İnsan İlişkileri ve İş Dünyası: Başarının Görünmeyen Mimarı

İş dünyasında başarı çoğu zaman sayılarla ölçülür: kârlılık, verimlilik, üretkenlik oranları… Ancak bu göstergelerin ardında görünmeyen, ölçülmesi zor ama etkisi belirleyici bir unsur vardır: insan ilişkileri.

Bir işletmenin gerçek gücü; ekipler arasındaki güven, yöneticinin çalışanına duyduğu saygı ve bireylerin birbirine hissettirdiği değer duygusuyla şekillenir. Modern yönetim anlayışı artık bunu fark ediyor: sürdürülebilir başarı, yalnızca iyi planlarla değil, iyi ilişkilerle mümkündür.

İlişki Yönetimi, Performansın Gizli Kaynağı

Her çalışan bir sistemin parçası değil, o sistemin yaşayan bileşenidir. Bu nedenle insan ilişkilerini sadece “iletişim becerisi” olarak görmek büyük bir eksikliktir. İlişki yönetimi; dinlemeyi, empatiyi, geribildirimi ve ortak hedef bilincini bir araya getiren bir liderlik sanatıdır.

Bir yönetici, ekibine yalnızca talimat vermez; aynı zamanda bir duygusal iklim yaratır. O iklimin sıcaklığı — kurumsal aidiyetin ve performansın — doğrudan belirleyicisidir. Kısacası, çalışan mutluysa sistem işler; sistem işliyorsa hedef kendiliğinden gerçekleşir.

Kurum Kültürü, İnsan İlişkilerinin Yansımasıdır

Kurum kültürü “duvarda asılı ilkelerle” değil, her gün ofiste yaşanan davranış kalıplarıyla oluşur. Bir kuruluşun kültürü, yöneticilerin nasıl konuştuğu, nasıl dinlediği ve nasıl karar aldığıyla tanımlanır. Eğer o kültürde şeffaflık, saygı ve paylaşım varsa; çalışanlar kendilerini yalnızca görevli değil, katkı sahibi hissederler.

Bu noktada insan ilişkileri, yalnızca iç iletişimi değil; markanın dış dünyaya yansıttığı itibarı da belirler. Çünkü kurumlar, dışarıya içerideki düzen kadar güven verirler.

Yeni Nesil İş Hayatında İnsan Odaklı Dönüşüm

Teknoloji hızla ilerliyor, yapay zekâ süreçleri kolaylaştırıyor ama bir şey değişmiyor: İnsan faktörü hâlâ merkezde.

Yeni nesil iş dünyası, robotlaşmadan verimlilik ararken, duygusal zekânın ve iletişim becerilerinin önemini daha çok fark ediyor. Artık sadece “işi en iyi yapan” değil, “birlikte en iyi çalışan” ekipler kazanıyor.

Sonuç: İşin Kalbinde İnsan Var

Her başarılı kurumun ardında yalnızca strateji değil, anlamlı ilişkiler vardır. İyi bir lider, ilişkilere yatırım yapar çünkü bilir ki:

“İnsan ilişkileri iyi olan bir kurum, krizlerde sarsılmaz; çünkü önce güven, sonra sonuç vardır.”

İş dünyasında akıl stratejiyi kurar, insan ilişkileri ise sürdürülebilirliği sağlar. Ve sürdürülebilirlik, bugünün değil; yarının başarısıdır.

Sahip olacağınız her şeyi kariyerinizden ibaret zannetttiğinizde ne olur ?  

 

İlginç cümlelerle dolu enteresan bir yazıya daha başlıyor gibiyiz. Örümcek ağları tehlike algılıyor derdime derman Spiderman Adam ya adam ! Konumuz buradan başlıyor Gençler…. 

Nedir bu tehlike ? Söz konusu kariyer gerisi teferruat diyoruz. Çünkü, gerçekten ayrıntılarda boğulduğumuz daha adil daha yaşanılır bir dünya düzeni, adı altında bizleri büyükşehirlerin yozlaşmış dünyasına sıkıştıran bir nevi dört bir tarafı açık cezaevi olarak kariyer kelimesini tanımlayabiliriz.  

İşte bu açık cezaevi için kanıtlanabilir olduğu düşünülen apaçık ortada hedef ve kilit sonuçlar olarak görülen işverenin bak kardeşim, bu yoldan gideceksin bu sonuca ulaşacaksın ama, senin balık olarak uçmanı bekliyoruz. Becerilerinin yeteneklerini görmezden gelmiyor bunu yazılı hale getirebilmen için sana fırsat sunuyoruz. Ama bizim istediğimiz dışında kariyerine kendi hayatına geleceğine yön veremezsin. Demenin since 1970’ lerden beri resmi adıdır. Buradaki bilgileri bizim beklenti ve isteklerimize göre, anlaşamadığın yöneticinin göreceği ve buna karşı misilleme yapabileceği şekilde karşılık görebileceğin bir sistemi biz şirketimizde senin gibi eski köye yeni adet getirmek isteyen çalışma arkadaşlarımız için getirdik. Her şey sizin için, her şey şirketimizdeki bireysel başarılar için demenin bir başka yoludur.  

İşte burada “daha adil” eldeki datalara dayalı bir yönetim anlayışı. 

Bir şirkette kalıcı ve sürekli başarı istiyorsak, liyakat önemlidir. Bu asla Türkiye’ de kadın ismi olan “Adalet” kelimesi ile aynı torbaya konulmamalı, sadece var mı var denilmek için yapılmamalı. Basitçe Liyakat önemlidir. Beceriler ve başarıyla ödüllendirilen bir motivasyon biçiminin yerini word Kart bile tutamaz. Bir şirkette parlayan yetenekler görülmemekte diretildiği sürece sistematik yanlılık belirli bir grubun hamili kartıyla personel alındığı sürece hangi holding’ e bağlı olursa olsun, kontrolsüz büyüyerek geliştirdiğini zannettiği sürece, söz konusu şirket sadece reklam ve sadece üretime odaklanıp satışa göre üretim yapmayan bilinir bir çok şirket gibi taşlı zümrütlü isimlerden taş devrine doğru kendisine yer edinecektir. 

Yetenek analizi ve doğru bir şekilde sınıflandırılması makinelerin yükselişini andırsa da aslında, insan kaynakları teknolojisi ve yeniliklerin yapay zeka ile birleşerek bir makine öğrenimi ile yeni bir öğrenim çalışma şekli oluşturması beklenir.  

