YABANCI DİL NASIL ÖĞRENİLİR VE GELİŞTİRİLİR ?

Ülkemizin en büyük dertlerinden ve en çok eğitim verilen alan, evet üşenmedim hesapladım. Yeni dönemle birlikte bazı kreş ve anaokulları da çocuklara İngilizce öğretmeye başlamış ki, genellikle ilk okulda ikinci sınıftan itibaren başladığını da eklersek 7 yıl ilk ve orta okul 4 yıl lise ortalama 4 yıl da üniversite eğitimi sayarsak, toplam 15 yıl İngilizce eğitimi alıyor ve görüyor ama başaramıyoruz. Bunları yazan birisi olarak benimde İngilizce bilgim yeterli değil. Bunun nedenlerini kendimce sorgulayarak düşünmeye başladım.  Ve uygulamadığımız tekrar etmediğimiz her şeyin unutulduğunu bir kez daha hatırladım. Ve sonra döndüm ve baktım ki iş sadece bundan ibaret değil, İngilizcenin dil yapısı ile bizim dil yapımız çok farklı ve dili belirleyen en önemli faktör de kültür yapısıymış. Tabii bireysel yatkınlık alınabilen ek özel dersler, yurtdışı imkanları da bunun için çok ayrı bir tecrübe imkanı diyebiliriz. 

Maalesef ülkemizde dahi pek çok ingilizce öğretmeni ingilizce bilmiyorlar. Bunu bana bir öğretmenim demişti. Sebebini merak ettim. Lisede almanca öğrendik benziyor diye sonra üniversitede ortaya karışık yapıyorlar. Müfredatta da  Simple past tense. Past tense gibi zaman kalıpları harici birşeyde yok mecbur aynı şeyleri tekrar ediyoruz. Kültür yapımız uymadığı için de bir düşünün arkadaşınızla konuşuyorsunuz.“Naber hiç görünmüyorsun gibi ilginç cümleleri üreten bir eğitim sisteminden mezun oluyoruz”. 

Çok iyi düzeyde yabancı bir dil bilmesem de, bugüne kadar neden öğrenemediğimi çok iyi biliyorum. Yaptığım hatalarımdan çıkardığım dersler ile şuanda uyguladığım ve verim almaya başladığım taktikleri paylaşmak istiyorum. 

Sözlük kullanın. 😊  

Evet şaka yapmıyorum hatta münkün ise, resimli sözlük kullanın ki zihninizde zihni sinir sistemiyle canlansın. İster basılı cep sözlük ister kocaman bir sözlük isterseniz cep telefonunuza sığan cep telefonu sözlük yeter ki size lügat veya kamus görevi görsün. Örnek cümleler ile şekillendirilmiş anlamlar daha çok fayda sağlar. Ben çocukken Türkçe kelime sözlüğü okumayı çok severdim. 

Tekrar edin ve her an öğrenmeye hazır olun. 😊  

Önce kulak dolgunluğu olmalı, ben podcast dinlemeye Türkçe alt yazılı flimler izlemeye, çalıştığım şirkette yabancı müşteriler ile konuşarak pratik yapmaya özen gösteriyorum. Önce dinleyin, okuyun ve en son da yazmaya bakın. Basit kelimeler kullandıkları için ilk önce çizgi flimler ile başlayın. Sonra haber çevirileri yapmayı deneyin, hatta iddalı bir söz diyeyim gündelik tutun tabii cümle hatası içerebilecek olduğunu da unutmamak lazım. Günlük dediysem bir cümle veya kısa bir olayı yazmanız dahi size etkili olacaktır. Asla ara vermeyin çok bunaldığınız zamanlarda dahi bunun zorunluluk değil ihtiyaç olduğunu hatırlayın. Ve son bir not kendinize özel bir kelime defteriniz olsun. Telefon defteri gibi kelimeleri ve yazılış ile okunuşlarını not alın.  

Farklı dilleri konuşmak için farklı insanlarla iletişim kurmalısınız. 😊  

Bir dili etkili ve verimli kullanmak istiyorsanız bunun yolu o dili aktif bir biçimde kullanmaktır. Teknoloji gelişti çok sayıda çevrimiçi sohbet ve arkadaşlık uygulaması sosyal medya grupları var. Yabancı dil konuşmak isteyen insanlar birbirlerine dillerini öğreterek karşılıklı etkileşim içine giriyorlar. Ama gördüğüm en etkili yol uygulayarak öğrenmektir.  

Aksan, söyleyiş biçiminizi kültür yapısına göre şekillendirin. 😊  

Dilin temeli kelimedir, doğru ifade etmekte her şeydir. İngilizce de bir çok fiil  ve kelime okunuşuna göre çok farklı anlamlara gelmektedir.  Yüksek sesle telafuz ederek birilerinin sizi düzeltmesini isteyin. Bir çok İngilizce kursu dil bilgisi konuşması ek dersleri sunmakta, ben bir kurumdan eğitim alırken konuşma pratiği hocasına Türkçe öğretmiş ama biz İngilizce öğrenememiştik. 

Kusursuz olamazsınız hata yapmaktan korkarsanız hata yaparsınız. 😊  

Eksik ya da hatalı sadece sağlıkta candan ediyor, pek çok sektörde maldan ediyor. Ama dil öğrenimi öyle değil, sürekli pratik sürekli tekrar haliyle azalan hatalar demek oluyor. Mükemmelliyetçilik’ ten öte elinizden geleni yapın. Yanlış ifade ettiğinizde birileri size gülebilir, umursamayabilir hatta amacınızı sorgulama gafletine düşebilir. Sizin amacınız belli… Ya bu dili öğrenirsiniz ya da bu dili konuşursunuz. Asla alınmayın küsmeyin o gülenler eğlenenler sizden daha iyi durumda olsalar da ilk zamanlar sizlerle aynıydı, şimdi sizler de onlar gibi olabilirsiniz.  

Ek not : Çok sık denk geldiğimiz ama, mizah amaçlı paylaştığım bir eleştiriyi de dil eğitimimiz için paylaşıyorum. 

 Basit bir cümle ile, bir arkadaşınıza ben geliyorum demezsiniz.  

Geliyorum dersin biter. 

Ama İngilizce konuşurken illla ki kalıp ben geliyorum. 

I am coming 

Bir ingiliz bunu demez.  Coming der geçer. 

Dil bilimde gelin dediğimiz coming bile çok komik bir halde… 

 Yazının Sözü Uygulaması :  

Dil öğrenimi bir bebeğin doğuşu kadar zor, emeklemesi ve yürümeye başlaması kadar heyecan vericidir. 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın