BEN BİTTİ DEMEDEN BU TOPLANTI BİTMEZ !   

Patronların en sevdiği işlerden biri de toplantı düzenletip her yere talimatlar yağdırmaktır. Tabii KOBİ lerde patron varken, büyük şirketlerde patrondan öte patronlar vardır. Bunlar üst yöneticilerdir. Çalışanları SAT, SAS, Bordo Bereli sanarak, onlardan zorlu parkur içeren hedefler ister ve nasıl yapılacağınıda ben söylersem size ne gerek var diyerek çekilirler. Düzenli toplantılar uzarda uzar.

Aslında konuşulacak 2-3 konu vardır ama, bu konular  10-15 konuya çıkar ve falımda dahi böyle sakız yoktur. 10’ lu naneli paket size bu ferahlığı veremez. Aslında toplantıdan ne anladığımızda çok önemli,  en az iki kişilik saklambacı andıran bu olayda iki veya daha fazla ekip üyesinin genel durumu bildikleri halde, görüş paylaşmasının adıdır. Üst yönetici veya patron çıkar ve der arkadaşlar bu işler yapılacak bizde deriz ki, anlaşıldı Efenim.

Sonra bize grafikler anlatır ki, o grafikleri zaten biz hazırlamış ve bizim çalışmalarımızla oluşmuştur ve tereciye tere satılır. Kısacası ortak fayda amaçlı bir araya toplanma olayına toplantı adını verenler, toplantının birifingten farklı bir mecra olduğunu iş dünyasına anlatamamışlar. Bu sözlü ve görüntülü toplantıların en önemli özelliği içine su katılmadan dahi sakıza dönüştürülerek aynı konuların tekrarı sureti ile uzatılmasıdır. Ve sonunda bir sonraki toplantı gündemindede aynı maddeler olur ve tekrarının tekrarını izleriz. Böylelikle, çalışanların çalışma azim ve istekleri şirkete yönelik her türlü güvenin dibindeki kırıntılarıda yok edebiliyor.

Üstelik işyerinde üretim veya satış benzeri asıl gayeden uzaklaştırdığı gibi verimsizleştiriyor.  Toplantıda ne konuşulacağı ana grafiklerle kısa net anlaşılır ve sade olarak anlatılabilirse, zaman ve iş gücü konusunda tasarruf edinilebilinir.  

Gözlemlerim öğlen saatleri ve sonrasında olan toplantıların hele birde online ise, bir süre sonra işyerinde işin yerini iş dışı bir çok şeye istemedende olsa bırakabiliyor. Ve uzadıkça uzayan bu çam sakızı çoban armaganı gibi duran toplantıların üst yönetime ve yönetimsel sürece karşı bir antipati oluşturmakta.  Unutmadan eklemeliyim ki, en etkili toplantılar çokoprensle yani sabah erkenden yapılan toplantılardır. Böylelikle hala beyin hala uyku modunda olduğu için kısa net ve sadece ihtiyacı olan konular anlaşılır biçimde ifade edilebiliyor. 

Genellikle öğlen ve sonrası toplantılarda tekrarlarla da olsa verim alınamıyor. 

Çünkü ; toplantılar uzun sürüyor ve bir karar alınamıyor.  Konu hakkında muhatabına emin alamayıp tüm ekibi toplantıya çagırmak gibi bir gaflete asla düşmeyin. 

Hem sosyal hemde iş hayatı ile sıkışan mega şehirlerin kariyerim için buna katlanmalıyım duygusallığınıda eklediğimizde normalde bize kutagu Bilig dışında her şeyi yaşatan duygusal çöküntülerle istediğimiz verimi ne alabiliyor ne de verebiliyoruz.

Ve bunlar da bu da olsun programımızda diye eklediğimiz büyükşehir kargaşaları ile aklımızda bir çok madde ile aynı anda zihnimize yaşattığımız bir tahribatı bir düşünün. Hele birde o toplantılarla iş ve özel hayat dengesinin iyice akrabalaştığı, mesainizin bitmesine veya izin gününüz olmasına rağmen katıldığınız toplantılar, bizi bizden alıp sizleştiriyor.

Sonrasında o muhteşem toplantılara mesaide olsa bile girmemek için üretilen etkileyici bahaneler, toplantının kaybettirdiği süreçte yapılması gereken işlerin bitmesi için yapılan fazla çalışmalar, planlanan zamanda yapılamayan işler, dedikoducu bir düzeneyin ve bıtkınlığında etkisiyle kendimizin dahi anlamlandıramadığı yorgunluk, bezmişlik ile gelen istifalarında etkisiyle, merdivenin basamaklarının birbirinden haberdar olamaması zincir halkalarının arasına başka zincirden öte ip gerilmesi gibi, sebeplerden şirket içi şirketleşmeler yani gruplar oluşmasına yol açacaktır.

Tabii bunlar fark edilmeyecek şeyler değil, ancak fark edildiğinde şirketlerin katma değeri olan çalışanları kaybetmiş olabiliyoruz.  

Toplantılarda, çalışma arkadaşlarınıza verdiğiniz işlerde kısa zamanda büyük işler bekliyorsanız bunu birkaç kez tekrarladıktan sonra bıtkınlık oluşacaktır. Fakat, aynı işi daha uygun zaman diliminde verdiğinizde verilen görevi daha etkin ve verimli yapabilmenin yollarını arayacaklardır.  

Bu sebeple, tüm yazıda uzata uzata dediğim gibi ne yapmak istediğinizi ana konununuzu bilerek toplantıya başlayın tüm katılımcılar konuları önceden öğrensinler ve ana konu bitince işin gıybet kısmı mahşere kalsın.  

Toplantıları soru cevap şeklinde açık oturum gibi yaparsanız daha kısa ve net sonuçlara ulaşırsınız.  

Toplantı planlanırken bazı sorular sormak gerekir. 

  •  Gerçekten çözülecek bir sorunumuz varmı ? Bu problem nedir ?  
  • Sorunu kaynağında çözmek için hangi donanımda ve deneyimde bilgi sahibi personeller ve ihtiyaçlar listesine ihtiyaç var ?  
  • Sorunun önceliği nedir ? Başka nasıl çözüm yolları deneyebilriz. 
  • Doğru kişilere doğru bilgiler doğru kanaldan iletilerek, toplantının gündemi ve planı eksiksiz biçimde hazırlandı mı ? 

Tüm bu sorulara verilecek dürüst cevaplar iş verimliliğini etkileyecektir. Toplantının içerik ve düzeni sizin şirket içi her alanda başarınızı etkileyecektir.  

Bazen doğru sorular yanlış yollardan daha erken dönülmesini sağlayabilir.  

  • Amacımız neydi ? Nasıl bir yola evrildi ?  
  • İçerik neydi nasıl olmalıydı ? Aslında kimleri ilgilendiriyordu ? 
  • Amaç karar almak mı yoksa bilgi vermek veya bir konunun sonuçlarının istişaresi mi ? 
  • Toplantının asli katılımcılarına gerekli bilgilendirme, hazırlık yapabilecek kadar önceden sunuldu mu ? 
  • Hangi yolla yapılmalı ? Online mi yoksa yüz yüze mi daha etkili ve verimli olur ?  
  • Ne beklendiği ne istendiği ve genel amaçların toplantı misyona uygunluğu iyice düşünülmeli ve toplantı esnasında olumlu veya olumsuz görüş bildirecek kişilerin belirlenerek riski en aza indirerek, farklı düşünce tarzlarını da engellemeden bağımsız bir fikir telakisi ortamı sunulabilir mi ?  
  • Etkili ve verimli zaman yönetimini en iyi nasıl yapabiliriz ? Toplantıların sekreteryasını yapacak olan bir modoratörden destek alınabilir. İşler bir bilgisayar oyunu gibi amaç ve görevlere bölünerek iş bölümleriyle organize edilebilir. 
  • Not tutmanın ve her nevi kayıt almanın önemi çok büyüktür. En son bu notlar üzerinden çalışmaya son şekil yine “çekirdek ekipçe” verilebilinir.  

Bu ve benzeri basit ve etkili adımlarla toplantılar bir daha toplanmama andı içme mekanizmasını dönüşmeyecek, çalışma arkadaşlarımız kendilerine güvenerek neyi neden yaptıklarının anlamını daha iyi anlayacak ve yine mi aynı şeyi konuşuyoruz icraat olmayacak yine gibi olumsuz intibalardan uzaklaşacaklardır. Böylelikle toplantıları zaman kaybı olarak görmek yerine kurumlarının işlerini yürütmek için, domino taşı olduğunu görerek daha iyi bir ruh haliyle katılım sağlayacaklardır.

Ayrıca belirtmeliyim ki, toplantı öncesi hafif eğlence içerikli çalışma ortamında bulunmak katılımcıların oldukça üretken olmasında etkili oluyor. Bu konuda Google şirketi inanılmaz derecede iyi bir çalışma şartı sunuyor işi eve değil, evi işe getirerek ev konforunda dinlenerek esnek çalışma şartları ile çalışmayı dah eğlenceli ve renkli bir hale getirebilirsiniz.  

Yıllar önce üniversitede yönettiğim proje ekibinde, kapalı alana fobisi olan iki arkadaşımız vardı, oldukça negatif ve isteksizdi. Bir gün şaka yapmak isterken çözümü kazara buldum. Ona dedim ki ; ne istersin istersen dışarda yeşillikte banklar var orada oturup termusla çay servisi ile kurabiye eşliğinde yapalım mı demiştim. 

Cevap : Aslında iyi fikir demişti. Beni yanlış anlamıştı ama, iyi ki de öyle olmuştu. Hep beraber banklarda toplanmış ve oldukça keyifli bir ortam oluşmuştu ve hepimiz bunun çok faydasını görmüştük. Ne var ki Leptoplarımızın şarzı çok fazla dayanmadığı için araba aküsü ile enerjiyi dönüştürerek üç günlük kamp yapmıştık.  

Koşarak ve yürüyerekte olaylara farklı bakabiliyoruz. Her zaman oturup düşün düşün zordur işin ile olmuyor. Sorular ile cevapları birbirinin ardına koymak yerine cevaplara göre sorular sorsaydık mesela, nasıl olurdu ?  

O Toplantı ben bitti demeden bitmez diyen yöneticilerimize inat, şampuanı bitirmemek için su katan bir milletin evlatları olarak, o toplantıları bu yöntemlerle bitireceğiz…. 

Tekrarı olmayan toplantılarda görüşmek üzere…. 

Neden biz sizi ararız ?

Hepimizin mizahen söylediği ama yaşayarak staj yeri bile bulmaya çalışırken duyduğu sözcüktür. Çoğu zaman arkanızda dayı amca veya kuzen desteği yoksa, isterseniz istenilen beceri alanında Türkiye derecesi yapın bir anlamı yoktur. Cümlesinin özetlenmiş sokak ağzı ile kelime yapılmış halidir. Aslında aklımızdaki soru ile neden iş başvurularıma dönülmüyor ? Sorusuna cevap arayacağız. Açık yani yayınlanan iş ilanı varda biz mi başvuruyoruz, yoksa kurum iyi genel ilanları var ne iş olsa yaparım abi mi diyoruz önce buna karar vermek gerekiyor. Çünkü ne aradığımızı bildiğimiz vakit nerede olacağımızın gelecek planını da listeli halde sayfa sayfa dökmeye başlıyoruz. Bir de yeni mezun grubunda doktor hastalığı diye adlandırdığım bir durum var. Hani doktor olursun anlarım yarın gel başla zaten memlekette doktor az derler. O da stajyer doktor olarak kariyerine başlarsın. Ön lisans veya lisans eğitimini tamamlayan gençler staj yeri bulmakta zorlanırken mezuniyet sonrası işletmelerin çiçeklerle ve dolgun maaşlarla onları karşılayarak boyunlarına çiçeklerin takılı olduğu kurdeleleri bağlayarak miss Turkey güzeli / yakışıklısı seçileceklerini umuyorlar. Aynı duyguyu bende yaşamıştım. Hemde o dönem kıytırıktan teyyare selam söyle o Myo ya şeklinde ne devlette ne de özel sektör de iş imkanı olmayan “Yerel Yönetimler” adlı bölümü güçlükle bitirmişken…  