Personelin becerilerini ortaya çıkarmada etkin adil ve dataların iyi bir şekilde analiz edilebildiği bir sisteme ihtiyaç duyulur. Bunun şirket için bir haber ağı personelin istek ve ihtiyaçlarını paylaşabildiği yepyeni bürokrasiden uzak bir ağın varlığı oldukça etkilidir. Personelin işe ilgisini yoğun tutabilmek hem dikey hem de yatay beceri kazanabileceği yeni görev ve terfilere ulaşarak kendine yeni bir yol çizebilmesinden geçer. Bu kadar bilgiye rağmen bir çok “kurumsal” alt yapı oturtmuş holding altı işletmede dahi, çalışanlar envanter sonuçları, performansları ile şirketlerine katkıları ile statü ve kıdemleri arasında çok keskin makaslar bulunuyor. Bununda nedeni liyakatsiz yöneticilerin hala şirketlerde bir yerlere gelerek oraları bırakmak istememeleri ve kendilerinden daha iyi olacağını gördükleri genç yönetici adaylarına koltuklarını kaptırmaktan korkmalarıdır.  

Bu şirketlerde üst yöneticilere en iyi çalışma arkadaşlarını sorduğunuzda ve bunu belge bilgi ve kanıtlarla ifade etmelerini istediğinizde, tamamen elde kalan sadece işletmeye başarı sağlayanlardan çok yaşadığı yerde insani bir kural olarak yerden çöpü aldığında bu çöpü ben aldım diye bağıranların popülerlik yarışını kazanmak ve makam mevkii isim şan şöhret için savaşanların isimlerini verecekleri yadsınamaz bir gerçektir. Maalesef başarılı olmak günümüz iş dünyasında normalde yapmasını gerekeni yapan veya “başkasının yaptığı iş başarılı ise bunu ben yaptım diyebilmektir.” 

Problemi aşmanı’nın yolu, gerçek başarı ve hedefin ne olduğunun doğru belirlenmesi ve kurumun tüm departmanlarında direktöründen bireysel personeline departmanlara göre silsile ile uzanan bir yelpazede uygulanmasından geçer.  

Türkiye’ de personel gözleminin istenilen başarıya sahip olmamaması’nın nedeni bireysel arkadaşlıklar ile iş hayatındaki halkla ilişkiler arasındaki bağları ayrıt edemeyen arkadaş olarak iyi olan birinin halkla ilişkileri zayıfsa iletişim kuramıyorsa onun satış kanadında değerlendirilmeye devam edilmesi hatasıdır. Personel yeni gelen müşterilerle iletişim kuramıyorsa, onu eğitim veya operasyonel bir departmanda değerlendirmeyi düşünemediğimiz veya sık denk gelinen bir durum olan bu arkadaş benim yardımcım eksik ve hatalarını ortaya çıkarırsam benim eksiklerimi de ortaya çıkarırlar endişesinden oluşturmaktadır.  

Başka bir değişle öznel bakış açısı doğru adımları atmamızı engelleyerek bir kişiyi bir departmanda tutabilmek için departmanın tamamını işinden soğutmak yerine, o arkadaşımıza departmanda daha çok seveceği bir görev verilmesi daha verimli olacaktır.  

Peki Nasıl yapmalı ?  

Performans göstergesi olan KPI ‘ Lar veya ölçülebilir kilit hedef sonuçları gerçekten gerçekleştirilebilir ve mantık süzgecinden geçirilebilen personelin kendine güvenini azaltıcı değil arttırıcı etkiler sağlamalı ki, personel size gereken verimi sağlayabilsin. Zaten yüksek hedefler verildi olmayacak verdiğimiz emeğe değmiyor pirim veya başka kazancımız yok düşüncesine sevk edilirse sizde o işletmeden istediğinizi elde edemezsiniz. Kötü yönetimden kaynaklı işler kötü gittiğinde personelden kısarak onlardan puantajlardan kısarak yapılacak her yeni hata geri dönülemez sonuçları katlayarak arttıracaktır. Belirli dönemlere ait nicellik barındırmayan personel performans raporları üst yöneticinin duygusal ve şahsi düşünceleriyle şekillenebilir.  

Kurumsal hedefler bellidir, daha çok kazanç daha çok ciro daha çok yenilik kazandırarak ilerlemek. Rahmetli Maslow’ un “İhtiyaçlar Hiyearşisi” vardı.  

İlk önce fizyolojik ihtiyaçlar vardı, yaşamak ve yemek yemek, sağlıklı olmak gibi temel ihtiyaçların başlangıç seviyesiydi. 

 Sonra, güvenlik barınma, iş, mülkiyet, sağlıklı yaşam geliyordu. Sonrasında sevgi ait olma mahremiyet gelinen noktaydı. İşte bundan sonrası hala insanlık için kara kutu ve hala ulaşılması zor bir Pandora, Saygınlık özgüven, başarı, başkalarına saygı veya başkalarının size saygı duyması, Sizi olduğu gibi kabul etmesi. Ve nirvana son noktamız kendini gerçekleştirme, insanlarda erdemli olmak, yaratıcı, içten samimi ve kimseyi değiştirmeye çalışmadan her şeyin olduğu gibi kabul gördüğü itopik bir düzen şeklinde özetleyebiliriz. 

İşte her toplum gibi kurumunuzun da böyle bir saygı ağırlıklı ihtiyaçlar hiyearşisine sahip olması ve bunun makam mevkii ve statüye göre saygının azalıp artmadığı her bir bireyin ciddiye alındığı yoksa, vakti geldiğinde o bireyleri ciddiye almak zorunda kalacağınız bir düzenin kurulması söz konusudur.  

Şeffaflık ve netlik oluşmadığında yapılan her işi kariyerin bir üst basamağa çıkması için bir adım zanneden personelde tükenmişlik başlar ve bunun sonucu ya sessiz istifa ya da ben gidiyorum istifasıdır.  

Daima ölçütleri metriklerle tutarlılıkları ile gözlem yapmalı ve bilimsel yöntemlerle analizler teyyid edilmelidir. Personelden istediğiniz bir hedef anahtarını genel müdürünüz veya mağaza müdürününüz sağlamıyorsa artık bunu personelden beklemeniz gereksiz ve anlamsızdır. Personelden kısarak şirket karlılığını arttırdığınızı düşündüğünüzde personeliniz sizin malınızı korumayı bırakarak elde ettiğiniz zarar kazandığınızın yanında anlamsız kalacaktır. Elbette verileri analiz ederken personel verilerini paylaşmak istemeyebilir, sürekli olarak toplantıya çağırmak yerine belli maddeler hakkında kısa net anlaşılır sadece ilgili departman ile görüşmeler veya bilgilendirme notları ile paylaşım yapabilir böylelikle, maille içtiğiniz çay miktarı ile girdiğiniz toplantı sayısını özdeştirmeye çalışan otomatik bir mail sistemini özdeştiren bir zihniyet ile sadece anti pati oluştururabilirsiniz. Bu analizleri bağımsız üyelerden oluşan ve şirketinizin yapısına göre bölgesel yapılanan etik kurullarınca yönetebilirsiniz.  

