Müşteriyi zam’ ın zannımca zam değil zam’ cık olduğuna ikna etmek 

Benim gençliğime denk gelen rahmetli Levent Kırca’ nın bir skeci vardı. Bozulan ekonomi enflasyona saygılı olduğu kadar manidar, silivri’ nin rüzgarlı havasından üşütmeden kazma kürek yaktırmadan merhum Demirel’ in dahi saygıyla andığı Kırca bayraktan daha yüksekte olan enflasyon ve maaşlara etkisini asgari ücretin vatandaşa politik büroca anlatımını esprili diliyle zam değil zamcık yaptık diyerek en kibar ifadesiyle anlatmıştı. Önemli olan zammın yansımasıydı, maaşlarımıza yansıması daha sonra da olabilirdi. Nitekim “asgari ücret” arttıkça enflasyonda kendisine ayrı bir direk olan “orta direk” üzerinde gölge ederken yer bulacaktı. 

Ne söylediğinizden öte nasıl söylediğinizde çok önemlidir. Hepimiz bazen çalıştığımız yerde bazen de, herhangi bir yerde alışveriş yaptığımızdan doğal müşteriyiz. Markette alışveriş yapıyoruz, her geçen gün tarlada 5 yolda 15 manavda 25 olan sadece narın içindeki tane adedi gibi artan fiyatlarla mücadelemiz maaşlarımızda da geçim dertlerimizde de ayrı ayrı yansıyabilse ne kadar anlamlı olurdu. 

İşte bu zam değil siyasal yönetimlerce zam-cık olarak ifade edilen enflasyon enstrümanlarının üflenmesi en büyük travmamız olarak asgari düzeyde olan sosyal hayatımıza freddy (Elm) sokağı kabusu gibi yansımakta.  

Bir de işin farklı bir yönü de, iş sizin işiniz siz kendinizin patronu !!!

Yani işletme sahibiyseniz burada işlerde çok farklı bir yol izleniyor. Artık KDV, ÖTV ekstra zam oranları vergilerin yetmediği yerde enflasyonist artan istikrarlı fiyatlar ve fiyat düzenlemeleriyle yeniden canlanıyor. Yakın dönemde sarı veya turuncu etiket veya şu kadar aldığınızda fiyat bu kadara inecek diye bir uygulama varken yeni dönemin baharı ürün fiyatı ve taksitli fiyatı diye halkımızda yeni soru işaretleri oluşturmaya başlayacak gibi… 

Peki bu kriz ortamında fırsatları nasıl göreceğiz ?  

Sadık müşterilerinizi elinizde tutmak ve stoklarınızı eritmek hem de bu kaos ortamında kulağa nasılda hoş geliyor ?   

Hiçbir müşteri satın aldığı ürünün fiyatının mevcut ekonomik düzendeki yerini koruyacağına ihtimal dahi vermez. Siz artarken rakip firma fiyatlarını sabit tutuyorsa sizin de artık tutacak müşterileriniz kalmayacaktır. 

  • Sabit hizmet alan ve düzenli müşterilerinize fiyat artışı yapacağınızın sinyallerini fiyat artışından ne kadar uzun süre önce yapabiliyorsanız erken yapın, irsaliyede gördüğü zam’ın etkisi size yansıyacak ve amorti edemeyeceksiniz.  
  • Müşterinize zamdan öte zam gelebileceğini KVKK kapsamına uygun mail ve sms gibi yollarla bilgi iletebilirsiniz. 
  • Müşteriye hizmet alışında artırım yapması karşılığında iskonto imkanı sunabilirsiniz. 
  • Müşteri şimdi ödeyip, 3 ay sonra alabilir. Fakat depo alanı için kira isteme hakkına sahipsiniz.  
  • Aynı amaca hizmet eden iki veya ikiden fazla ürün veyahut gramajlı çeşidiniz var ise, yüksek fiyatın ürün fiyatlarını toplu alımdaki iskontolarını kalite ve özellik farklarını çok iyi biçimde vurgulu renklerle punto detaylarıyla anlatan kitapçıklar hazırlayabilirsiniz.  
  • Fiyat artışı ile kalitenin bağlarını Ankara’ dan getirdikten sonra, neden bu zam oranını yapmak zorunda kaldığınızı belirtiniz. Mesela bir operatör hizmeti % 68 ‘ lık zammı hizmet sağlayıcı firmanın hizmete zam yapması nedenli yaptığını açıklamıştı.  
  • Personelin zam oranlarını biliyor olması ve oranlarını detaylarıyla hakim olması süreci iyi yönetmesi gerekir. 
  • Müşterilerden gelecek dönütlere hazır olmalısınız sorulara cevap verebilecek kadar  donanımlı güncel bilgilerle hazır olmalısınız.  
  • Ürün ve hizmetlere & lik gelecek zam oranlarını, fiyat değişikliğinin ne zaman başlayacağını, mevcut fiyatlarda ne zamana kadar alışveriş yapılabileceğini keskin ifadelerle belirtmelisiniz. 
  • Artan ham madde problemleri ve tedarik zinciri problemleri. 