İşte yeni mezunlar benim tabirimle sudan taze çıkan balıklar taze taze mühendislik mezunu ise işe fabrika müdürü olarak başlayacaklarını umarak girdikleri kapıdan şanslı iseler, stajyer olarak çıkabiliyorlar. Fazla çalışkan ve ne iş olsa yaparım modundaki diplomalı arkadaşlar ise, stajyerlerin yükselişi filmi çekimlerinde kendilerine hayli zorlu bir yol içerisinde yer edinebiliyorlar.  

Buradaki en delice soruya hazır mıyız  ? 

Bu durum işletme / firmadan mı yoksa başvuruyu yapan staj veya iş arayan kişiden mi kaynaklanıyor ? Yapılan genel hatalar ve yaptığım hatalardan çözüm önerilerim… 

Aslında burada da iki temel soru boğaz’ ın iki ucu gibi karşımıza çıkıyor. Başvuruyu nereden yapıyoruz ? Eğer Covidzade Ekrem misali romantizim seviyorsak uzaktan uzağa işletmenin internet sitesi ile bağlantıya geçiyoruz. Veya benim her zaman başarı olasılığı gördüğüm saha başarısı sahada kazanılır şeklinde yorumladığım yöntem ilanı gör ama bakıpta yan cebine koy prensibidir. Gör ilanı git işletmeye gelecekte satış müdürü arıyormuşsunuz bende duydum ve geldim. Demeyi bil. Tabii işlere şartlara isteklere göre pozizyon number one olabiliyor, lakin siz orada ne olmak istiyorsanız onu hissederek girin ama işi iyi bildiğinizi bilmesinler yoksa iş bulamazsınız.  Var bir hayalimiz çalışmamız iş geçmişimiz modu da olmasın ama,  ne için geldiğinizi sizin bildiğiniz kadar işveren de bilsin. 

İş başvurunuzu hatta görüşmenizi gerçekleştirdiniz  ve bir geri bildirim bekliyorsunuz hiçbirimiz bir dahaki hayatımda gel, diyebilecek kadar bir işletmeye aitlik hissetmiyoruz. Yine de işe ihtiyacımız varsa da seni almıyoruz cevabını da insani olarak bekliyoruz. Özellikle Baş harfi M son harfi S olan bir hizmet sektörü şirketi bunu kasıtlı olarak yapıyor ve bu can sıkıcı durum onun tüm itibarını yerle bir ediyor. Merakımdan iş görüşmelerine gitmiştim. İnsanlık nedir bilmeyen insan kaynakları yetkilisi 3 – 5 yıl önce çalıştığım şirketlerden gün ay yıl şeklinde giriş ve çıkış tarihlerimi istemiş ezbere bilmeyince kişisel veri olarak geçen E- devlet şifremi istemiş vermeyince de her bilgisini bilmediğimiz biriyle çalışamayız demişti. Bende çıkarken bir arkadaşa bakmıştım diyerek çıkmıştım gıcıklık olsun diye. Unutmamak lazım gençler ilk hedefiniz iş sahibi olmak olsa da kişisel verileri koruma kanunu ve hangi verilerin kişisel ve paylaşılmasının sakınca doğuracağınını bilmeniz gerekiyor. Hepsinden öte de bu işveren mi yoksa iş arayandan mı kaynaklanıyor bunu bilmek çok önemli. 

Doğru işi bulmak, aradan hamsi gibi ayıklanmak için KOSGEP’ in NACE kodları gibi anahtar kelimeleri ve nokta vuruşlarına sahip olmak gerekiyor.  

Doğru yeteneklere ve uygun işlere başvurmak önemli  

Doğruyuz çalışkanız da, ilkemiz de nasıl başlarsak öyle gideceğimiz olmalı, genç nesiller iş bulma sürecinde ister uygulamalı mesleki eğitimden isterlerse de, üniversitelerin sosyal bölümlerinden gelsinler süreç hiç fark etmiyor önemli olan sahada uygulama da icraat çok iyi test çözerim ama insan ilişkilerim iyi değil, derseniz o iş öyle olmuyor arkadaşlar. Teknik makineleri sevmeyen birisinin mühendislik veya teknisyenlik eğitimi alması veyahut bu tarz bir işte çıraklık ile başlayacak bir süreçte kendine yer edinmeye çalışması bir intihar bombacısının hayatta kalma ihtimali gibidir. İş aramanın survivor Türkiye yarışması sürecine hayli benzeyen işimiz iş şeklindeki süreç, hele birde iş bulamamanın süresi uzadıkça daha fazla pozizyon için mücadele anlamında değil de, doğru noktaya odaklanamamak anlamı taşıyor. Eğer bir fabrikada üretim mühendisi olacaksan ilk önce staj eğitiminden başlayarak bu işin tüm kademelerinde emek verimi ve tecrübe edinimi konusunda ter atmak gerekiyor. Bugün 15 Temmuz 2021 ve yazımı yazdığım esnada, kariyer sitelerini incelediğimde binlerce uzman, yönetici, yeni mezun, stajyer, işçi ilanı olduğunu fark ettim. Ve en az iki katı kadar da iş değiştirmek veya iş arayan birey varken neden bu işsizlik oranları bunu düşünmeye başladım.  

Bakıyoruz acaba güzele mi bakıyoruz yoksa, güzel mi bakıyoruz işin sevabını doğru yerden görmek gerekirken, anlaşılan biz bakıyor ve göremiyoruz.  

Amaç katılmaktı dediğim pek çok iş görüşmesindeki gözlemim ile, özgeçmişte bulunması gereken en temel özellik genel ilandan öte, istenilen işe göre özgeçmiş oluşturmaktan geçiyor. Yazı yazmayı iletişim kurmayı sevmeyen biri medya sektöründe mutlu çalışamayacağı gibi, Kanunların teferruatları ve bentleri arasında kaybolup yüzdeki benle karıştıracak birisinin de hukukçu olamayacağı, veyahut kan görünce bayılan birisinin hemşire olmaması kadar doğal bir durum yoktur.( Masa başı iş yapan hemşirelerimize saygılarımla.)

Ancak ilanda belirtilen şartlara uymayıp başvuran aday sayısı toplam başvurunun yarısından daha fazla, ama üzülmeyin artık devir kaç devirli bilmem ama, buhar makinelerinin icadından sonra başlayan teknoloji devri ile adayların ilanları karşılayıp karşılamadığı yapay zeka içeren yazılımlar ile inceleniyor. Haliyle BİZ SİZE DÖNEMİYORUZ oluyor.  

İş arayanların yarış atı misali burun farkı ile yarıştığı bu kapitalist ve bir bakımdan da emperyalist düzende 24 ocak kuralları misali işverene serbestlik sağlayıp hem ücreti işverenin belirlediği hem de serbestlik ile beğenmiyorsan şartları çalışma kardeşim dercesine, çalışanın statüsünü işverenin netleştirdiği kölelik mi yoksa açlık sınırının altında, deniz seviyesinden yukarıda ve de dünya da tek kıskanılan özelliğimiz,  asgari ücret ile dünya da tek oluşumuz mu ? Her şeye rağmen eğer hazırsak uygun aday listelerinde yer almak ve aradan japon balığı misali süzülmenin yolları… 

                Eyyyy işveren beni neden aramıyorsun dersen ?  

Söylediklerini de yersen, derseler ki sana. Eyy iş arayan, işsizken sen sen değilsin. O zaman gelsin Rahmetli Cem Karaca’ dan “Tamirci Çırağı” şarkısı… 

Her neyse işsizler konumuza geri dönelim ;   

  • Aranılan pozisyon da AUTOCAD programında harikalar yaratmak ve SAP’ de ata sporlarımızdan biri olan Cirit atamıyorsan ilana başvurmanın bir anlamı da yok. Staj veya en alt kademeden yani işin mutfağından başlamalısın. Hele bir de 30 yaş altı, 10 yıl tecrübeli askerliğini yapmış olmak şartı ile, mühendis aranıyor ve sen yeni mezun veya stajyer isen, hacı Mevlana bile olsa kurban olim sen gelme der. Bir de işvereni düşün az maaş, çok iş, çok tecrübe, sayısız yetenek sonra da derya kuzusu bunlar diye balık tezgahındaki hamsi kadar işsiz üniversite mezunu iş için kıyasıya yarışıyor. Başka değişle iş az nitelik çok ya deveyi güdecek nitelik kazanacaksın ya da yeteneğin olmayan işe başvurmayacaksın. 
  • İş ilanında hizmet sektörü gibi genel işler veya her daim iş bulabilecek bir mesleği icra etmiyorsan, ilanda istenilen becerilere uygun anahtar kelimelere odaklı bir özgeçmişin olmalı. İş tanımına uygun olmasının yanı sıra özgeçmişteki ön yazını ilanda istenilen şartlara uygun yazmalısın.  
  • Yazımız özgeçmiş hazırlama yazısı olmasa da içeriğinde söz konusu Bussiness olan “biz” in geri geri dönüşü olduğundan da bahsetmek gerekiyor. Artık dijitalleşen teknoloji ile yazılımların yükselişi sonrası özgeçmişiniz de taranıyor ve aradaki boşluklar karakter aralıkları, daha önceki kariyer geçmişindeki gün ay yıl zaman diziminin doğru yapılması elzemdir. 
  • İş aramanın kendisi bile başlı başına bir iş olup, bu dahi tecrübe gerektirir. Bunu fark ettiğim gün kariyer basamaklarıma yenilerini katarken yaptığım hataları yazmaya karar verdim. Sonuç ortada, hangi şartta hangi pozisyon da fark etmeksizin ilanları ilk görüp başvuran olmaya, haliyle sabah uyanmaya çok önem ver. Erken çıktığın yol senin emekliliğin tamamlayabileceğin yolculuğun başlangıcı olabilir. Erken başvuru yaptınız yetmedi ama, evet yanılmadın yeni bir şey daha var yayınlanan ve başvurular yapıldıktan sonra işveren ilan detaylarını güncelleyebiliyor. Son bir detay kurumsal veya yarı kurumsal işletmeler dahi artık sizlerle görüşmeden önce mail adresi ve telefon numaranızı Google de ve sosyal medya platformlarında aratarak, verdiğiniz bilgiler ile yaptıklarınızın örtüşme oranını kontrol edip ona göre iyi izlenim alırsa görüşmeye çağrılıyorsunuz…   

                                                                                          Buda başka tüyo olsun.  

Hani Cem yılmazın AROG’ Ta bir sözü varya, “Kurduğun tuzağı hayvan fark etmeyecek” işte sözüm meclisten AUT siz fark edilen olacaksınız.  Kim bunlar dediklerinde Kurt gibi çalışkan gençler diyecekler…. 

  • İlgilendiğin işletmeleri sıkı takipte ol. Her ilanlarını ve en ufak bir bilgi güncellemelerine göre sende stratejini güncelleyerek zamanında hamleni yap.  
  • Özgeçmişine nitelik kazandır, daima eğitimlerle güncel kal ve internet ve sosyal medyayı verimli kullan, hatta blog yazarak rüyanda bile hayal etmediğin kuruluşların sana iş teklif etmelerini sağlayabilirsin.  
  • Özellikle https://www.linkedin.com/feed/ sitesinde üyeliğin olmalı. Görünür ve temasta ol, fakat temaslı olma karantina süreci zorlu geçiyor. İş başvurusu yapmayı düşündüğün kurumdan tanıdığın varsa ona danış eğer yoksa da halka açık bir işletme ise, mesela ben çalıştığım yapı markette önce müşteri gibi detaylı görüşmeler yapmış ardından iş başvurumu (kazara da) olsa yapmıştım.  

Hayli uzun bir yazıyı katlandığınız için size minnettarım. Ancak bu işin başka oluru da yoktu… 

                                                    Yazının Sözü Uygulaması  :  

Biri sizi arıyorsa her zaman işi düştüğü için değil, bazen iş vermek içinde olabilir. 