Pek çok şirkette performans değerlendirme dönemi devam etmekte, çalışanlarına hak ettiklerini vermek, onların emeğini görmek ve daha mutlu olarak daha iyi performans sağlamalarını böylelikle işverenin çalışanlarını kaybetme olasılığı azalır.  

Peki neden personel değerlendirme konusunda istediğimiz başarıyı elde edemiyoruz ?  

Öncelikle belirtmeliyim ki asli önemli olan, gerçek performans yönetiminin önemininin veya değerlendirmelerinin veya ücretlendirme sisteminin maaş zamları’ nın etkisinin terfilerden çok daha önemli olduğunu unutmamalıyız.  

Amacımız nedir neden kilit hedef ile personel performansını eşleştirip verimli hale getirmek istiyoruz ?  

Bu değerlendirmeler genel itibariyle çalışanın psikolojik bir kamçısı niteliğinde işe teşvik ve bağlılığını arttırmakla başlıyor. Kendisini eleştirel olarak güçlü ve zayıf yönleri ile tanımasına fırsat veriyor. Böylelikle ekibin başarısısını da ölçümlemeye böylelikle oluşabilecek iletişimsel eksikliklerin giderilmesi buna yönelik işten ayrılış veya işe alımlarda gereken ihtiyaçlarının belirlenmesinin gereken eğitim bütçelerinin şekillenmesinde oldukça etkili oluyor. Bununla birlikte ekibin daha uyumlu çalışmasını beklentilerinin gerçekleşmesi ile çalışanların gelişiminde oldukça etkili diyebiliriz. Bu çalışmalar sayesinde astronomik itopik hedefler yerine gerçekçi hedefler konularak, personelin iş ile bağını da koparmamış oluruz.  

Böylelikle personel yönetim rejiminin nasıl olabileceği, personel devir hızının nasıl düşük tutulabileceği etkin ve verimli çalışmanın nasıl sağlanabileceği, şirketin amaçlarını personelin amaçları arasına yerleştirebilmenin basit pratik ve etkili çözümlerinden bilimsel veriler özelinde paylaşmış olduk. İyi bir şirket olursanız kim bilir ne zaman, bir sonraki yazımızda görüşmek üzere. 

LİDERLİK VE YÖNETİM – İ ÜZERİNE NACİZANE…

Hiçbir makam mevki yöneticilik hatta holding patronluğu kalıcı değildir. İster özel sektör isterseniz, devletin çeşitli kademelerinde bulunun bu maaş karşılığı yaptığınız işlerin sizlere “ emanet” olduğunu hatrınızdan çıkarmamalısınız.

Bir şirketin CEO’su olmak şirketin yönetim kurulunca verilen vazifenin yerine getirilmesi esnasında etkin verimli bir şekilde karlılık kazanç düzeyinin arttırılmasıdır.  CEO olmak için en temel özellik STRATEJİ kelimesini her adımına işleyerek hareket eden, çalışanlara tedarikçilere liderlik ederken motivasyonlarını yüksek tutan ve de holding yönetim ve de icra kurulu arasındaki bağlantı koordinasyonunu sağlayarak yönetim sürecini gerçekleştiren kişidir. Bu vazife asla onun geldiği noktayı unutmasını gerektirmez. Anadoluda sürüde nasıl çoban emanetçi ise, holdingte de CEO işte böyle emanetçidir.

Unutmadan dipnot verelim :

CEO bizim dilimizdeki anlamı kendimce ifademle, icra kurulu başkanıdır. Yani şirket sahibi adına şirketi yöneten kişidir.

Fakat günümüzde hem özel sektörde hem de kamuda “ Devletin malı deniz yemeyen saftır.” mantığında görerek devleti veya şirketi “tapulu malı” olarak görenler oldukça fazlalar. Özellikle üniversitelerde rektörlük makamının akraba atamalarını sıkça yaşar hale geldik. Yöneticilik görev süresi içerisinde hoş anılar bırakıp gitmek gerekirken, bir ömür koltukta oturacakmış gibi davrananların arkasından güzel sözler söyleyenler çok az sayıdadır. O bakımdan, emanete koruyup kollayarak, “Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş” sözüyle hareket etmek doğru olandır.

Lider, başkan ve yönetici farkları kısa öz ve net…

LİDER :

Lider Olunmaz doğulur bu işin çekirdeğinden yetişen kişiye verilen isimdir.

Ego , kibir nedir bilmez, kişiye göre şekil alarak karar vermez.

Personelinin ya da ekibinin her daim arkasındadır.

En önemli özelliği eğiticidir ve yapmadığı veya yapamadığı bir işi asla assından istemez.

Emretmez karakter sahibidir.

İletişim teknikleri ve sosyal becerileri çok üst düzeydedir.

Yaşanan problemlere dinleyerek ve anlayarak çözüm bulur.

Genellikle özel sektörde kurumsal şirketlerde sıkça görülür.

Liderlik tiplerine göre ayrıldığı için kimi lider ekibiyle sahada çalışır , kimisi de herkese vazifesini vererek ihtiyaç duydukları anda yanlarında olup onlara çözümler sunmaya çalışarak eğitir ve yol gösterir.

İnsiyatif alır ve ekip arkadaşlarına da yapabileceklerine inandığı kadar insiyatif verir.

BAŞKAN :

Genellikle atama ile gelir ve atama ile de gider. Genellikle siyasi partilere göre şekil alan devletin bürokrasi kadrolarında yaşanan bir olaydır.

Atamalı geldiği için her daim birilerinin adamıdır. Özgür olamaz hep birilerine bağlı onlar için kendi adına sorumluğu kendine imkanları başkaları için değerlendirilen kişidir.

Bir arada çalıştığı ekip tamamen menfaat ve çıkar çatışmaları sebebiyle bir arada olanlardan oluşur.

Başkanlar liderlerden meşhurdurlar öyle ki, garsona çay siparişi verirken bile başkan derler…

YÖNETiCİ :

Yap derler yapar, yapma derler yapmaz.

Kararlarını şirket verir, kendisi uygular. Kuruluşa göre müdür yardımcısı, departman sorumlusu, kategori uzmanı, aç kapa yetkilisi gibi isimler alarak mahalle muhtarı gibi sorumluluklar alır ama hiçbir zaman yetkisi yoktur. Personel ile yönetim arasında köprü vazifesi görür.

