vurarak anlatıyordu.  

Edindiğim tecrübe ile kimseyi araya koymadan ne yapabilirim diye düşünürken kek almak için alışverişe gittiğim A 101 Marketlerinde hiçbir tanıdık olmadan işe girdiğimde çok sevinmiştim. 15. gün istifa ettim.  Sebebi ne iş yaptığımın belli olmaması ve kasada başarılı olamayışımdı. Zaten iki yıl istifa etmeden kalabilen bölge müdürü olabiliyordu.   

İstifa etmeye karar verdiğim gün, haşlamalık mısır satın almaya gittiğim Metro Gross markette çalışma düzeni disiplinli oluşu dikkatimi çekmişti. Kurumsal bir yer ve Alman disiplininin uygulandığını hayal ederek zaten aramazlar doldur gitsin diyerek iş formunu doldurmaya gittim. Doldurduğum gibi personel ihtiyaçları varmış beni işe aldılar. Dedim bu iş oldu en bim bam bom rüyalarım gerçek oldu… 

Hayaldi gerçek oldu dememek lazımmış en sonunda hayal olarak kalıyormuş ;

Rüyalar taki İşletme müdürünün tüm personeli eğitim ve şirket hedefleri konusunda toplantıya çağırmasına kadar yani 2,5 ay kadar sürdü.  İşletme hedefleri stok çeşitleri tedarik zinciri sıcak soğuk satış satış kanalları gibi konular hakkında kopyalar içeren bir kağıdı elime verip toplantıya gönderdiler.

Toplantı esnasında mağaza müdürü bunlar ve benzeri tamamen işletme ve yönetimi ile ilgili sorular sordu. Bende sazan gibi atlayarak hepsini cevapladım. Ve eski personele dönüp 2 aylık stajyer bunları biliyor siz 10 – 15 senedir hala öğrenemediniz dediği an atılıp, – Ben İşletme yönetimi alanında Tezli yüksek lisans öğrencisiyim yani bu alanda eğitim aldım bu nedenle biliyordum deme ihtiyacı hissettim.

Toplantı sonrası endişelenmeye başladım ve samimi gördüğüm bir yöneticiye hata mı yaptım dediğimde hayır aramızda kalsın senin için Nisan dönemi yeni yapılanmada terfi yolu açıldı demesiyle, seviniyordum ki departman sorumlumuz hanımefendi bana hışımla gelip, geldiysen artık sohbeti bırak çalış diye sesini yükseltti. Iki aydır melek olan kişi neden böyle olmuştu dedim bunun sebebini birkaç gün sonra öğrendim. 

Bizim toplantı sonrası yöneticiler toplantısında beni terfi edebilme ihtimalim onu huzursuz etmişti.  Üzerimde Mobing (İşyeri zorbalığı) yapılmaya başlandı. Çalışmamı engellemek için bazı personellerce saldırgan tavırlarda eklenerek giderek zorlu bir süreç haline dönüştü ki, 3 gün sonra çalışırken birden üstüme gelip beni iten resmen üzerime yürüyen departman sorumlusu ben 10 yıl burada çalıştım terfi ettirilmedim istifa edip, tazminatımı yakıp 1 sene şurada şura da çalıştım diye sayıp sonra sen benim üstüme mi geleceksin dediği an ben her şeyi anlamıştım.  Anlamam ve işten çıkarılışım arasında bir hafta geçmedi… 

Çalıştığım süreçte, şirketin satış politikaları gereği içinde bir ürün hasar görünce tüm kolinin sapasağlam olsa bile direkt çöpe atıldığı ama resmi olarak kurumlara bağış yapılıyormuş gibi gösterildiği bir durumu yakinen gözlemleme imkanım oldu. Fakat bir çok ürünün satılabilecek hale getirerek satışa sunduğum için, bölüm cirosu ( Satış oranı karı) artışı da iyice göze batınca çalışmıyor gibi gösterip işime son verdiler. Ben çıkartılırken İnsan kaynakları yetkilisinin mahcubiyetini hala unutamıyorum. Çok iyi bir insandı.  

Bu yazıyı yazmadan 10 gün önce ortak tanıdıklardan aldığım bilgilerle yazabiliyorum ki, işimden olmama sebep olan Departman sorumlusu dahil tüm çalışanlar çeşitli nedenlerden dolayı artık o şirkette çalışmıyor.

Ve Özel sektörde yerden bir çöp aldıysanız ben çöp aldım diye bas bas bağırmanız gerekiyor- muş… 

Edindiğim tecrübeler kazandığım paradan daha çok şey kazandırdı… 

Bundan sonraki süreçte kısa vadeli günlük bir iş bulup çalışmayı bir başka değişle Part- time ( Kismi süreli) çalışmayı denemeye karar verdim. Tezim için kaynak amaçlı kitapçıları gezerken Bakırköy ilçesinde bunan Beyaz Adam isimli çok eski bir kitapçıda personel alım ilanını görüp başvurdum. Birkaç gün sonra görüştük ve başladım.  Üç aylık sezonluk anlaşma yapmamıza rağmen 4. ayımda hala çalışıyordum bu kitapçının diğer kitapçılardan en büyük farkı sahiplerinin ve çalışanlarının çoğunun Ermeni kökenli olmasıydı. Ben bir Azerbaycan Türk’ ü olarak ve onlar bunu çok iyi bilmesine rağmen, bana kendilerinden biriymişim gibi ayırmadan kendi kardeşleri gibi davrandılar. Hatta müşterimiz olan bir “Peder” beni de onlardan zannedip ayine neden gelmediğimi sormuştu. Müslüman olduğumu söyleyince çok şaşırmış bize bu kadar uyum sağlaman çok sevindirici demişti. ( İnsana ve dine çok saygılıydılar müslüman çalışanlar için müslüman bir aşçımız bile vardı.) Tez savunmama zaman ayırmak için istifa etmek istediğimde bana izin verelim çalışmaya devam et diyecek kadar samimi ve içtendiler. O gün istifa ettim onların devleti ile biz savaş halindeyiz ama, savaşları devletler ordular yapar insanlar bu işin sadece mağdurlarıdır. Hala onlarla dostluğumuz devam ediyor ve edecekte… 