Böylelikle sadık müşterilerinizi kırmadan zam oranlarıyla başka firmalarla diyaloğa dahi girmelerine mani olarak güvenilir bir marka olarak piyasanızda PR ve hizmetlerinizi yapabilirsiniz. 

Evde mesleki çalışma yaparken motive olmanın ipuçları

Evdeki yeni ofisinizi kurmaya başlayarak ilk adımı atın. Ofisteki ortam eve gelmeli.

Gelişen teknoloji ile televizyona dönüşen tabletler, cep telefonları ve bilgisayarlar var olsa da, şimdi hepsini bir kenara bırakmanız gerekiyor. Yoksa ay sonunda kirayı nasıl ödeyeceğinizi kahvehanede tartışmak zorunda kalabilirsiniz. Malum çoğu yerde kapalı, hane halkı ile iyi geçinmek gerek. Evde oturup ayakları uzatırken veya dere kenarında oturarak çalışmayı elbet hepimiz isteriz. Ancak her istediğimiz her zaman olamıyor. Başka bir bakış açısıyla, ‘televizyon karşısında çalışabilirim dikkatim dağılmaz’ diyorsanız, konsantrasyon alanında “Melih Safi Duyar’a meydan okumanız” anlamına geldiğini unutmamanız gerekiyor. Malum yıllardır Dünya hafıza ve konsantrasyon şampiyonu…

Çözüm açık net ve basit, kendinizi COVİD- 19′ tanısı konulmuş bir hasta gibi çalışmanız gereken süreçte tüm dünyadan izole etmelisiniz. Tabii bu durumda 14 gün beklemenize gerek yok 🙂 Pazar alışverişi gibi balkonda mahsurda kalmayacaksınız 🙂

Ev ahalisine “artık ben yokum, başınızın çaresine bakın” demeyi bilin.

Eğer gerçekten evde çalışmaya karar verdiyseniz, o odaya sadece çalışmak için girin, cep telefonu, youtube veya bilgisayar oyunları hatta aileniz bile gelse kapınızı çalsa orada olduğunuzu bilse bile evde yoksunuz. Gerçi bu da apayrı bir irade işi, ben “gelmeyin” diye kapıya yazı asıyorum, “neden gelmeyelim” diye sormak için geliyorlar 🙂

Unutmayın ki; televizyon karşısında sadece spikerler dikkati dağılmadan çalışabilirler.

Bir süre dünyaya izole olup, kendinizle tanışın, belki iyi birisi olabilirsiniz. Aynı şirinler gibi olduk biz de..

Hayatı vardiyalı yaşamak mümkün olmasa da kendinize özel bir vardiya düzeni oluşturun.

Hayatın kendisi dahi dün, bugün ve yarından ibaretken, neden biz hayatımızı vardiyalı, düzenli ve disiplinli olarak yönetemiyoruz ?

Türkiye’de (TÜİK istatistikleri) 24 Ekim 2019 tarihi itibariyle, 2018’e göre girişimlerin %43.5’i hizmet, %36.1′ i ticaret sektöründe yer aldı. Hizmet sektörü toplam istihdamın %37.5’ini oluştururken sanayi sektörünün istihdamdaki payı %27.5 olarak gerçekleşmiş. Buradan nereye bağlamak istediğime gelirsek, duble yol kavşağı bile çıkar. Yeter ki yolu bulacak dirayet ve niyetimiz salih olsun.

Türkiye’de çalışan kesimin patronlar haricinde kalan kısmına genel olarak “işçi” adını verdiğimiz malumdur. İşçi her zaman işçi kalmamalı, bir bayrak yarışına sahne olmalıdır. Rahmetli Cem KARACA ve kardeşi Barış MANÇO’yu da buradan anmak gerekir. İşçi, sabah 06:30 ile güne başlayan, sabah akşam ve aracı versiyonlarıyla zor bir sistemde çalışan kişidir. Başka bir deyişle “vardiyalı, planlı, disiplinli” şartlarda çalışandır.

Kısa çalışma ödeneği sonrası çalışanların işe dönüşle birlikte psikolojileri…

Evde kısa çalışma ödeneği kapsamında, maaşınızı devletten alarak ulaşılmaz birisi olamayacağınızı hatırlatarak, her sabah saat kaçta kalkıp kahvaltı hazırlıyor iseniz, o saatte kahvaltınızı hazırlayarak yolda geçirdiğiniz vakti de kahvaltı sürecine ekleyebilirsiniz. Kahvaltı süresini biraz uzatmak gibi küçük yaramazlıklar kıyameti yaklaştırmaz. Uyanın, kahvaltınızı yapın ve çalışmaya başlayın. Çalışan kazanır…

Tekrar edilmeyen her iş unutulmaya mahkumdur, bir ayağı kırılmış ata benzer.