Yönetim vazifesi üstlenen her bireyin etrafında ona bilgi aktaran kişiler olur. İşletmede veya kurumsal yapıda ne tür problemler yaşanıyor neler yapılıyor hatta dönen dedikodulara kadar yöneticilere aktarır. İşin ilginç yanı ise kurumsal şirketlerde bunu çalışanlar farkında olmadan günlük iş işleyişi zannederek yaparlar. Bu durumun en tehlikeli yönü habercinin doğru haber iletip iletmediğidir. Bu sebeple bilgiyi iyi tartmalı ve kaynağından öğrenerek dinlemeyi önemseyerek hareket etmeliyiz.

Yönetim ve Stratejik Yönetim süreci bir bütündür. Bir şirkette veya kamusal alanda yönetme erkini elinde bulunduran kişi’ nin başarısı diye bir şey söz konusu olamaz. Başarı da başarısızlıkta bir ekip işidir. Dizi karakteri Rıza Baba’ nın da dediği gibi “Bizim meslekte yaşamakta ölmekte ekip işidir.”

İster kamu ister özel sektör olsun edindiğim tecrübeler ışığında ifade edebilirim ki, düzen ödüllendirmekten çok cezalandırmayı kişilere göre savaş düzeni aldırmanın çözüme giden yol olduğunu kişiler giderse her şeyin mahvolacağını düşünen aile şirketlerine dönüşen bir düzen oluşturuyor.

Yönetme erkini elinde bulunduran zati- muhteremin tepeden inme yöneticiler ataması, başka bir adla kamuda başkan, özel sektörde müdürler ataması ki bu kişiler tepeden inme olduğunda görülen en büyük hastalık “aç gözlülüktür”.  

Bu kişilerin çalışarak kazıyarak tırnaklarını yaralarcasına çalışıp gelmediklerinden atandıkları makamın gücüne aldanıp adalet ve görev ahlakından uzaklaşırlar, makam mevki hırsları gözlerini kör eder. “ İteaat et rahat et” mantığı ile yapılan bu işlerde kendisini oraya atayanlara bağlılık makam mevkide kalmayı “Dava” sı kabul etmek onları oraya başkan / müdür atayanların işlerine öncelik vererek hem bulunulan makama hem de yönetilen organizazyona zarar verirler. İstediklerini alamayınca da açgözlülüklerinin sonucu olarak menfaat çatışması sonucu bulunulan Şirkete veya 15 Temmuz 2016’ da yaşandığı gibi ülkeye zarar verirler. Bunun da adına dava derler.

Memleket meselesinin “dava” ‘ sı değil “deva” ‘sı olur. O da milletin ta kendisidir.

Bu gibilerin hırs ve ihtiraslarını yok etmeyi öğrenmeleri için silsile ile gelmeleri şarttır. Almanya da Er rütbesinden onbaşı olan Adolf HİTLER bir sonraki rütbesi Şansölye olmuş ve 2. dünya savaşında dünyayı yok olmanın eşiğine getirmiştir.

Yönetim erkini elinde bulunduran zat, istişare etmesini bilmeli başarı’ nın bireysel olmadığını her daim hatrı’ nda tutmalıdır. Hatr- ı hamili yakınımdır değil, yadında (aklında) olarak bilmelidir.

Bilgi bir okyanustur, içinde daldığınız da köpek balığı saldırısı da olabilir somon balığı ızgarası ile ziyafette çekebilirsiniz. Sonsuz bir mavilik gibi gökyüzünde süzülmek gibidir. Bilgi akışının rüzgarına kapılmadan süzerek irdeleyerek dinleyerek öğrenip tecrübe edinilerek yapılan bir icra faaliyetidir.

Hiçbir kişinin bilgiden mahrum kalmaması, ayrımcılığa maruz kalmaması ve küstürülmemesi işletme ve tüm kurumlar için elzemdir. Bu bakımdandır ki tüm kuruluşlarda istişare ile ortak akıl yürütülmesi esas karar olmalıdır. Öyle ki danışılır iken sağlık meselesini muhasebecilere sorarsanız ortak akıl yerini ortak fayda’ ya bırakır.

 Yönetme erkinde bulunan zat, tüm kaynaklar gibi geri dönüşü olmayan zamanı da etkin ve verimli kullanmak zorundadır. Yapılan her işin kararını personelin vermesi münkün değildir. Tecrübe sahibi yönetici’ nin riski hesaplayarak aldığı kararlar daha verimli olacaktır. Günümüzde mesai süresinin çoğunluğunu iade- i ziyaret ve makam sohbetlerinde geçiren yöneticiler var olursa, sağlıklı bir yönetim süreci  beklemek hayaldir.

Yazının Sözü  Uygulaması :

Bugünün işini yarına bırakırsan o iş gelir birikir ve seni fiziken ve ruhen yıpratarak sağlığını bozar.

Yazar notu : Yazılarımda dostlarımın önerisi üzerine belirtme ihtiyacı hissettim. Hiç bir siyasi parti, makam mevki sahibi, ya da benzeri bir organizazyonu kast etmemekteyim. Benzer olaylar ve isimler tamamen benzerlik kaynaklıdır. Birbiri ile hiçbir bağlantısı yoktur. Geçmiş dönemlerde yaşadığım tecrübeler ile isim vermeden yapılan hataları eleştirmek çözüm getirmek ile bir yönü yermek veyahut yüceltmek bana düşen bir görev değildir. Eğer bir kurum veya kişiyi hedef seçtiysem ima etmek yerine, kendisinin açık adresi ve kimliğini de yazıya bir şekilde eklemeyi tercih ederim.

Bugün Türk tarihinde ne oldu ?

  • 1941 – 769 Rumen Yahudisi yolcusuyla Filistin‘e giden Struma gemisi, İstanbul‘a geldi. Geminin yolcu indirmesi yasaklandı.
  • 1948 – TBMM‘de Sivas Kongresi‘ne seçilen Temsil Heyeti üyeleriyle, TBMM’nin birinci döneminde bulunan üyelere, vatan-ı hizmet tertibinden aylık bağlanması hakkında kanun kabul edildi.
  • 1958 – Adalet Bakanı Esat Budakoğlu, 4 yıl içinde basın suçundan 238 gazetecinin mahkûm olduğunu açıkladı.
  • 1960 – Erzurum‘da radyo istasyonu açıldı.
  • 1972 – Yaşar Kemal, pasaport verilmediği için uluslararası bir toplantıya gidemedi. Tepkiler üzerine, yazara 15 gün sonra pasaport verildi.
  • 1986 – Olimpiyat şampiyonu halterci Naim Süleymanoğlu, Türk vatandaşı oldu.
  • 1987 – Cumhuriyet tarihinde dolar, resmen ilk kez dört haneli rakama ulaştı. Merkez Bankası Amerikan Dolarının satış kurunu 1.300 liraya yükseltti.
  • 1990 – Kırgızistan bağımsızlığını ilan etti.
  • 1996 – Türkiye tarihinin o güne kadarki en büyük ikramiyesi bir Sayısal Loto talihlisine çıktı: 211 milyar lira.
  • 1997 – Türkiye ile Rusya arasında Mavi Akım projesini içeren anlaşma imzalandı.
  • 2000 – Bitlis‘in Tatvan ilçesi yakınında 6. Zırhlı Tugay Komutanlığına ait askeri helikopter düştü. Kazada 2 asker şehit oldu., 5 asker yaralandı.
  • 2000 – Afyonkarahisar ve çevresinde büyüklüğü 5,8 olan depremde 6 kişi öldü, 42 kişi yaralandı.