Ve bu uzun yazının sonucunda bugüne gelmenin vakti geldi, bundan altı önce ampul alabilmek için bir yapı marketler şirketine alışveriş amaçlı girdiğimde alacağım üründe Yapı kart’ la geçen indirimden faydalanmak için ücretsiz şekilde temin edebileceğim söylenince hemen müşteri hizmetlerine doğru yöneldim. 

Önümde sırada bekleyen iki kişi iş başvurusu formu istemişler, bankodaki personelde benim iş başvurusu için geldiğimi zannedip bana da form verdi. Şaşırsam da kısmette varsa ekmek bize de yemek düşer diyerek doldurdum. Özetle altı aydır kurumsal bir şirkette çalışıyorum ve emeklerimin ekmeğini zahmetlerimin sonucunu görmeye başladığıma şahit oluyorum. Unutmadan 15.11.2020 Yani bugün itibariyle şirket içi kariyer yapabilmem için yol açılarak yeni çalışma yerime atandım. Varsa bir ihtiyacınız Kağıthane Fix’e bekleriz.

                                      Yazının Sözü Uygulaması : 

             Gerçek hayat, minik değişiklikler meydana geldiğinde yaşanır. 

                                            Lev Tolstoy 

Yazar notu :  

Değerli editörüme bu yazıyı hiç göndermedim çünkü; aşırı uzun yazılar okuyucu çekmezler ancak, bu yazıyı yazarken sadece içimdekileri yazmış olmak için yazdım. Kimse okumasa bile ben bunu hislerimle yaşadıklarımla beni yakından tanıdıklarını düşünenlerin görseler inanmayacakları değişimlerimin nereden nereye geldiğini ve hakkımda ilk defa bir yazı yazdığımı hatırlatarak paylaşmak istedim. 

Yukarıda bahsettiğim yazıda anlattıklarım tamamen gerçektir. Dünyadan bu kadar uzak birinin yaşadığı evrimi yazmaktan nefret edip blog yazarlığına nasıl başladığının özetidir. Anlatmak istediğim, yeni mezunsanız ve staj bile yapamadan mezun olduysanız, iş dünyasına yabancıysanız, kısmetinizde varsa o iş sizin olacaktır. Ama  kısmette olan iş kariyer sitelerinde bilgisayar başında, eş dost tanıdıktan haber bekleyerek değil, gerekirse iş yeri iş yeri gezip yorucu veya zahmetli diye ayrıt etmeden bir yerden başlayarak olur. Büyük holding kurucuları da bir yerden başladı hiçbiri oturduğu yerde ona iş teklif etmedi. Hesaplarına dolgun maaşları durduk yere göndermedi. Siz başlayın eğer gerçekten altın iseniz ve o şirket sizi hak ediyorsa O İŞ SİZİNDİR ! 

Metro grosmarkette üst yönetime tanınan hakların çok daha fazlası şuan çalıştığım Holding şirketinde sıradan bir personel iken bana sağlanıyor. Neyin iyi neyin kötü olduğunu zaman gösterir. 

Türk tarihinde bugün ne oldu ?  

  • 1638 Osmanlı ordusu Bağdat’ı kuşatmaya başladı.  
  • 1937 Dersim Harekatı ilk adımı tamamlandı.Dersim İsyanı lideri Seyit Rıza ve 6 arkadaşı Tunceli’de idam edildi.   
  • 1942 İki fiyatlı ekmek satışına başlandı. Memurlar 14, halk 27 kuruştan ekmek alacak.   
  • 1956 Orta Doğu Teknik Üniversitesi kuruldu.  
  • 1967 Kıbrıs‘ta üç Türk köyüne saldırarak işgal eden Rum tedhişçiler, 28 Türk’ü öldürdü, 200’ün üzerinde Türk kayboldu. Olağanüstü toplanan Bakanlar Kurulu, genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanları ile durumu değerlendirdi.  
  • 1975 İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu kuruldu.  
  • 1977 Türk atleti Veli Ballı, Pakistan’da yapılan uluslararası atletizm yarışmalarında ”Maraton” dalında birinci oldu.  
  • 1983 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi.  
  • 1988 Başbakan Turgut ÖzalTürkiye‘nin Filistin Devleti’ni tanıdığını açıkladı. ( Hani her fırsatta ermeni ve yunan sevicisi ve pkk’ ya terör örgütü diyemeyen  filistin’ i tanımaktan bahsediyor.)   
  • 1995 Türkiye Millî Futbol Takımı İsveç’le berabere kaldı. Böylece, ilk kez Avrupa Şampiyonası’na katılma hakkı kazanıldı.  
  • 2012 – Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk millî muharebe tankı Altay‘ın tanıtımı yapıldı.