Dün geçti ve bugün yeni bir yaşamın içindesiniz. “Tez yazarken okula gidermiş gibi hazırlanırdım, kıyafetlerimi (Zırhımı) giyerek, kahvaltımı yapar, atom karıncanın uçma serüvenine doğru, hazır olan çayımla birlikte masama geçer, son işimi tekrar edip ısınma turu sonrası motivasyonumu tekrar kazanarak yazmaya, çalışmaya başlardım..” Unutmamalısınız ki önemli olan tekrarı doğru bir zamanlama diliminde yapmaktır.

Planlı çalışın eğer planlayamıyorsanız, iradeniz ile savaşınızı gözden geçirin.

En az bir gün önceden günlük planı hazırlarken, muhtemel süreçlerde haftalık ve aylık iş planınızı da hazır tutmanız faydanıza olacaktır. Mesela neler yazabilirsiniz? Mail gelen kutunuzu açılır pencere yaparak mailleri gözünüzün önünde tutarak, unutmazsınız; keza yapışkan kağıtlarla aranacak kişileri de karşınızda tutabilirsiniz. Elbette evden çalışan kişilerin 7/24 nöbetçi subay gibi müsait olmalarını beklemek doğru bir davranış değildir.

Verdiğim eğitimlerde bunu anlattığım genç bir arkadaş beni telefonla aramak için whatsapp’tan randevu teyitiyle aramaya başlamıştı. Bu ilginç gelse de çok hoşuma gidiyor. Buna benzer uygulamalarla telefon konuşmalarımı %80 daha az sürede tamamlamaya ve kendime zaman ayırmaya başladım. O %80’lik sürecin % 20’sinde ‘bloggerlik’ yapıyorum. Her şeyi olmasa da çoğu şeyi başarabilirsiniz; elbette ki öncelik sıranızı doğru yapabilmeniz şartıyla…

Hep çalışacak mıyız? Elbette ki dinleneceğiz.

İşyerinde de kahve, çay, yemek gibi belirli süreli ve ağırlıklı süreçlerde, nasıl kendinize dinlenmek için zaman oluşturduysanız, aynı rutin ve planlamayı ‘esnek çalışma modeli’ olarak evinizde de tekrarlayın.

İlgi dağılıyor ve motive olamıyorsanız.

Çalışırken bir anda instagram’daki komik videoları iş içeriğine eklediğinizi fark ettiyseniz, işleri takip için whatsapp açık olmalı, ‘telefon yanımda ama bakarken dikkatim dağılıyor’ diyorsanız, https://web.whatsapp.com/ İnternet sitesi bilgisayar ekranınızdan size whatsapp ekranı sunduğu için bu bahaneniz ortadan kalkıyor. Sosyal medya uzmanı olarak çalışmıyor iseniz, diğer sosyal medya adreslerine ihtiyacınız zaten kalmıyor 🙂

Çalışma masamdan sevgilerimi iletiyorum.

Haliyle telefonu yanı başınızda mezar taşı gibi durdurmanın da bir anlamı kalmıyor. Çok zor oluyor ama ben başardığım için sizlere öneriyorum. Yapmadığım başarmadığım hiçbir işi, ne ekip arkadaşlarımdan ne de danışmanlık yaptığım kişi ve kurumlardan istemiyorum. Öncelik kendi irademle sonsuz savaşımı kazanmak!

Benim kadar inatçı iseniz bilgisayar başında uyuyakalabilirsiniz. Elbet kazara ekrandaki yazıları silmemeniz gerekiyor. Çok acı bir süreç birkaç defa yaşadım. Haliyle, ekranla aramdaki normalde 30 cm olan mesafeyi 55-65 cm arasına uzatmayı alışkanlık edindim. Tabii bu süreçlerde dik oturmaya ve gerçek anlamda rahat olmamaya özen göstermenizi sağlık açısından öneriyorum.

Baktınız olacak gibi değil, kendinizi zorlamayın, bu molanın adı ‘uyuma zamanı geldi zili’dir. Veya Yepyeni bir kahvenin çekirdeğinin kokusu eşliğinde balkonda biraz hava almak ya da bir dostunuz ile “yüz yüze” edilen sohbet sorunuza çözüm olacaktır.

Yazının sözü uygulaması:

Esnek çalışma modelinde, maksat işinizin evde yapılabilecek kısmını evde yapmaktır, evinizi işyerine taşımak değildir.