Liderlik ve Yönetim

Güçlü Liderlik Güçlü Organiziazyon

Güçlü ekip ve yüksek performanslı ekip kurmak için yapılacaklar ;

1-Ekip ruhunun ne anlama geldiği ve nasıl uygulanacağı her eleman tarafından bütün detaylarıyla benimsenmelidir.

2-Değişik teccübeler, çok yönlü hünerler güçlü bir biçimde kombine (paylaşım) edilmeli. Sorumluluklar takım arkadaşları arasında onların hüner ve becerilerine göre paylaştırılmalıdır. Böylelikle şahsi düşünenlere karşı, daha çok ve iyi sonuçlar elde edilebilinir.

3-Görevi üstlenen ancak, başarısız olunan ekipte elemanları dışa atış veya işlev iptali söz konusu olamaz. Çünkü elbet yeniden denenecek ve tecrübe sağlanacaktır.

4-Ekip içerisinde vücut uyumu sağlanmalıdır.

Ekip : ”Birbirini tamamlayan görevlere sahip insanların ortak bir amacı gerçekleştirmek için karşılıklı sorumluluk duygusunu taşımalarıdır.” Şef bizi sorumlu tutuyor ile biz kendimizi sorumlu tutuyoruz. Arasındaki farkı düşününüz  burada birinci durum ikinciye ulaştırır. Fakat ikincisi olmadan kesinlikle takım olmaz. Performansı yüksek ve güçlü bir ekip için en kritik husus budur.



5-Zeki,becerikli ve problemli elemanların ekibe ve sisteme uyum sağlamalarının iki yolu bulunur.

a)Kontrol (Stalinin tavuğu) : Elemanın sıkı bir kontrolle eğitilmesi

b)Ödüllendirme

Aksi halde frenler ve dururlar.

6-Büyük hedeflere ancak değişik becerilerdeki insanların uyum oluşturup birlik meydana getirebilmeleri halinde ulaşılır.


7-Büyük başarılar küçük başarıların birleştirilerek kullanılmasından geçer.

8-Verilen söz eksiksiz yerine getirilmeli ve kattiyen doğruluktan şaşılmamalıdır. Enerjinin ve aksiyonun daha verimli kullanılmasını sağlayan karşılıklı güven üç şeyle artar…


a) Takım amacı : Takımın yapacağı tüm çalışmalar ortak motivasyon kaynağı taşımalı ve ortak hedefler olmalı.

b) performans hedefleri : En küçük aşamalarda dahi asla aşırı uçlarda hedef belirtilmemeli ulaşılması gereken noktadan 2 adım sonrası öngörülecek düzeye gelinmeden sahaya atı sürmemeli.

c) Yaklaşımların gerçekleştirilmesi : Kısa ve uzun vadelerde gerçekleşen planlar ile adım adım zafere giden kutsal yolda yer alınmalıdır. Başarı kadar başarısızlığında ekibin ortak sonucu olduğu benimsenmelidir.

Yazının sözü uygulaması :

Lider ile başkan arasındaki fark sahada ekibine sahip çıkması ile belirlenir.

Planlama ve Zaman Yönetimi

Bir kaç kelamlık sözlerime başlamadan :

”Zor iş, zamanında yapmamız gerekip’te yapmadığımız kolay şeylerin birikmesi ile oluşur.”
                                                              
                                                                                        Henry Ford

Zaman asla geriye gelemeyecek ve yerine ikamesi bulunmayan söz konusu bile edilemeyen neredeyse, tek olgudur. Toplumsal kavramların hayat bulduğu zaman doğru işlenme sürecine tabii olarak geçirilmediğinde, sosyolojik travmalar ve toplumsal sosyal bunalım gibi sonuçlarını önümüze çıkarmaktadır.

Bunun içindir ki ; geçmiş olaylarda keşke tabiri kullanılır. Fakat bu düşüncenin nasıl değiştirilebileceği üzerine kimse zekasını zorlayıp düşünce eylemini gerçekleştirmek istemez.

Bunları bilmemize rağmen geçmiş zamanlardan genellikle, okul öncesi 0-6 yaş grubu dışında hiçbir anımızdan memnun olmayız ki uzmanlara göre 0-4 yaş öncesinin hatırlanması münkün değil.

Ve lakin ;


Böyle durumlarda 0-4 yaş ile 0-6 yaş arasında gerçekleşen çok büyük fizyolojik etmenler içeren özellikle, sosyo/kültürel ve sosyo/psikolojik travmalara yol açabilecek, aile için şiddet gibi kavramların unutulmadığını gösteriyor. Velhasıl konumuz bu değil. Sadece zamanın neye benzediği ve zamanın gelmişini geçmişini diyerek, zaman konusun da bazı öznel değerlendirmeler yapalım istedim.

Örnekleme olarak, yıl 2013 tarih 26 Nisan Cuma bir daha gelmeyecek olan 2013 yılının bitmesine sayılı saatler kaldığını var sayıyoruz. Bu dönemde Öğrenci olarak hayatımı devam ettirdiğim den ki, ülkemizdeki en güzel meslektir ve ciddi manada, “parmaklıklar arasında” özel olarak kafeslerde korunabileceğiniz bir meslek çeşididir.

.


Öğrencilikten girerekte öğrencilik mesleğinin en önemli vazifelerinden biri olan ders çalışma ve diğer vazifelerini zamana bölerek zamanı doğru yönetmekten bahsetmeye çalışacağız.

Öncelikle plan nedir ve neden plan yapmalıyız ?

Plan ;  en az iki ve daha fazla işi, kısa zaman diliminde yapabilmek amacı ile düzenli hareket edilebilen esneklik oranı düşük olan zaman yönetimidir.