Kriz Nasıl Yönetilir ?

Liderlik kriz yönetmenin temel unsurudur. Etkili liderlik ise; doğru zamanda doğru kararların sürekliliğini tekrarlayarak kendisini gerçekleştirirken, ekibini de en yüksek performansta verimlilik derecesinin nirvanasın’ da organize edebilen liderlik türüdür.

Lider ile başkan ya da yönetici çok farklı kavramlardır. Yapılan işe göre liderlik türü şekil almaktadır.

En iyi kararları vermek için atılan adımlarda en etkili taktik grup halinde fikir telakisidir. Lakin bu durum siyasal ekiplerde başkan kısmında nedendir bilinmez tek başına karar alır ancak, grupça uygulanır. Bu aşırı güven uzun vadede ekip içi güvensizliğin temelini oluşturur.

Karar süreçlerinde iki durum vardır. Bunlardan ilki kararların üst düzeyde verilip alt düzeyde uygulanmasının istenmesidir ve başarısızlığın temel sebeplerindendir bir sorunu en iyi yaşayan bilir ve yaşadığı probleme çözümü sorunu yaşayan getirebilir,

Kaynak : www.diken.com.tr

İkincisi ise; en iyi kararlar istişare ile gelmektedir. Sorunun bir çok açıdan gözlemlenmesi yorumlanması ve fikirlerin üst üste konulmasını sağlar. İyi bir lider, yaratıcı gerilimi üretmek için, rakiplerden de yardım alabilir.

Fikir ortaya konulurken, beyin fırtınasının acelece bitirilmesi oldu bitti’ ye dönüşmesinin sebebi, üst yönetimden gelen baskılardır. Burada lidere düşen vazife iki taraf arasında sorumluluk alarak, takımın tüm açılarında idareyi ele alabilmektir.

Etkili ve verimli kararlar almak için önerilerim,

Daha önce başarı sağlamamış olsa bile, tekrar başarısız olacağı anlamı çıkmaz. Günün şartlarında eski çözümler yeni başarılar kazandırabilir.

Hızlı bir yol ile acele bir yol izlemek farklıdır. Acele ederek panik halinde hareket etmek, alınacak aksiyon için doğru soruların sorulmasını engelleyebilir. Eğer durum acil ise, bunu neyin etkilediğini sorun.

Tüm çözümler kalıcı ve etkili çözümler olmalı, günü kurtarmak için yarını feda etmeyin. Çok farklı açılardan bakmayı öğrenerek bizimle farklı düşünenlerinde haklı olabilme ihtimali olabileceğini düşünebiliyorum demeyi bilin.

Ekibinizin her bir üyesini doğru ya da yalnış hatta, mantıksız söylese bile dinleyin. Size olmasa bile ekip arkadaşlarınıza bir şeyler çağrıştırabilir.

Bilgi güçtür ama eğer doğru bilgi doğru yer ve zamanda elinizde ve siz onu kullanmayı biliyorsanız o vakit bir anlamı olur. Anahtar adımlarla, doğru bilgiyi kategorize ederek görev paylaşımı ile yönetebilirsiniz.

Bilgi doğru olabilir ancak strateji de doğru olmalı siz doğru planı yapsanız bile uygulamada sizden kaynaklanmayacak problemlere yol açabilir. En iyisini yapacağım derken normal zamanlarda yaptıklarınızdan da olmamanız gerekir. Her mükemmel iş kendisinde kusur barındırır.

Söz konusu kararın uygulanması oldugunda, etkili liderler kontrolü ne zaman alacaklarını ve bırakacaklarını çok iyi bilirler. Eğer ekipleri o başta yokken de başarılı iseler o gerçekten bir liderdir. Fakat sadece o varken başarı varsa bu gerçek manada ekip liderinin aç gözlülüğü ve beceriksizlidir.

Kaynak : www.hertaraf.com

“Liderin başarısı, her bir ekip personelinin onun yerine geçebilecek kadar yetiştirilmesinden geçer.”

Yazının sözü uygulaması :

En etkili çözümler son anda ortaya çıkan ve aşırı plan ve de kural içermeyenlerdir.