Bir işte başarılı olmak için yapılacak ilk iş,hedef belirlemek;

ikinci iş ise, belirlenen hedefe yönelik bir plan yapmaktır. Yapılacak işlerin belli bir süre ve düzen içine sokulmasına da plan diyebiliriz.

Modern eğitim sisteminde,başarıya giden yolda tek çare ”Çok çalışmak” değil ”Etkili ve verimli çalışmayı bilmektir.”

Peki nedir bu etkili çalışma derseniz ;

Zamanı, hedefleri ve saptanmış önceliklerin doğrultusunda programlı olarak kullanmaktır. Bu olaya da halk arasında planlama adı verilir.

Bir bina yapılırken, bir yolculuğa çıkılırken, bir alışverişe çıkılırken plan yapılır ya da yapılması gerekir yapmazsanız ya da üşeniyorsanız iki ihtimal vardır ya Melih Safi DUYAR hocamızın yanında kamp kuracaksınız ya da her unutulan iş için bir bedel ödemek.

Mesela alışverişte unutulan bir salça için tekrar markete yürümeniz gerekebilir.

Eğer; plan yapılmaz ise bina yıkılabilinir. Yolculukta hiç hesap edilemeyen aksilikler başa gelebilir, mesela paramız çalınabilinir, kaybolabiliriz vs. alışverişte üzerimize aldıklarımızı ödeyecek kadar para almamış olabiliriz.

Tabii bu örnekler konuyu kavramak için aslında nefes alıyorsak o bile bir plan dahilinde gerçekleşir.

Bu konuda Cenap Şahabettin’ in bir sözünü eklemeden edemeyeceğim.

”Bir başkası düştü mü ‘Çürük tahtaya basmasaydı.’ deriz. Kendimiz düşünce bastığımız tahtanın çürük olmasından şikayet ederiz demiştir.

Atılan her adımda başarıya doğru gidecek her hamle doğru plan ve stratejiye bağlıdır.


Öğrenciler genellikle, okulda öğretilen konuyu aynı gün tekrar etmek ve bol sürat’ la ödev kelimesinin anlamını unutan, sayıyı arttırdıkça egosunu tatmin eden, öğretmenlerin düşünce sistemi olduğunu düşünüyorlar. Bu durumda da bazı soruları içerisinde tilki kuyruğu gibi dolaştırıyorlar.

”Nasıl çalışsam, hangisine önce başlasam, ikisi bir arada gider mi ? hepsine zaman ayırabilecek miyim ve yetişecek mi? Bu gibi endişe dolu düşünce sistemleri gerçekte plansızlığın dile gelmiş çeşididir.


Okul eğitimi sınavlara hazırlık günlük iş hayatında ya da sosyal hayatta yapılması istenen olaylar ciddi bir hazırlık ve altyapı gerektirir. Planlanmış bir çalışma, hedefe yönelik yapılacak işlerin etkili biçimde yürütülmesini sağlar.

Plan ; ”ne zaman” ve ” nerede ”,” hangi derse” çalışılacağına karar vermektir.

Eski Yunan düşünürü ve felsefecisi aynı zamanda eski aristokrat ;

”Plansız çalışan kimse ,ülke ülke dolaşıp hazine arayan bir insana benzer.” diyor. Ama kim 🙂

Plansızlık kişide dikkatsizlik, yorgunluk, bitkinlik, isteksizlik ve dalgınlığa neden olur. Bu durum, ruhsal baskı, kararsızlık, çalışmaya motive olamama ve verimsiz çalışma gibi, olumsuz sonuçların davetiyesi olarak önümüze çıkar.

Bu sorunların aşılması ve planlı çalışmanın nasıl yapılması gerektiği çok iyi bilinmeli ve gerçekçi olunmalıdır. En mükemmel plan, uygulanabilir plandır. Bunun içinde iyi hazırlanmalıdır, bunun püf noktaları vardır.

Bunlar kısaca ;



*Başarılı bir plan esnek olmalıdır.

Plan içerisinde yapılacak aralar iyi ayarlanmalı ve adaletli olmalıdır. Eğer iş sektöründe yönetici iseniz; havuç yöntemi ile çok güzel verim elde edebilirsiniz.

Meraklısına ipucu : Havuç yöntemi küçük motivasyon ödül sistemidir. Genellikle parayla yapılamayacak tatlı söz ile çözülebilecek işlerden oluşur.

Ne kadar ders veya iş çalışılacağı konusunda, genel olarak standartlar bellidir.

Bir öğrenci açısından bakarsak; 45 dakikalık bir dersin sadece 20 dakikası işlenmesi için süre vardır. 10 dakika öğretmenin gecikip gelmesi, 15 dakika ise sınıfın derse girildiğini ayrıt edebilmesi içindir.

Bu nedenle ortalama 30 dakika çalışıp 5 dakika dinlenmeyi ben önerebilirim.


Şimdi kısaca neden bahsettiğimizi bir kez daha hatırlayalım….


Planda Esneklik : Peter Marshall ” yapılmış küçük işler, planlanmış büyük işlerden daha iyidir.” Derken, planın uygulanabilir olmasına dikkat çekmektedir. Planlamada amaç, verimli bir çalışmadır. Ancak, hazırlanan planla çalışma gerçekleştirilemiyorsa orada bir planlama sorunu vardır.”


Plan yaparken en sık düştüğümüz hatalardan biri, planlarının sınırlarını çok katı yapmış olmalarıdır. Yapılan planda sınırlar esnek olmayınca uygulamada zorluklar çıkmaktadır.

Bu durumda da öncelikle ümitsizliğe düşmekte ; Sonra da öz güvenini tamamen yitirmektedir.

Hayatımız da kontrolümüz dışında, o kadar çok faktör vardır ki, bunların bizim çizdiğimiz çerçeve içerisinde kalacağını beklemek yanlış olur. O sebeple, beklenmedik olaylar ve faktörler dikkate alınarak plana yerleştirilecek olan, etkinliklerin süreleri esnek tutulmalıdır.

Yapılması planlanan iki farklı aktivite arasında belli bir  süre pay bırakılmalıdır. Böylece, bitmesi  gereken bir etkinliğin elde olmayan, nedenlerden sarkması, diğer etkinliğin gerçekleşmesini etkilemeyecektir. Böylece etkinliklerden birinin geç bitmesi veya diğerinin erken başlaması durumunda plan bozulmayacaktır.


Günü verimli kullanmak, en iyi plan ve başarının anahtarı günü verimli kullanmaktan geçer.

Bir iş yaparken sürenin yetersizliğinden yakınılıyor ise,  orada bir eksiklik vardır. O da planlama eksikliğidir.

Bir çok kişi ise plan yaptığı halde gerekli öğrenmenin gerçekleşmediğinden şikayet etmektedir. Plan yaparken planın en verimli nasıl işletileceği veya en verimli çalışmanın ne şekilde yapılacağı bilinmez ise bu yakınmalar daima devam ederek zamanla saguya dönüşür. (Sağu : Sagular da savlar gibi eski Türklerin yaşam biçimlerinden doğan sözlü ürünlerdir. Eski Türklerde sevilen, sayılan bir kişinin ölümünden sonra düzenlenen cenaze törenine “yuğ töreni“, bu törenlerde söylenen şiirlere “sagu” adı verilirdi.)

Hiç oturup  bir gün içinde neler yaptığınızı ve yaptıklarınıza ne kadar süre ayırdığınızı hesapladınız mı ? Bir deneyin.

Eğer böyle bir hesaplama yaparsanız, farkında olmadan büyük bir zaman dilimini nasıl faydasız ve gereksiz işlerle geçirdiğinizi ya da hiçbir iş yapamadan zamanın ziyan olduğunu fark edeceksiniz. Bu hesaplama aynı zamanda da ne kadar çok vakit sahibi olduğunuzun da belgesi olacaktır.

Öyleyse herkes sahip olduğu zaman potansiyelini iyi değerlendirmelidir. Bir şey bütünüyle elde edilemezse, tamamen de terk edilmemelidir. Zamanı elden geldiğince iyi değerlendirmek başarının anahtarıdır.

Bir günümüz 24 altın değerinde bir hazinedir. Onu verimli kullanmak, bir plan doğrultusunda değerlendirmek en kazançlı yoldur. Bize verilen bu 24 saati iyi kullanırsak hedeflerimiz, karşımıza güzel bir ödül olarak altın tepside çıkar. Zaman tekrar dönüşü olmayan kazanılamayan tek servettir.

Bir de sağlık vardır, ama kısmen sağlık zamana göre geri döndürülebilir bir olgudur. Zaman iyi planlama ile genişleyerek içine çok fazla şey sığdırılabilir. İsraf edilince de olanca hızıyla akıp gider.

Bu konuda, Seneca : ”Hepimiz hayatın kısalığından söz ederiz de boş geçen zamanımızı nasıl kullanacağımızı  bilmeyiz.” diyor. Kişi günü nasıl değerlendirileceğini, planda hangi zamanı neye ayıracağını iyi bilmelidir.

Şimdi, yapılan analizlerden yola çıkarsak 24 saati en verimli nasıl değerlendiririz sorusuna cevap verelim.

Hayatta başarılı olmuş, Ömürlerine bir kaç insanın yapabileceği kadar çok işleri sığdırmış başarılı ve meşhur kişiler, sabah saatlerinin önemine dikkat çekmişler ve sabah erken kalkıp sonra uyumamayı başarıya götüren önemli bir etken olarak vurgulamışlardır.

Araştırmalar, ”Kortizol” gibi, uyanıklık veren hormonların en fazla salgılandığı periyodun sabah 8-11 arası olduğunu ortaya koymuştur.

Araştırmalarda bu saatlerin planlama,düzenleme ve ileriye dönük düşünce üretimi için en verimli saatler olduğu sonucuna varılmıştır. Öyleyse planlama aşamasında sabah saatleri münkün olduğunca öğrenmeye yönelik etkinliklere ayrılmalıdır. Bilimin verilerinden yola çıkarak öğle saatlerinin dinlenmeye ayrılması gerektiğini söyleyebiliriz.

Çünkü, yapılan araştırmalara göre hormonal denge açısından öğle saatleri vucudun dinlenmeye çekildiği periyodtur.

Bu saatlerde çalışmaya ara verilmesi ve münkün ise kısa bir uyku arasının plana yerleştirilmesi iyi sonuçlar verecektir.

Araştırmalar, yarım saatle iki saat arasında değişebilen bu uyku arasının bireye canlılık katacağı ve bu aranın sonunda güne yeni başlamış gibi zinde olacağını ortaya çıkarmıştır. Yapılan araştırmalarda vucudumuzda her gün gerçekleşen ve ”biyo ritim” aktiviteler zinciri içerisinde, öğleden  sonra 4-6 arası zihinsel canlılığın tekrar ortaya çıktığı belirlenmiştir.

Birey, kalıcı öğrenme istiyor ise insan zihninin en açık olduğu vakit olan sabah saatlerinde öğrendiklerini, öğleden sonra 4-6 arasında tekrar etmelidir

Yine araştırmalarda akşamüstü saat 5-7 arasının vucut sıcaklığının en yüksek olduğu zaman dilimi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bunun anlamı, fiziksel eğzersiz olarak seçilebilecek en uygun vakitlerin bu periyod olmasıdır. Gece uyuma problemi olanlar için bu egzersizler ciddi bir fırsat niteliğinde yatakta debeleneceğinize bir nevi uyku ilacı olan bu yöntem kullanılabilinir. Aksam üstü 19:00′ dan sonra ise, zihin yine  öğrenme faaliyetlerine açılır.

Üç saat süren bu aralık,çalışma için uygun ve verimli bir periyotdur. Eğer akşam yemeğinde kendimizi zorlayacak kadar yemediysek uykuda gelmeyecektir. Uzmanlara göre uyku için önerilen iki yol vardır.

Bunları basitçe bahsedecek olursak birisi genelde köy hayatında uygulanabilecek biyolojik saate göre uyuma ya da gece 10-11 aralığında uyumaktır. Unutmadan 18 yaş altı çocuklar için uyku saatinin 09 :30 olduğunu unutmayalım  ?

 Peki bir günü programlarken dinlenme araları nasıl olacak ?

Psiko-biyolog E.L Rossi’nin ”20 dakika ara” adlı eserinde ”Her insanın zihinsel ve fiziksel olarak verimli çalışabildiği belli bir periyodu vardır.” ve genellikle 1.5 saat civarındadır. İnsan bu periyodu aştığı zaman, vucut yorulma sinyalleri verir bu sinyallerin başlıcaları ise esneme, konsantrasyon zorluğu, algıda zayıflama, dalgınlık, dalgınlık gibi şekillerde kendini gösterir. Bu sinyaller hissedildiği anda çalışmaya kısa bir ara verilmeli ve dinlenilmelidir. Bu dinlenme, faaliyet değiştirerek veya 10-15 dakika gözlerini kapatıp sessizce bekleyerek yapılabilinir.

Gözleri kapatmakla amaçlanan beyne bilgi girişini azaltmaktır. Çünkü beyne ulaşan bilginin büyük çoğunluğu görme yoluyla elde edilir. Elleri ve yüzü yıkama, hafif fiziksel hareketler yapmada ideal dinlenmeye katkıda bulunur. Dinlenemeyen beyin öğrenemeyen birey demektir. Bu söz zatı alime aittir. Çalışmayı planlayan dinlenmeyi de planlamalıdır.

Ancak, dinlenme arasını uzatmak yapılan işten ya da eylemden soğunulmasıyla, dikkati dağılacak verim azalacak ve tembelleşmeye doğru bir yol izlenecektir. Dinlenme aralarında yemek molaları atıştırmalık olarak kabül görebilir ve de temiz hava dinlendirici olarak 40.senfoniyi önerebilirim.

Asla önermediklerim ise, Tv seyretmek, gazete kitap okumak, uyumak ya da özellikle telefon ve yüz yüze iletişimle değerlendirilirse bu olumsuz sonuçlara yol açar. Bunlar zihni yorar ve algıda seçiciliği azaltır.

Öğrenmenın başlıca düşmanıdır.



O kadar çok bahsettiğimiz ZİHİNSEL DİNLENME !!!!


Sanıldığının aksine bunun en bilinen yanlış uygulaması köşeye geçip oturmaktır. Aslında bu bireyi boşvermişliğe ve tembelliğe alıştırmanın pembe bir görüntüsüdür. Bu tür durumda ne yapacağımıza gelince ise eğer bir sorun üzerinde çalışıyor isek, yani beyin ile bir işlem yapıyorsak, fiziki aktivite eğer fiziki bir çalışma ise düşünsel ruhsal bir çalışma ile durumu dengeleyerek sorunları çözme imkanına sahip olabiliriz.


Her anın değerlidir, çünkü asla bir daha geri gelemeyecektir.


*Bir senenin değerini anlamak için, sınıfta kalmış bir öğrenciye sor.

*Bir ayın değerini anlamak için, 8 aylık bebek doğuran anneye sor.

*Bir haftanın değerini anlamak için, haftalık dergi çıkaran bir editöre sor.

*Bir dakikanın değerini anlamak için, treni kaçıran yolcuya sor.

*Bir saniyenin değerini anlamak için, bir kazayı önleyemeyen sürücüye sor.

*Bir saniyenin yüzde birinin değerini anlamak için olimpiyatlarda gümüş madalya kazanan sporcuya sor.


Yazınımızın sonuna gelirken biraz birkaç kelam sözümü abarttığım için affınıza sığınır dinlenme ile zaman yönetimi kavramları ile zamanın nasıl doğru değerlendirilebileceği  konusunda bir fikir verdiğimi düşünmenin mutluluğuyla hoşçakalın…

Yazının sözü uygulaması :

Planlayamadığımız hiçbir, fikir süresinde yetişmeyecektir.

Kriz Nasıl Yönetilir ?

Liderlik kriz yönetmenin temel unsurudur. Etkili liderlik ise; doğru zamanda doğru kararların sürekliliğini tekrarlayarak kendisini gerçekleştirirken, ekibini de en yüksek performansta verimlilik derecesinin nirvanasın’ da organize edebilen liderlik türüdür.

Lider ile başkan ya da yönetici çok farklı kavramlardır. Yapılan işe göre liderlik türü şekil almaktadır.

En iyi kararları vermek için atılan adımlarda en etkili taktik grup halinde fikir telakisidir. Lakin bu durum siyasal ekiplerde başkan kısmında nedendir bilinmez tek başına karar alır ancak, grupça uygulanır. Bu aşırı güven uzun vadede ekip içi güvensizliğin temelini oluşturur.

Karar süreçlerinde iki durum vardır. Bunlardan ilki kararların üst düzeyde verilip alt düzeyde uygulanmasının istenmesidir ve başarısızlığın temel sebeplerindendir bir sorunu en iyi yaşayan bilir ve yaşadığı probleme çözümü sorunu yaşayan getirebilir,

Kaynak : www.diken.com.tr

İkincisi ise; en iyi kararlar istişare ile gelmektedir. Sorunun bir çok açıdan gözlemlenmesi yorumlanması ve fikirlerin üst üste konulmasını sağlar. İyi bir lider, yaratıcı gerilimi üretmek için, rakiplerden de yardım alabilir.

Fikir ortaya konulurken, beyin fırtınasının acelece bitirilmesi oldu bitti’ ye dönüşmesinin sebebi, üst yönetimden gelen baskılardır. Burada lidere düşen vazife iki taraf arasında sorumluluk alarak, takımın tüm açılarında idareyi ele alabilmektir.

Etkili ve verimli kararlar almak için önerilerim,

Daha önce başarı sağlamamış olsa bile, tekrar başarısız olacağı anlamı çıkmaz. Günün şartlarında eski çözümler yeni başarılar kazandırabilir.

Hızlı bir yol ile acele bir yol izlemek farklıdır. Acele ederek panik halinde hareket etmek, alınacak aksiyon için doğru soruların sorulmasını engelleyebilir. Eğer durum acil ise, bunu neyin etkilediğini sorun.

Tüm çözümler kalıcı ve etkili çözümler olmalı, günü kurtarmak için yarını feda etmeyin. Çok farklı açılardan bakmayı öğrenerek bizimle farklı düşünenlerinde haklı olabilme ihtimali olabileceğini düşünebiliyorum demeyi bilin.

Ekibinizin her bir üyesini doğru ya da yalnış hatta, mantıksız söylese bile dinleyin. Size olmasa bile ekip arkadaşlarınıza bir şeyler çağrıştırabilir.

Bilgi güçtür ama eğer doğru bilgi doğru yer ve zamanda elinizde ve siz onu kullanmayı biliyorsanız o vakit bir anlamı olur. Anahtar adımlarla, doğru bilgiyi kategorize ederek görev paylaşımı ile yönetebilirsiniz.

Bilgi doğru olabilir ancak strateji de doğru olmalı siz doğru planı yapsanız bile uygulamada sizden kaynaklanmayacak problemlere yol açabilir. En iyisini yapacağım derken normal zamanlarda yaptıklarınızdan da olmamanız gerekir. Her mükemmel iş kendisinde kusur barındırır.

Söz konusu kararın uygulanması oldugunda, etkili liderler kontrolü ne zaman alacaklarını ve bırakacaklarını çok iyi bilirler. Eğer ekipleri o başta yokken de başarılı iseler o gerçekten bir liderdir. Fakat sadece o varken başarı varsa bu gerçek manada ekip liderinin aç gözlülüğü ve beceriksizlidir.

Kaynak : www.hertaraf.com

“Liderin başarısı, her bir ekip personelinin onun yerine geçebilecek kadar yetiştirilmesinden geçer.”

Yazının sözü uygulaması :

En etkili çözümler son anda ortaya çıkan ve aşırı plan ve de kural içermeyenlerdir.